Sosyal Medya

Meme Kanseri

Meme Kanserine Dur Diyen 3 Kural

Yayınlanma:

,
meme kanserine dur

Her kadının bilmesi gerekiyor…

Meme kanserinde teşhis ve tedavi süreci, kadının kendisini olduğu kadar yakınlarını da olumsuz etkiliyor. Bu istenmeyen sürecin yaşanmaması için tüm kadınların ‘erken tanı’yı ihmal etmemeleri gerektiğini belirten Acıbadem Etiler Tıp Merkezi’nden Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Hüseyin Güney  bu konudaki üç altın kuralı şöyle sıralıyor: “Her kadın 20 yaşından sonra kendi kendini muayene etme alışkanlığı kazanmalı, belli sıklıkta klinik meme muayenesinden geçmeli ve belirli bir yaştan itibaren düzenli olarak mamografi tetkiki yaptırmalı.” Özellikle kadınların 40 yaşından sonra her yıl ‘mamografi’ çektirmeleri gerektiğinin altını çizen Dr. Hüseyin Güney “Meme kanserine dur!” diyebilmek adına, kadınların hangi yaşta hangi muayene yaptırmaları gerektiğini şöyle açıklıyor.

1- Kendi kendine kontrol

Elle muayene, her kadının mutlaka uygulaması gereken bir ‘tanı’ yöntemi. Çünkü belli aralıklarla kadınların memesini kontrol etmeleri, kanserin ileri safhalara ulaşmadan fark edilmesini sağlıyor. 20 yaşından sonra her kadının ‘ayda bir kez’ kendini muayene etmesinin önemine değinen Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Hüseyin Güney “Düzenli olarak kendini ‘elle muayene’  eden bir kadın, bir süre sonra normal meme dokusunu ve kendi meme yapısını öğreniyor. Böylelikle memedeki renk-şekil değişikliklerini ya da farklı bir ‘kitle’yi daha erken safhada fark edebiliyor” diyor. Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Hüseyin Güney hangi belirtilerden şüphelenilmesi gerektiğini ise şöyle anlatıyor: “Memede veya koltukaltında ele kitle geliyorsa, memenin boyutu veya şeklinde değişiklikler varsa, meme başından akıntı oluyorsa, memenin veya meme başının derisinde renk değişikliği görülüyorsa, bu belirtiler mutlaka bir doktor tarafından değerlendirilmeli”.

Nasıl yapılmalı?

Elle muayenenin adet başlangıcından 5-7 gün sonra, hormon etkisinin en az olduğu dönemde yapılması öneriliyor. Çünkü bu günlerde memelerdeki hassasiyet daha az oluyor. Eğer hamile veya menopozda iseniz, kontrolü her ay aynı güne denk getirmenizde fayda var. Elle muayenede izlenecek yolu, önce ayna karşısında kendini incelemek, ardından bir yere uzanarak ‘elle’ muayene etmek olarak sıralayan Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Hüseyin Güney şöyle devam ediyor: “Bir aynanın karşısına geçerek ellerinizi belinize koyun. Memeleriniz simetrik görünüyor mu? Ya da görünürde bir kitle, meme derisinde çöküklük ya da portakal kabuğunu andıran pütürükler var mı? Aynı işlemi ellerinizi kaldırarak yineleyin. Ardından yatarak muayene geçebilirsiniz. Sağ elinizi başınızın altına yerleştirin. Sol elinizin ikinci, üçüncü ve dördüncü parmaklarıyla meme başı çevresinden meme derisine doğru nazikçe bastırarak dairesel hareketler uygulayın. Herhangi bir ağrı, hassasiyet ya da kitle hissediyor musunuz? Koltukaltınıza baktıktan sonra sol memeye de aynısını uygulayın”

2- Klinik meme muayenesi ve meme ultrasonografisi

Bu yöntemin tek farkı; elle muayenenin bir uzman doktor tarafından yapılıyor olması. Uzmanlara göre; klinik muayenenin ve meme ultrasonografisinin 20 yaşından sonra 1-3 yılda bir, 40 yaşından sonra ise her yıl yaptırılması şart.  Ancak muayene sıklığı, her kadının aile öyküsüne ve taşıdığı risklere göre değişebiliyor.

3- Mamografi taraması

Mamografinin düzenli olarak uygulandığı ülkelerde meme kanserine bağlı ölüm oranı; uygulanmayan ülkelere göre ortalama yüzde 30’dan daha az.  Diğer bir deyişle meme kanserinde ‘erken tanı’ya olanak sağlayan en etkili yöntem; mamografi. Bu tetkik ile elle muayenede saptanmayacak kadar küçük kitleler, hatta kanser öncüsü hücresel değişiklikler bile tespit edilebiliyor. Çarpıcı bir sonuç olarak; mamografi taramasıyla kansere yol açan oluşumlar henüz kitlelere dönüşmeden 2 yıl öncesinden görüntülenebiliyor. Normalde bu yapıların ‘elle’ ya da ‘klinik’ muayenede hissedilebilmesi için 2 yıl geçmesi gerekiyor. Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Hüseyin Güney bu nedenle herhangi bir bulgu ve belirti olmasa bile 40 yaşın üzerindeki her kadının yıllık meme ultrasonografisi ile mamografi çektirmeleri gerektiğinin altını çizerek, “Özellikle 40-50 yaş arasındaki kadınlarda rastlanan kanserlerin büyüme oranlarının daha yüksek olduğunu düşünürsek, her yıl aksatmadan yaptırmaları çok önemli” diyor.

Meme kanserini artıran 8 risk

  • Cinsiyet

    Meme kanserinin erkeklerde görülme oranı, yüzde 1’den daha az. Başka bir deyişle yüzde 99 oranla en sık kadınlarda rastlanıyor.

  • Yaş

    Genç kadınlara göre, 50 yaş ve üzerindeki kadınlar daha fazla risk altında bulunuyor.

  • Aile hikayesi

    Özellikle anne tarafındaki birinci derecelik akrabalıklarda; anne, teyze ve anneannelerde meme kanseri öyküsü varsa, kişide görülme riski daha yüksek.

  • Östrojen hormonu 

    12 yaşından önce yani erken adet olmak kadar menopoza geç girmek (55 yaş) de meme kanseri riskini artırıyor.

  • Hormon tedavisi

    Menopoza giren kadınlara uzun süreli reçete edilen (5 yıl ve fazlası) bazı hormon ilaçları, meme kanseri ihtimalini artırıyor.

  • Meme kanseri hikayesi

    Memelerden birindeki kanser oluşumu, ileride diğer memede de görülmesine sebep olabiliyor.

  • Beslenme

    Yağ ağırlıklı beslenen ve fazla kilosu olanlarda meme kanseri daha çok görülürken, düzenli egzersiz ve fiziksel aktivite bu riski azaltıyor.

  • Genetik bozukluklar

    Tüm meme kanserlerinin yüzde 5 ila 10’u, BRCA1 ve BRCA2 adındaki kalıtsal meme kanseri genlerinden kaynaklanıyor.

 

 

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilinçli hasta

Erkeklerde Meme Kanseri

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Erkeklerde meme kanseri son yıllarda görülmeye başlandı. Meme kanserinin erkeklerde çok daha az görülmesinin sebebi meme dokusunun kadınlardan daha az olması ve hormonal yapı farkı.

Meme kanseri denilince akla ilk hatta tek gelen kadınlarda görülen bir hastalık olduğudur. Oysa son yıllarda meme kanseri, erkeklerde de görülmeye başlandı. Meme dokusunun kadınlardan daha az olması ve hormonal yapı farkı, meme kanserinin erkeklerde çok daha az görünüyor olmasının başlıca sebebidir. Erkeklerde meme kanserinin görülme sıklığı yüzde 1 olarak açıklandı. Yaş ortalaması incelendiğinde ise genç erkeklerden çok 60 yaş üstü erkeklerde görüldüğü tespit edildi. Kadınlarda çok daha kolay fark edilen bu kanser türü, erkeklerde beklenti dışı olması sebebiyle çok daha geç fark ediliyor ve dolayısıyla -genelde- tedavide geç kalınmış olunuyor.

BELİRTİLER KADINLARLA AYNI

Meme kanserinin belirtileri kadınlar ve erkeklerde neredeyse aynıdır. En yaygın görülen belirti meme dokusundaki kitledir. Diğer bulgular, memenin boyutunda, biçiminde veya üzerindeki deride değişiklikler, meme ucunun görünümünde değişiklikler, meme ucunda akıntı, memede ülserler, meme ucu veya etrafındaki ürtikerdir. Meme ağrısı, meme kanserinde nadiren ve hastalığın ileri evrelerinde görülebilir. Elbette bu belirtileri yaşayan erkeklerin tamamı kanserdir anlamına gelmiyor. Sadece eken teşhisin bu kadar önem kazandığı günümüzde erkeklerin meme kanseri riskinden haberdar olup bedenlerinden gelen sinyalleri iyi dinlemeleri gerekiyor.

MEME ALINIR

Tedavi seçenekleri her geçen gün değişip gelişiyor. Tedavi seçeneklerinin başarısı, teşhis edildiğinde kanserin ne kadar ilerlemiş olduğuyla yakından ilgilidir. Erkeklerde genellikle lumpektomi (sadece kitlenin alınması) yapılması mümkün olmaz çünkü memede çok az doku vardır ve kanser genellikle meme ucuna yakındır. Genelde mastektomi (tüm memenin alınması işlemi) operasyonu yapılır. Sıklıkla hastalıklı bölge yakınındaki lenf bezleri de (örneğin koltuk altındakiler) kanserin yayılmış olma ihtimaline karşı alınır.

TEDAVİ KOLAYLAŞTI

Prostat büyümesi, uzun bir ömrü olan tüm erkeklerin başına gelecek bir hastalıktır. Kişiye ciddi sıkıntı veren bu hastalığın tedavisi, gelişen teknolojiyle beraber kolaylaşmaya başladı ancak her hastalıkta olduğu gibi prostat büyümesinde de erken teşhis ve tedavi son derce önemli. Büyüdüğünde sıkıntı vermeye başlayan prostat, erkeklerde idrar torbasını saran bir salgı bezidir. Görevi ise idrar yollarını korumak için gereken birtakım salgıları üretmektir. Genç yaşlardaki erkekler, prostatın varlığını dahi hissetmezler. Ne zaman ki yaş ilerler ve prostat hormonlarında değişiklikler başlar; işte o zaman prostat, varlığını hissettirmeye başlar. Prostat büyümesi ve prostat kanseri sıklıkla karıştırılır ve birçokları için büyüme teşhisi, kanser habercisi olma niteliği taşır. Oysa prostat büyümesi ve prostat kanseri, birbirinden ayrı ve bağımsız hastalıklardır.

MESANE BOŞALMAZ

Yapılan istatiksel çalışmalar, er ya da geç tüm erkeklerin prostat büyümesi ile karşı karşıya geleceğini gösteriyor. National Institutes of Health’e (Ulusal Sağlık Enstitüsü) göre prostat büyümesi, 80 yaşını geçen erkeklerin yüzde 90’ında görülmekle birlikte 40’lı yaşların başında da rastlanabilen bir durum. Hastalığın gelişmesinin en belirgin göstergesi, sıklıkla ve şiddetli bir ihtiyaç haliyle idrara çıkmadır. Hastalığın diğer belirtileri arasında, adeta süzerek idrara çıkma, gece saatlerinde artan tuvalet ihtiyacı, kesintisiz değil de aralıklı idrar yapma, idrar bittiğinde koyu kıvamlı bir akıntı gelmesi ve hiçbir zaman mesanenin tamamen
boşaldığını hissedememe gibi şikayetler sayılabilir. Bu şikayetleri yaşıyorsanız, mutlaka uzman bir doktora başvurmalı ve gerekli testleri yaptırmalısınız. Şikayetleriniz henüz başladıysa idrar ve kan testi yaptırmanız yeterliyken, uzun zamandır prostat büyümesi şikayeti olanların, böbreklerinde oluşması muhtemel hasarın tespiti için kreatinin değerlerini de ölçtürmeleri gerekir.

ÖĞÜNLERİNİZE DOMATES EKLEYİN

  • Prostat büyümesi şikayeti olanlar, kafeinli içeceklerden mutlaka uzak durmalılar.
  • Prostat büyümesi olan kişilerin idrar yolu enfeksiyonu geçirme ihtimali artar. Bu sebeple bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi olan diyetler uygulamak gerekir. Sebze ve meyveden zengin beslenmek yapılabilecekler arasında yer alıyor.
  • Her gün bir avuç ceviz, fındık ya da badem tüketmek şikayetlerin azalmasında etkili olacaktır.
  • Domates, öğünlerinizde yer almalı ve mutlaka bolca tüketilmelidir. İçerdiği faydalı maddeler, prostat kanseri başta olmak üzere birçok kanser oluşumunda engelleyici rol oynar.
  • Yapılan çalışmalar, soya ürünlerinde bulunan fito-östrojenin prostat büyümesi olan kişilerde idrar çıkışını rahatlattığını gösterdi. Bu sebeple günlük beslenme planınıza ekleyeceğiniz soya fasulyesi, soya filizi ya da tofu, şikayetlerinizin azalmasına yardımcı olacaktır.

Devamını Oku...

Bağımlılık

Ağrıları Geçirmenin Doğal Yolları

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Ağrıları Geçirmenin Doğal Yolları

Ağrının kendi kendine geçmesini beklemektense bir şeyler yapmanız şart. Kronik ağrı çekenler; doğal yöntemlerden ilaç tedavisine, egzersizden ameliyata kadar pek çok yönteme başvurabilir. Bu yazımızda ağrıları geçirmenin doğal yolları hakkında yazıyoruz.

Önemsiz gibi görünen bir ağrı bile tüm gününüzü mahvetmeye yetebilir. Doğal yöntemlerden ilaç tedavisine, egzersizden ameliyata kadar sayısız yöntem, bu dertten mustarip olanların başvurdukları yöntemler arasında yer alıyor. Siz hangisinden fayda görürsünüz bilmem ancak uzanıp geçmesini beklemektense bir şeyler yapmanız şart. Doğada her derdin devasının bulunduğuna inanan hekimlerdenim. Ancak bilim adamlarının araştırmalarla desteklediği doğal yöntemler dışında kalanları önerilerim dışında bırakırım. Dayanılmaz ağrılar yaşayanlar için doğal tavsiyeleri araştırdığımda önerebileceğim birkaç alternatifle karşılaştım:

Acı Şifa Kapsaisin

Kapsaisin, bibere acılık veren maddedir. Yediğiniz biber ne kadar acıysa, içerdiği kapsaisin oranı o kadar yüksektir. Güvenilir markaların piyasaya sürdüğü kapsaisin içerikli kremlere ulaşmak artık çok kolay. Aldığınız bu kremi, ağrı şikayetiniz olan bölgeye günde üç kez masaj yaparak uygulayın. Biraz yakacak, alerjik bir durumunuz yoksa bunu önemsemeyin.

Söğüt Kabuğu

Söğüt kabuğu, aspirinle aynı kökenden gelir. Ancak yapılan araştırmalar, söğüt ağacı kabuğunun aspirin ve türevlerinden daha etkili olduğunu gösterdi.

Muskat Yağı

Aktardan alacağınız üç damla muskat yağını 50 ml zeytinyağı ile karıştırın ve ağrı hissettiğiniz bölgeye günde üç kez hafif masaj yaparak uygulayın.

Arnika

Arnika, bir tür çiçektir. Piyasada arnika içerikli kremler bulmanız artık çok kolay. Dikkat etmeniz gereken şey, arnika konsantrasyonun ölçüsü. Belki biraz daha pahalı olacaktır ancak mutlaka yüksek konsantrasyonlu olanlarından alın. Arnika, özellikle ani gelen şiddetli ağrıları dindirmede son derece etkili bir bitki. Yapılan araştırmalar; özellikle sırt, diz, omuz ve kireçlenme ağrılarında etkili olduğunu gösteriyor. Jel formatında temin edebileceğiniz arnika özü jelini, günde üç defaya kadar uygulayabilirsiniz.

Zencefil

Zencefilin içerdiği yağlar, eklem bölgesinde gelişen iltihaplanmayı azaltıcı etkiye sahip. Zencefili toz halde tüketmeyi tercih ediyorsanız, yedi gün boyunca günde birkaç kez olmak koşuluyla, (1 çay kaşığı) toz zencefili bir bardak içeceğinize karıştırarak içmeniz yeterli.

Ağrılara sebep olan günlük alışkanlıklar

Bel ağrısı, şiddet bakımından kişiden kişiye farklılık gösterse de genelde benzer özellikler taşır. Yapılan istatistiksel çalışmalar, lumbago (belde şiddetli ağrı) olarak isimlendirilen bel ağrısının doktora götüren ağrılar arasında beşinci sırada yer aldığını gösteriyor. Yapılan bu istatistiğe göre yetişkinlerin neredeyse yüzde 90’ı hayatlarında bir kez olsun bel ağrısı ile karşılaşmış. Hatta bu kişilerin yüzde 50’si bel ağrısını her yıl mutlaka yaşadıklarını belirtmişler. Yaşanan şiddetli bel ağrılarının yüzde 40’ı ise farklı hastalıklara sebep oluyor. Omurga sistemi, duruş pozunu veren dört önemli açılma (agulasyon) yapmakla görevlidir. Kas ve iskelet sistemimizdeki problemler, bu açı dengesini kolaylıkla bozabileceğinden bel ağrılarına sebep olabilir.

Günlük yaşamınızda duruşunuzu bozan alışkanlıklarınız bel ağrısına hatta disk kayması gibi daha ciddi durumlara sebep olabilir. Hafife aldığınız ve küçük gördüğünüz bu alışkanlıklar, zamanla çok ciddi ve büyük sıkıntılar doğurabilir. Ayakkabınızın topuk yüksekliği arttıkça ayaklarınıza uyguladığı basıncın şiddeti de artar. Örneğin 7-7.30 cm. yüksekliğindeki bir topuklu ayakkabı belinize, düz bir ayakkabıya oranla yedi kat fazla basınç uygular. Bu zemin basıncı zamanla omurganızı da etkileyerek duruş bozukluklarına sebep olur. Yapılan istatistikler gösteriyor ki, yüksek topuklu ayakkabı giyen kişilerin yaklaşık yüzde 50’si, ilerleyen zamanlarda omurga hasarıyla sonuçlanan durumlar yaşamış. Gün boyu oradan oraya taşıdığınız o kocaman çantaların içindeki malzemelerin birçoğunu hiç kullanmadan evinize geri getiriyorsunuz. Yapılan çalışmalar, kendi ağırlığının yüzde 10’undan fazla yükü omuzda taşımanın, vücut dengesini bozarak omurgada ciddi hasarlara sebep olan duruş bozukluğunun gelişmesine sebep olduğunu gösterdi.

Devamını Oku...

Kadın Sağlığı

Meme Kanserinde Erken Teşhis Hayat Kurtarır!

Yayınlanma:

,

Meme Kanserinde Erken Teşhis Hayat Kurtarır!

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Tıbbi Onkoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Başak Oyan Uluç, Meme Kanseri Farkındalığı ayında erken teşhisin önemini şu sözlerle anlatıyor “ Meme kanserinde erken teşhis ve bilinç paha biçilmezdir. Genç yaşlardan itibaren öğrenin, konuşun ve kendinizi test edin”

Ekim ayı, her yaşta, beslenmeye, yaşa, genetiğe, kiloya bakmadan, her 8 kadında 1 karşılaşılan ve her yıl daha da yaygınlaşan meme kanserine karşı yapılan bir bilinçlendirme ayı. Bu kadar yaygın olan ve her kadını tehdit eden bu hastalık, kadınlarda kansere bağlı ölümlerin yüzde 15’ini oluşturuyor. Kadınları endişelendiren bir rakam. Ancak teşhisinin kolay olması ve yeni geliştirilen tedavi yöntemleri tedirginlikleri ortadan kaldırıyor.

Meme kontrolü nasıl yapılır?

Erken teşhisin en önemli adımı evde kendi kendimize yapabileceğimiz kontroldür. Memeyi el ile muayene ederek, genellikle en az 1 cm büyüklüğüne ulaşmış kanserli bir kitleyi bu yöntem ile keşfetmemiz mümkün. Ayrıca belli başlı belirtiler de var, bu belirtilere sahip olan kadınlar vakit kaybetmeden uzmana görünmeli.

  • Memede büyüme, şekil bozukluğu yada renk değişikliği
  • Meme başında içe doğru çekilme, çökme
  • Memede veya koltuk altında ele gelen sert kitle
  • Meme başından akıntı
  • Memede portakal kabuğu görüntüsü

Meme kanseri tüm kadınlarda görülebilir!

Meme kanseri tüm kadınlarda görülebilir, ancak bazı faktörlerin meme kanseri riskini artırdığı bilinmektedir. Meme kanseri görülme sıklığı yaşla beraber artmaktadır.  Adet görmeye başlama yaşının 12’den önce olması, geç menopoza girmek (55 yaş sonrası), hiç doğum yapmamış olmak veya geç yaşta (30 yaş sonrası) doğum yapmak, emzirmemek, ailede meme kanseri tanısı almış kişilerin olması, alkol ,sigara kullanımı ve menopoz sonrası obezite riski artıran durumlardır.

Beslenme önerileri;

Beslenmenin risk artırmada etkisi net olmamakla birlikte, fazla kırmızı et tüketimi, işlenmiş et tüketmek ve aşırı yağlı beslenmek riski artırabilir. Sebze ve meyve ağırlıklı beslenmenin, fiziksel aktivitenin fazla olmasının riski azalttığı gösterilmiştir. Düzenli sporun yanında kadınların sarımsak ve yeşil yapraklı sebzeler gibi belirli yiyecekleri de tüketmeleri meme kanseri riskini azaltmada etkili olduğu kanıtlanmıştır.

  • İdeal kilonuzu koruyun.
  • Alkol alımını azaltın. Çok gerekliyse 1 kadehten fazla tüketmeyin.
  • Yapılan çalışmalar Emziren kadınların meme kanserine yakalanma riskinin diğer kadınlara oranla daha düşük olduğunu gösteriyor.
  • Yeşil çay içerdiği polifenoller sayesinde meme kanserinden koruyucu özellik gösteriyor.
  • Haftada 1-2 kere orta büyüklükte balık tüketilmesi gerekmektedir.
  • Kalsiyumdan zengin az yağlı süt, yoğurt, peynir ve süt ürünleri meme kanserinden korunma açısından çok önemlidir.
  • Havuç, kırmızıbiber ve tatlı patates gibi sarı, turuncu ve kırmızı renkli meyve ve sebzelerde bulunan karotenoidlerin meme kanseri riskini azaltabileceğini bildiren araştırmalar mevcut.
  • Bol sebze, düşük karbonhidrat ve az kırmızı et tüketilen diyetler östrojen reseptörü negatif meme kanseri geliştirme riskini önemli ölçüde düşürmeyle bağdaştırılmaktadır.
  • Kanser oluşumunu artırıcı etki gösteren  tam yağlı besinler, kızartmalar, tütsülenmiş ve tuzlanmış salamura etler ile mangalda pişirilen etler kesinlikle uzak durun!

Tedavi yöntemleri nelerdir?

Meme kanseri erken teşhis konulması ve günümüz modern tedavilerinin kullanılması durumunda tedavi edilebilir bir hastalıktır.  Başarılı bir tedavi tek branş tarafından yapılamaz. Başarı için Genel Cerrahi, Tıbbi Onkoloji, Radyasyon Onkolojisi, Patoloji, Radyoloji, Nükleer Tıp gibi çok sayıda branşın ortak karar vererek hareket etmesi gerekmektedir. Bu amaçla hastaların tümör konseyinde tartışılarak tedavi planlarının yapılması gerekmektedir.

Erken evre meme kanserinde ana tedavi cerrahidir. Cerrahi sonrası nüksleri engellemek için tümörün özelliklerine göre radyoterapi, kemoterapi ve hormonal tedavi uygulanmaktadır. Başka organa atlamış (metastaz yapmış) tümörlerde ise cerrahi yapılmamakta, kemoterapi ve/veya hormonal tedavi uygulanmaktadır.

Kalıtsal meme kanseri riski taşıyanlara ne yapmalıdır?

Belirtmek gerekir ki; kanserlerin yalnız %10’u kalıtsaldır. %70-75’inde ailede daha önce meme kanseri teşhisi almış kişi yoktur yani tüm kadınlar meme kanseri açısından risk altındadır.

Kalıtsal meme kanseri riski taşıyan kişilerde önleyici cerrahiler, ilaçla korunma ve yakın takip önerilmektedir. En etkin yöntem önleyici cerrahiler ile riskin azaltılmasıdır. Angeline Jolie örneği ile gündeme oturan ve pek çok kadının bilinçlenerek, cesaret ederek meme kanseri ile savaşı baştan kazanmalarına olanak sağlayan bir tedavidir. Bu yöntemler çift taraflı mastektomi, yani memenin alınması ve over kanserine karşı yumurtalıkların alınmasıdır. Mastektomide cilt ve meme başı korunup, cerrahi sırasında silikon implant yerleştirildiği için estetik bir problem olmamaktadır. Yumurtalıkların alınması 35-40 yaşından sonra veya istenen sayıda çocuk yapıldıktan sonra önerilmektedir.

Meme kanseri konusu hakkında daha fazla bilinçlenmek için bir başka yazımızı okuyabilirsiniz. O yazımız için buraya tıklayın.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.