Sosyal Medya

Sağlıklı Yaşam

Sağlıklı Yaşam Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,
sağlıklı yaşam

Beden kitle endeksinizi öğrenmeniz ideal kilonuza ne kadar yakın veya uzakta olduğunuzu anlamanızı sağlar, daha sağlıklı sonuçlar için hedef belirlemenize yardımcı olur

Sağlıklı bir yaşam için yedikleriniz kadar yaptıklarınız da önemli. Ömrünüzü uzatmak ve daha sağlıklı bir yaşam sürmek için ipuçlarını bilmeniz ve uygulamanız lazım. Son zamanların en çok duyduğunuz konularından birisi de şüphesiz ‘sağlıklı yaşam’. Sağlıklı yaşam için hazır gıdalardan kaçınmalı, hareket etmeli, sağlıklı beslenmeli, stresten kaçınmalı gibi dikkat etmemiz gereken pek çok madde var. Sizlere güzel bir haber vermek istiyorum. Hafta içi her gün TRT1 ekranlarında, Sağlık Bakanlığı’nın katkılarıyla hazırlanan sağlık rehberiniz ‘Doktor Geldi’ programı sezon finalini Sağlıklı Yaşam Festivali’yle taçlandırıyor. Halka açık olarak birincisi gerçekleşecek olan etkinlik İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün destekleriyle MEYEV Vakfı ve Bouton Medya tarafından İstanbul Göztepe’de 12-13 Mayıs tarihlerinde gerçekleşecek. Festivalde; sağlıklı beslenme, iyi yaşam, spor, güzellik, kişisel gelişim gibi konulara değinilecek. Tamamen halka açık ve ücretsiz olarak gerçekleşecek bu festival için web sitesinden kayıt olmanız yeterli. Peki festivalin gündemi olan sağlıklı yaşam için neler yapmalı, nelere dikkat etmeli? İşte detayları…

FAZLA KILO STRESE NEDEN OLUR

Beden kitle indeksinizi bilin 

Rakamlar, sandığınızdan çok daha önemlidir. Sağlıklı yaşam için ‘rakamlarınızı’ bilmeniz gerekir. Tansiyonunuz, vitamin ve mineral değerleriniz, damar tıkanıklığı ve benzer oranlarınız rakamla ifade edilen sağlık anahtarlarınızdır. Kendi değerlerinizin yanında ‘normal’ değerleri de bilmeniz gerekir. Kas ve iskelet sistemi, vücudun taşıyıcı kolonları gibidir. Bu sebeple taşımak zorunda oldukları ağırlık, yıpranmaları açısından ciddi önem arz eder. Fazla olan her bir kilo, bedeniniz için karşılığı olandan çok daha fazla yük ve stres oluşturur. Bedenkitle endeksinizi öğrenmeniz, ideal kilonuza ne kadar yakın veya uzak olduğunuzu anlamanızısağlar, daha sağlıklı sonuçlar için hedef belirlemenize yardımcı olur. 

Kavun, domates, kereviz eksik olmasın 

Sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemek istiyorsanızöncelikle sizi çok daha dinç tutacak, enerji verecek, vücuda faydalı beslenme alışkanlıklarıedinin. Unutmayın; diyet bir hayat şeklidir ve sağlıklı beslenme, bir alışkanlık olduğu zaman faydalıdır. Kavun, domates ve kerevizi sofranızdan eksik etmeyin, her öğünde protein alın, meyvenin suyunu içmek yerine meyvenin kendisini yiyin. Atıştırmalıklarınızı bisküvi,şekerlemeler yerine kavrulmamış kuruyemişlere, kuru meyvelere çevirin. Porsiyonlarınızı kontrollü tüketmek ve fast food’dan vazgeçmek herkes için ortak temel kurallardandır. Sağlıklıtariflerin olduğu internet sitelerini takip edip kendiniz için mutfakta daha fazla zaman geçirebilirsiniz. Sağlıklı ve pratik yemekler pişirmeyi alışkanlık haline getirin. Su içmeyi asla ihmal etmeyin. 

KRIZ IHTIMALI DAHA FAZLA

Sigaranın sağlınıza ne kadar zarar verdiğini hepiniz bilirsiniz.Ama sigara içmeyi vazgeçilmez bir alışkanlık haline getirenler, duyduklarını dinlememeyi tercih ederler. Sigarayı bırakmak için, sigaranın en önemli zararlarını bir kez daha hatırlatmakta fayda olduğunu düşünüyorum. Ayrıca sağlıklı bir yaşam sürmek istiyorsanız, sigarayı bırakmanız şart!Çağımızın en tehlikeli hastalıklarından biri, belki de ilki; kanserdir. Bu ölümcül hastalığın en temel sebepleri arasında ilk sıralarda sigara yer alıyor. Sigara içenlerde akciğer kanseri 15 kat, gırtlak kanseri 16 kat, rahim kanseri 16 kat, ağız kanserleri 10 kat, mesane ve prostat kanseri iki kat artış gösteriyor.

Sigarayı hayatınızdan çıkarın 

Sigaranın içinde, hücrenin genetik yapısını bozan hidrokarbonlar, radon ve kadmiyum gibi kanserojen maddeler bulunur. Kanser en temel ifadeyle, hücre yapısının bozulması sebebiyle kontrolsüz hücre bölünmesi olarak tarif edilebilir. Sigarada bulunan bu maddeler, hücre DNA’sını bozar. Kan yoluyla tüm vücudu tabiri caizse gezdiklerinden, tüm organlar için kanser tehdidi oluştururlar. Kalp ve damar hastalıklarına sebep olanların başında da sigara geliyor. Yapılan araştırmalar, bacak damarlarının tıkanma ihtimalinin sigara içenlerde,içmeyenlere oranla iki kat, kalp krizi geçirme ihtimalinin ise dört kat fazla olduğunu gösteriyor.Akciğerden kana karışan ve damar duvarında hasara sebep olan zehirli maddeler, damarlar yoluyla tüm bedeni dolaşır. Damar duvarında meydana gelen hasar; kanın pıhtılaşmasına ve damar çeperinde yağ birikimine sebep olur. Damar plakları daralmaya, daralma kalbin yeterince beslenememesine ve uzun vadede kalp krizine sebep olur.

DAHA FAZLA GÜLÜN, SIK SIK SEYAHATE ÇIKIN

GÜLMEK; yapabileceğiniz en basit egzersizdir. Yapılan araştırmalar, 10-15 dakika boyunca gülerek 50 kalori yakılabileceğini gösterdi. Gülmenin faydalarını araştıran benzer araştırmalar, gülme esnasında stres hormonu seviyesinin düştüğünü, iyi kolesterol (HDL) seviyesinin arttığını ve damar iltihabında azalma olduğunu da gösterdi. İşte tam da bu yüzden haftada bir de olsa komedi filmi izlemeli, sizi güldüren arkadaşlarınızla daha fazla vakit geçirmelisiniz. Unutmayın; güldüren dostlar ömrünüzü uzatır! Ayrıca sık sık seyahat edin. Stresin vücutta yarattığı negatif etkilerden sıyrılmak, daha fazla oksijen alıp daha sağlıklı besinler tüketebilmek için kendinize molalar verin. Üstelik bunu yapmak için çok uzaklara gitmenize de gerek yok! Alpler’den sonra dünyanın en fazla oksijen üreten dağı, Kaz Dağları’dır. Oksijen gençleştirir, kalbi yeniler ve astıma iyi gelir.

YÜRÜRKEN KARNINIZI İÇE ÇEKİP DİK DURUN

VIRGINIA Üniversitesi’nde, düzenli yürüyüş yapan kadınlar üzerinde yapılan bir araştırmada, haftada üç kez kısa süreli ve hızlı, iki kez daha uzun süreli ve orta tempoda yürüyüş yapan kadınların; haftada beş kez temposuz yürüyenlere göre göbek çevresi yağlarını tam beş kat hızlı kaybettikleri tespit edildi. Size birkaç pratik önerim var; yürüyüş yapmanın yanı sıra ofiste çalışırken, yürürken, yemek yerken, film izlerken kısacası her an karnınızı içeri çekerek dik durmaya çalışın. Böylece, siz fark etmeseniz de ilgili kaslar devamlı çalışır.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Beslenme

Sıcaklarda Serinleten 8 Sağlıklı Içecek

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Serinleten 8 sağlıklı içecek
Öncesi1 of 9
Klavye ok tuşlarını kullanabilirsiniz. ( ← | → )

Yaz aylarında soğuk içecekler her zamankinden daha popüler oluyor. O kadar ki, yılın geri kalanında sıcak içtiğimiz kahve ve çayın bile soğuk alternatifleri bu aylarda daha cazip bir hale geliyor. Ancak özellikle serinlemek ve yazın artan sıvı ihtiyacını karşılamak için tercih ettiğimiz asitli, gazlı veya kremalı soğuk içecekler, aldığımız kaloride sinsi bir atışa sebep olabiliyor. Bu artışın nedeni ise bu içeceklere ilave edilen şeker ve bazen kremadan kaynaklanıyor. Sonuç; alınan kilolar! Oysa kavurucu sıcaklarda hem serinlemek hem de sağlıklı beslenmeden ödün vermemek mümkün! Örneğin içeceğinizin içerisine şeker ve krema eklenmemiş olmasına dikkat edebilirsiniz ya da hazırlanırken bu içeriklerin çıkarılmasını isteyebilirsiniz. Aynı zamanda hafif bir tatlılık isterseniz kahvenize birkaç damla şekersiz vanilya şurubu ekletebilirsiniz. Dışarıda sağlıklı alternatifleri tercih etmenin yanı sıra evde sağlıklı bir şekilde hazırlayabilirsiniz.  Bu yazımızda Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Kahraman’ın hazırladığı, sıcaklarda sizleri serinleten 8 sağlıklı içecek tarifi bulacaksınız.

Serinleten 8 sağlıklı içecek… Tarifleri okumak için bir sonraki sayfaya geçiniz…

Devamını Oku...

Sağlıklı Yaşam

Günlük Ne Kadar Su ve Tuz Tüketmeliyiz

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Günlük Ne Kadar Su ve Tuz Tüketmeliyiz

Vücut sağlığının olmazsa olmazları olan su ve tuzu her gün yeterli miktarda tüketmek gerekir. Özellikle sıcak havalarda su ihtiyacımız daha fazla artmaktadır. Kalp ve damar sağlığı içinde kaybedilen sıvının yerine konması oldukça önemlidir. Vücut sağlığı için bir diğer önemli besin maddesi de tuzdur. Peki günlük ne kadar su ve tuz tüketmeliyiz?

Suyun damarlar açısından öneminin hem içinde taşıdığı kandan hem de damar hücrelerinin yapısından kaynaklandığını belirten Acıbadem Fulya Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cem Arıtürk, “Su içilmesi kanın akışkanlığını arttırarak damar tıkanıklığı ve buna bağlı sorunlara yakalanma ihtimalini azaltır. Ayrıca kalp hastalığı ve tansiyon gibi kronik hastalığı bulunanlarda, vücudun sıvı dengesi çok büyük önem taşımaktadır. Bununla birlikte yeterli miktarda su tüketilmesi damar hücrelerinin yenilenmesinde de önemli bir yer tutar.”

Sıcak Havalarda Su Tüketimi

Vücut için gerekli sıvının büyük oranda su ile karşılanması gerektiğinin altını çizen Dr. Arıtürk sözlerine şu şekilde devam ediyor: “Yaz aylarında vücudun sıvı ihtiyacı normalden daha fazla. Boy ve kilosuna göre değişmekle birlikte sağlıklı erişkin bir insanın günlük sıvı ihtiyacı 2-3 litre arasındadır. Vücutta kalp-damar sağlığını koruyabilmek için yaz aylarında bu miktarın daha da arttırılması gerekebilmektedir. Bununla birlikte suyun yanında belirli miktarlarda olmak koşulu ile taze sıkılmış meyve-sebze suları da vitamin içerikleri ile de vücuda faydalı su kaynaklarındandır. Günde 1 bardak yeşil çay antioksidan etkisi ile pek çok organa fayda sağladığı gibi damar sağlığını da olumlu etkilemekte. Bununla birlikte sağlıklı kişiler, günde 1 bardak mineralli su ile vücutlarının ihtiyacı olan minerallerin çoğunu da karşılayabilirler.”

Tuz Tüketiminin Önemi

Tuzun tamamen zararlı olduğunun yanlış bir söylem olduğunu dile getiren Doç. Dr. Cem Arıtürk, “Hiç tuz tüketilmemesinin sağlık açısından zararlı olduğunu söyleyebilirim. Yaşınızın kaç olduğu, hastalığınızın olup olmadığı ve hastalığınızın ne olduğu ne kadar tuz tüketmeniz gerektiğini size söyleyen unsurlardır. Sağlıklı bir insanın günde 6 gram tuz tüketmesi gerekiyor ve 2 gram tuz bir çay kaşığı tuza denk geliyor. Fakat tansiyon hastaları, böbrek hastaları veya doktoru tarafından tuz alması yasaklananlar bu miktarı kendilerine göre ayarlamalıdırlar” dedi.

Devamını Oku...

Sağlıklı Yaşam

Tuz Tüketiminizi İhtiyacınıza Göre Ayarlayın

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Tuz Tüketiminizi İhtiyacınıza Göre Ayarlayın

Uzun yıllardır kalp damar sağlığı açısından tartışmaya açık olan tuzun özellikle son yıllarda tüketiminin azaltılması, uzmanların ilk tavsiyeleri arasında yer alıyor. Ancak son dönemdeki araştırmalar günlük tuz tüketim miktarı konusunda bazı soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Öncelikle tuz tüketiminizi ihtiyacınıza göre ayarlayın.

Tartışmaya açık olmasının altındaki en önemli etken, gıda koruyucu özelliği dolayısıyla tuzun, hazır gıdaların içerisinde bol miktarda bulunması ve bundan dolayı da aşırı miktarda tüketilmesidir. Dolayısıyla tuz konusu içinde bulunduğumuz son yüz yılın sorunudur. Son yüz yıldaki farklı çalışmalarda değişen oranlarda, aşırı tuz tüketimi ile kalp ve damar hastalıkları ve özellikle hipertansiyon ilişkisi ortaya konulmuştur. Ancak unutmamak gerekir ki aslında tartışılır olan tuzun içerisinde yer alan ve hipertansiyonla ilişkiyi oluşturan sodyum molekülüdür. Dolayısıyla, tuzun tipinden ve diğer bileşenlerinden bağımsız olarak, içeriğindeki sodyum miktarının fazlalığı ya da diğer bir deyişle aşırı sodyum tüketimi sorun oluşturur.

Tuz ve tuzu tuz yapan içindeki sodyumun, hücre dışı sıvının önemli bir bileşeni olduğundan tüketimi sıfırlamak hem gıdaların içinde doğal olarak bulunduğundan mümkün değildir hem de sağlık açısından doğru bir yaklaşım olmaz. Ülkemizde araştırmalar sonucu ortaya çıkan gerçek, ortalama tuz tüketiminin bilimsel rehberde üst sınır olarak belirlenmiş rakamlardan birkaç kat fazlası olduğunu göstermektedir. Bu da ülkemizde tuz tüketiminin yani sodyumun çok aşırı olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Makul Miktarda Tüketin

Her gıdada olduğu gibi tuz için de doğru tüketim biçimi, “makul miktarda” belirlenmelidir. Bu da araştırmalara göre; günde 5 ile 6 gram arasında, yani 1 çay kaşığı kadar tuz olarak önerilmektedir. Belirtilen miktarın altında tüketilmesi, hormonal denge bozukluğuna yol açıp tansiyonunuzu ve böbreğinizin idrar atımını dengeleyen renin aktivitesini artırarak kalp krizi riskini ortaya çıkarır.

Son zamanlarda ise kaya tuzunun, sofra tuzuna rakip gösterilmesi ve daha sağlıklı olarak lanse edilmesi gündemde. Kaya tuzu, mineral açısından daha zengin olmakla birlikte tadı daha yoğun olduğu için daha az miktarda kullanılması yeterli oluyor. Bu sebeple avantajlı olduğunu söyleyebilirim yoksa tuz açısından ciddi bir farkın olmadığı görüşündeyim.

Fazla tuz tüketimi ile kilo alımının hızlandığı, kan basıncının yükseldiği ve bazı kanser risklerinin de arttığı bilinen bir gerçek ancak tam tersi yetersiz tuz tüketiminin de kalp ve böbrek rahatsızlığı gibi bazı organlarda oluşabilecek problemleri ortaya çıkartabileceği de açıklanmıştır. Kişinin sağlık durumunda herhangi bir problem yoksa, şeker hastası değilse, kilosu ile ilgili bir sıkıntı yaşamıyorsa ve kan basıncı normal ise sıfır tuz önerisi yapılmaz, aksine “doktor kısıtlaması yoksa” günde 5-6 gram tuzun tüketilmesi önerilir. Bu da demektir ki, sağlıklı bir yaşam için tuz tüketiminin vücut ihtiyacına göre ayarlanması gerekir. Toplumumuzda bir dönem günlük 16-17 grama kadar çıkan tuz tüketiminin, son yıllarda alınan önlemler ve yeterli bilinçlendirme ile 14 grama kadar indiği gözlemlenmiştir.

Çok fazla sodyum yediğimde vücuduma ne olur?

Sodyumun eksikliği kadar, fazlası da vücuda zarar verir. Su, vücudun yaşamsal faaliyetlerine devam etmesini sağlar, sodyum ise vücudun sıvı dengesini sağlamaya yarayan en önemli mineraldir. Bu durumda, sodyumun eksikliği kadar yüksek olması da zararlıdır.

Sodyum içeren gıdaların çok fazla tüketilmesi ve su kaybının aşırı olmasına bağlı olarak yaşan sodyum yüksekliği, potasyumun azalmasına yol açmakta ve kişilerde yüksek tansiyonun oluşmasına sebebiyet vermektedir. Aynı zamanda vücutta su birikmesi kollarda, el, ayak ve bacaklarda ödemlerin oluşmasına neden olur. Çoğunlukla terleme yoluyla vücuttaki fazla sodyum atılır ancak kişilerin ishal ve kusma gibi sıvı kaybettiren problemler yaşaması ile ortaya çıkan vücuttaki sıvı kaybı kişinin halsizleşmesine sebep olur. Bu nedenle bu tür sorunlar kandaki sodyum miktarına baktırmamız gerektiğinin işaretidir.

Yüksek tuz alımı kalp hastalığına yol açabilen kan basıncını arttırırken tam aksine yüksek potasyum alımı da kan damarlarını gevşetip, sodyum salgılamasına ve kan basıncını azaltmaya destek verir. Bu da bize sağlığımız için sodyum-potasyum dengesinin önemine işaret etmektedir.

Avrupalı uzmanlar, “tuz, potasyum içerdiği için diyet sırasında faydalıdır” derken, Amerikalı uzmanlar tam aksini savunarak, “tüketilen tuz miktarı değil, tuzdaki sodyum-potasyum ilişkisi önemlidir” iddiasını savunmuşlardır.

Internal Medicine’da yayımlanan bir araştırmada, yüksek oranda sodyum tüketiminin ölüm riskini artırırken, yüksek orandaki potasyum alımının da ölüm riskini azalttığı sonucu ortaya çıkmıştır.

Öte yandan fazla potasyum tüketiminin bazı durumlarda zararlı olabileceğini belirten uzmanlar, tuz tüketiminin büyük ölçüde azaltılmasının ve potasyumun ise brokoli, bezelye, patates, domates, muz, kivi, kuru erik, kayısı, süt ve yoğurt gibi besinlerden alınmasının sağlık açısından en doğrusu olacağını belirtmişlerdir.

Çalışmalar Ne Diyor?

Tuz alımı ile kan basıncı arasındaki ilişkiyi gösteren ilk büyük ölçekli çalışma olan Intersalt araştırmasına göre, günlük 6 gramlık tuz artışı büyük tansiyonu yükseltiyor ve kalp, beyin, böbrek, büyük atardamar ve gözlere zarar veriyor. Bu organları etkileyerek kalıcı hasarlara veya yaşamın sonlanmasına neden olabiliyor.

Araştırmalar neticesinde; daha yüksek tuz tüketimine sahip nüfusun, yüksek kan basıncına sahip olmasının aksine daha az tuz tüketimi yapan kişilerin ise daha düşük kan basıncına sahip olduğu görülmüştür. Hipertansiyonu Önleme (TOHP) Denemeleri olarak bilinen çalışma ile, kilo kaybı, stres yönetimi, beslenme takviyeleri ve daha az sodyum tüketen yaşam tarzı değişikliklerinin kan basıncı üzerindeki etkisini test ettiler. Çalışmaların sonucu da gösteriyor ki, hem artan potasyum hem de sodyum düşürmeyi içeren bir stratejinin, yüksek tansiyonla savaşmanın en etkili yolu olabileceğini düşündürmektedir. Kalp-damar hastalığı Yüksek tansiyona katkıda bulunmanın yanı sıra, yüksek miktarda sodyum tüketmek inme, kalp hastalığı ve kalp yetmezliğine de yol açabilir. Araştırma ayrıca sodyumun azaltılmasının uzun vadede kardiyovasküler hastalık ve ölüm oranlarını düşürdüğünü göstermektedir.  Temel amacı hipertansiyonu (yüksek tansiyon) engellemek ve tedavi edilmesine yardımcı olmak olan DASH (Hipertansiyonun Önlenmesi İçin Diyet Yaklaşımları) diyeti, kalp ve damar sağlığını korumak, kan basıncını dengelemek için doğru miktarlarda sağlıklı yiyecekleri tüketmeyi hedefler. Yapılan araştırmalar, Dash diyeti sayesinde, beslenme biçiminin düzenlenerek, kan basıncının düşürülmesi konusunda başarılı olunabileceği, bu doğrultuda hipertansiyon hastası olan insanlara da umut ışığı olacağını göstermektedir. Araştırmalar, mide kanseri nedenlerinden biri olarak da sodyum, tuz ve/veya tuzlu gıdaların vücudun ihtiyacı olan miktarın üzerinde alınmasını göstermektedir. Osteoporoz adıyla bilinen kemik hastalığı yaygın bir sağlık problemi olup, son yıllardaki araştırmalar gösteriyor ki, alınan tuz miktarı osteoporoz açısından bir risk oluşturuyor. Yüksek tuz alımının idrar yoluyla sodyum atılımına paralel olarak kalsiyum atılımını da arttırıp kemik mineral yoğunluğunun azalması neticesinde oluştuğu vurgulanmaktadır. Bu da tuz alımının azaltılmasının, yaşlanma ile ortaya çıkan rahatsızlıklar sonucu kalsiyum kaybını yavaşlatabileceğini göstermektedir.

Tuzla ilgili farklı bir yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.