Bizimle iletişime geçin

Yaşlılığa Karşı

Sağlıklı Yaşlanmak İçin Gençken Önleminizi Alın

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Sağlıklı Yaşlanmak İçin Gençken Önleminizi Alın

Ülkemizde en yaygın ölüm nedenlerinden biri olan kalp ve damar hastalıklarının önüne geçmek ve sağlıklı yaşlanmak için gençken önleminizi alın.

Uzun yıllar sağlam bir kalp ile mutlu yaşamanın yolu, genç yaşlardan itibaren düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı ve dengeli beslenmek, kontrolsüz kilo almaktan kaçınmak ve stresten uzak durmaktan geçer. Ayrıca sigara ve alkol gibi alışkanlıklardan uzak durmalı, bu tür bir bağımlılığınız var ise gerekirse kurtulmak için yardım alınmalıdır.

Ancak yüksek tansiyon ve kolesterol, genetik kalp rahatsızlığı ve şeker hastalığı olan kişilerin kendilerine daha çok dikkat etmeleri gerektiğinin altını da çizmemiz gerekir. Kalp ve damar hastalığının 40’lı yaşlarda oluştuğu düşüncesi toplumda yaygın olmasına rağmen, günümüz yaşam koşullarında kişilerin iş ve ev arasında mekik dokuyan yaşamları, giderek asosyal olma, spordan uzak bir hayat; özellikle gençlerin bilgisayar başında gereğinden fazla vakit geçirmesi ve sağlıksız beslenmeleri obezite ve bazı metabolik hastalıklara neden olmaktadır. Yüksek kolesterol ve şeker hastalığı gibi kalp sağlığı yönünden riskli durumların görülme oranı gençlerde de artmaktadır.

Stresten Uzak Durun

Yoga ve müzik dinlemenin endorfin arttırıcı etkisinin olduğunu biliyor muydunuz?

Modern toplumun hastalığı olarak tanımlanan stres aslında hayatın gerçeklerinden biri ve bizim stresten maalesef kaçışımız oldukça zor. Ancak madem stresten kaçamıyoruz, o halde stresle başa çıkabilmeyi öğrenmemiz gerekli. Stres altındaki kişilerde genelde kan basıncında artış, kalp atışında hızlanma ve damarlarda sertleşme görülür. Yalnızca kalp rahatsızlıkları değil, hemen hemen bütün hastalıkların temelinde yatan sebeplerinden biri olan stresin yanında sigara ve alkol tüketimi de mevcut durumun daha kötü bir hal almasını sağlar.

Kalbinizle Dost Olun ve Sağlıklı Beslenin

Bunun için hazır gıdalardan, trans yağ ve yüksek şeker tüketiminden uzak durup, doğru yağları tercih etmekle başlayabilirsiniz.  Kalp ve damar hastalıkları sağlıklı beslenme ile birlikte, yaşam tarzındaki değişiklikler ve doktorunuz tarafından belirlenen tedavi ile önlenebilir. Kalbiniz için daha çok sebze ve meyve tercih edin, posa tüketiminizi arttırın, proteini dozunda ve kaliteli alın, kolesterole sınır belirleyin. Beyaz ekmek yerine, tam tahıllı besinleri gönül rahatlığıyla tercih edebilirsiniz.

 Trans Yağdan Uzak Durun

 Margarin ve kızartmalarda bulunan trans yağlar iyi kolesterolünüzü düşürürken, kötü kolesterolünüzü yükseltir. Bu da kalp rahatsızlıklarına davetiye çıkartır. Zeytinyağı, fındık yağı gibi sağlıklı yağlardan yana tercihlerinizi yaparken, market alışverişlerinizde mutlaka ürün ambalajlarını trans yağ içerip içermediği konusunda kontrol edin.

Kahkaha Atın 

Gülmek, aslında yapılabilecek en basit egzersizdir. Ayrıca yapılan araştırmalar, 10-15 dakika boyunca gülerek 50 kalori yakılabileceğini gösterdi. Gülmenin faydalarını araştıran benzer araştırmalar; gülme esnasında stres hormonu seviyesinin düştüğünü, iyi kolesterol (HDL) seviyesinin arttığını gösterdi.

 Düzenli Spor Yapın

Beslenme uzmanlarının tavsiye ettiği düşük kalorili Akdeniz diyeti içerisinde yer alan gıdalara destek olarak kalbiniz için en iyi olanı tercih edin ve haftada en az 3 gün spor yapın ya da günde 30 dakikalık yürüyüşlerle kalp sağlığınıza olumlu yönde fayda sağlayın.

Bilinen bir gerçek var ki, metabolizmanız 40 yaşından sonra yavaşlamaya başlar ve bu da kilo artışlarını, özellikle bel çevrenizdeki yağlanmayı beraberinde getirir. Çok geç olmadan siz de gençken önleminizi alın ve sağlıklı beslenmenin yanında düzenli egzersiz programı ile kilo artışlarına savaş açın. Ancak unutulmamalıdır ki, diyet ve egzersiz programı öncesi uzman görüşü almak, vücudunuzu çok iyi tanımak, aslında nelere ihtiyacı olduğunu bilmek çok önemlidir. Ancak belli bir yaştan sonra yapılan aşırı yoğun egzersizler kalbi yorabilir ve hatta bu ağır egzersizler kalp rahatsızlıklarının altında yatan sorunları tetikleyebileceğinden kalp sorunlarını ortaya çıkarabilir.

Hayatı Yavaşlatın

 Uzun ömürlü olmak için kalbinizi fazla yormamanız, yoğun stres ve koşuşturmadan uzak kalmanız lazım. Yaşam temponuzu olduğundan birkaç ölçü kadar yavaşlatmanız gerekiyor. Nabız atışını hızlandıracak etkilerden uzak durun. En önemlisi de doğru nefes alın! Doğru nefes kalbinizi yormaz, dinlendirir. Bu noktada kendinize vereceğiniz en önemli hediye yogaya başlamak olabilir.

Sigaraya Hayır

Sigara içenlerde kalbi besleyen damarlarda daralma görülür, kandaki akışkanlığı azaltarak, pıhtılaşmanın oluşumunu arttırır. Ayrıca kan damarlarının esnekliğini kaybetmesi sonucu kan basıncı dengelenemez ve hipertansyon (yüksek tansiyon) ile yüzleşirsiniz. Unutmayın sigarayı bırakmak şüphesiz kalbinizi korumak adına atabileceğiniz en önemli adım. Sigaradan uzak durun ve sigaradan ne kadar erken vazgeçebilirseniz yaşam kalitenizi o kadar arttıracağınızı unutmayın.

Sosyalleşin

Araştırmalar gösteriyor ki, yalnız kalmak, asosyal olmak kalp sağlığı açısından olumsuz etkiler yaratıyor. Ruh ve beden sağlığınızı koruyarak kalbinizin de sağlıklı atmasını sağlarsınız.     

Sağlıklı Bir Kalp İçin Aşık Olun! 

Aşık olmak mutluluk hormonu endorfin salgılanmasını sağlar ve kalbinize iyi gelir. Aşık olduğumuzda beynimiz kalp atışımızı hızlandıran ve bize oldukça keyiflendiren “phenylethylamin”i üretir.  

Cinsel İlişkinin Kalp Sağlığına Faydaları

Bazıları için yeni ve şaşırtıcı bir bilgi olsa da yapılan araştırmalar gösteriyor ki kaliteli bir cinsel yaşam sadece partnerinizle aranızda güçlü bir bağ kuran keyifli bir yol olmakla beraber, aynı zamanda kalp sağlığınızı da iyileştirir.

Siz De Cinsel İlişkinin Sağlığa Olan Faydalarını Merak Ediyor Musunuz?

  • Kaliteli bir cinsel aktivite, kendinizi iyi hissetmenizi sağlayan ve stresi azaltan endorfin hormonu başta olmak üzere pek çok kimyasalın üretimini arttırıyor. Bu da kişinin rahatlamasını, vücut fonksiyonlarının düzenli çalışması sağlıyor ve kişinin kardiyovasküler sağlığı için oldukça faydalı oluyor.
  • Düzenli bir cinsel hayat ile bağışıklığınızı koruyan bazı maddeler daha fazla salgılanıyor. Daha uzun ve kaliteli bir yaşam sürmenize yardımcı olmakla birlikte, yapılan araştırmalar gösteriyor ki cinsel hayatları düzenli çiftler oldukça dinç ve daha genç gösteriyor. Karşılıklı beğeni ile de psikolojik yönden özgüveninizin artmasını sağlıyor.
  • Cinsel ilişki, oldukça etkili bir kardiyo egzersizi olarak kabul edilir ve 20 dakika yaklaşık 1 km yürüyüşe eşit sayılır. Kapalı spor saatlerinde saatlerce vakit geçirmek sizin için sıkıcı ise, partnerinizle baş başa biraz vakit geçirebilirsiniz. Çünkü cinsel ilişki, diğer egzersizler gibi kan basıncınızı düşürmeye, diyabet riskinizi azaltmaya ve kalbinizi güçlendirmeye yardımcı olur.
  • Düzenli ve sağlıklı bir cinsel hayat kalp krizini azaltıyor. Yapılan bir çalışmada orta yaştaki erkeklerin uzun dönemdeki cinsel aktiviteleri takip edilmiş ve haftada iki veya daha fazla cinsel ilişkiye girenlerin kalp krizi geçirme riskinin ayda bir ya da daha az girenlere oranla daha düşük olduğu belirlenmiştir.
  • Cinsellik ile salgılanan ve kendinizi iyi hissettiren kimyasallar zihninizle birlikte vücudunuzu da rahatlatır ve kaliteli, güzel bir gece uykusu çekmenizi sağlar. Avustralya’da yapılan bir çalışmaya göre, partnerlerin yüzde 64’ünün orgazmdan sonra daha huzurlu uyudukları belirlenmiştir.
  • Düzensiz uyku, obezite, kalp hastalıkları ve yüksek tansiyon ile yakından bağlantılıdır.
  • Yalnızlık, kalp rahatsızlığında bilinen bir risk faktörüdür. Partnerler arasındaki yakınlaşma ile bağlılık hormonu salgılanır ve bağlanma hissi kalbinize iyi gelir.

Sağlıklı yaşamla ilgili farklı bir yazıma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Beslenme

Hindistan Cevizi Yağının 5 Faydası

Ayşenur Servet

Düzenleyen

on

hindistan cevizi yağının 5 faydası
Öncesi1 of 6
Klavye ok tuşlarını kullanabilirsiniz. ( ← | → )

HİNDİSTAN CEVİZİ YAĞININ 5  FAYDASI:

Hindistan cevizi yağı , son yılların mucize besini olarak adlandırılan besinlerden birisi. İçeriğindeki yağ asitleri bileşimleri ile sağlık üzerinde olumlu etkilerinden bahsediliyor. Yapılan araştırmalardan derlediğimiz hindistan cevizi yağının 5 faydası nelermiş bir göz atalım.

Okumaya Devam Et

Yaşlılığa Karşı

Her El Titremesi Parkinson Değildir

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Her El Titremesi Parkinson Değildir

Parkinson hastalığında bilinen en etkin tedavilerden birinin ‘derin beyin stimülasyonu’ halk arasında bilinen adıyla beyin pili olduğunu söyleyen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Hilmi Kaya, cerrahide hasta seçiminin uygunluğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Kaya, “Cerrahiye aday hastalarda belli yaş sınırlarımız var. Cerrahi sonrası ilaçlar yüzde 50 oranında azaltılabilir” dedi.

Hareket bozukluğuyla ortaya çıkan Parkinson hastalığının 65 yaş üstü kişilerde binde 2 oranında görüldüğünü ifade eden Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Hilmi Kaya, 11 Nisan Dünya Parkinson Günü nedeniyle önemli bilgiler paylaştı. Parkinson’un, beyinde özellikle derin çekirdek yapılarında yozlaşmayla görülen bir hastalık olduğunun altını çizen Prof. Dr. Ahmet Hilmi Kaya, “Dopamin salgılayan hücrelerin bulunduğu ‘substantia nigra’ adı verilen bölge çok etkileniyor. Hastalık, bir nevi dopamin eksikliğiyle ortaya çıkıyor. Dopamin hareket sistemini düzenleyen bir ajan. Bu nedenle, Parkinson özellikle hareket bozukluğuyla seyrediyor. Bunun yanında bilişsel fonksiyonları etkiliyor. Titreme, vücut katılığı ve hareket yavaşlamasına ilave dengesizlik gibi bulgular oluyor. Özellikle 65 yaş üzerinde binde 2 oranında görüyoruz. Bazen yüzde 1 oranlarına yansıyan oranlar belirtilmiş. Bunun yanı sıra 30 ve 40’lı gibi genç yaşlarda görebiliyoruz” diye konuştu.

“Her El Titremesi Parkinson Değildir”

Hastalığın çıkışında genetik faktörlerin de etkili olabileceğini anlatan Prof. Dr. Ahmet Hilmi Kaya, “Bunun ötesinde birtakım tarım ilaçları, sentetik uyuşturucu bazlı ilaçlar, viral etkenler daha önceden sorumlu olarak gösterilmiş. Hastalığın kesin sebebi bilmemekle beraber bazı kişilerde daha erken yaşlarda görülebiliyor. Parkinson, özellikle hareket sistemini etkileyen bir hastalık. Vücut katılığı, hareket yavaşlığı, titreme bir araya geldiği zaman hasta en ufak günlük faaliyetlerini yapmada bile başkasına bağımlı hale geliyor. Bu kişileri yakınları tuvalete götürmek ve yürütmek zorunda kalırlar. Ancak, her el titremesini Parkinson’a bağlayamayız. Buna ancak hekim görüp karar vermelidir. Başka birçok hareket bozukluğu vardır. Birtakım başka nörolojik hastalıklar, hormonal etkenler gibi titremenin farklı sebepleri olabilir. Ama titreme Parkinson’un ana bulgularından biridir” ifadelerini kullandı.

Cerrahiden Kimler Yararlanabilir?

Teşhisin ardından tedavide ilk basamağın ilaç olacağına dikkat çeken Prof. Dr. Ahmet Hilmi Kaya cerrahinin ise her hastaya uygulanamayacağı konusunda uyararak şunları söyledi:

“Hastalar başta ilaçtan çok yarar görürler, yaşama tekrar bağlanırlar. Bulgular tama yakın düzelir. 3-5 ya da 10 yıl ilaç kullanılır ancak daha sonra hasta daha fazla ilaç aldığından ilaca bağlı yan etkiler gelişir. Kişilerde diskinezi dediğimiz sallantı şeklinde hareketler görülmeye başlar. Hastanın tekrar yaşam kalitesi bozulur. Cerrahi bu dönemde devreye girer. Elimizdeki en önemli silahlardan bir tanesi derin beyin stimülasyonu halk arasında bilinen adıyla beyin pilidir. Cerrahide ise hasta seçimi uygunluğu önemlidir. Uygun hastalara beyin pili takarız. Cerrahiye aday hastalarda belli yaş sınırlarımız vardır. Hastanın fonksiyonel kapasitesi çok iyiyse yaş sınırı göz etmeyiz. Tedavimiz, İdiyopatik Parkinsonda çok etkilidir. Parkinson bazen bunama ile seyreder. Bu hastalarda ise mümkün olduğunca cerrahi kabul etmeyiz. Cerrahi sonrası ilaçları yüzde 50 oranında azaltmamız mümkündür. Günün 20 saati sadece yardımla tuvalete gidebilen, yemek yiyebilen hatta yardımla yataktan kaldırılabilen hastanın tek başına kalkıp mutfaktan suyunu alabildiğini, bir şeyler atıştırabildiğini biliyoruz.”

“Ameliyat Özel Bir Ekip Gerektirir”

Ameliyat olmayı düşünen hastalara tavsiyelerde bulunan Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Hilmi Kaya, “Beyinde yaptığımız işlemi baz alırsak beyin pili uygulaması cerrahi teknik olarak  pratik bir ameliyat. Çünkü sadece bir delik açıp kateterle girip bir noktaya bir elektrot yerleştiririz. Fakat ameliyat sırasında özel bir takım ekipmanlar ve hesaplamalar kullanırız ve işlem esnasında kapsamlı değerlendirmeler yaparız. Beyin pili hayata bağlar. Yaşamda kişiyi tekrar özgür kılar. Ameliyat sonrası çok erken dönemde bile etkinliği görülür. Ancak hasta ile sık sık iletişimde olmamız gerekir. Ancak beyin pili ameliyatları çok rutin yapılan ameliyatlar değildir. Özellik arz eder, özel bir ekip gerektirir. Tedavinin nöroloji ayağı çok önemlidir. Nöroloji uzmanlarımızla birlikte bu süreci yönetiriz.  Kullandığınız ekipman ve tecrübe de çok önemlidir. Hastaların bunlara dikkat etmesinde fayda vardır” ifadelerini kullandı.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Yaşlılığa Karşı

Parkinson Hastalarına Umut Olacak Tedavi Yöntemi

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

parkinson hastalarına umut olacak tedavi yöntemi

“Bir dönemin devrim yaratan icadı kalp pili sayesinde pek çok kalp hastası hayatını artık sağlıklı bir şekilde sürdürebiliyor. Son yıllarda geliştirilen beyin pili de Parkinson hastalarını özgürleştiriyor” diyen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Gülşah Öztürk, yöntemin hastanın yaşam kalitesini önemli ölçüde yükselttiğine vurgu yapıyor. İşte parkinson hastalarına umut olacak tedavi yöntemi…

Titremeyi Durduruyor, İlaç Kullanımını Azaltıyor

Ellerde titreme, hareketlerde yavaşlama, yürüme güçlüğü, kaslarda katılık. Bir Parkinson hastası ile yaşayan herkesin çok iyi bildiği bu belirtiler, aynı zamanda hastanın hayattan nasıl koptuğunu, hareket kabiliyetinin ne kadar azaldığını da gösteriyor. Hastanın hayatını sürdürürken çoğunlukla başkalarına bağımlı hale gelmesine neden olan Parkinson’da ilk tedavi seçeneği hala ilaçlar olsa da gelişen teknoloji sayesinde artık başka seçenekler de mevcut.

Gömlek Düğmelerini İlikleyememek!

Parkinson toplumda çoğunlukla “titreme” hastalığı olarak tanınıyor. Ancak her titreme Parkinson sonucu ortaya çıkmıyor. Bu hastalıktan muzdarip kişilerin titreme nedeniyle gömleğini ilikleyememe ya da ayakkabılarının bağcıklarını bağlayamama gibi şikayetleri olsa da hastalığın sıkıntıları bunlarla bitmiyor. Hareketlerde yavaşlama, kaslarda kimi zaman ortaya çıkan katılaşmalar, yürümede yaşanan güçlükler gibi kişinin kendi hayatını idame ettirmesine ciddi olumsuz etkileri olan Parkinson’a kimi zaman bozulan uyku düzeni, psikiyatrik şikayetler ve sindirim sisteminde yakınmalar da ekleniyor. Ayrıca Parkinson sadece hareketleri etkileyen bir hastalık değil. Otonomik sinir sistemindeki bozulmaya bağlı bayılma, ayağa kalkınca baş dönmesi, idrar tutmada zorluk gibi belirtiler de ortaya çıkabiliyor.

Santral Sinir Sisteminde Bozulma Yaşam Kalitesini De Bozuyor

Genellikle 60 yaş üzerinde rastlanan Parkinson, yüzde 10 oranında da olsa 40 yaşından genç insanlarda görülebiliyor. Nedeni tam olarak bilinmese de beyinde Parkinson’a yol açan tahribatın dopamin eksikliğine bağlı olduğu düşünülüyor. Hastalığın tedavisinde ilk seçenek bu eksikliği giderecek ilaçların kullanılması. Ancak bazı hastalarda ya ilaç tedavisi yetersiz kalıyor ya da ilaca bağlı istemsiz kasılmalar gibi ciddi yan etkiler ortaya çıkabiliyor. Bu durumda devreye “beyin pili” giriyor. Beyin pili yöntemi, hastanın istirahat halindeyken yaşadığı şiddetli titreme nöbetleri, kaslarda katılık, harekete başlamada güçlük, ilaç etkisi azaldığı dönemlerdeki ani kötüleşme ve ilacın yan etkisine bağlı kasların istemsiz olarak kasılmalarının engellenmesi amacıyla uygulanıyor. Ayrıca ilaç dozunun düşürülmesine de olanak veriyor.

Ameliyatla Yerleştiriliyor

Beyin pilinin en büyük avantajının “hastayı özgürleştirmesi” olduğuna dikkat çeken Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Gülşah Öztürk, ilaç tedavisinden yarar görmeyen belirli hasta gruplarında beyin pili yerleştirilmesini de kapsayan cerrahi tedaviye yöneldiklerini belirtiyor. Cerrahi tedavide; beyin pili (derin beyin stimülasyonu) ve beyne lezyon cerrahisi (ablatif yöntemler) olmak üzere iki seçenek yer alıyor. Beyin pili ameliyatı sırasında beyinde seçili bölgelere yüksek teknoloji kullanılarak elektronik çubuklar (elektrodlar) yerleştiriliyor ve böylece beyinde bozulmuş olan elektriksel aktivitenin düzenlenerek hastanın yeniden normal yaşam döngüsüne dönebilmesi amaçlanıyor. Hastanın hayatını ve hareket kabiliyetini kısıtlayan titreme, hareketlerde yavaşlama ve ilaç kaynaklı yan etkiler (istemsiz kasılmalar) böylece azalıyor ve hasta ayakkabılarını bağlamak ya da çay içmek gibi işlevlerini yapabilir hale geliyor. Hasta başkasına bağımlı yaşamak zorunluluğundan beyin pili ile kurtulabiliyor.

Kullanılan Batarya Çeşidine Göre Pil Ömrü 3 -20 Yıl Arasında Değişiyor

Üç ana parçanın birleşimi ile çalışan beyin pili, beynin içine yerleştirilen milimetrik elektronik çubuklar, kibrit kutusu büyüklüğünde bir güç kaynağı ve bu iki ana parçayı birleştiren uzatma kablosundan oluşuyor. Operasyon sonrasında yapılan hasta takipleriyle beyne yerleştirilen elektrotların ayarlaması yapılıyor. “Beyin pilinin en büyük avantajlarından biri de pil ayarlarının uzaktan kumanda benzeri bir cihaz yardımıyla hekim tarafından yapılabilmesi ve hastaya en çok fayda sağlayacak değerlere göre ayarlanabilmesi” diyen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Gülşah Öztürk, pilin ömrünün ise kullanılan bataryanın şarj olup olmadığına göre değiştiğini belirtiyor. Şarj olamayan bir pilin ömrünün hastanın kullanım durumuna ve beyinde uygulama yapılan bölgeye göre 3 ila 5 yıl arasında değiştiğini, şarj olabilen pilin ise yine hastanın durumuna ve beyinde uygulama yapılan bölgeye göre 15-20 yıl arasında olduğunu belirtiyor. Pilin bataryası bittiğinde tekrar bir beyin operasyonuna gerek duyulmuyor ve pillerin göğüs bölgesinde cilt altına yerleştirilen kısmının operasyonla değiştirilmesi yeterli geliyor. Bu işlem ise sadece yarım saatte tamamlanabiliyor.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

web tasarım
diyetisyen