Sosyal Medya

Bağışıklık

Bağışıklık Güçlendirme Yolları

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,
Bağışıklık Güçlendirme Yolları

Günlük rutininizde yapacağınız birkaç küçük değişiklikle bağışıklıklığınızı güçlendirip, virüslerle savaşmada yardımcı olabilirsiniz. Son zamanlarda bağışıklık güçlendirme nasıl olur, neler bu sisteminin çökmesine sebep olur, yararlı vitaminler ve yapmamız gerekenler gibi farklı konularla sizlere bilgilerimi aktarmaya çalıştım. Bu yazımda markete gidip alışveriş yapmadan, herhangi bir vitamin ya da ilaç takviyesi almadan, mutfağa girip bir şeyler hazırlamadan yani hiç para harcamadan sadece alışkanlıklarımızda küçük değişiklikler yaparak virüslere karşı vücudumuzu nasıl destekleriz onu anlatacağım. Ayrıca bağışıklık sistemini güçlendiren besinler hakkında merak ettikleriniz varsa buraya tıklayıp ilgili yazımıza ulaşabilirsiniz.

Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek güneşin doğuşunu izlemek kadar kolay!

Araştırmacılar, olumlu duyguların sağlık belirtileriyle bağlantılı olduğunu keşfetmişler. İyi duygular bağışıklık sistemine daha fazla çalışmasını söyleyen proteinler olan protein önleyici sitokinlerin seviyelerini düşürerek vücudun savunmasını artırabilir. Sitokinler hastalık ve enfeksiyonla savaşmak için yararlıdır ama vücudun etrafında savaşacak bir virüs yokken dolaşması pekte sağlıklı değildir. Vücutta yüksek seviyede bulunan sitokinler artrit, majör depresyon, diyabet, kalp rahatsızlığı ve Alzheimer hastalığı gibi rahatsızlıklara neden olabilir.
California-Berkeley Üniversitesi’nde yapılan bir deneyde, doğanın, sanatın, müziğin veya maneviyatın insanlara hissettirdiği gurur, sevinç ve memnuniyet gibi duygularla birlikte sitokinlerde şaşırtıcı bir azalma gözlemlenmiştir. Bu araştırmada öncelikle katılımcılardan gün içinde yaşadıklarını anlatmaları istenmiş sonrasında ağız içi dokularından örnekler alınmıştır. Yapılan analizde eğlence, hoşlanma, merhamet, memnuniyet, sevinç, sevgi ve gurur gibi en olumlu duyguları hissedenlerin sitokin miktarının en düşük seviyede olduğu saptanmıştır.
Birçok araştırma fiziksel yöntemlerle (yeterli uyku vb.) bağışıklık sistemimizi geliştirebileceğimizi söylerken bu araştırma psikolojik durumların bağışıklık sistemimizi etkilediğini konu alan ilk araştırmadır.  

Meditasyon

Daha önceki yazılarımı okumayanlar için bu bilgiyi tekrar paylaşmak istiyorum. Wisconsin Üniversitesinde yapılan bir çalışmada zihnimizin soğuk algınlığına yakalama ihtimalini % 40 ila %50 azaltabileceği ortaya çıkmıştır. Kış aylarında yapılan araştırmalarda meditasyon, yoga gibi ruhsal ve vücutsal dinginliğe ulaştıran egzersiz yapan kişilerin daha az hastalandığı ve stres oranları düştüğü için bağışıklık sistemlerinin bu süreçte daha kuvvetlendiği görülmüştür.

Ellerinizi iyi yıkayın

Ellerinizi gelişigüzel yıkadığınızda hastalıklara davetiye çıkartmış oluyorsunuz. Ellerinizi özenle yıkayın ve hasta olma riskinizi %16 azaltın. İyi bir el yıkama için elinizin tüm yüzeylerine sabun gelecek şekilde parmak araları dahil 20 saniye boyunca ellerinizi ovuşturun. Bunu söylüyor olmak komik biliyorum ama hala doğru bir el yıkamanın nasıl olduğunu bilmeyenler var. Eğer etrafınızda lavabo yoksa ellerinizi dezenfektanla temizlemekte işe yarayacaktır. Peki, el yıkamanın en kritik olduğu anlar hangileridir?1. Hasta olan biriyle ilgilenmeden önce2.Grip bir arkadaşınızın yanından ayrıldıktan sonra3.Yemek hazırlamadan önce4.Yemek hazırladıktan sonra5.Biraz önce hazırladığınız lezzetli yemeyi yemeden hemen önce J 

ATM’lerde işlem yapanlar dikkat!

Bankamatikler neredeyse her gün yolumuzun düştüğü ortak alanlardır. Dolayısıyla virüs potansiyeli de yüksektir. ATM’lerde işlem yaparken peçete ya da eldiven kullanırsanız virüsler eldivende kalacak dolayısıyla elinize geçmeyecektir. Tabi eldiveni çıkartırken ellerinizi kullanmaz ya da ellerinizi yüzünüze sürmezseniz. Ama size iyi bir haberim var soğuk havalarda virüsler bir günden sonra ölür sadece eldiveninizi iyi kuruttuğundan emin olun çünkü virüsler nemli ortamları çok sever.  

Sebzeler hastalıklara davetiye çıkartabilir

Sebze ve meyveler poşetlerinden çıkartıldıklarında yemeye hazır gibi gözükebilir ama birçok tarım ilacına, koruyucuya maruz kalır. Bu nedenle tüketilmeden önce dezenfekte edilmeleri çok önemlidir. Araştırmalar, üç bardak suya eklenen bir bardak sirkenin sebze ve meyve temizlemede etkili olabildiğini göstermiştir. Bakteriler çeşitli şekillerde meyve ve sebze içlerine sızabilir, sulama, organik gübreler ve tarla sularında bulunabilir. Sebzeleri bakterilerden korumanın en güçlü silahı sirke ile yıkamaktır. Araştırmalar sadece su kullanarak bakterilerin yüzde 98’ini yok edebildiğimizi gösteriyor. Dolayısıyla su iyi bir dezenfektan olsa dahi bakterileri tamamen ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle sirkeli su yapmayı unutmayın!  

Mutfakta dikkat edilmesi gereken önemli husus çapraz bulaşmadır.

Daha önceki yazımda sizinle paylaştığım gibi çapraz bulaşma, farklı gruplardaki yiyeceklerin birbirine bulaşması ve birbirini çürütmesi olarak tanımlanabilir.

Peki, ne yapmamız lazım?  

  • Çiğ yiyeceklerle uğraştıktan sonra daima ellerinizi yıkayın.
  • Çiğ ve hazır yiyecekleri ayrı olarak saklayın.
  • Çiğ eti, buzdolabınızın altında, mühürlenebilir kaplarda saklayın, böylece diğer gıdalara bulaşamaz.
  • Çiğ yiyecekler ve hazır yiyecekler için farklı bir doğrama tahtası kullanın veya farklı yiyecek çeşitleri hazırlarken arada iyice yıkayın.
  • Çiğ yiyeceklerle kullandıktan sonra bıçakları ve diğer malzemeleri iyice temizleyin.
  • Çiğ et veya kümes hayvanlarını yıkamayın çünkü zararlı bakteriler kapsamlı pişirme ile öldürülürler ve yıkama, mutfağın çevresindeki zararlı bakterileri sıçratabilir.  

Halka açık tuvaletlere dikkat!

Ellerinizi kullanmadan tuvalet kapısını açıp kapamak zor olabilir. Bu esnada bir peçete size yardımcı olacaktır. Mikroplardan arınmak için lavabodan çıkmadan önce ellerinizi sabun ve ılık suyla iyice yıkamayı ve tuvalet kapısını açmak için kağıt havluyu ya da dirseğinizi kullanmayı unutmayın.

Korkutan hapşırıklar

Çoğumuz çevremizde biri hapşırdığında nefesini tutar ve bunun güvenli bir liman olduğunu düşünür ama eğer nefesinizi çok uzun süre tutmazsanız bu işe yaramayacaktır. Bunun sebebi bu küçük solunum hücrelerinin havada asılı kalabiliyor olmasıdır. O yüzden eğer nefesinizi tuttuysanız başka yöne doğru yönelin bu iş yarayabilir çünkü tükürük damlacıkları yalnızca 150 cm uzağa kadar gidebilir.

Bir işveren için ofiste hastalık belirtisi gösteren birine izin vermek zordur ama bu şekilde diğer çalışanlarında sağlığını riske atıyorsunuz. Çünkü sadece 4 saat sonra hasta bir çalışanın mikropları tüm ortak alanlarda ve birçok çalışanın elinde olabilir. İş yükünü nasıl hafifletebileceğinizi düşünün ve ona izin verin!

Ellerinizi yüzünüzden çekin!

Ellerinizi yüzünüze götürerek virüsleri gitmek istedikleri yere bırakmış olursanız. Elinizi yüzünüzden çekin! Kronik şekilde yüze dokunma bir hastalıktır. Eğer bu hastalığa sahipseniz mikroplar yüzünüzde, ağzınızda ya da burnunuzda rahatlıkla geziyor olabilir. Buda hastalıklara davetiye çıkartır.

Masum bir el sıkışma hastalıklara davetiye çıkartabilir

Hasta biriyle tokalaştığınızda onun elindeki bakterilerin çoğu sizin elinize geçecektir ki buda yüzünüze ulaşmasına az kaldı demektir. Hastalıkların %80 elden bulaşır. Eğer tokalaştıysanız da korkmayın yukarda da bahsettiğim gibi ellerinizi ılık su ve sabunla güzel bir şekilde dezenfekte etmeniz mikropları öldürmede yardımcı olacaktır. Yine de size önerim eğer hastaysanız karşınızdakini uyarın ve tokalaşmamayı deneyin.

Uyumak vücudumuz için çok önemlidir

Yapılan bir araştırmada 6 saat uyuyan bir kişinin 7 saat uyuyan kişiye göre hastalıklara yakalanma riskinin 4 kat daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır. 5 saat uyuyanda durum daha da kötü hastalık riski 5,5 saate kadar çıkıyor. Uyku vücudumuz için en önemli doğal bağışıklık arttırıcılardandır.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aile Sağlığı

Elinizi Yıkamak Ihmal Edilmemeli

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

elinizi yıkamak

Çoğu insan ellerini yıkaması gerektiğini bilse de erkeklerin yüzde 50, kadınların yüzde 78’i sadece tuvaleti kullandıktan sonra ellerini yıkıyor. Suya daha çok dokunun.

Kışın soğuğunu bu sene tam olarak hissedemeden baharın sıcak ve güneşli günlerine kucak açtık. Bu geçiş dönemlerinde sıkça rastladığımız grip ve nezle rahatsızlıklarından çoğu kişi etkilenmekte. Bu dönemde hastalıklardan korunmak çok zor gibi görünse de elinizi yıkamak gibi basit çözümlerle önlemler alabilirsiniz.

HAVA SOĞUK DA OLSA SPOR YAPIN

Özellikle mevsim geçişlerinden oldukça etkilenen bağışıklık sistemimiz, ani sıcaklık değişiklikleri ile birlikte enfeksiyon ve hastalıklara karşı açık hale gelebilir. Bu durumu önlemek adına günlük rutininizde yapacağınız birkaç küçük değişiklikle bağışıklığınızı güçlendirip virüslerle savaşmada vücudunuza yardımcı olabilirsiniz.

İşleyen demir, pas tutmaz

Havalar soğuyunca dışarı çıkıp yürümek, bisiklete binmek, spor yapmak çok zor geliyor olabilir. Ancak yapılan birçok araştırma, fiziksel olarak daha fazla aktif olan insanların daha az hasta olduklarını gösteriyor. Havanın soğuk olmasını kafanıza takmayın. Soğuk hava hastalık yaymaz veya sizi hasta etmez.

Suya sabuna daha sık dokunun

Çoğu insan ellerini yıkaması gerektiğini bilse de yalnızca erkeklerin yüzde 50, kadınlarınsa yüzde 78’i tuvaleti kullandıktan sonra ellerini sabun ve su ile yıkıyor. Gün içinde düzenli olarak ellerinizi yıkayın. Kim ne derse desin bu, enfeksiyonu önlemek için bilinen en iyi yöntemdir.

 

ÇİĞ KURUYEMİŞ TÜKETİN

Grip aşısı olanlar şanslı

Grip aşısı hakkında çok fazla şey duymuş olabilirsiniz ama bu aşı gerçekten işe yarıyor. Her zaman kusursuz bir şekilde virüsü taklit etmese de çoğu zaman hastalığın etkisini yumuşatmayayardımcı olarak vücudun atağa geçip gribi normale göre çok daha hızlı bir şekilde uzaklaştırıyor. Bazı insanlar aşıya hafif bir reaksiyon gösterir ancak grip aşısından grip olmazsınız.

Sağlıklı beslenme altın kuraldır

Bağışıklık sisteminizin hastalıklarla savaşması için ihtiyacı olanı, meyve ve sebzelerden daha iyi başka bir şey veremez. Birçok kişi vitamin ve mineral alımını artırmak için multivitamin tercihetse de, vücudunuzun sağlığını koruması ve enfeksiyonlarla savaşması için ihtiyaç duyduğu besin maddelerini almasının en iyi ve doğal yolu taze sebzelerdir. Konu beslenme olduğunda altın kural, çeşitliliktir. Tabağınızda farklı renkte sebze-meyveler bulundurmaya çalışın ve bu karışıma biraz da çiğ kuruyemiş eklemeyi deneyin.

Kaliteli uykuya dikkat

Yetersiz uyku çoğu zaman hastalığa yol açar. Herkesin uyku ihtiyacı farklıdır ancak eğer yedi saatten az uyuyorsanız vücudunuzun hastalıklarla savaşmasını önleyerek hasta olma riskinizi artırıyor olabilirsiniz.

Sağlığınız için, su için

Cildiniz dışında vücudunuzun ana koruyucu yüzeyleri hep salgı üreten yerlerdir yani ıslaktır. Gözleriniz, ağzınız, burnunuz, akciğerleriniz, mide ve bağırsaklarınızın hepsi koruyucu bir tabaka üretmek için sulu bir çözelti kullanır. Bu tabaka, vücuda girmeye çalışan her tür istilacıyı kapana kıstırarak yok olmalarına veya dışarı atılmalarına katkıda bulunur. Eğer yeterli su içmiyorsanız araştırmalar, enfeksiyona daha fazla yatkın olabileceğinizi öne sürüyor.

 

Etrafınızı dezenfekte edin

Cep telefonu ekranı ve klavye gibi sık kullandığınız yüzeyler ile kapı kolu ve alet tutacakları gibi ortak temas edilen yerleri düzenli olarak dezenfekte etmeyi alışkanlık haline getirin.

TEPSİYİ PEÇETEYLE TUTUN !

Yüzeylere dokunmayın

Ortak kullanılan yüzeyler çok kirlidir. Başkalarının elle dokunduğu yüzeylere dikkat edin. Kapı açıp kapatırken kıyafetiniz veya kolunuzla ya da kağıt havluyla dokunun. Restoranlarda tepsi gibi servis gereçlerini tutarken peçete kullanın. Başkalarının dokunduğu yüzeylere dokunmaktan ne kadar uzak durursanız hastalıklardan da o kadar uzak durursunuz.

ENGİNAR VÜCUDU TOKSİNLERDEN ARINDIRIR

Bağışıklığınızı güçlendirmeniz için tüketmeniz gereken besinlere bir göz atalım…

 

 

Enginar

Enginarın, özellikle karaciğer sağlığı için son derece önemli olduğunu hepiniz duymuşsunuzdur. Enginar, sindirim sisteminin en iyi dostu olan liften de zengindir. Ayrıca vücudu toksinlerden arındırır, bağışıklığınızı güçlendirir.

Tavuk suyuna çorba

Pişirme sırasında tavuktan salınan aminoasit sisteinin, kimyasal açıdan bronşit ilacına benzer. Çorbanın tuzlu suyu, öksürük ilaçları gibi etki göstererek mukusun ince tutulmasını sağlar. Sarımsak, soğan ve baharat; çorbanın bağışıklık artırıcı gücünü daha da etkin hale getirebilir.

Et

Çinko eksikliği, vejetaryenler ve kırmızı et tüketmeyenlerde görülür. Oysa hafif çinko eksikliği bile enfeksiyon riskinizi artırabilir. Beslenme listenizdeki çinko; bakterileri, virüsleri tanıyan ve yok eden bağışıklık sistemi hücrelerinden olan beyaz kan hücrelerinin gelişimi için çok önemlidir.

Yoğurt

Probiyotikler veya yoğurtta bulunan canlı aktif kültürler, bağırsak yollarını hastalıklara neden olan mikroplardan uzak tutan sağlıklı bakterilerdir. Araştırmalar; günde 200 gram yoğurt tüketmenin, bağışıklığın artırılmasında etkili olduğunu bulmuştur.

Deniz ürünleri

Kabuklu deniz hayvanlarında bol miktarda bulunan beyaz kan hücreleri; grip virüslerini vücudun dışına çıkarmaya yardım eden proteinler olan sitokinlerin üretilmesine yardımcı olur. Somon, uskumru ve ringa balığı da enflamasyonu azaltan, hava akışını artıran ve ciğerleri soğuk algınlığı ve solunum yolu enfeksiyonlarından koruyan Omega-3 yağları bakımından zengindir.

Yulaf ve arpa

Norveç’te yapılan bir araştırmaya göre; bu minik taneler, antimikrobiyel ve antioksidan özelliklere sahip bir lif türü olan beta-glukan içeriyor. Bu tür gıdalar bağışıklığı artırır, yara iyileşmesini hızlandırır ve antibiyotiklerin daha iyi çalışmasına yardımcı olur.

Elma

Elma, içerdiği yoğun lif sebebiyle sindirim sistemine dost bir meyvedir. Ayrıca C vitamininden zengin oluşu sebebiyle mevsim geçişlerinde hastalıklardan uzak geçirmenize de yardımcı olur. Her gün bir elma yemek, sindirim sistemini düzene sokar, böylece kilo vermenize de yardımcı olur. Elma; ayrıca soğan, sarımsak, lahana, karpuz ve karnabaharda bulunan ve vücudun bağışıklık sistemini güçlendiren kuersetin bakımından da zengindir.

 

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Konuyla ilgili bir başka yazımızı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Aile Sağlığı

Saman Nezlesi Nedir?

Yayınlanma:

,

Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Denizhan Dizdar, saman nezlesi olarak adlandırılan alerjik rinitin, soğuk algınlığı ile karıştırılmaması gerektiğini söylüyor. Bahar mevsimiyle birlikte alerjinin çoğalması,polenlerin artmasıyla alerjik astım hastalarını uyarıyor, Denizhan Dizdar.

Bir çok hava akımı ve hareketinin etkisinde kalan ülkemizde; kışın sona ermesiyle,havaların ısınmaya başlaması sonucu alerji mevsimi de başladı.Medical Park Bahçelievler Hastanesi Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Denizhan Dizdar, alerji ile ilgili bilgiler verdi:“Alerji, vücudun normalde tepki vermemesi gereken maddelere aşırı reaksiyon vermesi ve hassasiyeti olarak tanımlanabilir. Teorik olarak her mevsimde görülebilir ama bahar ayları ile birlikte ağaçların, bitkilerin canlanması ve çoğalmak için polenlerini havaya dağıtmaları; bu dönemde alerjik hastalıkları artırır.”

YAZ GRİBİ DE DENİLİR

“Alerjiye neden olan maddelerin (alerjen), burun mukozasına temas etmesi sonrasında ortaya çıkan akıntı, burun ve gözlerde kaşıntı, hapşırma, boğaz kaşıntısı gibi şikayetlere seyreden rahatsızlığa ‘alerjik nezle’ adı verilir” diyen Medical Park Bahçelievler Hastanesi Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Denizhan Dizdar, “Alerji, nedeni havada bulunan ve solunumla buruna giren parçacıklara karşı gelişen anormal reaksiyondur. Alerjik nezle ile eş anlamlı olarak saman nezlesi, yaz gribi ve alerjik rinit (burun iltihabı) terimleri de kullanılır. Saman nezlesi ile soğuk algınlığının birbirine karıştırılmaması gereklidir” dedi.

ETLER, ALERJİ NEDENİYLE OLMASI GEREKENDEN FAZLA ŞİŞER

Yrd. Doç. Dr. Denizhan Dizdar, “Burun, alerjik şikayetlerin ortaya çıktığı en önemli organlardan biridir. Burun içindeki konka dediğimiz etler, alerji nedeniyle olması gerekenden fazla şişer. Çocuğunuz sürekli burnunun ucunu kaşıyor, avuç içiyle burun ucunu siliyor (alerji selamı), gözlerini ovuşturuyor, hapşırıyorsa; alerji akla gelmelidir.”

EN ETKİLİ TEDAVİ ALERJİK MADDEDEN UZAK DURMAKTIR

Kulak-Burun-Boğaz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Denizhan Dizdar, “Burnu etkileyen alerjik maddeler daha çok solunan havadaki alerjenlerdir. Bazen yiyeceklere karşı olan alerjiler de burnu ve solunum yollarını etkileyebilir. Alerjide en etkili tedavi, alerjik olunan maddeden uzak durmaktır. Fakat bu her zaman mümkün değildir. Böyle durumlarda, antihistaminik, dekonjestan, kortizon türü ilaç veya aşı tedavisi gerekebilir” diyor.

Konuyla ilgili bir başka yazımızı okumak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Bağışıklık

Bahar Rahatsızlıkları

Yayınlanma:

,

bahar rahatsızlıkları

BAHAR HASTALIKLARINA KARŞI ETKİLİ ÖNERİLER!

Kış bitti, bahar aylarının güzel günleri önümüzde… Kış mevsiminde kendimizi kapalı mekanlara kapamamızın sonucu olarak, bahar mevsimine giriş yapmamızla beraber hepimizde kendimizi dışarı atma isteği doğdu. Baharla birlikte güneşin yeniden göz kırpması, baharın enerjisinden faydalanma isteğimizi de arttırdı. Tüm bu olumlu durumlara rağmen bahar mevsiminin bir geçiş dönemi olduğunu unutmamak lazım. Bu değişikliklere ayak uyduramadığımız zaman, bahar rahatsızlıkları olarak da tanımlayabileceğimiz mevsime özgü hastalıklar da kendini gösterebiliyor.

Acıbadem Taksim Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja “Bir geçiş dönemi olan bu zamanda değişikliklere ayak uyduramadığımızda birçok bedensel ve ruhsal problemler yaşıyoruz. Bu nedenle bahar aylarının tetiklediği hastalıklara karşı baştan önlem alarak korunmak gerekir. Dikkat edilmesine rağmen bu şikayetler devam ederse altta yatabilen nedenlere yönelik tetkik etmeyi ihmal etmemek gerekir” diyor. Dr. Edvin Murrja baharın tetiklediği 5 hastalığı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

 

BAHAR ALERJİSİ/ ALERJİK RİNİT

Bahar alerjisi yaşam kalitesini etkileyen bir hastalık. Ateş olmadan sürekli gözlerde yanma, sulanma, kaşıntı gibi şikayetler bahar alerjisini düşündürmeli. Bu şikayetler çocukların okul başarısını veya erişkinlerin gün içi performansını etkileyebiliyor. Bu durum da üst solunum yollarının fonksiyonunu etkilediğinden alerjik bünyeli kişiler diğer kişilere göre daha sık sinüzit ve kulak enfeksiyonları ile karşılaşıyor.

Korunma yolları: Bahar alerjisi olanlar için ağaç ve çiçeklerin yoğun olduğu yerlerden uzak durmak önemli. Evde halı, kilim gibi toz tutan eşyaları kaldırmak ve sık temizlik yaptırmak faydalı olabilir. Tedavi olarak alerji ilaçları veya uygun hastalarda aşı uygulanıyor. Tedaviyi ihmal etmemek, hastalığın astıma çevrilmemesi açısından çok önemli.

Bahar alerjisi karşıtı olan besinlerden bahsettiğimiz yazımızı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

BAHAR YORGUNLUĞU

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja “Bahar ile birlikte halsizlik, yorgunluk, uyku hali, eklem ağrıları gibi şikayetlere sık rastlanmakta. Hormonal sistemler ve metabolizmadaki değişikliklerle birlikte kişinin ruhsal yapısı da etkilenmekte. Işık, ısı, renk gibi doğadaki değişiklikler pozitif yönde etki etmesi beklenir ancak uyum sağlanamadığında negatif etkisi kaçınılmazdır. Ancak alacağınız bazı önlemlerle bahar yorgunluğuna karşı koyabilirsiniz. Bu tedbirlere rağmen geçmez ise altta başka bir neden yatabileceği için uzmana görünmekte fayda var” diyor.

Korunma yolları: Bahar yorgunluğunu önlemek için özellikle 2-3 litre su tüketimi, yeterli vitamin, mineral ve antioksidan içeren dengeli beslenme önemli. Bu dönemde yürüyüş, koşu, yüzme gibi düzenli egzersiz yapmalı, yeterli uyku, çalışma/dinlenme aralıkları ve ısı değişimlerine dikkat edilmeli. Sigara, kafein ve alkolden kaçınmalı

ASTIM

Baharla birlikte polenler alerjik yapıdaki kişilerde hapşırık, burun akıntısı, nezle, nefes darlığı gibi şikayetlere yol açıyor.

Korunma yolları: Astımlı hastalar bahar aylarında sık atak geçirme riskiyle karşı karşıya kaldığından bu hastalarda ilaç tedavisinin yeniden düzenlenmesi gerekebiliyor. Önlem olarak sabah saatlerinde dışarıya çıkmamaya dikkat edilmeli, pencereler kapalı tutulmalı, evin havalandırılması polenlerin azaldığı geç saatlere bırakılmalı. Akşam eve dönüldüğünde kıyafetlerin değiştirilmesi ve duş alınması gerektiği unutulmamalı.

ENFEKSİYONLAR

 Kış aylarında başta grip ve soğuk algınlığı olmak üzere birçok hastalığa maruz kaldık. Baharın gelişiyle tam ‘kış griplerinden kurtulduk’ derken bu kez de havaların değişkenliği nedeniyle bağışıklık sisteminin zayıflaması sonucu diğer virüslerin yaptığı üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarına maruz kalıyoruz.

Korunma yolları: Enfeksiyonlardan korunmak için ilk yapmamız gereken sağlıklı ve dengeli beslenmek, hasta kişilerle teması önlemek. Enfeksiyonların çoğu el ve ağız yoluyla bulaştığından ellerinizi gerektiği sıklıkta sabunla yıkayın. Bulunduğunuz ortamı düzenli havalandırın. Spor ve güneş ışınlarından yararlanmak hastalıklardan korunmak için önemli unsurlar olduğundan, en azından haftada 3 gün yarım saat tempolu yürüyün. Bağışıklık sistemini en çok güçlendirenler C ve D vitamini olduğu için, C vitamin kaynağı olarak taze meyve ve sebzelerden faydalanırken D vitaminini güneş ışınları ile artırmayı ihmal etmeyin.

MİDE BAĞIRSAK HASTALIKLARI

Mide-bağırsak sistemine ait hastalıklardan özellikle gastrit ve reflü şikayetleri bahar mevsimiyle birlikte artış gösteriyor. Bu dönemde bazı virüslere bağlı ishal vakalarına da sık rastlanıyor. Stres ve beslenme değişiklikleri ile birlikte bağırsak düzensizlikleri de ortaya çıkabiliyor.

Korunma yolları: Dikkatli bir diyetle bir yandan kışın aldığınız fazla kiloları verirken, diğer yandan mide bağırsak şikayetlerini de azaltabilirsiniz. Bol su içmek, sebze meyveleri bol suyla yıkamak ve dışarıda iyi temizlendiğinden emin olmadığınız yerlerde yeşillik ve çiğ sebze tüketmemeniz önemli.

 

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.