Sosyal Medya

Bilinçli hasta

Klima Serinletirken Hasta Edebilir

Yayınlanma:

,

Klima içerisine bakterilerin yerleşmesi sonucu ortaya çıkan lejyoner hastalığı, nemli ortamlarda kolaylıkla barınabilir. Önemsenmediğinde ise ölümcül olabilir

Sıcak havaların bunaltıcı bir hal alması, klimaları günlük hayatımızın bir parçası haline getirdi. Öyle ki; evde, iş yerinde, arabada ve hatta açık ortamlarda bile klima serinliğine ihtiyaç duyar olduk. Klimalar, kapalı ortamların ısı ve nem seviyesini istenilen özelliklere getirme işlevine sahip olabiliyor. Ancak klimaların soluduğumuz havayı doğrudan etkilediğini ve halk arasında klima hastalığı olarak bilinen lejyoner hastalığına sebep olabildiğini unutmamak gerek. Lejyoner hastalığı önemsenmediğinde ise ölümle sonuçlanabiliyor.

SEMPTOMLARINA DİKKAT EDİLMELİ

Klima içerisine bakterilerin yerleşmesi sonucu ortaya çıkan bu hastalık, nemli ortamlarda kolaylıkla barınabilme ve çoğalma özelliği gösterir.

Lejyoner hastalığı, Legionella bakterilerinin neden olduğu bir solunum hastalığıdır.
Bazen bakteriler, pnömoniye (akciğer enfeksiyonu) adı verilen ciddi bir enfeksiyona neden olur. Hastalık hafif bir grip vakasına benzer belirtilere sahip olarak kendini gösterebilir veya pontiac ateş olarak adlandırılan daha az ciddi bir enfeksiyona neden olabilir.

KULUÇKA SÜRESİ 10 GÜN

Lejyoner hastalığının kuluçka süresi iki ile 10 gün arasında değişir. Bakterilere maruz kaldıktan sonra hastalık semptomları ortaya çıkmadan önce geçen süre budur. Birkaç gün boyunca hasta yorgun ve zayıf hissedebilir. Hastaneye yatırılan hastaların çoğunda, genellikle 39.5 dereceden daha yüksek bir ateş oluşur. Öksürük, akciğer enfeksiyonunun ilk bulgusu olabilir. Öksürük, balgam üretimine neden olacak kadar şiddetli olabilir (mukus öksürüklüdür). Gastrointestinal mide semptomları, diyare; en belirgin belirti olmak üzere yaygındır. Birçok hasta; bulantı, kusma ve mide rahatsızlığı geçirir. Diğer yaygın belirtiler; baş ağrısı, kas ağrısı, göğüs ağrısı ve nefes darlığıdır.

Legionella göller ve akarsular gibi tatlı su ortamlarında doğal olarak bulunan bir bakteri türüdür. İnsan yapımı su sistemlerinde de ortaya çıkabilen bu bakteri, yayıldığında ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Bakterinin yayıldığı ortamlar şunlardır:

  • Duşlar ve musluklar
  • Ev veya araç klimaları
  • Her kullanımdan sonra yeteri kadar temizlenmeyen sıcak küvetler
  • Dekoratif çeşmeler
  • Sıcak su depoları ve ısıtıcıları
  • Büyük sıhhi tesisat sistemleri
  • Kapalı ve yeteri kadar klorlanmayan havuzlar

BAKTERİLER NASIL YAYILIYOR?

Legionella bakterileri öncelikle aerosol haline getirilmiş su damlaları yoluyla yayılmasına rağmen, enfeksiyon aşağıdaki yollarla da bulaşabilir:

Aspirasyon: Ağız içi sıvılarının yanlışlıkla akciğerlerinize girmesi, öksürük veya sıvı içerken tıkanmanız, lejyoner hastalığının gelişmesine neden olabilir.

Toprak: Bahçede çalıştıktan veya kirlenmiş saksı toprağı kullandıktan sonra lejyoner hastalığına yakalanabilirsiniz.

RİSK FAKTÖRLERİ

Lejyonella bakterilerine maruz kalmayan herkes hastalanabilir. Aşağıdaki durumlarda enfeksiyon gelişme olasılığınız daha yüksektir:

Sigara, akciğerlere zarar vererek sizi her türlü akciğer enfeksiyonuna daha duyarlı hale getirir.

HIV/AIDS veya belirli ilaçlar, özellikle de kortikosteroidler ve organ naklinden sonra organ reddini önlemek için alınan ilaçlar sonucu zayıflamış bir bağışıklık sistemine sahip olanlar hastalığa yakalanabilir.

Amfizem veya diyabet, böbrek hastalığı, kanser veya kronik akciğer hastalığınız varsa ve 50 yaş üstündeyseniz yine lejyoner hastalığına yakalanabilirsiniz.

HASTALIĞA KARŞI ALINABİLECEK ÖNLEMLER

Lejyoner hastalığı, her ne kadar klima sebepli bilinse de başka nedenlerden dolayı da ortaya çıkabilir. Duş başlığı ve kirli küvet de hastalığın ortaya çıkmasının başka nedenleridir. Çoğu zaman, duş başlığındaki bakteriler iyi ve zararsız bakterilerdir. Amerika’da Enfeksiyon Hastalıkları Derneği’nin yaptığı açıklamaya göre; bazı bakteriler bağışıklık sistemini korumaya yardımcı olabilir. Ayrıca aynı açıklamada, duş başlığında bakterilerin olmasının akciğer veya cilt enfeksiyonları için yüksek risk taşımadığı belirtilmiştir. Yine de birkaç konuya dikkat etmekte fayda var:

Metal bir duş başlığına geçin

Araştırmalar, bakterilerin plastik fikstürlerde birikmelerinin daha olası olduğunu göstermektedir.

Düzenli olarak temizleyin

Duş başlığınızı temiz tutun ve duşakabininizi düzenli olarak temizleyin. Sağlam bir plastik şişeyi doğal bir dezenfektanolan sirke ile doldurabilir ve daha sonra duş başlığının üzerine ve kabininize püskürtebilirsiniz. Diş fırçası, duş başlığınızı temizlemenize yardımcı olur.

Sıcaklığı 25 dereceyi geçmemeli

Şüphesiz ki klima, dikkat edilmesi gereken faktörlerin en üst sıralarında yer alıyor. Yazın ortam sıcaklığı 25 dereceyi geçmemeli ve klima bu sıcaklığa göre ayarlanmalıdır. Klima filtrelerinin temizliği ihmal edilmemelidir. Ayrıca klima direkt yüze ve göğüs bölgesine vurmayacak şekilde ayarlanmalıdır.

Özellikle kapalı havuzlara dikkat

Havuzlar yeteri kadar klorlanmadığında lejyoner hastalığı başta olmak üzere pek çok hastalığa davetiye çıkarabilir. Havuza girmeden önce klor seviyesinden ve temizlenme sıklığından emin olun. Ayrıca havuzdan çıktıktan sonra kurulanmaya özen gösterin. Havuz suyundan arınmakiçin duş alın.

Göğüs ağrısını ihmal etmeyin

Göğüs ağrısı çoğunlukla kalp hastalıklarını çağrıştırır. Bu ağrı, her zaman olmasa da bazen kalp hastalığı habercisi olabilir. Göğüs ağrısının sinyal verdiği bir diğer hastalık klima hastalığıdır. Hastaların çoğu nefes alamamaktan, tıkanıklık hissinden ve göğüs ağrısından bahseder. Bu semptomlar, hastalığın en yaygın belirtileri arasında görülür.

İshaliniz düzelmiyorsa doktora gidin

İshal vakalarının yüzde 25’inde lejyoner hastalığına rastlanabilir. Nadir de olsa ishal kanlı olabilir ve uzun süre geçmeyebilir. Bulantı, karın ağrısı ve kusma ile birlikte ortaya çıkan ishal durumunda mutlaka doktora gitmek gerekir.

TEŞHİS VE TEDAVİ

Hastalığın tanısında uzmanlaşmış laboratuvar testleri gereklidir ve ne yazık ki birçok hastanede bu testler mevcut olmayabilir.

Kültür ortamı, bakteri için besin maddeleri sağlar. Hastaların balgamı kültür ortamına konduğunda, bakteri bu ortam üzerinde çoğalır ve tanımlanabilir.

Lejyoner hastalığı, ağır geçebilen ve ciddiye alınması gereken bir hastalıktır. Tedavi edilmemesi halinde ölümcül olabilir. Bunun sebebi, hastalığın içilebilen ve içilemeyen su kaynaklarında hızlıca yayılabilmesi, klima ile solunum yollarına bulaşabilmesidir. Lejyoner hastalığı olan hastaların yoğun bakım ünitesine yatırılması nadirdir. Ancak bu, hastalığın ciddiye alınmaması anlamına gelmemelidir. Lejyoner hastalığı bulaşıcı değildir. Özel bir önlem gerekmez. Hastalık; enfekte kişiler tarafından değil, içme suyu yoluyla ve klimada barınan bakterilerle yayılır. Hastalığın tedavisinde genellikle antibiyotikler kullanılır. Tedavi, doktor kontrolünde gerçekleşir ve ortalama 2-3 hafta sürer.

Bilinçli hasta

Çocuk Sağlığını Tehdit Eden Yerler : Ortak Kullanım Alanları

Yayınlanma:

,

Hastalıklar kapalı ortamlarda daha hızlı yayılır. Pek çok hastalığın temelinde ise kişisel hijyen vardır. Ebeveynler, çocuklarına, başta el yıkama olmak üzere her türlü hijyen kuralını öğretmeli

Okullar, çocuk eğitimi için şüphesiz en ideal öğretim alanlarıdır.
Ancak çocuk sayısının fazla olması ve pek çok ortak kullanım alanlarının bulunması, hastalık riskini de beraberinde getirir. Özellikle mevsim geçişleriyle birlikte bağışıklık sisteminin zayıflaması, okul çağındaki çocukları hastalıklara karşı savunmasız hale getirebilir. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim üzere, hastalıklar en hızlı kapalı ortamlarda yayılır ve pek çok hastalığın temelinde kişisel hijyen yer alır. Söz konusu okullar olunca, ebeveynlerin, çocuk hijyeni konusunda daha duyarlı olması gerekebilir. Nitekim, kalabalık ortamlar hastalığın yaygınlaşmasında aktif rol oynar. Çocuğunuzun kişisel hijyenine önem vermesi hem kendi sağlığı, hem de diğer okul arkadaşlarının sağlığı açısından önemlidir. Çocuğunuzun okuldaki enfeksiyon ve mikroplarla temasını engelleyemezsiniz.
Ancak hijyen alışkanlıkları edinmesini sağlayarak hastalık riskini azaltabilirsiniz.

HİJYEN NEDEN ÖNEMLİDİR?
Çocuğunuz hastalığa yakalandıktan sonra, mikroplar evinizdeki ailenin geri kalanına çabucak yayılabilir. Çocuklarda sık görülen soğuk algınlığı ve bağırsak enfeksiyonu, diğer aile bireylerine de geçebilir. Bu nedenle, çocuğunuzun hijyen konusunu anlamasına yardımcı olmak; onun ve ailenin geri kalanının sağlıklı kalmasını sağlar.

El yıkama alışkanlığı kazanmalı 
Ellerin sık sık dezenfekte edilmesi, iyi bir hijyenin olmazsa olmazıdır. Özellikle okul gibi ortak kullanım alanlarının yaygın olduğu kurumlarda kapı kulpları, masa, sıra, tahta, tebeşir, tuvalet gibi alanlar enfeksiyon riski barındırır. Dolayısıyla el yıkama, okul kaynaklı enfeksiyonlarınönlenmesinin en etkili yoludur. Bu noktada sizlere düşen görev; çocuğunuza, ellerini hangi sıklıkla ve nasıl yıkaması gerektiğini öğretmektedir. İşe, çocuğunuza ortak kullanım alanları ve eşyalarını anlatmakla başlayın. Ellerin, ovuşturularak ve parmak aralarına su geçirilerek ortalama 20 saniye yıkanması gerektiğini söyleyin. Çocuğunuza ayrıca aşağıdaki durumlardan sonraellerin yıkanması gerektiğinden bahsedin: 
 Tuvaleti kullandıktan sonra 
 Yemekten önce 
 Dışarıda oynadıktan sonra 
 Kirli bir şeye dokunduktan sonra 
 Öksürdükten, hapşırdıktan veya burnuna dokunduktan sonra 
 Hayvanları okşadıktan sonra 
 Eller kirli görünüyorsa 

Kahvaltıyı geçiştirmeyin 
Kahvaltı, günün en önemli öğünüdür.
Yataklarından çıkmakta zorlanan çocuklarınızın beş dakika daha uyumalarına izin vererek, kahvaltılarını geçiştirmelerine neden olduğunuzu unutmayın. Okul çağı çocuklarının tükettiği besinlerde çeşitliliğin sağlanması gerekir. Unutmayın, çocukların boyları bu dönemde uzar. Bu dönemde, nişastalı karbonhidratlar ile liften zengin besinlerin sık tüketilmesi, yağ ve şekerin sınırlandırılması, vitamin ve minerallerin yeterli düzeylerde alınması gerekir.
Çocuğunuzun üç ana, üç ara olmak üzere günde altı öğün beslenmesine ve yediklerinin evde pişirilmiş olmasına özen göstermeniz yeterli. 7-14 yaş arası, en hızlı boy uzamasının yaşandığı dönemdir. Bu yaş grubundaki çocuklar, diğerlerine oranla çok daha fazla kalsiyuma ihtiyaç duyarlar.
Süt, yoğurt, peynir ve ayran gibi gıdalar bu yaş aralığındaki çocukların günlük diyetlerinde mutlaka yer almalıdır.

Kantin ve yemekhaneler önemli 
Eminim okul seçiminde öncelikli kriterleriniz farklıdır ancak çocuğunuzun başarısı için okullarda sunulan yemek alternatifleri, mutlaka ilk üçte yer almalıdır.
Özel okulların birçoğunda, tabldot usulü yemek servisi yapılıyor. Böyle durumlarda yemeklerin nereden geldiğini ve nasıl bir ortamda hazırlandığını mutlaka irdeleyin. Yemek servisi yapılmayan okullarda durum daha tehlikeli. Çocuğunuz, genelde fastfood mönülerin bulundurulduğu okul kantinlerine mahkumlarsa, üşenmeyecek ve beslenme çantası hazırlayacaksınız demektir! Unutmayın, çocuklar duyduklarından çok gördüklerini yaparlar.

Alerjik hastalıklara göre yiyecek listesi yapın
Aktif enfeksiyon kadar alerjik rahatsızlıklar da eğitim döneminin aksamasına neden olabilecek bir konudur. Alerjik rahatsızlıklar yetişkin bireylerin keyfini kaçırabildiği gibi çocuklarda da huysuzluğa neden olabilir. Bu nedenle çocuğunuzu okul öncesinde doktor kontrolüne götürün ve alerjik durumu ile ilgili bilgi alın. Ayrıca okul evinize uzaksa, olabilecek alerjik reaksiyonlara karşı okulun bulunduğu konuma yakın hastanelere göz gezdirin. Çocuğunuzun gıda alerjisi bulunuyorsa, evden ayrılmadan önce bir yemek listesi hazırlamanız size yardımcı olacaktır. Çocuğun beslenme çantasında, alerjisi bulunmayan aperatif yiyecekler, meyveler ve gıdalar yer almalıdır. Ayrıca olası bir alerjik reaksiyon durumunda ilaçlarının yanında olduğundan emin olun.

Su tüketimine teşvik edin
Çocuğunuza su tüketimi için, susamayı beklememesini aşılayın. Su, hem insan bedeni, hem de ekolojik dengenin devamı için hayati öneme sahip en önemli şeydir desek abartmış olmayız. Eminim birçoğunuz, insan bedeninin dörtte üçünün sudan oluştuğunu söyleyen birilerini duymuşsunuzdur. İnsan bedeni, yaşamsal fonksiyonlarını yerine getirebilmek için gün boyu su kaybına (dehidrasyon) uğrar. Dehidrasyon yok sayılacak olduğunda insan bedeni, tüm fonksiyonlarını yerine getirebilmek için günde 2-6 litre suya ihtiyaç duyar. Ayrıca suyun bağışıklık sistemini hastalıklara karşı koruma gücü bulunuyor.

Devamını Oku...

Alternatif Sağlık

Refleks Terapi ile İlgili Sık Sorulan Sorular

Yayınlanma:

,

1-Refleks Terapi Nedir?

Tamamlayıcı Tıp yöntemlerinden birisi olarak kullanılan refleks terapi genelde yüzden yapılan el ve ayaktan da uygulamaları olan beyinle ilgili sinir noktalarının uyarılması ile beynin yeniden eğitilmesini, adapte olmasını, hücreler arası bağlantıların artmasını sağlayan bir tedavi şeklidir.

2-Refleks Terapinin, Refleksolojiden farkı nedir?

Refleks terapi de beyinle ve organlarla ilgili sinir noktaları direk yüzde olduğu için refleksolojiye göre daha etkili bir yöntemdir. En önemli farklı ise refleksoloji genelde tek düzedir ve refleksolojiye ait ayakaltından uygulanan harita herkese, her hastalığa aynı şekilde uygulanır. Bu da farklı hastalık grupları için aynı şekilde uygulanan refleksoloji tedavisinin ne kadar etkili olabileceği noktasında soru işareti oluşturmaktadır. Ancak refleks terapi tamamen kişiye özgü olarak planlanan içerisinde sinir noktaları, organ haritaları, lenfatik sistem, hormonal sistem, kas iskelet sitemi, beyin loblarının olduğu daha komplike bir tedavi seçeneğidir. Refleks terapinin en büyük gücü ise kişinin ihtiyaçlarına göre tedavi programının belirlenmesidir. Refleksolojinin tekdüze, refleks terapinin ise daha komplike bir sistem olması refleks terapi için başarı ihtimalini arttırmaktadır. Bizler refleks terapi sonrası yüzden yaptığımız uygulamalara ek olarak bazı hasta gruplarında ayakaltından çalışmaktayız ancak yaptığımız bu çalışmada tespit edilen blokasyonlara göre belirlenip kişiye uygulanmaktadır. Bu yüzden tamamlayıcı tıp yöntemleri arasında kullanılan refleks terapi oldukça etkili bir yöntemdir.

3- Blokasyon nedir?

Tedavi sırasında terapistin elinin altında hissettiği kum tanesi veya fındık büyüklüğünde olan bölgelerdir. Bu noktaların en çok veya en büyük olanına göre tedavi şekillenir. Blokasyon oluşan noktalar oluştuğu bölgeye göre o meridyenin sağlıklı bir şekilde çalışmasına engel olurlar.

4-Şuan hangi organa çalışıyorsunuz hissetme imkanım var mı?

Tedavi sırasında en çok sorulan soru olabilir. Örneğin kişiye mide cevabını verdiğimiz zaman kişi ‘mideme çalıştığınız için bu değişimi hissedebilir miyim’ diye sormaktadır. Aslında blokasyon nedir kısmında bu soruyu kısmen de olsa cevaplamıştık. Biz sadece mide bölgesine değil mide ile bağlantılı olan meridyene çalışıyoruz. Bu sistemi içerisinde sıvı akan bir boruya benzetirsek herhangi bir bölgede oluşan problem tüm meridyeni etkileyebilir. O yüzden mide üzerine yapılan çalışmayı genelde kişiler hissetmezler.

5-Refleks Terapi nasıl etki ediyor?

Refleks terapi de yüz, el ve ayakta ki sinir noktalarına yapılan uyarılar ile ilgili organ/kas/hormon merkezi sinir sistemi sayesinde uyarılır ve sonuç olarak kaslarda, organlarda ve hormonlarda dengeleme cevabı açığa çıkar.

6-Refleks Terapiden sonra ne yapmam gerekir?

Tedavi sonrası terapistler olarak bizler kişiyi 5 dakika yatırıyoruz kalktıklarında bir anda baş dönmesi yaşamamaları için. Kişi terapi sonrası bol su içmelidir.

7-Yan etkisi var mı?

Herhangi bir yan etkisi yoktur. Sadece terapi sonrası uzun süre yatmaya bağlı kısa süreli baş dönmesi yaşanabilir. Aynı zamanda metabolizma hızlandığı için kişi daha fazla tuvalete çıkabilir. Bu ufak detaylar dışında genel olarak hiçbir yan etkisi yoktur.

8- Seans süresi ne kadar?

Seans sayıları kişiden kişiye değişmektedir. Mesela migren hastalığında ortalama 10-15 seans sürerken, nörolojik hastalıklarda 6 ay/ birkaç yıla kadar çıkmaktadır bu süre.

9-En çok hangi tip hastalar size başvuruyor?

Genel olarak nörolojik hastalıklar, engelli çocuklar, demans, alzeimer, zayıflama, hamilelik sonrası depresyon, öğrenme güçlüğü hatta kanser hastalarına bile çalışıyoruz. Ancak özellikle yüz felci konusunda birçok kişi kliniğimize başvuruyor. Bunun sebebi de refleks terapi bu alanda çok başarılı ve genel olarak da baktığımızda yüz felci geçirmiş hastaların birçoğu ilaç veya fizik tedaviden fayda göremedikleri için alternatif olarak refleks terapiye yöneliyorlar.

Devamını Oku...

Bilinçli hasta

Bel Ağrısı Nelerden Kaynaklanabilir?

Yayınlanma:

,

Tüm yapıları sağlıklı bir belde ağrı görülmez. Belim ağrıyor diyorsanız mutlaka herhangi bir yapıda; kas, eklem, bağ, omurlar arasındaki yastıkçıkların herhangi birinde patoloji var demektir.

Bel ağrısı yetişkinlerde çok yaygın görülen bir semptomdur. Her insan yaşamı boyunca bir defa da olsa bel ağrısı yaşamıştır. Az da olsa bilinemeyen sebeplerden dolayı oluşabilen bel ağrıları da vardır. Ağrı aniden başlayabilir, gittikçe şiddetlenebilir, tek veya çift taraflı olabilir veya kalçadan aşağıya doğru yayılabilir.

Peki bel ağrıları nelere bağlı oluşmaktadır?

Omurlarda, kalça kemiğinde, karında veya sinir çıkışlarında meydana gelen travmalardan kaynaklı olabilir.

Bel fıtığı veya postürel değişiklerden kaynaklı mekanik bel ağrısı olabilir

Omurilik kökenli bir hastalıktan kaynaklı olabilir; MS

Omurilikte, omurganın içinde veya dışında, karın içi bölgede veya bacağa giden sinirlerde tümörden kaynaklı olabilir.

Diyabet hastalarında bacağa giden sinirlerin etkilenmesine bağlı olabilir.

Osteoporoz gibi kemik dejenerasyonundan kaynaklı olabilir.

Enfeksiyona bağlı tüberküloz, brusella, diskit gibi durumlarda açığa çıkabilir.

Kalça kemiğinde ve omurlarda meydana gelen kırıklar ağrının kaynağı olabilir.

Bel ağrılarının kaynağı genelde disklere binen yüke bağlıdır. Disklerin zamanla deforme olması, hastalığa bağlı etkilenmesi veya travmatik yaralanmaları sonucu diğer yapılarda da problem açığa çıkmasına sebep olur.

Bu ağrıların %30’u kronikleşmektedir ve sürekli meydana gelmektedir. Doğru teşhis ve tedaviyle ortadan kaldırılabilir.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.