Sosyal Medya

Beslenme

Menopoz Dönemindekilere Tavsiyeler

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,
Menopoz Dönemindekilere Tavsiyeler

Menopoz döneminde sıklıkla yaşanan sıcak basmalarını tetikleyen birçok neden vardır. İlk yapmanız gereken alkolden, sigaradan ve kafeinli içeceklerden vazgeçmek olmalıdır.

Menopoz, kadınlar için kaçılamayacak kesin bir dönemdir. Sıcak basması başta olmak üzere çeşitli sıkıntıları da beraberinde getiren bu dönemi, daha rahat ve konforlu şekilde atlatmak aslında elinizde. Menopoz dönemindekilere tavsiyeler içeren bu yazımızı okuduktan sonra daha bilinçli olacaksınız. Arşivden ulaşabileceğiniz benzer konulu bir yazımda menopoz dönemindeki sıcak basmalarını hafifletmenin yollarını yazmıştım. Sıcak basmalarının nedeni tam olarak tespit edilememiş olsa da sebep olan bazı etkenler biliniyor. Araştırmacılar, menopoz döneminde düşen östrojen değerinin, sıcak basmalarına sebep olabilecekler arasında ilk sırada yer aldığını belirtiyor. Östrojen hormonu, vücut ısısını dengelemede önemli bir rol oynar. Bu hormon, aynı zamanda ter bezleri üzerinde kontrol etkisi bulunan neropinefrin adlı hormonun üretiminde de rol oynayarak sıcak basmalarının başlıca sorumlusu olarak gösterilebilir. Östrojen eksikliğinde, vücut ısısı, merkezi sinir sisteminin bir parçası olan hipotalamus tarafından yönetilir. Bu durum kan damarlarında genişlemelere sebep olabileceği gibi yanlış zamanda terlemeye de sebep olur. Sıcak basmalarının en can sıkıcı tarafı da terlemektir.

TERLEYEREK UYANIRLAR

Menopoz dönemindeki sıcak basmalarıyla boğuşan kadınların büyük kısmı bu can sıkıcı durumu gece uyku arasında yaşadıklarını ve bu sebeple daha da çekilmez bir hal aldığını söylüyor. Uykudan uyandıran sıcak basmaları, menopozun ilk belirtileri arasında yer alıyor. Gece gelen sıcak basmalarının sebeplerini araştıran bilim adamları, sorumlu hormonlarla karşılaşmışlar. Menopozdaki kadınların 4’te 3’ünden fazlası, uyku sırasında beyni uyandıran ve gece terlemelerine neden olabilen, östrojen ve progesteron seviyelerinin inip çıkmasının yol açtığı ateş basması yaşıyor. Yani siz hâlâ uyumanıza yardım eden hormonları kaybederken aynı zamanda sık sık uyanıyor ve tekrar uyumakta zorluk çekiyorsunuz.

HORMONLAR ALT ÜST OLUYOR

Menopozla gelen uyku arası sıcak basmaları, menopoz sonrası dönemde de devam edebilir. Menopoz dönemi ve sonrası, hormonların adeta alt üst olduğu dönemlerdir. Hormonal dengesizlikler, vücudun farklı sistemlerini de etkilemeye başlar. Yapılan araştırmalar, menopoz sonrası dönemdeki kadınların yüzde 10’unda tiroit yetmezliği görüldüğünü belirtiyor. Bu durum kilo almaya, alınan kontrolsüz kilolar da horlama ve uyku apnesine neden olabiliyor. Sıcak basmalarını tetikleyen birçok neden vardır. Bunlar arasında öncelikli olarak; stres, dar giysiler giymek, baharatlı yiyecekler ve alkol tüketmek, kafeinli içecekler ve sigara içmek sayılabilir. Sıcak basmalarından şikayetçi olduğunuz bir dönemdeyseniz ve bunları tüketiyorsanız, ilk yapmanız gereken bunlardan vazgeçmek olmalıdır.

SİGARA VE ALKOLE VEDA EDİN, GÜNDE İKİ KEZ DEMLENMİŞ PAPATYA ÇAYI İÇMEYE ÇALIŞIN

Menopoz döneminde yaşanan sıkıntıları hafifletmek için bunları yapabilirsiniz:

  • Beslenme düzeninize yeni alışkanlıklar ekleyin. Badem, ay çekirdeği, kurutulmuş ananas ve kurutulmuş mangoyu karıştırın ve her gün bir öğün yiyin. Yapılan araştırmalar, bu tarifin sıcak basmalarını azaltmada etkili olduğunu gösterdi.
  • Siyah yılan otunu günde iki kez tüketmek, siz rahatlatabilir. Ortalama 40 miligramın yeterli olduğu düşünülüyor.
  • Melatonin yani doğal uyku hormonu, bedeninizin dinlenerek ertesi güne hazırlandığı en önemli vakit olan gece uykunuzu düzenlemeye yardımcı olur. Doğal melatonin içeren gıdalardan zengin beslenmeniz, iyi uyumanızı ve gece basmalarını daha az hissetmenizi sağlar.
  • Giysilerinizi doğru seçin. Sizi daha fazla terletmeyecek pamuklu ve hafif giysiler tercih edin. Özellikle gece yatarken pamuklu giysiler giyin.

AZ YAĞLI BESLENMEYE ÇALIŞIN

  • Kullanıyorsanız, sigara ve alkolü bırakın.
  • Östrojen seviyelerini azaltıp ateş basmalarını kontrol altına almaya yardımcı olduğu kanıtlanan bitki ağırlıklı, yüksek lifli, az yağlı beslenme programı uygulayın. Bu şekilde beslenmeye ne kadar erken başlarsanız (20’li yaşlarınızda bile), ileride ateş basmalarını o kadar iyi kontrol altına almış olursunuz. Başlamak için hiçbir zaman geç değil.
  • Menopoz, vücudunuzda görev yapan (neredeyse) tüm hormonların dengesinin şaştığı bir dönemdir. Bu sebeple eskisi gibi besleniyor olsanız dahi kilo almaya başlayabilirsiniz. Aldığınız bu kiloları vermek de eskisi kadar kolay olmayacaktır. Bu sebeple hayatınızda başlayan yeni döneme yeni alışkanlıklarla girin ve düzenli spor yapın. Bu durum hem kilo almanızı önleyecek, hem de zor geçecek bu dönemi kolay atlatmanızı sağlayacaktır.

UYKU UZMANINA BAŞ VURUN

  • Uyku sırasında solunum yolunuzu açık tutmaya ve horlamayı yok etmeye yardımcı olmak için tasarlanmış özel yastıklar kullanmayı deneyin. Kronik ve şiddetli horlama, nefes kesilmesi, tıkanma, gün içinde uykusuzluk semptomlarını içeren uyku apnesi belirtileri yaşıyorsanız, uyku sırasında solunum yolunuzu açık tutan özel tedaviler önerebilecek bir uyku uzmanına başvurun.
  • Son yıllarda İngiltere’de yapılan bir araştırma, soyalı yiyecek ve içeceklerin menopoz döneminde bozulan hormon dengesini düzenlemede yardımcı olduğu gösterdi.
  • Uzmanlarca verilen bir tarif de işinize yarayabilir: Bir su bardağı sıcak suya, yarım kahve kaşığı adaçayı koyun. Beş dakika bekledikten sonra süzün. Suyuna, bir kahve kaşığı bal karıştırdıktan sonra için. Bunu, günde üç kere tekrarladığınızda menopozun sıkıntı veren etkilerini azaltabileceğiniz söyleniyor.
  • Beş dakika boyunca sıcak suda demlenmiş papatya çayını günde iki kez içmeniz, sizi rahatlatabilir.
  • Günde üç kez pelin çayı içmek uzmanlara göre, menopozun etkilerini azaltan bir diğer bitkisel çözüm.
  • Bu dönemde; baharatlı, acılı şeyler yememeli, kahve, çay ve sigarayı mümkün olduğu kadar azaltmalısınız. Bol bol sebze yemeli; süt, ıhlamur veya adaçayı içmelisiniz.
  • Ayrıca çiğ ıspanak, üzüm, erik, kayısı, limon, sarımsak, portakal, badem, fındık, beyaz peynir, havuç, muz, kiraz, kestane, lahana, hurma, incir, greyfurt, çavdar ekmeği, yer elması ve soya fasulyesi yemek de bu dönemde görülen şikayetlerin azalmasına yardımcı olur.

Beslenme

Kabızlığa Önlemler

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Kabızlığa Önlemler

Olgunlaşmış muzlar, kabızlıktan kurtulmaya yardımcı olabilecek iyi bir lif ve potasyum kaynağıdır. Ancak yeşil muz; şişkinlik, gaz ve kabızlık gibi rahatsızlıklara neden olabilir

Hemen hemen herkeste görülen şişkinlik ve kabızlık en büyük sağlık sorunlarımızdan birisidir. Sabahları rahatlıkla giyebildiğiniz kıyafetlerinizin, akşama doğru sizi sıkmaya başladığı oluyor mu? Cevabınız evetse, kabızlığın neden olduğu komplikasyonların günlük yaşam kalitenizi düşürmesine izin vermeyin. Bu haftaki önerilerime kulak verip kabızlığa önlemler alabilirsiniz.

Hazır gıdalara son!

Her fırsatta hazır gıdaların sağlığınıza ne gibi zararları olduğundan bahsediyorum. Bağırsaklarınızın sorunsuz çalışması için de doğru bir beslenme programına sahip olmanız gerekir. Hazır gıdalar, yağ oranları yüksek olduğu için sindirim sisteminizi yavaşlatır ve kabızlığa neden olur. Bu durumun en büyük nedeni ise hazır gıdaların raf ömrünü uzatan ancak doğal sindirim süreçlerimizi maalesef yok eden fruktanlar ve karbonhidratlarla dolu olmasıdır. Fruktanlar; ekmek, makarna ve krakerler gibi gıdalarda bulunur ve şişkinlik, kabızlık, ishal ve gaz gibi belirtilere neden olur. Hazır gıdalar yerine lif oranı yüksek olan meyveler, sebzeler, fasulye, fıstık, kahverengi pirinç, buğday ve yulaf gibi gıdaları beslenme listenize ekleyin. Uzmanlar, kabızlık problemi yaşamamak için günde 25 ile 30 gram arasında lif alınmasını öneriyor.

İKİ BARDAĞI GEÇMEYİN

Kafeinli içeceklerle vedalaşın

Kafein ve alkol; vücudunuzu, düzgün bir bağırsak hareketi yapmasını sağlayan hidrasyondan alıkoyabilir. Kabızlığın en sık görülme nedeni kişinin çok az miktarda su tüketmesinden kaynaklıdır. Fazla alkol ve kafeinli içecekler vücuttan suyu çektiği için kabızlığa neden olur. Alkol, anti-diüretik hormonu (ADH) engeller ve bunu yaparken de kişinin sık idrara çıkmasına neden olur. Kafein de bazı kişilerde ishale tam tersi etki yapabilecek bir uyarıcıdır. Yeterli su tüketilmemesinden kaynaklanan kabızlığı engellemek için günlük 2 litre su tüketmeye çalışılması gerekir.

Süt ve süt ürünlerinin fazlası zarar 

Süt ve süt ürünleri tüketiminde zaman zaman aşırıya kaçılması da kabızlığa neden olan bir başka etkendir. Araştırmalarda günlük olarak 1 litre veya üzeri süt tüketen kişilerde kabızlık vakaları ile karşılaşılmıştır. Bu durumun nedeni İmmunoglobin G (IgG) isimli, kabızlığa neden olan bir süt proteini türüdür. Bu nedenle günlük iki bardağı geçmeyecek şekilde süt içmekte, aşırıya kaçmamakta fayda var.

Hareketsiz yaşam olumsuz etkiliyor 

Egzersiz yapmanın vücudu düzenleyici bir etkisi olduğunu biliyorsunuz. Tam tersi hareketsizlik ise birçok olumsuz duruma neden olur; kabızlık da bu durumlardan birisi. Az miktarda fiziksel aktivite kabızlık için büyük bir risk faktörüdür. Bağırsak hareketinin azalması, bağırsakta daha az kan akımı ile ilgilidir. Egzersiz, sindirim sistemi de dahil olmak üzere vücudun hayati organlarına olan kan akışını artırır ve metabolizmayı artırır. Yaşlılar, genç insanlara kıyasla daha sakin bir yaşama eğilimi gösterirler ve bu nedenle kabızlık riski daha yüksektir. Fiziksel açıdan aktif insanların, aktif olmayan insanlara göre kabızlığa yakalanma olasılıkları daha düşüktür. Yürüyüş, koşu, bisiklet, yüzme ve yoga gibi herhangi bir egzersiz türü, kabızlıklarla mücadelede size yardımcı olacaktır.

Yeterli miktarda su için 

Eğer kabızlıktan muzdaripseniz, daha fazla sıvı içmek bu durumu rahatlatmayabilir. Bununla birlikte düzenli olarak bol miktarda su içmek kabızlık riskini azaltır. Birçok gazlı içecek, dehidrasyona neden olan ve kabızlığı kötüleştirebilen kafeini içerir.

Doktorunuza danışın 

Demir ve kalsiyum takviyeleri kabızlığa neden olabilir çünkü bu takviyeler sindirim sisteminin kasılmalarını yavaşlatabilirler. Ancak bu tip vitaminleri alırken dikkat etmek gereklidir. Takviyeler, doktorlar tarafından belirli bir eksiklik varsa önerilir. Bu nedenle eğer bu takviyeleri almanızı gerektiren tıbbi bir durumunuz varsa ve bağırsakta herhangi bir yan etki oluşturduysa, doktorunuzdan alternatif seçenek isteyebilirsiniz.

Yeşil muz kabızlığın nedeni 

Olgunlaşmış muzlar, kabızlıktan kurtulmaya yardımcı olabilecek iyi bir lif ve potasyum kaynağıdır. Ancak olgunlaşmamış muzlar ise tam tersi kabızlığa neden olabilir. Yeşil muz, genel olarak sağlıklı kabul edilmekle birlikte bazı kişilerde şişkinlik, gaz ve kabızlık gibi rahatsızlıklara neden olabilir. Bunun nedeni ise yeşil muzda kabızlık riskini artırabilen nişastanın bol miktardabulunmasıdır.

KAHVERENGİSİNİ TERCİH EDİN

Pastadan uzak durun 

Hamur işleri ve pastalar, yağ oranı yüksek, lif oranı ve sıvı miktarı düşük seçeneklerdir. Bu nedenle her ne kadar görünümleri size oldukça cazip gelse de pastalar ve hamur işi ürünler yüksek oranda işlenmiş gıdalar içerir ve kabızlığa davetiye çıkarır.

Pirinç sindirim sistemini zorlar 

Karbonhidratlar çoğunlukla bağırsak sağlığınız için iyidir ancak beyaz pirinç, kahverengi pirince göre lif açısından yoksundur. İkisi arasında bir seçim yapmanız gerekirse, daha sağlıklı bir bağırsak için kahverengi pirinci tercih edin.

Kabızlıkla ilgili bilmeniz gerekenler

 Kabızlık genellikle yiyeceklerden çok fazla su absorbe edildiğinde ortaya çıkar.
 Kabızlığın sebepleri arasında fiziksel hareketsizlik, bazı ilaçlar ve yaşlanma bulunur.
 Bazı durumlarda kabızlık yaşam tarzı değişiklikleriyle önlenebilir.
 Müshil gibi ilaçlar kabızlığa son çare olarak kullanılmalıdır.

Kabızlığın belirtileri

Kabızlığın ana semptomları, haftada iki defa dışkılama, dışkının yumrulu veya sert şekilde olmasıdır. Diğer semptomlar ise şöyledir:
 Karın ağrısı
 Karın krampları
 Şişkinlik ve mide bulantısı
 İştah kaybı

Tedavisi için…

Çoğu vakada, kabızlık herhangi bir tedavi veya sağlık riski olmadan kendiliğinden çözülür. Ancak tekrarlanan kabızlıkların tedavisi, daha fazla egzersiz yapma, lif tüketme ve yeterli miktarda su içme gibi yaşam tarzı değişikliklerini içerebilir. Genellikle, müshil gibi ilaçlar çoğu kabızlığı başarılı bir şekilde tedavi etse de yalnızca gerektiğinde kullanılmalıdır. Daha ciddi durumlarda, kişinin reçeteyle satılan bir ilaca ihtiyacı olabilir. Kabızlığın altında yatan nedeni anlamak önemlidir.

Kabızlık için doğal çözümler konulu videomuzu izlemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Beslenme

Yavaş Yemek Obezite Riskini Azaltıyor

Yayınlanma:

,

Yazar:

Yavaş yemek

Bilim adamları, yemeği yavaş yavaş yemenin obezite riskini azalttığını belirledi.

Guardian gazetesinde yer alan habere göre, Japonya’da şeker hastalığı üzerine yapılan bir araştırma, düzenli ve yavaş yemek yiyen kişilerde bel bölgesindeki kilolanmanın ve genel vücut kitle endeksinin daha az olduğunu ortaya koydu.

7 SORUYA YANIT VERİLDİ

Araştırmada Japonya’da 2008-2013 yılları arasında sağlık sigortası kapsamında düzenli kontrol yaptıran Tip 2 diabet hastası 59 bin 700 yetişkin kişiye yemek yeme alışkanlıklarıyla ilgili sorular soruldu. Katılımcılar, günde kaç öğün yedikleri, ne hızda yedikleri, kahvaltı edip etmedikleri ve yatmadan önce yemek yiyip yemediklerine dair 7 soruya yanıt verdi.

Sonuçlar, yemek yeme hızı arttıkça obezite riskinin arttığını gösterdi. Yavaş yemek yiyen katılımcıların yalnızca yüzde 21,5’i obezken, normal hızda yemek yiyenlerin yüzde 30’unun, hızlı yemek yiyenlerin ise yüzde 45’inin obez olduğu görüldü.

HIZLI VE YAVAŞ YEMEK VÜCUT KİTLE ENDEKSİNİ ETKİLİYOR

Vücut kitle endeksi ortlaması yavaş yemek yiyenlerde 22’den biraz fazla iken, normal yiyenlerde 23,5, hızlı yiyenlerde ise 25 civarında olduğu tespit edildi. Bel çevresindeki kilolanmanın da yemek yeme hızıyla birlikte arttığı gözlemlendi. Bulgular, yavaş ve düzenli öğünlerle yemek yiyen, kahvaltıları kaçırmayıp, gece yatmadan önce yemek yemekten kaçınan kişilerin obez olma riskinin azaldığına işaret ediyor.

Öte yandan ikinci kontrollerde yemek yeme alışkanlıklarını değiştiren katılımcıların vücut kitle endekslerinin azaldığı görüldü. Araştırmanın sonuçları “BMJ Open” bilim dergisinde yayımlandı.

Haberimizin kaynağı, ensonhaber.com sitesinde bunun gibi diğer sağlık haberlerine ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Obezite ile mücadele hakkındaki bir başka yazımızı okumak için ise buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Beslenme

Bitkisel Kaynaklar da Protein içerir

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

bitkisel kaynaklar da protein içerir

Sadece hayvansal gıdalardan protein alabileceğinizi düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Brokoli, patates gibi bitkisel kaynaklar da protein içerir.

Vücudunuzun ihtiyaç duyduğu temel besin maddeleri söz konusu olduğunda, protein listenin başında gelir. Kasların onarılmasından bağışıklığı güçlendirmeye ve hatta vücutta enerji üretimine kadar sizi güçlü tutmanın anahtarı belki de bu besin maddesinde saklı.
Proteinler, hücrelerimizin düzgün çalışmasını sağlayan en önemli moleküllerden biridir. Proteinler, amino asitlerden oluşur. Vücudumuzun yapısı ve işlevi proteinlere bağlıdır. Vücudun hücreleri, dokuları ve organlarının düzenlenmesi protein olmadan gerçekleşemez. Proteinler hemen hemen her biyolojik süreçte rol oynar ve işlevleri çok çeşitlidir. Vücuttaki proteinlerin temel işlevleri; dokuları inşa etmek, güçlendirmek, onarmak ve yerine koymaktır. Kas dokusunun kendini yenileyebilmesi ve gelişebilmesi için de vücudun proteine ihtiyacı vardır.

NEREDEN ALACAĞIZ?

İnsanlar amino asitler içeren gıdalar yediğinde, bu amino asitler vücudun proteinleri üretmesine veya sentezlemesine olanak tanır. Bazı amino asitleri tüketmiyorsak, vücudumuzun düzgün çalışması için yeterli miktarda protein sentezi yapamayız. Ayrıca insan vücudunun üretmediği dokuz temel amino asit vardır, bu nedenle bu amino asitler beslenmeden gelmelidir.
İnsan vücudunun kendisinin üretemediği dokuz amino asit şunlardır: Histidin, izolösin, lösin, lisin, metiyonin, fenilalanin, treonin, triptofan ve valin. Bu dokuz temel asidi kabaca eşit oranlarda içeren gıdalara, komple proteinler denir. Komple proteinler; esas olarak süt, et ve yumurta gibi hayvansal kaynaklardan gelir.
Soya ve kinoa ise komple protein olarak adlandırabileceğimiz sebze kaynaklarıdır. Kırmızı fasulye, mercimek, kepekli pirinç ve fıstık ezmesi de komple protein sağlar. Yapılan araştırmalar, vücudun her öğünde gerekli amino asitlerin hepsinin alınmasını gerektirmediğini gösteriyor. Çünkü komple protein üretmek için son yemeklerden alınan amino asitlerden yararlanılıyor. Yani önerilen besin proteindir ancak gerçekten ihtiyacımız olan şey amino asitlerdir.

NE KADAR PROTEİN TÜKETİLMELİ?

Ulusal Sağlık İstatistikleri Merkezi’ne göre, ortalama olarak kahvaltı sırasında protein (13 gram) aldığımız gibi, akşam yemeği sırasında neredeyse üç kat fazla protein tüketiyoruz (38 gram).
Peki günlük ne kadar proteine ihtiyacımız var? Aslında uzmanlar kesin miktarların önerilmesinin zor olduğunu, çünkü bu durumun yaş, cinsiyet ve kiloya bağlı olarak değiştiğini söylüyor. Ancak bir genelleme yapılacak olursa uzmanlar, sağlıklı yetişkinlerin vücut ağırlığı başına 0.75 gram proteine ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Örneğin, 140 kilo ağırlığınız varsa, günde yaklaşık 105 gram protein almanız gerekir. Yüksek proteinli diyetlerin son zamanlarda popüler olması, bazı kişilerin protein alımını aşırıya çekmesine yol açtı. Ama fazla protein tüketiminin hiçbir soruna çözüm olmadığını unutmayın
Sadece hayvansal gıdalardan protein alabileceğinizi mi düşünüyorsunuz? Cevabınız evetse, bitkisel kaynaklardan da protein alabileceğinizi hemen söyleyelim. Bitkiler, hücresel yapı bakımından hayvanlar kadar canlıdır, bu nedenle de protein içeriği vardır. Özellikle baklagiller, protein açısından zengin bir bitki kaynağıdır. Daha farklı hangi gıdalar yüksek protein içerir, bir göz atalım…

NOHUT

İster bu lezzetli baklagili bir humus olarak tüketin, isterseniz çorbanızın içine katın. Nohut, mükemmel bir protein ve lif kaynağıdır. Ayrıca nohutta protein ve lifin yanı sıra demir, çinko, vitamin ve mineraller de bulunur.

CHİA TOHUMLARI

Chia tohumu, yüksek miktarda lif ve protein içerir. Karbonhidrat da içerir ama yüksek oranda lif olduğu için kana yavaş karışır. Böylece doygunluk hissi oluşur ve de uzun süre tok kalmanızı sağlar.

PATATES

Her ne kadar besin değeriyle ilgili kötü bir üne sahip olsa da, orta büyüklükteki bir patates 4 gr. protein içerir. Bunun yanında günlük potasyum alımının yaklaşık yüzde 20’sini karşılar.

SOMON

Protein ihtiyaçlarının kişiye göre farklılık gösterdiğini söylemiştik. Bu bağlamda, 1.5 kiloluk somon filetosu yaklaşık 40 gram protein içerir. Somon, metabolizmayı zenginleştiren omega-3’lerden de zengindir.

BROKOLİ

Brokoli sadece müthiş bir lif kaynağı değil, aynı zamanda protein içeriği ile de şaşırtıcı bir sebzedir. Pişirilmiş yarım bardak brokolide yaklaşık 2 gr. protein bulunur.

SÜZME PEYNİR

Süzme peynir, birçok uzmanın protein tavsiyelerinin başında gelir. Çünkü sadece yarım bardak süzme peynirde 14 gram protein vardır.

BADEM KRAMPLARA İYİ GELİYOR

Badem; yüksek miktarda protein içermesinin yanında, C vitamini açısından da oldukça zengindir. Bu da cildinizin ve saçlarınızın sağlığını olumlu yönde etkiler. Ayrıca badem, günlük önerilen magnezyum alımının yüzde 61’ini sağlar; bu da şeker isteğini azaltmaya, Premenstrüal Sendrom–PMS (adet öncesi sendromu) ile ilgili krampları yatıştırmaya, kemik sağlığını iyileştirmeye, kas ağrısını ve spazmlarını hafifletmeye yardımcı olabilir.

KİNOA ENERJİ VERİR

Kinoa’nın pirinç ve buğday gibi tahıllarla kıyaslandığında daha kaliteli ve yüksek protein içerdiği bilinir. Pişmiş kinoa, besin veri tabanına göre fincan başına yaklaşık 8 gram protein içeriyor. Ayrıca vejetaryenler için mükemmel birkaç proteinden biridir diyebiliriz. Yani vücudunuzun ihtiyaç duyduğu dokuz temel amino asidi içerir. Bu nedenle size, ağırlık kaldırma ve uzun toplantılar için enerji verecektir.

KABAK ÇEKİRDEĞİ TOK TUTAR

Bir avuç kabak çekirdeğinde yaklaşık 5 gram protein bulunur ve bu miktar günlük protein ihtiyacının yüzde 10’unu oluşturur. Kabak çekirdeği, diğer protein değeri yüksek besinler gibi sizi uzun süre tok tutabilir. Kabak çekirdeği, lif, mineral ve magnezyum deposudur. Kasları rahatlatan ve hava dalgalarını açmaya yardımcı olan bir mineraldir. Böylece daha kolay nefes alabilirsiniz. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar, magnezyum eksikliğinin histamin düzeyleri üzerinde olumsuz etkilere neden olduğunu belirtmektedir.

Baklagillerin faydalarından bahsettiğimiz bir başka yazımız için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.