Sosyal Medya

Bilinçli hasta

Sağlıksız Ofis Zatürreye Neden Olabilir!

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Kış mikropları sağlıksız ofislerde çalışanları daha çok etkiliyor!

Havanın buz kestiği bugünlerde pek çoğumuz, kendimizi bir an önce ofise atmaya çalışıyoruz. Öğle tatillerinde değil yürüyüş yapmak, çalışma masamızdan kalkmıyoruz bile. Peki ya asıl tehlikenin tam da yanıbaşımızda olabileceğini söylesek! Yanlış duymadınız. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Pelin Uysal, gripten zatürreye birçok kış hastalığına, sanılanın aksine soğukların değil kapalı ve sağlıksız ortamlardaki mikropların davetiye çıkardığını, kış mikroplarının sağlıksız ofis ortamlarında çalışanları daha çok etkilediğini vurguluyor. Pencerelerin sürekli düzenli aralıklarla açılarak ortamın havalandırılması gerektiğini belirten Dr. Pelin Uysal, sağlıksız ofislerde çalışanları bekleyen tehlikeleri ve nasıl önlemler alabileceğimizi anlattı; önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Günümüzün büyük bölümünü işyerinde geçiriyoruz. Peki oturduğumuz sandalye ve koltuktan klimaya, pencereden havalandırma sistemlerine, yer döşemelerinden çalışma masasına çalışma ortamımız ne derece sağlık dostu? Zira bu çok önemli detaylar bel ve sırt ağrılarından alerjiye, göz kuruluğu ve obeziteden bağırsak tembelliği ve depresyona dek birçok hastalığa zemin hazırlayabiliyor. Onlardan biri de virüsler ve bakterilerin yol açtığı gribal enfeksiyonlar hatta zatürre! Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Pelin Uysal, kışın dondurucu soğuklarıyla karşı karşıya kaldığımız bugünlerde pekçok virüs ve bakteri çeşidinin dört bir yanda kol gezdiğini belirterek “Kışın gribal enfeksiyonlara hatta zatürreye sanıldığı gibi soğuk hava değil, sağlıksız, düzenli havalandırılmayan kalabalık ortamlar ve ofisler davetiye çıkarıyor” diyor. Bugünlerde grip ve alt solunum yolu enfeksiyonları ile klimaya bağlı alerjik ve bakteriyel hastalıkların arttığını vurgulayan Dr. Pelin Uysal, “Kışın dondurucu soğuğu nedeniyle kapalı ve kalabalık ortamlarda daha fazla kalıyoruz. Hal böyle olunca gerek kapalı alışveriş mekanlarında geçirilen uzun saatler, gerekse işyerlerimizde ortak soluduğumuz havada bulaşması nedeniyle solunum hastalıklarında artış gözlemlemekteyiz. Hastalar sıklıkla öksürük, balgam, nefes darlığı, hırıltı, ateş, kırgınlık gibi belirtilerle hekime başvurmaktadırlar. Özellikle gribal enfeksiyonlar, zatürre, astım ve KOAH atakları, akut bronşit ve soğuk algınlığı sonrası uzamış geçmeyen öksürükle karakterize bronş hiperreaktivitesi (solunum yolu hassasiyeti) en sık görülen solunum hastalıklarıdır” diyor.

Hava kirliliği de tetikliyor!

Hava kirliliğinin de hastalıkları büyük ölçüde tetiklediğini, ev içinde ya da ofis ortamında havada bulunan tahriş edici maddelerin özellikle astımlı hastaları sağlıklı kişilerden daha fazla rahatsız ettiğini ve astım belirtilerinin ortaya çıkmasını kolaylaştırdığını vurgulayan Dr. Pelin Uysal “Bu tahriş edici maddelerin bazıları kokularından tanınabileceği gibi bazılarının varlığı bile fark edilmeyebiliyor. Sigara, gaz ocağı ve gazlı ısıtıcılar, arızalı kalorifer kazanları, kapalı garajda çalışan araba, odun sobası ve şömine, formaldehit madde salınımı yapan mobilya yalıtım malzemeleri, bina temellerinden mekanlara sızan radon gazı bu tahriş edici maddeler arasında sayılabilir. Motorlu taşıtlardan, sanayi ya da konutlarda kullanılan yakıtlardan kaynaklanan gaz ve tanecikler solunum yollarını tahriş eder. Dış ortamda hava kirliliğinin yoğun olduğu günlerde gereksiz aktivitelerden kaçınılmalı, evin pencereleri kapalı tutulmalıdır” diyerek uyarıyor.

Klimaların kışın da mutlaka bakımı yapılmalı!

Klimaların yaz aylarında olduğu kadar kışın da tehlikeye zemin hazırlayabildiğini vurgulayan Dr. Pelin Uysal “Solunumsal hastalıklarda klimanın temizliği, bakımının düzenli yapılması, havalandırmanın yeterli olması kritik rol oynuyor, hastalık riskini artırıyor. Bakımı yapılmamış klimaların kullanıldığı nemli ortamlarda legionella bakterisinin neden olduğu zatürre bulguları gözlenebiliyor. Özellikle alkol ve sigara kullanımı halinde söz konusu risk daha da artıyor” diyor.

Ofiste hastalıklardan korunma yolları

  • Ellerinizi sık sık yıkayın.
  • Kronik hastalığınız varsa ya da bağışıklığınız zayıfsa grip ve zatürre aşısı yaptırın.
  • Birbirinizle sarılıp öpüşmeyin. Başınızla selamlaşın, Japon selamı verin.
  • Kapı kollarını kağıt mendil ile tutun.
  • Ofisin düzenli temizlenip temizlenmediğine dikkat edin.
  • Soğuğa rağmen öğle aralarında ya da küçük zaman dilimleri yaratarak mutlaka kısa bir yürüyüş yapın.
  • Gün içerisinde hareketsiz kalmamak için ara sıra işiniz olmasa da merdiven inip çıkın.
  • Abur cubur, hazır ürünlerden uzak durun; sağlıklı beslenmeye dikkat edin, kendinize sağlıklı atıştırmalık hazırlayın.
  • Öksürürken ağzınızı kağıt mendille kapatın hemen çöpe atın ya da kolunuzla kapatın.
  • Hasta bir kişi ile yakın temastan kaçının, gerekirse maske kullanın.
  • Ofisi penceresi varsa mutlaka sık sık havalandırın, pencere açılmıyorsa da havalandırma sisteminin sağlıklı işlediğinden, klimaların bakımının yapıldığından emin olun. Ofiste, evde ve arabada kullanılan ısıtma sistemleri klimalar ve havalandırma sistemlerinin bakımı, hijyeni olası enfeksiyon hastalıklarından korunmada sanıldığından daha büyük önem taşıyor.
  • Ofis arkadaşlarınızla sohbet ederken belli bir mesafe olmasına dikkat edin.
  • Hastayken işe değil doktora gidin, gerekirse rapor alın. Hem kendi sağlığınız açısından istirahat edin hem arkadaşlarınızın sağlığını riske atmayın.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilinçli hasta

Geçmeyen Omuz Ağrıları

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Geçmeyen Omuz Ağrıları

Özellikle masa başı çalışanlarda sıkça görülen ve bazı durumlarda hayatı çekilemez hale getiren geçmeyen omuz ağrıları bizlere büyük sorunlar yaşatabiliyor. Omuz ağrıları sonucu hareket kabiliyeti azalarak giyinme, kişisel bakım gibi günlük işlerimi dahi yapamaz hale gelebiliyoruz. Ayrıca ortaya çıkan ağrı nedeniyle hayat kalitemiz maalesef düşebiliyor.

Acıbadem Altunizade Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Arel Gereli özellikle masa başı çalışanlarının omuzda kas yaralanmaları açısından risk altında olduklarına işaret ederek, “Bu durum uzun saatler boyunca omzu öne doğru açılandırarak çalışmaktan kaynaklanıyor. Bu nedenle masa başı çalışanları omuzlarını mutlaka geriye almalı ve dik duracak şekilde oturmalılar. Saat başı 5-10 dakika çalışmayı bırakmalı ve hareket etmeliler.” diyor.

Gece İstirahat Halindeyken Ağrıyorsa…

Omuz kasları kolun ve elin istenilen noktaya hareket etmelerini sağlayan ana kaslarımızı oluşturuyor. Bu kaslar aynı zamanda omuz eklemini yerinde tutmakla görevliler. Böylesine önemli bir fonksiyonu olan omuz kaslarımız günlük kullanımda maruz kalınan zorlamalarla zaman içinde yıpranarak kemiğe yapışma yerinden kopabiliyor. Bunun sonucunda da omuzda kas yaralanmaları sorunu gelişiyor. Omuz bölgesi kas yırtıklarının en tipik belirtisi ise omuzda gelişen ağrı. Ağrı omuz çevresine ve kola doğru yayılabiliyor. Başlangıçta kullanım ağrısıyla kendini gösteriyor, ancak tablo ilerledikçe ağrı gece istirahat halindeyken de başlıyor. Doç. Dr. Arel Gereli değişik derecelerde hareket kaybının da tabloya mutlaka eşlik ettiğini belirtiyor.

Hareket Kaybı Geri Kazanılıyor

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Arel Gereli omuzdaki kas yaralanmalarında tedavi şeklinin yırtığın büyüklüğüne bağlı olarak değiştiğine işaret ediyor. Küçük ve kısmi yırtıklarda omuz içi enjeksiyonlarla ağrıyı, ardından yapılan fizik tedaviyle de yırtığı kontrol altına almak mümkün olabiliyor. “Tabii ki hastanın da hareketlerine dikkat etmesi gerekiyor” diyen  Doç. Dr. Arel Gereli sözlerine şöyle devam ediyor: “Eğer yırtık büyük ya da tam kat ise yırtılan bölgenin cerrahi yöntemlerle onarılması gerekiyor. Onarım sonrasında yırtık kapatıldığı için hastanın ağrısı geçiyor. İyileşme ilerledikçe fizik tedaviyle hareket kaybı geri kazanılabiliyor. Ancak onarım işleminin belki de en büyük getirisi, sorunun kötüleşmesini önlemek. Çünkü omuz bölgesi kas yırtıkları başladıktan sonra genelde ilerleyerek tamir edilemeyecek safhaya ulaşabiliyor.”

Kapalı Yöntemle Onarılabiliyor

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Arel Gereli omuz bölgesindeki kas yırtıklarının büyük çoğunluğunun kapalı yöntemle onarılabildiğini belirtiyor. Bu yöntemin hastanın ameliyat sonrasında günlük hayatına daha erken dönmesini sağladığını söyleyen Doç. Dr. Arel Gereli şu bilgileri veriyor: “Ameliyattan sonra bir ya da iki gece hastanede kalmak ağrı kontrolünde yarar sağlıyor. Hasta ameliyattan bir hafta sonra masa başı işlere başlayabiliyor, ameliyat edilen kolunu günlük aktivitelerde yardımcı olarak kullanılabiliyor. Yırtığın büyüklüğüne bağlı olarak 6-8 haftada tam kullanım mümkün oluyor.”

Omuzlarınızı Mutlaka Geriye Atın

  • Ağır cisimleri tek elle yükseğe kaldırmak omuz kaslarında çok yük oluşturuyor. Nesneleri mümkün olduğunca çift el ile ve gövdenize yaklaştırarak kaldırmaya özen gösterin.
  • Spor amaçlı ağırlık çalışmasını hazırlıksız ve plansız bir şekilde yapmayın.
  • Uzun mesafe yüzüyorsanız omuzları yormamak için kısa molalar verin.
  • Sigara içiyorsanız bu zararlı alışkanlığınızdan vazgeçin. Sigara içenlerde iyileşme kabiliyeti bozulduğu için kas yırtıkları ilerler.

Duruş bozuklukları kas uyumunu bozarak yırtığa sebep olabiliyor. Bu nedenle masa başında uzun saatler çalışıyorsanız, kürek kemiklerini öne açılandırarak durmaktan kaçının. Omuzlarınızı mutlaka geriye alın ve dik duracak şekilde oturun. Bunu sağlamak için bilgisayar ekranını olabildiğince yükseltmeniz gerekiyor. Ayrıca oturduğunuz yerden ağır çanta, dosya kaldırmaya çalışmayın.

Hayatı çekilemez hale getiren bir diğer ağrı olan boyun ağrıları ile ilgili yazıyı buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Bilinçli hasta

Yaz Aylarında Artış Gösteren Varisler

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Yaz Aylarında Artış Gösteren Varisler

Varis, cildin yüzeyinde daha çok bacaklarda görülen mavi – yeşil şişen, genişlemiş damarlardır. Vücudun herhangi bir bölgesindeki damarda varis olabilir, ancak en çok etkilenen damarlar bacaklarınızdaki ve ayaklarınızdakilerdir. Varisli damarlar, genellikle ağrılı değilken de rahatsızlık verebilir. Varisin kesin nedeni bilinmemekle birlikte, kısaca toplardamarlardaki kapak yetmezliği sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır diyebiliriz. Bacaklarda çıplak gözle görülebilen bu kabarık mavi-yeşil damarlar, kişide varis hastalığı olduğunun en belirgin göstergesidir. En önemli oluşum nedeni olan ayakta ve dik durmak, alt bedeninizin damarlarındaki basıncı arttırır. Bu durumda varis oluşumuna neden olur.

Yaz aylarında artış gösteren varisler, genellikle bir estetik problem olarak görülürken tedavi edilmediği takdirde önemli bir sağlık sorununa dönüşebilir. Özellikle varisli damarlar ağrıya neden olabilir. Bazen varisli damarlar daha ciddi problemlere yol açar.

Neyse ki, varisi nasıl önleyeceğinizi, onlarla nasıl yaşayabileceğini ve hatta onlardan kurtulmayı öğrenebilirsiniz. İşte varis hakkında bilmeniz gerekenler.

  1. Genetik en büyük risk faktörüdür.

Varisli damarlara sahip olma riskinizi arttıran birçok faktör varken, genetik faktör bu nedenlerin başında gelir. Kısacası aile öyküsünde varisli damarlara sahip bireyler varsa, sizde de varis çıkma riski artar. Varisli damarların % 70 ile 80’inden fazlasıyla genetik bir problemdir. Diğer risk faktörleri obezite, yaşlanma ve hamileliktir.

  1. Eğer bir tane varisiniz varsa, sayısı artabilir.

Kötü haber verdiğim için üzgünüm. Ancak vücudunuzun bir yerinde varisli bir damarınızın bulunması,  başka bir yerde venöz hastalığın geliştirme riskini arttırıyor.

  1. Obez kişilerde varis oluşma riski daha yüksektir.

Yapılan araştırmalara göre, aşırı kilolu ya da obez kişilerde varis oluşması riskinin daha yüksek olduğunu gösteriliyor. Bu riskin nedeni henüz tam olarak bilinmese de, nedenlerden birinin kan dolaşımını etkileyen venöz yetersizlik olduğu bilinir. Varisler, genellikle bacaktaki damarların zayıflayıp genişlediğinde ve damarların içindeki küçük kapakçıklar fonksiyonlarını kaybettiğinde meydana gelir. Sonuç olarak kan, damarlar boyunca etkili bir biçimde pompalanamaz ve birikmeye başlayarak cilt yüzeyinin hemen altında görünen şişkin damarlara yol açar.

Bahsettiğim fazla kilo veya obezite ise bacak ve ayaklarda aşırı şişmeye neden olarak kan dolaşımını olumsuz etkileyebilir ve bu durum kan dolaşımını yavaşlatabilir. Ayrıca kan dolaşımı, çoğunlukla beraberinde aşırı kilo ve obeziteyi getiren hareketsiz yaşam tarzından da olumsuz olarak etkilenebilir. Yani çift taraflı birbirini tetikleyen bir durum olarak değerlendirebiliriz.

  1. Hamile kadınlarda daha sık varis görülür.

Varis, hayati bir tehlike yaratan bir hastalık olmasa dahi, özellikle dış görüşünüzü negatif etkileyerek yaşam kalitenizi olumsuz etkileyen bir durumdur. Kadınlarda daha sık görülen varisin araştırmalara göre, genellikle hamile kadınlarda, hamile kalmayanlara oranla daha sık görüldüğü gözlemlenmiştir. Bazı kadınların hamilelik öncesi dönemde varisi bulunmasa da, hamilelik ve sonrasında varis şikâyetlerinde artış olduğu da bir diğer araştırma sonucudur. Varisler sıklıkla kalıtsaldır.

Hamilelikte varis;

  • Hormonların, damar düz kasları üzerinde genişletici etkileri sonucu,
  • Özellikle gebeliğin son aylarında, anne rahminin bacaktan gelen toplardamarlar üzerine baskısının ve basıncının artması sonucu toplardamarlar üzerindeki negatif etkisi,
  • Gebelikte kadınlarda artan kan miktarının, bacaklarda toplanması sonucunda varis oluşur.
  1. Kilo vererek, varisi engellemek mümkün.

Fazla kilolar, birçok hastalık gibi varis ve örümcek varisin de tetikleyicileri arasında yer alır. Ayaklarınıza taşıttığınız fazla kiloların her biri basıncın artmasına ve kan dolaşımının zorlanmasına sebep olur. Zayıflayarak bu basıncı azaltmalısınız.

  1. Hareketsizlik olumsuz etkiler.

Uzun süre oturmak, kan dolaşımını olumsuz etkiler. Eğer sürekli oturmanızı gerektiren bir iş yapıyorsanız her yarım saatte bir kalkın ve ufak yürüyüşler yaparak kan dolaşımınıza destek olun.

  1. Varisli damarlar sadece bacaklarınızda görülmez.

Vücut ağırlığı ve yer çekiminin doğal basıncı nedeniyle varisli damarların en sık bacaklarda görülmesine rağmen, vücudun diğer kısımlarında farklı şekillerde varis damarları görülebilir. Yüz ve boyunda kılcal damarların genişlemesi daha yaygındır. Örümcek damarları ise vücudun çeşitli kısımlarında bulunabilir. Hemoroidler, anüs çevresindeki genişlemiş damarlar da bir çeşit varisli damardır.

  1. Yaşam tarzı değişiklikleri riskinizi azaltabilir.

Kontrol edemediğimiz birçok risk faktörü vardır, ancak sağlıklı bir yaşam tarzını benimseyip, kilonuzu kontrol edip, uzun süre ayakta durmadan veya oturmaktan kaçınarak varis oluşma riskinizi azaltabilirsiniz. Ayrıca belinizde veya üst baldırlarınızda sıkıntı hissi uyandıran uzun süre yüksek topuklu ayakkabı giymekten de kaçınmalısınız.

  1. Varisli damarlar, zayıf kapaklardan kaynaklanır.

Öncelikle, damarlar ve kılcal damarlar, kalbinizden oksijeni geri döndüren kanı vücudunuzun geri kalanına verirken, damarlar kanı kalbe geri döndürür. Bacaklarınızdaki damarlar, yerçekimine karşı kanı pompaladıkları için bunu yapmak adına daha fazla çalışmak zorundadır. Damarlardaki valfler (kapakçıklar) sadece tek yönlü olacak şekildedir, ancak eğer valfler zayıfsa veya hasar görmüşse, kan akışının geri akışını ve damarlarınızda birikmesini sağlayarak, varisli damarlarda gördüğünüz görüntüyü oluştururlar.

  1. Varisli damarlar kozmetik bir sorun, sağlık sorunu veya her ikisi de olabilir.

Bazıları sadece varisli damarların görünümü tarafından rahatsız olsa da, bazı kişiler rahatsızlık hissedebilir. Varisin başlıca semptomları; ağrı, yorgunluk, şişlik ve genellikle kaşıntı, yanma, uyuşma, kramp ve huzursuz bacaklardır. Tüm varisli damarlar tedavi gerektirmez, ancak damarlarınız şişmiş ve yumuşamış, cildinizde yaralar oluşturmuş ve günlük aktivitelerinize müdahale ediyorsa mutlaka bir doktora görünmelisiniz. Tedavi edilmez ve zamanla göz ardı edilirse, bacaklarda belirgin cilt değişikliklerine ve ülser veya yaralara ve hatta kan pıhtılarına yol açabilir.

Birçok Tedavi Seçeneğiniz Bulunuyor!

Varisinizin derecesi, varis tedavi şeklini belirlemede en önemli etkendir. Bunu anlamanın en basit yolu ise dopler çektirmektir. İki tip varis için de hem cerrahi, hem de cerrahi olmayan tedavi yöntemleri mevcuttur. Cerrahi müdahale gerektirmeyen aşamada iseniz; basit egzersizler, bacakları yüksekte tutmak ve varis çorapları ilk tavsiye edilenler arasında yer alır. Cerrahi müdahaleler arasında; damar çekme, ultrason eşliğinde köpük tedavisi ve günümüzde en sık kullanılan damar içi radyo frekans ve lazer ile damar kapama yöntemleri sayılabilir.

Genel veya lokal anestezi altında yapılan varisli damarların cerrahi olarak çıkarılması işlemi ile tedavinin yanı sıra yeni cerrahi olmayan tedaviler de günümüzde popüler hale geldi. Teknikler arasında bazı farklılıklar var, ancak genel olarak sorunlara neden olan anormal, hastalıklı damarları kalıcı olarak kapatmak için hepsi etkilidir. En yaygın teknikler, zamanla vücudunuza eriyen damarın kapatılması ve yok edilmesi için radyo frekans enerjisinin veya lazer enerjisinin kullanıldığı ısı bazlı tedavilerdir.

Varisle ilgili bir diğer konuya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Bilinçli hasta

Varis Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

varis hakkında bilmeniz gerekenler

Varis, estetik görünümün yanı sıra ayaklarda yanma, derinden hissedilen bacak ağrıları, zonklama, karıncalanma ve kramplara sebep olan genellikle kadınlarda daha sık görülen bir hastalıktır. Türkiye’de 20 ile 70 yaş arasındaki insanların en az yüzde 50’sinde görülen varis hakkında bilmeniz gerekenler bugünkü yazımda…

Varisli damarlar zayıf valflerden kaynaklanır.

Arterler ve kılcal damarlar kalbe oksijen bakımından zengin bir kan verirken damarlar kanınızı kalbinize geri döndürür. Yerçekimine karşı pompalandığı için bacaklarındaki damarlar daha fazla çalışmak zorundalar. Valfler yalnızca tek yönlü olarak tasarlanmıştır, ancak valfler zayıfsa veya hasar görürse, kan akımı geriye doğru akar ve kanı damarlarınıza toplarlar, böylece varis damarlarında gördüğünüz şişlik oluşur.

Kalıtım en büyük risk faktörüdür.

Varis hakkında bilmeniz gerekenler: varisli damara sahip olma ihtimalinizi artırabilecek birçok faktör olsa da en önemli neden genetiktir. Diğer risk faktörleri arasında obezite, yaşlanma ve gebelik bulunur. Çünkü hamile ilken vücut bebeği desteklemek için % 50’ye kadar daha fazla kan üretmektedir.

Varisli damarlar sadece bacaklarında ortaya çıkmaz.

Varisli damarlar, vücut ağırlığının ve yerçekiminin doğal basıncı nedeniyle en sık bacaklarda görülürken, vücudun diğer bölümlerinde farklı biçimleri görülebilir. Yüz ve boyunda telenjiektaziler ve venöz göller yaygındır; örümcek damarları ise çeşitli vücut bölümlerinde ortaya çıkabilir. Hemoroid-anüs çevresindeki genişleyen damarlar bile variköz damar türüdür.

Yaşam tarzı değişiklikleri varis riskini azaltabilir.

Kontrolünüz dışında gelişebilecek pek çok risk faktörü vardır, ancak sağlıklı bir kilo vermek, veya uzun süre ayakta durmamak varisli damarlara sahip olma şansınızı azaltabilir. Uzmanlar, beli veya üst bacağı sıkı saran kıyafetlerden ve uzun süre yüksek topuklu ayakkabılardan uzak durmamızı öneriyor. Her ikisi de kan dolaşımını etkileyebiliyor.

Varisli damarlar hem görünüş olarak hem de sağlık açısından rahatsız edici olabilir.

Bazıları sadece varisli damarlarının görünümünden rahatsız olsa da, bazen damarlar insanı rahatsız hissettirebilir.  Başlıca belirtiler ağrı, yorgunluk hissi, şişme, kaşıntı, yanma, uyuşma, kramp ve huzursuz bacaklardır. Her varisli damar tedavi gerektirmez, ancak damarlarınız şişmiş ve derinizde yaralar oluşmuşsa, günlük faaliyetlerinizi etkiliyorsa veya kanama başladıysa kesinlikle bir doktora görünmelisiniz.

Bir çok tedavi seçeneğiniz var.

Genel veya lokal anestezi altında yapılan varisli damarların cerrahi olarak çıkarılması işlemi artık son teknoloji aletlerle başarılı bir şekilde gerçekleşiyor. En yaygın teknikler, ısıya dayalı tedavilerdir; burada, radyo frekans enerjisi veya lazer enerjisi ile damarı kapatmak ve zamanla vücuda karışan damarı yok etmek için kullanılır.

Varisle ilgili farklı bir yazıma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.