Sosyal Medya

Beslenme

Mısır Şurubu Tehlikeli mi?

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,
Mısır Şurubu Tehlikeli mi?

Yüksek fruktozlu mısır şurubu, en tehlikeli gıdalar arasındadır. Etiket okumayı ihmal ediyorsanız, farkına varmadan bu tehlikeli karbonhidratı yiyip içiyorsunuz demektir.

Şeker, özellikle rafine beyaz şeker; fruktoz ve mısır şurubu da dahil olmak üzere pek çok takma isimle karşımıza çıkıyor. Rafine beyaz şeker, hemen hemen her gıdada bulunan bir karbonhidrattır ve birçok tatlının da ana besin kaynağıdır. Bir de tabii yüksek fruktozlu mısır şurubu var… Son zamanlarda Amerika’da adı mısır şekeri olarak değiştirilip kötü ününden kurtulmaya çalışılsa da, bu pek mümkün değil. Biz doktorlar, yapılan araştırmaları değerlendirdiğimizde, yüksek fruktozlu mısır şurubunu, yüzyılın en kolay ulaşılabilir zehri olarak adlandırıyoruz.Bu isim değişikliği üzerine tartışmalar sürse de, kullanımının insan sağlığına olumsuz etkilerini saymakta fayda var.

Yüksek fruktozlu mısır şurubu, tüm gıdalar arasında en tehlikelilerinden birisidir.Eğer alışveriş sırasında etiket okumayı ihmal ediyor ve ne yediğiniz konusunda yeterli bilgiye sahip olamıyorsanız, büyük ihtimalle farkına bile varmadan birçok kez bu tehlikeli karbonhidratı yiyip içmişsiniz demektir. Özellikle her fırsatta tüketmekten kaçınmanızı önerdiğim hazır meyve sularında, tatlılarda, ekmeklerde tükettiğiniz yüksek fruktozlu mısır şurubu, sizi doyurmak yerine daha çok acıktırarak daha fazla yemek istemenizin başlıca nedenlerinden.

KETÇAPTA DA VAR

Şeker ve fruktoz şurubu… Her iki tatlandırıcının da insan sağlığı için faydalı olmadığı ortada olsa da; tatlı, salata sosu, ketçap, soda ve dondurma gibi pek çok işlenmiş gıda ve içecekde bulunan yüksek fruktozlu mısır şurubu, biraz daha tehlikeli bir seçenektir!

Tükettiğiniz gıdalarda herhangi bir şekerin fazla olması; kalp rahatsızlığı ve kanser gibi kronik hastalıklara katkıda bulunan insülin direncini, kilo verememeyi ve iltihabı teşvik edip sizi olumsuz etkiler. Sağlık açısından bakıldığında, bazı uzmanlar HFCS yani mısır nişastasından yapılan bir tatlandırıcı olan yüksek fruktozlu mısır şurubunun rafine şekerden farklı olmadığını söylüyor.
Ancak işlenmiş HFCS ve normal şeker arasında bir farklılık var: HFCS’nin içinde çok büyük oranda fruktoz (meyve şekeri) bulunur. Şeker pancarından elde edilen diğer tatlandırıcılarda yarı yarıya fruktoz ve glikoz içerir.Ayrıca normal şeker, size ekstra doygunluk hissi verir.

GÜNDE 6 ÇAY KAŞIĞI ŞEKER

Daha da önemlisi: Journal of Nutrition’da dişi fareler üzerine yapılan yeni bir araştırmada, HFCS’nin şekerden çok daha toksik olduğu, üreme sağlığına zarar verdiği ve ömrü kısalttığı bulundu. Diğer hayvan çalışmaları, yüksek HFCS alımlarının beynin işlevini yavaşlatabileceğini, hafızayı ve öğrenme kabiliyetini düşürdüğünü ileri sürmektedir.
Mısır şurubu, şekerden daha tatlı ama daha ucuz ve taşınması daha kolay olan seçenektir.Bu da bazı üreticiler tarafından daha düşük maliyet ve daha yüksek kar anlamına geldiği için maalesef tercih edilir.

HFCS, normal mısır şurubundan daha tatlıdır ve ürünlerin raf ömrünü uzatmaya yardımcı olduklarından dolayı, özellikle son zamanlarda Amerika’da yaygın olarak kullanılır.
Küçük dozlarda şeker tüketimi yemeğe keyif katabilir ancak bizler her zaman çok fazla tüketiriz. Amerikan Kalp Vakfı’nın verilerine göre, günde altı çay kaşığından fazla ilave şeker alınmaması gerekiyor. Fakat insanların çoğu, günde tepeleme 22 çay kaşığına yakın şeker tüketiyor. Şeker içeren işlenmiş gıdalar tüketmek yerine daha az şeker içeren veya hiç içermeyen sağlıklı, işlenmemiş gıda alternatiflerini deneyin.

ETİKETLERE DİKKAT!

Mutfağınıza alışveriş yaparken aşağıdaki isimlere karşı dikkatli olun:

Früktoz, maltoz, sorbitol, buharlaştırılmış şeker kamışı suyu, şuruplar, ksilitol, ‘ol’ veya ‘oz’ ile biten şekerler.Gazlı içecekleri içmeyin. Benim neredeyse hayatımdan tamamen çıkardığım gazlı içecekleri siz de mutlaka hayatınızdan çıkarın. Alışkanlıkların hemen değişmediğini biliyorum. Öncelikle günlük tüketim miktarınızı yarıya indirerek bu değişime hazırlanabilirsiniz. Hedefinizin, tüketimi tamamen durdurmak olduğunu unutmayın.Yapılan araştırmalara göre, asitli içecek tüketiminizi günde yalnızca bir kutuya düşürmek bile tansiyonunuzu düzene sokabilir.
Asitli içecekler, kafein ve yüksek fruktozlu mısır şurubu içermektedir. Bu da gayet sağlıksız bir durumdur. Kilo almanın yanı sıra diyabet, kemik zayıflığı ve diş çürümesi riskinizi artırır.

MISIR ŞURUBU VE DİYABET ARASINDA BAĞLANTI VAR MI?

Kabul edelim, çoğumuz her pazartesi diyete başlayıp şekeri sınırlandırmaya karar veriyoruz ve sonrasında sonuç maalesef bir tatlı ile diyeti bozmak oluyor. Ancak, tatlı tüketimimizi ciddi olarak tekrar gözden geçirmek için bir zaman varsa, o doğru zaman şimdi olurdu. Çünkü yeni araştırmalar, belirli bir tatlandırıcıyı, tip 2 diyabet riskinde artışla ilişkilendiriyor.
Önceki araştırmada söz edilen, obezite ve kalp hastalığına bağlı olarak ilişkilendirilen tatlandırıcı olan yüksek fruktoz mısır şurubudur (HFCS). Global Public Health Dergisi’nde yazan araştırmacılar, daha yüksek fruktozlu mısır şurubunun da daha fazla diyabet anlamına geldiği konusunda uyarıyorlar.
43 ülkeden gelen verileri analiz ettiler ve şurubu kullanan ülkelerde yüzde 20 daha fazla tip 2 diyabet bulduklarını ülkelerle karşılaştırdılar.
Araştırmacılar; Hindistan, İrlanda ve İsveç gibi HFCS kullanmayan ülkelerde tip 2 diyabetin ortalama yüzde 6.7 oranında ortaya çıktığını tespit ettiler.
HFCS’nin ABD, Macaristan ve Kanada gibi büyük tüketicileri, ortalama yüzde 8 oranlarına sahipti. Trend bir ülkenin, genel şeker alımının veya obezite düzeyinin bağımsız olarak varlığını sürdürdüğü görülüyor.

HFCS gerçekten diyabetle ilgili olabilir mi? HFCS, sukrozdan yüzde 10 daha fazla fruktoza sahip ve fruktoz neredeyse sadece karaciğer tarafından metabolize edilir. Yüksek fruktozlu mısır şurubu direkt olarak karaciğere gider ve karaciğerin bu maddeyi şeker olarak algılayıp yağa dönüştürmesine neden olur. Böylece kolestrolü yükseltir ve karın bölgesinde yağlanma oluşmasına neden olur.
HFCS ve şeker arasında birçok büyük fark vardır. Her ikisi de oldukça işlenmiş olmasına rağmen, şeker doğal bir kaynaktan arıtılmıştır. Yüksek fruktozlu mısır şurubu ise mısırdan işlenir. Ayrıca enzimatik olarak dönüştürülmüştür, bu yüzden şekerden çok daha sentetiktir.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Beslenme

Ramazan Bayramı’nda Tatlı Tüketimi

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Ramazan Bayramı’nda Tatlı Tüketimi

Ramazan’ın son günlerine gelirken sofralarda esen bayram havasının rehavetine katılmayıp, özellikle şekerli gıdaların tüketimine dikkat edilmesi gerekir. Ramazan Bayramı’nda tatlı tüketimi, yüksek tansiyon, şeker hastalığı gibi sorunlara yol açabilir.

Ramazan ayının sonuna gelirken mutfaklarda bayram havası esemeye başladı. Tatlılar, kekler, börekler sofralardaki yerini almaya hazırlanırken şekerli gıdaların tüketilmesi konusunda çok dikkatli olmak gerekiyor. Günümüzde kalp ve damar sorunlarının toplumda en sık görülen hastalıklar olma özelliği taşıyor. Acıbadem Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cem Arıtürk, “Genetik miras, sigara içmek ve yüksek tansiyon kalp damar hastalıkları denince akla gelen en önemli sebepleri oluşturuyor. Bununla birlikte gereğinden fazla şekerli gıdaları tüketmek hem direkt hem de yüksek tansiyon, şişmanlık ve şeker hastalığı gibi bazı dolaylı etkileriyle kalp damar sistemi açısından olumsuz etkilere neden oluyor.” dedi.

Tatlılardan Çok Meyve Tüketin

Günümüzde günlük ihtiyacın üzerinde şeker tüketilmesi sonucunda, vücutta yağ depolanmasının arttığı, vücudun insülin rezervlerinin tüketilerek şeker hastalığına yakalanma olasılığının arttığı ve yüksek tansiyona yakalanmanın kolaylaştığı ispatlanmış durumda. Bunun yanında şekerin damarlar üzerindeki direkt olumsuz etkileri de biliniyor. Bu yüzden hastalığı olsun olmasın herkesin gereğinden fazla şeker tüketimi konusunda dikkatli olması gerekmektedir. Bir genelleme yapmak gerekirse börek, pasta, baklava gibi karmaşık şeker içeren tatlılardan çok meyve ve sebzeler gibi basit şeker içeriği olan gıdalar tercih edilmeli. Benzer bir hatırlatmayı içecekler konusunda da yapmakta fayda var. İçeriğinde şeker barındıran konsantre meyve suları, gazlı içecekler yerine saf meyve sularını tercih etmek sağlık açısından daha akılcı.

Özellikle 1 ay boyunca yeme içme konularının öne çıktığı Ramazan ayının ardından, bayram döneminde aşırı miktarda ve bol şekerli gıdaların tüketilmesi çok tehlikeli. Yukarıda bahsettiğim olumsuz etkilerinin yanında Ramazan ayı boyunca dinlenmiş olan mide-barsak sistemine getireceği aşırı yükten dolayı, bu dönemde beslenme konusuna dikkat etmek gerekiyor” dedi.

Ramazan Bayramı’nda tatlı tüketimi konusunda bir diğer yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Beslenme

Ramazan Bayramı’nda Sağlıklı Beslenme

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Ramazan Bayramı'nda Sağlıklı Beslenme

Ramazan ayının sona ermesi ile oruç tutarken değişen beslenme düzenimizin normale dönmesine yardımcı olmak ve özellikle bayramda aşırı tatlı, kızartma, yağlı tüketmekten kaçınmamız gerekir. Ramazan süresince değişen düzene alışan sindirim sisteminin bayramda iyice zorlanması sağlık sorunlarına yol açabilir. Memorial Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Emine Yüzbaşıoğlu, Ramazan Bayramı’nda sağlıklı beslenme konusuyla ilgili bilgiler verdi.

Bayram Sabahı Hafif Bir Kahvaltıyla Güne Başlayın

Bayram sabahı bütün sevdiklerimiz yanımızda olduğu için onları en iyi şekilde ağırlamak isteriz. Ancak aklınıza hemen kızartmalar, hamur işleri, börekler çörekler gelmesin. Bu tür ağır yiyecekler yerine mideyi yormayacak sizi güne hazırlayacak sağlıklı kahvaltılıklar seçilmelidir. Peynirli omlet, menemen, mantarlı omlet, tam buğday unuyla hazırlanmış krep, tost çeşitleri, soslu sebze sote sağlıklı kahvaltılar için örnek sayılabilir. Unutulmamalıdır ki güzel bir sunumla servis edilen bu sağlıklı tercihler sevdiklerinizi mutlu edecektir.

Öğle ve Akşam Yemeği Menülerini Dikkatli Seçin

Sağlıklı bir kahvaltıyla güne başladıktan sonra diğer öğünlerde de aynı hassasiyet gösterilmelidir. Öğlen yemeği et ise akşam sebze olmalı pişirme yöntemi olarak kızartmadan kaçınılmalıdır. Çorba, salata, yoğurt ana yemeklerin yanında mutlaka yenmeli, pilav ve makarnadan kaçınılmalıdır. Özellikle tatlı yemekten uzak durulmalıdır. Tatlı yenilecekse eğer sütlü tatlılar tercih edilmelidir. Yemek saatlerine de özen gösterilmelidir. Öğün geciktiğinde veya atlandığında şeker düşmesine (hipoglisemi) bağlı olarak tatlı tüketim isteği artarken, yemek porsiyonları büyüyecektir. Bayram da en sık olarak karşılaşılan bu durumu azaltmak için bayram ziyaretleri mümkün olduğu kadarıyla öğün saatlerine göre planlanmalıdır.

Asitli İçecek ve Hazır Meyve Suyu İkram Etmeyin

Bayramda, su tüketimi hem ramazan sonrası olması, hem de havaların sıcak olması sebebiyle bir kat daha önem kazanmaktadır. Yetersiz su tüketimi vücutta elektrolit dengesini bozacağından beraberinde baş dönmesi, yorgunluk halsizlik gibi şikayetleri beraberinde getirecektir. Günlük su ihtiyacı 2-2,5 litre olup, su dışında içilen hiçbir içeceğin suyun yerini almayacağı unutulmamalıdır. Bayramda su dışında bitki çayları, sütlü kahveler, ayran, komposto gibi içecekler tercih edilmeli; asitli içeceklerden ve hazır meyve sularından uzak durulmalıdır.

Her Ziyaretinizde İkram Kabul Etmeyin

İkramı ve ısrarı seven kültürümüz nedeniyle bayramlarda hipertansiyon (tansiyon yükselmesi), hiperglisemi ( şeker yükselmesi) , reflü, taşikardi gibi ciddi sağlık sorunlarıyla sık karşılaşılmaktadır. Bayram ziyaretlerinde gelen ikramlık tabaktan tercih yaparak bu sorunu ortadan kaldırabilirsiniz. Örneğin gittiğiniz bir ziyarette dolmayı tercih ediyorsanız, diğerinde tatlıyı, diğerinde böreği tercih ederek hem ikram eden kişiyi kırmamış hem de midenizi yormamış olursunuz. Tercih ettiğiniz ikramların porsiyonlarına dikkat etmeyi de ihmal etmemelisiniz. Israrı seven ikram sahiplerini kırmadan reddetmeye çalışmalı, sağlık problemlerinizi öne sürerek onu ikna etmeye çalışmalısınız.

Şerbetli Yerine Sütlü Tatlıları Seçin

Bayram dediğimizde ilk akla gelen tatlı baklavadır. Günler öncesinden hazırlanan, şerbetlenen tatlılar misafirlere sunulmak için evlerdeki yerini almaktadır. Ancak karbonhidrat ve yağ içeriği çok yüksek olan baklava tüketimi, hem içeriği hem de ramazanda yavaşlayan metabolizmanın etkisiyle daha fazla kilo alımına sebep olmaktadır. Bu sebeple hem hazırlayacağımız tatlılarda, hem de tükettiğimiz tatlılarda sütlü tatlıyı tercih ederek daha sağlıklı bir tercih yapmış oluruz.

Bayram Alışverişinde Aşırıya Kaçmayın

İkramı seven bir toplum olduğumuzdan, bayram alışverişi günler önce başlar ve bol bol yapılır. Ancak beklenen sayıda misafir gelmediğinde kalan tatlılar, ev sahipleri tarafından boşa gitmesin düşüncesiyle tüketilir. Hem dışarda, hem evde bu kadar tatlı tüketimi bayramda sağlık sorunları yaşatabileceği gibi, hızlı kilo alımına da neden olacaktır. Bu sebeple alışverişi az miktarda yapıp, bittikçe alınması çok daha uygun olacaktır.

Bayramda Basit Egzersizlere Vakit Ayırın

Bayramda beslenme alışkanlığının tamamen değişmesinin yanında fiziksel aktivite bir o kadar azalır. Sabah kahvaltısıyla başlayan yemek yeme isteği geceye kadar devam ederken, bayramda spor mu olur düşüncesi bizi hareketsizliğe iter. Bu düşünce enerji alımıyla, harcanması arasındaki dengeyi bozacağından, bayramda kilo alımı artar. Alınan enerjiyle, harcanan enerji dengesini kurmak için bayramda en azından yürüyüş için fırsat oluşturulmalıdır.

Ramazanda beslenme ile ilgili bir diğer yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Beslenme

Hurmadan Sonra Su İçin

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

hurmadan sonra su için

Ramazan ayında sofraların baş tacı olan “Hurma” oldukça sağlıklı bir tatlı alternatifidir. Ancak her tatlıda olduğu gibi diş sağlığınız için sizi tedirgin edebilir. Diş çürümesine neden olmaması için hurmadan sonra su için. Diğer öneriler ise…

Tıpkı hurmada olduğu gibi doğadan gelen bazı şekerler, diş minesini güçlendirir ve onları plağa karşı korur. Diş Hekimi Pertev Kökdemir, Ramazan ayında sofralarımızda daha fazla yer alan hurma ile ilgili bilgiler verdi: “Her ne kadar dişlerimiz için sağlıklı bir besin olsa da, üst üste tüketilip dişler fırçalanmadığında hurma da diğer yiyecekler gibi çürüklere sebep olabilir. Hurma yedikten sonra ağız su ile çalkalanmalı, dişler 30 dakika sonra fırçalanmalıdır.” dedi.

Lifli Yapısından Dolayı Tok Tutar

Diş Hekimi Pertev Kökdemir, “Çocuklara, özellikle de 3 yaşından küçük çocuklara hurma verilirken dikkatli olunmalıdır” diyerek aileleri şu sözlerle uyardı: “Hurma sert ve lifli bir yapıya sahiptir. Sert yapısından dolayı dişleri yeteri kadar gelişmemiş çocuklar hurmayı yeteri kadar çiğneyemezler, hem de bağırsakları bu kadar lifli bir yapıyı sindirmeye hazır değildir. Ama hurmanın şöyle bir güzel özelliği vardır; lifli yapısından dolayı tok tutar, ayrıca birçok vitamin ve mineral içerir. Erişkinlerin de kararında tüketmesi önerilir.”

Diş İpini İhmal Etmeyin

Kökdemir, “Hurma ne kadar sağlıklı bir besin olursa olsun; ne yerseniz yiyin, ağız ve diş bakımınızı aksatmayın” diyor ve uyarıyor; “Her iftardan ve sahurdan sonra dişlerinizi en az iki dakika boyunca fırçalayın. Diş ipini de ihmal etmeyin. Diş ipi kullanmazsanız, dişlerinizi eksik temizlemiş olursunuz. Diş ipi, diş çürüklerini önlemede önemli bir yer tutuyor.”

Gargaraya Güvenmeyin, Bitkilerden Yararlanın

“Ağız kokusunu engellemek için gargaralara güvenmeyin, bitkilerden yararlanın” diyen Diş Hekimi Pertev Kökdemir, “Maydanoz, nane, zencefil, dereotu, ada çayı, tarçın, yeşil çay, okaliptüs, kakule, kişniş ağız kokusuna iyi gelir. Kimi çiğ şekilde çiğnendiğinde, kimisi de çay şeklinde demlenip içildiğinde ağız kokusunun önüne geçer. Sahurda bir bardak soğuk süt içilmesi de kokuyu azaltır” dedi.

Hurmanın sağlığa faydaları ile ilgili bir diğer yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.