Bizimle iletişime geçin

Genel

Magnolia

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

magnolia

Sağlıklı tarifler serimizde bugün hepimizin yakından tanıdığı ve sevdiği bir tatlı olan Magnolia tarifi var. Çileğin hazır mevsimi tükenmemişken Acıbadem Fulya Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Melike Şeyma Deniz’in tarifiyle lezzetli çileklerle yapılan bir tatlı denemek istiyorsanız bu tarif tam size göre. Üstelik şeftali veya muzla da deneyebilirsiniz. Seçim sizin…

Malzemeler

Bir porsiyon için;

  • 2 su bardağı süt
  • 1 yemek kaşığı buğday nişastası
  • 1 yemek kaşığı tam buğday unu
  • 5-6 adet petibör bisküvi
  • Çilek, şeftali veya muz

Yapılışı

  1. Süt, nişasta ve tam buğday ununu çırpın ve karıştırarak muhallebi kıvamı almasını sağlayın.
  2. Bir kasenin dibine ufaladığımız bisküvilerin bir kısmını koyun, üzerine pişirdiğiniz muhallebiyi ilave edin ve kalan bisküvileri ekleyin.
  3. Çilek, şeftali veya muz ile süsleyin.

Afiyet olsun… Çilekle yapılan farklı bir tarif için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Genel

Burun Spreyleri Bağımlılığa Neden Olabilir

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Burun Spreyleri Bağımlılığa Neden Olabilir

Özellikle kış aylarında kullanılan burun spreyleri bağımlılığa neden olabilir… Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Müzeyyen Doğan, burun spreylerinin doktorlar tarafından önerildiği süre ve doz dışında kullanılmaması gerektiğini söyledi.

Burun spreylerinin doktorlar tarafından önerildiği süre ve doz dışında kullanılmaması gerektiğini söyleyen Kulak Burun Boğaz (KBB) Uzmanı Doç. Dr. Müzeyyen Doğan, “Uzun süreli kullanım durumlarında bağımlılık yapabilir ve kan değerlerini değiştirebilir” dedi.

Doç. Dr. Doğan, özellikle kış aylarında kullanılan burun spreylerine yönelik uyarılarda bulundu. Mevsimsel olarak üst solunum yolu enfeksiyonları, burun tıkanıklığı ve akıntısının hızla arttığını belirten Doç. Dr. Doğan, “Burun spreylerini içerdiği etken maddeye göre kısa süreli kullanılanlar ve uzun süre kullanılması gerekenler şeklinde iki grup halinde düşünebiliriz. Doktorlar tarafından önerilen burun spreyleri, süre ve önerilen doz dışında kesinlikle kullanılmamalıdır” diye konuştu.

“Uzun Süreli Kullanım Kan Değerlerini Değiştirebilir”

Kısa süreli kullanılması gereken spreylerin uzun süreli kullanımlarında ilacın etkinliği azaldığı için giderek daha sık ve daha yüksek dozlarda kullanma eğilimi oluştuğunu dile getiren Doç. Dr. Doğan, “Uzun süreli kullanım durumlarında bağımlılık yapabilir ve kan değerlerini değiştirebilir. Yapılan hayvan deneylerinde de beşinci günden sonra burun mukozasında hasarın başladığı sekizinci haftanın sonunda ise artık kalıcı hasar meydana geldiği gösterilmiştir. Doz aşımı ve yan etkilerde terleme, hızlı ve düzensiz kalp atışları gözlenir. Burun içi dokusunda meydana gelen kuruluk sebebiyle burun kanamaları olabilir” ifadelerini kullandı.

Yaşanılan Ortamdaki Klima ve Kaloriferlere Dikkat!

Burun tıkanıklığının sinüzit ve orta kulak iltihabına yol açtığını belirten Doç. Dr. Doğan, “Böyle durumlarda burun tıkanıklığının giderilmesinde kısa süreli olarak burun spreyleri kullanılabilir. Ancak yaşanılan ortamlarda kullanılan kalorifer ve klimalar da solunan havanın nemini azaltır. Burunda meydana gelen kuruluk ve burun etlerinin buna reaksiyon olarak büyümesi sonucunda da tıkanıklık hissi meydana gelebilmektedir” açıklamalarında bulundu.

Psikolojik Bağımlılık

Üst solunum yolu enfeksiyonları sırasında kullanılan spreylerin hastada yarattığı rahatlama hissi nedeniyle, hastalık sonrasında da bazıkişilerin çevresel faktörlere bağlı tıkanıklarda da aynı spreyi kullandığını aktaran Doç. Dr. Doğan, “Bu önce psikolojik bağımlılık şeklinde başlar, daha sonra kullanım süresi uzadıkça burun içi dokularda meydana gelen değişiklikler nedeniyle burun fonksiyonları bozulmaya başlar. Hasta giderek burun spreyi kullanmadan nefes alamadığını ifade eder.Kısa süre kullanılması gereken burun spreyleri hızlı etki eder ve dakikalar içerisinde burundaki tıkanıklık hissini giderir. Günde 3-4 defadan fazla önerilmez” dedi.

Geçici Çözüm Oluyor

Burun tıkanıklıklarının sprey yardımıyla açılmasının geçici bir çözüm olduğunun altını çizen Doç. Dr. Doğan, “Bazı etken maddeli spreyler buruna kan götüren ufak damarların çevresindeki kas dokusunun kasılmasını sağlayarak, burun kanlanmasını azaltır ve dokulardaki şişmeyi gidererek, burnumuzun açılmasını sağlar. Ancak bu geçici bir çözümdür, yaklaşık 6 saat sonra bu kaslar gevşeyerek burun mukozası ve konkalar daha fazla şişerek burun tıkanıklığı artar” diye konuştu.

“Uzun Süreli Kullanımlarda Doku Hasarı Oluşuyor”

Spreylerin uzun süre kullanılması durumunda meydana gelebilecek doku hasarını gidermek için öncelikle bu spreylerin kullanımının kesilmesi gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Doğan, şu bilgileri verdi: “Eğer prostat büyümesi, yüksek tansiyon, dar açılı göz tansiyonu, diyabet, kalp hastalığı, atardamarlarda sertleşme, tiroit problemleri, göz tansiyonu, kalp hastalığı gibi rahatsızlıklarınız varsa bu ilacı kullanmadan önce doktorunuzu bilgilendirmeniz gerekmektedir. İlacın kullanımı bu hastalar için uygun olmayabilir. Bununla birlikte iki yaş altındaki çocuklarda, gebelik ve emzirme dönemlerinde de kullanılmamalıdır.”

Kullanım Süresine Dikkat!

Kısa süreli kullanılması gereken burun spreylerinin çeşitli hastalıklar sonrasında tıkanıklıkları gidermede faydalı olduğunu söyleyen Doç. Dr. Müzeyyen Doğan, “Soğuk algınlığı veya kısa süre içerisinde gelişen başka bir nezle ile ilgili olan burun tıkanıklıkları, yeni başlamış nezle, alerji olmaksızın burunda meydana gelen tıkanıklıklar, orta kulak iltihabı; burun çevresinde bulunan sinüslerin iltihaplanmasıyla oluşan burun tıkanıklıkları ve burun veya burun çevresinde bulunan sinüslerin hastalıklarında salgıların akmasını kolaylaştırmak ve burun boşluğunun incelenmesini (rinoskopi) kolaylaştırmak için kullanılır.Kullanım süresi 3-5 gün ve günde 3-4 defa ikişer puf şeklindedir” dedi.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Genel

Ses Kısıklığına Karşı Öneriler

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Ses Kısıklığına Karşı Öneriler

Havaların buz kestiği bugünlerde bağışıklık sistemimizin zayıflaması ses sağlığımızı da yakından tehdit ediyor. Hele de sürekli konuşmak zorunda olanlar ya da yüksek sesle hitap etmesi gereken kişiler çok daha risk altında. Zira toplumumuzda basit ve geçici bir durum olarak görülen, ses kısıklığı kalıcı hasarlara zemin hazırlayabiliyor! Acıbadem Fulya Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Dilaver Özturan, sinirli biçimde bağırmanın yanı sıra futbolda ani gol heyecanının da ses tellerinde kanamaya yol açabileceğini belirtirken, ses kısıklığına karşı öneriler neler anlattı, önemli uyarılarda bulundu.

Boğazınızı Temizlemeye Çalışmayın

Sık sık boğaz temizleme hareketi yapmaktan ve sert öksürüklerden kaçının. Bunun yerine boğazınızda gıcık varsa su içerek ondan kurtulmaya çalışın. Kuru, klimalı, tozlu ve dumanlı ortamlar ses tellerine zarar verdiğinden böyle ortamlarda kendinizi koruyup sıvı alımını artırın.

Bol Su İçin

Sıvı tüketimi çok önemli. Gün boyu ortalama en az 6-8 bardak su için. Çünkü sesin başlıca düşmanlarından biri yeterince su içmemek. Hava zaten soğuk diyerek su tüketmeyen kişilerin ses tellerinde oluşan kuruluk ses kısılmasına yol açıyor. Ses telleri nemli tutulduğunda ses daha sağlıklı oluyor. Ihlamur, zencefil, bal gibi bitki çayları aşırıya kaçılmadığı sürece faydalı olabiliyor. Burada özellikle etken madde sıcak su ve buhar.

Bir Anda Soğuğa Çıkmayın

Odanız aşırı sıcak olmamalı. Isıyı yaklaşık 25 derecede tutun. Kaloriferin üzerine su dolu bir kap koyarak ortamı da nemlendirebilirsiniz. Isıtılmış ortamdan birdenbire soğuğa çıkmak yerine önce bulunduğunuz ortamın ısısını düşürün. Hava koşullarına uygun giyinin.

Sesinizi Doğru Kullanın

Sesinizin tonunu ayarlayarak ve aralıksız konuşmak yerine ara ara durup nefes alarak, yani ses tellerinizi dinlendirerek konuşun. Bağırmak, yüksek sesle konuşmak ve ani çıkışlar yapmak ses tellerine zarar verdiğinden bu davranışlardan kaçının. Stadyum ve düğün salonu gibi gürültülü yerlerde sesinizi zorlamayın.

Stresi Kontrol Altına Almayı Öğrenin

Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Dilaver Özturan “Gergin ve öfkeli konuşma ses tellerinde ciddi hasar oluşturur. Sinirli biçimde bağırma ses tellerinde kanama sebebidir. Maç seyreden birinin aniden gol diye yüksek sesle bağırması yine ses telinde kanama yapabilir. Öfke kontrolü ses sağlığı için önemlidir. Sesteki gerginliği azaltmak için psikolojik destek yararlıdır” diyor.

Beslenmenize Dikkat Edin

Sigara ve alkolden uzak durun. Çay, kahve, bitki çayları, süt ve süt ürünlerini aşırı tüketmeyin. Fast-food olarak da bilinen hazır gıdalar, çikolata, kızartmalar, turşu, ketçap, mayonez, hardal, aşırı baharatlı gıdalar, gazlı içecekler, hazır meyve suları gibi kendisi asitli olan veya asit artırıcı içeceklerden kaçının. Midenizi tıka basa doldurmayın. Yatmadan 2-3 saat önce yemeyi kesin.

Uykunuza Dikkat Edin

Yapılan bilimsel çalışmalar, uykusuzluk ve yorgunluğun da ses kısıklığına yol açtığını ortay koyuyor. Bu nedenle uyku düzeninize çok dikkat edin. Kaliteli uyumaya özen gösterin.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Diyet ve Kilo Verme

Beyninize Hükmederek Zayıflayın

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Beyninize Hükmederek Zayıflayın

Beyninize hükmederek zayıflamak mümkün mü? Kilo vermek için, sağlıklı beslenme ve psikolojik terapiyi bir araya getiren “Bilişsel Davranışçı Terapi” ile hem fazla kilolar veriliyor, hem de verilen kilolar daha kolay korunabiliyor. Türkiye’de bu yöntemi uygulayan sayılı uzmanlardan biri olan Merve Öz hem Klinik Psikoloji uzmanı hem de Beslenme Diyet uzmanı olması ile Türkiye’de bir ilk olma özelliğini taşıyor.

Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi uzmanı Merve Öz, “Yöntem beyni değiştirmeyi hedef alıyor. Kişiler herhangi bir yemek listesine bağlı kalmadan tabak oluşturmayı öğreniyor” diyor. İki farklı uzmanlığa sahip olan Merve Öz, “Aslında basit bir denklem var. Aldığımız kalori, harcadığımız kaloriden fazlaysa kilo alırız. Bu noktada beyin çok etkili, sorun midede değil. Kilo almayı beyin tetikliyor. Bu nedenle kilo verirken, beyni de değiştirmek lazım. Beyni, sabote eden düşünme ve davranışlara odaklanarak, bunları daha sağlıklı olanlarla değiştirmek gerekiyor” diye konuşuyor.

Bilişsel davranışçı terapi ile beyin değişiyor

Merve Öz, Bilişsel Davranışçı Terapi’yi şu sözlerle anlatıyor: “Bilişsel davranışçı terapi, bir psikoterapi yöntemidir. Biz insanların kilo vermesini engelleyen, kilo verdikten sonra ise geri almasına neden olan davranış ve düşünceleri tespit ederek; sağlıklı ve işlevsel olan davranış ve düşüncelerle değiştirilmesini hedefliyoruz. 5 seans davranışsal, 5 seansta bilişsel terapi uyguluyoruz. Daha sonra da kontrollerimiz devam ediyor.”

Kilo verenler kilolarını koruyor

Terapinin olumlu sonuçlar getirdiğine dikkat çeken Merve Öz, kilo veren iki grup arasında yaptığı karşılaştırmada elde ettiği bilgileri paylaştı:

“Hastalarımı, cinsiyetleri, yaşları ve vücut kitle endeksleri eşit olacak şekilde iki gruba ayırdım. Gruplardan birine beslenme eğitimi, diğerine beslenme eğitimine ek olarak bilişsel davranışsal terapi uyguladım. 8 seansın sonunda bu iki grubu karşılaştırdığımda, her ikisinde de kilo kaybı gözlemledim. Ancak, beslenme eğitimine ek olarak bilişsel davranışçı terapi alan grupta ilk ve son seansta uygulanan ölçekler karşılaştırıldığında “duygusal yeme” azaldı, “farkında yeme” arttı.  Sadece beslenme eğitimi alan grupta ise böyle bir sonuç gözlemlemedim. Gözlem sürecim halen devam ediyor. Beslenme grubu yavaş yavaş kilo almaya başladı. Öte yandan bilişsel davranışçı terapi grubundakiler halen kilolarını koruyor.”

Kişi kendi kendisinin diyetisyeni oluyor

Bilişsel Davranışçı Terapi sayesinde, başarısız kilo verme süreci yaşamış kişilerde de son derece iyi sonuçlar aldıklarını paylaşan Merve Öz “Kişiler yıpranmadan, kilo problemini çözmüş oluruz. Herhangi bir diyet listesi uygulamalarına gerek yok. Kişiler adeta kendilerinin diyetisyeni gibi oluyor. Çünkü bu yöntem sayesinde ne yiyeceklerini, nasıl yemeleri gerektiğini çok iyi öğreniyorlar” dedi.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar