Bizimle iletişime geçin

Genel

Şeftalili Semizotu Salatası

Düzenleyen

on

Şeftalili Semizotu Salatası

Sağlıklı tarifler serimizde bugün, sağlığa olan faydalarının üzerinde sıkça durduğum semizotu ile yapılan şeftalili semizotu salatası tarifi var. Sıcak yaz günlerinde oldukça hafif ve bir o kadarda besleyici olan bu salatanın, şeftalili halini çok beğeneceğinize eminim…Yemeği de yapılan semizotunun en faydalı şekli tabi ki çiğ olarak tüketmeniz. O halde bu tarif bence denemeye değer…

Malzemeler

  • ½ bağ semizotu
  • ½ adet şeftali
  • 10 adet doğranmış fındık
  • 1 yemek kaşığı labne peyniri
  • 1 yemek kaşığı süzme yoğurt
  • 1 tatlı kaşığı keten tohumu
  • 1 tatlı kaşığı nar ekşisi

Yapılışı

  1. Semizotunun yapraklarını ayıklayın ve soğuk su dolu bir kabın içerisinde 20 dakika kadar bekletin. Bu sayede kendini bırakmış yaprakların formunu tekrar kazanabilirsiniz. Hatta içerisine buz parçaları koyarak bu süreci hızlandırabilirsiniz.
  2. Semizotu yapraklarını sudan alıp kurulayın ve salata tabağınızın zeminine yerleştirin. Şeftaliyi ikiye ayırıp dilimleyin ve semizotlarının üzerine yerleştirin.
  3. Boş bir kapta labne peynirini, süzme yoğurdu ve keten tohumunu karıştırıp salatanın ortasına konkav şeklini vererek koyun. Üzerine doğradığınız fındık parçalarını serpiştirin. Ve son olarak nar ekşisini salatanın üzerine gezdirerek servis edin.

Afiyet olsun… Hazırlanış videosunu izlemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Türkiye’de ilk Kez Uygulanan Yöntemle Reflü Tedavisi

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Türkiye'de ilk Kez Uygulanan Yöntemle Reflü Tedavisi

Toplumumuzun yüzde 25’inin kabusu olan reflü hastalığına Türkiye’de ilk kez uygulanan yöntemle reflü tedavisi yapıldı ve yüzde 90 oranında başarı sağlandı.

Ameliyatsız Reflü tedavisi MUSE, 2010 yılından beri dünyada uygulanıyor. Türkiye’de tedaviyi uygulayan ilk isim Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Pata. 45 ila bir saatlik bir endoskopi operasyonu sonrası hastanın sağlığına kavuştuğunu belirten Prof. Dr. Cengiz Pata, “Bu, kalıcı bir tedavi yöntemi ve başarı oranı yüzde 90’larda. Reflü sorununu bu tedavi şekliyle tamamen çözeceğiz” dedi. “DÜNYADA ÇOK SIK KULLANILIYOR”

Ameliyatsız Reflü tedavilerinin son yıllarda dünyada sıkça uygulandığını anlatan Prof. Dr. Cengiz Pata, “Reflü hastalığı çok sık görülen bir hastalık ve toplumun neredeyse yüzde 25’ini etkiliyor. Bizim bu kronik hastalığı ilaçlarla kesin tedavi etme şansımız yok. Kesin tedavi ya ameliyat ya da son yıllarda Ameliyatsız Reflü Tedavisi dediğimiz birtakım endoskopik anti Reflü (EART) tedavi yöntemlerinin kullanılması söz konusu oldu. Aslında bunlardan bir tanesi yemek borusunun alt ucuna yüksek derecede elektrik akımı verdiğimiz bir tedavi yöntemiydi. Bu yöntemi yıllarca kullandık. Birçok hastamızda başarılı sonuçlar elde ettik. Ama tabi tıp sürekli gelişiyor ve yeni tedaviler ortaya çıkıyor. Endoskopik Anti Reflü Tedavisi bunlardan bir tanesi. Hatta şu günlerde dünyada çok sık kullanılan tedavi yöntemlerinden bir tanesi” ifadelerini kullandı.

“Reflü Sorununu Çözeceğiz”

Hastaya genel anestezi verdiklerini ve aynı gün taburcu ettiklerini ifade eden Prof. Dr. Cengiz Pata, işlem hakkında şu bilgileri verdi:

” Hastayı tamamıyla uyutuyoruz ve cerrah arkadaşlar dışarıdan yemek borusunu sararak daraltıyorlar. Biz de endoskopi ile içeriden yemek borusuna zımba diye tabir edebileceğimiz birtakım dikişler var bunları atarak geniş alanı daraltma tekniğini uyguluyoruz. Burada bir ameliyat, karında kesi olmadığı için hastayı aynı gün içerisinde taburcu ediyoruz. Geçmişte kullandığımız endoskopik lazer yöntemlerinin başarısı yüzde 50-60’larda iken bu yöntemin başarısı yüzde 80-90’larda. Şimdiye kadar iki hastaya uyguladık sonuçlar da son derece başarılı. Hastaları hemen de taburcu ettik. Reflü sorununu bu şekilde çözeceğiz diye düşünüyorum.”

“Her Reflüde Bu Tedaviyi Uygulayamayız”

Tedavinin kalıcı olduğunun altını çizen Prof. Dr. Cengiz Pata, “Daha dirençli ve uzun vadede başarılı sonuçlar elde edebileceğimiz bir tedavi. Gelecekte daha çok tercih edeceğiz diye düşünüyorum. Her reflü için ‘gelin tedavi edelim’ demiyoruz. Birçok semptom reflü ile karışabilir o nedenle kesin tanının koyulması lazım. Bunun için doğru bir gastroskopi, doğru bir PH metre testi ve gerekiyorsa manometri testi yapılması gerekiyor. Bunlardan sonra eğer reflü tanısı varsa sıra doğru tedaviyi seçmeye gelir. Önce hastayı doğru seçeceğiz ardından da doğru bir tedavi uygulayacağız” dedi.

“45 Dakikalık Bir İşlem”

İşlemin hasta açısından son derece kolay olduğunu söyleyen Prof. Dr. Cengiz Pata, “Hasta, endoskopiye gelmiş gibi önce hafif bir ilaç vererek hastamızı uyutuyoruz. İşlem sırasında normal gastroskopiden biraz daha geniş bir cihazla boğazdan giriyoruz. Genel anestezi ile 45 dakika ile bir saat arasında süren bir işlem uyguluyoruz. İşlem sonrası hasta 4 ile 6 saat arası gözlemleniyor. Her şey yolunda ise hastayı taburcu ediyoruz. O gün hastada sadece biraz boğaz ağrısı olabilir” ifadelerini kullandı.

Reflünün Nedenleri Neler?

Gastroözofageal Reflü hastalığının adeta bir salgın gibi yayıldığını anlatan Prof. Dr. Cengiz Pata, “Toplumda 4 kişiden birinde görülüyor. Ciddi bir sağlık sorunu; neden daha sık görülmeye başlandı? Elbette kesin konuşmak için geniş epidemiyolojik çalışmalar gerekli. Ancak, obezite ciddi sorun ve sürekli kilo alıyoruz. Avrupa’ ya baktığımızda, Türkiye obezitede neredeyse birinci sıradadır. Obezite, reflüyü birinci dereceden etkiliyor. Harekete ve spora vakit ayırmıyoruz. Ötesi beslenme alışkanlıklarımız değişti, klasik sulu gıdalar yerine fastfood diye tabir edebileceğimiz kuru gıdaları daha sık tüketiyoruz. Biliyoruz ki bunlar reflü artışına yol açmaktadır. En önemli önlem az az ve sık sık yemektir. Su dahi içiyorsanız buna dikkat etmelisiniz. Akşam yemeğinin hafif yenmesi önemlidir. Yatmadan 2 saat önce yeme içmeyi kesin. Biraz yüksek yastıkta yatmaları hastalara konfor sağlayacaktır” uyarısında bulundu.

Reflüyle ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Genel

Yeşil Dev

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Yeşil Dev

Sağlıklı tarifler serimizde bugün hocam Dr. Mehmet Öz’ün tarifi olan yeşil dev adlı karışımı var. Şifa kaynağı bu içecek, sizleri kanserden korumaya yardımcı olabilir. Karışımın herhangi bir yan etkisi bulunmuyor ancak içeriğindeki besinlere karşı alerjiniz varsa, doktorunuza danışmanızı tavsiye ederim.

Malzemeler

  • 6 adet yeşil elma
  • 4 adet havuç
  • 2 adet salatalık
  • 1 bardak organik yoğurt
  • Buz

Hazırlanışı

  1. Elma, havuç ve salatalığın robot yardımıyla suyunu sıkın.
  2. Tüm sebzelerin suyunu büyük bir kapta karıştırın.
  3. Buz ve yoğurdu da ekledikten sonra son kez tekrar karıştırın.
  4. Karışımınız hazır, afiyetle içebilirsiniz.
  5. Bu karışımı haftada en az 2 kez, dilerseniz de her gün tüketebilirsiniz.

Afiyet olsun.

Farklı bir sağlıklı içecek tarifi için burayı tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Genel

Sigara Nefes Darlığına Sebep Olur

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Sigara Nefes Darlığına Sebep Olur

Sigara ve sağlığımız üzerindeki olumsuz etkileri herkes tarafından bilinen bir gerçek. Sigaranın içerisinde bulunan birçok zararlı kimyasal maddeler nefes ile beraber akciğerlere çekildiğinden akciğerlerin her türlü zararla karşılaşacağından birçok rahatsızlığın oluşabildiği görülmektedir. Sigara nefes darlığına sebep olur. Tüm bu olumsuzluklara rağmen sigara içmeyi vazgeçilmez bir alışkanlık haline getirenler, duyduklarını dinlememeyi tercih ederler. Sigarayı bırakmak için, sigaranın en önemli zararlarını bir kez daha hatırlatmakta fayda olduğunu düşünüyorum…

Sigaranın neden olduğu hastalıkların başında akciğer kanseri, kardiyovasküler hastalık ve Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı olan KOAH gösterilmektedir. Sigara içmek aynı zamanda birçok kansere türüne, bronşit ve amfizem gibi rahatsızlıklara, kemik erimesine, gebelikte sorunlar yaşanmasına, diş eti hastalıklarına, beyinde felç riskine, cilt bozukluklarına, mide ülserine davetiye çıkarmaktadır ve bu liste daha da uzayabilir. Ayrıca sigara içenlerde akciğer kanseri 15, gırtlak kanseri 16, ağız kanserleri 10 kat artış gösteriyor. Siz de artık sigarayı bırakmalısınız!

Sigara Nefes Darlığına Sebep Olur

Sigara, solunum yolu problemlerinin en önemli sebeplerinden biri. Katran, hidrokarbonlar, arsenik, sülfür ve irritanlar hava yolunun en önemli parçalarından olan mukozaya zarar verir.

Salgı kanalları vazifelerini gerektiği gibi yapamamaya başlarlar ve kuruluk gelişir. Bu da balgam oluşumuna sebep olur. Balgam bir süre sonra birikmeye başlar.Enfeksiyon ve benzer sebeplerle bronşit ve uzun vadede amfizem gelişir. Bu gibi solunum yolu hastalıklarının ilerlemesi ciddi nefes darlığına ve neticede KOAH’a sebep olur. Yapılan araştırmalar sigaranın KOAH gelişme ihtimalini 15 kat artırdığını gösteriyor.

Sigaranın bilinen bir diğer tehlikesi ise damar tıkanıklığı sebebiyle gelişen felce sebep olması. Sigaranın içerdiği damar yapısını bozan zehirli maddeler, kanda pıhtılaşmaya neden oluyor.Zaten pıhtı, felcin ana nedenidir.

KOAH nedir?

Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı KOAH, bronş adı verilen hava keseciklerinin tıkanması sonucunda akciğerlere alınan temiz havanın yeterince emilememesi ve dokulara yeterli miktarda oksijenin ulaşmaması sonucunda; nefes darlığı, solunum güçlüğü ve öksürük gibi şikayetleri beraberinde getiren ilerleyici ve kronik bir rahatsızlıktır.

Astım ve KOAH Arasındaki Farklar

Uzmanlar özellikle KOAH ve astımın semptomlarının benzer özellikler taşıdığına dikkat çekerek bu iki hastalığın birbirine karıştırılmaması yönünde uyarılarda bulunuyorlar.

Astım her yaşta görülebilirken, KOAH daha çok 40 yaş üzeri bireylerde ve uzun süre sigara içenlerde görülür. Astım rahatsızlığında uygun bir tedavi ile hasta tamamen iyileşebilirken KOAH’ta hastanın durumu tam anlamıyla düzelmeyebilir. Astımda hastalığı tetikleyici faktörler arasında ise koku, polen, kedi – köpek alerjileri vb. yer alırken, KOAH’ta tetikleyici faktörler arasında mesleki maruziyet, sigara ve hava kirliliği yer alıyor.

Sigara İçmek KOAH’ın Başlıca Nedenidir!

Bir hastaya KOAH teşhisi ancak fiziksel muayene, test sonuçlarına ve ortaya çıkan semptomlara göre konur.

Astım, kronik bronşit ve amfizemi kapsayan KOAH semptomları arasında yorgunluk, nefes darlığı, özellikle sabahları ortaya çıkan kronik öksürük ve balgam çıkarma, hırıltılı solunum, göğüs sıkışması, öksürük esnasında aşırı balgam tükürme, ayak veya bacaklarda şişme ve hatta dudak ve tırnaklarda mavi ton görülebilir.

Sigara içmek dışında, zararlı gazların solunması, kimyasallara ve toza maruz kalma ve hava kirliliği hastalığın nedenleri arasında yer alır.

Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) daha çok bir erkek hastalığı olarak bilinse de, 2014 yılındaki çalışmalarda Harvard Kadın Sağlığı İzleme Örgütü’ne göre, kadınlarda bu kronik akciğer rahatsızlığı daha fazla görülüyor. Öyle ki, erkeklerden daha fazla kadınlarda KOAH’tan ölüm oranı yaklaşık yarısından fazlasını oluşturuyor.

Sigara içmek KOAH’ın başlıca nedenidir ve KOAH hem kronik bronşiti hem de amfizemi içeren bir akciğer rahatsızlığı olup, hastalar genel olarak nefes almada zorluk ve kronik öksürük çekerler.

Yapılan araştırmalarda, kadın akciğerinin sigara dumanın zehirli etkilerine karşı erkeklerinkine oranla daha savunmasız olabildiği ortaya çıkıyor. Hatta kadınların daha erken yaşta ve daha şiddetli akciğer hastalığı yaşadıklarını diyabet, Alzheimer ve meme kanserinden daha fazla ölüm oranına sahip olduğunu gösteriyor. Araştırmacılar, sebep olarak da kadınların anatomik yapısı ve östrojen hormonu üzerinde duruyor.

Siz de KOAH’tan Korunun!

KOAH tedavisinin iki ana amacı vardır. Birincisi hastalığın bulgularını düzeltmek ya da azaltmak, ikincisi ise hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaktır. Günümüzde KOAH’ı ortadan kaldıracak, tamamen düzeltecek bir tedavi seçeneği yoktur. Ancak sigaradan uzak durmak bu hastalığı çok büyük ölçüde önler.

Alkol ve sigarayı bırakın çünkü hem erkekler hem de kadınlar için en önemli risk faktörüdür. KOAH tedavisinin temelinde bu hastalığının birincil nedeni olan sigara ilgili ölümlerin %90’ına kadar sorumludur ve her türlü tütün mamulünün hayatınızdan çıkartılması yer alıyor. Sigarayı bırakmayan hastalarda tedavi sırasında verilen ilaçların da yeterli derecede faydası olmamaktadır. Bunun yanında, sigara kullanımına devam edilmesi ile birlikte hastalığın belirtileri her geçen zaman içerisinde artarak kişinin yaşam kalitesini azaltır. Sigara dumanı dışında, solunum yollarını tahriş edebilecek kimyasalların solunumu ve hava kirliliği de akciğerlerinizin rahatsızlanma riskini arttırabilir.

Evinizi sık sık havalandırın Çok iyi bilinmektedir ki hastalıklar en çok ellerinizden bulaşır. Bu nedenle, ellerinizin temizliğine gereken önemi verin ve ellerinizi sık sık yıkamayı unutmayın.

Evinizde ise ortamın yeterince havalandırıldığından emin olun. Düzenli olarak pencerelerinizi açarak evinizin havasını temiz tutmaya çalışın ve kesinlikle evde sigara içilmesine müsaade etmeyin. Özellikle evde kir ve toz toplamaya oldukça müsait olan halı ve perde gibi eşyalarınızdan kurtulun.

Hasta bireylerden uzak durun çünkü alt ve üst solunum yolları hastalıklarında mikroplar öksürük ve hapşırma ile kolayca etrafa yayılır ve bulaşıcıdır. Nefes alıp verdiğinizde de bu virüsler ya da mikroplar kolayca hastalığın size geçmesine neden olabilir. Bu da durumunuzu daha da ağırlaştırabilir. Bu nedenle soğuk algınlığı ya da grip gibi rahatsızlıklarda tedbiri elden bırakmayın ve mutlaka bir doktora başvurun.  Çünkü sağlıklı bireylerde hafif atlatılabilen bu hastalıklar KOAH hastalarında mevcut durumun daha da kötüleşmesine sebebiyet verebilir. Zaman zaman hastalar için hastaneye yatış gerekebiliyor. Hatta daha da vahim olanı hastalığı ağır olanlarda ölüme bile neden olabilir.

Sağlıklı beslenin ve dengeli beslenin. Tıka basa yemek yerine az ve sık öğünler tercih edin. Gaz yapan yiyecek ve içeceklerden nefes darlığı şikayetini arttırabileceğinden mümkün olduğunca uzak durun. Ayrıca bol sıvı tüketimi de hastaların dikkat etmesi gereken hususlar arasında yer alır.

Egzersiz yapmayı ihmal etmeyin çünkü düzenli yapılan egzersizler semptomlarını hafifletmede yardımcı olabilir. Solunum kaslarınızı ve kalbinizi güçlendirebilir, depresyonla mücadele etmenize, kilo vermenize ve hatta vücudunuzun oksijeni daha iyi kullanmasına yardımcı olabilir. Egzersiz yaparken de kendinizi çok fazla zorlamayın. Haftanın üç günü 30 dakika yürüyüş bile sizin için yeterli olacaktır.

Doktorunuzu ziyaret edin çünkü sık sık yapılan kontroller bu hastalar için önemlidir, bu şekilde doktorunuz hastalığınızın seyrini ve verilen ilaçların etkilerini izleyebilir ve gerekiyorsa size yeni tedavi seçenekleri sunabilir. Bu hastalığın kesin bir tedavisi yoktur ancak uygulanacak doğru tedavi programı ile hastalığın semptomlarını kontrol etmeye ve hastalığın ilerlemesini geciktirmeye yardımcı olabilir.

Sigaranın sağlığa zararlarıyla ilgili farklı bir yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar