Bizimle iletişime geçin

Gazete Yazıları

Piknik Yaparken Sağlığınızdan Olmayın

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

piknik

Temiz hava hem vücudumuz, hem de psikolojimiz için çok yararlı. Ancak kenelerin ortaya çıktığı bu dönemde piknik alanlarında çıplak ayakla dolaşmamanız gerekiyor.

Havaların ısınması, pek çoğumuzu piknik alanlarına yöneltti. Açık havada gerçekleştirilen aktivitelerin hem sağlık, hem psikoloji üzerinde olumlu etkileri bulunuyor. Temiz hava özellikle vücudun canlanması ve oksijen ihtiyacının karşılanması için önemli bir yere sahiptir.

Halk arasında elektrik atmayla bilinen toprağa çıplak ayakla basma yöntemi de yine bu aylarda tavsiye ettiğimiz aktivitelerden biridir. Fakat piknik alanlarında vakit geçirirken dikkat etmek gerekir. Havaların ısındığı günler, enfeksiyon hastalıkları taşıyıcısı kenelerin ortaya çıktığı dönemdir.

Mart ayında görülmeye başlayan keneler, Kasım ayına kadar ürer ve açık alanlarda çok sık görülür. Kenelerin taşıdığı borrela burgdorferi enfeksiyonu vücudun kalp, eklem ve sinir sisteminde meydana gelen Lyme hastalığına neden olabilir; bu hastalık da ölümle sonuçlanabilir.

LYME HASTALIĞI VE BELİRTİLERİ

Lyme hastalığı, kenelerin taşıdığı Lyme bakterisinin neden olduğu iltihaplanma sonucu gelişir ve semptomlar farklı şekilde kendini gösterebilir. Eğer farketmeden bir kene ısırığına maruz kaldıysanız, bu hastalığa yakalanmış olma riskiniz çok yüksektir.

Lyme hastalığının en yaygın semptomu, eklem yerlerinde meydana gelen ağrıdır. Semptomlar bağışıklık sisteminize ve kişiden kişiye değişiklik gösterebilir.
Uluslararası Lyme ve İlişkili Hastalıklar Derneği tarafından yapılan araştırmalar sonucu, yıkıcı depresyon sebeplerinin arasında şaşırtıcı şekilde Lyme hastalığının neden olduğu bakterilere rastlanmıştır. Araştırma, Lyme hastalığının beyin işlevlerini yavaşlattığı, dikkat ve konsantrasyon sorunlarına neden olduğu, unutkanlık meydana getirebildiği ve çoklu görevlerle baş edememe durumlarının yaşanabildiğini gösterir. Lyme hastalığı, beyindeki basıncın artmasına neden olur. Kan, yüksek basınç bölgesine iyi akamaz ve beraberinde pek çok sağlık problemlerini getirebilir.

Lyme hastalığının bir diğer yaygın belirtisi ise boğa gözü adı verilen kırmızı yuvarlak cilt döküntüsüdür. Döküntü pek çok bilim adamı tarafından klasik Lyme semptomu olarak belirtilir. Vücudunuzda meydana gelen boğa gözü döküntüsü, size virüs bulaştığını garanti eder.
Fakat kan testi yaptırmadan bu semptomu Lyme hastalığı ile doğrudan ilişkilendirmek doğru değildir. Lyme hastalığını önceden teşhis edebilmek için ELISA adı verilen bir test uygulanır. Kanınızda semptom arayan bu test yüzde 45-60 oranları arasında doğru çıkar. Yani testin yüzde 50 doğru çıkmama ihtimali bulunur. Lyme hastalığının teşhisinde baş ağrısı, boyun sertliği, kas ve eklem ağrıları, baş dönmesi, uykusuzluk ve hafıza sorunları gibi başka semptomlara da bakılır.

LYME HASTALIĞININ TEDAVİSİ

Hastalığın tedavisinde erken teşhis çok önemlidir. Lyme hastalığı semptomları erken fark edildiğinde tedaviye olumlu yanıt alınır. Kan testlerinin yanı sıra idrar testleri de doğru bir teşhise olanak sağlar.

Standart bir tedavi herkes için geçerli değildir. Tavsiye edilen antibiyotik seyrinden sonra, hastaların yüzde 20’sinde tipik olarak iki-dört hafta arasında eklem ağrısı, yorgunluk ya da kas ağrıları; semptomlarını sürdürür. Bu hastalığın sadece kene ısırmalarıyla değil; sivrisinek, bit gibi haşerelerin ısırmasıyla da ortaya çıkabileceğini unutmamak gerekir.

HASTALIĞI ÖNLEMENİN YOLLARI

Egzersiz yapmak ve iyi beslenmek Lyme hastalığına neden olan bakterilerin ortadan kalkmasında önemli bir etkendir. Isı ve oksijen, düzenli egzersizleri şart koşan Lyme bakterilerini yok etmeye yardımcı olur.

  • Yeşil sebze tüketimi ve meyve ağırlıklı beslenme vücudunuzun bağışıklık sistemini güçlendireceğinden, hastalığa karşı savunma sağlamanızı da kolaylaştıracaktır.
  • Zararlı kimyasal böcek savuşturucu sprey ve ilaçlar yerine limon kullanın. Limon, çoğu haşerenin hoşlanmadığı bir kokuya sahiptir. Kenelere karşı önlem olarak evinizde, açık alanlarda limon bulundurabilirsiniz.
  • Vücudunuza karşı gözlemci olun. Vücudu gözlemlemek ve vücuttaki değişikliklerin farkında olmak Lyme hastalığının erken teşhisinde önemli bir yere sahiptir. Daha önce fark etmediğiniz deri döküntüleri, benler ve kızarıklıklar görüyorsanız mutlaka doktora görünmelisiniz.
  • İç çamaşırlarınızı ve kıyafetlerinizi çıkarırken dikkat edin. Özellikle gün içerisinde açık bir alanda aktivitede bulunduysanız daha dikkatli olmanız gerekir. Keneyi vücudunuza yapışmadan önce bulabilirsiniz.
  • Sık sık duş almak Lyme hastalığının önlenmesi için iyi bir yöntemdir. Duş sırasında vücudunuza yapışan keneleri fark edebilir ya da vücudunuza yapışmadan onları savuşturabilirsiniz.
  • Bahçe çimlerinizi biçin. Çim biçmek, kenelerin sevdiği üreme noktalarını ortadan kaldırmak için organik bir yoldur. Ayrıca bahçenizdeki yaprak çöplerinizi temizlemeyi ihmal etmeyin. Çim tohumları kullanmanız da başka bir yöntem. Bu tohumlar yabani otların filizlenmesini önleyerek kenelerin yerleşmesini engeller.

KENELER ÇAKIL TAŞLARINI SEVMEZ

Keneler, çakıllarla kaplı yoldan geçmekten hoşlanmazlar. Bahçenizin kenarlarında kullandığınız yola mümkün mertebe çakıl taşı koyun. Yolları bu şekilde çakıl taşlarıyla doldurmak kene ile aranızda tampon bölge oluşturacaktır.

Piknik alanlarında otururken minder, kilim gibi eşyalar kullanın. Çim ve toprağa direkt temasınız risk altında olmanıza neden olacaktır.

Bahçenizde ya da evinize yakın yerlerde ahşap bulunduruyorsanız bunların kuru olmasına özen gösterin. Islak ahşap kene gibi pek çok haşerenin sizi ziyaret etmesine neden olabilir. Keneler, çoğunlukla gölgeli alanlardaki özensiz tahtalardan sürünerek size ulaşabilir.

Keneden korunmanızı sağlayabilecek bir diğer organik yöntem tavuk yetiştiriciliğidir. Tavuk gibi bazı hayvanlar kene yemekten büyük keyif alır. Tek yapmanız gereken birkaç tavuk sahibi olmak.

TROPİKAL ÇALI İLE KENELERİ UZAKLAŞTIRIN

Kene savuşturucular iyi bir kene itici olmasına karşın; hem size, hem de çevreye zarar verebilecek maddeler içerir. Eğer kimyasal kene kovucular kullanmak zorundaysanız, yakın temastan uzak durun. Kimyasal yerine bitkisel çözümler için bahçenizde tropikal çalı yetiştirmek iyi bir yöntem. Çalılar farklılık gösterebilmektedir. Çiçek ve yapraklarına göre farklı çeşitte pek çok çalı bulunur. Çalı tohumu alırken kene karşıtı olup olmadığını sorun.

VÜCUDUNUZDA KENE VARSA ÇIKARMAYA ÇALIŞMAYIN

  • Kenelere kesinlikle çıplak el ile ya da herhangi bir araç ile müdahale etmeyin. Bu müdahale ölümle sonuçlanabilir.
  • Kenenin başı derinize gömülü halde ise mutlaka cerrahi yöntemle çıkarılmalıdır. Vücudunuzda kene fark ettiğiniz anda hemen size en yakın sağlık kuruluşuna gitmelisiniz.
  • Üzerine böcek öldürücü sıkmayın. Böcek savarlar kimyasal içerdiğinden kenenin ısırdığı yerde farklı reaksiyonlar gösterebilir, durumu zorlaştırabilir. Kene ısırmasında kimyasal müdahaleden önce mutlaka steril müdahaleler yapılmalıdır. Bu müdahalelerde hekim şarttır.
  • Bazı durumlarda keneyi göremeyebilir fakat Lyme semptomları gösteriyor olabilirsiniz. Vücudunuzun farkında olun. Herhangi bir değişiklik fark ettiğinizde mutlaka hekime başvurun.
  • Gözle görülmeyen semptomlar için kan ve idrar testi yaptırın.
  • Kene ısırıklarına maruz kalabileceğiniz alanlarda temkinli davranın.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aile Sağlığı

Ramazan Ayında Sıkça Sorulan Sorular

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

ramazan ayında sıkça sorulan sorular

Uzun saatler süren açlık tüm vücudunuzu olduğu gibi bağırsaklarınızı da etkiler. İftar ve sahurda yenen birer kase yoğurt hem tok tutar, hem de sağlığı korur. Bu haftaki yazımda, ramazan Ayında sıkça sorulan sorular ve bunların cevapları ile karşınızdayım.

Ramazan ayında sahurda hangi gıdaları tüketirsek uzun süre tok kalır ve daha az susarız?

Karbonhidratlar yani nişastalı tüm gıdalar hızlı tokluğa ve erken açlığa sebep olurlar. Ramazan ayında dengeyi iyi korumak kaydı ile uzun dönem tokluk hissi oluşturan proteinden zengin beslenmek önemli. Yani süt ve süt ürünleri başta olmak üzere, et ve diğer proteinli gıdaları tüketmek gerekir. Yalnız burada ciddi bir problem de var, proteinli gıdaların azot yükü fazla olduğundan fazlası böbreklere zararlıdır. Bu azot yükünü yıkayabilmek adına su tüketimi de protein tüketiminin artırıldığı gibi artırılmalı. Tavsiyem, iftarı; bir kase yoğurt, bir kase çorba, belki biraz süt ile geçiştirip en az 30-45 dakika ara verdikten sonra normal yemek ihtiyacınızı karşılayın. Yemek seçimleri düzgün olduğu sürece ne açlık hissedersiniz ne de kısa süreli yemenin rahatsızlığını. Fazla tuzlu ve baharatlı gıdalardan ve tabii ki reflüsü olanlar başta olmak üzere kızartma ürünlerinden uzak durmak lazım. Bu gıdalar size aşırı derecede susama etkisi yapacaktır.

BAKTERİLER HASTALIKLARA SEBEP OLUR 

Ramazan yaklaşık 18 saat aç kalıyoruz. İftarda bu açlığı rahat ve sağlıklı bir şekilde bastırmak için hangi gıdalar soframızda olmalı?
Süt ürünleri sindirim sisteminizi rahatlatır, tok tutar ve daha az susatır. İftarda ve sahurda birer kase olmak üzere iki porsiyon yoğurt yemenizi şiddetle öneririm. Yoğurdun bilimsel olarak günlük kalori ihtiyacını 500 kalori dolayında azalttığı kanıtlanmıştır. Bedeninizi oruca göre programlar, ayrıca susuzluğu önler ve bağırsaklarınızın daha sağlıklı halde kalmasını sağlar. Uzun süreli açlık bağırsak sisteminde duraksama veya yavaşlamaya sebep olur, içindeki dışkı akımı azalan bağırsaklarda bakteri yükü artar ve bu bakteriler hastalıklara sebep olabilir. Bunu da en iyi dengeleyen gıda yoğurttur. Unutmayın ki Kral 1. Fransuva enfektif ishal olduğunda muhteşem yüzyılın padişahı Kanuni kendisine bir doktor göndermiş ve o doktor Fransuva’yı yoğurt ile tedavi etmiştir. Benim de bu yıl Ramazan ayında favori gıdam yoğurt olacak.

 İftar ve sahur arasında tatlı ihtiyacını gidermek için ne tür tatlıları önerirsiniz? Tatlandırıcı ile güllaç yapılabilir mi?
Tatlı bir insan için gereklilik değildir ama psikolojisi için olmazsa olmaz bir besindir. Karbonhidrattan yoksun beslenen kişilerde depresyon eğilimi olduğu görülmüştür. Buna rağmen ben özellikle Ramazan sofralarında hali hazırda bulunan karbonhidratlı yani nişastalı gıdalar sebebi ile bir de yemek sonrasında tatlı yenmesine karşıyım. Yediğiniz tatlılar zor dengede duran sistemde ani kan şekeri yükselmeleri ile hormon dengenizi de bozar. Sonuçta tatlı, Ramazan ayında kilo almak ve yorgunluk kaynağı diyebiliriz. Tatlandırıcı konusuna gelince; ben tatlandırıcı taraftarı bir hekim değilim. Her ne kadar bitkisel olanları olsa da, ben tatlandırıcılara şüpheli yaklaşıyorum. Tatlandırıcı yerine agave şurubu ile yapılan tatlılar tercih edilebilir.

 Sahurda ya da iftarda bitki çayı tüketilmesini önerir misiniz? Hangi çaylar tüketilmeli?
Ben bitki çayından önce sağlık için de normal bildiğiniz siyah çayı öneriyorum. Tabii ki bir de yeşil çay. Bitki çaylarından ziyade siyah çayın olağanüstü faydalarından yararlanmak adına ve bitki çaylarından destek almak için karışım yapabilirsiniz. Örneğin taze nane yaprakları siyah çayın içinde hem mükemmel bir lezzet oluşturur, hem de sindirimi kolaylaştırır. Diğer yandan lavanta veya adaçayı da kullanılabilir.

Şarküteri ürünlerinden uzak durun

İftar ve sahurda uzak durulması gereken gıdalar neler?
İftar ve sahurda baharatlı ürünler, hazır gıdalar, şarküteri etleri ve diğer tuzlu ürünlerden uzak durmak gerekir. Ambalajlanmış gıdaların hepsinde çeşitli kimyasallar var ve bu kimyasallar leptin hormonunuzu kilitler, insülin hormonunuzun çalışmasını engeller ve sisteminizi bloke eder. Size açlık olarak geri dönmez ama zaten bedensel sisteminizi düzene koymak için tutulan orucun etkisini zararlı hale getirirler. Baharatlı ve tuzlu gıdalar aşırı susamaya yol açar, şarküteri etleri ise gizli tuz içerirler.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Ramazanda Su Tüketimi

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Ramazanda Su Tüketimi

Ramazanda su alabileceğiniz zaman kısıtlı olsa da tüketilen toplam sıvının zamana yayılması gerekir. Ayrıca uzun boylu ve aşırı kiloluysanız, normale oranla daha da çok su tüketmelisiniz.

Zararlı toksinlerden bedeni arındırmak için yapılan detoks uygulamaları yüzyıllardır çeşitli sebeplerle tavsiye edilmektedir. Hipokrat, daha sağlıklı olmak için, bugüne kadar gelmiş birçok din de ruhu temizlemek için oruç tutmayı önermiştir. Daha çok dini değerler ile ilişkili olmakla beraber günümüzde dini sebeplerden bağımsız olarak da oruç tutanların sayısı giderek artmaktadır. Şeker, yani glikoz, bedenimizin temel yakıtıdır. Aynızamanda beyin fonksiyonları açısından da gereklidir. Dört-sekiz saat süreyle bedenimiz için gerekli yakıtı alamadığımız oruç hallerinde vücudumuz, karaciğerde glikojen olarak depolanmış glikozu tüketmeye başlar. Glikojenin kullanılabilir yakıt haline dönüşmesine glikogenoliz adı verilir. Glikogenoliz sırasında gıdalarla alınan proteinin de bir miktarı kullanılır. Bu şekilde elde edilen yakıt 12 saat boyunca yeterli olur. Dolayısıyla sahur esnasında yediğimiz basit ve kompleks karbonhidratlar, ilk sekiz saat tok kalmanızı sağlayabilirler. Sekizinci saatin ardından sahurda alınan protein; karaciğer depolarıyla beraber uzun etkili yakıta dönüşerek 12 saat süren ilave destek sağlar. Dolayısıyla düzgün bir sahur öğünü ile sağlıklı bireyler, 18 saat süreyle herhangi bir sağlık sorunu yaşamadan oruç tutabilirler.

SON ANDA 1 LİTRE SU İÇMEYİN

Oruç tutarken su alabileceğiniz zaman kısıtlı olsa da tüketilen toplam sıvının zamana yayılması gerekmektedir. Dolayısıyla son anda ‘1 litre su içeyim, bana yeter’ demek sakıncalı olacaktır. Bu şekilde tüketilen sıvı hemen idrara dönüştürülür ve gün boyunca ihtiyacınız olacak sıvı rezervini tehlikeye sokar. Dikkat etmeniz gereken bir diğer detay ise; ne kadar uzun boylu veya kilolu iseniz, o kadar fazla oranda su içmeniz gerektiğidir.

İFTARDA 45 DAKİKA ARA VERİN

Karbonhidratlar yani nişastalı tüm gıdalar hızlı tokluğa ve erken açlığa sebep olurlar. Ramazan ayında dengeyi iyi korumak kaydı ile uzun dönem tokluk hissi oluşturan proteinden zengin beslenmek çok önemli. Süt ve süt ürünleri başta olmak üzere, et ve diğer proteinli gıdaları tüketin. İftarı; bir kase yoğurt, bir kase çorba, belki biraz süt ile geçiştirip en az 30-45 dakika ara verdikten sonra normal yemek ihtiyacınızı karşılayın. Fazla tuzlu ve baharatlı gıdalardan (reflüsü olanlar başta olmak üzere), kızartma ürünlerinden uzak durmak gerekir. Bu gıdalar, aşırı derecede susamanıza sebep olacaktır. Süt ürünleri sindirim sisteminizi rahatlatır, tok tutar ve daha az susatır. İftarda ve sahurda birer kase olmak üzere iki porsiyon yoğurt yemenizi şiddetle öneririm. Bedeninizi oruca göre programlar, ayrıca susuzluğu önler ve bağırsaklarınızın daha sağlıklı olmasını sağlar. Uzun süreli açlık; bağırsak sisteminde duraksama veya yavaşlamaya sebep olur, içindeki dışkı akımı azalan bağırsaklarda bakteri yükü artar ve bu bakteriler hastalıklara sebep olabilir. Bunu da en iyi dengeleyen gıda yoğurttur. Ramazan ayında yediğiniz tatlılar, zaten oruç tutmanız sebebiyle dengede durmakta zorlanan sistemde ani kan şekeri yükselmeleri ile hormon dengenizin de bozulmasına sebep olur. Tatlı, Ramazan ayında kilo almanıza sebep olmanın dışında bir de yorgunluk kaynağıdır.

RAMAZAN AYINI RAHAT GEÇİREBİLMEK İÇİN ÖNERİLER

Su ihtiyacının daha da arttığı bu dönemlerde halsizlik, baş dönmesi, dikkat dağınıklığı gibi etkileri önleyebilmek için iftarla sahur arasında kişiden kişiye değişen fakat ortalama 2-2.5 litre olan su ihtiyacını mutlaka karşılamak gerekir. Hafif beslenerek geçirdiğiniz iftarla sahur arasına iki ara öğün ekleyerek rahatsız olmadan oruç tutmak mümkün. Böylece normal günlerde alıştığınız dört öğün beslenme düzenini de yakalamış olursunuz. Bu durum, yavaşlayan metabolizmayı biraz daha hızlandırmanıza yardımcı olacaktır. 18 saat gibi uzun süreli bir açlık sonrası kan şekeri düşeceğinden iftar saatinde karbonhidrat ağırlıklı besinlere yönelim ve tüketilen miktarlar normalden fazla olacaktır.

İftarda bir çorbayla orucu açıp 30-45 dakika bekledikten sonra ana öğüne geçmek hem tokluk hissetmek, hem de fazla tüketimi engellemek açısından faydalı olacaktır. Sahurda tuzlu, yağlı ve unlu gıdalardan uzak durmak gün içindeki su isteğinizi azaltacaktır. Bu beslenme şekli, normal zamanlarda da uymanız gereken bir sistemi ifade eder. Sahuru kahvaltı gibi düşünebilirsiniz. Besin kalitesi yüksek yumurta, peynir, kepekli ekmek tüketmek; midede sindirimleri geç olduğundan açlık hissinizi azaltacaktır. Bu gruba bir porsiyon ölçüsünde yağlı tohumlar (fındık, ceviz, badem vb.) da ekleyebilirsiniz. Bu besinlerde tok kalmanıza yardımcı olacaktır. Özellikle sahurda bir kase yoğurt yemenizi de şiddetle tavsiye ediyorum. Yoğurt adeta mucizevi bir besindir ve faydaları hakkında kaleme aldığım yazıma arşivden ulaşabilirsiniz. Besin tüketiminin azalmasına bağlı olarak karşılaşılan kabızlık sorununu önlemek adına sahurda ve iftarla sahur arasında yapacağınız ara öğünlerde kuru meyve ya da meyve tercih edebilirsiniz. Su da bu süreçte önemli besin öğelerinden bir tanesidir. Liften zengin beslenmek, bağırsak sisteminin düzenli çalışması için son derece önemlidir. Bu sebeple sahur ve iftar öğünlerine liften zengin gıdaları eklemelisiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Ramazanda Beslenme

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

ramazanda beslenme

Ramazanda beslenme sağlığımız açısından önemli bir konu.Ramazan’da kızartmalardan, tatlılardan, tuzlu ve baharatlı gıdalardan uzak durmak gerekiyor. Yoğurt ise hem tok tutuyor, hem de sağlığı koruyor.

Oruç tutarken tüm beslenme düzenimiz değişir. Özellikle uzun yaz günlerinde oruç tutuyorsanız, sadece iki öğünle sınırlı sofralarınızı doğru gıdalarla doldurmalısınız. Sağlık bilinciyle donattığınız sofralar sayesinde hem acıkmadan oruç tutabilir, hem de orucun faydalarından maksimum ölçüde yararlanabilirsiniz.

SU TÜKETİMİNİ ARTIRIN

Karbonhidratlar yani nişastalı tüm gıdalar hızlı tokluğa ve erken açlığa sebep olur. Ramazan ayında dengeyi iyi korumak kaydı ile uzun dönem tokluk hissi oluşturan proteinden zengin beslenmek çok önemli. Süt ve süt ürünleri başta olmak üzere, et ve diğer proteinli gıdaları tüketin. Ancak proteinli gıdaların azot yükü fazla olduğundan aşırısı böbreklere zararlıdır. Bu azot yükünü yıkayabilmek için su tüketimi de protein tüketimi gibi artırılmalıdır. İftarı; bir kase yoğurt, bir kase çorba, belki biraz süt ile geçiştirip en az 30-45 dakika ara verdikten sonra normal yemek ihtiyacınızı karşılayın. Yemek seçimleri düzgün olduğu sürece ne açlık hissedersiniz, ne de kısa sürede hızlı yemek yemenin rahatsızlığını.

Fazla tuzlu ve baharatlı gıdalardan (reflüsü olanlar başta olmak üzere), kızartmalardan uzak durmak gerekir. Bu gıdalar, aşırı derecede susamanıza sebep olacaktır. Uzun saatler süren açlık tüm vücudunuzu olduğu gibi bağırsaklarınızı da etkiler. İftar ve sahurda yenen birer kase yoğurt hem tok tutar, hem de sağlığı korur. Süt ürünleri sindirim sisteminizi rahatlatır, tok tutar ve daha az susatır. Yoğurdun bilimsel olarak günlük kalori ihtiyacını 500 kalori civarında azalttığı kanıtlanmıştır. Bedeninizi oruca göre programlar, susuzluğu önler ve bağırsaklarınızın daha sağlıklı olmasını sağlar. Uzun süreli açlık, bağırsak sisteminde duraksama veya yavaşlamaya sebep olur, içindeki dışkı akımı azalan bağırsaklarda bakteri yükü artar ve bu bakteriler hastalıklara sebep olabilir. Bunu da en iyi dengeleyen gıda yoğurttur.

NANE YAPRAĞI KULLANIN

Bitki çaylarından ziyade siyah çayın olağanüstü faydalarından bahsettiğim yazıma arşivden ulaşabilirsiniz. Hem Ramazan boyunca, hem de normal yaşantınızda bitki çaylarını, siyah çayınıza aroma katmak için kullanabilirsiniz. Örneğin taze nane yaprakları siyah çayın içinde hem mükemmel bir lezzet oluşturur, hem de sindirimi kolaylaştırır. Lavanta veya adaçayı da kullanılabilir.

TATLANDIRICI YERİNE HURMA ŞURUBU

Yediğiniz tatlılar, oruç tutmanız sebebiyle dengede durmakta zorlanan sistemde ani kan şekeri yükselmeleri ile hormon dengenizin de bozulmasına sebep olur. Tatlı, Ramazan ayında kilo almanıza sebep olmanın dışında bir de yorgunluk kaynağıdır. Her ne kadar bitkisel olanları olsa da, ben tatlandırıcılara şüpheli yaklaşıyorum. Tatlandırıcı yerine hurma şurubu tercih edilebilir.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar