Sosyal Medya

Beslenme

Kanserden Koruyan Besinler

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,
kanserden koruyan besinler

BU BESİNLER HEM KİLO VERDİRİYOR HEM KANSERDEN KORUYOR

Kanser, çağımızın en önemli sağlık sorunlarından biri haline geldi. Kansere sebebiyet veren nedenler arasında ise başı genetik ve çevresel faktörler ile sağlıksız beslenme çekiyor. Yaşam tarzı ve beslenme planınızda yapacağınız ufak değişiklerle kanser riskini azaltma imkanınızın olduğunu biliyor muydunuz? Memorial Hizmet Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Sinem Uygun, “ kanserden koruyan besinler ve faydaları hakkında konuştu.

Düzenli ve sağlıklı beslenmenin tüm hastalıklarla birlikte kanser riskini en aza indirdiği bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçektir. Doğru besinleri uygun miktarlarda tüketmek ve işlenmiş gıdalar yerine doğal olanları tercih etmek kanserden korunmada anahtar rol oynamaktadır. Kanser teşhisi konulan kişilerin de doğru bir beslenme planlaması ile hayat kalitelerini artırmaları ve tedaviye destek olmaları mümkün olmaktadır. Bunun için dikkat edilmesi gerekenler şöyle sıralanabilir:

1-Prostat ve kolon kanserinde karşı sarımsağı bol tüketin

Sarımsağın içinde bolca bulunan alil sülfür, DNA hasarını onarma, bağışıklığı artırma ve kansere sebep olabilen serbest radikallerin etkilerini azaltma konularında öne çıkmaktadır. Sarımsak; mide, prostat ve kalın bağırsak kanserlerine karşı koruyucudur. Mümkün olduğunca çiğ tüketmeye çalışmak, yararlı maddelerin korunması açısından önemlidir. Sarımsak dışında karnabahar, brokoli, pırasa gibi sülfürlü bileşikler ve selenyum içeren besinler de kansere karşı koruyucudur.

2-Zerdeçal kanserden koruyucudur

Zerdeçal iyi bir antieflamatuar yani vücutta iltihap gidericidir. Bu özelliği sebebiyle kansere karşı koruyucu olduğu düşünülmektedir. Toz veya taze hali ile günlük beslenmeye eklenebilir.

3-Balık, keten tohumu, semiz otu ve ceviz ile sağlıklı kalın

Balıklarda bolca bulunan Omega-3, keten tohumu semizotu ve ceviz gibi bitkisel kaynaklarda da bulunmaktadır. Meme, kalınbağırsak, pankreas ve prostat kanserlerinin gelişme riskini azaltır. Haftada 2-3 kez balık tüketimi omega-3 den zengin beslenme açısından önemlidir. Balığın kızartılmadan buğulama veya ızgara yapılarak tüketilmesi gerekir.

4-Domates, karpuz ve kayısı prostat kanserine karşı koruyucu birer kalkandır

Domates, karpuz, kayısı gibi kırmızı ve turuncu renkteki besinlerin içinde bulunan likopen kuvvetli bir antioksidandır. Prostat ve rahim ağzı kanserine karşı korucu etkileri olduğu bilinmektedir.

5-Süt ve süt ürünleri ile birçok kanserden korunmak mümkün

Yoğurt, süt, ayran, peynir ve tereyağı gibi süt ürünleri ile aspir yağında bulunan konjuge linoleik asit (CLA)  obezite, yağlanma, diyabet ve kanser riskini azaltmaktadır. Günlük tüketim miktarlarında aşırıya kaçılmadan tüketilen süt ürünleri, bağışıklığın güçlenmesine de katkıda bulunmaktadır.

6-Kırmızı, mor ve siyaha yakın renkteki meyveler sağlık kaynağı

Böğürtlen, yaban mersini, siyah üzümün çekirdeği, siyah erik gibi koyu mor –kırmızı-siyaha yakın renkteki besinlerin içinde bulunan maddeler, hücrelerin yaşam süresini uzatmaktadır. Günlük meyve tüketiminin 1-2 porsiyonunun bu meyvelere ayrılması, yaşam süresini uzatmanın yanı sıra kalp ve damar hastalıkları ile karaciğer, safra yolları, meme, pankreas gibi kanserler ile ilgili riskleri en aza indirmektedir.

7-Mantar, yulaf ve tahıl ürünleri ile kilo vererek kanserden korunabilirsiniz

Bazı mantarlarda, yulaf ve tahıllarda bulunan beta glukan kolesterolün düşürülmesine ve kilo vermeye yardımcı olmaktadır. Bunun dışında kalın bağırsak ve mide kanserlerinden korunmada etkilidir. Yulafın haftada 2-3 kez çeşitli meyveler ve yoğurt ile tüketilmesi hem bağışıklık sistemini hem sindirim sistemini desteklemeye yardımcı olur.

Konuyla ilgili bir başka yazımız için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Beslenme

Sıcaklarda Serinleten 8 Sağlıklı Içecek

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Serinleten 8 sağlıklı içecek
Öncesi1 of 9
Klavye ok tuşlarını kullanabilirsiniz. ( ← | → )

Yaz aylarında soğuk içecekler her zamankinden daha popüler oluyor. O kadar ki, yılın geri kalanında sıcak içtiğimiz kahve ve çayın bile soğuk alternatifleri bu aylarda daha cazip bir hale geliyor. Ancak özellikle serinlemek ve yazın artan sıvı ihtiyacını karşılamak için tercih ettiğimiz asitli, gazlı veya kremalı soğuk içecekler, aldığımız kaloride sinsi bir atışa sebep olabiliyor. Bu artışın nedeni ise bu içeceklere ilave edilen şeker ve bazen kremadan kaynaklanıyor. Sonuç; alınan kilolar! Oysa kavurucu sıcaklarda hem serinlemek hem de sağlıklı beslenmeden ödün vermemek mümkün! Örneğin içeceğinizin içerisine şeker ve krema eklenmemiş olmasına dikkat edebilirsiniz ya da hazırlanırken bu içeriklerin çıkarılmasını isteyebilirsiniz. Aynı zamanda hafif bir tatlılık isterseniz kahvenize birkaç damla şekersiz vanilya şurubu ekletebilirsiniz. Dışarıda sağlıklı alternatifleri tercih etmenin yanı sıra evde sağlıklı bir şekilde hazırlayabilirsiniz.  Bu yazımızda Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Kahraman’ın hazırladığı, sıcaklarda sizleri serinleten 8 sağlıklı içecek tarifi bulacaksınız.

Serinleten 8 sağlıklı içecek… Tarifleri okumak için bir sonraki sayfaya geçiniz…

Devamını Oku...

Beslenme

Dondurmayı Isırarak Tüketmeyin

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

dondurmayı ısırarak tüketmeyin

Dondurma özellikle yaz mevsiminde ferahlatıcı etkisiyle imdadımıza yetişiyor. Hem lezzetli hem de sağlıklı bu besini tüketirken dikkat etmeniz gerekli noktalar var. Öncelikle dondurmayı ısırarak tüketmeyin, ağızda eriterek yiyin. Aksi takdirde mide sorunlarına neden olabilir. Diğer detayları Memorial Antalya Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Mustafa Asım Şafak, anlatıyor.

Çocuklar için besin değeri yüksek

Dondurma, tamamen doğal içeriklerle hazırlandığında son derece sağlıklı bir üründür. Özellikle süt, yoğurt veya peynir tüketmeyen çocukların yeterli kalsiyum almasına katkıda bulunur. Bunun yanında fosfat, A,B ve D vitaminlerinin sağlanması açısından çok faydalıdır. Herhangi bir aroma kullanılmadan sadece süt, şeker ve salep ile üretilen bir dondurmanın yaklaşık dörtte biri karbonhidrattan, yüzde onu protein ve yağlardan oluşur. Bu şekilde üretilmiş bir dondurmanın 100 gramında yaklaşık 170-180 kalori bulunur. Çocukların beslenmesinde güvenle kullanılabilir.

Doğal ürünler ile yapılan dondurma tercih edilmeli

Üretiminde süt yerine süt tozu, şeker yerine yapay tatlandırıcılar veya glikoz şurubu, gerçek meyve ekstreleri yerine de meyve aromaları ve gıda boyalarının kullanılması, dondurmayı sağlığı tehdit eden bir besin haline dönüştürebilmektedir. Bu nedenle günlük olarak yapılan ve doğal ürünler kullanıldığı bilinen yerlerden alınan dondurma tüketilmeli ya da evde doğal ürünler kullanılarak dondurma yapılmalıdır.

Büyük parçalar halinde yutmak enfeksiyona yol açar

Dondurmanın doğal ve sağlıklı şekilde üretilmesinin yanı sıra tüketiminin de bazı kurallara uygun ve sınırlı miktarda olması gerekmektedir. Yüksek besin değerinin yanı sıra kalori oranı da fazladır ve dondurma bu özelliği ile kilo alımına yol açabilmektedir. Bu nedenle çocukların günde 100 gramdan fazla tüketmesi sakıncalıdır. Dondurmayı, ısırarak ve büyük parçalar halinde yutarak yemek, mide bağırsak sisteminin olumsuz etkilenmesine ve bu bölgede tahrişlere yol açabileceği gibi mide kramplarının oluşmasına da zemin hazırlamaktadır. Aynı şekilde üst solunum yolu enfeksiyonlarına da neden olabilmektedir. Bademcik iltihabı, farenjit, sinüzit gibi hastalıklar sırasında da dondurmaya bir süre ara verilmelidir.

Hastayken dondurma yemek şikayetleri artırabilir

Sağlıklı dondurma seçildiği ve fazla miktarda tüketilmediği halde kişide kolay veya sık üst solunum yolu iltihaplanmaları oluşuyorsa, üst solunum yollarını tahriş eden başka bir rahatsızlık olabileceği akla gelmelidir. Örneğin kişide burun ve geniz tıkanıklığı şikayetleri varsa, sıkça ağızdan solumaya neden olan diğer durumlar da mevcutsa, ağız ve boğaz mukozası sürekli olarak bir miktar tahriş olmuş haldedir. Bu durumdaki hastaların soğuk bir besin yemesi ve içmesi, yüksek sesle veya uzun süre konuşması ya da tozlu ve kuru bir ortamda bulunması ile boğaz şikayetleri başlamaktadır. Boğazda batma ve yanma hissi, yutma sırasında takılma ve ağrı gibi belirtiler sıklıkla görülmektedir. Bu durumda zaman geçmeden bir uzmana başvurulmalıdır.

Dondurmayla ilgili farklı bir yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Beslenme

Gluten Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Gluten Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

Son zamanlarda adını sıkça duyduğumuz glüten; buğday, arpa ve çavdar dahil olmak üzere birçok tahılda bulunan bir proteindir. Ekmek, makarna, pizza ve tahıl gibi gıdalarda da bulunur. Bazen ‘gluten alerjisi’, bazen ‘gluten hassasiyeti’ karşımıza çıkan, gluten hakkında doğru bilinen yanlışlar neler? Merak edilenleri sizler için derledim.

Gluten Nedir?

Yediklerimizin ruhumuzu da beslediğini düşünürsek, yemek yedikten sonra nasıl hissettiğimizi tekrar gözden geçirebiliriz. Şişkinlik, halsizlik, eklem ve kas ağrıları, sindirimde güçlük ve bazen de cilt problemlerinin de eklenmesiyle mücadele ettiğimiz yemek sonrası birçok etkili sebepler sonucunda glutene karşı hassasiyetimiz olduğu sonucu çıkabilir.

Çölyak hastalığı olan kişiler glüten içeren besinler yiyerek tetiklenen bir bağışıklık reaksiyonuna sahiptir. Glüten içeren yiyecekleri yedikleri zaman, bağırsak yollarında ve vücudun diğer kısımlarında iltihap veya hasar meydana gelebilir. Semptomların yanı sıra inflamasyonu ortadan kaldırmak için glutensiz bir diyet gereklidir. Artık restoranlar geleneksel yiyeceklere alternatif olarak glüten hassasiyeti olan kişilere özel glutensiz seçenekler sunuyor. Tüketici Raporları Ulusal Araştırma Merkezi tarafından yapılan bir araştırmaya göre, Amerikalıların %63’ü, glütensiz bir diyetin zihinsel veya fiziksel sağlığını geliştirebileceğine inanmaktadır.

Kimler Glutenden Uzak Durmalı?

Çölyak hastalığı olan kişiler, az miktarlarda glüteni bile tolere edemezler. Çölyak hastalığı olan kişilerde gluten, ince bağırsağın kaplamasına zarar veren bir bağışıklık tepkisini tetikler. Bu, besin maddelerinin emilimini engelleyebilir, bir dizi semptomlara neden olabilir. Osteoporoz, infertilite, sinir hasarı ve nöbet gibi diğer sağlık sorunlarına yol açabilir. Dolayısıyla bu rahatsızlığa sahip olan kişilerin glütenden uzak durmaları önerilmektedir.

Çölyak Hastası Değilseniz Dikkat…

Harvard’da yapılan bir araştırmanın ekibi, çölyak hastalığı olmayan kişilerin, diyetlerindeki glüteni ortadan kaldırarak kalp hastalığı riskini azaltabileceklerini merak etti. Yaklaşık 25 yıl boyunca takip edilen 110.000’den fazla sağlıklı erkek ve kadın üzerinde yapılan bir araştırmada, araştırmacılar her gün en fazla gluteni yiyen insanlarla az glüten tüketen insanlar arasında meydana gelen kalp krizi sayısında belirgin bir fark bulamadılar. Ancak, tam tahıllardan kaçınan kişilerde kalp hastalığı riskinde artış oldu. Bu nedenle, eğer çölyak hastalığınız yoksa, glutenden kaçınmak kalp hastalığınızın riskini azaltmayacaktır ve aksine tam tahılları hayatınızdan çıkartırsanız bu riski artırabilirsiniz.

Gluten nedir merak ediyorsanız, buraya tıklayarak yapmış olduğum deneyi izleyebilirsiniz.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.