Bizimle iletişime geçin

Beslenme

Patlıcanın Sağlığa Olan 10 Faydası

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Patlıcanın Sağlığa Olan 10 Faydası

Patlıcanı sevmeyen yoktur herhalde… Özellikle yaz mevsiminde sofralarımızın baş tacı olan bu sebzenin birçok organa şifa dağıttığını biliyor muydunuz? Patlıcanın sağlığa olan 10 faydası hakkında tüm detayları yazımda bulabilirsiniz.

Patlıcan, kimine göre sebze kimine göre meyve olarak adlandırılır ancak esas ait olduğu Hindistan alt kıtasında çok yönlülük ve fonksiyonel tıbbi etkileri göz önünde bulundurularak sebzelerin kralı denmiş. Peki patlıcan sağlığa gerçekten yararlı mı? Bu mor veya siyah parlak renkteki sebzeler Türk mutfağının olmazsa olmaz sebzesi olup birçok yemekte kullanılır. Patlıcan sadece yemekleri lezzetlendirmez sağlık açısından da çokça faydaları vardır. Patlıcan besin değeri açısından da oldukça zengindir. İçerdiği vitamin ve mineral kaynakları arasında C vitamini, K vitamini, B6 vitamini, tiamin, niasin, magnezyum, fosfor, folik asit ve potasyum bulunur. Ayrıca neredeyse hiç doymuş yağ içermez.

Patlıcanın Tarihçesi

Patlıcan, yani bilimsel adıyla Solanum melongena, Solanaceae familyasına ait olup, tropik iklimlerde küçük bir ağaç şeklinde büyüyen, ılık iklimlerde tek yıllık olan bir kültür bitkisidir. Patlıcanın ilk yetiştiriciliği M.Ö 5.yy’da Hindistan’da gerçekleştirilmiştir. Patlıcan, Orta Çağ’dan önce Afrika’ya ve daha sonra 14. yüzyılda uzun zamandır ilişkilendirildiği İtalya’ya tanıtıldı. Daha sonra Avrupa ve Orta Doğu’ya yayıldı ve yüzyıllar sonra Avrupalı ​​kaşifler tarafından Batı yarım küreye getirildi. Bugün, İtalya, Türkiye, Mısır, Çin ve Japonya önde gelen patlıcan yetiştiricileridir.

Patlıcan Çeşitleri

Pek çok çeşidi bulunan patlıcan oldukça lezzetli bir sebzedir. Türkiye’de en çok yetiştirilen patlıcan türleri; kemer patlıcan ve halkapınar patlıcanıdır. Bu ikisi dışında genelde bostan patlıcan vardır. Salatalar için en ideal patlıcan bu çeşittir. Türkiye’de yetiştirilen patlıcanların dışında ithal getirilen ve halk tarafından tercih edilen patlıcan türleri de bulunmaktadır.

Son yıllarda popüler olan normal patlıcanın Japonya’da yetişen bir türü olan Japon patlıcanı da sağlığa oldukça faydalıdır. Asya’da yetişen patlıcan türleriyle benzerlik gösteren bu patlıcanın en önemli özelliği kabuğunun ince olması ve tatlı bir aromaya sahip olmasıdır. Ayrıca Japon patlıcanının 200 gramında yalnızca 20 kalori vardır. Sodyum oranı açısından da oldukça düşüktür.

İşte patlıcanın sağlığımıza olan faydaları…

Lif Yönünden Oldukça Zengindir

Lif (Posa) yalnızca meyvelerde, sebzelerde ve tahıllarda bulunan, yeterli miktarda alınan sıvı ile besinlerin kolayca sindirilmesinde yardımcıdır ve bağırsaklarımızın daha mutlu olmasını sağlar. Patlıcan lif açısından oldukça zengin bir besindir. Patlıcanlar az miktarda yağ veya kolesterol içerdiğinden, kilo vermeye çalışan veya obezite sorunları yaşayan insanlar için çok sağlıklı bir seçenek olacaktır. Ayrıca lif yönünden zengin bir besin olması grelin salınımını engeller. Bu hormon bize acıktığımızı söyleyen hormondur. Yani patlıcan iştahımızı azaltarak, aşırı yemek yeme isteğimizi büyük ölçüde azaltır. Böylece kilo vermenize yardımcı olur.

Antioksidan Kaynağı

Patlıcan çeşitli vitamin ve mineralleri içermesine ek olarak, çok sayıda antioksidan içerir. Antioksidanlar, bedeni serbest radikaller olarak bilinen zararlı maddelerin neden olduğu hasarlardan korumaya yardımcı olan maddelerdir. Çalışmalar, antioksidanların, kalp hastalığı ve kanser gibi birçok kronik hastalığın önlenmesine yardımcı olabileceğini göstermiştir. Patlıcanlar özellikle canlı renklerinden sorumlu olan antioksidan özelliklere sahip bir tür pigment olan antosiyaninler açısından zengindir. Özellikle, nasunin olarak adlandırılan patlıcandaki bir antosiyanin sağlığa faydalısı oldukça fazladır.

Kan Şekerinizi Kontrol Altında Tutmanızı Sağlar

Bunun en önemli nedeni patlıcanların lif yönünden zengin bir besin olmasıdır. Lif, vücuttaki sindirim ve emilim hızını yavaşlatarak kan şekerini düşürebilir. Daha yavaş emilim, kan şekeri düzeylerini sabit tutar. Diğer araştırmalar, patlıcan gibi gıdalarda bulunan polifenollerin, kan şekerinin düşmesine yardımcı olabilecek şekerin emilimini ve insülin sekresyonunu azaltabileceğini göstermektedir.

Kansere Karşı Vücudunuzu Korur

Patlıcandaki polifenollerin anti-kanser etkilerine sahip olduğu gösterilmiştir. Antosiyaninler ve klorojenik asit hücreleri serbest radikallerin neden olduğu hasara karşı vücudu korur. Tümör büyümesini ve kanser hücrelerinin yayılmasını ve yayılmasını önler. Ayrıca patlıcanlar, beyaz kan hücrelerinin üretimini uyardığından, bağışıklık sisteminin olmazsa olmaz bir parçası olan C vitamini yönünden de güçlü bir kaynaktır.

Patlıcan Düşük Kalorili, Diyet Dostu Bir Besindir

Patlıcanı diyetinize kolayca ekleyebilirsiniz. Fırında, ızgarada pişirilebilir veya sotelenebilir, zeytinyağı ve baharatla kolayca tatlandırılabilirsiniz. Patlıcan, karbonhidrat ve kalori alımınızı azaltabilir, bunların hepsi de yemeğinizin lif ve besin içeriğini arttıracaktır.

Folik Asit Kaynağı

Folik asit özellikle kadınların hamile kalmadan önce başlaması gerektiği önerilen ve yine özellikle rahim ve akciğer kanserine dönüşecek hücreleri düzelten süper bir B vitamini üyesidir. Vücutta depolanma sorunu olmadığından düzenli olarak alınabilir. Patlıcan, folat açısından zengin bir besindir. Folik asit doğmamış bebekte doğum kusurları riskini önlemeye yardımcı olur ayrıca nöral tüp defekti ve diğer doğum kusurlarının gelişme riskini azaltır.

Kalp Sağlığınız İçin Patlıcanı Beslenme Listenize Ekleyin

Antioksidan içerikleri sayesinde, bazı çalışmalar patlıcanların kalp hastalığı riskini azaltmaya yardımcı olabileceğini göstermektedir. Bir çalışmada yüksek kolesterolü olan tavşanlara, iki hafta boyunca günde 10 ml. patlıcan suyu verildi. Çalışmanın sonunda, LDL kolesterol ve trigliserit düzeylerinin daha düşük olduğu bulundu. Diğer çalışmalarda, patlıcanların kalbe koruyucu bir etkisi olabileceğini göstermiştir. Patlıcanın kolesterol düzeyini büyük ölçüde dengelediği bilinmektedir. Ayrıca kan basıncı seviyesini de sağlıklı bir seviyede tutar. İçerdiği potasyum sayesinde bu duruma neden olur.

Beyin Sağlığını Korur

Hayvan çalışmalarından elde edilen bulgular patlıcan kabuğundaki antosiyanin olan nasuninin beyin hücresi zarlarını serbest radikal hasarından koruyan güçlü bir antioksidan olduğunu göstermektedir. Ayrıca araştırmalar antosiyaninlerin, nöroinflamasyonun önlenmesine ve beyne kan akışını kolaylaştırmaya yardımcı olduğunu göstermiştir. Bu durum hafıza geliştirmeye ve yaşla ilgili ruhsal bozuklukları önlemeye yardımcı olabilir. Patlıcan beyinde meydana gelen hasarlı hücrelerin onarımına ve hücrelerin korunmasına da yardımcı olur.

Kemik Sağlığınız İçin Patlıcan Tüketin

Patlıcanlar, kemik sağlığına, kemik degradasyonu ve osteoporoz riskinin yüksek olduğu insanlara oldukça faydalıdır. Patlıcandaki fenolik bileşikler, düşük osteoporoz bulguları, daha güçlü kemikler ve artan kemik mineral yoğunluğu ile bağlantılıdır. Ayrıca patlıcanda kemik sağlığı için çok önemli olan demir ve kalsiyum da ciddi oranda bulunmaktadır. Patlıcandaki potasyum, kalsiyum alımını artırır. Böylece bu besin kemik sağlığı için oldukça faydalı bir besin haline gelir.

Cilt ve Saç Sağlığınız İçinde Patlıcan Oldukça Faydalı

Patlıcanın tüm bu sağlığa faydalarının yanı sıra cilt ve saç sağlığı için de oldukça önemli bir besin kaynağıdır. Cilt sağlığını içerdiği bol miktardaki diyet lifleri ve farklı vitaminler sayesinde korur. Patlıcan cildi serbest radikaller ve ölü hücrelerden temizleyerek, cildin temiz kalmasını sağlar.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Beslenme

Kanserden Korunmak için Hünnap Tüketin

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Kanserden Korunmak için Hünnap Tüketin

Hünnap meyvesinin adını daha önce hiç duymamış hatta tadının bile nasıl bir şey olduğunu bilmiyor olabilirsiniz. Ancak bilenlerin vazgeçemediği ve sağlığa açısından bolca yararı olan bu meyvenin hazır şimdi tam mevsimiyken tanışmanızda fayda olduğunu düşünüyorum. Öyle ki kanserden korunmak için hünnap tüketin…

Eski çağlardan beri Çin’de alternatif tıp yöntemi olarak kullanılan hünnap meyvesi, son zamanlarda ülkemizde de popüler olmaya başladı. Sonbaharda, semt pazarlarında ve marketlerde karşımıza çıkan bu meyve Çin’de ölümsüzlük meyvesi olarak anılıyor. Peki gerçekten sağlığa bu kadar faydalı mı?

Öncelikle hünnabın içerisinde A ve C vitaminlerinden bolca bulunduğunu bilmenizde fayda var. Ayrıca hünnap; kalsiyum, magnezyum, fosfor ve potasyum yönünden de oldukça zengin bir meyve. Bu özellikleri sayesinde bağışıklık sisteminizi güçlendiren hünnap, birçok hastalığa da iyi geliyor. Özellikle sakinleştirici ve uykuya yardımcı olan şifa kaynağı hünnabın sağlığa olan diğer faydaları neler merak ediyorsanız bu yazım tam size göre…

Uykusuzluğa Karşı, Yatmadan Önce Hünnap Çayı İçin

Meyvenin içerisinde yer alan jujuboside A maddesinin beyindeki hipokampusu etkileyerek uykusuzluk ve anksiyetinin hafifletilmesine yardımcı olur. Hünnap meyvesi aynı zamanda flavonoidler, saponinler ve polisakkaritler olarak bilinen bileşikleri de içerir. Çalışmalar, hünnapta yer alan yüksek saponin içeriğinin, tüm sinir sistemi üzerinde yatıştırıcı bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Hünnabın dinlendirici etkisi sayesinde yatmadan önce bir fincan hünnap çayı içerek rahat bir gece uykusu çekebilirsiniz.

Kanserden Korunmak için Hünnap

Hünnap meyvesinin bilinen en önemli özelliği vücudu kansere karşı korumasıdır. İçerisinde bulunan antioksidan ve C vitamini sayesinde kanser hastalıklarına karşı koruyucu etkiye sahiptir. Yapılan araştırmalarda hünnabın birçok kanser türünde iyileştirici etkisi olduğu ortaya çıkmıştır.

Kabızlık Problemine İyi Gelir

Hünnap sindirim sağlığı içinde oldukça faydalı bir meyvedir. Öyle ki sindirimi kolaylaştırarak kabızlığa problemini giderir. Hünnap, kabızlıkta bağırsak geçiş süresini azaltarak, dışkı nemini arttırır. Böylece bu problemi engellemiş olur.

Stresi Azaltır

Hünnapta bulunan jujuboside A maddesinin, zihin ve beden üzerinde yatıştırıcı bir etkiye sahip olduğu bilinir. Bu yüzden Çin’de alternatif tıpta doğal bir antidepresan olarak kullanılıyordu. Yapılan araştırmalarda, hünnap meyvesinin tohumlarının hayvan deneklerinde anksiyeteyi azaltmada özellikle rol oynadığı görülmüştür.

Kan Basıncını Dengeler

Bir diğer sağlığa olan faydası da kan basıncı üzerindeki olumlu etkisidir. Potasyum kan basıncını sağlıklı seviyelerde tutar, hünnap aynı zamanda potasyum içerdiğinden yüksek olduğu için kan basıncını dengeler.

Kemikleri Güçlendirir

Hünnap, içerisinde bol miktarda fosfor içerdiği için kemik sağlığında oldukça etkilidir. Aynı zamanda yine içerisinde bulunan kalsiyum kemik gücünü arttırarak kemikleri güçlendirir.

Bağışıklığı Arttırarak, Hastalıklarla Savaşır

Antioksidan ve C vitamini yönünden oldukça zengin bir meyve olan hünnabı tüketerek bağışıklığınızı güçlendirebilirsiniz. Antioksidanlar serbest radikallerin neden olduğu hasarı engelleyen besinlerdir. Vücuttaki aşırı serbest radikal seviyeleri, yaşlanma sürecini hızlandırmanın yanı sıra kanser ve kalp hastalığı gibi daha ciddi sağlık sorunları ile bağlantılıdır.

Bağışıklığı arttırmak için olmazsa olmaz bir vitamin olan C vitaminini vücudumuz kendi başına üretemez. Bu sebeple, beslenmenizde yeterli miktarda C vitamini aldığımızdan emin olun. İşte bu noktada yüksek oranda C vitamini içeren hünnap tüketerek bağışıklığınızı arttırabilirsiniz.

Hünnapla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Okul Başarısını Artıran Beslenme Önerileri

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Okul Başarısını Artıran Beslenme Önerileri

Sabahları alelacele yapılan veya geçiştirilen kahvaltılar, kantinlerde satılan fast food tipi besinler ve “sağlıklı beslenme” hakkında yeterince bilgi sahibi olmamak gibi nedenlerle, özellikle ilkokul çağındaki çocukların beslenme alışkanlıkları bozulabiliyor. Ancak yeterli ve dengeli beslenmeleri, sağlıklı büyüme ile gelişimlerinin yanı sıra okul başarıları için de çok önemli. Öyle ki yapılan çalışmalar yetersiz ve dengesiz beslenen çocukların öğrenmede güçlük çektikleri, davranış bozuklukları yaşadıkları, dikkat sürelerinin kısaldığı, sık hastalanmaları nedeniyle okuldaki devamsızlık sürelerinin uzadığı ve tüm bunlar sonucunda da okul başarılarının düştüğü belirlenmiş. Üstelik sağlıksız beslenen çocuklarda yetişkin dönemde obezite, kroner kalp hastalığı, diyabet ve kanser gibi kronik hastalıklara yakalanma riski de artıyor. Bunun aksine sağlıklı beslenen öğrencilerin ise zihinlerinin açık ve dikkatlerinin daha fazla olduğu gözlenmiş ve bu şekilde ders saati içerisinde anlatılanları uzun süre konsantre olarak daha iyi anladıkları görülmüş. Peki çocukların hem sağlıkları hem okul başarıları için dikkat etmeleri gereken beslenme alışkanlıkları neler? Acıbadem Kadıköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Evrim Demirel okul başarısını artıran beslenme önerileri ve zihni açan besinleri anlattı, önemli bilgiler verdi.

Kahvaltı Yapmadan Olmaz

İlkokul çağındaki çocuklarda en önemli öğün kahvaltıdır. Çünkü vücudun gereksinim duyduğu en önemli besin kaynakları bu öğünde karşılanıyor. Yapılan çalışmalar, uzun süren gece açlığından sonra kahvaltı yapmayan çocuklarda halsizlik, baş dönmesi, baş ağrısı, yeterli enerjide olamamaya bağlı olarak zihinsel faaliyetlerde azalma ve dikkat eksikliği gibi sorunlar geliştiğini ortaya koyuyor. Düzenli ve dengeli bir kahvaltı ise büyümeyi destekleyen yeterli kalorinin ve hastalıkları önleyen çeşitli vitamin ile minerallerin alımını sağlıyor. Süt, yumurta, peynir, domates, salatalık ve tam buğday ekmeğinden oluşan bir kahvaltı yeterli vitamin ve mineral almasını sağlayacaktır. Değişik bir kahvaltı alternatifi olarak süt veya yoğurt içine yulaf ezmesi gibi kahvaltılık tahıllardan da yararlanabilirsiniz.

Her Öğünde 4 Temel Besin Grubu Olsun

Çocuğunuzun yeterli ve dengeli beslenebilmesi için gün içinde protein, karbonhidrat, yağlar ve minerallerden oluşan bir beslenme programı oluşturun. Bunun için de beslenme listenizde süt ve ürünleri, et ve et ürünleri (kırmızı et, tavuk, balık) sebze ve meyveler, kuru baklagiller ile tahıl grubuna mutlaka yer verin.

Boş Enerjilere Dikkat

Kahvaltıda veya ara öğünlerde mısır gevreklerinden (şeker ilaveli), ekmek üzerine sürülen çikolatalı krem, poğaça, simit, börek, hamur işleri gibi karbonhidrat ve yağdan yüksek besinlerden uzak durun. Beslenme ve Diyet Uzmanı Evrim Demirel bu tür gıdaların besin değerleri olmadıkları gibi, yüksek kalorili olmaları nedeniyle çocuğun kilo almasına da yol açtıkları uyarısında bulunarak, “Bunun yanı sıra çocuklar için çok önemli olan kalsiyum ve protein içermedikleri için dikkat dağınıklığı ile derste uyuklamaya da neden olabiliyor. Ayrıca bu tarz karbonhidrattan yüksek besinler tüketiminden sonraki öğünlerde daha hızlı acıkma ve daha fazla yeme isteğine de yol açabiliyor” diyor.

Her Gün 1 Adet Yumurta

Özellikle büyüme ve gelişmede çok önemli rol oynayan proteinli besinleri almasına dikkat edin. Örneğin önemli bir protein kaynağı olan yumurta çocuğun zihnini açarak derslerinde daha başarılı olmasını sağlıyor. Yumurta aynı zamanda büyüme ve gelişmede oldukça etkin olan demir açısından da çok zengin bir besin. Bu nedenle, alerjisi yoksa çocuğunuzun her gün veya gün aşırı 1 adet yumurta yemesini sağlayın.

Süt ve Süt Ürünleri Şart!

Kalsiyum kemik ve dişlerin yeterince güçlü olması, kemiklerin uzaması, kas ve sinir sisteminin gelişmesi için çok önemli. Bunun yanı sıra güçlü bir bağışıklık sistemi için de ayrı bir önem taşıyor. Bu nedenle çocuğunuzun her gün kalsiyumdan zengin olan süt ve süt ürünlerini tüketmesi çok önemli. Örneğin, günde 1 su bardağı süt + 1 kase yoğurt+ 1 dilim peynir yeterli kalsiyum almasını sağlayacaktır.

Ceviz ve Fındık Önemli

Ceviz ve fındık gibi yemişler de içerdikleri elzem yağ asitleri sayesinde çocuğunuzun okul hayatındaki başarısını ve enerjisini artırmaya yardımcı oluyor. Bu besinler kan şekerini düzenlemesinin yanı sıra çocuğunuzun zihin gelişimine katkıda bulunuyor. Ancak kalori değerleri yüksek olduğu için porsiyon kontrolü yapmanız çok önemli. Örneğin 2-3 adet ceviz veya 10-15 adet badem yemesi yeterli gelecektir.

Ekmek Tam Tahıllı Olmalı

Çocuğunuza beyaz ekmek yedirmemeye dikkat edin. Çünkü glisemik indeksi yüksek olan beyaz ekmek kan şekerinin hızla yükselmesine, bunun sonucunda da çocuğun derste uyumasına sebep olabiliyor. Hızla yükselen kan şekeri daha sonrasında hızla düşerek tekrar acıkmayı da tetikliyor. Tam buğday veya bol tahıllı ekmekler posa (lif) yönünden de zengin oldukları için midede daha fazla hacim kaplayarak tok tutarlar ve bağırsak hareketlerinin düzenli çalışmasına da yardımcı oluyorlar.

Sağlıklı Ara Öğünler Hazırlayın

Akşam gereğinden fazla yemek yemesini, dolayısıyla kilo almasını önlemek için sağlıklı ara öğünler hazırlayın. Örneğin kuru yemiş, kuru meyve, hurma ya da pekmezden hazırladığınız kek, kuru veya yaş meyve, yoğurt, taze sıkılmış meyve suları, ev yapımı küçük sandviçler veya sebzelerden hazırlayacağınız cips gibi. Ara öğünlerde ambalajlı çikolatalar, bisküviler ve hamurlu yiyeceklerden kaçınmanız ise çok önemli. Çünkü atıştırmalık olan paketli market ürünler katkı maddesi ile boya maddeleri içerebiliyor. Bu da uzun vade de obezite, kalp damar, diyabet, mide bağırsak hastalıklarına ve alerjik reaksiyonlara neden olabiliyor. Kola gibi kafeinli içecekler ya da hazır meyve suları hiçbir besin değeri taşımadıkları gibi gereksiz kaloriye neden oluyorlar Dolayısıyla ara öğünlerde bunlar yerine ayran veya komposto gibi içecekleri tercih edin.

Yemek Listesini Kontrol Edin

Beslenme ve Diyet Uzmanı Evrim Demirel öğle ve akşam yemeğinde her besin grubunun mutlaka olması gerektiğine dikkat çekerek, “Protein açısından zengin et, balık ya da tavuk gibi gıdaları ya da sulu bir sebze yemeği, salata ve yoğurtla desteklenmeli. Bu menüye çorba da eşlik edebilir. Tatlı yerine meyve verilmeli. Gelişme çağındaki çocukların enerji ihtiyaçları büyük. Bu nedenle gün aşırı makarna ve pilav gibi yiyecekleri yemesinde herhangi bir sakınca bulunmuyor” diyor. Çocuğumuzun yeterli ve dengeli bir şekilde yemek alıp almadığını anlayabilmek için okuldaki aylık yemek listelerini gözden geçirin. Öğlen yemeği verilemiyorsa beslenme çantasını da gerekli besin grubundaki besinlerden seçerek hazırlayabilirsiniz.

Fost Food Tarzı Besinleri Sınırlandırın

Fast food tarzı yiyecekleri çocukların hayatından tümüyle çıkartmak maalesef mümkün değil.Ancak 15 günde veya ayda bir öğün olarak sınırlanmaya özen gösterin. Fast food gıdaların içinde fazlaca bulunan trans ve doymuş yağın aşırı tüketimi içeriğindeki trans yağlar nedeniyle öğrenme ve hafızaya yardımcı olan çok sayıdaki moleküle ve beyin hücrelerinde olumsuz etki yaratıyor.

  1. Kahvaltı örneği:
  • Beyaz peynir/ kaşar peyniri
  • 1 haşlanmış yumurta (omlet veya menemen olabilir)
  • Bol domates salatalık
  • 10 adet fındık / 2 adet ceviz
  • Tam buğday ekmeği
  • 1 su bardağı taze sıkılmış meyve suyu (fazla kilo problemi yok ise) veya süt
  1. Kahvaltı örneği:
  • 1 su bardağı süt veya yoğurt
  • Sade yulaf ezmesi
  • 1-2 porsiyon meyve
  • 10 adet badem veya 10 adet fındık

3.Kahvaltı örneği:

  • 2 ince dilim tam buğday ekmeğinden beyaz veya kaşardan tost
  • 1 yumurta
  • Bol yeşillik
  • 6-8 adet zeytin
  • 1 su bardağı taze sıkılmış meyve suyu (fazla kilo problemi yok ise) veya süt

Okul dönemiyle ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Bağışıklığınız için Ev Turşusu Tüketin

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Bağışıklığınız için Ev Turşusu Tüketin

Biberi, fasulyesi, kornişonu, lahanası… Kışın vazgeçemediğimiz lezzetlerden ilk sırayı belki de turşular alıyor. Bağışıklığınız için ev turşusu tüketin. Diğer faydaları ise…

Bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek için önde gelen fermente besinlerden biri olan ev turşusu, bağırsak sistemi başta olmak üzere sağlığımız için kritik önem taşıyan dost probiyotik bakterileri almamızı da sağlıyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilan Eker “Sağlığı tüm yönüyle etkileyen bağırsak mikrobiyotasını desteklemek için besinsel probiyotik kaynaklarının tüketimi oldukça önemli. Ancak her turşu bağırsaklara canlı gidebilecek probiyotik bakterileri sağlamıyor. Bağırsaklara dost probiyotik bakteri içeren turşular, ülkemizde geleneksel olarak yapılan turşulardan biraz farklı” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilan Eker, probiyotik bakterilerden zengin turşu yapmanın püf noktalarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Mevsiminde ve Organik Sebzeleri Kullanın

Sebzelerin doğal florasında bulunan yararlı bakteriler fermantasyon sürecinde kritik rol oynuyor. Ancak tarımda kullanılan ilaçlar (pestisitler) hem bu florayı bozabiliyor hem de sağlığımızı olumsuz etkileyebiliyor. Mevsiminde ve organik olarak yetiştirilen sebzeleri kullanmak probiyotik açıdan zengin bir turşu yapımı için önemli.

Fermantasyon İçin Uygun Ortam Yaratın

Sağlıklı bir turşu için temiz ve cam bir kavanoz kullanılmalı. Sebzelerin kavanoza sıkıştırılarak konulması ve salamura suyunun sebzelerin üzerini geçmesi diğer önemli unsurlar. Turşuyu, fermantasyon sürecinin tamamlanması için oda sıcaklığında ve karanlık bir ortamda ortalama 7-10 gün bekletin. Turşu olduktan sonra soğuk ve karanlık bir ortamda muhafaza edin.

Kaya Tuzu ya da Deniz Tuzu Kullanın

Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilan Eker “Lakto fermente bir turşu için tuz olmazsa olmaz bir unsur. Tuz, fermentasyon sırasında iyi bakterilerin aktivitesini artırırken bozulmayı yavaşlatır. Turşu suyunun bulanık olmaması ve sebzelerin çok fazla yumuşamaması için zengin mineral içeriğine sahip kaya ya da deniz tuzu kullanın. Bu arada turşuyu lezzetine kanıp -tuz içeriğinden dolayı- aşırı tüketmeyin” diyor.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar