Bizimle iletişime geçin

Beslenme

Patlıcanın Sağlığa Olan 10 Faydası

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Patlıcanın Sağlığa Olan 10 Faydası

Patlıcanı sevmeyen yoktur herhalde… Özellikle yaz mevsiminde sofralarımızın baş tacı olan bu sebzenin birçok organa şifa dağıttığını biliyor muydunuz? Patlıcanın sağlığa olan 10 faydası hakkında tüm detayları yazımda bulabilirsiniz.

Patlıcan, kimine göre sebze kimine göre meyve olarak adlandırılır ancak esas ait olduğu Hindistan alt kıtasında çok yönlülük ve fonksiyonel tıbbi etkileri göz önünde bulundurularak sebzelerin kralı denmiş. Peki patlıcan sağlığa gerçekten yararlı mı? Bu mor veya siyah parlak renkteki sebzeler Türk mutfağının olmazsa olmaz sebzesi olup birçok yemekte kullanılır. Patlıcan sadece yemekleri lezzetlendirmez sağlık açısından da çokça faydaları vardır. Patlıcan besin değeri açısından da oldukça zengindir. İçerdiği vitamin ve mineral kaynakları arasında C vitamini, K vitamini, B6 vitamini, tiamin, niasin, magnezyum, fosfor, folik asit ve potasyum bulunur. Ayrıca neredeyse hiç doymuş yağ içermez.

Patlıcanın Tarihçesi

Patlıcan, yani bilimsel adıyla Solanum melongena, Solanaceae familyasına ait olup, tropik iklimlerde küçük bir ağaç şeklinde büyüyen, ılık iklimlerde tek yıllık olan bir kültür bitkisidir. Patlıcanın ilk yetiştiriciliği M.Ö 5.yy’da Hindistan’da gerçekleştirilmiştir. Patlıcan, Orta Çağ’dan önce Afrika’ya ve daha sonra 14. yüzyılda uzun zamandır ilişkilendirildiği İtalya’ya tanıtıldı. Daha sonra Avrupa ve Orta Doğu’ya yayıldı ve yüzyıllar sonra Avrupalı ​​kaşifler tarafından Batı yarım küreye getirildi. Bugün, İtalya, Türkiye, Mısır, Çin ve Japonya önde gelen patlıcan yetiştiricileridir.

Patlıcan Çeşitleri

Pek çok çeşidi bulunan patlıcan oldukça lezzetli bir sebzedir. Türkiye’de en çok yetiştirilen patlıcan türleri; kemer patlıcan ve halkapınar patlıcanıdır. Bu ikisi dışında genelde bostan patlıcan vardır. Salatalar için en ideal patlıcan bu çeşittir. Türkiye’de yetiştirilen patlıcanların dışında ithal getirilen ve halk tarafından tercih edilen patlıcan türleri de bulunmaktadır.

Son yıllarda popüler olan normal patlıcanın Japonya’da yetişen bir türü olan Japon patlıcanı da sağlığa oldukça faydalıdır. Asya’da yetişen patlıcan türleriyle benzerlik gösteren bu patlıcanın en önemli özelliği kabuğunun ince olması ve tatlı bir aromaya sahip olmasıdır. Ayrıca Japon patlıcanının 200 gramında yalnızca 20 kalori vardır. Sodyum oranı açısından da oldukça düşüktür.

İşte patlıcanın sağlığımıza olan faydaları…

Lif Yönünden Oldukça Zengindir

Lif (Posa) yalnızca meyvelerde, sebzelerde ve tahıllarda bulunan, yeterli miktarda alınan sıvı ile besinlerin kolayca sindirilmesinde yardımcıdır ve bağırsaklarımızın daha mutlu olmasını sağlar. Patlıcan lif açısından oldukça zengin bir besindir. Patlıcanlar az miktarda yağ veya kolesterol içerdiğinden, kilo vermeye çalışan veya obezite sorunları yaşayan insanlar için çok sağlıklı bir seçenek olacaktır. Ayrıca lif yönünden zengin bir besin olması grelin salınımını engeller. Bu hormon bize acıktığımızı söyleyen hormondur. Yani patlıcan iştahımızı azaltarak, aşırı yemek yeme isteğimizi büyük ölçüde azaltır. Böylece kilo vermenize yardımcı olur.

Antioksidan Kaynağı

Patlıcan çeşitli vitamin ve mineralleri içermesine ek olarak, çok sayıda antioksidan içerir. Antioksidanlar, bedeni serbest radikaller olarak bilinen zararlı maddelerin neden olduğu hasarlardan korumaya yardımcı olan maddelerdir. Çalışmalar, antioksidanların, kalp hastalığı ve kanser gibi birçok kronik hastalığın önlenmesine yardımcı olabileceğini göstermiştir. Patlıcanlar özellikle canlı renklerinden sorumlu olan antioksidan özelliklere sahip bir tür pigment olan antosiyaninler açısından zengindir. Özellikle, nasunin olarak adlandırılan patlıcandaki bir antosiyanin sağlığa faydalısı oldukça fazladır.

Kan Şekerinizi Kontrol Altında Tutmanızı Sağlar

Bunun en önemli nedeni patlıcanların lif yönünden zengin bir besin olmasıdır. Lif, vücuttaki sindirim ve emilim hızını yavaşlatarak kan şekerini düşürebilir. Daha yavaş emilim, kan şekeri düzeylerini sabit tutar. Diğer araştırmalar, patlıcan gibi gıdalarda bulunan polifenollerin, kan şekerinin düşmesine yardımcı olabilecek şekerin emilimini ve insülin sekresyonunu azaltabileceğini göstermektedir.

Kansere Karşı Vücudunuzu Korur

Patlıcandaki polifenollerin anti-kanser etkilerine sahip olduğu gösterilmiştir. Antosiyaninler ve klorojenik asit hücreleri serbest radikallerin neden olduğu hasara karşı vücudu korur. Tümör büyümesini ve kanser hücrelerinin yayılmasını ve yayılmasını önler. Ayrıca patlıcanlar, beyaz kan hücrelerinin üretimini uyardığından, bağışıklık sisteminin olmazsa olmaz bir parçası olan C vitamini yönünden de güçlü bir kaynaktır.

Patlıcan Düşük Kalorili, Diyet Dostu Bir Besindir

Patlıcanı diyetinize kolayca ekleyebilirsiniz. Fırında, ızgarada pişirilebilir veya sotelenebilir, zeytinyağı ve baharatla kolayca tatlandırılabilirsiniz. Patlıcan, karbonhidrat ve kalori alımınızı azaltabilir, bunların hepsi de yemeğinizin lif ve besin içeriğini arttıracaktır.

Folik Asit Kaynağı

Folik asit özellikle kadınların hamile kalmadan önce başlaması gerektiği önerilen ve yine özellikle rahim ve akciğer kanserine dönüşecek hücreleri düzelten süper bir B vitamini üyesidir. Vücutta depolanma sorunu olmadığından düzenli olarak alınabilir. Patlıcan, folat açısından zengin bir besindir. Folik asit doğmamış bebekte doğum kusurları riskini önlemeye yardımcı olur ayrıca nöral tüp defekti ve diğer doğum kusurlarının gelişme riskini azaltır.

Kalp Sağlığınız İçin Patlıcanı Beslenme Listenize Ekleyin

Antioksidan içerikleri sayesinde, bazı çalışmalar patlıcanların kalp hastalığı riskini azaltmaya yardımcı olabileceğini göstermektedir. Bir çalışmada yüksek kolesterolü olan tavşanlara, iki hafta boyunca günde 10 ml. patlıcan suyu verildi. Çalışmanın sonunda, LDL kolesterol ve trigliserit düzeylerinin daha düşük olduğu bulundu. Diğer çalışmalarda, patlıcanların kalbe koruyucu bir etkisi olabileceğini göstermiştir. Patlıcanın kolesterol düzeyini büyük ölçüde dengelediği bilinmektedir. Ayrıca kan basıncı seviyesini de sağlıklı bir seviyede tutar. İçerdiği potasyum sayesinde bu duruma neden olur.

Beyin Sağlığını Korur

Hayvan çalışmalarından elde edilen bulgular patlıcan kabuğundaki antosiyanin olan nasuninin beyin hücresi zarlarını serbest radikal hasarından koruyan güçlü bir antioksidan olduğunu göstermektedir. Ayrıca araştırmalar antosiyaninlerin, nöroinflamasyonun önlenmesine ve beyne kan akışını kolaylaştırmaya yardımcı olduğunu göstermiştir. Bu durum hafıza geliştirmeye ve yaşla ilgili ruhsal bozuklukları önlemeye yardımcı olabilir. Patlıcan beyinde meydana gelen hasarlı hücrelerin onarımına ve hücrelerin korunmasına da yardımcı olur.

Kemik Sağlığınız İçin Patlıcan Tüketin

Patlıcanlar, kemik sağlığına, kemik degradasyonu ve osteoporoz riskinin yüksek olduğu insanlara oldukça faydalıdır. Patlıcandaki fenolik bileşikler, düşük osteoporoz bulguları, daha güçlü kemikler ve artan kemik mineral yoğunluğu ile bağlantılıdır. Ayrıca patlıcanda kemik sağlığı için çok önemli olan demir ve kalsiyum da ciddi oranda bulunmaktadır. Patlıcandaki potasyum, kalsiyum alımını artırır. Böylece bu besin kemik sağlığı için oldukça faydalı bir besin haline gelir.

Cilt ve Saç Sağlığınız İçinde Patlıcan Oldukça Faydalı

Patlıcanın tüm bu sağlığa faydalarının yanı sıra cilt ve saç sağlığı için de oldukça önemli bir besin kaynağıdır. Cilt sağlığını içerdiği bol miktardaki diyet lifleri ve farklı vitaminler sayesinde korur. Patlıcan cildi serbest radikaller ve ölü hücrelerden temizleyerek, cildin temiz kalmasını sağlar.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Beslenme

Pırasanın Sağlığa Olan Faydaları

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Pırasanın Sağlığa Olan Faydaları

Soğana ve sarımsağa benzeyen yapısı ile çoğu kişi tarafından sıklıkla tüketilmeyen pırasa, aslında birbirinden farklı ve çok önemli özelliklere sahiptir. Pırasa yılın her mevsiminde yetişebilen allium familyasına ait genellikle yaprakları için üretilen ancak sapı da kullanılan bir bitkidir. Bazı ülkelerde tipik olarak yemek yanında çiğ olarak yaprakları yense de Çin dahil olmak üzere bazı ülkelerde de pişirilerek yenilmektedir ve yaprağı kadar sapı da değerlidir. Pırasanın ilk çıktığı zamanlar kısa bir sapı vardır, ancak çiçek açtığında genişler ve dallanır. Pırasa sarımsak ve soğan ile yakın akraba olmasından dolayı hafif bir soğan tadı mevcuttur. Her ne kadar insanlar için faydaları yüzünden tercih edilse de tüketim grafiği çok yüksek ve dünya üzerine en önemli besinler arasındaki yerini almıştır. Pırasa son derece ucuz olan, kolaylıkla yetişen ve son derece faydalı bir sebzedir ve insan sağlığı açısından oldukça faydalıdır. Bunun yanında kozmetik endüstrisinde de kullanılan pırasa ilaç yapımında da etkili bir rolü vardır ve bu sektörlerde de yerini almıştır. Peki pırasanın faydaları nelerdir? Hangi hastalıklara şifa olur? İşte pırasanın bilinmeyen özellikleri…

PIRASANIN FAYDALARI NELERDİR?

– Antioksidan özelliği sayesinde kansere ve kronik rahatsızlıklara karşı koruyucudur. Özellikle prostat kanseri ve kolon kanseri gibi türlerinde fayda sağlar.

– Kolesterolü düşürür.

– İçerdiği K vitamini sayesinde kemik sağlığını korumada yardımcı olur.

– Damar sertliğini engeller, damar hastalıkları riskini azaltır. Kan dolaşımını düzenler.

– Lifli olduğundan bağırsak için faydalıdır. Kabızlık problemini önler.

– Etkili bir idrar söktürücüdür.

– Zengin demir içeriği sayesinde saç dökülmelerini engeller ve demir eksikliğine bağlı oluşan anemi gibi rahatsızlıklarda yardımcı olur.

– Solunum sistemi için de faydalıdır.

– Böbrekler ve karaciğer için de büyük fayda sağlar.

– Soğuk algınlığı, öksürük, grip, nezle, bronşit ve balgam gibi rahatsızlıkların önlenmesine, bu hastalıklardan korunmaya yardım eder.

– Kan dolaşımını düzenler.

– Kolesterolün dengelenmesine yardım eder.

– İştahın açılmasına yardım eder. Özellikle taze pırasa tüketirseniz, iştahınız açılır ve daha fazla yemek yeme isteği duyarsınız.

– İdrar söktürür.

– Sinüzit gibi rahatsızlıkların tedavisine yardımcı olur.

– Gut hastalığına karşı da faydalıdır.

– Bol miktarda omega 3 içermektedir. Bu sayede kolesterol, kalp – damar rahatsızlıklarını ve tansiyon sorunları dışında depresyon gibi rahatsızlıklara karşı da yardımcı olur.

– Solunum sistemi için yararlıdır. Grip, nezle, bronşit gibi solunum sistemi rahatsızlıklarında ve öksürük ve balgam gibi problemlerin önlenmesinde yardım eder.

– Hamile kadınların beslenme sürecinde önemli bir rol oynayan folik asit (B9 vitamini) bakımından zengindir.

– Kandaki şeker seviyesini düzenlemeye yardım eder.

Sağlıklı yaşamla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Kestanenin Sağlığa Yararları

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Kestanenin Sağlığa Yararları

Kestanenin sağlığa yararları arasında kemik sağlığına olan katkısı, bağırsak rahatsızlıklarının hafifletilmesi, serbest radikallerin ve toksinlerin vücuttan temizlenmesi ve hastalıkları önlenmesi sayılabilir. Ayrıca solunum yolu hastalıklarını hafifletir, sağlıklı tiroid fonksiyonunu destekler ve enerji sağlar.

Özellikle kış aylarının vazgeçilmez atıştırmalığı olan kestane vitamin, mineral ve lif açısından oldukça zengin bir besin kaynağıdır. 28 gramında 70’den biraz daha düşük kalori içeren ve düşük yağ oranına sahip (yalnızca 1 gram) tek kuruyemiştir. Narenciye grubunda rastlamaya alışık olduğumuz C vitamini, kestanede de bulunur. Bu özelliğiyle dahil olduğu besin grubunda tektir. Kestane aynı zamanda kandaki kolesterol seviyesini düşürmeye yardımcı diyet lif bakımından zengindir. Faydalarını maksimum düzeye çıkarmak için günde yaklaşık 85 gram kestane tüketmelisiniz.

Kemik Erimesini Önler

Kestanede bulunan C vitamini ve diğer antioksidan bileşikler bağışıklık sisteminizin daha güçlü hale gelmesine katkıda bulunur. Aynı zamanda kestane mineral açısından da zengin bir gıdadır. İçeriğinde bulunan minerallerden biri olan bakır, kırmızı kan hücresi oluşumunu destekler. Böylece bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etki görülür. Günlük yeterli miktarda C vitamini tüketimi, soğuk havalarda ortaya çıkan vücut yorgunluğunu azaltır.

Kestanenin içeriğindeki antioksidanlar kronik hastalıklarla mücadele konusunda yardımcıdır. Kronik hastalıklar, hücresel solunumun doğal yan ürünü olan serbest radikallerin salınmasından kaynaklanır. Bunlar, kanserin, oksidatif stresin ve bazı kronik hastalıkların ortaya çıkmasına neden olarak sağlıklı hücrelerde mutasyona neden olabilir. Yapılan araştırmalar, kestane çiçeği özünün antioksidan özellikleri sayesinde cilt kanserine karşı savaşmaya yardımcı olabildiğini göstermiştir.

Bakır ve magnezyum, kemik büyümesi ve gelişimi için çok önemlidir. Magnezyum, kemik mineral yoğunluğunu arttırmaya yardımcı olur. Kestanede bulunan bu oldukça değerli minerallerle, osteoporoz gibi yaşla ilgili birçok hastalığın başlaması önlenebilir.

Diyabetliler Dikkat!

Çoğu kişi lifin bağırsak sağlığında önemli rol oynadığını bilir. Bağırsaklarınızda biriken faydasız artıklardan kurtulmanın yolu, lif ağırlıklı beslenmekten geçer. Lif; sistemde adeta su vazifesi görerek, bağırsaklarınızın olması gerektiği şekilde boşalmasına yardımcı olur. Liften zengin beslenmek, sindirim sisteminizin sağlığı için altın değerindedir. Ayrıca lif, diyabetin düzenlenmesi, önlenmesi ve yönetiminde de etkin bir role sahiptir. Kestane gibi, lif yönünden zengin olan gıdalar, düşük glisemik gıda olarak da kabul edilir, bu da kan şekerinin yüksek glisemik gıdalara kıyasla yavaşça yükselmesine neden oldukları anlamına gelir. Ancak diyabet hastaları kestane tüketirken porsiyonuna dikkat etmelidir.

Hamilelikte Bulantıyı Azaltır

Hamilelik sırasında kestane tüketimi de vücut için gerekli besinleri sağladığı için önemlidir. Yeterli miktarda vitamin ve kalsiyum, elektrolitler arasındaki dengeyi sağlar ve annenin vücudunda istenmeyen bir durumun oluşmasını önler. Ayrıca hamilelerin kestane tüketmesi, tüm kronik hastalıklardan uzak tutarak fetüsün sağlıklı gelişiminin desteklenmesine yardımcı olur. Aynı zamanda bulantıdan kaynaklanan stres ve kasılmayı da azaltır.

Gluten içermeyen kestane, ince bağırsağa zarar veren bir hastalık olan çölyak hastalığına sahip hastalar için de oldukça faydalıdır.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Güçlü Bir Hafıza için Zerdeçal Tüketin

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Güçlü Bir Hafıza için Zerdeçal Tüketin

Stres, hava kirliliği, kötü beslenme gibi etmenlerden beynimiz olumsuz etkilenebiliyor, hafızamız zayıflayabiliyor ya da bir işe odaklanmamız güçleşebiliyor. Öncelikle güçlü bir hafıza için zerdeçal tüketin. Acıbadem Taksim Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilan Eker, güçlü bir beyin ve hafıza için antioksidanlardan, vitamin ve minerallerden zengin, sağlıklı yağlar içeren dengeli bir beslenmenin önemine dikkat çekiyor. İçerdikleri besin öğelerinden dolayı onları birer beyin dostu yapan 8 besini ise şu şekilde sıralıyor.

Zerdeçal

“Kurkumin” adı verilen etken maddesi ile zerdeçal, güçlü ve doğal bir antioksidan. Tarih boyunca tedavi amaçlı olarak kullanılmış olan bu kök bitkisi, beynin oksijenlenmesine, bilgiyi öğrenmenize ve işlemenize yardımcı oluyor. Zerdeçalda bulunan kurkuminden tam olarak faydalanmak içinse zerdeçalı yağ içinde hafif ısıya maruz bırakmak gerekiyor. Sebze veya et yemeklerinizi bitkisel yağ ve zerdeçalla sote etmek bunun için çok ideal bir yöntem. Kurkumin içeren bir gıda takviyesi kullanımında ise emilimi yüksek ve standartlara uygun olanları seçmeye özen göstermelisiniz.

Yağlı tohumlar-Kuruyemişler

Yağlı tohumlar “beyin dostu” nitelemesini sonuna kadar hak ediyorlar. Sağlıklı yağ asitleri, antioksidanlar, mineraller ve vitaminler açısından oldukça zengin olan ceviz, badem, fındık, keten tohumu ve çörek otu özellikle yüksek oranda vitamin E içeriyorlar. Antioksidan kapasitesi yüksek olan vitamin E, hücre zarlarını serbest radikallerden koruyor ve zihinsel gerilemeyi yavaşlatıyor. Beyin sağlığı için gerekli yüksek Omega-3 içeriğiyle cevizin bir adım öne çıktığı yağlı tohumları günde 1 avuç içi kadar ve çiğ olarak tüketmenizde sayısız fayda var.

Yeşil yapraklı sebzeler

A ve K vitaminlerinden zengin ıspanak, karalahana, pazı, brokoli, roka, dereotu, maydanoz gibi yeşil yapraklı sebzeler posa ve yüksek antioksidan içerikleriyle sadece beyni değil ‘ikinci beyin’ olarak nitelenen bağırsakları da destekleyen harika besinler. Aynı zamanda C vitamini deposu ve lif kaynağı olan yeşil yapraklı sebzeler anti-inflamatuar özellikleriyle beyni hasarlara karşı korumaya da yardımcı oluyorlar. 1 kase yeşil yapraklı sebze tavsiye edilen günlük C ve K vitamini alımının tamamını karşılıyorlar. Yeşil yapraklı sebzeleri çiğ ya da hafif pişirerek – örneğin buharda tüketmenin vitamin kaybını önleyeceği ise unutulmamalı.

Yaban mersini

Yaban mersini ve diğer koyu renkli çileksi meyveler, tıpkı yeşil yapraklı sebzeler gibi anti-inflamatuar ve antioksidan etkilerinin oldukça güçlü besinler. Antioksidanlar beynin yaşlanmasına ve nörodejeneratif hastalıklara zemin hazırlayan oksidatif strese karşı savaş açarlar. Özellikle yaban mersininin, içindeki antioksidanlarla beyin hücreleri arasındaki sinyal iletimini geliştirebileceği gösterilmiştir. Yaban mersini aynı zamanda hafızayı iyileştirmeye ve kısa süreli hafıza kaybını geciktirmeye de yardımcı oluyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilan Eker, “Mevsiminde taze yemenizin önerildiği koyu renkli çileksi meyvelerden, mevsimi dışında dondurulmuş ya da kurutulmuş olarak tüketerek de faydalanabilirsiniz” diyor.

Kakao

Kakao ve çikolatanın mutluluk hormonu olarak da bilinen serotonin üretimini arttığı biliniyor. Aynı zamanda beyni ve bilişsel işlevlerini destekleyici flavonoidlerden zengin kakao, özellikle beynin öğrenme ve hafıza işlevlerine ek olarak kısa süreli belleği güçlendirmeye katkı sağlıyor. Araştırmalar, kakaodaki flavonoidlerin hafızayı geliştirmeye ve yaşla ilişkili zihinsel gerilemeyi yavaşlatmaya yardımcı olabileceğini gösteriyor. Bu özelliklerden faydalanmak için ise beyaz ve sütlü çikolataları bir kenara bırakıp en az yüzde 70 oranında kakao içeren bitter çikolataları ya da kakao tozunun kendisini tercih etmeniz gerekiyor.

Yağlı balıklar

Omega-3 yağ asidi kaynağı yağlı balıklar, hafızayı geliştirmede ve beyin gücünü artırmada en önemli besin öğelerinin belki de başında yer alıyor. Omega-3 yağ asitleri, sinir hücreleri arasındaki elektrik sinyalini teşvik ederek beynin daha iyi ve hızlı şekilde iletişim kurmasını sağlıyor. Ayrıca zihinsel konsantrasyonu ve hafızayı iyileştirmeye yardımcı oluyor. Yeterli Omega-3 alımı için tercihen küçük ve yüzey balıklarını mevsiminde haftada 2 veya 3 defa tüketmek ve yüksek ısıda kızartmadan uzak durmak gerekiyor. Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) balık tüketiminin yetersiz olduğu durumlarda ise Omega 3 takviyesi alınmasını öneriyor.

Yumurta sarısı

Yumurta, beyin sağlığı ile ilişkili besin öğelerinin küçük bir kabuk içinde toplandığı mucizevi bir besin. Özellikle yumurta sarısı, beyin fonksiyonlarını ve gelişimini desteklemek ve ruh halini düzenlemek için önemli olan B grubu vitaminleri, folik asit ve kolin açısından zengin bir kaynak. Yumurta, içeriğindeki kolin maddesinin, mutlulukla ilgili hormon üreten bir kimyasal olan betaine parçalanması özelliğiyle de öne çıkıyor.

Kemik suyu

Doğru teknikle hazırlanan kemik suyunun bağışıklık sistemini ve beyin sağlığını destekleyebilecek bir başka besin olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilan Eker sözlerine şöyle devam ediyor: “Kolojen ve hyaluronik asit içeriğiyle kemik suyu, oksidatif stresin azalmasına yardımcı oluyor. Prolin ve grisin amino asitleriyle de beynin ve bağ dokunun iyileştirilmesine katkı sağlıyor. İlikli kemiklerin en az 12 saat kısık ateşte kaynatılmasıyla elde edilebilecek besin değeri yüksek kemik suyuna tercihen biberiye, soğan ve sarımsak eklenerek beyin sağlığını desteklemek mümkün. Kemik suyunu 1 hafta kadar buzdolabında, 3 aya kadar ise derin dondurucuda muhafaza ederek tüketebilirsiniz.”

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar