Uzmanlar ortak pens ve makas kullanımını, ortak diş fırçası kullanmaya benzetiyor. Aletleriniz kendinize ait olmalı, manikürü yapan eldiven kullanmalı

Manikür, el tırnaklarını çevreleyen (tırnağın parmağa yerleştiği yerdeki sınır çizgisi gibi düşünülebilir) ince et tabakasının kesilerek temizlenmesi ve tırnağın estetik bir şekle kavuşturulması işlemidir. Pedikür ise aynı işlemin ayak tırnakları üzerine uygulanmasıdır. Ciltte oluşan yara ve kesikler, vücutta açılan kapılar gibidir. Yani sağlığınızı tehdit edebilecek mikrop ve bakteriler, açılan bu kapıdan kolayca geçerek bedeninize giriş yapabilir. Manikür ve pedikür işlemi esansında uygulanan yanlış teknikler, kanamaya sebep olabilir. (Hastalık bulaştıran ilk ve en önemli sebeptir) Güzellik salonlarında kullanılan manikür ve pedikür aletleri, ortak kullanılır. Uzmanlar; ortak pens ve makas kullanımını, ortak diş fırçası kullanmaya benzetiyorlar.

OJELERİ ÜÇ AYDA BİR YENİLEYİN
Uzmanlar, ortak manikür-pedikür aletlerinin kullanımının, kan yoluyla bulaşan tüm hastalıkların bulaşmasına sebep olabildiğini söylüyorlar. Başta Hepatit olmak üzere tırnak mantarı ve bakteriyel-viral enfeksiyonların hemen hemen tamamı, bu yolla kişiden kişiye bulaşabiliyor. Ayrıca hastalıkların bulaşması için kanama oluşması da şart değil. Hijyenik manikür-pedikür yaptırmak için şu kurallara dikkat etmelisiniz:
İlk kural, kendinize ait aletler edinmeniz ve işlem esnasında sadece onların kullanılmasına izin vermenizdir.
Unutmayın, mikrop ve bakteriler sadece başkalarının ellerinde bulunmazlar. İşleme başlamadan önce mutlaka el ve ayaklarınızı temizleyin. Böylece üzerinizde taşıdığınız mikroplar, birazdan açılacak giriş kapısından geçemeden kaybolup giderler.
Yapılan araştırmalar, oje ve parlatıcıların üç ayda bir yenilenmesi gerektiğini gösteriyor. İçerdikleri maddeler sebebiyle ürünün kendisi ve uygulama fırçaları, mikropların yerleşip çoğalması için uygun ortamlardır. Bu sebeple, özellikle sık kullandığınız oje ve parlatıcılardan edinin ve yanınızda götürün.

 

TIRNAKLARINIZ HAVA ALMALI
Zamansızlık ve ihmal, sürdüğünüz parlatıcıların uzun zaman tırnağınızda kalmasına neden oluyor. Oysa uzmanlar, haftada en az iki kez tırnakların ojeden arındırılarak birkaç saat de olsa hava ile temasının sağlanması gerektiğini söylüyorlar. Tırnaklarda oluşan sararmaların başlıca sebeplerinden biri, yeterince hava almıyor olmasıdır. Unutulmamalıdır ki; oje, yapı itibariyle bakterilerin yerleşip çoğalması için uygun bir yüzey oluşturur ve sıklıkla temizlenerek yenilenmesi sağlığınız açısından son derece önemlidir.
Manikür yapan kişinin temizliğine dikkat edin. Size manikür yapacak kişinin ellerinin de temiz olduğundan emin olmanız gerekir. Uzmanın tek kullanımlık eldiven kullanmasını sağlamak alınabilecek en iyi tedbirdir.

TIRNAK BATMASI GELİŞİR
Tırnak, deri altında bulunan germinal matriks adı verilen bölgede oluşur ve buradan büyümeye başlar. Bazen tırnaklar uzarken derinin altına girer ve yoluna orada devam eder. Bu, iki tarafta olabileceği gibi tek tarafta da meydana gelebilir. Deri altına giren tırnak tabakası, cilt tarafından yabancı madde olarak algılanır ve reaksiyon başlar. Şişme ve şiddetli ağrı en bilinen belirtileridir. Tırnak batması esnasında yaşanan ağrılar dayanılamaz hale gelebilir, bu durumda muhakkak müdahale etmek gerekir. Tüm parmaklarda görülebilen tırnak batması en sık ayak baş parmağında görülür.

ILIK SU BANYOSU İYİ GELİR
Hatalı ve derinden kesilen tırnaklar (tırnakları düz hatta küt yapıda kesmek ve çok kısaltmamak doğrudur), dar, sivri burunlu ve küçük ayakkabılar giymek, tırnak köşesine alınan darbeler, aşırı kilo ve mantar enfeksiyonu, tırnak batmasının en bilinen sebepleri arasında yer alır. Kişiye dayanılmaz ağrılar veren tırnak batması, ilerlediğinde cerrahi müdahale gerektirebilir. Henüz başlangıç aşamasında olan tırnak batmasında, günde iki-üç kez tekrar edilen ılık su banyoları, antiseptiklerle batan kısmın sıklıkla temizlenmesi ve antibiyotikli krem uygulanması olumlu sonuç verebilir. Ilık suda yumuşatılan tırnak ile deri arasına pamuk sıkıştırmak da uygulanan yöntemler arasında yer alıyor. İlerleyen vakalarda ise cerrahi müdahale şarttır.

ESKİMEDİ DİYE KÜÇÜK AYAKKABI GİYDİRMEYİN!
Genetik veya yapısal bozukluklar dışında bilinen en önemli ayak ağrısı sebebi, hatalı ayakkabı seçimidir. Yanlış ve aşırı egzersiz, ikinci sırada yer alır. Milimetrik ölçülerde dahi olsa küçük ayakkabı giymek, ciddi problemlere neden olabilir. Özellikle gelişme çağındaki çocuklar, ayakkabılarını eskitemeden değiştirmek zorunda kalırlar. Eskimedi diye küçülen ayakkabıyı giydirmekte ısrar etmeyin.
Aynı şekilde ayağınıza büyük gelen ayakkabı giymek de topuk yaralanmalarına sebep olur. Eğer topuğunuz ve ayakkabınız arasında sürtünmeye sebep olacak kadar boşluk varsa topuğunuz kolayca su toplayabilir.
Eğer uzun yürüyüşler yapıyorsanız spor ayakkabılarınızı altı-dokuz ayda bir yenilemelisiniz. Yapılan araştırmalar, aynı ayakkabı ile haftada 16 km. yürüyorsanız 9-12 ayda bir, bunun iki katı yol kat ediyorsanız dört-altı ayda bir yeni bir spor ayakkabı almanız gerektiğini söylüyor.
Yüksek topuklu ayakkabı giymek, en sık yapılan yanlışlardan biridir. Ancak çok düz tabanlı ayakkabı giymek de en az yüksek topuklu ayakkabı giymek kadar zararlıdır. Ayağınızın formunu ve konforunuzu bozmadan, hafif topuklu bir ayakkabı tercih etmelisiniz. Bilinen fiziksel bozukluklarınız varsa, mutlaka uzman bir hekim tarafından tavsiye edilen ölçülere uygun özel yapım ayakkabılar tercih etmeniz gerekir.