Bizimle iletişime geçin

Genel

Şah Damarı Daralması Belirtileri ve Tedavisi

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Şah Damarı Daralması Belirtileri ve Tedavisi

Şah damarı, boynun iki yanında bulunan, beyne ihtiyacı olan oksijen ve kan alışverişini sağlayan damardır. Bu damarda meydana gelen daralmalar sonucunda bireyler ciddi şekilde zarar görebilmektedir. Şah damarı daralması, kişilerin felç geçirmesine ve hatta ölümüne dahi neden olabilir.

Şah Damarı Daralması Belirtileri Nelerdir?

Şah damarı daralması belirtileri görüldüğünde bir an önce tedaviye başlanmalı ve önlem alınmalıdır. Çünkü bu rahatsızlık vakit kaybetmeden müdahale edilmesi gereken bir durumdur. Ancak bu daralma çoğu zaman oldukça yavaş ilerlemektedir. Hatta daralma bazı durumlarda risk oluşturacak duruma gelene kadar belirti vermeyebilir. Önlem alınmadığı ve tedavide geç kalındığı durumlarda felç ve ölüme giden durumlar meydana gelebilir.

Şahdamarı daralmasının pek çok belirtisi olabilir. Bu belirtileri şöyle sıralayabiliriz:

  • Yüzün tamamında ya da bir kısmında uyuşma,
  • Hastanın el ve kollarına uyuşma,
  • Konuşmada zorlanma,
  • Yüzün tek bir tarafında sarkma,
  • Şiddetli baş dönmesi,
  • Gözlerden birinde oluşan körlük,
  • Şiddetli baş ağrısı

Yukarıda bahsedilen belirtilerden birkaçını yaşıyorsanız hiç vakit kaybetmeden bir doktora başvurmalısınız.

Şah Damarı Daralması Tedavisi

Şah damarının tıkanması durumunda beyin yeterli oksijen ve kan alamaz. Bu daralma yüzde elliyi geçtiğinde risk oluşmaya başlar ve yüzde seksene ulaştığında felç riski söz konusu olabilir. Kanın pıhtı atması durumunda ise bu risk ölüme kadar hızla artmaktadır.

Şah damarı daralması öncelikli olarak ilaç tedavisi ile başlar. Bunun için kanı sulandırıcı ve inceltici ilaçların yanında hastanın beslenmesi de düzene sokulmalıdır. İlaç ile tedavi edilemeyen tıkanıklıklar, cerrahi müdahale gerektirebilir. Ameliyat ile damar içerisinde daralmaya neden olan katman temizlenir. Endarterektomi olarak adlandırılan ameliyat sonucunda felç ve ölüm riski ortadan kaldırılmaktadır.

Ameliyat öncesinde hastanın daralan şah damarının anjiyografisi ve doopler ultrasyanografisi alınır. Darlığın oranı ve alanı kesin olarak tespit edildikten sonra ameliyata karar verilir. Ameliyat sırasında hastaya lokal anestezi ya da genel anestezi uygulanır. Daralma olan bölge antiseptik madde yardımı ile temizlenir ve mikroplara karşı temizlenir. Yine daralmanın bulunduğu bölgenin üstüne yaklaşık on iki santim civarında kesik atılır ve cerrahi müdahaleye başlanır. Bu sırada hastaya beyninin oksijen ve kansız kalmaması adına “şant” denilen geçici damar takılır. Darlığa neden olan etken temizlendikten sonra damardaki kan akımı kontrol edilir ve hastaya diren takılarak müdahale edilen bölge kapatılır.

Tüm bunların yanında şah damarı daralması ameliyatı sonrasında hasta alkol ve sigaradan uzak durmalı ve zorlayıcı hareketler yapmamaya özen göstermelidir.

Şah damarıyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Güncel tedavi yöntemleri ile hastalığınızdan kurtulmak için hemen randevu alın.  +90 551 379 72 56

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Masa Başında Çalışanlara Özel Egzersizler

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Masa Başında Çalışanlara Özel Egzersizler

Uzun süre masa başında oturanların en büyük biriside kas iskelet sorunlarıdır. Oysaki masa başında çalışanlara özel egzersizler ile bu sorun ortadan kaldırılabiliyor.

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Duygu Geler Külcü, uzun süre bilgisayar başında çalışanların kas ve iskelet sistemlerinde sorunlar oluştuğunu belirterek “Ergonomik önlemler ve bazı egzersizlerle bu sorunlar önlenebilir” diyor.

Uzun süre masa başında oturanların en büyük sorunlarından olan kas iskelet sorunları birkaç basit önlemle ortadan kaldırılabiliyor. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Duygu Geler Külcü, ofis yaşamın beraberinde getirdiği sorunlarla ilgili olarak “Ofis çalışanları uzun süre masa başında, bilgisayar karşısında vakit geçirirler. Klavye ve mouse kullanılması gibi bazı tekrarlayıcı aktiviteler, yanlış postür (duruş), stres ve kötü ergonomiye bağlı olarak bir süre sonra ofis çalışanlarında kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları ortaya çıkar” diyor.

Dr. Külcü, bu hastalıklar ve belirtileri ile ilgili olarak da şunları söylüyor:

“Boyun, sırt, kol ve belde ağrı, kollarda, parmaklarda uyuşma, hareket güçlüğü gibi belirtiler ortaya çıkar. Ofis çalışanlarında en sık görülen kas-iskelet sitemi rahatsızlıkları boyunda kas zorlanması, el bileğinde sinir sıkışması, omuz, dirsek, el bileği ve başparmakta tendon hasarıdır. Bu rahatsızlıklara bağlı olarak her geçen gün yaşam kalitesi biraz daha bozulmaktadır. Oysaki bu rahatsızlıklar ergonominin desteklenmesi, çalışma sırasında kısa molalar verilmesi ve iş yerinde yapılabilecek ve vakit almayacak bazı basit egzersizlerle önlenebilir.”

Bilgisayar karşısında çalışanlar için ergonominin desteklenmesi gerektiğini belirten Dr. Külcü yapılması gerekenleri şöyle anlatıyor:

  • Oturma yeri, masa, klavye, ekran ve mouse’un yüksekliği çalışana uygun olmalıdır.
  • Monitör, çalışan kişinin tam karşısında ve kol uzunluğu mesafesinde olmalıdır.
  • Ekranın üst yüzeyi kişinin göz hizasında olmalıdır.
  • Klavye ve mouse’un aynı hizada olmasına dikkat edilmelidir.
  • Mouse kullanılırken çok sıkmadan hafif dokunmayla kullanılmalıdır.
  • El bileğinin nötral (düz, 0 derecede tutulması) pozisyonda olması, el bileğinde sinir sıkışması riskini azaltır. Normalde klavyeler 6 derece eğimlidir. Bu eğimin aşağı doğru indirilmesi ile el bileğinin nötral pozisyonda çalışması mümkün olmaktadır.
  • Uzun süre oturulmamalıdır. Çünkü oturma omurga üzerine fazla baskı olmasına neden olur. Ayrıca, bacak ve ayaklar için de sakıncalıdır. Kan dolaşımı zorlaşır, bacaklarda kan göllenir.
  • Otururken bel desteklenmelidir. Dik oturmaya özen gösterilmelidir. Bel-kalça açısı 90 derece, ayaklar yere değecek şekilde oturulmalıdır. Gerekirse ayakaltına destek konulabilir.
  • Otururken kalça ve dizler aynı seviyede olmalıdır. Diz arkaları sandalyeye değmemelidir.
  • Kol destekli sandalye kullanılmalıdır.
  • Bilgisayarda yapılacak işlerin dışında da işler varsa bunlar dönüşümlü olarak yapılmalıdır.

Bütün bu öneriler ve ofis egzersizlerinin yanı sıra ağrı ve diğer şikâyetler birkaç gün içinde geçmiyorsa, tekrarlayıcı ise doktora başvurulması gerektiği unutulmamalıdır.”

Ofis Egzersizleri

Öğle yemekleri masa başında atıştırarak geçiştirilmemelidir. Göz yorgunluğunu önlemek için gözü zaman zaman ekrandan ayırıp uzakta bir noktaya odaklanmalı, 10–15 sn gözler kapatılıp dinlendirilmelidir. Saat başı 5–10 dakika mola vermeli ve basit bazı egzersizler yapılmalıdır. Ofiste yapılabilecek egzersizler için bazı örnekler aşağıdadır:

Boyun egzersizleri: Nefes alıp başı yana döndürüp tekrar nefes vererek nötral (karşıya bakar pozisyona) doğal pozisyona getirin. Başı nefes alıp yukarı kaldırıp, nefes vererek çene göğse değecekmiş gibi aşağı indirin. Başı saat yönünde ve aksi yönde başı omuzlara değecekmiş gibi döndürün. Bu hareket sırasında normal nefes alıp verin. Her hareketi 5 kez tekrarlayın.

Nefes egzersizleri: Ayakta veya rahat bir pozisyonda bir el karında diğer el göğüs üzerindeyken burundan yavaşça nefes alın. 4 saniye bekleyin. Ağızdan yavaş yavaş nefes verin. Hareketi 5 kez tekrar edin.

Omuzlar: Omuzları kulaklara yaklaştırır gibi yukarı kaldırın, 3 saniye bu şekilde bekleyin. Omuzları kendi ekseni etrafında arkaya ve aşağı doğru, daha sonra öne ve aşağı doğru döndürün. Otururken ellerinizi başın arkasında birleştirin, dirsekleri iyice geriye alın derin nefes alıp 30 saniye bekleyin. Nefes verin ve gevşeyin. Bu hareketleri 5 kez tekrarlayın.

Ayak egzersizleri: Otururken ayakları ayak bileklerinden kendi ekseni etrafında çevirin. Her yöne 5 kez tekrarlayın.

El bileği germe: Parmaklar yukarı bakacak şekilde kolları dümdüz öne uzatın. Bir elinizler diğer elin parmaklarını kendinize doğru çekin. 20 saniye bekleyin. Sonra bırakın ve gevşeyin. Aynı hareketi diğer eliniz için yapın. Her iki el için hareketi 5 kez tekrarlayın.

Egzersizle ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Genel

Göz Altı Torbaları Yorgun Bir Görünümün Nedeni

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Göz Altı Torbaları Yorgun Bir Görünümün Nedeni

Yüz estetiğinin en önemli bölgelerinden biri olan göz çevresi, zamanla işlevsel ve estetiksel problemlere neden olabiliyor. Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Dr. Yelda Bice, göz altı torbaları yorgun bir görünümün nedeni dedi göz çevresi estetiği ile ilgili uygulanması gereken yöntemleri anlattı.

Bazı kişilerde göz altı torbalarının oldukça belirgin olduğunu belirten Dr. Yelda Bice, “ Göz altı torbaları yorgun bir görünüme sebebiyet vermekte. Bu da kişilerin olduklarından yaşlı ve uykusuz görünmelerine yol açmaktadır. Yüz estetiğinde en önemli unsurlardan biri olan gözler ve çevresi olumsuz şartlardan etkilenerek kişilerin psikososyal yaşamını da olumsuz etkileyebilmektedir” dedi. Göz altı torbalarının oluşumu ile ilgili bilgi veren Bice, “Yaşlanma ile birlikte göz çevresindeki derinin incelip sarktığını ve bağlarının zayıflaması nedeni ile göz çevresinde yağ dokusu dışarıya doğru fıtıklaşarak göz altı torbaları oluşmaktadır. Yetersiz uyku, yorgunluk ve stres, yetersiz su alımı, genetik özellikler, alerji varlığı, sık sık gözleri kaşımak ve bölgeyi tahriş etmek, regl dönemi, sigara ve alkol kullanımı, sık güneş maruziyeti ve çeşitli hastalıklar bu bölgenin torbalanmasına neden olabilen diğer faktörlerdir. Tabi ki torbalanma ile birlikte bölgenin deri renginde de değişiklikler, koyulaşma ve morarma beraberinde oluşabilecek problemlerdir”diye belirtti.

“Uygulamaya başlamadan önce derideki sarkmanın tespiti önemlidir”

Göz altı torbalarının giderilmesi hakkında bilgi veren Uzman Dr. Yelda Bice, “ Tedavide deri sarkmasının ve torbalanmanın derecesi önemlidir. İleri derecelerde blefaroplasti denilen alt üst kapak estetik ameliyatları veya yağ enjeksiyonları yapılabilmekteyken, hafif-orta derecelerde fraksiyonel ablatif lazerler, prp, mezoterapi ve hyalüronik asit dolgu yani gözaltı ışık dolgusu uygulamaları ile deri kalitesi arttırılarak torbalar küçültülebilmektedir. Ayrıca deri kalitesini artıracak lazer ve hyaluronik asit kombinasyon tedavileri de bölge problemini azaltacaktır. Ayrıca alltaki probleme yönelik uyku ritmi ve alışkanlığının düzenlenmesi, göz çevresi ürün kullanımı da alınabilecek önlemlerdendir” diye belirtti.

Estetikle ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Genel

Türkiye’de ilk Kez Uygulanan Yöntemle Reflü Tedavisi

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Türkiye'de ilk Kez Uygulanan Yöntemle Reflü Tedavisi

Toplumumuzun yüzde 25’inin kabusu olan reflü hastalığına Türkiye’de ilk kez uygulanan yöntemle reflü tedavisi yapıldı ve yüzde 90 oranında başarı sağlandı.

Ameliyatsız Reflü tedavisi MUSE, 2010 yılından beri dünyada uygulanıyor. Türkiye’de tedaviyi uygulayan ilk isim Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Pata. 45 ila bir saatlik bir endoskopi operasyonu sonrası hastanın sağlığına kavuştuğunu belirten Prof. Dr. Cengiz Pata, “Bu, kalıcı bir tedavi yöntemi ve başarı oranı yüzde 90’larda. Reflü sorununu bu tedavi şekliyle tamamen çözeceğiz” dedi. “DÜNYADA ÇOK SIK KULLANILIYOR”

Ameliyatsız Reflü tedavilerinin son yıllarda dünyada sıkça uygulandığını anlatan Prof. Dr. Cengiz Pata, “Reflü hastalığı çok sık görülen bir hastalık ve toplumun neredeyse yüzde 25’ini etkiliyor. Bizim bu kronik hastalığı ilaçlarla kesin tedavi etme şansımız yok. Kesin tedavi ya ameliyat ya da son yıllarda Ameliyatsız Reflü Tedavisi dediğimiz birtakım endoskopik anti Reflü (EART) tedavi yöntemlerinin kullanılması söz konusu oldu. Aslında bunlardan bir tanesi yemek borusunun alt ucuna yüksek derecede elektrik akımı verdiğimiz bir tedavi yöntemiydi. Bu yöntemi yıllarca kullandık. Birçok hastamızda başarılı sonuçlar elde ettik. Ama tabi tıp sürekli gelişiyor ve yeni tedaviler ortaya çıkıyor. Endoskopik Anti Reflü Tedavisi bunlardan bir tanesi. Hatta şu günlerde dünyada çok sık kullanılan tedavi yöntemlerinden bir tanesi” ifadelerini kullandı.

“Reflü Sorununu Çözeceğiz”

Hastaya genel anestezi verdiklerini ve aynı gün taburcu ettiklerini ifade eden Prof. Dr. Cengiz Pata, işlem hakkında şu bilgileri verdi:

” Hastayı tamamıyla uyutuyoruz ve cerrah arkadaşlar dışarıdan yemek borusunu sararak daraltıyorlar. Biz de endoskopi ile içeriden yemek borusuna zımba diye tabir edebileceğimiz birtakım dikişler var bunları atarak geniş alanı daraltma tekniğini uyguluyoruz. Burada bir ameliyat, karında kesi olmadığı için hastayı aynı gün içerisinde taburcu ediyoruz. Geçmişte kullandığımız endoskopik lazer yöntemlerinin başarısı yüzde 50-60’larda iken bu yöntemin başarısı yüzde 80-90’larda. Şimdiye kadar iki hastaya uyguladık sonuçlar da son derece başarılı. Hastaları hemen de taburcu ettik. Reflü sorununu bu şekilde çözeceğiz diye düşünüyorum.”

“Her Reflüde Bu Tedaviyi Uygulayamayız”

Tedavinin kalıcı olduğunun altını çizen Prof. Dr. Cengiz Pata, “Daha dirençli ve uzun vadede başarılı sonuçlar elde edebileceğimiz bir tedavi. Gelecekte daha çok tercih edeceğiz diye düşünüyorum. Her reflü için ‘gelin tedavi edelim’ demiyoruz. Birçok semptom reflü ile karışabilir o nedenle kesin tanının koyulması lazım. Bunun için doğru bir gastroskopi, doğru bir PH metre testi ve gerekiyorsa manometri testi yapılması gerekiyor. Bunlardan sonra eğer reflü tanısı varsa sıra doğru tedaviyi seçmeye gelir. Önce hastayı doğru seçeceğiz ardından da doğru bir tedavi uygulayacağız” dedi.

“45 Dakikalık Bir İşlem”

İşlemin hasta açısından son derece kolay olduğunu söyleyen Prof. Dr. Cengiz Pata, “Hasta, endoskopiye gelmiş gibi önce hafif bir ilaç vererek hastamızı uyutuyoruz. İşlem sırasında normal gastroskopiden biraz daha geniş bir cihazla boğazdan giriyoruz. Genel anestezi ile 45 dakika ile bir saat arasında süren bir işlem uyguluyoruz. İşlem sonrası hasta 4 ile 6 saat arası gözlemleniyor. Her şey yolunda ise hastayı taburcu ediyoruz. O gün hastada sadece biraz boğaz ağrısı olabilir” ifadelerini kullandı.

Reflünün Nedenleri Neler?

Gastroözofageal Reflü hastalığının adeta bir salgın gibi yayıldığını anlatan Prof. Dr. Cengiz Pata, “Toplumda 4 kişiden birinde görülüyor. Ciddi bir sağlık sorunu; neden daha sık görülmeye başlandı? Elbette kesin konuşmak için geniş epidemiyolojik çalışmalar gerekli. Ancak, obezite ciddi sorun ve sürekli kilo alıyoruz. Avrupa’ ya baktığımızda, Türkiye obezitede neredeyse birinci sıradadır. Obezite, reflüyü birinci dereceden etkiliyor. Harekete ve spora vakit ayırmıyoruz. Ötesi beslenme alışkanlıklarımız değişti, klasik sulu gıdalar yerine fastfood diye tabir edebileceğimiz kuru gıdaları daha sık tüketiyoruz. Biliyoruz ki bunlar reflü artışına yol açmaktadır. En önemli önlem az az ve sık sık yemektir. Su dahi içiyorsanız buna dikkat etmelisiniz. Akşam yemeğinin hafif yenmesi önemlidir. Yatmadan 2 saat önce yeme içmeyi kesin. Biraz yüksek yastıkta yatmaları hastalara konfor sağlayacaktır” uyarısında bulundu.

Reflüyle ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar