Sosyal Medya

Bilinçli hasta

Kalça Ağrısı Hayatınızı Kabusa Çevirmesin

Yayınlanma:

,

Doğuştan olabileceği gibi sonradan da gelişebilen kalça ağrıları, genellikle kireçlenme sonucu ortaya çıkarken, bilinçsiz yapılan egzersizler de sebep olur

Ağrılar, özellikle yaşa bağlı olanlar, en konforlu olmamız gereken yıllarda hayatı zorlaştırmaya devam ediyor. Özellikle kalça ağrıları, ileri yaş ağrılarının başında geliyor. Kalça eklemi; yürümek ve oturmak başta olmak üzere bir çok hareketi yapabilmek için ihtiyaç duyulan en büyük eklemdir. İnsan vücudunun her zerresinde olduğu gibi kalça ekleminde de muazzam bir sistem vardır. Yuvarlak bir baş ve bunu çevreleyen bir yuvadan oluşur. Eklem yüzeylerinin hemen hemen hepsinde olduğu gibi kalça ekleminde de sürtünmeyi azaltan eklem kıkırdağı ve sıvısı mevcuttur.
Kalça ağrıları doğuştan olabileceği gibi sonradan da gelişebilir. İleri yaşlarda görülen ağrılar genelde, kıkırdak aşınmaları (kireçlenme) gibi sebeplerle ortaya çıkarken, doğuştan kalça çıkıklığı ve romatizma gibi durumlarda erken yaşlarda da görülebilir.
Yaşa bağlı ya da doğuştan olmayan sebepler arasında en önemlilerden biri de bilinçsiz yapılan egzersizlerdir.

UYKUNUZU BÖLÜYORSA DİKKAT!
Kalça problemleri, dayanılmaz ağrılara erişmeden çok daha önce sinyal verirler ancak birçok hasta, uykusundan olana kadar bir uzmana başvurmaz. Vücudunuzun verdiği sinyalleri iyi okumak, erken teşhis ve tedavi için çok önemlidir. Şikayetler arasında en dikkat çekeni, oturma pozisyonundayken kalçanın içe doğru dönme zorluğudur. Bacakları kendine doğru çekerken hissedilen şiddetli ağrı da kalça probleminin varlığına işaret eden bir diğer bulgudur. Ani gelişen yaralanma gibi durumlarda, takılma veya kilitlenme hissi, kireçlenme sebebiyle gelişen ağrılarda el ve ayak eklemlerinde bozukluk; tarif edilen ağrılardan bazılarıdır.
Hastalığın tedavisi, sebebine göre şekillenir.
Tedaviye başlamadan önce hastaya düşen en önemli görev, uzman bir doktora başvurmaktır. Ortopedik hastalıkların büyük kısmında alternatif tedavi yöntemleri -maalesef- sıklıkla tercih ediliyor.
Bu, hastalığın hızla ilerlemesine ve geri dönüşü mümkün olmayan kalıcı hasarlara sebep olabilir.

KALÇA ARTROSKOPİSİ NEDİR?
Kalça artroskopisi, genelde ani gelişen spor yaralanmalarının tedavisinde tercih edilen bir yöntemdir. Yaralanmalar sonucu, gelişen labrum (eklem yastığı) yırtığı gibi durumlarda oldukça etkili bir tedavi yöntemidir. Kamera ile sadece iki küçük delikten girilerek uygulanır. Hızlı taburcu olunur ve tümüyle iyileşme oranı son derece yüksektir.

HAREKET KISITLILIĞI OLUŞUR
Romatizmal hastalıklar, kireçlenme veya ihmal edilmiş kalça çıkıklarına bağlı eklem bozukluklarında tedavi; ağrı, yürüme mesafesi ve hareket kısıtlılığının düzeyine göre değişiklik gösterir. Başlangıç seviyesinde genelde ağrı kesicilere ve geçici hareket kısıtlılığına başvurulur. Orta dereceli hastalar için bir adım ileri gidilerek, ilaç ve kısıtlılığa fizik tedavi eklenir.
İleri derecede ağrı duyan ve hastalığı ilerlemiş kişilere Total Kalça Protezi önerilebilir.
Bu yöntem, Dünya Sağlık Örgütü tarafından yüzyılın en yararlı ameliyatlarından biri olarak gösterilmiştir. Total Kalça Protezi uygulaması; aşınmış eklem yüzeylerinin, eklemi taklit eden ileri teknoloji ürünü yüzeyle değiştirilmesi işlemidir.

KIRMIZI-MOR ÇÜRÜK GÖRÜNTÜSÜ OLUŞABİLİR

Kemikl erini zden biri zarar gördüğünde kırılıp kırılmadığını anlamanın bazı ipuçları var. Benzer semptomlar gösteren burkulma ve incinme durumlarını kırıklardan ayırmak aslında çok basit.

  • Öncelikle duyduğunuz seslere dikkat edin! Kemikler kırıldığında, olay anında dahi duyabileceğiniz bir çıtırtı sesi ortaya çıkar.
  • Söz konusu bölge aniden ve ciddi oranda şişmeye başlar.
  • Kırığın yaşandığı bölge, kırmızı-mor ya da siyah-mavi renk alarak çürük görüntüsü oluşur.
  • Söz konusu bölgeye dokunmak çok güçtür. Eğer bir kırıkla karşı karşıyaysanız, son derece hassas bir temas bile hastaya ciddi acı verir.
  • Kırılan kemiğin içeriden baskı yaparak cilt üzerinde oluşturduğu kabartı, çıplak gözle görülebilecek bir hal alır.
  • Kemiğin kırıldığı bölgede eğrilikler meydana gelir ve kırığın oluştuğu yerde çukur oluşur. Çukurdan sonra meydana gelen kabarıklık, şişlikten farklı bir görünüme sahiptir ve kolayca ayırt edilebilir.
  • Bacakta meydana gelen kırıklarda, bacağa yüklenmek son derece zordur ve kırık şüphesi varsa kesinlikle uzman yardımı gelene kadar ayağa kalkmamak gerekir.

KIRIKLARDA İLK YARDIM NASIL OLMALI?

  • Uzman yardımı ulaşana kadar yapılması gereken ilk şey, kanama var ise onu durdurmaktır. Bunun için ulaşabildiğiniz temiz bir bez ya da benzer bir şeyle kanamanın olduğu yerin biraz üstünden bölgeyi sıkıca bağlayın.
  • Kırık şüphesi varsa bölgeyi kıpırdatmamaya özen gösterin. Bulabildiğiniz bir tahta parçası ya da benzer düz bir plakayı dikkatlice kırığın oluştuğu bölgenin altına (bacak veya kol gibi bölgelerde uzvu sabitlemek için) yerleştirin ve hareket etmesini engelleyin.
  • Kırığın oluştuğu bölgeye buz kompresi uygulayın. Her iki-üç saatte bir 15’er dakika uygulayacağınız kompres; hem acıyı, hem de morluk ve şişlik oluşumunu yavaşlatır.

KIRILAN KEMİK HANGİ SÜREÇLERDEN GEÇER?

  • Kemik kırıldığı anda bölgede bir kanama meydana gelir ve kanama neticesinde oluşan pıhtılaşma, hematon adı verilen şişliğe sebep olur. İlk 24 saatte kırık oluşan bölgede iltihaplanma görülür. Ardından granülasyon dokusu (yeni doku yapımıyla görevli doku) gelişmeye başlar.
    Böylece yeniden yapılanmanın ilk adımları atılmış olur ve bir hafta sonunda granülasyon dokusu, bağ dokusuna dönüşür. Bağ dokusundaki bazı hücrelerden osteoblastlar gelişmeye başlar. Bu madde, yeniden kemik yapısı oluşturmakla görevlidir.
  • İkinci ve üçüncü haftalarda, gelişen osteoblastlar, birleşmeye başlayarak yeni kemiğin temelini oluşturan kallus’u oluştururlar. Kallus, gelişen yeni kemiğe verilen addır.
  • Dördünce ve beşinci haftalarda kallus, biçim kazanmaya başlar.
  • Kallus, başlangıçta kemik yüzeyinden yukarıdadır ve beşinci haftadan itibaren normal seviyeye yaklaşmaya başlar. Bu süreler, ortalama bir hasta için geçerlidir ve kişiden kişiye değişiklik gösterebilir.
    Kemik kırıklarının tedavisinde en önemli nokta, doğru düzlemde ve doğru biçimde alçılanmasıdır.
    Kırık teşhisinin doğru konabilmesinin tek yolu ise uzman bir hekim tarafından ve röntgen sonucu incelenerek karara varılmış olmasıdır. Kırıkların tedavisinde, bölgeye rahat dolaşım desteği sağlamak, kalsiyumdan zengin beslenmek yapılabilecekler arasında yer alır.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilinçli hasta

Çocuk Sağlığını Tehdit Eden Yerler : Ortak Kullanım Alanları

Yayınlanma:

,

Hastalıklar kapalı ortamlarda daha hızlı yayılır. Pek çok hastalığın temelinde ise kişisel hijyen vardır. Ebeveynler, çocuklarına, başta el yıkama olmak üzere her türlü hijyen kuralını öğretmeli

Okullar, çocuk eğitimi için şüphesiz en ideal öğretim alanlarıdır.
Ancak çocuk sayısının fazla olması ve pek çok ortak kullanım alanlarının bulunması, hastalık riskini de beraberinde getirir. Özellikle mevsim geçişleriyle birlikte bağışıklık sisteminin zayıflaması, okul çağındaki çocukları hastalıklara karşı savunmasız hale getirebilir. Daha önceki yazılarımda da belirttiğim üzere, hastalıklar en hızlı kapalı ortamlarda yayılır ve pek çok hastalığın temelinde kişisel hijyen yer alır. Söz konusu okullar olunca, ebeveynlerin, çocuk hijyeni konusunda daha duyarlı olması gerekebilir. Nitekim, kalabalık ortamlar hastalığın yaygınlaşmasında aktif rol oynar. Çocuğunuzun kişisel hijyenine önem vermesi hem kendi sağlığı, hem de diğer okul arkadaşlarının sağlığı açısından önemlidir. Çocuğunuzun okuldaki enfeksiyon ve mikroplarla temasını engelleyemezsiniz.
Ancak hijyen alışkanlıkları edinmesini sağlayarak hastalık riskini azaltabilirsiniz.

HİJYEN NEDEN ÖNEMLİDİR?
Çocuğunuz hastalığa yakalandıktan sonra, mikroplar evinizdeki ailenin geri kalanına çabucak yayılabilir. Çocuklarda sık görülen soğuk algınlığı ve bağırsak enfeksiyonu, diğer aile bireylerine de geçebilir. Bu nedenle, çocuğunuzun hijyen konusunu anlamasına yardımcı olmak; onun ve ailenin geri kalanının sağlıklı kalmasını sağlar.

El yıkama alışkanlığı kazanmalı 
Ellerin sık sık dezenfekte edilmesi, iyi bir hijyenin olmazsa olmazıdır. Özellikle okul gibi ortak kullanım alanlarının yaygın olduğu kurumlarda kapı kulpları, masa, sıra, tahta, tebeşir, tuvalet gibi alanlar enfeksiyon riski barındırır. Dolayısıyla el yıkama, okul kaynaklı enfeksiyonlarınönlenmesinin en etkili yoludur. Bu noktada sizlere düşen görev; çocuğunuza, ellerini hangi sıklıkla ve nasıl yıkaması gerektiğini öğretmektedir. İşe, çocuğunuza ortak kullanım alanları ve eşyalarını anlatmakla başlayın. Ellerin, ovuşturularak ve parmak aralarına su geçirilerek ortalama 20 saniye yıkanması gerektiğini söyleyin. Çocuğunuza ayrıca aşağıdaki durumlardan sonraellerin yıkanması gerektiğinden bahsedin: 
 Tuvaleti kullandıktan sonra 
 Yemekten önce 
 Dışarıda oynadıktan sonra 
 Kirli bir şeye dokunduktan sonra 
 Öksürdükten, hapşırdıktan veya burnuna dokunduktan sonra 
 Hayvanları okşadıktan sonra 
 Eller kirli görünüyorsa 

Kahvaltıyı geçiştirmeyin 
Kahvaltı, günün en önemli öğünüdür.
Yataklarından çıkmakta zorlanan çocuklarınızın beş dakika daha uyumalarına izin vererek, kahvaltılarını geçiştirmelerine neden olduğunuzu unutmayın. Okul çağı çocuklarının tükettiği besinlerde çeşitliliğin sağlanması gerekir. Unutmayın, çocukların boyları bu dönemde uzar. Bu dönemde, nişastalı karbonhidratlar ile liften zengin besinlerin sık tüketilmesi, yağ ve şekerin sınırlandırılması, vitamin ve minerallerin yeterli düzeylerde alınması gerekir.
Çocuğunuzun üç ana, üç ara olmak üzere günde altı öğün beslenmesine ve yediklerinin evde pişirilmiş olmasına özen göstermeniz yeterli. 7-14 yaş arası, en hızlı boy uzamasının yaşandığı dönemdir. Bu yaş grubundaki çocuklar, diğerlerine oranla çok daha fazla kalsiyuma ihtiyaç duyarlar.
Süt, yoğurt, peynir ve ayran gibi gıdalar bu yaş aralığındaki çocukların günlük diyetlerinde mutlaka yer almalıdır.

Kantin ve yemekhaneler önemli 
Eminim okul seçiminde öncelikli kriterleriniz farklıdır ancak çocuğunuzun başarısı için okullarda sunulan yemek alternatifleri, mutlaka ilk üçte yer almalıdır.
Özel okulların birçoğunda, tabldot usulü yemek servisi yapılıyor. Böyle durumlarda yemeklerin nereden geldiğini ve nasıl bir ortamda hazırlandığını mutlaka irdeleyin. Yemek servisi yapılmayan okullarda durum daha tehlikeli. Çocuğunuz, genelde fastfood mönülerin bulundurulduğu okul kantinlerine mahkumlarsa, üşenmeyecek ve beslenme çantası hazırlayacaksınız demektir! Unutmayın, çocuklar duyduklarından çok gördüklerini yaparlar.

Alerjik hastalıklara göre yiyecek listesi yapın
Aktif enfeksiyon kadar alerjik rahatsızlıklar da eğitim döneminin aksamasına neden olabilecek bir konudur. Alerjik rahatsızlıklar yetişkin bireylerin keyfini kaçırabildiği gibi çocuklarda da huysuzluğa neden olabilir. Bu nedenle çocuğunuzu okul öncesinde doktor kontrolüne götürün ve alerjik durumu ile ilgili bilgi alın. Ayrıca okul evinize uzaksa, olabilecek alerjik reaksiyonlara karşı okulun bulunduğu konuma yakın hastanelere göz gezdirin. Çocuğunuzun gıda alerjisi bulunuyorsa, evden ayrılmadan önce bir yemek listesi hazırlamanız size yardımcı olacaktır. Çocuğun beslenme çantasında, alerjisi bulunmayan aperatif yiyecekler, meyveler ve gıdalar yer almalıdır. Ayrıca olası bir alerjik reaksiyon durumunda ilaçlarının yanında olduğundan emin olun.

Su tüketimine teşvik edin
Çocuğunuza su tüketimi için, susamayı beklememesini aşılayın. Su, hem insan bedeni, hem de ekolojik dengenin devamı için hayati öneme sahip en önemli şeydir desek abartmış olmayız. Eminim birçoğunuz, insan bedeninin dörtte üçünün sudan oluştuğunu söyleyen birilerini duymuşsunuzdur. İnsan bedeni, yaşamsal fonksiyonlarını yerine getirebilmek için gün boyu su kaybına (dehidrasyon) uğrar. Dehidrasyon yok sayılacak olduğunda insan bedeni, tüm fonksiyonlarını yerine getirebilmek için günde 2-6 litre suya ihtiyaç duyar. Ayrıca suyun bağışıklık sistemini hastalıklara karşı koruma gücü bulunuyor.

Devamını Oku...

Alternatif Sağlık

Refleks Terapi ile İlgili Sık Sorulan Sorular

Yayınlanma:

,

1-Refleks Terapi Nedir?

Tamamlayıcı Tıp yöntemlerinden birisi olarak kullanılan refleks terapi genelde yüzden yapılan el ve ayaktan da uygulamaları olan beyinle ilgili sinir noktalarının uyarılması ile beynin yeniden eğitilmesini, adapte olmasını, hücreler arası bağlantıların artmasını sağlayan bir tedavi şeklidir.

2-Refleks Terapinin, Refleksolojiden farkı nedir?

Refleks terapi de beyinle ve organlarla ilgili sinir noktaları direk yüzde olduğu için refleksolojiye göre daha etkili bir yöntemdir. En önemli farklı ise refleksoloji genelde tek düzedir ve refleksolojiye ait ayakaltından uygulanan harita herkese, her hastalığa aynı şekilde uygulanır. Bu da farklı hastalık grupları için aynı şekilde uygulanan refleksoloji tedavisinin ne kadar etkili olabileceği noktasında soru işareti oluşturmaktadır. Ancak refleks terapi tamamen kişiye özgü olarak planlanan içerisinde sinir noktaları, organ haritaları, lenfatik sistem, hormonal sistem, kas iskelet sitemi, beyin loblarının olduğu daha komplike bir tedavi seçeneğidir. Refleks terapinin en büyük gücü ise kişinin ihtiyaçlarına göre tedavi programının belirlenmesidir. Refleksolojinin tekdüze, refleks terapinin ise daha komplike bir sistem olması refleks terapi için başarı ihtimalini arttırmaktadır. Bizler refleks terapi sonrası yüzden yaptığımız uygulamalara ek olarak bazı hasta gruplarında ayakaltından çalışmaktayız ancak yaptığımız bu çalışmada tespit edilen blokasyonlara göre belirlenip kişiye uygulanmaktadır. Bu yüzden tamamlayıcı tıp yöntemleri arasında kullanılan refleks terapi oldukça etkili bir yöntemdir.

3- Blokasyon nedir?

Tedavi sırasında terapistin elinin altında hissettiği kum tanesi veya fındık büyüklüğünde olan bölgelerdir. Bu noktaların en çok veya en büyük olanına göre tedavi şekillenir. Blokasyon oluşan noktalar oluştuğu bölgeye göre o meridyenin sağlıklı bir şekilde çalışmasına engel olurlar.

4-Şuan hangi organa çalışıyorsunuz hissetme imkanım var mı?

Tedavi sırasında en çok sorulan soru olabilir. Örneğin kişiye mide cevabını verdiğimiz zaman kişi ‘mideme çalıştığınız için bu değişimi hissedebilir miyim’ diye sormaktadır. Aslında blokasyon nedir kısmında bu soruyu kısmen de olsa cevaplamıştık. Biz sadece mide bölgesine değil mide ile bağlantılı olan meridyene çalışıyoruz. Bu sistemi içerisinde sıvı akan bir boruya benzetirsek herhangi bir bölgede oluşan problem tüm meridyeni etkileyebilir. O yüzden mide üzerine yapılan çalışmayı genelde kişiler hissetmezler.

5-Refleks Terapi nasıl etki ediyor?

Refleks terapi de yüz, el ve ayakta ki sinir noktalarına yapılan uyarılar ile ilgili organ/kas/hormon merkezi sinir sistemi sayesinde uyarılır ve sonuç olarak kaslarda, organlarda ve hormonlarda dengeleme cevabı açığa çıkar.

6-Refleks Terapiden sonra ne yapmam gerekir?

Tedavi sonrası terapistler olarak bizler kişiyi 5 dakika yatırıyoruz kalktıklarında bir anda baş dönmesi yaşamamaları için. Kişi terapi sonrası bol su içmelidir.

7-Yan etkisi var mı?

Herhangi bir yan etkisi yoktur. Sadece terapi sonrası uzun süre yatmaya bağlı kısa süreli baş dönmesi yaşanabilir. Aynı zamanda metabolizma hızlandığı için kişi daha fazla tuvalete çıkabilir. Bu ufak detaylar dışında genel olarak hiçbir yan etkisi yoktur.

8- Seans süresi ne kadar?

Seans sayıları kişiden kişiye değişmektedir. Mesela migren hastalığında ortalama 10-15 seans sürerken, nörolojik hastalıklarda 6 ay/ birkaç yıla kadar çıkmaktadır bu süre.

9-En çok hangi tip hastalar size başvuruyor?

Genel olarak nörolojik hastalıklar, engelli çocuklar, demans, alzeimer, zayıflama, hamilelik sonrası depresyon, öğrenme güçlüğü hatta kanser hastalarına bile çalışıyoruz. Ancak özellikle yüz felci konusunda birçok kişi kliniğimize başvuruyor. Bunun sebebi de refleks terapi bu alanda çok başarılı ve genel olarak da baktığımızda yüz felci geçirmiş hastaların birçoğu ilaç veya fizik tedaviden fayda göremedikleri için alternatif olarak refleks terapiye yöneliyorlar.

Devamını Oku...

Bilinçli hasta

Bel Ağrısı Nelerden Kaynaklanabilir?

Yayınlanma:

,

Tüm yapıları sağlıklı bir belde ağrı görülmez. Belim ağrıyor diyorsanız mutlaka herhangi bir yapıda; kas, eklem, bağ, omurlar arasındaki yastıkçıkların herhangi birinde patoloji var demektir.

Bel ağrısı yetişkinlerde çok yaygın görülen bir semptomdur. Her insan yaşamı boyunca bir defa da olsa bel ağrısı yaşamıştır. Az da olsa bilinemeyen sebeplerden dolayı oluşabilen bel ağrıları da vardır. Ağrı aniden başlayabilir, gittikçe şiddetlenebilir, tek veya çift taraflı olabilir veya kalçadan aşağıya doğru yayılabilir.

Peki bel ağrıları nelere bağlı oluşmaktadır?

Omurlarda, kalça kemiğinde, karında veya sinir çıkışlarında meydana gelen travmalardan kaynaklı olabilir.

Bel fıtığı veya postürel değişiklerden kaynaklı mekanik bel ağrısı olabilir

Omurilik kökenli bir hastalıktan kaynaklı olabilir; MS

Omurilikte, omurganın içinde veya dışında, karın içi bölgede veya bacağa giden sinirlerde tümörden kaynaklı olabilir.

Diyabet hastalarında bacağa giden sinirlerin etkilenmesine bağlı olabilir.

Osteoporoz gibi kemik dejenerasyonundan kaynaklı olabilir.

Enfeksiyona bağlı tüberküloz, brusella, diskit gibi durumlarda açığa çıkabilir.

Kalça kemiğinde ve omurlarda meydana gelen kırıklar ağrının kaynağı olabilir.

Bel ağrılarının kaynağı genelde disklere binen yüke bağlıdır. Disklerin zamanla deforme olması, hastalığa bağlı etkilenmesi veya travmatik yaralanmaları sonucu diğer yapılarda da problem açığa çıkmasına sebep olur.

Bu ağrıların %30’u kronikleşmektedir ve sürekli meydana gelmektedir. Doğru teşhis ve tedaviyle ortadan kaldırılabilir.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.