Sosyal Medya

Featured

Saç Dökülmesini Önlemek

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,
Saç dökülmesini önlemek

Saç bakımı söz konusu olduğunda, gelişen teknoloji ve tıp bilimi çeşitli alternatifler üretmeye devam ediyor. Ama tüm bu gelişmelerin yanı sıra, saç dökülmesini önlemek için doğal yollara da başvurabilirsiniz. Jojoba, havuç, biberiye gibi bitkilerin yağlarıyla da saçınızı güçlendirerek dökülmeyi önleyebilirsiniz.

Saç, bedenin görsel açıdan en çok önemsenen parçasıdır. Saç bakımı denildiğinde, saçların daha parlak ve gür olmasını isteyen hanımların ilgi alanına, saç dökülmesi denildiğinde ise erkeklerin ilgi alanına girmiş olursunuz. Bu durum, son yıllarda değişmeye başladı. Saç dökülmesi artık kadınların da korkulu rüyası. Saç bakımı söz konusu olduğunda, gelişen teknoloji ve tıp bilimi çeşitli alternatifler geliştirmeye devam ediyor. Konu hakkında yapılan araştırmalar, sağlıklı saçlara kavuşmanın yollarının çeşitliliğini ortaya koyuyor. Beslenmeden yıkamaya, kurutmadan kesmeye kadar sayısız püf noktasına ulaşmak mümkün. Yapılan araştırmalar, erkeklerde kadınlara oranla daha fazla saç dökülmesi görüldüğünü belirtiyor. Erkeklerde saç dökülmesi, -genelde- ön saç çizgisinin sol ve sağ yanından içeri doğru açılmalar şeklinde başlar ve ön kısımda kelleşmeye neden olur. Ardından vertex adı verilen tepe kısma doğru açılma başlar ve kellik, başın arka kısmına doğru yayılır. Bu sürecin genelde bu düzende gerçekleşiyor olması tesadüf değildir. Genetik saç dökülmesi olarak adlandırılan bu dökülme tipi, androgenetik tip olarak da bilinir. Androgenetik saç dökülmesi, kalıtsal özellik gösterir. Genelde aileden mirastır. Yapılan araştırmalar, yüzde 95 oranında genetik sebeplere bağlı olan bu dökülmenin ilaç ve benzer yöntemlerle tedavisinin oldukça güç olduğunu gösteriyor. Bu sebeple saçlarınız henüz başınızdayken onlara ihtiyacı olan özeni göstermeniz gerekir.

Bitkisel yağlarla masaj yapın

1. Saç diplerine saf zeytinyağı ile masaj yapılır. Yarım saat kadar sonra, nötr bir bitkisel şampuanla saçlar yıkanır. 2. Eşit miktarlarda (yaklaşık 5’er ml) alınacak kekik, biberiye, lavanta, sedir, üzüm çekirdeği ve tatlı badem yağları küçük bir cam şişe içinde karıştırılır. Bu karışımla saçlı deriye masaj yapılır. Burada dikkat edilecek husus, alınacak yağların mutlaka doğal olmasıdır. Sentetik yağların tedavi değeri yoktur. 3. Aşağıdakilerin karışımı ile, saçlı deriye günde iki defa masaj yapılır:
100 ml jojoba yağı
10 ml biberiye yağı
10 ml havuç tohumu yağı
1 ml lavanta esansı 4. Terebentin esansı; antiseptik ve cilde kan toplayıcı özelliklerinden dolayı, saç bakımı ve korunmasında kullanılan değerli bir drogdur. Saç diplerindeki bakteri faaliyetini durdurarak, kaşıntı ve kepeklenmeyi sona erdirir. Kafa derisinin hemen altındaki kılcal damarlara kanı toplamak suretiyle de saçların beslenmesini sağlar. Bu şekilde saç dökülmelerini önler. Saç bakımı için herhangi bir bitkisel şampuana yüzde 1 oranında terebentin esansı ilave edilerek iyice karıştırılır. Bu şampuanla her gün saçlar yıkanır. Kepeklenme ve saç dökülmelerinin önlenmesi için önce birkaç damla terebentin esansı ile saç diplerine masaj yapılır. Bir saat beklendikten sonra, 100 gr. bitkisel bir şampuana 10 damla terebentin esansı konularak hazırlanmış olan preparatla saçlar yıkanır. Bu işlem her gün tekrarlanır.

Kadınların da saçı dökülür

Saç tellerinin incelmesi ve dökülmesi, her üç kadından birinde görülüyor. Yapılan araştırmalar, kadınlarda görülen saç dökülmesinin genetik faktörlerle yakından ilişkili olduğunu gösterdi. Bu sebeple genetik sebeplere bağlı dökülmelere, kadın tipi dökülme de deniyor. Kadınlarda saç dökülmesi tetikleyicileri arasında; demir eksikliği, kansızlık, hormon dengesizlikleri, kronik hastalıklar, saç bakımı yanlışları ve beslenme gibi farklı nedenler sayılabilir. Kadınların saç dökülmesini engellemek için önerilen tedaviler saçlı deriye lokal uygulanan ilaç, vitamin ve diğer tetikleyiciler; ağızdan alınan besin takviye tabletleri ya da saç dökülmesinin ileri boyutlara ulaşması durumunda diğer tedavilerle eş güdümlü yürütülecek bir saç nakli olarak özetlenebilir. İnsan bedeni hayatı boyunca dört aşamadan oluşan saç döngüsünü yaklaşık 20 kez yaşar.

Saç uzaması için bitkisel formül

1 tutam rendelenmiş taze zencefil 125 ml suda kaynatılır. Ilık bir şekilde temiz saç diplerine sürülür. 70 ml jojoba ve 30 ml çörek otu yağı ile masaj uygulaması yapılır.

SARI KANTARON YAĞI İLE SAÇKIRANI ENGELLEYİN

Saçkıran, genelde bozuk para büyüklüğünde alanlarda saç dökülmesine neden olan bir bağışıklık sistemi hastalığıdır. Farklı tipleri vardır. Bilim adamlarının yaptığı saçkıran tanımı şu şekildedir: Bağışıklık sistemi vücudu dışarıdan gelen tehditlere karşı korumak için tasarlanmıştır. Ancak bazı kişilerin bağışıklık sistemi; dışarıdan gelen tehditlerin, hastalıkların dışında vücudun kendisine karşı da saldırıya geçer. Bağışıklık sisteminin bu kendi kalesine karşı yaptığı saldırılardan kaynaklanan hastalıklara otoimmün hastalıklar denir ve saçkıran da bunlardan biridir.

Nedeni tam olarak bilinmiyor

Nedeni tam olarak bilenmeyen saçkıran hastalığı hakkında yapılan araştırmalar; bağışıklık sisteminin zayıflaması, genetik faktörler ve stresin bu hastalıkta etkili olduğunu ifade ediyor. Saçkıran sebebiyle kelleşen bölgede tekrar saç çıktığı biliniyor ancak bu durum, hastalığın tekrarlamayacağı anlamına gelmiyor. Yaşam şartları ve gerekli faktörlerin bir araya gelmesiyle saçkıran tekrar edebilen bir hastalık halini alıyor. Saçkıranın en bilinen etkisi, insan psikolojisi üzerindeki etkisidir. Ağrıya sebep olmadığı gibi bulaşıcı da değildir. Saçkıran ile mücadelede atılması gereken ilk adım, bir uzmana başvurmaktır ancak bitkisel çözümlerden de kaçmamak gerekir. 85 ml sarı kantaron yağı ve 10 damla çay ağacı yağı ile hazırlanan karışım ile ilgili bölgeye hafif masaj yapmak, saçkıran tedavisinde fayda sağlayan kürlerden biridir.

Saç dökülmesinin olası nedenlerinden bahsettiğimiz bir yazımız için buraya tıklayabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Featured

Kemik Dostu Vitaminler

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

kemik dostu vitaminler

Kemiklerimiz, sert ve dinamik bir doku da olsa, zaman içinde yıpranıp zayıflayabilir. Genellikle yaşlandıkça kemik erimesinin hızlanması, bazen beklenmedik durumlarda veya en ufak bir kazada bile kırılmalara neden olmaktadır. Bu durumdan ancak gençlik döneminde alacağınız kemik dostu vitaminler ile beslenmek gibi basit önlemler sayesinde kurtulabilirsiniz.

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Selami Çakmak “50 yaşından sonra yavaş yavaş kemik kütlemizde azalmalar meydana gelebilir. Bebeklik ve çocukluk çağlarında kemik sağlığına katkıda bulunulması ileri yaşlarda oluşabilecek kemik sağlığı sorunlarını önleyebilir. Dengeli ve sağlıklı beslenmenin yanı sıra kemiklerimize fayda sağlayan bazı vitaminler ve mineraller de vardır” diyor. Acıbadem Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Selami Çakmak, dengeli ve sağlıklı beslenme ile kemik sağlığımıza katkıda bulunacak vitamin ve mineralleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

D VİTAMİNİ

Kemik sağlığı için en önemli vitaminlerin başında D vitamini geliyor. Özellikle besin ile alınan kalsiyumun emilmesindeki katkısı büyük olan D vitamininin kemiğin büyümesinde ve yapım-yıkım dengesinde de önemli rolü var. D vitamini eksikliği olanlarda kemikte kolaylıkla kırılma, eğilme ve bükülmeler olabiliyor.

KAYNAKLARI: En iyi D vitamini elde etme yolu gün ışığında güneş ışınlarından faydalanmak. Balık ve balık yağı da D vitamini açısından zengin. Doğal besin kaynaklarında çok yaygın olarak bulunmaması nedeniyle D vitamininin ek olarak alınması gerekebilir. Çocukluktan başlayıp ileri yaşlara göre değişmekle birlikte hekim önerisiyle günlük 600 ile 4000 IU arasında D vitamini alınması faydalı.

KALSİYUM

Çocukluk ve ergenlik döneminde alınan kalsiyumun sağlıklı bir kemik için gerekli olduğu aşikâr. Vücutta kalsiyum depolarının hep dolu tutulması için kalsiyum içeren besinlerin yetişkinlik döneminde ve ileri yaşlarda da tüketilmesi şart. Yapılan bir araştırmaya göre çocukluğundan bu yana yeterli kalsiyum alan kişilerde kemik erimesine bağlı kırıklar, yeterli kalsiyum almayanlardan yüzde 30 daha az görülüyor.

KAYNAKLARI: 1 porsiyon somon balığında 200 mg, 1 su bardağı süt içinde 200 mg kalsiyum bulunuyor. Sağlıklı bir yetişkinin günde 1000 mg. ileri yaşlarda ise günde 1200 mg kalsiyum alması gerekiyor. Damarlarımızda dolaşan kalsiyum miktarı yetersiz kalırsa, vücudumuz bu kalsiyumu yerine koymak için kemik depolarını kullanıyor. Bu nedenle beslenme ile kalsiyum alımına önem vermek gerekiyor.

FOSFOR

Fosfor ve kalsiyuma kemik sağlığının devamı için çalışan ikili savaşçı denilebilir. Bu iki mineral beraber alındığında sindirim sistemimizden emilmesi daha iyi oluyor. Ancak yapılan çalışmalar; bol miktarda kafein almanın kalsiyum ve fosforun bağırsaklardan emilmesini azalttığını ortaya koyuyor. O nedenle aşırı kahve tüketiminden kaçınılmalı.

KAYNAKLARI: Koyu yeşil yapraklı taze sebzeler, baklagiller ve badem gibi kuruyemişlerde bol miktarda kalsiyum ve fosfor bulunuyor. Dengeli beslenme ile vücudumuz için gerekli günlük fosfor miktarını genellikle gıdalardan aldığımızdan ek bir takviye gerekmiyor.

K VİTAMİNİ

K vitamininin kemik oluşmasında etkili bir görevi var. Son yıllarda yapılan çalışmalar, K vitamini eksikliği bulunan kişilerin kemiklerinde kırık oluşma riskinin daha fazla olduğunu ortaya koyuyor. Özellikle menopoz sonrasındaki kadınların kemik sağlığının korunmasında K-2 vitaminin koruyucu etkisi var.

KAYNAKLARI: Yeşil yapraklı taze sebzeler, süt ürünleri, maydanoz, yeşil çay, kivi ve kuru erik K vitamini açısından oldukça zengin. Ancak herhangi hastalığı nedeni ile kan sulandırıcı kullanmakta olanların doktorlarına danışarak K vitamini desteğine ihtiyacı olup olmadığına karar verilmeli.

C VİTAMİNİ

Normal kemik gelişimin yapıtaşlarından birisi olan kolajenin oluşmasında C vitaminin rolü büyük. Aynı zamanda vücutta antioksidan olarak da çalışan C vitamini, kemiklerdeki yıkımın önlenmesine de katkıda bulunuyor. Yapılan bir çalışma; ileri yaşlardaki erkeklerde C vitamini alınması ile kalça kemiğindeki kırık oluşma riskinin azaldığını gösteriyor. Diyet ile alınması tavsiye edilen günlük C vitamini miktarı kadınlarda 75 mg, erkeklerde 90 mg.

KAYNAKLARI: Brokoli, karnabahar, turunçgiller, sivri biber, çilek ve kivide bol miktarda C vitamini bulunuyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Selami Çakmak “Saydığımız vitamin ve minerallerin dengeli bir beslenme ile alınması çok önemlidir. Her birinin birbiri ile etkileşimde olduğu ve birbirinin faydasını artırdığı göz önünde bulundurulduğunda, yaşamımızdaki her alanda olduğu gibi kemik sağlığımızın korunmasında da denge en önemli unsur olmaya devam etmektedir” diyor.

Devamını Oku...

Aile Sağlığı

Ramazanda Beslenme

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

ramazanda beslenme

Ramazanda beslenme sağlığımız açısından önemli bir konu.Ramazan’da kızartmalardan, tatlılardan, tuzlu ve baharatlı gıdalardan uzak durmak gerekiyor. Yoğurt ise hem tok tutuyor, hem de sağlığı koruyor.

Oruç tutarken tüm beslenme düzenimiz değişir. Özellikle uzun yaz günlerinde oruç tutuyorsanız, sadece iki öğünle sınırlı sofralarınızı doğru gıdalarla doldurmalısınız. Sağlık bilinciyle donattığınız sofralar sayesinde hem acıkmadan oruç tutabilir, hem de orucun faydalarından maksimum ölçüde yararlanabilirsiniz.

SU TÜKETİMİNİ ARTIRIN

Karbonhidratlar yani nişastalı tüm gıdalar hızlı tokluğa ve erken açlığa sebep olur. Ramazan ayında dengeyi iyi korumak kaydı ile uzun dönem tokluk hissi oluşturan proteinden zengin beslenmek çok önemli. Süt ve süt ürünleri başta olmak üzere, et ve diğer proteinli gıdaları tüketin. Ancak proteinli gıdaların azot yükü fazla olduğundan aşırısı böbreklere zararlıdır. Bu azot yükünü yıkayabilmek için su tüketimi de protein tüketimi gibi artırılmalıdır. İftarı; bir kase yoğurt, bir kase çorba, belki biraz süt ile geçiştirip en az 30-45 dakika ara verdikten sonra normal yemek ihtiyacınızı karşılayın. Yemek seçimleri düzgün olduğu sürece ne açlık hissedersiniz, ne de kısa sürede hızlı yemek yemenin rahatsızlığını.

Fazla tuzlu ve baharatlı gıdalardan (reflüsü olanlar başta olmak üzere), kızartmalardan uzak durmak gerekir. Bu gıdalar, aşırı derecede susamanıza sebep olacaktır. Uzun saatler süren açlık tüm vücudunuzu olduğu gibi bağırsaklarınızı da etkiler. İftar ve sahurda yenen birer kase yoğurt hem tok tutar, hem de sağlığı korur. Süt ürünleri sindirim sisteminizi rahatlatır, tok tutar ve daha az susatır. Yoğurdun bilimsel olarak günlük kalori ihtiyacını 500 kalori civarında azalttığı kanıtlanmıştır. Bedeninizi oruca göre programlar, susuzluğu önler ve bağırsaklarınızın daha sağlıklı olmasını sağlar. Uzun süreli açlık, bağırsak sisteminde duraksama veya yavaşlamaya sebep olur, içindeki dışkı akımı azalan bağırsaklarda bakteri yükü artar ve bu bakteriler hastalıklara sebep olabilir. Bunu da en iyi dengeleyen gıda yoğurttur.

NANE YAPRAĞI KULLANIN

Bitki çaylarından ziyade siyah çayın olağanüstü faydalarından bahsettiğim yazıma arşivden ulaşabilirsiniz. Hem Ramazan boyunca, hem de normal yaşantınızda bitki çaylarını, siyah çayınıza aroma katmak için kullanabilirsiniz. Örneğin taze nane yaprakları siyah çayın içinde hem mükemmel bir lezzet oluşturur, hem de sindirimi kolaylaştırır. Lavanta veya adaçayı da kullanılabilir.

TATLANDIRICI YERİNE HURMA ŞURUBU

Yediğiniz tatlılar, oruç tutmanız sebebiyle dengede durmakta zorlanan sistemde ani kan şekeri yükselmeleri ile hormon dengenizin de bozulmasına sebep olur. Tatlı, Ramazan ayında kilo almanıza sebep olmanın dışında bir de yorgunluk kaynağıdır. Her ne kadar bitkisel olanları olsa da, ben tatlandırıcılara şüpheli yaklaşıyorum. Tatlandırıcı yerine hurma şurubu tercih edilebilir.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Bilinçli hasta

Çocuklarda Kasık Fıtığı ve Tedavisi

Yayınlanma:

,

kasık fıtığı

Araştırmalara göre her 20 çocuktan 1’inde görülen kasık fıtığının en sık görülen belirtisi kasık bölgesinde görülüp kaybolan şişliklerdir.Çocuklarda farklı özellikler gösterip, yetişkinlerde zorlanmaya bağlı olarak gelişen,erken teşhis ve doğru planlama ile tedavi edilebilen kasık fıtığı; kısırlıktan hayati tehlikeye kadar sebep olabilecek sorunlara yol açıyor.Memorial Hizmet Hastanesi Çocuk Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Mustafa Akman hastalık hakkındaki detayları anlattı.

Tedavide geç kalmamak önemli

Çocuk ve bebeklerdeki kasık fıtığı zamanında tedavi edilmediği zaman çok daha ciddi sorunlara neden olabilmektedir. Dikkatli ve yumuşak bir baskıyla karın içine gönderilemeyen yani boğulmuş fıtık denen durum bağırsağın ve yumurtanın zarar görmesine hatta çürümesine neden olabilmektedir. Bununla birlikte fıtık tedavisinin gecikmesi damarlarda oluşabilecek baskı ve ısı farkı nedeniyle kısırlığa yol açabilmektedir.

Erkek çocuklarda daha sık görülüyor

Çocuk ve bebeklerdeki kasık fıtığı ile yetişkinlerde görülen arasında sadece isim benzerliği bulunmaktadır. Yetişkinlerde genellikle zorlanmayla ortaya çıkan kasık fıtığı, çocuk ve bebeklerde doğuştan gelmektedir. Bebekler anne karnındayken yumurtaları kendi karınları içinde böbreklerine yakın bir bölgededir. Hamileliğin son 2 ayında bebeklerin yumurtaları bir kanal içinde kasık bölgesine doğru inmektedir. Bu kanallar normalde doğumdan önce kapanmaktadır. Ancak bu kanallardan bir veya ikisi çeşitli nedenlerle kapanmayarak zardan bir kese oluşabilmektedir. Kesenin içinde sadece sıvı biriktiği durumlarda halk arasında “Su fıtığı” olarak bilinen Hidrosel gelişirken aynı keseye bağırsak gibi organlar keseyi doldurduğunda bebeklerde fıtık oluşmaktadır. Her 20 çocuktan birinde görülen kasık fıtığı, erkek çocuklarda çok daha sık ortaya çıkmakla birlikte kız çocuklarında da yaşanabilmektedir.

Bebeğinizin şişlikleri uykuda kaybolabilir

Bebek ve çocuklardaki kasık fıtığının en sık görülen belirtisi görülüp kaybolan şişliklerdir. Bebek uyanık ve hareketliyken artan kasık bölgesindeki şişlikler uykuda ya da sırtı üstü yatarken azalmakta hatta kaybolmaktadır. Prematüre veya düşük doğumlu bebeklerde görülme sıklığı neredeyse 3 katına varan kasık fıtığında huzursuzluk, ağrı ve kusma gibi belirtiler de yaşanabilmektedir.

Cerrahi için bebeğinizin büyümesini beklemeyin

Yetişkinlerle kıyaslandığında kasık fıtığının ortaya çıkış nedenleri gibi tedavisi de farklıdır. Korse, fıtık bağı gibi araçların yarar sağlamadığı çocuklarda görülen kasık fıtığının tek tedavisi cerrahi yöntemdir. Hidrosel, kordon kisti de kasık fıtığı olup, teşhis ve tedavileri farklıdır. Hidrosel bir yaşından önce tedavi edilmezken kordon kisti ise en kısa sürede ameliyat edilmelidir. Başka bir sağlık sorunu olmayan bebeklerin anestezi almasında sorun bulunmamaktadır. Genel anestezi altında gerçekleştirilen ameliyatlar yeni doğmuş bebeklerde bile rahatlıkla uygulanabilmektedir.

Aynı gün evinize dönebilirsiniz

Cerrahi işlem sırasında ameliyat bölgesine etkili ağrı kesiciler yapıldığı için sonrasında çocuğu rahatsız edecek oranda ağrı yaşanmamaktadır. Cerrahinin ardından çocuk taburcu edilmektedir. Genellikle aktivite kısıtlamasına gerek görülmemektedir. Ancak büyük çocuklarda ağır spor aktivitelerinden kaçınma önerilmektedir. Uzman ellerde gerçekleştirilen cerrahilerin ardından fıtığın tekrarlama ihtimali çok düşüktür. Ameliyat bölgesinde ve torbada işleme bağlı şişlikler olabilir, normalde bu şişlikler 1-2 ay içinde yavaşça kaybolur.

Yazının orijinal halini okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.