Sosyal Medya

Göze Çarpanlar

Kayak Yaparken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Kayak Yaparken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Kış aylarında en çok tercih edilen spor dallarından biri olan kayak, kayak severler için çok keyifli olmasına rağmen dikkatli olunmadığı takdirde büyük tehlikelere yol açıyor. Özellikle düşmeler sonrasında meydana gelebilecek yaralanmalar aylar süren tedavilere veya kalıcı hasarlara yol açabiliyor. Güzel başlayan bir tatilin tatsız bitmemesi ise yapılan birkaç pratik uyarılardan ibaret. Bu yazımızın konusu ise bu pratik uyarılar, yani kayak yaparken dikkat edilmesi gerekenler.

Unutmayalım ki, sporun her dalında kurallara uyulmadığı ve bilinçsizce yapıldığı zaman yaralanmak mümkün.

Soğuk havaların olumsuz etkisi yüzünden biraz rahatlamak ve eğlenmek için kendisini dağların bu eşsiz dinlenme fırsatına atmak isteyenler için kayak zamanı! Kar yağışının artması ve okulların yarıyıl tatiline girmesine az vakit kalması nedeni ile kayak merkezlerinde yoğunluklar başladı.

Kayak merkezlerindeki yoğunluk ile beraber kazaların da artmaya başladığı bu dönemde uzun tedavi gerektirebilecek veya vücudumuzda kalıcı hasarlara yol açabilecek yaralanmalardan korunmak çok önemli. Kazalarda yaralanmadan keyifli bir tatil geçirmek isteyenlerin alabileceği önlemler ise oldukça basit.

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi doktorlarından Ortopedi Uzmanı Doç. Dr. Turhan Özler, alınması gereken önlemleri ve kaza durumlarında uygulanabilecek hayati öneme sahip ilk yardım müdahaleleri hakkında bilgi veriyor.

Doğru ekipman doğru hareket demektir!

Ortopedi Uzmanı Doç. Dr. Turhan Özler, kış sporlarında doğru ekipman kullanmanın ilk ve en önemli unsur olduğunu belirtiyor. Kayak ve snowboard özellikle gençlerin vazgeçilmez kış sporları arasında ilk sıraları alıyor. Kızakla kayma ise daha çok küçük çocukların ve kayak yapmayı bilmeyen erişkinlerin ilgi ve eğlence kaynağı. Yürümek ve kısa mesafeli koşma için yaratılmış olan insanın, kaygan bir zeminde spor yapma arzusu yaralanmaları da beraberinde getiriyor. Kış sporlarını yapan en profesyonel sporcular bile düşebiliyor. Özellikle öğrenme aşamasında bu düşmelerin sıklığı fazla olup öğrendikçe de hızlanıldığından yaralanma şiddeti de artıyor. Düşüleceği gerçeğini baştan kabul edersek o zaman düşme sırasında kendimizi nasıl ciddi bir hasardan koruyacağımızı da elbette bilmemiz gerekiyor.

Kış sporu yapacak kişilerin öncelikle kolay ıslanmayan termal özellikli pantolon ve mont giymeleri, kayak tipi eldiven kullanmaları gereklidir. Hava koşulları aniden değişebileceği için, soğuğa bağlı hareket zorlukları hatta donmalar görülebilir.

Eğitim görmeden kesinlikle yapmayın!

Kayak ve snowboard eğitim almadan kesinlikle yapılmaması gereken sporlardır. Özel bir takım manevraları bilmeden kaymak son derece tehlikeli olacaktır. Bu nedenle yeni başlayanlar mutlaka profesyonel bir hocadan ders almalılardır. Kış sporlarında kullanılan ekipmanlar büyük önem taşır. Giyilen botlar mutlaka ayağa tam oturmalı ve kayağa bağlantı yerlerindeki mekanizmalar düşme sırasında ayaktan kolayca çıkabilmeleri için kiloya göre ayarlanmalıdır. Kayma sırasında eğer kayak ayaktan çıkmaz ve döner ise, vücut bu ani dönüşe uyamayacağından ciddi diz yaralanmaları; özellikle menisküs ve çapraz bağlar ile diz yan bağ yırtıkları ve hatta kaval ve uyluk kemiğinde uzun parçalı kırıklar gelişebilir. Önünüze çıkabilecek bir başka kişi veya bir bariyere çarpma sonucu eğer kaskınız yoksa ciddi kafa travmaları meydana gelebilir. Özellikle snowboardda geriye düşmeler sık olduğundan el bilek koruyuculu eldivenler kullanılmaz ise el bileği kırıkları ve sert düşmelerde kuyruk sokumu yaralanmaları hatta omurga kırıkları meydana gelebilir.

Kızakla kayma ise daha çok kısa mesafelerde eğimli bir zeminde olmakta ancak masum gibi görülen bu kayma tipinde kontrolsüz bir iniş söz konusu olduğundan özellikle küçük çocukların ebeveynlerinin kontrolünde ve mutlaka kask ile kaymaları gerekmektedir. Yaşlılarda ise özellikle menapoz sonrası kemik erimesi olan kadınlarda basit düşmelerle kalça ve omurga kırıkları gelişebileceği akılda tutulmalı ve uygun ayakkabı ve kıyafet ile kontrollü kayılmalıdır. Dağlık bir arazide güzel bir havada yürüyüş yapılırken bile altı kaymayan kar ayakkabıları giyilmeli ve ucu kara saplanabilen kar bastonları tedbir olarak kullanılmalıdır.

Kayak öncesi spora hazırlanmak olmazsa olmazdır!

Genellikle kayak tatilleri hafta sonu süresince veya 5-7 günlük kısa süreli tatiller olduğundan kış sporu meraklıları ilk günden itibaren kaymak ve tüm aktivitelerden ilk andan itibaren yararlanmak istemektedirler. Gün boyu büro, okul, mağaza gibi ortamlarda çalışıyorken aniden ağır bir bedensel aktivite ve yüklenme gerektiren bu sporları yapan kişilerde ciddi yorgunluk, kas güçsüzlükleri ve buna bağlı kas hasarları ve hatta solunum ve dolaşım güçlükleri görülebilmektedir.

Kış sporları öncesi mutlaka kas güçlendirme egzersizleri ve spor yapılarak vücudu hazırlamak gerekir.

Kayak ve snowboard özellikle diz eklemine çok yük bindirdiğinden diz çevresindeki kaslara yönelik güçlendirme egzersizlerini mutlaka yapmak gerekir(düz bacak kaldırma ve diz altındaki bir havluya dizi bastırıp bir süre kasılı olarak bekleyip gevşetme gibi) Ayrıca ani bacak açılmaları veya düşmeler sırasında kas yırtıklarını engellemek için kasların boyunu uzatan germe egzersizlerinin de yapılması şarttır.

Kaza durumunda ilk yardım hayati önem taşır!

Kayak sırasında havanın soğuk oluşu, kayağa karşı olan heves ve olayın heyecanı ile düşme sonrası vücutta oluşan hasarlar çoğunlukla ilk anda anlaşılamaz. Bazen yaralanma sonrası kritik bir hasar gelişir ve kısa sürede müdahale edilmez ise uzun süreli tedaviler gerektirebilir. Özellikle boyun, sırt ve bel omurlarındaki kırıklar ilk anda fark edilemeyebilir ve kalıcı sakatlıklara yol açabilir. Eğer düşme şiddetli ise bir süre düşülen yerde kalıp bir hasar kontrolü yapmak gerekir.

Olası bir düşme sonrası ilk müdahale nasıl yapılmalıdır?

Yaralanan kişiye ilk yardım çok önemlidir. Öncelikle yaralanan kişi sözlü uyarılara yanıt vermiyor ve bilinci kapalı ise bir kafa travması geçirmiş olabileceği akla gelmeli ve ilk önce nefes alıp almadığı kontrol edilmelidir. Yaralı eğer nefes almıyorsa dili geriye doğru kaymış olabileceğinden ağzının açılarak dilinin öne doğru çekilmesi bazen hayat kurtarıcı olabilir. Şiddetli düşmelerde yardım gelene kadar omurga yaralanması riskine karşın yaralı ayağa kaldırılmaya çalışılmamalıdır. Diz yaralanması veya kemiklerde kırık gelişmiş ise kırılan bölge kayak sopaları kullanılarak veya var ise ağaç dalları ile kaşkol yardımıyla sıkı olmayacak şekilde tespit edilebilir ve yaralının nakli sağlanabilir.

Özellikle yüksek bölgelerde kayanların cep telefonları çekmeye bileceğinden kısa mesafelerde etkili bir telsizi yanlarında bulundurmaları yararlı olur. Ve elbette yalnız değil bir arkadaş ile kaymak her zaman daha güvenlidir.

Düşme sonrası vücutta ters giden bir şey olduğu nasıl anlaşılır?

Düşme sonrası hemen fark edilemeyen yaralanmalar çoğunlukla geç ortaya çıkan ağrı ve bölgesel şişlik ve kızarıklıklarla kendini gösterir. Özellikle eklem yaralanmaları sonrası eklem içi kanamaya bağlı şişlikler ve basma zorlukları ile beraber çapraz bağ yaralanmalarında dizde kayma boşalma hissi olur. Omurga yaralanmalarında buyun, sırt veya bel kaslarında spazm ve hareketle artan ağrı olur. Ciddi hasarlarda ise kollarda veya bacaklarda uyuşma ve güç kaybı görülebilir. Kafa travmalarında ise geç dönemde bulantı, kusma ve bilinç bozuklukları ortaya çıkabilir.

Dağlar bizi bekliyor!

Burada anlatılanların hepsi güzel başlayan bir tatilin tatsız bitmemesi için yapılan uyarılardan ibaret. Unutmayalım ki, sporun her dalında kurallara uyulmadığı ve bilinçsizce yapıldığı zaman yaralanmak mümkün.

Kış sporları açık havada şehrin gürültü ve kirliliğinden uzakta yapılabilecek en güzel sporların başında geliyor. Bu nedenle vazgeçilmez güzellikteki dağları keşfederken hem kendimizi, hem de bizim gibi spor yapmak isteyenleri koruyalım ve gerekli kurallara uyalım.

Haydi dağlara!

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aile Sağlığı

Ramazan Ayında Sıkça Sorulan Sorular

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

ramazan ayında sıkça sorulan sorular

Uzun saatler süren açlık tüm vücudunuzu olduğu gibi bağırsaklarınızı da etkiler. İftar ve sahurda yenen birer kase yoğurt hem tok tutar, hem de sağlığı korur. Bu haftaki yazımda, ramazan Ayında sıkça sorulan sorular ve bunların cevapları ile karşınızdayım.

Ramazan ayında sahurda hangi gıdaları tüketirsek uzun süre tok kalır ve daha az susarız?

Karbonhidratlar yani nişastalı tüm gıdalar hızlı tokluğa ve erken açlığa sebep olurlar. Ramazan ayında dengeyi iyi korumak kaydı ile uzun dönem tokluk hissi oluşturan proteinden zengin beslenmek önemli. Yani süt ve süt ürünleri başta olmak üzere, et ve diğer proteinli gıdaları tüketmek gerekir. Yalnız burada ciddi bir problem de var, proteinli gıdaların azot yükü fazla olduğundan fazlası böbreklere zararlıdır. Bu azot yükünü yıkayabilmek adına su tüketimi de protein tüketiminin artırıldığı gibi artırılmalı. Tavsiyem, iftarı; bir kase yoğurt, bir kase çorba, belki biraz süt ile geçiştirip en az 30-45 dakika ara verdikten sonra normal yemek ihtiyacınızı karşılayın. Yemek seçimleri düzgün olduğu sürece ne açlık hissedersiniz ne de kısa süreli yemenin rahatsızlığını. Fazla tuzlu ve baharatlı gıdalardan ve tabii ki reflüsü olanlar başta olmak üzere kızartma ürünlerinden uzak durmak lazım. Bu gıdalar size aşırı derecede susama etkisi yapacaktır.

BAKTERİLER HASTALIKLARA SEBEP OLUR 

Ramazan yaklaşık 18 saat aç kalıyoruz. İftarda bu açlığı rahat ve sağlıklı bir şekilde bastırmak için hangi gıdalar soframızda olmalı?
Süt ürünleri sindirim sisteminizi rahatlatır, tok tutar ve daha az susatır. İftarda ve sahurda birer kase olmak üzere iki porsiyon yoğurt yemenizi şiddetle öneririm. Yoğurdun bilimsel olarak günlük kalori ihtiyacını 500 kalori dolayında azalttığı kanıtlanmıştır. Bedeninizi oruca göre programlar, ayrıca susuzluğu önler ve bağırsaklarınızın daha sağlıklı halde kalmasını sağlar. Uzun süreli açlık bağırsak sisteminde duraksama veya yavaşlamaya sebep olur, içindeki dışkı akımı azalan bağırsaklarda bakteri yükü artar ve bu bakteriler hastalıklara sebep olabilir. Bunu da en iyi dengeleyen gıda yoğurttur. Unutmayın ki Kral 1. Fransuva enfektif ishal olduğunda muhteşem yüzyılın padişahı Kanuni kendisine bir doktor göndermiş ve o doktor Fransuva’yı yoğurt ile tedavi etmiştir. Benim de bu yıl Ramazan ayında favori gıdam yoğurt olacak.

 İftar ve sahur arasında tatlı ihtiyacını gidermek için ne tür tatlıları önerirsiniz? Tatlandırıcı ile güllaç yapılabilir mi?
Tatlı bir insan için gereklilik değildir ama psikolojisi için olmazsa olmaz bir besindir. Karbonhidrattan yoksun beslenen kişilerde depresyon eğilimi olduğu görülmüştür. Buna rağmen ben özellikle Ramazan sofralarında hali hazırda bulunan karbonhidratlı yani nişastalı gıdalar sebebi ile bir de yemek sonrasında tatlı yenmesine karşıyım. Yediğiniz tatlılar zor dengede duran sistemde ani kan şekeri yükselmeleri ile hormon dengenizi de bozar. Sonuçta tatlı, Ramazan ayında kilo almak ve yorgunluk kaynağı diyebiliriz. Tatlandırıcı konusuna gelince; ben tatlandırıcı taraftarı bir hekim değilim. Her ne kadar bitkisel olanları olsa da, ben tatlandırıcılara şüpheli yaklaşıyorum. Tatlandırıcı yerine agave şurubu ile yapılan tatlılar tercih edilebilir.

 Sahurda ya da iftarda bitki çayı tüketilmesini önerir misiniz? Hangi çaylar tüketilmeli?
Ben bitki çayından önce sağlık için de normal bildiğiniz siyah çayı öneriyorum. Tabii ki bir de yeşil çay. Bitki çaylarından ziyade siyah çayın olağanüstü faydalarından yararlanmak adına ve bitki çaylarından destek almak için karışım yapabilirsiniz. Örneğin taze nane yaprakları siyah çayın içinde hem mükemmel bir lezzet oluşturur, hem de sindirimi kolaylaştırır. Diğer yandan lavanta veya adaçayı da kullanılabilir.

Şarküteri ürünlerinden uzak durun

İftar ve sahurda uzak durulması gereken gıdalar neler?
İftar ve sahurda baharatlı ürünler, hazır gıdalar, şarküteri etleri ve diğer tuzlu ürünlerden uzak durmak gerekir. Ambalajlanmış gıdaların hepsinde çeşitli kimyasallar var ve bu kimyasallar leptin hormonunuzu kilitler, insülin hormonunuzun çalışmasını engeller ve sisteminizi bloke eder. Size açlık olarak geri dönmez ama zaten bedensel sisteminizi düzene koymak için tutulan orucun etkisini zararlı hale getirirler. Baharatlı ve tuzlu gıdalar aşırı susamaya yol açar, şarküteri etleri ise gizli tuz içerirler.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Bilinçli hasta

Su içmemenin Zararları

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

su içmemenin zararları

Bazen çalışma temposundan, bazen susuzluk hissetmemekten, bazen ise çeşitli farklı sebeplerden dolayı günü bir bardak su bile içmeden tamamladığımız olabiliyor. Suyun hayati öneminin farkında olmamıza rağmen, susamadığımız sürece su içmiyoruz. Peki bu ne kadar doğru? Yeterli miktarda su tüketmemek, sağlığımıza kendi ellerimizle zarar vermek demektir. Bu yüzden su içmek için susamayı beklememek lazım. Bu yazımızda su içmenin önemi ve su içmemenin zararları hakkında konuşacağız.

Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayça Güleryüz, vücudumuzun yaklaşık yüzde 60’ının sudan oluştuğunu, tüm hücrelerin ve organların düzgün çalışabilmeleri için suya ihtiyaç duyduklarını belirterek “Her gün vücut, terlemeyle, idrarla ve hatta nefes alırken bile su kaybeder. Yaşamsal faaliyetlerin devam edebilmesi için kaybedilen suyun yerine konması gerekir. Vücudun su ihtiyacı kişinin kilosuna, aktivite durumuna göre değişiklik gösterirken, kilo başına su tüketiminin 30-40 ml olması gerekir. Hiç tüketilmemesi ise ölümcül sonuçlar doğurabilir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayça Güleryüz, ihtiyacımızdan az su içtiğimizde sağlığımızı bekleyen tehlikeleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Tansiyonu yükseltiyor

Kanın yüzde 90’ı sudan oluşuyor. Kan hacmi ve kan basıncı su tüketiminden doğrudan etkilendiğinden, yeterli su tüketimi olmaması durumunda kan basıncı dengesi ayarlanamıyor, tansiyonda yükselişe neden olabiliyor.

Konsantrasyonu azaltıyor

Beynin yüzde 75’i sudan oluşuyor. Hafif seviyelerde susuzluk duygu durum ve bilişsel işlevlerde bozulmalara neden olabiliyor. Susuzluk sonucu konsantrasyon azalırken, kısa süreli hafıza gibi bilişsel işlevin performansı önemli ölçüde düşüyor. El-göz motor koordinasyonu bozulabildiğinden, hassas veya detaylı işlerin yapılması zorlaşıyor, güvenlik zafiyeti oluşabiliyor.

Mide- bağırsağı bozuyor

Bağırsağın düzgün çalışması için suya ihtiyacı var. Az su tüketimi olursa, sindirim sorunları ve kabızlık bir sorun haline gelebilir. Su tüketiminin yetersiz olması mide ekşimesini daha yaygın hale getiren ve mide ülserlerinin gelişimini teşvik edebilecek aşırı derecede asidik bir mideye neden olabiliyor.

Kas kramplarına yol açıyor

Terleme, vücut için önemli bir soğutma mekanizması. Cildin soğumasına yardımcı oluyor. Öte yandan ter attıkça tuz ve bazı mineralleri de kaybediyoruz. Ter kayıpları sıvı alımıyla telafi edilmezse, vücut ısısının düzenlenmesi sağlanamıyor, ayrıca kaslara giden kan basıncı azalıp, kas krampları ve kas kasılmaları gözlemlenebiliyor.

Astım ve alerjiyi tetikliyor

Su tüketimi azaldığında, hava yolları su kaybını en aza indirgemek için vücut tarafından kısıtlanıyor, böylece potansiyel olarak astım ve alerjiler daha da kötüleşebiliyor. Vücudumuzdaki mikropların kısa sürede dışarı atılabilmesi için de yeterli su tüketimi önemli. Özellikle yüksek ateş ve ishal gibi durumlarda su tüketimi hayati öneme sahip.

Baş ağrısına yol açabiliyor

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayça Güleryüz “Susuzluk baş ağrısına da yol açabilirken, bazı gözlemsel çalışmalar susuzluğun migren sürelerini uzatabileceğini söylüyor. Birçoğumuz gün içerisine baş ağrısı yaşarız. Bunun nedenini stres, yorgunluk, uykusuzluk veya hastalık gibi nedenlere bağlarız. Ancak gün içerisinde sıklıkla baş ağrısı çekiyorsanız ve dinmeyen baş ağrıları migrene dönüşüyorsa bunun en temel nedeni su içmemeniz olabilir” diyor.

Böbrek yetmezliğine götürebiliyor

Böbrekler atıkların kan dolaşımından filtrasyonu ve idrar yolu ile atılım için suya ihtiyaç duyuyor. Böbrekler vücudumuzda her gün oluşan zararlı atık maddeleri (üre, kreatinin, ürik asit gibi) su ile seyreltip atıyorlar. Günlük ihtiyacından daha az sıvı alan insanlarda idrar akımı yavaşlayacağı için kolayca idrar yolu iltihapları ve taşları oluşabiliyor. Yetersiz su tüketimi uzun vadede böbrek yetmezliğine de yol açabiliyor.

Ciltte kırışıklıklara sebep oluyor

Cildimizin yaklaşık yüzde 30’u sudan oluşuyor. Su, cilt nemini korumak ve cilt hücrelerine gerekli besin maddelerini vermek için gerekli. Cilt dokusunu yeniliyor, esnekliğini artırıyor. Bu da, kırışıklıklar ve ince çizgiler gibi yaşlanmanın belirtilerinin görünümünü geciktirmeye yardımcı oluyor. Az su tüketildiğinde ise; cilt bozuklukları ve kırışıklıklarla daha erken karşılaşılıyor.

Eklem ağrılarına yol açıyor

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayça Güleryüz “Eklemlerde ve omurganın disklerinde bulunan kıkırdak, yaklaşık yüzde 80 oranında su içerir. Su tüketimi yeterli olduğunda kıkırdaklar daha iyi iş görür ve iyi yağlanmış omurga daha kolay hareket edebilir. Daha pürüzsüz omurgada sürtünme daha az etkilenir. Susuzluk arttığında, dejenerasyon ve hasara neden olabilir, şiddetli ağrıya yol açabilir” diyor.

Su tüketiminin öneminden bahsettiğimiz videomuzu izlemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Bağışıklık

Bahar Rahatsızlıkları

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

bahar rahatsızlıkları

BAHAR HASTALIKLARINA KARŞI ETKİLİ ÖNERİLER!

Kış bitti, bahar aylarının güzel günleri önümüzde… Kış mevsiminde kendimizi kapalı mekanlara kapamamızın sonucu olarak, bahar mevsimine giriş yapmamızla beraber hepimizde kendimizi dışarı atma isteği doğdu. Baharla birlikte güneşin yeniden göz kırpması, baharın enerjisinden faydalanma isteğimizi de arttırdı. Tüm bu olumlu durumlara rağmen bahar mevsiminin bir geçiş dönemi olduğunu unutmamak lazım. Bu değişikliklere ayak uyduramadığımız zaman, bahar rahatsızlıkları olarak da tanımlayabileceğimiz mevsime özgü hastalıklar da kendini gösterebiliyor.

Acıbadem Taksim Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja “Bir geçiş dönemi olan bu zamanda değişikliklere ayak uyduramadığımızda birçok bedensel ve ruhsal problemler yaşıyoruz. Bu nedenle bahar aylarının tetiklediği hastalıklara karşı baştan önlem alarak korunmak gerekir. Dikkat edilmesine rağmen bu şikayetler devam ederse altta yatabilen nedenlere yönelik tetkik etmeyi ihmal etmemek gerekir” diyor. Dr. Edvin Murrja baharın tetiklediği 5 hastalığı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

 

BAHAR ALERJİSİ/ ALERJİK RİNİT

Bahar alerjisi yaşam kalitesini etkileyen bir hastalık. Ateş olmadan sürekli gözlerde yanma, sulanma, kaşıntı gibi şikayetler bahar alerjisini düşündürmeli. Bu şikayetler çocukların okul başarısını veya erişkinlerin gün içi performansını etkileyebiliyor. Bu durum da üst solunum yollarının fonksiyonunu etkilediğinden alerjik bünyeli kişiler diğer kişilere göre daha sık sinüzit ve kulak enfeksiyonları ile karşılaşıyor.

Korunma yolları: Bahar alerjisi olanlar için ağaç ve çiçeklerin yoğun olduğu yerlerden uzak durmak önemli. Evde halı, kilim gibi toz tutan eşyaları kaldırmak ve sık temizlik yaptırmak faydalı olabilir. Tedavi olarak alerji ilaçları veya uygun hastalarda aşı uygulanıyor. Tedaviyi ihmal etmemek, hastalığın astıma çevrilmemesi açısından çok önemli.

Bahar alerjisi karşıtı olan besinlerden bahsettiğimiz yazımızı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

BAHAR YORGUNLUĞU

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja “Bahar ile birlikte halsizlik, yorgunluk, uyku hali, eklem ağrıları gibi şikayetlere sık rastlanmakta. Hormonal sistemler ve metabolizmadaki değişikliklerle birlikte kişinin ruhsal yapısı da etkilenmekte. Işık, ısı, renk gibi doğadaki değişiklikler pozitif yönde etki etmesi beklenir ancak uyum sağlanamadığında negatif etkisi kaçınılmazdır. Ancak alacağınız bazı önlemlerle bahar yorgunluğuna karşı koyabilirsiniz. Bu tedbirlere rağmen geçmez ise altta başka bir neden yatabileceği için uzmana görünmekte fayda var” diyor.

Korunma yolları: Bahar yorgunluğunu önlemek için özellikle 2-3 litre su tüketimi, yeterli vitamin, mineral ve antioksidan içeren dengeli beslenme önemli. Bu dönemde yürüyüş, koşu, yüzme gibi düzenli egzersiz yapmalı, yeterli uyku, çalışma/dinlenme aralıkları ve ısı değişimlerine dikkat edilmeli. Sigara, kafein ve alkolden kaçınmalı

ASTIM

Baharla birlikte polenler alerjik yapıdaki kişilerde hapşırık, burun akıntısı, nezle, nefes darlığı gibi şikayetlere yol açıyor.

Korunma yolları: Astımlı hastalar bahar aylarında sık atak geçirme riskiyle karşı karşıya kaldığından bu hastalarda ilaç tedavisinin yeniden düzenlenmesi gerekebiliyor. Önlem olarak sabah saatlerinde dışarıya çıkmamaya dikkat edilmeli, pencereler kapalı tutulmalı, evin havalandırılması polenlerin azaldığı geç saatlere bırakılmalı. Akşam eve dönüldüğünde kıyafetlerin değiştirilmesi ve duş alınması gerektiği unutulmamalı.

ENFEKSİYONLAR

 Kış aylarında başta grip ve soğuk algınlığı olmak üzere birçok hastalığa maruz kaldık. Baharın gelişiyle tam ‘kış griplerinden kurtulduk’ derken bu kez de havaların değişkenliği nedeniyle bağışıklık sisteminin zayıflaması sonucu diğer virüslerin yaptığı üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarına maruz kalıyoruz.

Korunma yolları: Enfeksiyonlardan korunmak için ilk yapmamız gereken sağlıklı ve dengeli beslenmek, hasta kişilerle teması önlemek. Enfeksiyonların çoğu el ve ağız yoluyla bulaştığından ellerinizi gerektiği sıklıkta sabunla yıkayın. Bulunduğunuz ortamı düzenli havalandırın. Spor ve güneş ışınlarından yararlanmak hastalıklardan korunmak için önemli unsurlar olduğundan, en azından haftada 3 gün yarım saat tempolu yürüyün. Bağışıklık sistemini en çok güçlendirenler C ve D vitamini olduğu için, C vitamin kaynağı olarak taze meyve ve sebzelerden faydalanırken D vitaminini güneş ışınları ile artırmayı ihmal etmeyin.

MİDE BAĞIRSAK HASTALIKLARI

Mide-bağırsak sistemine ait hastalıklardan özellikle gastrit ve reflü şikayetleri bahar mevsimiyle birlikte artış gösteriyor. Bu dönemde bazı virüslere bağlı ishal vakalarına da sık rastlanıyor. Stres ve beslenme değişiklikleri ile birlikte bağırsak düzensizlikleri de ortaya çıkabiliyor.

Korunma yolları: Dikkatli bir diyetle bir yandan kışın aldığınız fazla kiloları verirken, diğer yandan mide bağırsak şikayetlerini de azaltabilirsiniz. Bol su içmek, sebze meyveleri bol suyla yıkamak ve dışarıda iyi temizlendiğinden emin olmadığınız yerlerde yeşillik ve çiğ sebze tüketmemeniz önemli.

 

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.