Bizimle iletişime geçin

Diyet ve Kilo Verme

Sağlıklı Diyetle Fazla Kilolarınızdan Kurtulun

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Sağlıklı Diyetle Fazla Kilolarınızdan Kurtulun

Fazla kilolarınızla vedalaşmak istiyor fakat bir türlü nasıl kurtulacağınızı bilemiyor musunuz? Aman dikkat! Şok diyetler uygulayarak sağlığınızı riske atmayın. Sağlıklı diyetle fazla kilolarınızdan kurtulun.

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Normal bir metabolizma haftada en fazla 1 kilo yağdan veriyor. Daha fazlası vücuttaki su ve kas kitlesinden kaybediliyor” uyarısında bulunuyor. Ayrıca kısıtlı diyetlerin sonunun hep hüsran olduğunu, çünkü bu diyetlerle kaybedilen su kitlesinin diyet sonlandığında hızla geri geldiğini belirten Nur Ecem Baydı Ozman, kilo yağdan kaybedildiğinde ise fazla kiloların geri gelme riskinin çok azaldığını söylüyor. Nur Ecem Baydı Ozman sağlıklı bir şekilde haftada 1 kilo verdiren diyet için 5 etkili öneride bulundu.

Öğün Atlamayın

Belki de en sık yapılan hata daha az yemiş olmak için öğün atlıyor olmak. Öğün atladığınızda iştahınızı kontrol edemezsiniz ve kendinizi sürekli buzdolabının önünde bulursunuz. Onun yerine vakitli bir şekilde öğünlerinizi tüketin. Aç kalarak ya da metabolizmanızın gereksiniminden daha az bir kalori tüketerek kilo vermeye çalışıyorsanız yağ yerine kas da kaybediyor olabilirsiniz. Çünkü metabolizma kıtlık halinde sadece yağlarını değil kaslarını da enerji kaynağı olarak kullanmaya başlıyor. Bu nedenle herkesin mutlaka 3 ana öğün yapması, gereksinime göre de 1 ila 3 arasında ara öğün eklemesi gerekiyor.

Tok Tutan Yiyecekleri Tercih Edin

Öğünlerinizde mutlaka et, tavuk, balık, yoğurt gibi protein kaynaklarına yer açın. Çünkü proteinler hem uzun süre tokluk sağlıyor hem de termik etkileri sayesinde vücutta sindirilirken vücuda ekstra kalori yaktırıyor. Ara öğünlerde süt, yoğurt tercih etmeniz veya meyvenizin yanına süt, yoğurt eklemeniz de tok tutucu etkiye sahip olduğundan yağ yakımına destek oluyor. Yetişkin bir kişinin günde 200 ml.lik 2 su bardağı kadar süt veya yoğurt tüketmesi yeterli. Ayrıca pirinç pilavı ve makarna yerine bulgur, tam buğday ekmeği tercih ederek de tokluk sürenizi uzatabilirsiniz.

Her Öğünde Çiğ Sebzelere Yer Verin

Domates, salatalık, marul, roka gibi sebzelerin su oranları yüksek ve kalorileri de yok denecek kadar az. Posa içeriklerinin de yüksek olması sayesinde hem uzun süre tokluk sağlıyorlar hem de kabızlığa iyi geliyor ve kilo vermenize destek oluyorlar. Çünkü kabızlık problemi kilo verme hızını düşüren bir etmen.

Beslenmenizde Kompleks Karbonhidratlara Yer Verin

Karbonhidrat meyvede, tahıllarda, kuru baklagillerde bulunan bir besin ögesi ve vücudumuz için ilk enerji kaynağı. Birçok kişi kilo almaktan endişe ettiği için karbonhidrat tüketimini sınırlandırıyor. Oysa karbonhidrattan kısıtlı diyetlerde yağ kaybı yaşanırken kas ve su kayıpları da meydana geliyor. Bu nedenle yağdan kilo vermek için kan şeker hızını yavaş yükselten bulgur, tam buğday ekmeği veya çorba gibi kaynaklara mutlaka yer vermek gerekiyor.

Bol Su Tüketin

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman ”Vücudumuzun yüzde 60’ı sudan oluşur. Vücudumuzdaki tüm sistemler suya bağımlıdır ve eksikliğinde birçok problem görülebilmektedir. Su tüketmenin yağ yakımına doğrudan bir etkisi olmamasına rağmen, yeteri kadar su tüketmek kilo verme sürecini hızlandırır. Bunun nedeni bağırsakların çalışmasını sağlayarak kabızlığı önlemesi, midede hacim yaratarak tokluk sağlaması gibi yollarla kilo verme sürecine olumlu etkide bulunmasıdır” diyor.

Sağlıklı beslenmeyle ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Beslenme

Ramazanda Su Tüketimi

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Ramazanda Su Tüketimi

Ramazanda su alabileceğiniz zaman kısıtlı olsa da tüketilen toplam sıvının zamana yayılması gerekir. Ayrıca uzun boylu ve aşırı kiloluysanız, normale oranla daha da çok su tüketmelisiniz.

Zararlı toksinlerden bedeni arındırmak için yapılan detoks uygulamaları yüzyıllardır çeşitli sebeplerle tavsiye edilmektedir. Hipokrat, daha sağlıklı olmak için, bugüne kadar gelmiş birçok din de ruhu temizlemek için oruç tutmayı önermiştir. Daha çok dini değerler ile ilişkili olmakla beraber günümüzde dini sebeplerden bağımsız olarak da oruç tutanların sayısı giderek artmaktadır. Şeker, yani glikoz, bedenimizin temel yakıtıdır. Aynızamanda beyin fonksiyonları açısından da gereklidir. Dört-sekiz saat süreyle bedenimiz için gerekli yakıtı alamadığımız oruç hallerinde vücudumuz, karaciğerde glikojen olarak depolanmış glikozu tüketmeye başlar. Glikojenin kullanılabilir yakıt haline dönüşmesine glikogenoliz adı verilir. Glikogenoliz sırasında gıdalarla alınan proteinin de bir miktarı kullanılır. Bu şekilde elde edilen yakıt 12 saat boyunca yeterli olur. Dolayısıyla sahur esnasında yediğimiz basit ve kompleks karbonhidratlar, ilk sekiz saat tok kalmanızı sağlayabilirler. Sekizinci saatin ardından sahurda alınan protein; karaciğer depolarıyla beraber uzun etkili yakıta dönüşerek 12 saat süren ilave destek sağlar. Dolayısıyla düzgün bir sahur öğünü ile sağlıklı bireyler, 18 saat süreyle herhangi bir sağlık sorunu yaşamadan oruç tutabilirler.

SON ANDA 1 LİTRE SU İÇMEYİN

Oruç tutarken su alabileceğiniz zaman kısıtlı olsa da tüketilen toplam sıvının zamana yayılması gerekmektedir. Dolayısıyla son anda ‘1 litre su içeyim, bana yeter’ demek sakıncalı olacaktır. Bu şekilde tüketilen sıvı hemen idrara dönüştürülür ve gün boyunca ihtiyacınız olacak sıvı rezervini tehlikeye sokar. Dikkat etmeniz gereken bir diğer detay ise; ne kadar uzun boylu veya kilolu iseniz, o kadar fazla oranda su içmeniz gerektiğidir.

İFTARDA 45 DAKİKA ARA VERİN

Karbonhidratlar yani nişastalı tüm gıdalar hızlı tokluğa ve erken açlığa sebep olurlar. Ramazan ayında dengeyi iyi korumak kaydı ile uzun dönem tokluk hissi oluşturan proteinden zengin beslenmek çok önemli. Süt ve süt ürünleri başta olmak üzere, et ve diğer proteinli gıdaları tüketin. İftarı; bir kase yoğurt, bir kase çorba, belki biraz süt ile geçiştirip en az 30-45 dakika ara verdikten sonra normal yemek ihtiyacınızı karşılayın. Fazla tuzlu ve baharatlı gıdalardan (reflüsü olanlar başta olmak üzere), kızartma ürünlerinden uzak durmak gerekir. Bu gıdalar, aşırı derecede susamanıza sebep olacaktır. Süt ürünleri sindirim sisteminizi rahatlatır, tok tutar ve daha az susatır. İftarda ve sahurda birer kase olmak üzere iki porsiyon yoğurt yemenizi şiddetle öneririm. Bedeninizi oruca göre programlar, ayrıca susuzluğu önler ve bağırsaklarınızın daha sağlıklı olmasını sağlar. Uzun süreli açlık; bağırsak sisteminde duraksama veya yavaşlamaya sebep olur, içindeki dışkı akımı azalan bağırsaklarda bakteri yükü artar ve bu bakteriler hastalıklara sebep olabilir. Bunu da en iyi dengeleyen gıda yoğurttur. Ramazan ayında yediğiniz tatlılar, zaten oruç tutmanız sebebiyle dengede durmakta zorlanan sistemde ani kan şekeri yükselmeleri ile hormon dengenizin de bozulmasına sebep olur. Tatlı, Ramazan ayında kilo almanıza sebep olmanın dışında bir de yorgunluk kaynağıdır.

RAMAZAN AYINI RAHAT GEÇİREBİLMEK İÇİN ÖNERİLER

Su ihtiyacının daha da arttığı bu dönemlerde halsizlik, baş dönmesi, dikkat dağınıklığı gibi etkileri önleyebilmek için iftarla sahur arasında kişiden kişiye değişen fakat ortalama 2-2.5 litre olan su ihtiyacını mutlaka karşılamak gerekir. Hafif beslenerek geçirdiğiniz iftarla sahur arasına iki ara öğün ekleyerek rahatsız olmadan oruç tutmak mümkün. Böylece normal günlerde alıştığınız dört öğün beslenme düzenini de yakalamış olursunuz. Bu durum, yavaşlayan metabolizmayı biraz daha hızlandırmanıza yardımcı olacaktır. 18 saat gibi uzun süreli bir açlık sonrası kan şekeri düşeceğinden iftar saatinde karbonhidrat ağırlıklı besinlere yönelim ve tüketilen miktarlar normalden fazla olacaktır.

İftarda bir çorbayla orucu açıp 30-45 dakika bekledikten sonra ana öğüne geçmek hem tokluk hissetmek, hem de fazla tüketimi engellemek açısından faydalı olacaktır. Sahurda tuzlu, yağlı ve unlu gıdalardan uzak durmak gün içindeki su isteğinizi azaltacaktır. Bu beslenme şekli, normal zamanlarda da uymanız gereken bir sistemi ifade eder. Sahuru kahvaltı gibi düşünebilirsiniz. Besin kalitesi yüksek yumurta, peynir, kepekli ekmek tüketmek; midede sindirimleri geç olduğundan açlık hissinizi azaltacaktır. Bu gruba bir porsiyon ölçüsünde yağlı tohumlar (fındık, ceviz, badem vb.) da ekleyebilirsiniz. Bu besinlerde tok kalmanıza yardımcı olacaktır. Özellikle sahurda bir kase yoğurt yemenizi de şiddetle tavsiye ediyorum. Yoğurt adeta mucizevi bir besindir ve faydaları hakkında kaleme aldığım yazıma arşivden ulaşabilirsiniz. Besin tüketiminin azalmasına bağlı olarak karşılaşılan kabızlık sorununu önlemek adına sahurda ve iftarla sahur arasında yapacağınız ara öğünlerde kuru meyve ya da meyve tercih edebilirsiniz. Su da bu süreçte önemli besin öğelerinden bir tanesidir. Liften zengin beslenmek, bağırsak sisteminin düzenli çalışması için son derece önemlidir. Bu sebeple sahur ve iftar öğünlerine liften zengin gıdaları eklemelisiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Metabolizma Hızı Arttırma ve Azaltma

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

metabolizma hızı

Metabolizma; yaşımıza, boyumuza ve genlerimize göre belirlenir. Ancak vücudun enerji kullanımını hızlandırmak için egzersiz yapmak ve doğru gıdalarla beslenmek gerekir.

Beslenme uzmanları, metabolizmamızın hızlı veya yavaş çalışmasının elimizde olmadığını söylüyor. Çünkü metabolizma; yaşımıza, boyumuza ve genlerimize göre belirlenir. Bununla birlikte, vücudun enerji kullanımını hızlandırmak için birkaç gizli yol vardır. Bunlardan biri egzersiz yapmak, diğeri de doğru gıdalarla beslenmektir. Metabolizma hızı arttırıcı ve azaltıcı besinleri sizler için derledim.

Biraz daha gayret gerekir

Henüz gençken ve vücudumuzda olup bitenler mükemmel bir düzen içinde işlerken daha kolay kilo veririz. Ancak yaşımız ilerlemeye başladığında bedenimizde olup biten birçok şey gibi metabolizmamız da yavaşlamaya başlar. Bu da çok daha zor kilo vereceğimiz anlamına gelir.Yani zayıflamak istiyorsak, eskisinden çok daha fazla çaba sarf etmemiz gerekir.Genç ve yaşlı bedenlerdeki metabolizma hızı ve işleyişini, bir labirentte gezen biri genç biri yaşlı iki kişiye benzetebiliriz.Genç bedenin dolaştığı labirent diğerine göre daha az kıvrımlı ve engelsizdir, kişi labirentin sonuna hızlıca ulaşabilir.Daha yaşlı olanın içinde bulunduğu labirent çok daha karmaşık ve engellerle doludur. Ancak şunu unutmamak gerekir; her iki kişi de labirentin sonuna ulaştığında aynı noktaya varmış olacaktır.Yani yaşınız ilerledi diye zayıflamanız imkansız hale gelmiş demek değildir.Sadece diğerlerine göre biraz daha gayret etmeniz, sizi o karışık girdaptan çıkartacak haritayı doğru okumanız gerekir.İşte metabolizmanızı hızlandıracak besinler:

Mercimek ve tatlı patates

Mercimek ve tatlı patates tüketmek metabolizmanızı hızlandırmaya yardımcı olacaktır. Lif açısından oldukça yoğun olan bu iki besinde, dirençli nişasta ince barsak tarafından sindirilemiyor. Bu da fermente olduğu geniş bağırsağın tamamına giriyor. Bu süreç, vücudun karbonhidrat yakma yeteneğini engelleyebilen yararlı yağ asitleri oluşturduğundan, depolanmış vücut yağını kullanıyor ve yakın zamanda yakıt olarak tüketiyor.
Beslenme ve Metabolizma Dergisi’nde yayınlanan bir araştırma, toplam karbonhidrat alımının sadece yüzde 5.4’ünün dirençli nişastayla değiştirilmesinin bir yemekten sonra yağ yakma oranını yüzde 20-30 oranında arttırdığını bulmuş.
Bu dirençli nişastalar, aynı zamanda besin açısından yoğun olan mercimek ve tatlı patateste fazlasıyla bulunur. Kas ve yağ hücreleriniz beslendiğinde, Ghrelin (açlık hormonu) bastırılır ve beyninize tatmin olmak için sinyal verir.

Keten tohumu ve chia tohumları

Gıdalara keten tohumu ve chia tohumları eklendiği zaman, enflamasyonu ve dengeyi azaltarak metabolizmayı hızlandırmaya yardımcı olan iyi bir omega-3 yağ asitleri kaynağı oluşturur.
İnflamasyon düşük olduğunda, kas ve eklem ağrımız azalır ve egzersiz yapma olasılığımız daha yükselir. Kan şekeri dengeli olduğunda, az istek ve yemek yeme eğiliminde oluruz. Omega-3 yağ asitleri dolgunluğa işaret eden leptin hormonuna karşı vücudumuzun direncini düşürebilir.

Hindistan cevizi yağı

Tüketici yağlar yağlı gibi görünse de, Hindistan cevizi yağının orta zincirli trigliseridleri (MCT’ler) diğer yağlardan farklı şekilde metabolize olurlar.
‘MCT’ler sindirim sisteminden karaciğere doğrudan gönderilir ve yağ olarak depolanmak yerine hemen enerji olarak kullanılır. Sabah çayına ve smoothie’ye iki çay kaşığı Hindistan cevizi yağı ekleyebilir, sebzeleri sote etmek için kullanabilir ve fırında pişmiş tatlı patatese fırça yardımıyla yağı sürebilirsiniz.

Ton balığı ve somon

Orkinos ya da somon balığı tüketerek bol miktarda protein alabilirsiniz. Yalnız protein, vücudun diğer besin maddelerinden parçalanması ve sindirilmesi daha zor olanıdır çünkü postmeal kalorili yanıkları yüzde 35 oranında artırabilir.
Protein ihtiyaçları kişiye göre farklılık gösterir, ancak günlük olarak vücut ağırlığının kilogramı başına 0.8-1 gram protein tüketilmesi kilo kaybını sağlamak için yeterlidir. Bu bağlamda, 1.5 kiloluk somon filetosu yaklaşık 40 gram protein içerir. Ton balığı ve somon metabolizmayı zenginleştiren omega-3’lerden de zengindir. Diğer büyük protein kaynakları tavsiyem ise yumurta, yoğurt, süzme peynir, fındık ve fasulye.

Akasya tozu

Akasya tozu, akasya ağacının kabuğunda bulunan bir toz. Yapılan araştırmalar, zayıflamanın en önemli yardımcılarından olduğunu gösteriyor. Akasya tozunu, baharatlar gibi yemeklerinizinüzerine serperek tüketebilirsiniz. Ancak bu tozu kullandığınız öğünlerde bol su tüketmeniz gerekiyor. Su, tozun etkisini artıran en önemli unsur.
Tükettiğiniz besinlerle metabolizmanızı hızlandırabileceğiniz gibi bazı besinleri tercih ederek bu hızı tam tersi yavaşlatabilirsiniz. İşte metabolizmayı yavaşlatan besinler…

Beyaz un

Beyaz un, buğday tohumlarının tümünün elyaf ve antioksidanlar gibi en iyi özelliklere sahip olduğu işlenmiş buğdaydır. Sonuç olarak, daha iyi bir tat ve dokuya sahip olabilir ancak besin değeri olarak inanılmaz düşüktür. Çünkü beyaz unun sindirimi yavaşlatan lifi yoktur.

Omega-6 yağ asitleri

Omega-6 yağ asitleri; tereyağı, tavuk, kurabiyeler gibi gıdalarda bulunur ve metabolizmayı yavaşlatmaktan sorumlu olabilir. Omega-6 yağ asitlerinin, insülin direncini artırdığı da görüldü.

Konvansiyonel elmalar

Elma giren eve doktor girmez diye bilinir. Doğrudur da. Yalnız Çevresel Sağlık Perspektifleri’nde yayınlanan bir araştırma, meyve ve sebzelerde kullanılan belirli bir fungisit çeşidinin farelerde kilo alımına neden olduğunu ve araştırmacılar, bunun insanlar için de geçerli olduğunu öne sürüyor. Dolayısıyla, sağlıklı bir meyve yediğinizi düşündüğünüzde, gerçek şu ki kilo kaybını azaltabilir. Yalnız organik olmayan konvansiyonel elmaları tüketirken dikkat edin ve bütün meyveleri ve sebzeleri tüketmeden önce iyice yıkadığınızdan emin olun. Hatta dış kabuğun daha parlak görünmesi için yapılan mumlama gibi bazı gıda hileleri durumlarında kabuğunu soymanızı bile tavsiye edebilirim.

Yüksek fruktozlu mısır şurubu

Yüksek fruktozlu mısır şurubunun uzak durmanız gereken bir bileşen olduğundan geçmiş yazılarımda bahsetmiştim. Bu şurubun bilerek veye bilmeyerek tüketilmesi aslında diyabet, kalp rahatsızlığı ve inme için bir dizi risk faktörü olan ‘metabolik sendrom’ olarak adlandırılan bir durumun oluşmasına neden olabilir. Birçok işlenmiş gıdada ve alkolsüz içeceklerde bulunan bu tatlandırıcı, ucuz ve sağlığınız için oldukça zararlıdır. Diğer şekerle aynı miktarda tüketilen fruktozun metabolizma üzerinde daha zararlı etkileri olduğu çalışmalarda görüldü. Amerikan Klinik Beslenme Dergisi’ndeki bir çalışmada yüksek fruktozlu mısır şurubunun, metabolizma üzerindeki olumsuz etkilerinin obeziteye yol açabileceği bulundu.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bağımlılık

Şeker Bağımlılığına Karşı Meyve Tüketin

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Abur cuburlara eklenen şeker ve tuz; onları lezzetli yaparken, sizin sağlığınızı olumsuz etkiliyor.

Şeker bağımlılığına karşı şekerli ve asitli içecekler yerine taze meyve tüketmeyi alışkanlık haline getirin!

Yapılan araştırmalar, tuz, şeker ve yağın bağımlılık yaptığı tezini doğruluyor.Her geçen gün artan obezite probleminin temel kaynağının da bu bağımlılık olduğu düşünülüyor. Bir türlü başlanamayan ya da ertesi gün terk edilen diyetler için artık bir bahanemiz daha var. Özellikle abur cubur ve fast food tabir edilen yiyecek gruplarına duyulan bağımlılık düzeyindeki arzunun sebebinin, bu tip gıdaların işlenmiş ve bitkisel yağ bazlı olduğu biliniyor.
Amerika’nın önde gelen gazetelerinden olan New York Times’da yayınlanan bir araştırma sonucuna göre; bu tip gıdalarda bağımlılık oluşturan maddeler, tuz, şeker ve yağ! Abur cuburlara eklenen tuzun, ucuz tat verici olması, raf ömrünü uzatması ve kraker gibi gıdaları çıtır çıtır yapması onu vazgeçilmez kılan en önemli özelliği.
Üstelik tuzun tadını artırmak için üreticiler normal sofra tuzu yerine geniş yüzeyli, büyük taneli kosher tuzu kullanıyor.
Çünkü kosher tuzu dilinizde daha çabuk çözülerek ağzınızda bir aroma patlamasına neden oluyor. Yüksek tansiyon ve benzer birçok hastalığın temelinde gereğinden fazla tuz tüketmek olduğunu düşündüğünüzde, abur cuburların dolaylı yoldan ömrünüzü kısalttığını söyleyebiliriz.

BEDENİNİZİ ALTÜST EDİYOR!

Şeker, son yıllarda insan sağlığının en büyük düşmanı olarak ilan edilen yegane gıda maddesi. Hakkında yapılan araştırmaların sayısı arttıkça şekerin nasıl bir katil olduğu gerçeği gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. İnsanoğlunun yaradılışında tanımlanmamış olan şeker, bedenimizin sahip olduğu tüm sistemi altüst ediyor.
Fakat bunu bile bile tatlı tattan vazgeçemiyoruz.
New York Times’ın haberinin devamında ‘bliss point’ yani haz noktasından bahsediliyor. Bu eşik, tüketicilerin yerken en mutlu olacakları şeker miktarını tanımlıyor.
Oldukça yüklü şeker miktarı anlamına gelen bu noktaya ulaşmak, dolayısıyla daha fazla ürün satmak; üreticileri daha fazla şeker kullanmaya itiyor.
Şeker yediğimizde beynimiz haz duymamıza neden olan dopamin adlı hormonu salgılar. Bunun neticesinde daha çok şeker yemek isteriz. Yapılan araştırmalar, eroin, morfin ve şekerin insan beyninde aynı reseptörleri harekete geçirdiğini gösteriyor.
Şeker tüketmenin tek zararı kilo almak değildir.
Yapılan son araştırmalar şekerin; böbrek hasarı, kalp hastalığı ve hatta kanser riskinizi artırarak en çok korktuğunuz hastalıklarla bağlantılı olduğunu gösterdi.
Şeker bağımlılığından kurtulmak için neler yapabilirsiniz?

KROM POLİNİKOTİNAT

Krom polinikotinat, niasine bağlı kromdur (Vitamin B3). Krom, insülinin kandaki glukozu düzenlemesinde önemli bir rol oynar ve enerji üretiminde görev alır.
Krom polinikotinat, kan şekeri fırlamasını ve birden düşmesini önler. Günde bir kere herhangi bir öğünden önce 200 mikrogram alarak tatlı krizlerini önleyebilirsiniz.

VAZGEÇEMİYORSANIZ AZALTIN

Meyve şekerinden faydalanın derken kast ettiğim, meyvenin kendisidir, meyve suyu değil. Bir bardak meyve suyu elde etmek için en az üç-dört meyve kullanmak gerekir oysa dilimleyerek yediğinizde, en fazla iki adet yiyebilirsiniz. Aynı tatmine ulaşır ancak daha az meyve şekeri alırsınız. Son yıllarda özellikle hazır meyve sularının insan sağlığı açısından ne gibi zararları olduğunu anlatan araştırmalar yayınlanmaya başlandı. Eğer meyve sularından vazgeçemiyorsanız tüketiminizi yarılayın ve kalan kısma maden suyu eklemeyi deneyin. Tükettiğiniz şekerli içecek miktarını azaltmaya devam ettiğinizde onları özlemeyeceğinizi göreceksiniz.

TARİFLERİNİZDEN ŞEKERİ ÇIKARIN

Çok sevdiğiniz bazı tarifler vardır ki vazgeçemezsiniz. Bu gibi durumlarda tarifte kullandığınız malzemeleri alternatifleriyle değiştirmeyi deneyin. Şeker yerine, sağlığa faydaları saymakla bitmeyen hurma şurubu (doğal hurma şurubunu hazır halde bulabilirsiniz) ve bal, tariflerinizden çıkardığınız şekere alternatiftir.

TAZE MEYVE TÜKETİN

Meyvede doğal şeker bulunur. Kurutulmuş ya da taze meyve tüketerek tat alıcılarınızı tatlı yediğinize ikna edebilir, daha doğrusu kandırabilirsiniz. Canınız şeker istediğinde pasta ya da şekerlemedense meyve yemeye çalışın. Şeker ilave etmeden hazırlayabileceğiniz marmelat ya da meyve suları da tatlı krizlerinde imdadınıza yetişebilir.
Tehlikeli üçlünün sonuncusu olan yağ, birbirinden farklı birçok çeşide sahiptir.
Yağ insan bedenine girdiğinden şekere oranla iki kat fazla enerji sağlar. İlave edildiği gıdanın raf ömrünü uzatır; ki bu durum üreticiler için daha fazla kazanç anlamına gelir. Günümüz şartlarında üreticiler için önceliğin insan sağlığından çok kar hanesindeki sıfır adedi olduğunu düşünecek olursak, hazır gıdalarda maksimum yağ ilavesi olduğunu fark edebiliriz.

EN FAZLA KİLOYU CİPS ALDIRIYOR!

En çok kilo aldıran atıştırmalık hangisidir diye sorsak bir çoğunuz patates cipsi diyecektir ki doğru cevap da budur. Peki neden? Çünkü patates cipsinde bağımlılık oluşturmaya yetecek miktarda tuz, şeker ve yağ vardır. Dahası, bu tip cipslerin kızartma işlemine maruz bırakılması. Sahip olduğu kalorinin büyük bölümü bu esnada yükleniyor.
Siz cipsi yer yemez patatesteki basit karbonhidratlar vücutta anında şekere dönüştürülüyor ve bahsettiğimiz karşı konulamaz haz noktasına ulaşılıyor. Sonra şeker hızla kana karışıyor ve bu da kan şekerinizin fırlamasına neden oluyor.
Adeta hipnoz altındaymışçasına yaptığımız alışverişlerin tek sorumlusu nefsimiz değil. Üreticiler, bizi almaya zorlayacak tetikleyicilerin de son derece farkındalar ve adeta beynimizle oynuyorlar.
Yapılan araştırmalar, beyaz pudranın kokain bağımlılarını tetiklediğini söylüyor.
Tüketim tercihlerinde tetiklenme yaşanabildiğini fark eden üreticiler, reklam koku ve yiyecek görsellerini bilinçli bir şekilde kullanarak bizi almaya yönlendiriyor.
Amerikalı bilim adamları, bilinçaltımızla oynanan bu oyunu: yağ ve şeker oranı yüksek yiyecekler tüketmenin vücutta morfin gibi etki gösteren opioid kimyasalı salınımını artırmasıyla ve beynin eroin-morfin bağımlılığı reseptörlerini bloke eden ilaçların, şeker ve yüksek yağ içeren gıdalara karşı koyamama durumunu da bloke etmesiyle izah ediyor.

ETİKETLERİ OKUYUN

Yani bir kokain bağımlısına kokain çeken birinin videosunu izletmekle, karnı aç birine hamburger görseli izletmek aynı etkiye sahip.
Sizi bağımlı hale getiren dış güçlere karşı tek silahınız, aklınız. Market raflarının arasında dolaşırken, eliniz ve market arabanızın arasına aklınızı koyun.
Böylece aldığınız birçok ürünü aynen geri bırakacaksınız. Etiket okumayı öğrenmek de mutlaka yapmanız gerekenler arasında yer alıyor. Sürekli olarak, daha düşük sodyum, daha az şeker ve daha az yağ içeren ürünlere yönelin. Doğal, bitkisel yiyecekler seçmeye özen gösterin.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar