Sosyal Medya

Bağışıklık

Bağışıklık Güçlendirme Yolları

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,
Bağışıklık Güçlendirme Yolları

Günlük rutininizde yapacağınız birkaç küçük değişiklikle bağışıklıklığınızı güçlendirip, virüslerle savaşmada yardımcı olabilirsiniz. Son zamanlarda bağışıklık güçlendirme nasıl olur, neler bu sisteminin çökmesine sebep olur, yararlı vitaminler ve yapmamız gerekenler gibi farklı konularla sizlere bilgilerimi aktarmaya çalıştım. Bu yazımda markete gidip alışveriş yapmadan, herhangi bir vitamin ya da ilaç takviyesi almadan, mutfağa girip bir şeyler hazırlamadan yani hiç para harcamadan sadece alışkanlıklarımızda küçük değişiklikler yaparak virüslere karşı vücudumuzu nasıl destekleriz onu anlatacağım. Ayrıca bağışıklık sistemini güçlendiren besinler hakkında merak ettikleriniz varsa buraya tıklayıp ilgili yazımıza ulaşabilirsiniz.

Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek güneşin doğuşunu izlemek kadar kolay!

Araştırmacılar, olumlu duyguların sağlık belirtileriyle bağlantılı olduğunu keşfetmişler. İyi duygular bağışıklık sistemine daha fazla çalışmasını söyleyen proteinler olan protein önleyici sitokinlerin seviyelerini düşürerek vücudun savunmasını artırabilir. Sitokinler hastalık ve enfeksiyonla savaşmak için yararlıdır ama vücudun etrafında savaşacak bir virüs yokken dolaşması pekte sağlıklı değildir. Vücutta yüksek seviyede bulunan sitokinler artrit, majör depresyon, diyabet, kalp rahatsızlığı ve Alzheimer hastalığı gibi rahatsızlıklara neden olabilir.
California-Berkeley Üniversitesi’nde yapılan bir deneyde, doğanın, sanatın, müziğin veya maneviyatın insanlara hissettirdiği gurur, sevinç ve memnuniyet gibi duygularla birlikte sitokinlerde şaşırtıcı bir azalma gözlemlenmiştir. Bu araştırmada öncelikle katılımcılardan gün içinde yaşadıklarını anlatmaları istenmiş sonrasında ağız içi dokularından örnekler alınmıştır. Yapılan analizde eğlence, hoşlanma, merhamet, memnuniyet, sevinç, sevgi ve gurur gibi en olumlu duyguları hissedenlerin sitokin miktarının en düşük seviyede olduğu saptanmıştır.
Birçok araştırma fiziksel yöntemlerle (yeterli uyku vb.) bağışıklık sistemimizi geliştirebileceğimizi söylerken bu araştırma psikolojik durumların bağışıklık sistemimizi etkilediğini konu alan ilk araştırmadır.  

Meditasyon

Daha önceki yazılarımı okumayanlar için bu bilgiyi tekrar paylaşmak istiyorum. Wisconsin Üniversitesinde yapılan bir çalışmada zihnimizin soğuk algınlığına yakalama ihtimalini % 40 ila %50 azaltabileceği ortaya çıkmıştır. Kış aylarında yapılan araştırmalarda meditasyon, yoga gibi ruhsal ve vücutsal dinginliğe ulaştıran egzersiz yapan kişilerin daha az hastalandığı ve stres oranları düştüğü için bağışıklık sistemlerinin bu süreçte daha kuvvetlendiği görülmüştür.

Ellerinizi iyi yıkayın

Ellerinizi gelişigüzel yıkadığınızda hastalıklara davetiye çıkartmış oluyorsunuz. Ellerinizi özenle yıkayın ve hasta olma riskinizi %16 azaltın. İyi bir el yıkama için elinizin tüm yüzeylerine sabun gelecek şekilde parmak araları dahil 20 saniye boyunca ellerinizi ovuşturun. Bunu söylüyor olmak komik biliyorum ama hala doğru bir el yıkamanın nasıl olduğunu bilmeyenler var. Eğer etrafınızda lavabo yoksa ellerinizi dezenfektanla temizlemekte işe yarayacaktır. Peki, el yıkamanın en kritik olduğu anlar hangileridir?1. Hasta olan biriyle ilgilenmeden önce2.Grip bir arkadaşınızın yanından ayrıldıktan sonra3.Yemek hazırlamadan önce4.Yemek hazırladıktan sonra5.Biraz önce hazırladığınız lezzetli yemeyi yemeden hemen önce J 

ATM’lerde işlem yapanlar dikkat!

Bankamatikler neredeyse her gün yolumuzun düştüğü ortak alanlardır. Dolayısıyla virüs potansiyeli de yüksektir. ATM’lerde işlem yaparken peçete ya da eldiven kullanırsanız virüsler eldivende kalacak dolayısıyla elinize geçmeyecektir. Tabi eldiveni çıkartırken ellerinizi kullanmaz ya da ellerinizi yüzünüze sürmezseniz. Ama size iyi bir haberim var soğuk havalarda virüsler bir günden sonra ölür sadece eldiveninizi iyi kuruttuğundan emin olun çünkü virüsler nemli ortamları çok sever.  

Sebzeler hastalıklara davetiye çıkartabilir

Sebze ve meyveler poşetlerinden çıkartıldıklarında yemeye hazır gibi gözükebilir ama birçok tarım ilacına, koruyucuya maruz kalır. Bu nedenle tüketilmeden önce dezenfekte edilmeleri çok önemlidir. Araştırmalar, üç bardak suya eklenen bir bardak sirkenin sebze ve meyve temizlemede etkili olabildiğini göstermiştir. Bakteriler çeşitli şekillerde meyve ve sebze içlerine sızabilir, sulama, organik gübreler ve tarla sularında bulunabilir. Sebzeleri bakterilerden korumanın en güçlü silahı sirke ile yıkamaktır. Araştırmalar sadece su kullanarak bakterilerin yüzde 98’ini yok edebildiğimizi gösteriyor. Dolayısıyla su iyi bir dezenfektan olsa dahi bakterileri tamamen ortadan kaldırmıyor. Bu nedenle sirkeli su yapmayı unutmayın!  

Mutfakta dikkat edilmesi gereken önemli husus çapraz bulaşmadır.

Daha önceki yazımda sizinle paylaştığım gibi çapraz bulaşma, farklı gruplardaki yiyeceklerin birbirine bulaşması ve birbirini çürütmesi olarak tanımlanabilir.

Peki, ne yapmamız lazım?  

  • Çiğ yiyeceklerle uğraştıktan sonra daima ellerinizi yıkayın.
  • Çiğ ve hazır yiyecekleri ayrı olarak saklayın.
  • Çiğ eti, buzdolabınızın altında, mühürlenebilir kaplarda saklayın, böylece diğer gıdalara bulaşamaz.
  • Çiğ yiyecekler ve hazır yiyecekler için farklı bir doğrama tahtası kullanın veya farklı yiyecek çeşitleri hazırlarken arada iyice yıkayın.
  • Çiğ yiyeceklerle kullandıktan sonra bıçakları ve diğer malzemeleri iyice temizleyin.
  • Çiğ et veya kümes hayvanlarını yıkamayın çünkü zararlı bakteriler kapsamlı pişirme ile öldürülürler ve yıkama, mutfağın çevresindeki zararlı bakterileri sıçratabilir.  

Halka açık tuvaletlere dikkat!

Ellerinizi kullanmadan tuvalet kapısını açıp kapamak zor olabilir. Bu esnada bir peçete size yardımcı olacaktır. Mikroplardan arınmak için lavabodan çıkmadan önce ellerinizi sabun ve ılık suyla iyice yıkamayı ve tuvalet kapısını açmak için kağıt havluyu ya da dirseğinizi kullanmayı unutmayın.

Korkutan hapşırıklar

Çoğumuz çevremizde biri hapşırdığında nefesini tutar ve bunun güvenli bir liman olduğunu düşünür ama eğer nefesinizi çok uzun süre tutmazsanız bu işe yaramayacaktır. Bunun sebebi bu küçük solunum hücrelerinin havada asılı kalabiliyor olmasıdır. O yüzden eğer nefesinizi tuttuysanız başka yöne doğru yönelin bu iş yarayabilir çünkü tükürük damlacıkları yalnızca 150 cm uzağa kadar gidebilir.

Bir işveren için ofiste hastalık belirtisi gösteren birine izin vermek zordur ama bu şekilde diğer çalışanlarında sağlığını riske atıyorsunuz. Çünkü sadece 4 saat sonra hasta bir çalışanın mikropları tüm ortak alanlarda ve birçok çalışanın elinde olabilir. İş yükünü nasıl hafifletebileceğinizi düşünün ve ona izin verin!

Ellerinizi yüzünüzden çekin!

Ellerinizi yüzünüze götürerek virüsleri gitmek istedikleri yere bırakmış olursanız. Elinizi yüzünüzden çekin! Kronik şekilde yüze dokunma bir hastalıktır. Eğer bu hastalığa sahipseniz mikroplar yüzünüzde, ağzınızda ya da burnunuzda rahatlıkla geziyor olabilir. Buda hastalıklara davetiye çıkartır.

Masum bir el sıkışma hastalıklara davetiye çıkartabilir

Hasta biriyle tokalaştığınızda onun elindeki bakterilerin çoğu sizin elinize geçecektir ki buda yüzünüze ulaşmasına az kaldı demektir. Hastalıkların %80 elden bulaşır. Eğer tokalaştıysanız da korkmayın yukarda da bahsettiğim gibi ellerinizi ılık su ve sabunla güzel bir şekilde dezenfekte etmeniz mikropları öldürmede yardımcı olacaktır. Yine de size önerim eğer hastaysanız karşınızdakini uyarın ve tokalaşmamayı deneyin.

Uyumak vücudumuz için çok önemlidir

Yapılan bir araştırmada 6 saat uyuyan bir kişinin 7 saat uyuyan kişiye göre hastalıklara yakalanma riskinin 4 kat daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır. 5 saat uyuyanda durum daha da kötü hastalık riski 5,5 saate kadar çıkıyor. Uyku vücudumuz için en önemli doğal bağışıklık arttırıcılardandır.

 

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bağışıklık

Bağışıklık Sistemini Güçlendiren Besinler

Yayınlanma:

,

Nar fotoğrafı

Bağışıklık Sistemini Güçlendiren Besinler

Bağışıklık sistemini güçlendiren besinler soframızdan eksik olmamalı. Soğuk algınlığı, grip, bronşit, farenjit… Soğuk havanın iliklerimize kadar işlediği bu günlerde hastalıkların görülme oranı iyice artıyor. Bizi yorgan döşek yatıran hastalıklardan korunmanın en etkili yollarından biri ise vücudumuzda enfeksiyona neden olan virüs ve bakteri gibi  mikroorganizmaların zararlı etkilerine karşı adeta kalkan görevi üstlenen bağışıklık sistemimizi  güçlendirmek. Bağışıklık sisteminin güçlenmesi için olmazsa olmaz 3 kural ise: Su içmeyi ihmal etmemek, uyku düzenine önem vermek, beslenmemizin yeterli ve dengeli olduğundan emin olmak.

Kış hastalıklarına karşı koruma kalkanı:

Kış aylarında bağışıklık sistemimizi yediklerimizle destekleyebiliriz. Acıbadem Fulya Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Melike Şeyma Deniz karda kışta hastalıklardan korunmak için düzenli olarak tüketmeniz gereken besinleri anlattı,  önemli önerilerde bulundu.

Balık

Balık vücudun üretmediği ve bu nedenle mutlaka besinlerle almamız gereken omega 3 yağ asidinin en önemli kaynağı. Hastalık yapan bileşiklerin vücuttan uzaklaştırılmasını sağlayan omega 3 almak için haftada 2-3 kez balık tüketmeye özen gösterin. Balığınızı ızgara, fırında veya buğulama olarak tercih etmeniz gerektiğini unutmayın.

Portakal ve kivi

Portakal ve kivi… Bu ikilinin ortak noktası C vitamini içermeleri. C vitamini içeriği sayesinde soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklardan koruyucu özellik taşıyorlar. Ancak hem vitamin deposu hem posa kaynağı meyveleri tüketirken dikkat etmeniz gereken 2 kural var: Birincisi avucunuzu dolduracak kadar meyvenin bir porsiyon kadar meyve demek olduğunu unutmadan, porsiyon kontrolü yaparak tüketmeniz. İkincisi de aynı anda 2 porsiyondan fazla meyve yememeniz.

Yumurta

Yeterli protein almak bağışıklık sisteminin güçlenmesi için önemli. Yumurta da en kaliteli protein kaynağı olarak biliniyor.  Yumurta aynı zamanda içerdiği A ve B vitaminleri, demir, çinko, folik asitle de öne çıkıyor. Herhangi bir sağlık sorununuz veya alerjik durumunuz yoksa haftada en az 3-4 kez günde 1 adet yumurta tüketebilirsiniz.

Sarımsak

Yapılan bilimsel çalışmalar; sarımsaktaki organosülfür bileşiklerin toksinlerle savaştığı kanser ve kardiyovasküler hastalıklar gibi birçok hastalıkta önleyici etkisi olduğunu gösteriyor. Özellikle sarımsakta bulunan “allisin” hem antibakteriyel hem de anti viral etki gösteriyor ve soğuk algınlığı, nezle ile girip gibi bu mevsim en sık görülen hastalıklara karşı koruyucu etki gösteriyor. Maksimum fayda sağlamak için sarımsağı ezerek ve çiğ olarak yemeğe özen gösterin.

Karalahana

Özellikle Karadeniz bölgesinin meşhur lezzeti karalahana, içerdiği A, K, C vitamini, kalsiyum ve magnezyum ile hepimizin sofralarında yer alması gereken bir besin. Hem çok güçlü bir antioksidan hem de kuarsetin içeriği ile anti kanser, anti viral etkilere sahip. Karalahanayı mevsiminde haftada 1-2 kez sıcak sebze yemeği, dolma veya çorba olarak tüketebilirsiniz.

Baklagiller

Bağışıklık sistemini güçlendirmek için vitamin ile minerallerden zengin beslenmek ve yeterli protein almak önemli. Mercimek ve nohut gibi baklagiller de bitkisel kaynaklı protein, posa, B grubu vitaminler ve demir içererek bu 2  şartı yerine getiren bir besin grubu. Beslenme ve Diyet Uzmanı Melike Şeyma Deniz haftada 2-3 kez baklagiller içeren bir öğün yapmanız gerektiğine dikkat çekerek, “Baklagiller yemeğinize mutlaka limonlu bir yeşil salata eşlik etsin. Böylece hem aldığınız vitamini arttırır hem de limon ve yeşilliklerde bulunan C vitamini sayesinde baklagillerdeki demirden daha iyi yararlanmayı sağlarsınız.” diyor.

Yeşil çay

Metabolizmanın daha hızlı çalışmasına yardım ederek kilo kaybına katkı sağlayan, ani kan şekeri değişikliklerinin önüne geçen yeşil çay serbest radikallerle savaşan antioksidanlardan zengin ve bu sayede bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Ancak yeşil çayı aşırı kaynar suya eklerseniz, yapraklarındaki antioksidanların etkilerini kaybetmesine neden olursunuz. Bu yüzden yeşil çayınızı kaynar olmayan su kullanarak hazırlayın.

Nar

“Rengiyle sofraları renklendiren nar antioksidan kaynağı olması sayesinde güçlü bir bağışıklık sistemi için olmazsa olmaz besinlerden biri.” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Melike Şeyma Deniz şu bilgileri veriyor: “Yarım adet nar bir porsiyon meyveye eşit oluyor. Narı isterseniz ana öğünlerde salatalarınıza ekleyerek, isterseniz ara öğünlerde tüketebilirsiniz. Örneğin bir kase yoğurdun içerisine 2-3 yemek kaşığı nar ekleyerek bağışıklık sistemini güçlendiren harika bir ara öğün yapabilirsiniz.”

Zencefil

Mide bulantısına iyi gelmesiyle ünlü olan zencefil; ayrıca kolesterolün düşmesine, karaciğeri korumaya, pıhtılaşmayı geciktirmeye ve bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı oluyor.

Zerdeçal

Zerdeçal son yıllarda yapılan çalışmalarda sağlık üzerine olumlu etkileri gösterilmiş bir baharat. Kalp-damar hastalıklarının önlenmesinde, kolesterolün düşürülmesinde rol oynayan, iltihap önleyici gibi özelliklere sahip olan zerdeçal, güçlü bir bağışıklık sistemi için de sofranızda yer almalı. Yaklaşık 1 tatlı kaşığı zerdeçalı çorbalara, et ve tavuk yemeklerinize ekleyerek tüketebilirsiniz.

Keten tohumu

Keten tohumu içerdiği posa ile bağırsak hareketlerinin düzenlenmesine yardımcı oluyor ve kabızlık problemi yaşayanlar için iyi bir çare olarak tavsiye ediliyor. Ayrıca fosfor, magnezyum, bakır ve B grubu vitaminler, omega 3 ile omega 6 yağ asitleri için iyi bir kaynak ve bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Yemeklerinize 1-2 tatlı kaşığı kadar ekleyerek keten tohumunun bu etkilerinden faydalanabilirsiniz.

Bağışıklık sistemini güçlendirmek için farklı önerilerin bulunduğu bir başka yazımıza buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Bağışıklık

Kuşburnu İçmeniz İçin 9 Neden

Yayınlanma:

,

Kuşburnu içmenin faydaları saymakla bitmiyor!

Zengin C vitamini sayesinde bağışıklık sistemini güçlendiren kuşburnu yapılan araştırmalarla da rüştünü ispatlıyor. Limonun 60 katı kadar fazla C vitamini içeren bitki, portakal ve mandalinaya da fark atıyor. Çiçekleri tıbbi ilaç olarak kullanılırken, yemişleri ise özellikle bağışıklık sisteminin güçlenmesi için bitkisel çaylar başta olmak üzere marmelat ve reçel yapımında kullanılıyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet, Fitoterapi Uzmanı Şeyda Sıla Bilgili, “Kış aylarında özellikle güçlü antioksidan yapısıyla öne çıkan kuşburnunu doğru demlediğinizde ve kararında tükettiğinizde sağlığınıza birçok faydasını görmeniz mümkün. Günde iki fincan kuşburnu çayı ve bir yemek kaşığı şekersiz kuşburnu marmeladı beslenme planınızın bir parçası olmalıdır” diyor. Beslenme ve Diyet, Fitoterapi Uzmanı Şeyda Sıla Bilgili, bağışıklığı güçlendirmesinden dizdeki sıvıyı artırmaya kuşburnunun öne çıkan 9 faydasını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Bağışıklık sistemini güçlendiriyor

Yapısında bol miktarda bulunan C vitamini, polifenoller ve antioksidanlar sayesinde bağışıklık sistemini güçlendiren kuşburnu zengin vitamin ve minerallere sahip. Likopen ve A, B, E, K vitaminlerinin yanı sıra magnezyum, demir gibi değerli mineralleriyle vücut direncini artırıyor, sinir sisteminde, hücre yenilenmesinde fayda sağlıyor. Yapılan araştırmalar, limonun 60 katı kadar fazla C vitamini içeren kuşburnunun, mandalina ve portakala da fark attığını ortaya koyuyor.

Kabızlığı önlüyor

Ülkemizde her mevsim yetişebilen kuşburnu, kabızlık şikayeti çekenler için doğal bir şifa kaynağı. Birçok hastalığa fayda sağlayan kuşburnunun içeriğindeki pektin, laktasif etkiye sahip. Yani bağırsakların fazla çalışmasından ötürü ortaya çıkacak ishal benzeri etki yaratıyor. Böylece düzenli tüketildiğinde kabızlığı gideriyor ve sindirimi kolaylaştırıyor. Bağırsak parazitlerini düşürüyor.

Kötü kolesterolü düşürüyor

Kandaki kötü kolesterolün düşürülmesi ve iyi kolesterol seviyesinin yükseltilmesinde faydalı olan kuşburnu, bu sayede kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyor. Kuşburnunu çay olarak demleyip tüketebileceğiniz gibi, şekersiz marmeladını yaparak da faydalanabilirsiniz.

Kansere karşı koruyor

Sağlıklı hücreleri kanserli hücrelere dönüştürerek zarar verebilen serbest radikallere karşı güçlü bir koruyucu olan kuşburnu, içeriğindeki güçlü antioksidanlarla kanser hücrelerinin büyüme ve gelişmesini de engelliyor.

Kanın pıhtılaşmasını sağlıyor

Beslenme ve Diyet, Fitoterapi Uzmanı Şeyda Sıla Bilgili “İçeriğindeki K vitamininden dolayı kuşburnu kanın pıhtılaşmasına yardımcı oluyor. Bu nedenle damar içinde kan pıhtısının oluşması ve kan akımının engellenmesi olarak adlandırılan tromboz ve toplardamar iltihabı, tromboflebit gibi sorunları olan hastaların dikkatli tüketmesi gerekiyor” diyor.

Cildi güzelleştiriyor

Kuşburnu A vitamini açısından zengin oluşuyla cildin elastikiyetini korumasını sağlıyor ve yaşlanmasını geciktirici etki yaratıyor. Kolajen seviyesini de artırıyor. Yara izleri ve akneleri gideriyor. Kuşburnunun çekirdekleri, gamalinoleik asit (GLA) yönünden zengin. Gamalinoleik asit, cilde canlılık kazandırıyor ve güneş kaynaklı yanıklarda da fayda sağlıyor.

Demir eksikliğine fayda sağlıyor

Ülkemizde özellikle kadınlarda ve çocuklarda demir eksikliğine bağlı kansızlık çok yaygın bir sorun. Gıdalarla alınan demirin serbest hale geçerek vücutta kullanılmasına yardımcı olur. Bu sayede demir eksikliğine bağlı oluşan kansızlığı önlüyor. Çocukların büyüme ve gelişmesinde de faydalı ama ölçüyü kaçırmamak kaydıyla! Doktoruna danışmadan 1 yaşından küçük çocuklara verilmesini tavsiye etmiyorum.

Dizde sıvı kaybı ve kireçlenmeye faydalı

Son yıllarda yapılan çalışmalar kuşburnunun iltihap oluşumunu önleyici özelliğe sahip olduğunu gösteriyor. Kuşburnu tüketimi dizde kireçlenme, eklemlerde kıkırdak dokunun yapısında bozulma, kıkırdakta incelme ve aşınmanın ortaya çıkardığı ostreoartrite bağlı ağrıların azalmasında etkili. Ayrıca günümüzde pek çok kişinin ortak sorunu olan dizde sıvı kaybına da kuşburnunun iyi geldiği yapılan çalışmalarda kanıtlanmış durumda.

Gözleri koruyor

Beslenme ve Diyet, Fitoterapi Uzmanı Şeyda Sıla Bilgili “Kuşburnu püresinde bulunan önemli bir karotenoid olan likopen sadece kataraktın değil aynı zamanda diğer göz hastalıklarının da başlangıcı ve ilerlemesinde koruyucu etki gösteriyor” diyor.

Kuşburnu Nasıl Demlenir?

  • 5-6 adet kuşburnunu havanda hafif ezerek çatlatın. Ardından bir bardak (200 ml) kaynar suda 10 dakika demleyin.
  • Demlerken kapağını kapalı tutun ki içeriğindeki suya geçen C vitamini bir diğer ismiyle askorbik asit yok olmasın.
  • Ne kazar uzun kaynatırsanız içeriğindeki C vitamini o kadar azaldığından, demleme süresini de uzatmayın.
  • Yemeklerden 30 dakika sonra için. Kuşburnunun zengin vitamin ve minerallerinden tam anlamıyla faydalanabilmek için hazırladıktan sonra 5 dakika içinde tüketin.
  • Soğuma sırasında C vitamini miktarı hızla azaldığından, marmelat ve pekmezde C vitamini oranı kuşburnu çayına oranla düşüyor.
  • Marmeladını mutlaka şekersiz yapın.
  • Kuşburnunu ister bütün, ister ufalanmış ister toz haliyle olsun saklarken mutlaka ışıktan muhafaza edin ve cam kavanozda saklayın.

Devamını Oku...

Bağışıklık

Ani Sıcaklık Değişiklikleri Bağışıklığınızı Zayıflatabilir

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Ani Sıcaklık Değişiklikleri Bağışıklığınızı Zayıflatabilir

Sıcaklık değişimlerini hastalanmadan atlatmak için bol bol D vitamini alın, kapalı ortamlarda fazla kalmayın, uyku düzeninize dikkat edin.

Özellikle mevsim geçişlerinden oldukça etkilenen bağışıklık sistemi, ani sıcaklık değişiklikleri ile birlikte enfeksiyon ve hastalıklara açık hale geldi.
Birçok bulaşıcı hastalığın; hava soğuduğunda evlere, ofislere kapanılmasıyla yayıldığını unutmayın. Kapalı alanların yeteri kadar havalandırılmaması, hastalıkların kuluçkası açısından en elverişli ortamları oluşturur. Bu da yakın zamanda bağışıklık sistemini etkileyecek pek çok hastalığın ortaya çıkmasına neden olur.
Patojenler, kalabalık ortamları severler. Kalabalık, halka açık yerlerdeki ve toplu taşıma araçlarındaki yetersiz ve kötü tasarlanmış havalandırma; hava kaynaklı patojenlere maruz kalmayı artırabilir. Ayrıca daha yüksek nispi nem, kişiden kişiye bulaşan patojenlerin yol açtığı hava yoluyla taşınan damlacıkların stabilitesini de etkileyebilir. Örneğin, grip virüsünün damlacıklarla bulaşması; serin, daha nemli mevsimlerde artış gösteriyor. Birçok ülkede daha serin ve nemli havanın başlangıcı, artan nüfus birikimi ile çakışıyor ve mevsimsel etki daha da şiddetleniyor.

YETERİ KADAR D VİTAMİNİ ALIN

Birçok çalışma, vücudun tamamını kapsayan giyim tarzlarının D vitamini konsantrasyonu üzerinde olumsuz etkilere sahip olduğunu ve deri yüzeyinin güneş ışığına sınırlı maruz kalması nedeniyle D vitamini eksikliğine neden olduğunu gösteriyor. Güneş ışığından dönüştürülmüş D vitamini ihtiyacını karşılamak için kollar, bacaklar ve yüz gibi vücudun en savunmasız bölgelerinin haftada en az iki veya üç kez güneş ışığına maruz kalması, mevsim geçişleri sırasında hastalanma riskinizi azaltma açısından önemlidir. Güneş, vücudun biyolojik ve psikolojik sağlığı üzerinde olumlu etkiler sağlar. Güneş ışığının yaydığı D vitamini, iskelet sistemini güçlendirirken; romatizmal hastalıklar, iltihaplanma, osteoporoz gibi hastalıkların tedavisinde etkin rol oynar. Güneş ışığı ayrıca kalsiyum emilimini sağlar, bağışıklık sistemini güçlendirir, enerji, depresyon ve stresin azaltılmasına yardımcı olur. Güneşten tam fayda sağlamak için günde 20 dakika güneşe çıkmak yeterlidir. Bunun için tüm vücudunuzu güneşlendirmek de şart değil; sadece kol ve bacaklarınızın bir kısmının güneş görmesi, yeterli D vitamini almanızı sağlar.

UYKUYA DİKKAT!

Melatonin, sirkadiyen ve mevsimsel ritimler ile yakından ilişkili güçlü bir doğal hormondur. Sentezi çevresel ışık ve karanlık döngü tarafından düzenlenir. Melatonin, bağışıklık sisteminin düzenlenmesinde ve korunmasında etkilidir. Son yıllarda yapılan araştırmalar, melatoninin çeşitli bakteriyel ve viral enfeksiyonlarla mücadelede etkili olduğunu rapor etmiştir. Melatoninin ayrıca hem hücresel, hem de humoral bağışıklığın düzenlenmesinde rol aldığı belirtilmiştir. Hayvanların ve insanların bağışıklık sistemi üzerindeki araştırmalara göre, melatonin salgısı ve güneş ışınları arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır. Dolayısıyla yılın belirli zamanlarında daha belirgin hale gelen bulaşıcı hastalıkların, melatonin salgısı ile yakından ilişkili olduğu söylenebilir.

Uyku bozuklukları; gece uyuyamama, çok uyuma ve gece uyuyamayıp gündüz uyuma olmak üzere üç grupta toplanır. Elbette bu üç grup sadece birer ana başlıktır ve sebepleri birbirinden çok farklı olabilir. Uyku bozukluklarında en sık baş ağrısından şikayet edilir. Ancak yapılan araştırmalara göre; dokuz saatten daha az uyumak, bağışıklık sistemi hastalıklarını da beraberinde getirmektedir. Vücudunuzun günlük işlevlerini yerine getirebilmesi için ortalama yedi-sekiz saat uyumanız gerekir. Bu saat aralığından daha az uyuduğunuzda, vücudunuz panik moduna geçmeye başlar. Biyolojik saatinizin normal seyrinden daha aza indirilmesi; kalp atış hızının artmasına, yüksek tansiyona ve enfeksiyon kaynaklı hastalıklara sebep olabilir. Bu nedenle özellikle sonbahar aylarında uyku düzeni korunmalı, ortalama dokuz saatten az ya da fazla uyumamaya dikkat edilmelidir.

SAĞLIKLI BESLENMEYE ÖZEN GÖSTERİN

Hastalıklardan korunmak için sağlıklı beslenmek gerekir. Metabolizmayı hızlandıran, sindirim sistemini düzene sokan, vitamin ihtiyacını karşılayan, bağışıklık sistemini koruyan gıdaları tüketmeye ve bol su içmeye özen gösterin.

Limon

C vitamini deposu olan limonun faydaları saymakla bitmez. Limon suyu tüketimi sindirimi kolaylaştırır, karaciğer detoksuna yardım eder, yaşlanmayı geciktirir, metabolizmayı hızlandırır, depresyon ve kaygıya karşı pozitif etkiler sağlar, kanser hücrelerinin oluşumunu engeller ve iltihaplanmaya karşı koruyucudur. Limonda yüksek miktarda bulunan antioksidan; hücresel hasarları önler, yaşlanma kırışıklıkları ve diğer cilt sorunları üzerinde de onarıcı etkiye sahiptir. Aynı zamanda bağışıklığı artırır, tendonları, kemikleri ve kan damarlarını iyileştirir. Gün içinde içtiğiniz her bardak suya yarım çorba kaşığı limon suyu eklemek, günlük C vitamini ihtiyacının yaklaşık yüzde 20’sini sağlar.

Elma

Elma, içerdiği yoğun lif sebebiyle sindirim sistemine dost bir meyvedir. Ayrıca C vitamininden zengin oluşu sebebiyle kış aylarını hastalıklardan uzak geçirmenize de yardımcı olur. Her gün bir elma yemek, sindirim sistemini düzene sokar, böylece kilo vermenize de yardımcı olur. Elma; ayrıca soğan, sarımsak, lahana, karpuz ve karnabaharda bulunan ve vücudun bağışıklık sistemini güçlendiren kuersetin bakımından da zengindir.

Enginar

Enginarın, özellikle karaciğer sağlığı için son derece önemli olduğunu hepiniz duymuşsunuzdur. Enginar, sindirim sisteminin en iyi dostu olan liften de zengindir. Ayrıca vücudu toksinlerden arındırır.

Su

Mevsim geçişlerinde vücudu dirençli tutmanın bir başka yolu da bol su tüketiminden geçiyor. Dartmouth Tıp Fakültesi’nden araştırmacılara göre; düzenli su tüketen bireylerin bağışıklık sistemi daha güçlü. Özellikle iyi su tüketen bireyler, kansere karşı da daha dayanıklı oluyor.

Yeşil soğan

Bu mucize sebzenin özellikle gövdesinde yüksek miktarda C vitamini bulunur. Yeşil soğan ödem söktürür, şişkinlik sorunlarına iyi gelir, soğuk algınlığı, cilt hastalıkları ve yorgunluğa birebirdir.

Mantar

Mantar kolay pişimi ve lezzetli tadıyla, en çok tercih edilen sebzelerin başında gelir. Mantarın düzenli tüketimi; vücudun A, B ve C vitamini eksikliğini giderir. İçerdiği kalsiyum ve proteinler ile kalp dostudur. Ayrıca mantarda bolca bulunan çinko ve demir, kansızlığa iyi gelir. Mantar, bağışıklık sistemini mikrop ve enfeksiyonlara karşı korur.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.