Sosyal Medya

Cilt Bakımı

Manikür ve Pedikür Aletleri Size Özel Olmalı!

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,
Manikür ve Pedikür

Uzmanlar ortak pens ve makas kullanımını, ortak diş fırçası kullanmaya benzetiyor. Manikür ve pedikür aletleriniz kendinize ait olmalı, manikürü yapan eldiven kullanmalı.

Manikür, el tırnaklarını çevreleyen (tırnağın parmağa yerleştiği yerdeki sınır çizgisi gibi düşünülebilir) ince et tabakasının kesilerek temizlenmesi ve tırnağın estetik bir şekle kavuşturulması işlemidir. Pedikür ise aynı işlemin ayak tırnakları üzerine uygulanmasıdır. Ciltte oluşan yara ve kesikler, vücutta açılan kapılar gibidir. Yani sağlığınızı tehdit edebilecek mikrop ve bakteriler, açılan bu kapıdan kolayca geçerek bedeninize giriş yapabilir. Manikür ve pedikür işlemi esansında uygulanan yanlış teknikler, kanamaya sebep olabilir. (Hastalık bulaştıran ilk ve en önemli sebeptir) Güzellik salonlarında kullanılan manikür ve pedikür aletleri, ortak kullanılır. Uzmanlar; ortak pens ve makas kullanımını, ortak diş fırçası kullanmaya benzetiyorlar.

OJELERİ ÜÇ AYDA BİR YENİLEYİN

Uzmanlar, ortak manikür-pedikür aletlerinin kullanımının, kan yoluyla bulaşan tüm hastalıkların bulaşmasına sebep olabildiğini söylüyorlar. Başta Hepatit olmak üzere tırnak mantarı ve bakteriyel-viral enfeksiyonların hemen hemen tamamı, bu yolla kişiden kişiye bulaşabiliyor. Ayrıca hastalıkların bulaşması için kanama oluşması da şart değil. Hijyenik manikür-pedikür yaptırmak için şu kurallara dikkat etmelisiniz:
İlk kural, kendinize ait aletler edinmeniz ve işlem esnasında sadece onların kullanılmasına izin vermenizdir.
Unutmayın, mikrop ve bakteriler sadece başkalarının ellerinde bulunmazlar. İşleme başlamadan önce mutlaka el ve ayaklarınızı temizleyin. Böylece üzerinizde taşıdığınız mikroplar, birazdan açılacak giriş kapısından geçemeden kaybolup giderler.
Yapılan araştırmalar, oje ve parlatıcıların üç ayda bir yenilenmesi gerektiğini gösteriyor. İçerdikleri maddeler sebebiyle ürünün kendisi ve uygulama fırçaları, mikropların yerleşip çoğalması için uygun ortamlardır. Bu sebeple, özellikle sık kullandığınız oje ve parlatıcılardan edinin ve yanınızda götürün.

TIRNAKLARINIZ HAVA ALMALI

Zamansızlık ve ihmal, sürdüğünüz parlatıcıların uzun zaman tırnağınızda kalmasına neden oluyor. Oysa uzmanlar, haftada en az iki kez tırnakların ojeden arındırılarak birkaç saat de olsa hava ile temasının sağlanması gerektiğini söylüyorlar. Tırnaklarda oluşan sararmaların başlıca sebeplerinden biri, yeterince hava almıyor olmasıdır. Unutulmamalıdır ki; oje, yapı itibariyle bakterilerin yerleşip çoğalması için uygun bir yüzey oluşturur ve sıklıkla temizlenerek yenilenmesi sağlığınız açısından son derece önemlidir.
Manikür yapan kişinin temizliğine dikkat edin. Size manikür yapacak kişinin ellerinin de temiz olduğundan emin olmanız gerekir. Uzmanın tek kullanımlık eldiven kullanmasını sağlamak alınabilecek en iyi tedbirdir.

TIRNAK BATMASI GELİŞİR

Tırnak, deri altında bulunan germinal matriks adı verilen bölgede oluşur ve buradan büyümeye başlar. Bazen tırnaklar uzarken derinin altına girer ve yoluna orada devam eder. Bu, iki tarafta olabileceği gibi tek tarafta da meydana gelebilir. Deri altına giren tırnak tabakası, cilt tarafından yabancı madde olarak algılanır ve reaksiyon başlar. Şişme ve şiddetli ağrı en bilinen belirtileridir. Tırnak batması esnasında yaşanan ağrılar dayanılamaz hale gelebilir, bu durumda muhakkak müdahale etmek gerekir. Tüm parmaklarda görülebilen tırnak batması en sık ayak baş parmağında görülür.

ILIK SU BANYOSU İYİ GELİR

Hatalı ve derinden kesilen tırnaklar (tırnakları düz hatta küt yapıda kesmek ve çok kısaltmamak doğrudur), dar, sivri burunlu ve küçük ayakkabılar giymek, tırnak köşesine alınan darbeler, aşırı kilo ve mantar enfeksiyonu, tırnak batmasının en bilinen sebepleri arasında yer alır. Kişiye dayanılmaz ağrılar veren tırnak batması, ilerlediğinde cerrahi müdahale gerektirebilir. Henüz başlangıç aşamasında olan tırnak batmasında, günde iki-üç kez tekrar edilen ılık su banyoları, antiseptiklerle batan kısmın sıklıkla temizlenmesi ve antibiyotikli krem uygulanması olumlu sonuç verebilir. Ilık suda yumuşatılan tırnak ile deri arasına pamuk sıkıştırmak da uygulanan yöntemler arasında yer alıyor. İlerleyen vakalarda ise cerrahi müdahale şarttır.

ESKİMEDİ DİYE KÜÇÜK AYAKKABI GİYDİRMEYİN!

Genetik veya yapısal bozukluklar dışında bilinen en önemli ayak ağrısı sebebi, hatalı ayakkabı seçimidir. Yanlış ve aşırı egzersiz, ikinci sırada yer alır. Milimetrik ölçülerde dahi olsa küçük ayakkabı giymek, ciddi problemlere neden olabilir. Özellikle gelişme çağındaki çocuklar, ayakkabılarını eskitemeden değiştirmek zorunda kalırlar. Eskimedi diye küçülen ayakkabıyı giydirmekte ısrar etmeyin.
Aynı şekilde ayağınıza büyük gelen ayakkabı giymek de topuk yaralanmalarına sebep olur. Eğer topuğunuz ve ayakkabınız arasında sürtünmeye sebep olacak kadar boşluk varsa topuğunuz kolayca su toplayabilir.
Eğer uzun yürüyüşler yapıyorsanız spor ayakkabılarınızı altı-dokuz ayda bir yenilemelisiniz. Yapılan araştırmalar, aynı ayakkabı ile haftada 16 km. yürüyorsanız 9-12 ayda bir, bunun iki katı yol kat ediyorsanız dört-altı ayda bir yeni bir spor ayakkabı almanız gerektiğini söylüyor.
Yüksek topuklu ayakkabı giymek, en sık yapılan yanlışlardan biridir. Ancak çok düz tabanlı ayakkabı giymek de en az yüksek topuklu ayakkabı giymek kadar zararlıdır. Ayağınızın formunu ve konforunuzu bozmadan, hafif topuklu bir ayakkabı tercih etmelisiniz. Bilinen fiziksel bozukluklarınız varsa, mutlaka uzman bir hekim tarafından tavsiye edilen ölçülere uygun özel yapım ayakkabılar tercih etmeniz gerekir.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Cilt Bakımı

Cilt Lekelerine Dikkat

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Cilt Lekelerine Dikkat

Güneşin sağlığa faydalarını artık neredeyse hepimiz biliyoruz. Özellikle yaz mevsiminde neredeyse güneşe maruz kalmamız imkansız. Güneşin sağlığa olan faydalarının yanında yaz aylarının bitiminde bıraktığı sağlık sorunlarından birisi de güneş lekeleri oluyor. Derinin üst kısmında ortaya çıkan çil, solar lentigo ya da melazma olarak tanımlanan farklı çeşitlerde güneş lekeleri oluşabiliyor. Cilt lekelerine dikkat edip, gerekli önlemleri almalıyız.

Bazen yeni ortaya çıkan bu sorunlar bazı kişilerde de var olan lekelerin yoğunlaşması şeklinde kendini gösteriyor. Altta yatan ne olursa olsun güneş koruyucu kremlerin çok yoğun sürülmesi ve sık sık tekrarlanması gerektiğinin altını çizen Acıbadem International Hastanesi Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Sağlam, yüzde 100 korumanın sağlanamamasından dolayı da güneşlenmemek, şapka ve giysiler gibi fiziksel olarak korunmak gerektiğine dikkat çekiyor. Yaz aylarında görülme sıklığında artış görülen cilt lekelerinden korunma ve tedavi yöntemlerini anlattı.

Melazma

Melazma, güneşe maruz kalan bölgelerde, özellikle yüzde ortaya çıkan ve deride renk koyulaşmasıyla seyreden bir cilt sorunu. Güneşten gelen ultraviyole ışınları veya kuvvetli lambalardan yayılan ışık, deride renk pigmentlerini üreten “melanositleri” uyarıyor ve melanin sentezini artırarak rengin koyulaşmasına neden olabiliyor. Koyu tenli kişilerde melanositler daha aktif olduğundan etkisi de daha fazla oluyor. Bazı ilaçlar ya da hamilelik gibi hormonal değişimlerin yaşandığı dönemlerde de melanositler normal seviyenin üzerinde pigment ürettiği için ciltte koyu lekeler ortaya çıkabiliyor.

Etkili sonuçlar için erken müdahale gerekiyor

Yeni başlayan lekelerde daha iyi yanıt alınabildiği gibi lekenin oluşma süresi uzadıkça tedavi de o ölçüde zorlaşıyor. Tedavinin sonucuna etki eden bir diğer unsur ise lekenin derinliği oluyor. Yüzeysel lekeler tedavilerle kolayca yok olurken derin lekeler ısrarla kalabiliyor. Bununla birlikte cildin tipi de tedavi açısından zorlayıcı olabildiği için ten rengi çok koyu, cildi hassas veya kızarık yapıda olanlarda dikkatli olunması gerekiyor. Melazma tedavisinde, leke açıcı kremler, Karbonpeeling (Q-Switched ND-YAG Lazer), Thulium Lazer, Fraksiyonel Lazer, Dermapen, kimyasal peelingler ve mezoterapi gibi farklı uygulamalardan hasta için uygun olan belirlenerek kullanılabiliyor.

Güneş lekesi (Lentigo)

Lentigo olarak tanımlanan bu tür güneş lekesinin daha çok çillerle karışan bir hiperpigmentasyon hastalığı olduğunu söyleyen Dr. Hülya Sağlam, genel olarak 40 yaş sonrası görülen bu tür güneş lekelerinin bazen 20’li yaşlardan sonra da ortaya çıkabileceğini söylüyor. Hem daha koyu renkli hem de boyutlarının daha büyük olması, güneş lekesini çilden ayıran özellikler olarak sıralanıyor. Lentigolar, her mevsim derine kalıcı olmakla birlikte güneşe maruziyet nedeniyle yaz aylarında renginde koyulaşma gözleniyor.

Lekelerin özellikle açık tenli kişilerde güneşe maruz kalan el sırtı, yüz, omuz, sırt ve göğüs ön yüzü gibi cilt bölgelerinde ortaya çıktığını belirten Dr. Hülya Sağlam, şu bilgileri veriyor: “Değişik boyutlarda olabilen bu kahverengi lekelerin net sınırları bulunur. Özellikle akut güneş yanıklarından sonra, sırt, omuz ve gövdede derinin soyulmasını takiben yaygın bir şekilde beliriyor. El sırtında ve yüzde ortaya çıkan ve yaşlılık güneş lekeleri olarak da tanımlanan lekeler genellikle 40 yaş sonrası görülür.”

Aniden büyüyen lekeleri ciddiye alın!

Güneş lekelerinin kansere dönüşme riski bulunmuyor ve tedaviler de bu nedenle estetik amaçla yapılıyor. Ancak bazı güneş lekeleri, lentigo maligna olarak adlandırılan deri kanseri ile karışabileceği için aniden büyüyen lekelerde bilgisayarlı dermaskopik inceleme yapılması önem taşıyor. Lentigoların tedavisinde kimyasal peeling ve lazer tedavileri kullanılıyor.

Çiller

Güneş nedeniyle ortaya çıkan bir başka cilt lekesini ise çiller oluşturuyor. Erken çocukluk döneminden itibaren ortaya çıkan çiller genellikle net sınırlı ve kahverengi küçük lekeler olarak görülüyor. Cildin güneş ışığına aşırı renk üreterek tepki vermesi sonucu ortaya çıkan yüz çilleri en çok alın, yanak, burun üzerinde görülüyor. Ancak bazı kişilerde tüm yüzü kaplayacak derecede şiddetli olabiliyor. En çok sarışın, kızıl ve açık tenli kişilerde görülmekle beraber koyu tenlilerde ortaya çıkabiliyor. Açık ya da koyu kahverengi olan çillerin güneş temasından sonra koyulaştığı ve güneşlenilmediği zaman da renginin solduğu görülüyor.

Çillerin de kansere dönüşme riski olmasa da bu kişilerin güneş ışığına daha duyarlı oldukları da biliniyor. Lazer tedavileri ve kimyasal peeling uygulamaları çillerin tedavisinde kullanılan yöntemler arasında yer alıyor.

Güneş lekelerinde kullanılabilen yöntemler

Güneş lekelerinde ciltteki melanin pigmentlerinin yerleşimine göre de farklı planlamalar gerektiğinin altını çizen Acıbadem International Hastanesi Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Sağlam, kullanılan yöntemleri şöyle sıralıyor…

1 -Leke açıcı kremler

Leke giderici kremlerin çoğu renk hücresinde renk maddesi yapımını engelleyerek etkili oluyor. Ancak tedaviden istenilen sonuca ulaşabilmek için kremleri düzenli ve uzun süre kullanmak gerekiyor.

2-Karbon peeling

Renk hücrelerine etki eden lazer, nanosaniye gibi çok kısa bir sürede yüksek enerji verdiği için renk maddesi ve hücrelerini parçalayabiliyor. Bu nedenle güneş lekesi tedavisinde ve dövme silmede tercih edilebiliyor. Karbon peeling yöntemi ile kollajen doku canlanıyor ve cilt tazeleniyor. Dolayısıyla yaz boyunca güneşin zararlı etkilerine maruz kalan cildin ışık kazanması ve lekelerden kurtulmak için bu tedavi kullanılabiliyor.

3- Thulium Lazer

Leke tedavisi ve cilt yenileme alanlarında kullanılan etkili olan bu sistemde lazer ışınları ile deride 100 mikron çapında mikro-kanallar açılarak C vitamini, kök hücre içeren nano partiküküllü ürünler kişinin sorununa göre seçilerek cilde yediriliyor. Tedavi süresinin kısalığı, ağrısız bir yöntem olması ve kişinin günlük yaşamına hemen dönebilmesitedavinin avantajları arasında sıralanıyor.

4-Fraksiyonel Lazer

Genellikle açık ten rengi olan kişilerde tercih edilen bir yöntem. Ancak kılcal damarı fazla, hassas cildi olanlarda ve esmerlerde fraksiyonel lazer leke tedavisinde kullanılmaması gerekiyor. En çok akne izleri, yara, yanık izleri ve cilt yenilemede yararlanılabiliyor.

5- Dermapen

İnce çelik iğnelerden oluşan Dermapen ile deride çok sayıda gözle görülmeyen delikçikler açılıyor. Hem cildin kendi onarım mekanizmasının tetiklenmesi hem de işlem esnasında kullanılan serum ve maskeler ciltte toparlanma sıkılaşmanın yanı sıra lekelerde de önemli bir azalmaya neden oluyor.

6- Kimyasal peelingler

Üst derinin yenilenmesini hızlandırarak lekenin üst deriden atılmasını sağlayan kimyasal peelingler, leke tedavisinde de kullanılabiliyor. Ancak koyu tenlilerde, kızarık ve hassas ciltlerde kimyasal peeling aşırı soyulma yaparsa lekelenmeyi tetikleyebileceği için uygulanmaması gerekiyor.

7-Enzimatik peeling

Birden fazla kimyasal ve bitkisel peeling yapan ürünlerin bir araya getirilerek maske şeklinde 8-10 saat bekletilerek yapılan bir işlem.

8-PRP

Bu yönteminde, pıhtı hücreleri tarafından salınan, tüm yara iyileşmesi ve doku yenilenmesi süreçlerini başlatan büyüme faktörlerini elde edilmesi amaçlanıyor. Hastanın tamamı kendisine ait pıhtı hücreleri ve büyüme faktörleri içeren serumuyla cilt yenilemesi sağlanabiliyor. PRP yöntemiyle elde edilen serum cilt altına veya cilt içine minik enjeksiyonlarla veriliyor.

9- Mezoterapi

Burada leke giderici maddeler lekenin içine direk verilerek etkinlikleri arttırılıyor. Ayrıca cilt yenileyen maddeler hasarlı olan leke bölgesini yenileyerek lekenin açılmasını sağlıyor. Leke tedavisinde lazer ve diğer yöntemlerle bir arada mezoterapi uygulamak leke tedavisinin etkinliğinin de artmasını sağlıyor. Yüz mezoterapisi, başlangıçta 1-2 hafta aralıklarla ortalama 4-6 seans uygulanıyor.

Cilt lekeleriyle ilgili farklı bir yazıyı okumak için burayı tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Cilt Bakımı

Yazın Artan Cilt Lekeleri

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

yazın artan cilt lekeleri

Yaz mevsiminde güneş ışınlarının etkisiyle en fazla artış gösteren cilt problemlerinden birisi de cilt lekeleridir. Yazın artan cilt lekelerinin nasıl tedavi edilmesi gerektiğiyle ilgili bilgi veren Dermatolog Dr. Yelda Bice; konuyla ilgili önemli uyarılarda bulundu.

Yaz aylarında sıcak hava ve güneş ışınlarından dolayı ciltteki lekelerin arttığını söyleyen Dermatolog Dr. Yelda Bice, medikal tedavi ile lekelerin silinebileceğini söyledi. Leke tedavilerinde planlamada lekenin tipinin, oluşma şeklinin, derinliğinin önemli olduğunun altını çizen Bice, “Lekeye yaklaşımımızda ağırlıklı olarak lazerli tedaviler özellikle de q anahtarlı lazerler hala dünyada da bizde de ağırlıklı olarak kullanılmakta. Bu tedavileri PRP, leke mezoterapileri bazen yüzeysel lekeler için soyucu tedaviler ile de destekleyebiliyoruz” dedi. Bu tedavilerin kişinin genetik olarak lekeye yatkınlığını ortadan kaldırmadığını söyleyen Dermatolog, güneşten koruyucu önlemlerin alınmasının büyük önemi olduğunu belirtti.

Cilt düşmanı güneş ışınları

Güneşin cilt üzerinde birçok hasara sebep olduğunu söyleyen Dermatolog Dr. Yelda Bice,“Genetik faktörlerinde yeri tabi ki tartışmasız ancak dış etkenlerden en çok bilimsel olarak da kanıtlı ‘’foto yaşlanma” ya neden olan güneş hasarı ilk sıraya oturuyor diyebiliriz. Ciltte oluşturduğu lekelerden, nem kaybına, yapıtaşlarının hasarının artmasına, hatta prekanseröz yani kanser öncülü lezyonların oluşmasına kadar ciltte birçok hasara sebebiyet verebilmektedir. Bu yüzden birçok tedavinin seyrinde ya da günlük yaşantıda güneşten korunmanın önemi üzerinde biz dermatologlar bu kadar durmaktayız” dedi.

“Cilt için en önemli şey; düzenli ve dengeli beslenmek”

Cildimizin sağlıklı olması ve her türlü hastalıktan bizi koruyabilmesi için tavsiye veren Dermatolog Dr. Yelda Bice “Ana kurallar koymak gerekirse düzenli ve dengeli beslenmek, zararlı alışkanlıklardan uzak durmak, gün içinde yeterli sıvı tüketimine önem göstermek, uyku düzenimize dikkat etmek, stresten uzak durmak kişinin yaşam kuralları arasında olmalı” dedi. Bice, sağlıklı bir cilde sahip olmak için; cildi temizlemek, cilde uygun ürün kullanmak ve zararlı ışınlardan düzenli korumanın önemine dikkat çekti.

Cilt bakımı ile ilgili bir başka yazıma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Cilt Bakımı

Koltuk Altı Botoksu

Bilgehan Aydın

Yayınlanma:

,

koltuk altı botoksu

Sadece sıcak havalarda değil her mevsim sizi zor durumda bırakan koltuk altı terlemenizden mustaripseniz terleme botoksuna “Merhaba!” deyin. Koltuk altı terlemesi sorunu sadece özel yaşamı olumsuz etkilemekle kalmıyor aynı zamanda sosyal ortamlarda da özgüven eksikliğine neden olabiliyor. Peki, bunu önlemek için ne yapmak gerekiyor? ” Koltuk altı botoksu, hayatımızı kolaylaştıran bir uygulama.” diyen Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Bilgehan Aydın, aşırı terlemenin toplumun yüzde üçünün bu problemi yaşadığını söylüyor.

Aşırı terleme sorunu nedir?

Aşırı terlemeye tıp dilinde hiperhidrosis denmektedir.  Terleme iki şekilde ortaya çıkar. Biricisi psikolojik faktörlerle yani stres,  utanma, heyecan gibi duygusal değişikliklerde oluşan aşırı terleme durumu. İkincisi ise altta yatan bazı hastalıklara bağlı olarak ve ilaç kullanımına bağlı ortaya çıkan aşırı terleme durumudur. Vücudumuzun her yerinde aynı anda aşırı terleme durumu görülmez. Çoğunlukla aşırı terlemenin yaşandığı bu bölgeler koltuk altı, avuç içi, ayak ve ayak tabanıdır.

Koltuk altı botoksu nedir?

“Koltuk altı botoksu, terleme sorunundan kişiyi kurtaracak yöntemlerden biridir. Botoks, sadece bilindiği üzere sadece yüzdeki kırışıklıklar için kullanılmıyor. Medikal estetikten önce botoks, göz ve nörolojik hastalıkların tedavisinde zaten kullanılmaktaydı. Medikal estetikle beraber artan botoks kullanımı son yıllarda aşırı terleme problemi olan insanlarda terlemeyi durdurmak için koltuk altı, el ve ayakta uygulanıyor.Artık sadece pürüzsüz ve genç görünmek için değil, aynı zamanda aşırı terleme sorununa da çözüm olarak botoks uyguluyoruz.

Kimlere Koltuk Altı Botoksu uygulanmalıdır?

Sadece sıcakta değil her mevsim terleme şikayeti olan, istediği hiçbir kıyafeti giyemeyen, ter lekesini saklamak için sürekli siyah veya beyaz mı giyinmek zorunda kalan biriyseniz, heyecanlandığınızda, sevindiğinizde, strese girdiğinizde bu durum kıyafetinizin koltuk altında kendini gösteriyorsa ve sabah kat kat sürdüğünüz deodorantlar da üstüne terle birlikte durumu daha da ifşa ediyorsa koltuk altı botoksu için ideal bir adaysınız.

Koltuk Altı Botoksu Nasıl Uygulanıyor?

Uygulama yapılacak alana öncelikle uyuşturucu özelliği olan bir krem uyguluyoruz. Yarım saat sonra koltuk altında gerçekten terleyen bölgeleri tespit etmek için terleme yapıyoruz. Ardından terleyen bölgelere botoksuna uyguluyoruz. Aynı zamanda avuç içi ve ayak tabanına da terleme botoksu yapabiliyoruz. Son derece ince uçlu iğneler aracılığıyla problemli olan bölge içine botoks enjekte ediyoruz. Bu sayede aşırı çalışan ter bezlerinin aktivitesini durdurarak terleme sorununu gideriyoruz.

İşlem Ne Kadar Sürüyor?

Uygulama yapılacak alana göre dozaj belirleniyor.Koltuk altına yapılan botoks uygulaması yaklaşık 10-20 dakika arasında sürüyor.

İşlemi ne kadar süreyle yaptırmak gerekiyor ?

Botoksun etkisi ise genellikle 6- 9 ay devam ediyor. Bu süreç takip edilerek terleme durumuna göre işlem tekrarlanır.

Yaş Sınırı Var Mı?

18 yaşından büyük olmak koşuluyla herkese uygulanan bir yöntemdir. Hamilelere ve emziren annelere tavsiye etmiyoruz.

Koltuk altı botoksu yan etkisi var mıdır?

Çok nadir olarak uygulama bölgesinde hafif morarma ve kızarıklık olabilir. Ter bezlerine de herhangi bir kalıcı zarar verilmiyor. Sadece aşırı terleme olan ter bezlerine enjekte yapıldığı için terleme sorunu gideriliyor. Koltuk altına botoks uygulamaları bu konuda deneyimli bir doktor tarafından yapılıyorsa güvenlidir ve riski yoktur.

Ağrılı bir işlem midir?

Deri içine yapılan bütün enjeksiyonlarda olduğu gibi botoksta da bir miktar ağrı olur, ancak bunu gidermek için işlem öncesi lokal anestezik içeren kremler uyguluyoruz.

Sosyal hayata ne zaman dönüş yapılır?

İşlem sonrası hasta hemen sonrasında işine ya da günlük yaşantısına dönebilir.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.