Bizimle iletişime geçin

Diyet ve Kilo Verme

Öğün Atlamak Çözüm Değil

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

öğün atlamak çözüm değil

Kilo vermek için öğün atlamak, metabolizmanızın yavaş çalışmasına neden olur. Vücudunuz kalori yakmak yerine saklamaya başlar

Hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme, uyku öncesi yemek ve çeşitli hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkan kilo alımı, ilerleyen yaşlarda kurtulması güç bir durum haline gelmektedir. Sayısız diyet listesi, ilave egzersizler ve ‘yeni’ yöntemler arasında doğru olanı seçmek; zayıflamaya çalışmanın ilk ve en zor aşamasıdır. Kilo almak ya da vermek, yediklerinizle yüzde 100 ilişkilidir. Bu yüzden ne yemeniz ya da yememeniz gerektiğini bilirseniz işiniz kolaylaşabilir.
Kilo değişimleri özellikle 40’lı yaşlara kadar daha hızlı gerçekleşirken; bu yaşlardan itibaren metabolizmanın da yavaşlamasıyla birlikte kilo verimi zorlaşır. Üstelik perimenopoz ve menopoz döneminde (40’lı yaşların başında başlayan) östrojen seviyelerinin düşmesi insüline duyarlılığa neden olabilir. Bu da vücudunuzun şeker miktarını kontrol altına almasını zorlaştırır. Kan şekeri düzeyinde meydana gelen değişiklikler ise özellikle yüksek karbonhidratlı ve şekerli gıdalara yönelmenize sebep olabilir.
Fazla kilolarınızdan kurtulmak için hummalı bir çalışma içerisine girmeniz gerekmez. Birkaç adımda, yavaşlayan metabolizmayı hızlandırmak ve fazlalıklarınızdan kurtulmak mümkündür. Elbette, bazı şeyler yaşınız ilerledikçe değişir. Ancak başarılı bir kilo vermenin temel ilkeleri, siz ne kadar yaşlı olursanız olun hep aynı kalır. Dolayısıyla diyet planınızı yapmadan önce bazı kurallara dikkat etmeniz gerekir.

HAFTADA 1-2 KİLOYU HEDEFLEYİN

Öğünlerinizi sabah, öğle ve akşam olarak düzenli şekilde tüketin. Kilo vermek için öğün atlamanız metabolizmanızın yavaş çalışmasına neden olur. Özellikle kahvaltı veya akşam yemeğini atladığınızda metabolizmanız, vücudunuza kalori yakmak yerine onları saklamasını söyler. Ayrıca öğün atlamak, kan şekerinizde düşüşlere neden olur. Bu durum pek çok hastalığı beraberinde getirebilir.

BAKLİYATI BOL TÜKETİN

Bakliyatların kilo verme üzerindeki etkisini araştıran bilim adamları ilginç bir deney yapmışlar. Belirli bir diyet ve egzersiz programını takip eden kişiler iki gruba ayrılmış. İlk grup, diyet ve egzersiz programlarında hiçbir değişiklik yapmadan diyetlerine bakliyat eklemiş. İkinci grup üyeleri, diyetine bakliyat eklemektense günlük programlarından 500 kalori eksilterek yollarına devam etmiş. İki ayın sonunda grupların verdiği kilo oranı karşılaştırıldığında, aynı oranda kilo verdikleri tespit edilmiş! Yapılan farklı bir araştırmada, bakliyattan zengin beslenenlerin diğerlerine oranla dört kat fazla kilo verdiği tespit edilmiş.

BEZELYE

Yapılan araştırmalar, bezelyenin potasyum yününden oldukça zengin olduğunu ve içerdiği potasyum sayesinde kalp sağlığını korumada önemli rol oynadığını gösterdi. Türk mutfağında sıklıkla tercih edilen bezelyenin, metabolizmayı hızlandırıcı etkisi de son yıllarda ortaya çıkan faydalı gerçekler arasında yer alıyor.

FASULYE ÇEŞİTLERİ

Fasulye, Türk mutfağında sıklıkla kullanılan ve her çeşidi pişirilen bir bakliyat türüdür. Çorbalarda, ana yemeklerde, hatta salatalarda bile kullanılır. Renkleri ile birbirindenayrılan çeşitleri olan fasulye, bilimsel araştırmalara da konu olmaya başladı. Sadece yarım bardak siyah fasulye tüketmek, günlük demir ihtiyacınızın yüzde 15’ini karşılamaya yeter.
Yapılan araştırmalara göre, genellikle salatalarda kullandığımız kırmızı fasulye tam bir antioksidan kaynağı. Antioksidan içeren sebze ve meyveler genelde kırmızı renktedirler ve kırmızının tonu koyulaştıkça içerdiği antioksidan miktarı da artar. Ana yemek olarak kullandığımız beyaz fasulyenin glisemik indeksinin düşük olduğu da tespit edildi.Metabolizmayı hızlandırma etkisi incelendiğinde, tüm fasulye çeşitlerinin metabolizmayı hızlandırıcı etkisi olduğu tespit edildi. Zayıflamak istiyorsanız, fasulyeden yapılan tarifleriaraştırmaya başlayabilirsiniz.

NOHUT

Nohut hakkında yapılan araştırmalar çoğaldıkça faydaları saymakla bitmiyor. Vitamin ve mineral zengini olan bu bakliyat, en çok folik asit ve B vitamini barındırıyor. Kalp sağlığı ve sinir sistemi üzerindeki önleyici ve tedavi edici etkileri ortaya çıkan nohudun bazı kanser türleri için de son derece faydalı olduğu tespit edildi. Bilim adamları, nohudun metabolizmayı hızlandırarak zayıflamaya yardımcı olduğunu da tespit etti.

MERCİMEK

Mercimek, yine renkleriyle birbirinden ayrılan çeşitlere sahiptir. Türk mutfağında sıklıkla kullanılan bu bakliyat, sayısız sıcak ve soğuk yemeğe dahil edilir. Yapılan araştırmalar, mercimeğin protein yönünden en zengin bakliyat olduğunu söylüyor. (Yarım bardak mercimekte 9 gr. protein bulunur) Mercimek, proteinin yanı sıra magnezyum ve folik asit yönünden de oldukça zengindir. Kalp sağlığından kemik sağlığına kadar tüm vücuda sayısız faydası tespit edilen mercimeğin kas ağrı ve kramplarına iyi geldiği de söyleniyor. Yüksek protein içeren tüm gıdalar gibi mercimek de uzun süre tokluk verdiğinden zayıflamanıza yardımcı olur.

SALATALIK

Yapılan araştırmalar, en düşük kalorili sebzenin salatalık olduğunu gösterdi. Hem lezzetli, hem de düşük kalorili! (Bu denli düşük kalorili olmasının en önemli sebebi, büyük kısmının sudan oluşuyor olmasıdır) Diyet programınızın ara öğün saatlerinde salatalığı tercih edebilirsiniz.

AVOKADO

Birkaç yıl önce avokada, kültürümüze uzak bir yiyecekken şimdilerde sayısız tarifte yer aldığını görüyoruz. Vitamin, mineral ve sağlıklı yağlardan oldukça zengin olan avokadoyu çok sevmeye başladık. Yapılan araştırmalar, avokadonun içerdiği sağlıklı yağların zayıflamada son derece faydalı olduğunu gösterdi.

DAHA AZ YEMELİSİNİZ

Kilo alımına neden olan en önemli etken pek çok kişinin doygunluk hissine geç ulaşıyor olmasıdır. Doygunluk hissi, size bu kadar yemek yeter dedirten histir. Bu hisle birlikte, açlık hissiniz yerini tokluk hissine bırakır. Daha fazla yemeniz doygunluk hissine erken ulaşacağınız anlamına gelir. Porsiyonlarınızı azaltarak da bu hisse erişmeniz mümkündür. Tavuk, ızgara, et, brokoli ya da fasulye gibi ana yemeklerinizin porsiyonunu azaltmayı deneyin. Ana yemeğinizin yanında pirinç, bulgur veya makarna tüketiyorsanız, ekmek yemenize gerek kalmaz. Kalori ihtiyaçları kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. Ancak genel olarak günde 2 bin kalori besin tüketen bir bireyin, 400-500 kalori azaltmayı hedeflemesi gerekir.

DAHA FAZLA HAREKET EDİN

Diyetle kilo vermek zordur; özellikle 40 yaş üzerindeyseniz mutlaka diyetinizi, egzersizle birleştirmeniz gerekir. Günde en az 30 dakikalık günlük aktivite edinerek diyetinizi destekleyebilirsiniz. Yürümekten hoşlanıyorsanız en az 10 bin adım atmalısınız. Herhangi bir egzersiz yöntemi edinemiyor ya da uyum sağlayamıyorsanız, o halde gün içinde hareketli kalmaya özen gösterebilirsiniz.

SU TÜKETİMİNİZİ ARTIRIN

Su tüketimi hayati organlarımızın ve metabolizmamızın sağlıklı çalışmasını sağlar. Gün içerisinde en az sekiz bardak su tüketimine özen göstermek gerekir. Su tüketimi metabolizmayı hızlandırır ve toksitlerin hızlıca vücuttan atılmasına yardımcı olur.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Diyet ve Kilo Verme

Sağlıklı Diyetle Fazla Kilolarınızdan Kurtulun

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Sağlıklı Diyetle Fazla Kilolarınızdan Kurtulun

Fazla kilolarınızla vedalaşmak istiyor fakat bir türlü nasıl kurtulacağınızı bilemiyor musunuz? Aman dikkat! Şok diyetler uygulayarak sağlığınızı riske atmayın. Sağlıklı diyetle fazla kilolarınızdan kurtulun.

Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman “Normal bir metabolizma haftada en fazla 1 kilo yağdan veriyor. Daha fazlası vücuttaki su ve kas kitlesinden kaybediliyor” uyarısında bulunuyor. Ayrıca kısıtlı diyetlerin sonunun hep hüsran olduğunu, çünkü bu diyetlerle kaybedilen su kitlesinin diyet sonlandığında hızla geri geldiğini belirten Nur Ecem Baydı Ozman, kilo yağdan kaybedildiğinde ise fazla kiloların geri gelme riskinin çok azaldığını söylüyor. Nur Ecem Baydı Ozman sağlıklı bir şekilde haftada 1 kilo verdiren diyet için 5 etkili öneride bulundu.

Öğün Atlamayın

Belki de en sık yapılan hata daha az yemiş olmak için öğün atlıyor olmak. Öğün atladığınızda iştahınızı kontrol edemezsiniz ve kendinizi sürekli buzdolabının önünde bulursunuz. Onun yerine vakitli bir şekilde öğünlerinizi tüketin. Aç kalarak ya da metabolizmanızın gereksiniminden daha az bir kalori tüketerek kilo vermeye çalışıyorsanız yağ yerine kas da kaybediyor olabilirsiniz. Çünkü metabolizma kıtlık halinde sadece yağlarını değil kaslarını da enerji kaynağı olarak kullanmaya başlıyor. Bu nedenle herkesin mutlaka 3 ana öğün yapması, gereksinime göre de 1 ila 3 arasında ara öğün eklemesi gerekiyor.

Tok Tutan Yiyecekleri Tercih Edin

Öğünlerinizde mutlaka et, tavuk, balık, yoğurt gibi protein kaynaklarına yer açın. Çünkü proteinler hem uzun süre tokluk sağlıyor hem de termik etkileri sayesinde vücutta sindirilirken vücuda ekstra kalori yaktırıyor. Ara öğünlerde süt, yoğurt tercih etmeniz veya meyvenizin yanına süt, yoğurt eklemeniz de tok tutucu etkiye sahip olduğundan yağ yakımına destek oluyor. Yetişkin bir kişinin günde 200 ml.lik 2 su bardağı kadar süt veya yoğurt tüketmesi yeterli. Ayrıca pirinç pilavı ve makarna yerine bulgur, tam buğday ekmeği tercih ederek de tokluk sürenizi uzatabilirsiniz.

Her Öğünde Çiğ Sebzelere Yer Verin

Domates, salatalık, marul, roka gibi sebzelerin su oranları yüksek ve kalorileri de yok denecek kadar az. Posa içeriklerinin de yüksek olması sayesinde hem uzun süre tokluk sağlıyorlar hem de kabızlığa iyi geliyor ve kilo vermenize destek oluyorlar. Çünkü kabızlık problemi kilo verme hızını düşüren bir etmen.

Beslenmenizde Kompleks Karbonhidratlara Yer Verin

Karbonhidrat meyvede, tahıllarda, kuru baklagillerde bulunan bir besin ögesi ve vücudumuz için ilk enerji kaynağı. Birçok kişi kilo almaktan endişe ettiği için karbonhidrat tüketimini sınırlandırıyor. Oysa karbonhidrattan kısıtlı diyetlerde yağ kaybı yaşanırken kas ve su kayıpları da meydana geliyor. Bu nedenle yağdan kilo vermek için kan şeker hızını yavaş yükselten bulgur, tam buğday ekmeği veya çorba gibi kaynaklara mutlaka yer vermek gerekiyor.

Bol Su Tüketin

Beslenme ve Diyet Uzmanı Nur Ecem Baydı Ozman ”Vücudumuzun yüzde 60’ı sudan oluşur. Vücudumuzdaki tüm sistemler suya bağımlıdır ve eksikliğinde birçok problem görülebilmektedir. Su tüketmenin yağ yakımına doğrudan bir etkisi olmamasına rağmen, yeteri kadar su tüketmek kilo verme sürecini hızlandırır. Bunun nedeni bağırsakların çalışmasını sağlayarak kabızlığı önlemesi, midede hacim yaratarak tokluk sağlaması gibi yollarla kilo verme sürecine olumlu etkide bulunmasıdır” diyor.

Sağlıklı beslenmeyle ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Ramazanda Su Tüketimi

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Ramazanda Su Tüketimi

Ramazanda su alabileceğiniz zaman kısıtlı olsa da tüketilen toplam sıvının zamana yayılması gerekir. Ayrıca uzun boylu ve aşırı kiloluysanız, normale oranla daha da çok su tüketmelisiniz.

Zararlı toksinlerden bedeni arındırmak için yapılan detoks uygulamaları yüzyıllardır çeşitli sebeplerle tavsiye edilmektedir. Hipokrat, daha sağlıklı olmak için, bugüne kadar gelmiş birçok din de ruhu temizlemek için oruç tutmayı önermiştir. Daha çok dini değerler ile ilişkili olmakla beraber günümüzde dini sebeplerden bağımsız olarak da oruç tutanların sayısı giderek artmaktadır. Şeker, yani glikoz, bedenimizin temel yakıtıdır. Aynızamanda beyin fonksiyonları açısından da gereklidir. Dört-sekiz saat süreyle bedenimiz için gerekli yakıtı alamadığımız oruç hallerinde vücudumuz, karaciğerde glikojen olarak depolanmış glikozu tüketmeye başlar. Glikojenin kullanılabilir yakıt haline dönüşmesine glikogenoliz adı verilir. Glikogenoliz sırasında gıdalarla alınan proteinin de bir miktarı kullanılır. Bu şekilde elde edilen yakıt 12 saat boyunca yeterli olur. Dolayısıyla sahur esnasında yediğimiz basit ve kompleks karbonhidratlar, ilk sekiz saat tok kalmanızı sağlayabilirler. Sekizinci saatin ardından sahurda alınan protein; karaciğer depolarıyla beraber uzun etkili yakıta dönüşerek 12 saat süren ilave destek sağlar. Dolayısıyla düzgün bir sahur öğünü ile sağlıklı bireyler, 18 saat süreyle herhangi bir sağlık sorunu yaşamadan oruç tutabilirler.

SON ANDA 1 LİTRE SU İÇMEYİN

Oruç tutarken su alabileceğiniz zaman kısıtlı olsa da tüketilen toplam sıvının zamana yayılması gerekmektedir. Dolayısıyla son anda ‘1 litre su içeyim, bana yeter’ demek sakıncalı olacaktır. Bu şekilde tüketilen sıvı hemen idrara dönüştürülür ve gün boyunca ihtiyacınız olacak sıvı rezervini tehlikeye sokar. Dikkat etmeniz gereken bir diğer detay ise; ne kadar uzun boylu veya kilolu iseniz, o kadar fazla oranda su içmeniz gerektiğidir.

İFTARDA 45 DAKİKA ARA VERİN

Karbonhidratlar yani nişastalı tüm gıdalar hızlı tokluğa ve erken açlığa sebep olurlar. Ramazan ayında dengeyi iyi korumak kaydı ile uzun dönem tokluk hissi oluşturan proteinden zengin beslenmek çok önemli. Süt ve süt ürünleri başta olmak üzere, et ve diğer proteinli gıdaları tüketin. İftarı; bir kase yoğurt, bir kase çorba, belki biraz süt ile geçiştirip en az 30-45 dakika ara verdikten sonra normal yemek ihtiyacınızı karşılayın. Fazla tuzlu ve baharatlı gıdalardan (reflüsü olanlar başta olmak üzere), kızartma ürünlerinden uzak durmak gerekir. Bu gıdalar, aşırı derecede susamanıza sebep olacaktır. Süt ürünleri sindirim sisteminizi rahatlatır, tok tutar ve daha az susatır. İftarda ve sahurda birer kase olmak üzere iki porsiyon yoğurt yemenizi şiddetle öneririm. Bedeninizi oruca göre programlar, ayrıca susuzluğu önler ve bağırsaklarınızın daha sağlıklı olmasını sağlar. Uzun süreli açlık; bağırsak sisteminde duraksama veya yavaşlamaya sebep olur, içindeki dışkı akımı azalan bağırsaklarda bakteri yükü artar ve bu bakteriler hastalıklara sebep olabilir. Bunu da en iyi dengeleyen gıda yoğurttur. Ramazan ayında yediğiniz tatlılar, zaten oruç tutmanız sebebiyle dengede durmakta zorlanan sistemde ani kan şekeri yükselmeleri ile hormon dengenizin de bozulmasına sebep olur. Tatlı, Ramazan ayında kilo almanıza sebep olmanın dışında bir de yorgunluk kaynağıdır.

RAMAZAN AYINI RAHAT GEÇİREBİLMEK İÇİN ÖNERİLER

Su ihtiyacının daha da arttığı bu dönemlerde halsizlik, baş dönmesi, dikkat dağınıklığı gibi etkileri önleyebilmek için iftarla sahur arasında kişiden kişiye değişen fakat ortalama 2-2.5 litre olan su ihtiyacını mutlaka karşılamak gerekir. Hafif beslenerek geçirdiğiniz iftarla sahur arasına iki ara öğün ekleyerek rahatsız olmadan oruç tutmak mümkün. Böylece normal günlerde alıştığınız dört öğün beslenme düzenini de yakalamış olursunuz. Bu durum, yavaşlayan metabolizmayı biraz daha hızlandırmanıza yardımcı olacaktır. 18 saat gibi uzun süreli bir açlık sonrası kan şekeri düşeceğinden iftar saatinde karbonhidrat ağırlıklı besinlere yönelim ve tüketilen miktarlar normalden fazla olacaktır.

İftarda bir çorbayla orucu açıp 30-45 dakika bekledikten sonra ana öğüne geçmek hem tokluk hissetmek, hem de fazla tüketimi engellemek açısından faydalı olacaktır. Sahurda tuzlu, yağlı ve unlu gıdalardan uzak durmak gün içindeki su isteğinizi azaltacaktır. Bu beslenme şekli, normal zamanlarda da uymanız gereken bir sistemi ifade eder. Sahuru kahvaltı gibi düşünebilirsiniz. Besin kalitesi yüksek yumurta, peynir, kepekli ekmek tüketmek; midede sindirimleri geç olduğundan açlık hissinizi azaltacaktır. Bu gruba bir porsiyon ölçüsünde yağlı tohumlar (fındık, ceviz, badem vb.) da ekleyebilirsiniz. Bu besinlerde tok kalmanıza yardımcı olacaktır. Özellikle sahurda bir kase yoğurt yemenizi de şiddetle tavsiye ediyorum. Yoğurt adeta mucizevi bir besindir ve faydaları hakkında kaleme aldığım yazıma arşivden ulaşabilirsiniz. Besin tüketiminin azalmasına bağlı olarak karşılaşılan kabızlık sorununu önlemek adına sahurda ve iftarla sahur arasında yapacağınız ara öğünlerde kuru meyve ya da meyve tercih edebilirsiniz. Su da bu süreçte önemli besin öğelerinden bir tanesidir. Liften zengin beslenmek, bağırsak sisteminin düzenli çalışması için son derece önemlidir. Bu sebeple sahur ve iftar öğünlerine liften zengin gıdaları eklemelisiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Metabolizma Hızı Arttırma ve Azaltma

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

metabolizma hızı

Metabolizma; yaşımıza, boyumuza ve genlerimize göre belirlenir. Ancak vücudun enerji kullanımını hızlandırmak için egzersiz yapmak ve doğru gıdalarla beslenmek gerekir.

Beslenme uzmanları, metabolizmamızın hızlı veya yavaş çalışmasının elimizde olmadığını söylüyor. Çünkü metabolizma; yaşımıza, boyumuza ve genlerimize göre belirlenir. Bununla birlikte, vücudun enerji kullanımını hızlandırmak için birkaç gizli yol vardır. Bunlardan biri egzersiz yapmak, diğeri de doğru gıdalarla beslenmektir. Metabolizma hızı arttırıcı ve azaltıcı besinleri sizler için derledim.

Biraz daha gayret gerekir

Henüz gençken ve vücudumuzda olup bitenler mükemmel bir düzen içinde işlerken daha kolay kilo veririz. Ancak yaşımız ilerlemeye başladığında bedenimizde olup biten birçok şey gibi metabolizmamız da yavaşlamaya başlar. Bu da çok daha zor kilo vereceğimiz anlamına gelir.Yani zayıflamak istiyorsak, eskisinden çok daha fazla çaba sarf etmemiz gerekir.Genç ve yaşlı bedenlerdeki metabolizma hızı ve işleyişini, bir labirentte gezen biri genç biri yaşlı iki kişiye benzetebiliriz.Genç bedenin dolaştığı labirent diğerine göre daha az kıvrımlı ve engelsizdir, kişi labirentin sonuna hızlıca ulaşabilir.Daha yaşlı olanın içinde bulunduğu labirent çok daha karmaşık ve engellerle doludur. Ancak şunu unutmamak gerekir; her iki kişi de labirentin sonuna ulaştığında aynı noktaya varmış olacaktır.Yani yaşınız ilerledi diye zayıflamanız imkansız hale gelmiş demek değildir.Sadece diğerlerine göre biraz daha gayret etmeniz, sizi o karışık girdaptan çıkartacak haritayı doğru okumanız gerekir.İşte metabolizmanızı hızlandıracak besinler:

Mercimek ve tatlı patates

Mercimek ve tatlı patates tüketmek metabolizmanızı hızlandırmaya yardımcı olacaktır. Lif açısından oldukça yoğun olan bu iki besinde, dirençli nişasta ince barsak tarafından sindirilemiyor. Bu da fermente olduğu geniş bağırsağın tamamına giriyor. Bu süreç, vücudun karbonhidrat yakma yeteneğini engelleyebilen yararlı yağ asitleri oluşturduğundan, depolanmış vücut yağını kullanıyor ve yakın zamanda yakıt olarak tüketiyor.
Beslenme ve Metabolizma Dergisi’nde yayınlanan bir araştırma, toplam karbonhidrat alımının sadece yüzde 5.4’ünün dirençli nişastayla değiştirilmesinin bir yemekten sonra yağ yakma oranını yüzde 20-30 oranında arttırdığını bulmuş.
Bu dirençli nişastalar, aynı zamanda besin açısından yoğun olan mercimek ve tatlı patateste fazlasıyla bulunur. Kas ve yağ hücreleriniz beslendiğinde, Ghrelin (açlık hormonu) bastırılır ve beyninize tatmin olmak için sinyal verir.

Keten tohumu ve chia tohumları

Gıdalara keten tohumu ve chia tohumları eklendiği zaman, enflamasyonu ve dengeyi azaltarak metabolizmayı hızlandırmaya yardımcı olan iyi bir omega-3 yağ asitleri kaynağı oluşturur.
İnflamasyon düşük olduğunda, kas ve eklem ağrımız azalır ve egzersiz yapma olasılığımız daha yükselir. Kan şekeri dengeli olduğunda, az istek ve yemek yeme eğiliminde oluruz. Omega-3 yağ asitleri dolgunluğa işaret eden leptin hormonuna karşı vücudumuzun direncini düşürebilir.

Hindistan cevizi yağı

Tüketici yağlar yağlı gibi görünse de, Hindistan cevizi yağının orta zincirli trigliseridleri (MCT’ler) diğer yağlardan farklı şekilde metabolize olurlar.
‘MCT’ler sindirim sisteminden karaciğere doğrudan gönderilir ve yağ olarak depolanmak yerine hemen enerji olarak kullanılır. Sabah çayına ve smoothie’ye iki çay kaşığı Hindistan cevizi yağı ekleyebilir, sebzeleri sote etmek için kullanabilir ve fırında pişmiş tatlı patatese fırça yardımıyla yağı sürebilirsiniz.

Ton balığı ve somon

Orkinos ya da somon balığı tüketerek bol miktarda protein alabilirsiniz. Yalnız protein, vücudun diğer besin maddelerinden parçalanması ve sindirilmesi daha zor olanıdır çünkü postmeal kalorili yanıkları yüzde 35 oranında artırabilir.
Protein ihtiyaçları kişiye göre farklılık gösterir, ancak günlük olarak vücut ağırlığının kilogramı başına 0.8-1 gram protein tüketilmesi kilo kaybını sağlamak için yeterlidir. Bu bağlamda, 1.5 kiloluk somon filetosu yaklaşık 40 gram protein içerir. Ton balığı ve somon metabolizmayı zenginleştiren omega-3’lerden de zengindir. Diğer büyük protein kaynakları tavsiyem ise yumurta, yoğurt, süzme peynir, fındık ve fasulye.

Akasya tozu

Akasya tozu, akasya ağacının kabuğunda bulunan bir toz. Yapılan araştırmalar, zayıflamanın en önemli yardımcılarından olduğunu gösteriyor. Akasya tozunu, baharatlar gibi yemeklerinizinüzerine serperek tüketebilirsiniz. Ancak bu tozu kullandığınız öğünlerde bol su tüketmeniz gerekiyor. Su, tozun etkisini artıran en önemli unsur.
Tükettiğiniz besinlerle metabolizmanızı hızlandırabileceğiniz gibi bazı besinleri tercih ederek bu hızı tam tersi yavaşlatabilirsiniz. İşte metabolizmayı yavaşlatan besinler…

Beyaz un

Beyaz un, buğday tohumlarının tümünün elyaf ve antioksidanlar gibi en iyi özelliklere sahip olduğu işlenmiş buğdaydır. Sonuç olarak, daha iyi bir tat ve dokuya sahip olabilir ancak besin değeri olarak inanılmaz düşüktür. Çünkü beyaz unun sindirimi yavaşlatan lifi yoktur.

Omega-6 yağ asitleri

Omega-6 yağ asitleri; tereyağı, tavuk, kurabiyeler gibi gıdalarda bulunur ve metabolizmayı yavaşlatmaktan sorumlu olabilir. Omega-6 yağ asitlerinin, insülin direncini artırdığı da görüldü.

Konvansiyonel elmalar

Elma giren eve doktor girmez diye bilinir. Doğrudur da. Yalnız Çevresel Sağlık Perspektifleri’nde yayınlanan bir araştırma, meyve ve sebzelerde kullanılan belirli bir fungisit çeşidinin farelerde kilo alımına neden olduğunu ve araştırmacılar, bunun insanlar için de geçerli olduğunu öne sürüyor. Dolayısıyla, sağlıklı bir meyve yediğinizi düşündüğünüzde, gerçek şu ki kilo kaybını azaltabilir. Yalnız organik olmayan konvansiyonel elmaları tüketirken dikkat edin ve bütün meyveleri ve sebzeleri tüketmeden önce iyice yıkadığınızdan emin olun. Hatta dış kabuğun daha parlak görünmesi için yapılan mumlama gibi bazı gıda hileleri durumlarında kabuğunu soymanızı bile tavsiye edebilirim.

Yüksek fruktozlu mısır şurubu

Yüksek fruktozlu mısır şurubunun uzak durmanız gereken bir bileşen olduğundan geçmiş yazılarımda bahsetmiştim. Bu şurubun bilerek veye bilmeyerek tüketilmesi aslında diyabet, kalp rahatsızlığı ve inme için bir dizi risk faktörü olan ‘metabolik sendrom’ olarak adlandırılan bir durumun oluşmasına neden olabilir. Birçok işlenmiş gıdada ve alkolsüz içeceklerde bulunan bu tatlandırıcı, ucuz ve sağlığınız için oldukça zararlıdır. Diğer şekerle aynı miktarda tüketilen fruktozun metabolizma üzerinde daha zararlı etkileri olduğu çalışmalarda görüldü. Amerikan Klinik Beslenme Dergisi’ndeki bir çalışmada yüksek fruktozlu mısır şurubunun, metabolizma üzerindeki olumsuz etkilerinin obeziteye yol açabileceği bulundu.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar