Sosyal Medya

Beslenme

Sağlıklı Yaşam İçin Yemeklerinizi Evde Yapın

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,
Sağlıklı Yaşam İçin Yemeklerinizi Evde Yapın

Sağlıklı yaşam için hazır gıdalardan kaçınmalıyız. Beyin sağlığı için önemli olan glutensiz bir hayatın en güvenilir yolu yemeklerinizi evde hazırlamaktan geçiyor.

Son zamanların en çok duyduğunuz diyetlerden biri, ‘gluten diyeti’ ama biliyorum ki hâlâ ‘Glutensiz bir yaşam’ denince birçoğunuzun yüzünde korkutucu bir ifade beliriyor. Glutensiz bir gün bitmez, o sofra tatlanmaz gibi geliyorsa bilin ki o günler çok geride kaldı. Artık birçok gıdanın sağlıklı alternatifleri üretiliyor. Yani daha sağlıklı olmak için hâlâ geç değil! Glutensiz bir yaşam için , yemeklerinizi evde yapın!
Bugün beyin hastalıklarına, hafıza kaybına ve bilişsel bozukluklara karşı dayanıklı, nasıl güçlü ve sağlıklı bir beyin inşa edebileceğimizden bahsedeceğim.
Ciddi bir beyin hastalığı yaşamış ya da yaşıyor olabilirsiniz. Sağlıklı bir beyin inşa etmek için, öncelikle proteinde bulunan amino asitler, sağlıklı karbonhidratlarda bulunan sağlıklı şekerler, sağlıklı yağlarda bulunan esansiyel yağ asitleri, vitamin ve mineral bakımından zengin, beyin dostu yiyecekler içeren bir yeme alışkanlığı edinmeniz gerekiyor.
Bugünkü yazımda fazla gluten tüketiminin vücuda etkileri, glutensiz bir yaşam için dikkat etmemiz gerekenler ve alternatif sağlıklı besin ipuçlarıyla beyin sağlığımız için olmazsa olmazlardan bahsedeceğim.

GLUTEN DİYETİ ZOR DEĞİL 

Yukarıda da söylediğim gibi glutensiz bir hayat yaşamak zor gibi gelebilir, özellikle de market raflarında gün geçtikçe artan gluten içeren yiyecekleri göz önüne aldığımızda. Ama iyi haber şu ki; dünya doğal, glutensiz, harika malzemelerle dolu.
Yakın tarihli bir araştırmada, araştırmacılar gluten duyarlılığının ve çölyak hastalığının şizofreni ve psikoz ile bağlantılı olabileceğini ortaya koydu. Bilim adamları, şizofreni veya psikoz hastalarının zihinsel rahatsızlığı olmayanlara göre glutene daha fazla duyarlılığının olup olmadığını belirlemek için çeşitli antikor düzeylerini ölçtüler. Şizofreni ve psikoz geçirmiş önemli sayıda hastada gluten duyarlılığı için yüksek antikor seviyesi tespit edildi. Zihinsel rahatsızlığı olan hastalarda; zihinsel rahatsızlıkları olmayanlara kıyasla, glutene karşı reaksiyonlarında önemli ölçüde farklılık gözlemlendi.
Bu çalışma, gluten için anormal bir bağışıklık tepkisinin bu zihinsel hastalık formlarıyla karışabileceğini göstermektedir.
Tabii ki daha fazla araştırma gerekiyor, ancak bu çalışma, akıl hastalığı ile uğraşırken göz önüne alınması gereken önemli bir yemek listesini de beraberinde getiriyor.

Glutenle savaşta uygulayabileceğimiz en kolay çözümleri şöyle sıralayabilirim:
 Özellikle gençlerin son zamanlarda pek tercih etmediği bir yöntem olsa da sağlıklı yaşam için hazır gıdalardan kaçmalıyız.
Glutensiz bir hayatın en güvenilir yolu, yemeklerinizi evde hazırlamaktan geçer. Doğru seçilmiş ürünlerle dolu bir kiler dolabı, çok karışık olmadan sayısız tarif yapmanıza olanak tanıyacaktır.
Kendinize bir iyilik yapın, mutfağınızdaki meyve ve sebzelerin sürekli taze ve mevsiminde olmasını dikkat edin. Bu durum yemeklerinizin sağlıklı, zengin ve çeşitli olmasını sağlar.
 Yiyebileceğiniz ve yiyemeyeceğiniz yiyecekler konusunda uzman olmanız size büyük kolaylık sağlayacak. Bu sizi başlarda biraz zorlayabilir ama vücudunuza nelerin girdiğini bilmek size iyi gelecektir. İçindekiler bölümünü anlayamıyorsanız o ürünü almayın.
 Basit, saf ve dürüst olan gıdaları tercih edin. Bu ne demek oluyor? Aşırı derecede işlenmiş, içeriği tanımlanamayan ve anlayamadığınız bilimsel isimleri listeleyen ürünleri satın almaktan kaçının.

HAZIR GIDALARA YÖNELMEYİN, YEMEKLERİNİZİ EVDE YAPIN

 Son zamanlarda popüler olan glutensiz ürünler market raflarında yerlerini aldı bile. Bu ürünlerin birçoğunun problemi, boş ve işlenmiş kalorilerle dolup taşmış olmalarıdır. Amacınız, büyük çoğunlukla sağlıklı gıdaları evde pişirmek, hayatı kolaylaştıran glutensiz ürünleri gün içinde az miktarda atıştırmalık olarak tercih etmektir.
 Bazı gıdaların gerçekten glutensiz olduğundan emin değilseniz emin olmak için üreticilere başvurun veya web sitelerini kontrol edin.
 Yani gluteni kesmek, karbonhidratların büyük bir çoğunluğunun alımını azaltmak demektir. Tabii bu da kilo vermek isteyenler için ve genel vücut sağlığını iyileştirmek için iyi bir yoldur.

TAM TAHILLI ÜRÜNLERİ TERCİH EDİN

Vücudunuz sağlıklı karbonhidratları, beyninizin enerji tüketimi için ihtiyaç duyduğu doğal şekerlere ayırır. Bazılarınızın şeker bağımlılıklarını bu ifadeyle meşrulaştırdığını tahmin edebiliyorum. Bununla birlikte vücudunuzun belirli şeker ihtiyacı vardır. Gazlı içecekler, dondurma, kek, kurabiye veya diğer şekerli gıdalarda bulunan rafine edilmiş veya konsantre şekerler, kan şekeri seviyelerinin hızla düşmesine neden olacak hızlı şeker vermeyi sağlar. Bu tür hızlı şeker artışı, beyin sağlığınız için zararlıdır; bağışıklık sistemine zararından söz etmiyorum bile! Bunun yerine beyniniz; meyveler, tam tahıllar ve bakliyat gibi sağlıklı karbonhidratlardan alacağı devamlı enerjiye ihtiyaç duyar. Baklagiller hem protein, hem de karbonhidrat bakımından zengindir, bu nedenle beyin sağlığı için mükemmel bir besin seçeneği haline gelirler. Glutensiz tahıl ve karbonhidratların arasında kahverengi pirinç, yabani pirinç, siyah pirinç, badem unu bulunur. Kahverengi pirinç daha besleyici ve beyaz pirinçten daha iyi bir seçenektir. E vitamini sunar ve lif açısından yüksektir.

ÖĞÜN ATLAMAYIN

Kan şekeri seviyenizi dengede tutmaya yardımcı olmak için en azından üç öğün yemek yediğinizden emin olun. Kan şekeri, beyninizin en iyi performans için ihtiyaç duyduğu yakıttır. Öğün atlamak, günün belirli saatlerinde şeker ya da şekerlemeler yemek, ani şeker yükselişlerine sebep olabilir. Bu da takdir edersiniz ki beyin sağlığınız için tercih etmeyeceğimiz bir şey olacaktır. Margarin, hamur işi, bisküvi gibi trans yağ, hidrojenize yağ içeren tüm gıdaları hayatınızdan çıkartın. Trans yağları veya hidrojene edilmiş yağlar içeren ürünleri evinize sokmayın.

HER GÜN KIRMIZI ET VEYA SÜT ÜRÜNLERİ TÜKETMEYİN

Kırmızı et ve süt ürünleri, kan kolesterol düzeylerini artırma eğiliminde olan doymuş yağlar içerir ve vücudunuzun beyninizdeki beta-amyloid plaklarının üretimini teşvik eder. Bu da Alzheimer gibi beyin hastalıkları riskinizi artırır. Haftada beş defadan fazla et veya süt ürünü tüketmeyin. Her öğünde tüketeceğiniz miktar ise yarım bardak süt veya 170 gram etten fazla olmamalıdır. Kırmızı et yemediğiniz günlerde 170 gram tavuk, hindi veya balık tercih edin. Haftanın birkaç günü kendiniz için vejetaryen günü yapın. Protein açısından zengin olan bazı gıdalar; avokado, mercimek-fasulye gibi baklagiller, fındık, fındık ezmesi, badem sütü, soya sütü, fasulye filizidir.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Beslenme

Kanserden Koruyan Besinler

Yayınlanma:

,

kanserden koruyan besinler

BU BESİNLER HEM KİLO VERDİRİYOR HEM KANSERDEN KORUYOR

Kanser, çağımızın en önemli sağlık sorunlarından biri haline geldi. Kansere sebebiyet veren nedenler arasında ise başı genetik ve çevresel faktörler ile sağlıksız beslenme çekiyor. Yaşam tarzı ve beslenme planınızda yapacağınız ufak değişiklerle kanser riskini azaltma imkanınızın olduğunu biliyor muydunuz? Memorial Hizmet Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Sinem Uygun, “ kanserden koruyan besinler ve faydaları hakkında konuştu.

Düzenli ve sağlıklı beslenmenin tüm hastalıklarla birlikte kanser riskini en aza indirdiği bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçektir. Doğru besinleri uygun miktarlarda tüketmek ve işlenmiş gıdalar yerine doğal olanları tercih etmek kanserden korunmada anahtar rol oynamaktadır. Kanser teşhisi konulan kişilerin de doğru bir beslenme planlaması ile hayat kalitelerini artırmaları ve tedaviye destek olmaları mümkün olmaktadır. Bunun için dikkat edilmesi gerekenler şöyle sıralanabilir:

1-Prostat ve kolon kanserinde karşı sarımsağı bol tüketin

Sarımsağın içinde bolca bulunan alil sülfür, DNA hasarını onarma, bağışıklığı artırma ve kansere sebep olabilen serbest radikallerin etkilerini azaltma konularında öne çıkmaktadır. Sarımsak; mide, prostat ve kalın bağırsak kanserlerine karşı koruyucudur. Mümkün olduğunca çiğ tüketmeye çalışmak, yararlı maddelerin korunması açısından önemlidir. Sarımsak dışında karnabahar, brokoli, pırasa gibi sülfürlü bileşikler ve selenyum içeren besinler de kansere karşı koruyucudur.

2-Zerdeçal kanserden koruyucudur

Zerdeçal iyi bir antieflamatuar yani vücutta iltihap gidericidir. Bu özelliği sebebiyle kansere karşı koruyucu olduğu düşünülmektedir. Toz veya taze hali ile günlük beslenmeye eklenebilir.

3-Balık, keten tohumu, semiz otu ve ceviz ile sağlıklı kalın

Balıklarda bolca bulunan Omega-3, keten tohumu semizotu ve ceviz gibi bitkisel kaynaklarda da bulunmaktadır. Meme, kalınbağırsak, pankreas ve prostat kanserlerinin gelişme riskini azaltır. Haftada 2-3 kez balık tüketimi omega-3 den zengin beslenme açısından önemlidir. Balığın kızartılmadan buğulama veya ızgara yapılarak tüketilmesi gerekir.

4-Domates, karpuz ve kayısı prostat kanserine karşı koruyucu birer kalkandır

Domates, karpuz, kayısı gibi kırmızı ve turuncu renkteki besinlerin içinde bulunan likopen kuvvetli bir antioksidandır. Prostat ve rahim ağzı kanserine karşı korucu etkileri olduğu bilinmektedir.

5-Süt ve süt ürünleri ile birçok kanserden korunmak mümkün

Yoğurt, süt, ayran, peynir ve tereyağı gibi süt ürünleri ile aspir yağında bulunan konjuge linoleik asit (CLA)  obezite, yağlanma, diyabet ve kanser riskini azaltmaktadır. Günlük tüketim miktarlarında aşırıya kaçılmadan tüketilen süt ürünleri, bağışıklığın güçlenmesine de katkıda bulunmaktadır.

6-Kırmızı, mor ve siyaha yakın renkteki meyveler sağlık kaynağı

Böğürtlen, yaban mersini, siyah üzümün çekirdeği, siyah erik gibi koyu mor –kırmızı-siyaha yakın renkteki besinlerin içinde bulunan maddeler, hücrelerin yaşam süresini uzatmaktadır. Günlük meyve tüketiminin 1-2 porsiyonunun bu meyvelere ayrılması, yaşam süresini uzatmanın yanı sıra kalp ve damar hastalıkları ile karaciğer, safra yolları, meme, pankreas gibi kanserler ile ilgili riskleri en aza indirmektedir.

7-Mantar, yulaf ve tahıl ürünleri ile kilo vererek kanserden korunabilirsiniz

Bazı mantarlarda, yulaf ve tahıllarda bulunan beta glukan kolesterolün düşürülmesine ve kilo vermeye yardımcı olmaktadır. Bunun dışında kalın bağırsak ve mide kanserlerinden korunmada etkilidir. Yulafın haftada 2-3 kez çeşitli meyveler ve yoğurt ile tüketilmesi hem bağışıklık sistemini hem sindirim sistemini desteklemeye yardımcı olur.

Konuyla ilgili bir başka yazımız için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Aile Sağlığı

Bahar Yorgunluğu Sizi Etkilemesin

Yayınlanma:

,

Bahar yorgunluğu

Bahar Yorgunluğu İçin Neler Yapılmalı?

Bazı besinleri düzenli tüketerek bahar yorgunluğuna elveda diyebileceğinizi biliyor muydunuz?Hepimiz mevsim değişikliği etkisi altında bahar yorgunluğu hissini yaşayabiliriz.Gün boyunca kendinizi bitkin ve halsiz hissetmemek için önerilerimize kulak verin.

Baharla birlikte ısı ve nem oranının artmaya başladığını söyleyen Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Şeyda Sıla Bilgili bu durumda hormanlar üzerindeki değişimlerle metabolizma hızının, iştah ve kilonun değişim gösterebileceğini söyleyerek; “Kışın yavaşlayan metabolizma bahara geçişe hemen adapte olamayabiliyor. Ayrıca vitamin ve mineral depolarının yetersizliği de bahara geçişi zorlaştırıyor. Buna bir de kışın sıkça görülen D vitamini eksikliği eklenince bahar yorgunluğu kaçınılmaz hale geliyor” diyor.Fakat baharı daha enerjik bir şekilde geçirmek de imkansız değil.Beslenme ve Diyet Uzmanı Şeyda Sıla’dan sizler için baharı zinde geçirmenizi sağlayacak besinler ve öneriler;

Muz

Muz, potasyum kaynağı olması sayesinde kas krampları ve kas güçsüzlüğüne karşı çok etkilidir. Aynı zamanda beyin hücrelerinin ölmesini engelleyebiliyor. Düzenli olarak gün içerisinde yenildiğinde, beyinde seratonin denilen mutluluk hormonu düzeyini arttırabiliyor. Karanlıkta salgılanan uykuya geçişi kolaylaştıran melatonin hormonunun salgısını da arttırarak kaliteli bir uyku sağlayabiliyor. Günde bir adet yerli muzu ara öğün olarak tüketebilirsiniz.

Ceviz, fındık, badem

Beslenme ve Diyet Uzmanı Şeyda Sıla Bilgili içerdikleri E vitamini, lif, magnezyum ve omega-3 yağ asitleri sayesinde ceviz, fındık ve bademin yorgunluğun düşmanı olan besinler arasında yer aldıklarına işaret ederek, “Özellikle antioksidan etkisi olan E vitamini bağışıklık sisteminin korunmasında önemli bir rol üstleniyor. Günde 10 fındık veya 6-8 adet badem ya da 3 tam ceviz tüketmek, baharı enerjik geçirmeniz için çok önemli” diyor.

Kivi

Bahar yorgunluğu için sabahları veya gün içinde tüketilen bir adet kivi enerji vererek metabolizmayı canlandırıyor. Kışın yavaşlamış metabolizma hızlanarak bahar yorgunluğuyla daha kolay başa çıkmanızı sağlıyor. İçerdiği C vitamini sayesinde demir içeriği yüksek besinlerle birlikte yenildiğinde vücudun demir emilimini de artırıyor. Örneğin; sabah kahvaltıda yumurtayla birlikte kivi tüketebilirsiniz.

Çilek

Çilek su ve lif oranı yüksek olduğu için hem tok tutuyor, hem de kan şekerini yavaş yavaş yükseltiyor. Bahar yorgunluğunun da önlenmesinde de etkili olan potasyumdan ve vücut direncinin artırılmasını sağlayan antioksidanlardan da zengin bir meyve. Düşük kalorisi ve enerji verici etkisiyle beslenme listenizde sıklıkla yer alabilir. Günlük 1 porsiyon meyve olarak 12 adet küçük çilek tüketebilirsiniz.

Ananas

Ananas hem yorgunluğa yol açan ödemin atılmasında fayda sağlıyor, hem de diyet yapanlar için iyi bir meyve. Kalorisi az, su içeriği yüksektir. Lifli yapısından dolayı bağırsakları çalıştırıyor ve tok tutuyor. Günde 2 halkayı geçmeyecek şekilde tüketerek, gerekli olan enerjiyi alabiliriz.

Yumurta

Yüksek protein kalitesi, selenyum, çinko, iyot ve demir içeriğiyle her mevsimin en değerli besinidir yumurta. Eğer demir eksikliğinin olası sonuçları olan yorgunluk, uykuya eğilim ve halsizlik gibi semptomlarınız varsa bunların ortadan kaldırılmasına yardımcı oluyor. Ayrıca sağladığı kas aktivasyonuyla daha enerjik hissetmenizi sağlar. Beynin en önemli yapı malzemesi, bir tür vitamin olan ‘kolin’dir. Günde bir veya 2 yumurta yediğinizde güne zinde başladığınız gibi, beyninizdeki kolin oranını artırarak hafıza kaybı ve erken bunama gibi sorunların gelişme riskini de düşürebilirsiniz.

Enginar

Enginar, içerdiği A vitamini, C vitamini, niasin, potasyum ve posa sayesinde vücudu dinlendiriyor, dinçlik sağlıyor. Toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmasını kolaylaştırıyor. Bu sayede de bahar yorgunluğuna karşı mücadele ederek, enerjik hissetmenize katkıda bulunuyor. Enginarı çiğ olarak salatalarda veya pişmiş olarak haftada 2 kez tüketmeniz sağlığınız açısından faydalı olacaktır.

Semizotu

İçerdiği yüksek su oranıyla baharla birlikte artan su ihtiyacına katkı sağlıyor. Sebzeler arasında omega 3 yağ asitlerinden en zengin sebze olan semizotu, bu sayede bağışıklığın güçlendirilmesinde çok büyük önem taşıyor. Böylece bahar yorgunluğunu hissetmez veya çok kısa zamanda atlatabilirsiniz. Haftada 2 kez yoğurtlu semizotu salatası yapabilir veya zeytinyağlı sebze yemeği olarak pişirebilirsiniz.

Yeşil Yapraklı Sebzeler

Roka, tere, nane, maydanoz, reyhan gibi taze yeşillikler içerdikleri yüksek klorofil ile iyi birer antioksidandır. Yüksek lif oranları ile bağırsak hareketlerini artırırlar. C vitamini içerikleri de yüksek oluyor. Bu nedenle yeşil yapraklı sebzeleri çiğ olarak da bol bol tüketmeyi alışkanlık haline getirmeniz çok önemli. Potasyum ve folik asit açısından zengin olan yeşil yapraklı sebzeler yorgunluğu önleyip, baharı enerjik geçirmenize yardımcı oluyor.

Bahar rahatsızlıklarına karşı etkili önerilerimizi okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Yazıyı aldığımız kadinvekadin.net’ten daha fazla sağlık haberi okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Beslenme

Otizmde Beslenme Nasıl Olmalı?

Yayınlanma:

,

otizmde beslenme

Otizm genetik değildir

Otizm, görülme sıklığı her geçen yılla birlikte giderek artıyor.2016 yılında 88 çocuktan birinin otistik olduğu saptandı.Fizytoterapi uzmanı Dr. Ümit Aktaş 20-30 yıl sonra her iki çocuktan birinin otistik olacağının öngörüldüğünü ve bu problemin nadir görüldüğü algısı olsa da tehlikenin büyük ve beslenmenin bu hastalığa etkisi olabileceğini bildiriyor.Otistik semptomların beslenme ile hafifleyip, tamamen iyileşmesi mümkün.Belirlenen teşhisin erken konulması ve doğru beslenme modeline erken geçilmesiyle tedavinin başarı şansı da o kadar artar diyor Dr. Ümit Aktaş.Peki otizmde beslenme nasıl olmalı? Yazımızda cevabını bulacaksınız.

Otizmle, nadir rastlanan genetik bir hastalık olarak 1940’larda başladığını, genetik olmadığının ise yarım yüzyıl sonra anlaşıldığına dikkat çeken Dr. Ümit Aktaş, “Otizm, çevresel toksinler, yiyeceklerin içindeki kimyasallar, DNA’mızın tanımadığı suni yiyecekler ve aşılarda kullanılan ağır metallerle ilişkili bir sorun. Bu toksik saldırı, sağlıksız bir mikrobiyomla birleşince ortaya, birçok farklı faktörün birlikte rol oynayarak beyin fonksiyonlarında bozukluğa yol açtığı bir tablo çıkıyor” diyor.

 

Dr. Ümit Aktaş’tan Anne Adaylarına 7 Maddede Sağlıklı Çocuk Yetiştirme ve Otizmde Beslenme Önerileri

 

-D vitamini eksikliğine dikkat edin.

– Ciddi bir tıbbi komplikasyon söz konusu olmadıkça normal doğum yapın.

– Toksinlere maruz kalmayın.

– Sağlıklı yağlardan zengin gıdalar tüketin.

– GDO yemeyin, yedirmeyin.

-Beslenme modelini değiştirin, glüten içeren her şeyi kesin.

– Diyetinize omega-3 ekleyin.

 

 

Otistik semptomların hafiflemesini, hatta bazı durumlarda tamamen ortadan kalkmasını sağlayacak beslenme modelinin yapıtaşlarını sıralayan öncelikle glutenden uzak durulması gerektiğini belirtiyor. Pek çok nörolojik ve psikiyatrik problemin arkasındaki esas sorumlunun gluten hassasiyeti olduğunu gösteren birçok bilimsel çalışma olduğuna dikkat çeken Dr. Aktaş, “Otistik çocuklarda çölyak hastalığının daha sık görülmesi kesinlikle bir tesadüf değil. Otizm teşhisi konmuş bir çocuğun diyetinden ilk çıkarılması gereken şeyler makarna, ekmek, börek, çörek gibi gluten içeren tüm besinlerdir.

Otistik çocukların hemen hepsinde bağırsak ve mide problemleri olması da sürpriz değil. Bu yüzden çocuğa bağırsak florasını iyileştirecek bir beslenme modeli uygulanmalı, fermente gıdalardan zengin bir diyet ve probiyotik takviyeleri tercih edilmeli.Otizmle savaşta, süt ve süt ürünleri beslenme modelinden tamamen çıkartılmalı, probiyotik takviyesi, turşu ve sirke gibi seçenekler tercih edilmeli, mevsiminde sebzeler yenmeli ve işlenmiş, paketlenmiş tüm yiyeceklerden uzak durulmalıdır” diyor. Otizmde beslenme modelinde şeker kesinlikle yer almamalı diyen Dr. Aktaş, otizm teşhisi konmuş tüm çocuklara ilk yapılması gereken şeyin ağır metal testi olduğunu vurguluyor.

 

Dr. Ümit Aktaş’tan Otizmle savaşta oluşturulacak beslenme modelinde mutlaka bulunması gerekenlere dair öneriler:

– Ev turşusu

– Kinoa

– Her türlü kuruyemiş (kavrulmadan yenilecek)

– Deniz balığı (mevsim balığı)

– Paça çorbası, işkembe çorbası

– Kemik suyu. Hazırlanıp derin dondurucuya konularak, her yemekte kullanılmalı

-Mevsiminde her türlü taze sebze

– Saf sızma zeytinyağı- her gün en az 10 yemek kaşığı

– Hakiki köy tereyağı – her gün en az 3 yemek kaşığı

– Organik Hindistan cevizi yağı (coconut oil) – her gün en az 1 yemek kaşığı

– Kaya tuzu (kararında kullanılacak, rafine tuz kullanılmayacak)

– Kırmızı et (merada yayılmış hayvan eti)

– Karabuğday (greçka)

 

 

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.