Bizimle iletişime geçin

Bilinçli hasta

Meme Kanseri Riski Yaşla İlgili Değil

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Meme Kanseri Riski Yaşla İlgili Değil

Ekim ayı, sağlık takviminde ‘Meme Kanseri Farkındalık Ayı’ olarak yer alıyor. Meme kanseri riski ise ay fark etmeksizin var. O yüzden, meme kanserinin erken teşhisi, hastalığın tamamen tedavi edilebilmesi için son derece önemli. Siz de muayenenizi ihmal etmeyin.

Sağlık problemlerine ya da sağlıklı bir hayatın gereklerine dikkat çeken özel günlerin farkındalık oluşturmak adına son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Girmek üzere olduğumuz Ekim ayı da sağlık takviminde ‘Meme Kanseri Farkındalık Ayı’ olarak yer alıyor. Meme kanseri, erken teşhis edildiğinde tamamen tedavi edilebilen bir hastalık.
Bu sebeple, kendinizi muayene etmek, edebilmek meme kanseri erken teşhisi için son derece önemli.

HER SEKİZ KADINDAN BİRİ BU HASTALIĞA YAKALANIYOR

Tüm dünya genelinde görülme sıklığı ciddi oranda artan meme kanserine, son yıllarda her sekiz kadından birinde rastlanıyor. Bu son derece ciddi ve ürkütücü bir rakam. Her kadın meme kanseri olma riski taşır! Özellikle genetik faktörlerin önemli olduğu bu hastalık, yaşam tarzı ve benzer sebeplerden de etkilenerek ortaya çıkabiliyor.
Yapılan araştırmalar; adet görmeye başlama yaşının erken olması, geç menopoz, hiç doğum yapmamış olmak, emzirmemek, fazla kilolar, hareketsizlik, alkol ve sigara bağımlılığı gibi faktörlerin meme kanseri riskini artırdığını gösteriyor.
Yapılan araştırmalara göre, meme kanserlerinin yalnızca yüzde 10’u kalıtsaldır. Hastaların yüzde 15-20’sinde ise kalıtsal sayılmamakla birlikte ailede daha önce meme kanseri teşhisi alan kişilerin olduğu bilinmektedir. Bu oranlara göre meme kanseri teşhisi alan kişilerin yüzde 70-75’inin ailesinde meme kanseri teşhisi alan kimse yoktur.

KİMLER TARAMA YAPTIRMALI?

Ailesinde meme ve yumurtalık kanseri hikayesi olanlar ve yakın akrabalarında 45 yaş altı meme kanseri hikayesi olanlar, risk grubunda olduklarını bilmeli ve gerekli taramaları yaptırmalıdırlar.
Ünlü bir Hollywood yıldızının yaptırmış olması sebebiyle popülaritesi artan bir test var: BRCA-1 veya BECA-
2 geni taraması. Bu testte tespit edilecek gen mutasyonu, kişinin meme ve yumurtalık kanserine yakalanma riskinin oldukça yüksek olduğu anlamına gelir. Ancak bu testleri herkesin yaptırması önerilen bir yöntem değildir.

Kadın olmak, tek başına meme kanseri riski taşıdığınız anlamına gelirken bir de yukarıda saydığım maddeler hayatınızın birer parçası ise daha çok dikkat etmeniz gerekir. Birçok hastalıkta olduğu gibi meme kanserinde de erken teşhis, tedavi başarısı için çok önemlidir. İlerleyen tıp bilimi ve umut veren araştırmalar neticesinde geliştirilen tedavi yöntemleri, erken tanı halinde hastalıktan kurtulmanın mümkün olduğunu gösteriyor. Meme kanserinin yaşla bir ilgisi yoktur.Bu sebeple 20 yaşından itibaren risk altında olduğunuzu bilmeniz ve kendinizi muayene etmeye başlamış olmanız gerekir. Memenizde bir kitle fark edecek olursanız, vakit kaybetmeden bir genel cerrahi uzmanına görünmeniz gerekir.

Yaklaşık 40 yaşına kadar elle muayene ve ultrason incelemesi yeterli sayılabilir ancak 40 yaşından sonra düzenli aralıklarla mamografik inceleme yapılması uygun ve gereklidir. Kanser türlerinin birçoğunda tedavi başarısı için hastanın değil hastalığın yaşı önemlidir.

MEME KANSERİNİN BELİRTİLERİ NELERDİR?

Meme kanserinin en sık belirtisi, memede ağrısız kitle saptanmasıdır.Bunun dışında meme başı veya cildinde çekinti olması, meme cildinde kızarma, ödem veya portakal kabuğu görüntüsü olması ve koltukaltında ele kitle gelmesi de meme kanserini düşündürmelidir.Bu belirtiler olduğunda hiç vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır. Ne kadar erken teşhis yapılırsa, tedavi de o kadar kolaylaşmaktadır.

BESLENME ŞEKLİNİZ KANSERDEN KORUNMAK İÇİN ÇOK ÖNEMLİ

Yazılarımı takip edenler bilirler; Amerikalılar’ın çok sevdiğim bir sözü vardır; ‘Ne yiyorsan osun’ derler. Bu sebeple beslenme alışkanlıklarınız, sağlığınızın seyri için çok önemlidir. Ne kadar iyi ve doğru beslenirseniz, o kadar sağlıklı kalırsınız. Meme kanserinden korunmanız için size tavsiye edeceklerim aslında sizi birçok hastalıktan koruyacak ipuçlarıdır.

ALKOL VE SİGARAYI TERK EDİN

İdeal kilonuzu öğrenin ve o kiloda kalmaya çalışın.Omega-3’ten zengin beslenin.Alkol ve sigara alışkanlığınız varsa mutlaka terk edin.Emzirmek, meme kanserine yakalanma riskini azaltır. İmkanları zorlayın ve bebeğinizi emzirin.

Yapılan araştırmalar, kırmızı ve beyaz turp, pancar, şalgam, brokoli, Brüksel lahanasında bulunan isotiyosiyanat, karotenoid, isoflovan; A, C ve E vitaminlerinin özellikle premenopozlu kadınlarda östrojen metabolizması üzerinde etkiederek meme kanseri riskini düşürdüğünü gösterdi.

Balık yiyin. (Haftada bir veya iki kez orta boy bir balık yemek yeterli olacaktır.) Yeşil çay için.

EN GEREKLİ VE FAYDALI İLAÇ: MORAL

Meme kanseri tedavisi, hastalığın seyrine göre değişiklik gösterse de halen en etkili tedavi yöntemi, cerrahi tedavidir. Bu yöntemin şekli ve seyri de hastalığın aşamasıyla yakından ilgilidir. Kimi zaman sadece kitle alınırken, bazen de memenin tamamı alınabilir. Bazı durumlarda meme ile birlikte koltuk altı lenf bezleri ve göğüs kasları da alınabilir. Özellikle memenin tamamının alındığı durumlarda hastalar, psikolojik açıdan zorlandıkları bir döneme giriyorlar. Tüm hastalıklarda olduğu gibi kanser ile mücadelede de en gerekli ve faydalı ilaç, moraldir. Kadın olmanın en belirgin özelliklerinden bir olan meme dokusu, vücuttan ayrıldığında, hastanın hastalığı unutma, hayata yeniden tutunmak gibi bir şansı neredeyse kalmıyor. Aynaya her baktığında gördüğü bedeninden eksilen o parça, kişiye sürekli hasta olduğunu hatırlatıyor. Bu durumun hastalar üzerindeki olumsuz etkisini bilen ve bundan kurtulmanın yollarını arayan doktorlar, iki işlemin bir arada yapıldığı ameliyat teknikleri geliştirdiler. Bu yöntemle, hastanın memesi tamamen alınırken, meme ucu ve dokusu korunuyor ve hasta henüz narkozun etkisinden çıkmadan boş kalan yere silikon yerleştiriliyor.

Konuyla ilgili bir başka yazımız için buraya tıklayın.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bilinçli hasta

Mesane Kanserine Yol Açan Etkenler

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Mesane Kanserine Yol Açan Etkenler

Modern çağın korkulu rüyası kanser, her geçen gün daha fazla kişinin kapısını çalıyor. Onlardan biri de mesane kanseri. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Burak Özkanmesane kanserine erkeklerde kadınlara göre 3 kat daha fazla rastlandığını belirtirken, son yıllarda sigara tüketimine paralel olarak kadınlarda da görülme sıklığının arttığını söylüyor. Aile geçmişinde mesane kanseri öyküsünün bulunmasının ise eğer diğer risk faktörleri yoksa mesane kanseri riskini artırmadığını kaydeden Doç. Dr. Burak Özkan toplumda çok fazla bilinmeyen mesane kanserine yol açan etkenleri ve belirtilerini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Kimi zaman fark ediliyor, kimi zaman ise gözle görülmeden sinsice sinyal veriyor. Dünyada kadın erkek her iki cinste görünürlüğüyle 11. sırada yer alan mesane kanseri, erkekleri tehdit eden 7. kanser türü. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Burak Özkan mesane kanserinin en çok idrarda kan görülmesi ile kendini belli ettiğini belirterek “Ağrısız olarak idrarda kan görülmesi (hem kişinin kendi gördüğü hem de gözle fark edilmeyen sadece idrar tahlilinde saptanan) en sık bulgudur. Başka yakınma olmadan sadece idrarda kan görülmesi veya idrar tahlilinde kan saptanması bu hastalığın en önemli belirtisi olup özellikle kişide risk faktörleri varsa mutlaka tam bir ürolojik değerlendirme yapılması gereklidir” diyor.

İdrar yolu enfeksiyonuyla karışabiliyor!

Hastaların diğer şikayetleri ise ani idrar isteği, idrar yaparken yanma ve sızlama, idrar sıklığında artış ve ilerlemiş hastalıkta böbreklerde ağrı ve böbrek fonksiyonlarında bozulma olabiliyor. Doç. Dr. Burak Özkan “Ani idrar isteği, idrar yaparken yanma ve sızlama ve idrar sıklığında artış aslında çok sık görülen ve genellikle idrar yolu enfeksiyonları veya prostat hastalıkları ile ilgili yakınmalar olup, bu durumların düşünülmediği durumlarda mesane tümörleri olasılığı da göz önünde bulundurulmalıdır” derken, mesane kanserinde ayırt edici en önemli özelliğin ağrısız kanama olduğunu vurguluyor. Bu hastalarda hem görüntüleme yöntemleri hem de sistoskopik değerlendirme yapılması gerekiyor.

Bu 3’lü mesane kanseri nedeni!

Tütün kullanımı

Mesane kanseri için en önemli risk faktörü sigara. Hatta tek başına bu kanserin yaklaşık yarısından sorumlu! Öyle ki sigara bırakılmış olsa bile hiç kullanmamış biriyle aynı risk seviyesine inmesi için 20 yıl geçmesi gerekiyor. Son yıllarda özellikle gençler arasında yaygınlaşan ve masum zannedilen nargile de kansere zemin hazırlıyor!

Kimyasal maddeler

Petrol, deri, metal, tekstil ve boya sanayii gibi kimyasal maddelerin yoğun olarak kullanıldığı yerlerde çalışmak da mesane kanseri riskini artırıyor. Hele bir de bu sektörlerde çalışan kişiler sigara içiyorsa risk çok daha fazla oluyor.

Fazla klor

İçme sularında fazla klor mesane kanserine zemin hazırlayan etkenlerden birisi. Fazla klorun yanı sıra, arsenik vb maddelerin de karsinojenik etkileri olduğu yapılan çalışmalarla ortaya konuluyor.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bilinçli hasta

Soğuk Hava Yüz Felci Riskini Artırabilir

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Soğuk Hava Yüz Felci Riskini Artırabilir

Soğuk havanın insan sağlığını hem olumsuz hem de olumlu etkileyen özellikleri var. Kış mevsiminin soğuk günlerinde; astım, KOAH, kalp hastalıkları ile solunum yolu enfeksiyonları ve yüz felciyle daha sık karşılaşılıyor. Bu nedenle işlerini yaparken soğuğa maruz kalan moto kuryeler ve taksi sürücüleri uyarılıyor. Bunun yanında soğuk havanın eklem ağrılarını azaltıcı, cildi sıkılaştırıcı, kilo vermeyi kolaylaştırıcı ve mutluluğu artırıcı yönlerinin de gözden kaçırılmaması gerekiyor.

Cildi Sıkılaştırıyor

Ödemi çözücü etkisinden dolayı gözenekler sıkılaşıyor ve cilt daha sağlıklı görünüyor. Uzun dönemde cilt kasları için egzersiz oluyor. Öte yandan, çok uzun süre soğuğa maruz kalınması cilt kuruluğuna neden olacağı için, bu şartlarda bulunan ya da çalışanların yüzlerini koruması ve yağ bazlı kremlerle nemlendirmeyi ihmal etmemesi gerekiyor.

Metabolizmayı Hızlandırıyor, Kilo Vermeyi Kolaylaştırıyor

Soğuk hava, metabolizmayı hızlandırdığı için yağ yakımını da hızlandırıyor. Dolayısıyla kış ayları kilo vermeyi kolaylaştırıyor. Ancak karbonhidrat ihtiyacı da artıyor. Kilo verebilmek için, dengenin korunması, karbonhidrat alımının kontrol edilmesi gerekiyor.

Serotonin Artıyor, Mutluluk Artıyor…

Soğuk havalarda özellikle sağlıklı kişilerin oksijeni bol bir bölgelerde hafif egzersiz yapması sonrasında, vücuda giren fazla oksijen serotonini de artırıyor. Bu da, insanlara, kendilerini mutlu ve enerjik hissettiriyor.

Soğuk Havaların Tetiklediği Hastalıklar Nelerdir?

Havalar soğumaya başladıkça özellikle soğuk algınlığı, grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarında artış gözleniyor. Soğuk havanın özellikle bazı hastalıklar açısından risk oluşturduğunu hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi İç Hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Hakan Terekeci, istatistiklerin, soğuk havalarda kalp hastalıkları riskini 2-3 kat arttığını paylaşıyor. Özellikle, güvenlik görevlileri, polisler, askerler, inşaat işçileri, çiftçiler gibi açık havalarda çalışmak zorunda kalan mesleklere sahip kişilerin daha dikkatli olması gerekiyor.

Bununla birlikte soğukların her hastalık ve her yaş grubundaki kişileri farklı şekilde etkileyebildiğini de belirten Doç. Dr. Hakan Terekeci, soğukların tetiklediği hastalıkları şöyle sıralıyor…

KOAH-Astım

Soğuk hava özellikle, nefes darlığı, hırıltılı solunum gibi astım semptomlarının en önemli tetikleyicilerinden birini oluşturuyor. Kış ayları, artan hava kirliliğiyle birlikte, hem astım, hem de KOAH hastaları açısından risk oluşuyor. Dolayısıyla bu kişilerin çok soğuklarda dikkatli olması, ilaçlarını düzenli alınması ve KOAH’a kalp hastalığı eşlik ediyorsa dışarı çıkmaması alınabilecek önlemler arasında yer alıyor. Dışarı çıkılacaksa da burun ve ağzın uygun şekilde örtülmesi gerekiyor.

Solunum Yolu Enfeksiyonları

Özellikle zatürre, bronşit, sinüzit, tonsilit gibi enfeksiyon kaynaklı hastalıklar için soğuk hava bir risk oluşturuyor. Çünkü, soğukta, nezle girip gibi viral hastalıklar daha sık görüldüğünden, bağışıklık sistemi zayıf kişilerde, nezle ve gribin üzerine zatürre eklenebiliyor. Alınabilecek önlemlerin başında ise, özellikle bağışıklık sistemini güçlendirmek ve çok soğuk havalarda dışarı çıkmamak geliyor. Doç. Dr. Hakan Terekeci, korunmak adına D vitamini düzeylerine bakılmasını ve yetersizse de hekim kontrolünde takviye alınmasının yararlı olacağını belirterek, “Ayrıca dengeli beslenmeye de dikkat etmek, fazla karbonhidrat, şekerli ürünlerden uzak durmak, protein alımını artırmak da bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı oluyor” diyor.

Yüz Felci

Soğuk hava yüz sinirlerini etkileyerek, yüz felci riskini de artabiliyor.  Bu nedenle özellikle, taksi şoförleri, motokurye gibi araç kullanmak zorunda kalarak, uzun süre soğukla direk temas halinde olan kişilerin daha fazla dikkat etmesi, yolda giderken camların açılmaması, yüzün mutlaka korunması ve kapatılması gerekiyor.

Kalp Hastalıkları

Damarlardaki spazm ve büzülmeye bağlı olarak, özellikle kışın kalp krizlerinde artış görülüyor. Ayrıca, soğuk hava, kan basıncını arttırıp kalbe daha fazla baskı yapabiliyor; vücut ısısını korumak isteyen kalp daha fazla çalışıp yorulabiliyor. Dolayısıyla özellikle kalp hastaları soğuk havalarda mümkün olduğunca evlerinden çıkmaması ya da kendilerini sıcak tutacak giysilerle korunması önem taşıyor.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bilinçli hasta

Burun Kuruluğuna Pratik Çözümler

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Burun Kuruluğuna Pratik Çözümler

Kışın gelmesiyle beraber kaloriferler yanmaya başladı ve çok açılan kaloriferler, kuru hava ile birlikte burun kuruluğu, burun tıkanıklığı hatta burun kanamalarına kadar gidebilen problemlere sebep olabiliyor. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Denizhan Dizdar, ‘Günde en az iki litre su için, nemlendiricilerden, spreylerden ve buhar tedavisinden faydalanın’ diyor.

“Burun içi kuruduğunda, rahatsız edici ve bazen ağrılı olabilir. Kuru bir burun için, buhar inhalasyonu, nemlendirici ve burun spreyleri veya burun yıkamaları kullanılabilir. Kuru bir burun genellikle zararsızdır. Bununla birlikte, tedavi edilmezse, kaşıntı, yanma, kabuklanma, burun kanaması, tıkanıklık gibi rahatsız edici semptomlara neden olabilir. Buna engel olabilmek için evinizde yapabileceğiniz pratik çözümler mevcut” diyen Altınbaş Üniversite Hastanesi Medical Park Bahçelievler Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Denizhan Dizdar, burun kuruluğunu engelleyebilmek için pratik yöntemleri anlattı…

Odanızı Nemlendirin

Nemlendiriciler, burun tıkanıklığını hafifletmeye yardımcı olabilir. Nemli ortam, burun tıkanıklığını hafifleten ve sinüslerin düzgün bir şekilde drenajını sağlayan nazal geçişi nemli tutmaya yardımcı olur. Nemlendiriciler, evlerde ve ofislerde klima ve merkezi ısıtma nedeniyle kaybedilen nemin yerini alabilir. İdeal olarak, bir kişi her ikisi de sağlığa zararlı olabilecek küf ve bakteri üremesini önlemek için nemlendiricilerini her gün temizlemelidir. İdeal nem oda sıcaklığına bağlı olarak yüzde 30-50 arasında değişmektedir. Daha yüksek nem seviyelerinin, belirtileri daha da kötüleştirebilecek toz akarlarının ve diğer alerjenlerin büyümesini destekleyebileceğini belirtmek önemlidir. Bağıl nemi ölçen bir cihaz olan bir higrometre, bir kişinin nemlendiricinin ne zaman ve ne zaman kullanılacağına karar vermesine yardımcı olabilir.

Buhar Soluyun

Nemlendiriciye erişimi olmayan insanlar, buharı; sıcak su torbası, sıcak duş, banyo veya saunadan sağlayabilirler. Bununla birlikte, buhar inhalasyonunun yararları geçicidir. Cildi yakmaktan kaçınmak için suyun kaynamadığından veya aşırı sıcak olmadığından emin olunmalı.

Bol Su İçin

Çok az su içmek, nazal pasajlar dahil olmak üzere vücudun dokularını kurutabilir. Burnun nemli kalması için en iyi yol, günde en az 2 litre su içmektir.

Tuzlu Burun Spreyleri İle Burnunuzu Yıkayın

Tuzlu burun spreyi, kuru bir burun için yardımcı olabilir. Tuzlu burun spreyleri burun pasajlarını nemlendirir. Bu, mukus akışını iyileştirmeye yardımcı olur ve iltihaba neden olmadan önce toz, kir ve polen gibi tahriş edici maddeleri temizler.

Tuzlu burun spreyleri eczanelerden alınabilir. Her zaman bu ürünlerin ambalajını dikkatle okuyun ve talimatları takip ettiğinizden emin olun. Alternatif olarak aşağıdakileri kullanarak evde tuzlu sprey yapabilirsiniz:

Malzemeler

  • Nazal pasajları tahriş edebilecek koruyucu içermeyen iyotsuz tuz
  • Karbonat
  • Bir bardak içme suyu
  • Küçük ince bir sprey şişesi veya 50 cc.’lik boş şırınga (iğnesiz)

Salin Solüsyonu Yapılışı (Yetişkinler için)

  1. Üç çay kaşığı tuzu bir çay kaşığı kabartma tozuyla karıştırın ve karışımı küçük hava geçirmez bir kapta saklayın.
  2. Bir çay karışımı suya ekleyin
  3. Çözeltiyi sprey şişesine veya şırıngaya dökün.

Kullanım Şekli

  • Başı öne doğru eğin, burun içinden yavaşça nefes alın ve solüsyonu her burun deliğine bir veya iki kez püskürtün.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar