Sosyal Medya

Beslenme

Mutfak Temizliği Nasıl Yapılmalı

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Mutfaktaki su, nem ve ısı değişiklikleri mikroorganizma üremesi için kusursuz bir ortam yaratır. Mutfağınızın devamlı düzenli olması ve tezgahların her daim siliniyor olması, ortamın temiz olduğu anlamına gelmez.

Mutfak ve banyolar, bakteri üremesi için en elverişli alanlardır. Evin diğer odalarında rastlanabilecek birçok bakteri, buralardan yayılır. Su, nem ve ısı değişiklikleri, mikroorganizma üremesi için kusursuz bir ortam yaratır. Bu yüzden mutfak temizliği, önemli bir konudur. Mutfağınızın devamlı düzenli olması ve tezgahların her daim siliniyor olması, ortamın temiz olduğu anlamına gelmez. Mikroorganizmalar gözle görülemezler. Bu sebeple onları besleyen davranışları bilmek ve önlemek, yapılabilecek en iyi şeydir. Yiyeceklerin saklanma koşulları, yemek için hazırlanma aşamaları, pişirilme tekniği ve pişmiş gıdayı saklama usulleri mutfak hijyeni için son derece önemlidir. Her bir gıda maddesi, birbirinden farklıdır ve farklı şekillerde muhafaza edilmesi gerekir. Yeşillikler, sebze, meyve, yumurta, et ve süt ürünleri; dış ortamda bulunan mikroorganizmaları üzerlerine toplarlar ve hızla üremelerine sebep olurlar.

MUTFAKTAN YAYILAN HASTALIKLAR

Mutfaktan doğan en önemli ve bilinen hastalık, besin zehirlenmesidir. Besin zehirlenmesinin en önemli sebepleri; son kullanma tarihi geçmiş gıdaları, oda sıcaklığında bekletilen yiyecekleri ve pişmiş halde üç-dört gün bekletilen yemekleri yemektir. Bu şartlarda muhafaza edilen gıda maddelerinde, E.coli ekolo ve stafilokok benzeri birçok toksin oluşur. Bu zararlılar, bağırsak sistemine ulaştıklarında enfeksiyona sebep olurlar. İshal, kusma ve tansiyon düşüklüğü en önemli belirtilerdir. Şüphelenildiğinde hiç vakit kaybetmeden hastaneye gidilmelidir. Tifo ve salmonella enfeksiyonları da gıda temellidir. Ateş ve ishal gibi etkiler gösteren bu hastalıklar genelde tavuk ve yumurtadan bulaşır. Mantar enfeksiyonları da mutfağınızdan yayılabilirler. İyi derecede havalandırılmayan mutfaklarda ve uygunsuz buzdolabı koşullarında gelişirler. Zatürreye kadar uzanabilecek hastalıklara sebep olurlar. Hepatit A çeşme suları, şişe suları, iyi yıkanmamış kirli sebze ve meyveler aracılığıyla bulaşabilir. Hepatit A, ağır karaciğer hastalıklarına sebep olabilir.

Sebzeler yıkanmadan saklanmalıdır. Eğer yıkandıktan sonra saklanıyorsa, mutlaka iyice kurutulmalıdır. Nemli halde saklanmaları halinde, nemi çok seven mikroorganizmalar, üremek için şahane bir ortam bulmuş olurlar. Süt ürünleri mutlaka buzdolabında muhafaza edilmeliler. Et ürünleri ise hemen tüketilmeyecekse dondurulmalılar. Dondurulmuş et ürünlerinin çözülme koşulları da son derece önemlidir. Kırmızı ya da beyaz et hiç fark etmez, dondurucudan çıkarıldıktan sonra asla tezgah üzerinde bekletilmemeliler. Bir gece önceden dondurucudan çıkarılarak buzdolabına alınmalı ve çözülene kadar burada tutulmalıdırlar. Gıda maddelerinin büyük çoğunluğunun saklandığı buzdolaplarının kullanma koşulları da son derece önemli. Buzdolabının gerektiği gibi çalışabilmesi için içerisinde hava akımının gerçekleşiyor olması gerekir. Bu sebeple hava akımını kesecek büyük kaplardan uzak durulması gerekir. Bir düzen içinde olmalı, sık sık temizlenmeli ve bozulmaya başlayan ne varsa diğerlerini etkilemeden çıkarılmalıdır. Örneğin, küflenmeye başlamış bir sebzenin sadece dolaptan çıkarılması yetmez, ardından tüm buzdolabının dezenfekte edilmesi gerekir. Aksi taktirde ortamda mikroorganizma artığı kalır ve yeni yerleştirilen sebzenin üzerine geçerek üremeye devam eder.

RAFLARDA BOŞLUKLAR BIRAKIN

Özellikle yaz aylarında tıka basa doldurulan dolaplar, hava akımını engelleyerek gerekli ısı derecesine ulaşılmasının önüne geçer. Bu sebeple raflarınızda mutlaka koridorlar bırakın. Pişmiş gıdalar saklanırken, mutlaka hava ile teması kesilmeli ve ağzı kapalı kaplarda muhafaza edilmelidir. Pişmiş gıdaların saklanma süresi uygun koşullar sağlansa bile iki gündür. Bu iki gün içinde de en fazla bir kez ısıtılmalıdır. Peynir ve benzer ürünler, sadece vakumlu paketlerde ise stoklanmalı, aksi taktirde az miktarda alınarak hızlı tüketilmesi sağlanmalıdır. Salça ve peynir çeşitlerinin bir kısmı hızlı küflenerek mantar oluştururlar. Bu gibi durumlarda, küflü kısım temizlenerek kalanını muhafaza etmemeli, tamamı atılmalıdır. Derin dondurucular, gıda saklamak için son derece uygun ortamlardır. Ancak, burada muhafaza edilen gıdalar da sıklıkla kontrol edilmelidirler. Son kullanma tarihi geçmiş olanlar, ilk günden beri derin dondurucuda muhafaza edilmiş olsalar bile tüketilmemelidir.

SEBZELERİ KULLANMADAN ÖNCE YARIM SAAT SİRKELİ SUDA BEKLETİN

Yiyeceklerinizi doğru koşullarda saklamış olsanız bile pişirme aşamasında hata yapıyorsanız, bakterilerden kurtulamazsınız. Sebzeler bol su ile yıkanmalıdır. Özellikle yapraklı olanlar kullanılmadan önce yarım saat sirkeli suda bekletilirlerse, bakterilerden arınmış olurlar. Sebze yıkadığınız lavabo ve kaplar da işlemin ardından dezenfekte edilmelidir. Et, sebze ve ekmek için kullandığınız kesme tahtaları mümkünse farklı olmalıdır. Özellikle et kestiğiniz tahtaların işlemin ardından iyi derecede dezenfekte edilmesi gerekir. Eti pişirme teknikleri önemlidir. Ne yağı yanacak kadar çok ne de çiğ kalacak kadar az pişirilmemelidir. Kırmızı etin orta kısmının az pişmiş olmasında bir sakınca yok ancak tavuk eti tam pişirilmelidir.

MUTFAĞINIZIN KURALLARI OLSUN

  • Evin en serin yeri, mutfak olmalı; 22 dereceyi asla geçmemeli.
  • Nemlenmemesi için tuza pirinç, pirince tuz karıştırılmalı.
  • Bakliyatlar, naylon kap ya da torbalarda değil, bez keselerde saklanmalı.
  • Reçeller, kapakları açıldıktan sonra buzdolabında muhafaza edilmeli.
  • Ocaklar her pişirme sonrası, aspiratör filtreleri, ayda bir temizlenmeli.
  • Tezgahlar daima kuru kalmalı.
  • Her mutfakta olan ‘sarı mutfak bezleri’ en fazla bir hafta kullanılmalı ve atılmalılar. Bir haftalık bu süre zarfında, devamlı dezenfekte edilmeli, katlanmış olarak bekletilmemeli mutlaka açık halde serilerek kurutulmalıdır.
  • Çamaşır suyu da insan sağlığına zararlıdır. Elbette kullanılmalı ancak bir ölçüsü var! Kullandığınız çamaşır suyu, miktarının 10 katı kadar sulandırılmış olmalı.
  • Kullanımı pratik püskürtmeli dezenfektanlardan uzak durun! Püskürtme işlemini kontrol edemezsiniz. Siz tezgahlarınızı temizlediğinizi zannederken, yakın mesafede duran gıda maddelerini kirletebilirsiniz!

Konuyla ilgili hazırladığımız videomuzu buraya tıklayarak izleyebilirsiniz. Videomuzu izledikten sonra YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!

Beslenme

Gluten Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Gluten Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

Son zamanlarda adını sıkça duyduğumuz glüten; buğday, arpa ve çavdar dahil olmak üzere birçok tahılda bulunan bir proteindir. Ekmek, makarna, pizza ve tahıl gibi gıdalarda da bulunur. Bazen ‘gluten alerjisi’, bazen ‘gluten hassasiyeti’ karşımıza çıkan, gluten hakkında doğru bilinen yanlışlar neler? Merak edilenleri sizler için derledim.

Gluten Nedir?

Yediklerimizin ruhumuzu da beslediğini düşünürsek, yemek yedikten sonra nasıl hissettiğimizi tekrar gözden geçirebiliriz. Şişkinlik, halsizlik, eklem ve kas ağrıları, sindirimde güçlük ve bazen de cilt problemlerinin de eklenmesiyle mücadele ettiğimiz yemek sonrası birçok etkili sebepler sonucunda glutene karşı hassasiyetimiz olduğu sonucu çıkabilir.

Çölyak hastalığı olan kişiler glüten içeren besinler yiyerek tetiklenen bir bağışıklık reaksiyonuna sahiptir. Glüten içeren yiyecekleri yedikleri zaman, bağırsak yollarında ve vücudun diğer kısımlarında iltihap veya hasar meydana gelebilir. Semptomların yanı sıra inflamasyonu ortadan kaldırmak için glutensiz bir diyet gereklidir. Artık restoranlar geleneksel yiyeceklere alternatif olarak glüten hassasiyeti olan kişilere özel glutensiz seçenekler sunuyor. Tüketici Raporları Ulusal Araştırma Merkezi tarafından yapılan bir araştırmaya göre, Amerikalıların %63’ü, glütensiz bir diyetin zihinsel veya fiziksel sağlığını geliştirebileceğine inanmaktadır.

Kimler Glutenden Uzak Durmalı?

Çölyak hastalığı olan kişiler, az miktarlarda glüteni bile tolere edemezler. Çölyak hastalığı olan kişilerde gluten, ince bağırsağın kaplamasına zarar veren bir bağışıklık tepkisini tetikler. Bu, besin maddelerinin emilimini engelleyebilir, bir dizi semptomlara neden olabilir. Osteoporoz, infertilite, sinir hasarı ve nöbet gibi diğer sağlık sorunlarına yol açabilir. Dolayısıyla bu rahatsızlığa sahip olan kişilerin glütenden uzak durmaları önerilmektedir.

Çölyak Hastası Değilseniz Dikkat…

Harvard’da yapılan bir araştırmanın ekibi, çölyak hastalığı olmayan kişilerin, diyetlerindeki glüteni ortadan kaldırarak kalp hastalığı riskini azaltabileceklerini merak etti. Yaklaşık 25 yıl boyunca takip edilen 110.000’den fazla sağlıklı erkek ve kadın üzerinde yapılan bir araştırmada, araştırmacılar her gün en fazla gluteni yiyen insanlarla az glüten tüketen insanlar arasında meydana gelen kalp krizi sayısında belirgin bir fark bulamadılar. Ancak, tam tahıllardan kaçınan kişilerde kalp hastalığı riskinde artış oldu. Bu nedenle, eğer çölyak hastalığınız yoksa, glutenden kaçınmak kalp hastalığınızın riskini azaltmayacaktır ve aksine tam tahılları hayatınızdan çıkartırsanız bu riski artırabilirsiniz.

Gluten nedir merak ediyorsanız, buraya tıklayarak yapmış olduğum deneyi izleyebilirsiniz.

Devamını Oku...

Beslenme

Dondurma Yemenin Sağlığa 8 Faydası

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Dondurma Yemenin Sağlığa 8 Faydası

Yaz aylarının vazgeçilmezi olan dondurmanın, bilinçli tüketildiğinde sağlığa birçok faydası bulunuyor. Faydaları arasında yüksek oranda kalsiyum ve protein içermesi sebebiyle kemik sağlığına olan yararları ilk sırada yer alır. Üstelik A vitamini, B vitamini, K vitamini ile fosfor gibi pek çok vitamin ve minerali de içinde bulundurur. Dondurma yemenin sağlığa 8 faydası neler merak ediyorsanız, tüm detayları bu yazıda bulabilirsiniz.

Acıbadem Altunizade Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hazal Çatırtan yaz aylarında hem serinlemek hem tatlı ihtiyacını sağlıklı bir besinle karşılamak için haftada 2-3 kez 2’şer top dondurma yemekte fayda olduğunu belirterek, “ Ayrıca özellikle tatlı isteğinin en çok görüldüğü ikindi saatlerinde, kalorisi daha düşük olduğu için sade veya meyveli dondurma tercih edilmeli” diyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hazal Çatırtan dondurmanın bilinçli ve aşırıya kaçmamak kaydıyla tüketildiğinde sağladığı 8 faydasını anlattı, önemli bilgiler verdi.

Kemik ve Diş Sağlığı İçin Önemli

Dondurma içeriğindeki sütten dolayı tam bir kalsiyum deposu. Kalsiyum da kemik ve diş sağlığımız için çok önemli. Kalsiyum kemikleri güçlendiriyor, dişleri koruyor ve diş etlerinin güçlenmesine katkı sağlıyor. Yaş gruplarına göre farklı kalsiyum ihtiyacına sahibiz. Yetişkin kişilerde bu değer 1000-1200 mg kadar oluyor. Bu ihtiyacımızı süt/yoğurt/peynir ile karşılayabileceğimiz gibi, dondurmadan destek alarak da bir kısmını karşılayabiliriz. Örneğin 2 top dondurma ortalama 120-150 mg kalsiyum içeriyor.

Kasları Güçlendiriyor

Proteinler vücudun yapı taşını oluşturuyor. Kasların temel yapısı da proteinlerden oluşuyor. Bu nedenle kasların gelişiminde protein alımı önemli. En kaliteli proteinler hayvansal kaynaklarda bulunuyor. Et, tavuk ve balığın yanı sıra süt ve süt ürünlerinin proteini de kaliteli protein grubuna giriyor. Kas sağlığı için önem taşıyan kaliteli protein ihtiyacınıza süt ürünlerinden biri olan dondurmayla da zaman zaman destek olabilirsiniz.

Bağışıklık Sistemi Dostu

Bağışıklık sistemi, vücudu hastalıklara karşı koruyan, hastalık yapıcı organizmaları ve tümör hücrelerini tanıyıp onları yok eden sistem. Bağışıklık sistemi bileşenlerinin yapı taşı aminoasitler olduğundan, dondurma içeriğindeki proteinler sayesinde bağışıklığı desteklemeye yardımcı olabiliyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Hazal Çatırtan çocukların gelişme çağında oldukları için protein ve vitamin-mineral ihtiyaçlarının daha fazla olduğunu hatırlatarak, ‘Bu nedenle hem güçlü bir bağışıklık sistemi hem vücut ve kas sisteminin gelişimi için çocuklar severek yedikleri dondurmayı haftada 2 defa 1-2 top kadar tüketebilirler” diyor.

Adet Yakınmalarını Hafifletiyor

Adet dönemlerindeki kramp gibi sıkıntıların bir kısmı vitamin-mineral eksikliğinden, iştahtaki dengesizlik ve tatlı krizleri de hormonlardan kaynaklanıyor. Dondurma da içeriğindeki kalsiyum, fosfor ve potasyumla adet yakınmalarını azaltmada yarar sağlayabiliyor.

Zayıflamaya Yardımcı Oluyor

Literatürdeki gözlemsel çalışmalara ve derlemelere göre süt ve ürünlerinin iştah kontrolünü daha iyi sağlaması, kalsiyumun yağ emilimini ve yağ depolanmasını azaltması sayesinde kilo kontrolünde yardımcı olduğu görülmüş. Yapılan bir çalışmada; diyet tipinden bağımsız olarak, süt ve ürünlerinden aldıkları kalsiyum oranı yüksek olan grupta kilo kaybının daha fazla olduğu gözlenmiş. Dolayısıyla dondurma da kalsiyum ihtiyacını karşılamaya destek olarak, zayıflamaya katkı sağlayabiliyor. Ancak fazla kalori alımını önlemek için kilo koruma döneminde haftada 2-3 kez 2 top önerilirken, zayıflamak isteyenlerde bu miktar haftada 1-2 defa 2 top kadar olmalı.

Mutluluk Kaynağı

Dondurma demek aynı zamanda mutluluk demek. Londra’daki Institute of Psychiatry’nin çalışmasına göre; dondurmanın soğukluğu ağızda hissedildiğinde serinletici ve susuzluğu giderme mekanizmasına etkisiyle keyifli bir deneyim yaşamamızı sağlıyor. Aynı çalışmada beyindeki haz merkezinin de (orbitofrontal korteks) dondurma yenildiği zaman aktif olduğunu gösteriyor.

Tedaviye Katkı Sağlayabiliyor

Dondurma bazı hastalıklarda gelişen çiğneme-yutma güçlüğünde veya bademcik operasyonu sonrası iyileşmede de kullanılan bir besin. Operasyon sonrasında tahriş gibi sorunları önleyebileceği gibi, protein içeriğiyle yara iyileşmesini de destekliyor. Çiğneme ve yutma güçlüğü olan hastalarda ise kalori, protein ve kalsiyum ihtiyacını karşılamada yararlı olabiliyor.

Kan Şekerini Daha Kolay Dengeliyor

İçeriğinde şeker olsa bile protein içeriğinin de yüksek olması sayesinde kan şekerini diğer tatlılara oranla daha kolay dengeliyor. Üstelik tatlandırıcı ürünle yapılan çeşitleri sayesinde diyabet hastaları veya insülin direnci yüksek kişiler için de tüketilmesinde zarar olmayan bir ara öğün alternatifi.

Dondurma Tüketirken Bunlara Dikkat!

  • Paketli olanların yağ içeriğinin daha yüksek olabileceğini unutmayın ve bu nedenle etiket bilgisini mutlaka okuyun.
  • Süt tozu ve glikoz şurubu gibi katkılar içermemesine dikkat edin.
  • Dondurmayı ikindi saatlerinde tercih edin çünkü bu saatler metabolizmanın daha hızlı çalıştığı veya tatlı ihtiyacının daha fazla olduğu saatlerdir.
  • Yediğiniz dondurmanın kalorisini arttırmamak için sossuz ve fındık/fıstıksız tüketin.
  • Kalori ve karbonhidrat miktarını arttırmamak için külahsız olanları tercih edin.
  • Soğuk zinciri kırılmış veya paketi açılmış dondurmaları tüketmeyin. Kolay bozulabilen bir besin olduğundan zehirlenmeye neden olabiliyor.

Ev yapımı dondurma tarifini okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Beslenme

Yaz Meyvelerinin Bilinmeyen Faydaları

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Yaz Meyvelerinin Bilinmeyen Faydaları

Sağlık için her meyveyi kendi mevsiminde tüketmeniz gerekir. Yalnız tüketirken dikkat etmeniz gereken bir durum varki o da tüketim miktarı. Acıbadem Maslak Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Yeşim Özcan, yaz meyvelerinin bilinmeyen faydalarını anlattı, önemli uyarılarda bulundu.

Üzüm

Kemik yapısının güçlü olmasında önemli olan bakır, demir ve manganez gibi mineralleri içeren üzüm, düzenli olarak tüketildiğinde, osteoporoz gibi yaşa bağlı kemik erimelerinin başlamasına engel oluyor. Sinir sistemini güçlendiren, beyin yapılarını koruyan ve akne tedavisinde etkili olan üzümün bir porsiyonu 15 adede denk geliyor. Şeker oranı yüksek bir meyve olduğu için bu sayının aşılması karaciğer yağlanmasına neden olabiliyor.

Kiraz

Bilimsel çalışmalar her gün uyumadan 10 dakika önce tüketilen 1 porsiyon (15-20 adet) kirazın, uykuya dalmayı kolaylaştırdığını ve uyku kalitesini artırdığını gösteriyor. Şeker içeriği nispeten düşük olduğu için diyabet hastalarının da rahatlıkla tüketebileceği bir meyve olan kiraz, gut hastalığının iyileşme sürecine de destek oluyor. Ancak kan sulandırıcı etkisi olduğundan kalp ve tansiyon hastaları dikkatli tüketmeli.

Karpuz

Hem lezzeti hem serinletici etkisiyle yazın vazgeçilmezi karpuz tam bir sağlık deposu. Kalpten kansere birçok hastalığa iyi gelen karpuz, buna karşın şeker oranı yüksek bir meyve. 2 dilimi (80 gram) 1 porsiyona eşit olan karpuzu tüketirken özellikle insülin direnci olanların, hipoglisemi ve diyabet hastalarının kontrollü tüketmesi şart. Zira 1 porsiyonu 180 kalori olup, 20 gr şeker, 270 mg potasyum, 17 gr A vitamini, 21 gr C vitamini, 4 gr demir ve 1 gr lif içeriyor. Karpuzun yanında protein kaynağı olan peynir tüketmek kan şekeri seviyesinin daha normal seyretmesini sağlıyor.

Kayısı

Beslenme ve Diyet Uzmanı Yeşim Özcan “Demir içeriği yüksek olan kayısı anemi ve anemi kaynaklı pek çok hastalığı önlerken, tedaviyi de kolaylaştırıyor. Kan oluşumunu destekleyen, kan akışını ve enerjisini artıran kayısı, kanda biriken zararlı atık maddelerin vücuttan atılmasına da yardımcı oluyor. Günde 3-4 adet taze ya da kuru kayısı 1 porsiyona denk geliyor. Lif oranı yüksek bir meyve olduğundan kabızlık sorunu yaşayanlara çok iyi gelirken, fazla tüketimi ishal sorununu artırabilir” diyor.

Dut

Zengin içeriğiyle kanseri önlemeden cilt bakımına dek birçok faydası bulunan dutun 1 porsiyonu 1 çay bardağına eşit. Ancak çoğu zaman lezzetine kanıp ölçüsüne dikkat edilmez ve aşırı tüketilirse bağışıklığı güçlendirmek yerine bu kez tam tersine bağışıklığı düşürüyor, karın ağrısı ve mide bulantısına neden olabiliyor, genel sağlık durumunu bozabiliyor. Bu arada dutu pestisit kalıntısı nedeniyle iyi yıkayarak tüketmek gerekiyor.

İncir

Kolesterolü düşürücü etkisi olan incir, çok yüksek lif oranıyla bağırsak sağlığı için de son derece önemli bir meyve. Özellikle çözünür bir lif olan pektin içeriği sayesinde sağlıklı bağırsak hareketlerini uyarıyor. Çalışmalar incir tüketiminin kolon kanserini önlediğini ortaya koyuyor. 2 adet taze incir 1 porsiyona denk gelirken, insülin direnci olanlar dikkatli tüketmeli. Kan şekerini dengelemek için incir tüketirken yanında 1 bardak süt tercih edebilirsiniz.

Kavun

Zengin potasyum ve su içeriğiyle sağlık deposu olan kavun, vücuttan toksik maddelerin atımını kolaylaştırırken, kalp krizi riskini azaltıyor, kötü kolesterolün düşürülmesine fayda sağlıyor. Yüksek potasyum içerdiği için böbrek hastalarının ve hiperpotasemi hastalığı olanların doktoruna danışarak tüketmesi gerekli. Günde 2 dilim kavun 1 porsiyon meyveye denk geliyor.

Erik

Glisemik indeksi düşük olan erik kan şekerini dengeliyor ve kilo vermeyi kolaylaştırıyor. Şeker içeriği düşük bir meyve olduğundan diyabet hastaları rahatlıkla tüketebilir. Stres karşıtı mineral olarak bilinen magnezyum da erikte oldukça fazla miktarda bulunuyor. 10 adet küçük boy erik 1 porsiyon meyveye denk gelirken, eriği tuzlayarak tüketmek vücutta ödem oluşmasına neden olabiliyor. Özellikle tansiyon hastalarının tuz dökmeden yemeleri şart.

Şeftali

Beslenme ve Diyet Uzmanı Yeşim Özcan “Şeftali lif içeriği sayesinde sindirime yardımcı olup kabızlığı azaltırken, hamileler ve anne karnındaki bebekler için sayısız fayda sağlıyor. Günde 1 orta boy şeftali tercih edilebilir. Tüylü yapısı boğazı tahriş edebileceği için kabuğunu soyarak tüketebilirsiniz” diyor.

Porsiyon miktarları

  • Karpuz: 2 dilim (80 gr)
  • Kavun: 2 dilim
  • İncir: 2 adet
  • Kiraz: 15-20 adet
  • Erik: 10 adet
  • Üzüm: 15 adet
  • Kayısı: 3-4 adet
  • Şeftali: 1 adet
  • Dut: 1 çay bardağı

Yaz meyvelerinden biri olan karpuzun sağlığa olan faydalarını okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.