Sosyal Medya

Sağlıklı Yaşam

Sağlıklı Yaşam Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,
sağlıklı yaşam

Beden kitle endeksinizi öğrenmeniz ideal kilonuza ne kadar yakın veya uzakta olduğunuzu anlamanızı sağlar, daha sağlıklı sonuçlar için hedef belirlemenize yardımcı olur

Sağlıklı bir yaşam için yedikleriniz kadar yaptıklarınız da önemli. Ömrünüzü uzatmak ve daha sağlıklı bir yaşam sürmek için ipuçlarını bilmeniz ve uygulamanız lazım. Son zamanların en çok duyduğunuz konularından birisi de şüphesiz ‘sağlıklı yaşam’. Sağlıklı yaşam için hazır gıdalardan kaçınmalı, hareket etmeli, sağlıklı beslenmeli, stresten kaçınmalı gibi dikkat etmemiz gereken pek çok madde var. Sizlere güzel bir haber vermek istiyorum. Hafta içi her gün TRT1 ekranlarında, Sağlık Bakanlığı’nın katkılarıyla hazırlanan sağlık rehberiniz ‘Doktor Geldi’ programı sezon finalini Sağlıklı Yaşam Festivali’yle taçlandırıyor. Halka açık olarak birincisi gerçekleşecek olan etkinlik İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün destekleriyle MEYEV Vakfı ve Bouton Medya tarafından İstanbul Göztepe’de 12-13 Mayıs tarihlerinde gerçekleşecek. Festivalde; sağlıklı beslenme, iyi yaşam, spor, güzellik, kişisel gelişim gibi konulara değinilecek. Tamamen halka açık ve ücretsiz olarak gerçekleşecek bu festival için web sitesinden kayıt olmanız yeterli. Peki festivalin gündemi olan sağlıklı yaşam için neler yapmalı, nelere dikkat etmeli? İşte detayları…

FAZLA KILO STRESE NEDEN OLUR

Beden kitle indeksinizi bilin 

Rakamlar, sandığınızdan çok daha önemlidir. Sağlıklı yaşam için ‘rakamlarınızı’ bilmeniz gerekir. Tansiyonunuz, vitamin ve mineral değerleriniz, damar tıkanıklığı ve benzer oranlarınız rakamla ifade edilen sağlık anahtarlarınızdır. Kendi değerlerinizin yanında ‘normal’ değerleri de bilmeniz gerekir. Kas ve iskelet sistemi, vücudun taşıyıcı kolonları gibidir. Bu sebeple taşımak zorunda oldukları ağırlık, yıpranmaları açısından ciddi önem arz eder. Fazla olan her bir kilo, bedeniniz için karşılığı olandan çok daha fazla yük ve stres oluşturur. Bedenkitle endeksinizi öğrenmeniz, ideal kilonuza ne kadar yakın veya uzak olduğunuzu anlamanızısağlar, daha sağlıklı sonuçlar için hedef belirlemenize yardımcı olur. 

Kavun, domates, kereviz eksik olmasın 

Sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek istiyorsanızöncelikle sizi çok daha dinç tutacak, enerji verecek, vücuda faydalı beslenme alışkanlıklarıedinin. Unutmayın; diyet bir hayat şeklidir ve sağlıklı beslenme, bir alışkanlık olduğu zaman faydalıdır. Kavun, domates ve kerevizi sofranızdan eksik etmeyin, her öğünde protein alın, meyvenin suyunu içmek yerine meyvenin kendisini yiyin. Atıştırmalıklarınızı bisküvi,şekerlemeler yerine kavrulmamış kuruyemişlere, kuru meyvelere çevirin. Porsiyonlarınızı kontrollü tüketmek ve fast food’dan vazgeçmek herkes için ortak temel kurallardandır. Sağlıklıtariflerin olduğu internet sitelerini takip edip kendiniz için mutfakta daha fazla zaman geçirebilirsiniz. Sağlıklı ve pratik yemekler pişirmeyi alışkanlık haline getirin. Su içmeyi asla ihmal etmeyin. 

KRIZ IHTIMALI DAHA FAZLA

Sigaranın sağlınıza ne kadar zarar verdiğini hepiniz bilirsiniz.Ama sigara içmeyi vazgeçilmez bir alışkanlık haline getirenler, duyduklarını dinlememeyi tercih ederler. Sigarayı bırakmak için, sigaranın en önemli zararlarını bir kez daha hatırlatmakta fayda olduğunu düşünüyorum. Ayrıca sağlıklı bir yaşam sürmek istiyorsanız, sigarayı bırakmanız şart!Çağımızın en tehlikeli hastalıklarından biri, belki de ilki; kanserdir. Bu ölümcül hastalığın en temel sebepleri arasında ilk sıralarda sigara yer alıyor. Sigara içenlerde akciğer kanseri 15 kat, gırtlak kanseri 16 kat, rahim kanseri 16 kat, ağız kanserleri 10 kat, mesane ve prostat kanseri iki kat artış gösteriyor.

Sigarayı hayatınızdan çıkarın 

Sigaranın içinde, hücrenin genetik yapısını bozan hidrokarbonlar, radon ve kadmiyum gibi kanserojen maddeler bulunur. Kanser en temel ifadeyle, hücre yapısının bozulması sebebiyle kontrolsüz hücre bölünmesi olarak tarif edilebilir. Sigarada bulunan bu maddeler, hücre DNA’sını bozar. Kan yoluyla tüm vücudu tabiri caizse gezdiklerinden, tüm organlar için kanser tehdidi oluştururlar. Kalp ve damar hastalıklarına sebep olanların başında da sigara geliyor. Yapılan araştırmalar, bacak damarlarının tıkanma ihtimalinin sigara içenlerde,içmeyenlere oranla iki kat, kalp krizi geçirme ihtimalinin ise dört kat fazla olduğunu gösteriyor.Akciğerden kana karışan ve damar duvarında hasara sebep olan zehirli maddeler, damarlar yoluyla tüm bedeni dolaşır. Damar duvarında meydana gelen hasar; kanın pıhtılaşmasına ve damar çeperinde yağ birikimine sebep olur. Damar plakları daralmaya, daralma kalbin yeterince beslenememesine ve uzun vadede kalp krizine sebep olur.

DAHA FAZLA GÜLÜN, SIK SIK SEYAHATE ÇIKIN

GÜLMEK; yapabileceğiniz en basit egzersizdir. Yapılan araştırmalar, 10-15 dakika boyunca gülerek 50 kalori yakılabileceğini gösterdi. Gülmenin faydalarını araştıran benzer araştırmalar, gülme esnasında stres hormonu seviyesinin düştüğünü, iyi kolesterol (HDL) seviyesinin arttığını ve damar iltihabında azalma olduğunu da gösterdi. İşte tam da bu yüzden haftada bir de olsa komedi filmi izlemeli, sizi güldüren arkadaşlarınızla daha fazla vakit geçirmelisiniz. Unutmayın; güldüren dostlar ömrünüzü uzatır! Ayrıca sık sık seyahat edin. Stresin vücutta yarattığı negatif etkilerden sıyrılmak, daha fazla oksijen alıp daha sağlıklı besinler tüketebilmek için kendinize molalar verin. Üstelik bunu yapmak için çok uzaklara gitmenize de gerek yok! Alpler’den sonra dünyanın en fazla oksijen üreten dağı, Kaz Dağları’dır. Oksijen gençleştirir, kalbi yeniler ve astıma iyi gelir.

YÜRÜRKEN KARNINIZI İÇE ÇEKİP DİK DURUN

VIRGINIA Üniversitesi’nde, düzenli yürüyüş yapan kadınlar üzerinde yapılan bir araştırmada, haftada üç kez kısa süreli ve hızlı, iki kez daha uzun süreli ve orta tempoda yürüyüş yapan kadınların; haftada beş kez temposuz yürüyenlere göre göbek çevresi yağlarını tam beş kat hızlı kaybettikleri tespit edildi. Size birkaç pratik önerim var; yürüyüş yapmanın yanı sıra ofiste çalışırken, yürürken, yemek yerken, film izlerken kısacası her an karnınızı içeri çekerek dik durmaya çalışın. Böylece, siz fark etmeseniz de ilgili kaslar devamlı çalışır.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Beslenme

Oruç Tutmanın Sağlıklı Yolları

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

oruç tutmanın sağlıklı yolları

Bu yazımızda bedeni ve kalbi yormadan oruç tutmanın sağlıklı yolları hakkında konuşuyoruz. Nasıl ki günün en önemli öğünü kahvaltı ise orucun önemli öğünü ise sahurdur. Sahur öğününü düzgün bir şekilde yaptığımız takdirde herhangi bir sağlık sorunu yaşamadan oruç tutmak mümkün.

11 ayın sultanı Ramazan sonunda geldi çattı. İçinde bulunduğumuz uzun ve sıcak yaz günlerinde oruç tutmak elbette zor. Fakat doğru beslenerek, imsak ile iftar arasındaki yaklaşık 17 saatlik süreyi kolaylıkla geçirmek mümkün. Bilim adamları tarafından oruç tutmanın sağlığa faydaları detaylı bir şekilde araştırılmakta. Bu araştırmalar sonucunda ise orucun sayısız faydalarıyla karşılaşıyoruz. Oruç tutarken beslenme düzenimizin değiştiği ise yadsınamaz bir gerçek. Özelliklerinde bu yaz günlerinde oruç tutuyorsak, sadece iki öğün ile sınırlı soframızı doğru gıdalar ile doldurmamız gerekiyor. Bu bilinç ile donatılan sofralar sayesinde hem orucun faydalarından maksimum ölçüde faydalanabilirsiniz, hem de acıkmadan oruç tutabilirsiniz.

İFTARDA VE SAHURDA YOĞURT YİYİN

1- Oruç tutarken ne kadar kiloluysanız o kadar su tüketin:

Su ihtiyacının daha da arttığı bu dönemde halsizlik, baş dönmesi, dikkat dağınıklığı gibi etkileri önleyebilmek için iftarla sahur arasında kişiden kişiye değişen, fakat ortalama 2-2.5 litre olan su ihtiyacını mutlaka karşılamak gerekir.
Ayrıca uzun boylu ve aşırı kiloluysanız, normale oranla daha da çok su tüketmelisiniz.

2- Son anda 1 litre su içmeyin:

Oruç tutarken su alabileceğiniz zaman kısıtlı olsa da, tüketilen toplam sıvının zamana yayılması gerekir.
Dolayısıyla son anda ‘1 litre su içeyim, bana yeter’ demek sakıncalı olacaktır. Bu şekilde tüketilen sıvı hemen idrara dönüştürülür ve gün boyunca ihtiyacınız olacak sıvı rezervini tehlikeye sokar.

3- Düzgün bir sahur ile 18 saat süreyle oruç tutabilirsiniz:

Tuzlu, yağlı ve unlu gıdalardan uzak durmak, gün içindeki su isteğinizi azaltacaktır.
Bu beslenme şekli, normal zamanlarda da uymanız gereken bir sistemi ifade eder. Sahuru, kahvaltı gibi düşünebilirsiniz.
Besin kalitesi yüksek yumurta, peynir, kepekli ekmek tüketmek; midede sindirimleri geç olduğundan açlık hissinizi azaltacaktır. Bu gruba bir porsiyon ölçüsünde yağlı tohumlar (fındık, ceviz, badem vb.) da ekleyebilirsiniz. Bu besinler de tok kalmanıza yardımcı olacaktır.
Özellikle sahurda bir kase yoğurt yemenizi de şiddetle tavsiye ediyorum.
Yoğurt, adeta mucizevi bir besindir ve faydaları hakkında kaleme aldığım yazıma arşivden ulaşabilirsiniz.

4- İftarda 45 dakika ara verin ve tatlıyı iftar mönünüzden çıkarın, pide tüketimine dikkat edin:

Karbonhidratlar yani nişastalı tüm gıdalar, hızlı tokluğa ve erken açlığa sebep olur. Ramazan ayında dengeyi iyi korumak kaydı ile uzun dönem tokluk hissi oluşturan proteinden zengin beslenmek çok önemli. Süt ve süt ürünleri başta olmak üzere, et ve diğer proteinli gıdaları tüketin. İftarı; bir kase yoğurt, bir kase çorba, belki biraz süt ile geçiştirip en az 30-45 dakika ara verdikten sonra normal yemek ihtiyacınızı karşılayın.
Fazla tuzlu ve baharatlı gıdalardan, kızartmadan uzak durun. Bu gıdalar, aşırı derecede susamanıza sebep olacaktır. Süt ürünleri sindirim sisteminizi rahatlatır, tok tutar ve daha az susatır.

İftarda ve sahurda birer kase olmak üzere iki porsiyon yoğurt yemenizi şiddetle öneririm. Bu; bedeninizi oruca göre programlar, ayrıca susuzluğu önler ve bağırsaklarınızın daha sağlıklı olmasını sağlar. Uzun süreli açlık, bağırsak sisteminde duraksama veya yavaşlamaya sebep olur, içindeki dışkı akımı azalan bağırsaklarda bakteri yükü artar ve bu bakteriler, hastalıklara sebep olabilir.
Bunu da en iyi dengeleyen gıda yoğurttur.
Ramazan ayında yediğiniz tatlılar, zaten oruç tutmanız sebebiyle dengede durmakta zorlanan sistemde ani kan şekeri yükselmeleri ile hormon dengenizin de bozulmasına sebep olur. Tatlı, Ramazan ayında kilo almanıza sebep olmanın dışında bir de yorgunluk kaynağıdır.

5- Kuru meyve tüketin:

Besin tüketiminin azalmasına bağlı olarak karşılaşılan kabızlık sorununu önlemek adına sahurda ve iftarla sahur arasında yapacağınız ara öğünlerde kuru meyve ya da meyve tercih edebilirsiniz.
Su da bu süreçte önemli besin öğelerinden biridir. Liften zengin beslenmek, bağırsak sisteminin düzenli çalışması için son derece önemlidir. Bu sebeple sahur ve iftar öğünlerine liften zengin gıdaları eklemelisiniz.

HASTALAR DİKKAT! 

 Tip 1 diyabeti, hamilelik diyabeti ve akut hastalığı olan diyabet hastaları oruç tutamaz. 
 İleri düzeyde kalp, böbrek ve karaciğer yetmezliği olan ve bu organların fonksiyonlarını idame ettirmek için tanımlanmış bir diyet ve ilaç kullanmak zorunda olan hastalar oruç tutamaz. 
 Uzun süren açlıkta kan şekerini normal sınırlarda tutmak için vücuttaki enerji kaynaklarındanglukoz dönüşümünü sağlayan sistemlerin çalışmadığı ya da yetersiz çalışması nedeniyle hipoglisemi gelişen hastalığı olanlar oruç tutamaz. 
 Ateşli enfeksiyon hastalığı olanlar ve hastalığı/ateşi kontrol etmek için günde iki defadan fazla ilaç kullanmak durumunda olan hastalar oruç tutamaz. 
 Ameliyat veya ilaç tedavileri ile şifa sağlanmış olan kanser hastaları, doktorlarının uygun görmesi ile oruç tutabilir ancak tedavi süreci devam eden ve ilerlemiş kanser hastaları oruç tutmamalı. 
 Yüksek ateşli hastalık geçirenler, ateş kontrol altına alınana kadar oruç tutmamalı. 
 Tansiyon düşüklüğüne bağlı baş dönmesi, denge bozukluğu, düşme riski olan hastaların tansiyonları normalleşene kadar oruç tutmaması gerekir. 
 İleri derece KOAH hastalarının günde iki defadan fazla nefes rahatlatıcı ilaç kullanıyorlarsa oruç tutmamaları gerekir.

REFLÜ VE ÜLSER HASTALARI ORUÇ TUTABİLİR Mİ?

MIDE hastalığı olanlar, oruç tutarken mutlaka bir hekimden görüş almalı. Özellikle reflü gibi hayat kalitesini düşüren bir rahatsızlığınız varsa, iki kez dikkatli olmalısınız. Reflü hastalığının dört farklı evresi vardır. Yemek borusunun alt ucunda aside bağlı hasarlanma olup olmadığı ve bu hasarın derecesi, hastalığın aşamasını belirlemede en önemli faktördür. Reflünün en ağır evresi, D evresidir. A evresi ise en hafif aşamadır ve bu tip reflüsü olanlar, kolaylıkla oruç tutabilirler. Reflü hastalarının az miktarda ve sık beslenmeleri tavsiye edilir. Oysa Ramazan orucunda, öğün sayısı sadece ikiye düşüyor ve her ikisinde de çok fazla yemek yeniyor. Aşaması oruç tutmasına engel olmayan reflü hastaları, sahurun ardından hemen uykuya geçmemeli; hafif reflüsü olanlar en az iki, ağır reflüsü olanlar ise en az üç saat beklemeliler. Ülser şikayeti olanların, Ramazan ayından önce mutlaka hekime başvurmalarını öneriyoruz. Ülser hastaları, günde en az bir kez mide koruyucu ilaç kullanmak zorunda. Aksi taktirde ülser hastalığı ilerleyebilir ve ciddi problemlere neden olabilir. Ancak bu durum oruç tutmaya engel değildir. İlaç alım saatlerinin düzenlenmesi (sahur ve iftarda almak gibi), oruç tutmayı mümkün kılabilir.

KİMLER ORUÇ TUTAMAZ?

 Şeker hastaları (diyabetliler)
 Kalp yetmezliği olanlar
 Kemoterapi alan hastalar
 Ağır kansızlığı olanlar
 Ağır karaciğer hastaları
 Böbrek yetmezliği olanlar
 Pankreatiti olanlar
 Aktif mide veya oniki parmak ülseri olanlar
 Midesi ameliyatla küçültülen hastalar
 İshali olanlar

www.sabah.com.tr’de yazımızın orjinal halini bulabilirsiniz. Okumak için tıklayın.

Devamını Oku...

Beslenme

Lif Zengini Besinler

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

lif zengini besinler

Bağırsaklarınızda biriken faydasız artıklardan kurtulmanın yolu, lif zengini besinler ile beslenmekten geçer. Bir bardak avokado, 10.1 gram lif içeriği ile kalp sağlığını korumaya yardımcıdır.

Sağlığımızı korumak ve daha iyi hale getirmek için öncelikle markette yaptığımız alışverişlerde satın aldığımız besinlere dikkat etmemiz gerekir. Çünkü sağlıklı yaşamın olmazsa olmazlarından biri doğru beslenmektir. Bu yazımda sağlıklı yaşam için bir alışveriş listesi hazırladım. Bilimsel araştırmalara dayanan bu listemize bir göz atalım…

ATIKLARDAN KURTULURSUNUZ

Festivalde de söyleşi konularından birisi olan sağlıklı beslenmeye her daim dikkat etmeniz gerekli. Sağlıklı beslenmek istiyorsanız her fırsatta söylediğim bir şey var ki oda liften zengin beslenmeniz. Yüksek lifli besinler tüketmek sizi daha uzun süre tok tutar, sindiriminizi düzenler, kolon sağlığınızı artırır. Bu faydalarının yanı sıra yüksek lifli gıdalar tüketilmesi; kanserden kalp hastalığına, kabızlıktan bağırsak sağlığına, karaciğer yağlanmasından obeziteye, kalp sağlığından şeker dengesinin sağlanmasına kadar birçok konuda size yardımcı olacaktır. Bu nedenle yüksek lifli gıdalarla dolu bir beslenme programına sahip olmanız oldukça önemli.

Çoğu kişi lifin bağırsak sağlığında önemli rol oynadığını bilir. Bağırsaklarınızda biriken faydasız artıklardan kurtulmanın yolu, lif ağırlıklı beslenmekten geçer. Lif; sistemde adeta su vazifesi görerek, bağırsaklarınızın olması gerektiği şekilde boşalmasına yardımcı olur. Liften zengin beslenmek, sindirim sisteminizin sağlığı için altın değerindedir. Lif, midemizin açlık hormonu olarak bilinen ghrelini bastırır. Daha fazla lif tüketmeniz öğünler arasında daha uzun süre tok kalacağınız anlamına gelir. Lif, aynı zamanda kan şekerinizi sabit tutar, böylece yağ depolama hormonu olan insülin kontrolden çıkmaz. Eğer yüksek lifli gıdalardan oluşan bir akşam yemeği yerseniz; sadece yemeğinizden daha az yağ depolamanızı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda bir saat sonra ortaya çıkacak olan şeker alma isteğinizi de düşürürsünüz. Bu önerime bir de düşük karbonhidratlı gıdaları tüketmenizi ekleyebilirim. İşte önerilerim:

TAVUK

Tavuk, yağsız protein için iyi bir besindir. Ayrıca, B vitaminleri ve selenyum ile doludur. Kemiksiz, derisiz tavuk göğsünün yarısı sıfır gram karbonhidrat içerir.

AVOKADO

Lif zengini besinler denince akla gelen isimlerden biri avokado.Bardak başına 10.1 gram lif içerir. Avokadoların lif içeriği, türüne bağlı olarak değişir. Parlak yeşil, pürüzsüz yüzeyli avokadolar (Florida avokadosu) ile daha küçük ve daha koyu olan (California avokadosu) arasında lif içeriği açısından farklılık vardır. Florida avokadosu, California avokadosundan önemli ölçüde daha çözünmez bir life sahiptir. Lifin yanı sıra avokado, kolesterolü düşürmeye ve kalp rahatsızlığı riskini azaltmaya yardımcı olan sağlıklı yağlarla doludur. Aynı zamanda avokadonun bir porsiyonunda günlük folat değerinizin yüzde 10’unu, günlük B5 vitamini değerinizin yüzde 15’ini bulabilirsiniz. Ayrıca avokado tüketerek sadece yüzde 3.9 gram karbonhidrat almış olursunuz.

KINOA

Bir fincan kinoa, 5 gram lif içerir. Kinoa; demir, B6 vitamini, potasyum ve magnezyum gibi diğer gerekli besin maddeleri açısından da yüksektir.

HİNDİSTAN CEVİZİ

Hındıstan cevizinin adını her geçen gün daha fazla duyar olduk. Bir bardak Hindistan cevizinin toplam lif oranı 7.2 gramdır. Hindistan cevizinde düşük glisemik indeks vardır ve diyetinize dahil edilmesi oldukça kolaydır.

BRÜKSEL LAHANASI

Topraksız sebzelerden biri olan Brüksel lahanası, yüksek lifli gıdalardan biridir. Bir bardakta toplam lif oranı 4 gramdır. Antioksidanlar ve anti-inflamatuar özellikleri açısından zengin olan Brüksel lahanası, sağlıklı detoksları destekler ve bazı kanser türlerinin riskini azaltabilir.

SOMON

Somon; yağsız protein, omega-3 yağ asitleri ve B vitaminlerinin kaynağıdır. Araştırmalara göre, bir porsiyon somonda sıfır karbonhidrat vardır.

ENGİNAR

Orta boy enginarda toplam lif oranı 10.3 gramdır. Enginar, Amerikan Tarım Bakanlığı’nın antioksidan zengini yiyecekler listesinde yedi numarada yer alıyor. Enginar ayrıca karaciğerdeki öd salgısı akışını artırarak yüksek yağ oranına sahip öğünlerinizi sindirmeye ve kolesterolü düşürmeye yardımcı olur. Enginar, içerdiği yüksek lif oranıyla kadınlar için önerilen günlük lif alımının neredeyse yarısını, erkeklerde ise üçte birini içerir.

YAĞSIZ PROTEIN KAYNAKLARIDIR İNCIR

Bir kap incir 14 gram lif içerir. İncir, zengin bir antioksidan kaynağıdır ve eskiden kabızlık sorununu gidermek için önerilirdi. Kurutulmuş incir ve taze incir iyi bir lif kaynağıdır. Lifin faydalarına ek olarak daha düşük kan basıncı sağlar ve sarı nokta hastalığına karşı da korur.

KARPUZ

Toplumda bilinenin aksine, karpuz çok fazla şekerli bir meyve değildir. A ve C vitaminleri, potasyum ve magnezyum için iyi bir kaynaktır. Bir bardak doğranmış karpuz, 11.5 gram karbonhidrat ve 0.6 gram lif içerir.

YUMURTA

Yumurtalar yüksek kaliteli proteinin en iyi ve ucuz kaynağıdır. B vitaminleri, D vitamini, selenyum ve çinko açısından zengindir. Büyük bir bütün yumurta, yaklaşık 0.36 gram karbonhidrat içerir.

Konuyla ilgili bir başka yazımızı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Bilinçli hasta

Doğru Duruş, Hormonları Etkiliyor!

Yayınlanma:

,

Doğru duruş

CEP TELEFONU KULLANIRKEN 12 ÖNEMLİ ÖNERİ

Bilgisayar, akıllı telefon veya tablerler başında mail, mesaj veya sosyal medya trafiğine dalarak günde ortalama 2-4 saatimizi başımız öne eğik şekilde geçirmekteyiz. Bu, boyun omurlarımıza yılda 700 ila 1400 saat aralığında ek stres yüklüyor olduğumuz anlamına geliyor.Lise öğrencilerinde ise durum neredeyse 5000 saati bulmakta. Acıbadem Ankara Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Nural Aydın, başta cep telefonu olmak üzere mobil cihazların kullanımı ve düşük ergonomiye bağlı olarak bel, boyun fıtıkları, boyun kökenli baş ağrıları, tendon hasarlanmaları ve sinir sıkışmalarının görülme sıklığının arttığına dikkat çekiyor ve doğru duruş hakkında tavsiyeler veriyor.

Doğru duruş, mutluluk hormonlarını etkiliyor!

İş, eğlence ya da sosyalleşme adına elimizden düşürmediğimiz cep telefonu başta olmak üzere mobil cihazlarının kullanım süresi arttıkça sağlığımız üzerinde yarattığı etkiler de ortaya çıkıyor. Özellikle de kas iskelet sistemimiz üzerindeki baskı süresinin artması sorunun daha hızlı gün yüzüne çıkmasına neden oluyor. Bu sorunların başında da boyun ve bel fıtıkları ve bunlara bağlı ağrılar, sinir sıkışmaları, duruş bozuklukları geliyor. Omurgamızın uzun süre aynı pozisyonda durmak için tasarlanmadığını hatırlatan Acıbadem Ankara Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Nural Aydın, “İdeal duruş omurga sağlığının yanı sıra genel vücut sağlığı ve ruh halimizi de olumlu yönde etkiliyor. Çünkü araştırmalar düzgün duruşun serotonin düzeylerini de olumlu yönde etkilediğini gösteriyor” diyor.

En çok boyun bölgesi etkileniyor

Başımızı nötral pozisyon denilen sağlıklı ideal açıda tuttuğumuzda, boyun omurlarımıza binen yükün yaklaşık 4.5 – 5 kg civarında olduğu biliniyor. Baş statik veya öne eğik haldeyken boyun kasları, çevre tendon ve bağlar başı destekliyor. Yapılan çalışmalar;boynun 15 derece eğimi ile boyuna binen yükün 12.25 kg, 30 derece eğimi ile 18 kg, 45 derece eğimi ile 22 kg’a kadar çıktığını ortaya koyuyor. Bu nitelikteki stresin zaman içerisindeki tekrar eden artışıyla da boyun bölgesinde erken dejenerasyona ve beraberinde çeşitli boyun rahatsızlıklarına neden olabiliyor. Dr. Nural Aydın bu nedenle aşırı cep telefonu kullanımı ve düşük ergonomi sonucunda sıklıkla karşılaşılan hastalıklar arasında; bel – boyun fıtıkları, boyun kökenli baş ağrıları, tendon hasarlanmaları ve sinir sıkışmalarının yer aldığını söylüyor. Genel aşırı kullanım ve duruş bozukluğuna bağlı oluşan sakatlanmalara ek olarak, sürüş veya yürüyüş (özellikle düzgün olmayan yüzeylerde) gibi tam dikkat gerektiren durumlarda cep telefonu kullanımı da akut yaralanma riskini beraberinde getiriyor. Bu nedenle mevcut risklerin farkında olmak ve potansiyel yaralanmaları önlemek için sağlıklı adımlar atmak ve güvenlik tedbirleri almak son derece önem taşıyor.

Cep telefonunu daha ergonomik kullanmak için…

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Nural Aydın, mobil telefonları ergonomik kullanmaya yardım edecek önerilerini sıralıyor…

  • -Cep telefonunuzu kullanırken başınızı eğmek yerine telefonunuzu kaldırın.
  • -Ekranı okurken telefonunuzu çene hizası veya biraz altına gelecek şekilde konumlandırın. -Telefonunuzu kucağınızda veya göğüs yüksekliğinin altında tutmaktan kaçının.
  • -Mesaj, mail yazarken başparmağa alternatif diğer parmaklarınızı da kullanmaya çalışın. -Telefonu tek elle kullanmak yerine mümkün olduğunca düz bir yüzeye koyun ya da bir elle telefonu tutarken diğer elle yazmaya çalışın.
  • -Başparmağınızla yazarken parmağınızı bükmek yerine parmak ayasıyla yazmaya gayret edin.
  • -Bileklerinizi mümkün olduğunca rahat ve düz tutun.
  • -Cihazlarınızı kullanırken bilekleriniz ve parmaklarınızdaki gerginliğini en aza indirin. Mümkün olduğunca dik bir postürde durun.
  • -Boyunda düzleşme ve omuz başında içe dönüklüğe sebep olmasından dolayı aşağıya uzun süreli bakmaktan sakının.
  • -Akıllı cihazınızı boynunuzun rotasyon da denilen dönmesine sebep olacak bir yere koymayın.
  • -Mesajlarınızı mümkün olduğunca kısa tutun ya da ses tanıma yazılımlarını kullanın. Fazla tuş vuruşu daha fazla bilek-parmak yorgunluğuna neden olacaktır.
  • -Dokunmatik ekranlı telefonlarda mesajlaşırken, telefonunuzu dikey bir konumda kullanın. Bu, yazarken tuşa basmak için başparmağınızın ulaşması gereken alan miktarını azaltacaktır.
  • -Uzun süreli çalışmalar için cep telefonu veya tablet kullanmayın.

-Yazma sürenizi 10-15 dakikaya sınırlayın. Her 15 dakikada en az 2-3 dakika küçük molalar verin. Telefonunuzu sessize alarak bu küçük molaların kesintiye uğramasını engelleyin.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.