Sosyal Medya

Featured

Kabak Dolması

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Malzemeler
• 300 gr kıyma
• 1 su bardağı köftelik bulgur
• 1 soğan
• 1 tatlı kasığı kuru reyhan
• 1 tatlı kasığı pul biber
• 1/2 tatlı kasığı karabiber
• 1 tatlı kasığı tuz
• 1 tatlı kasığı kuru nane
• 2 su bardağı yoğurt
• 1 çorba kasığı tereyağ
• 1 çorba kasığı zeytinyağı
Yapılışı:
Kabakları kazıyıp bir parmak genişliğinde kesin ve oyun. Karıştırma kabına kıymayı, rendelenmiş soğanı, yıkanmış bulguru, tuz, karabiber, reyhan, kırmızı biberi bütünleşinceye kadar yoğurun. Karışımı oyulmuş kabakların içine doldurun. Tencereye dolmaları ve 1 su bardağı kaynar su alıp kabaklar yumuşayıncaya kadar pişirin. Servis tabağına alıp üzerine sarımsaklı yoğurt dökün. Tereyağı zeytinyağı karışımında kızdırın, kuru nane ilave edip yoğurdun üzerinde gezdirin.

Bilinçli hasta

Ayak Bileği İncinmesine Dikkat!

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

ayak bileği

Günlük işlerinizi bile yapmanıza engel olan ayak bileği incinmesinde ilk müdahale önemli. Dinlenmeli, buz tedavisi yapmalı ve bandajla sarmalısınız.

Hemen hemen herkes hayatında bir kez olsun ayak bileği incinmesi, burkulması ve benzeri sorunlar yaşamıştır. Sahibini adeta koltuğa bağlayan, günlük rutinleri bile yerine getirmenizi engelleyen ayak bileği problemleri sandığınızdan daha önemli sonuçlara varabilir. İncinme ve burkulma gibi sıklıkla başınıza gelen durumlar; ayak bileğinde şişme, ilgili eklemde tutukluk ve güç kaybına neden olur. Bu gibi durumlarda muhakkak uzman bir doktora başvurmalısınız. Vücudunuzun hangi bölgesinde olursa olsun kırıklar, çok daha ciddi tedaviler gerektirebilir. Uzun süre alçıya alma, bir süre koltuk değneğine bağımlı kalma, hatta ameliyat olmak bile kırık tedavisi sürecinde başınıza gelebilecekler arasında yer alır.

SAKİNLİĞİNİZİ KORUYUN

Ayak bileği zedelenmelerinde ilk müdahale önemlidir ve bu aşamada iş size ve yakınlarınıza düşer… Bu konuda yapmanız gerekenler şöyle sıralanabilir:

Dinlenmek: Ayak bileğinizde bir sıkıntı geliştiğinde, mümkün olduğu kadar ayakta durmamaya çalışın. Böylece, problemli bölgedeki basıncı azaltacak ve zedelenmeyi daha ileri taşımamış olacaksınız. Özellikle kaza gibi durumlarda sakinliği korumak önemlidir.

Buz tedavisi uygulamak: Soğuk uygulama, zedelenmiş bölgede gelişen şişlik ve ağrı gibi durumların şiddetini azaltmaya yardımcı olur. Doktorunuza ulaşana kadar geçen sürede belli aralıklarla ve 20 dakika süreyle buz kompresi uygulamak, ağrı ve şişliği azaltacaktır. Buzu, zaten hassas olan bölgeye direkt uygulamayın. Bir bez ya da benzer bir koruyucu içine koyun.

AYAĞI YÜKSEKTE TUTUN

Bandaj uygulamak: Hasar gören bölgeyi sarmak, oluşan şişliği hafifleteceği gibi bileğinizi de destekler. Ancak bileğinizi sararken, kan dolaşımınızı kısıtlamadığınızdan emin olmanız gerekir. Bu, farklı sıkıntıların gelişmemesi için çok önemlidir. Bileğinizi elastik bandajla sardıktan sonra bölgede gelişenlere dikkat edin. Eğer karıncalanma, renk değişimi ve soğuma oluşuyorsa bu, bandajınızı çok sıktığınız ve gevşetmeniz gerektiği anlamına gelir. Bu gibi bir durumla karşılaştığınızda, bandajınızı sökmekten korkmayın ve sargınızı çözüp yeniden sarın. Tabi bandaj sararken bileğinizi değil elastik bandajı döndürdüğünüzden emin olun.İncinen ayağı yüksekte tutmak: Ayak bileğinizde bir problem olduğunda, uzman müdahalesi gelene kadar nasıl beklediğiniz de çok önemlidir. Ayağınızı mutlaka yüksekte tutun! Tabii bu yüksekliğin ölçüsü de çok önemli. Basit bir yastıktan destek alıyor bile olsanız kural şudur: Ayağınızı kalp seviyenizin üzerinde tutmak. Bu yöntem, ağrıyı azaltmada çok etkilidir.

AŞİL TENDON SORUNLARI

Aşil kirişi, topuk kemiğini baldır kasına bağlar ve travma sonucu ağrı duymanıza sebep olabilir. Aşırı zorlamanız halinde bu kiriş kopabilir. Ayak bileğinizin arkasında meydana gelen şişlik ve baldırınızın arkasında ani hareketlerin ardından gelişen ağrı; aşil tendon zedelenmesinin belirtileri arasındadır. Sporcuların başına gelen aşil tendon zedelenmesi, uygun tedaviyle geçer.

Devamını Oku...

Aile Sağlığı

Çocuklarda Obezite

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Çocuklarda Obezite

Obez çocuklar, obez yetişkinlere dönüşüyor. Aşırı kilo; insülin direnci, yüksek tansiyon ve karaciğer yağlanması gibi hastalıklara sebep olabiliyor. Bu konuda ailere ise pek çok sorumluluk düşüyor.

Günümüz dünyasında insan sağlığını tehdit eden en önemli faktör, obezite. Obezite tek başına bir hastalık değil ancak sebep olduğu ciddi rahatsızlıkların varlığı, obezitenin de bir hastalık olarak görülmesine sebep oluyor. Ebeveynler, çocuklarının sağlıklı yetişmesi ve devamında sağlıklı birer yetişkin olabilmesi için ellerinden geleni yapıyor. Anne ve babaların çabası asla yadsınamaz ancak yetersiz ya da yanlış bilgi, amacın çok dışına çıkmaya sebep olabiliyor. Obez çocuklar, obez yetişkinlere dönüşüyor. Aşırı kilo, insülin direnci, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve karaciğer yağlanması gibi hastalıklara sebep olabiliyor. Saydığım bu hastalıklar kiloya bağlı olarak artık çocuklarda da görülmeye başladı. Çocuklarda obezite , sadece bedensel açıdan incelenmemeli. Hepimizin bildiği gibi çocuklar, duygu ve düşüncelerini söylemede yetişkinlerden çok daha açık ve acımasızdırlar. Okul çağındaki aşırı kilolu çocuklar, arkadaşları tarafından dışlanıyor. Hatta bu çocuklarla dalga geçiliyor. Bu alanda yapılan birçok çalışma, obez çocukların psikolojik sorunlara maruz kaldığını, hatta depresyona girdiklerini gösterdi. Çocuğunuzun aşırı kilo problemi varsa yapılacak ilk şey, onu harekete geçirmektir. Maddeler halinde yazacağım bu öneriler, kilo alma potansiyeli olan çocuklar için de uyulması gereken adımlardan oluşuyor.

  • Çocuğunuzun, günde en az 60 dakika aktif ve hareketli bir oyun oynadığından emin olun.
  • Her öğünde meyve ve sebze verin
  • Meyve suyu, gazlı içecek ve tatlı içecekleri su ya da yarım yağlı sütle değiştirin.
  • Çocuğunuzun sevdiği yemek tariflerini tam tahıllı ya da yağsız etle hazırlayın.
  • Yemekleri ailecek yiyin.
  • Kızartma yerine haşlanmış ya da ızgara tercih edin
  • Katı yağ yerine zeytin yağı ya da bitkisel yağlar kullanın
  • Pasta ve şekerli tatlıları meyve bazlı tatlılar ile değiştirin.
  • Mutfak masasına bebe havuç ve meyve bırakın.
  • Kurabiye gibi izin alarak yiyeceği atıştırmalıklarla kuru ya da taze meyve gibi serbestçe yiyebileceği atıştırmalıkları ayırın.
  • Atıştırmak istediğinde su içmesini sağlayın.
  • Çocuklar yetişkinlerden küçüktür o yüzden küçük porsiyonlar sunun.
  • Çocuklar için küçük tabaklar kullanın.
  • Doyduklarında tabaklarını bitirmeleri için zorlamayın.
  • Küçük bir porsiyon ile başlayın, doymaz ise ikinciyi verirsiniz.

ÇOCUKLARIN AKTİF VE SAĞLIKLI BİR BEDENE SAHİP OLMALARI İÇİN…

1- Sofraya birlikte oturmak en önemli kural. Çocuklarınızın sizinle aynı zamanda ve aynı sofra etrafında yemek yemelerini sağlayın. Bu, daha fazla sebze ve meyve yemelerine sebep olacaktır. Ayrıca aile ile yemek yiyen çocuklar; sigara, içki gibi kötü alışkanlıklardan da uzak dururlar.
2- Sofrada farkındalık yaratın. Tek amacınız aynı anda aynı sofraya oturmak olmasın. Herkesin uyması gereken sofra kurallarınız olsun. En başta yemek saatinde TV ve telefonu yasaklayın. Yemek esnasında sohbet edin. Yemekten keyif almasını ve yavaş yemeyi aşılayın. Her yemekten en azından bir lokma yeme kuralı ya da yemeği yapana teşekkür etme kuralı gibi oyunlar bulun.
3- Yemekte çocuğun kilosundan, diyetten ve vücut şeklinden bahsetmeyin. Çocuk ve genç obezitesinde bu tür konuşmalar daha çok olumsuz etki yapıyor. Bunun yerine tüm aile için sağlıklı beslenme alışkanlıklarından bahsedin.
4- Yemek saatleri dışında da kurallarınız olsun ve uygulamada kararlı olun. Televizyon, oyun konsolları, akıllı telefon ve tabletler çocukların saatlerce aynı yerde oturmalarına sebep oluyor. Zaman sınırı koyduğunuz bu alışkanlıklar esnasında çocuklarınızın atıştırmalık yemesine izin vermeyin. Çocuğunuzun odasına televizyon ve bilgisayar koymayın.

BEBEK BESLENMESİNDE 0-3 YAŞ ARASI KRİTİK BİR DÖNEMDİR

Sağlıklı beslenmenin temelleri 0-3 yaş aralığında atılır ve bu dönemdeki beslenme alışkanlıkları bebeğin ileri yaşlardaki sağlığını etkiler. Bebeğinizin sağlıklı beslenmesine destek olmak üzere, ona yemek hazırlarken dikkat etmeniz gereken noktaları şöyle özetleyebiliriz:

  • Bebeğinizin yemeklerine tuz ve şeker ilave etmeyin.
  • Yetişkinler için hazırlanmış, katkı maddesi içeren ürünler kullanmayın.
  • Sıvı yağı tercih edin.
  • WHO (Dünya Sağlık Örgütü) özellikle 1 yaşına kadar inek sütü önermediği için 1 yaşından önce inek sütü kullanılmayın. Süt kullanılması gereken yerlerde bebeklerin ayına uygun, devam sütlerini tercih edin.
  • Bebeğinizin yemeğini hazırlarken mutlaka sağlıklı ve dengeli beslenmesi gerektiğini göz önünde bulundurun.

BEBEĞİNİZİ FARKLI TATLARDAKİ MEYVELERLE ŞAŞIRTIN

  • Bebeğinize altıncı aydan sonra demir bakımından zengin gıdalar verin. Kırmızı et, yeşil yapraklı sebzeler ve yumurta sarısı gibi…
  • Bebeğinizi farklı tatlardaki meyve ve sebzelerle şaşırtın. Bu, onun değişik besinlere alışmasını sağlar.
  • Süt içme alışkanlığını oluşturmak için de bebeğinize farklı lezzetler sunabilirsiniz. Sütün tahıl ve meyvelerle birlikte hazırlanmasıyla farklı tatlar yaratılabilir.
  • Farklı meyveler, farklı antioksidan besinler, farklı vitamin ve mineraller içerir.
  • C vitamini dişetleri için gereklidir, demir emilimini hızlandırıp beynin gelişimini sağlar.
  • Brokoli gibi yeşil yapraklı sebzeler B vitamini açısından zengindir.
  • Farklı çeşitlerde meyve, sebze tüketimi; farklı miktarlarda vitamin ve mineral alımı sağladığından önemlidir. Örneğin, bir elma 100 gramda 4 mg. C vitamini içerirken, çilek tam 18 kat fazla C vitamini içerir.
  • Günde iki-üç kez meyve tüketimi, kabızlığı önler ve sağlıklı bağırsak hareketleri bakımından önemlidir.
  • Bebeğinize verdiğiniz sebzelerin çeşitliliği önemlidir. Araştırmalara göre, bir hafta içinde verilen sebzelerin çeşitliliği, bebeğin yeni tattığı yiyecekleri kabul etmesini sağlıyor.
  • Şekerin bebeğin sağlıklı gelişimine katkısı yoktur, sadece bebeğin ağzında tatlı bir lezzet bırakır.

Konuyla ilgili bir başka yazımız için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Aile Sağlığı

Astım Nasıl Tedavi Edilir?

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Astım

Nefes darlığı, öksürük, yorgunluk gibi belirtilerle hayatı çekilmez hale getirebilen astıma karşı yapabileceğiniz en önemli şey; alerjiniz olan maddeden uzak durmaktır.

Astım, oldukça sık rastlanan bir hastalıktır. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) verilerine göre, dünyada yaklaşık 300 milyon kişi astım hastası! Türkiye’de yaşayan her 12 yetişkinden ve her yedi çocuktan biri de astım hastalığıyla mücadele ediyor. Tedavi edilmediği takdirde ölümle dahi sonuçlanabilen bu hastalığın tetikleyicilerini keşfetmek, tedavinin başarısı için son derece önemli. Astım hastalığı; alerjik astım, nonalerjik yani alerjik olmayan astım ve noktürnal yani gece astımı olmak üzere temelde üç tipe ayrılır. Bunların yanında hamilelik astımı ve mesleki astım da sayılabilir.

ALERJİK ASTIM NEDİR?

Astım hastası kişilerin hava yollarında mikrobik olmayan iltihaplanma söz konusudur. Bu sebeple, hava yolu duvarı şiş ve ödemlidir. Kişi, alerjisi olan uyaranlarla karşılaştığında bu şişlik artar ve öksürük, nefes darlığı ya da göğüste baskı hissi meydana gelir. Toz, polen, koku ya da duman bu uyaranlar arasında sayılabilir. Alerjik astım hastalarının ilk yapması gereken, neye duyarlı olduklarını öğrenmek ve bundan mümkün olduğu kadar uzak durmaktır. Alerjik astım teşhisinde krizlerin tekrarlayıcı olup olmadığı, mevsimsel olarak ortaya çıkıp çıkmadığı, gece veya sabah saatlerinde görülüp görülmediği gibi belirleyici faktörler dikkate alınır. Bilimsel çalışmalar, ev tozu akar alerjenleri, kedi ve köpek tüyünün 3 yaşına kadar alerjik astım benzeri semptomlar için risk faktörü olduğunu düşündürmektedir.

BELİRTİLER

Nefes darlığı, sürekli öksürük, göğüste baskı hissi, yorgunluk ve halsizlik astım belirtileri arasında sayılabilir. Bu belirtilerin sıkça görülmesi durumunda mutlaka uzman bir doktora başvurmak gerekir. Kan testinden ziyade cilt üzerinden yapılan alerji testleri, çok daha güvenilir sonuçlar vermektedir. Cilt üzerinden yapılan bu testler, son derece kolay ve acısız yöntemlerle uygulanıyor. İlk olarak kol üzerinde uygun noktalar belirlenir ve numaralandırılan bu noktalara çeşitli alerjenler bırakılır. Sonrasında tek yapılması gereken, cildin vereceği tepkiyi beklemektir. Cilt, kızarıklık veya şişlik gibi tepkiler veriyorsa, ilgili noktaya bırakılan maddeye alerjiniz var demektir. Sonra yapmanız gereken en önemli şey, söz konusu maddeden uzak durmaktır.

NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Astım teşhisi neticesinde yapılması gereken ilk şey, tespit edilen alerjenden uzak durmaktır. Bunun dışında ilaç tedavisi ve atak anlarında kullanımı kolay spreyler tedavide olumlu neticeler alınmasını sağlar. Erken yaşta başlanan tedaviler neticesinde bu hastalıktan tamamen kurtulmak mümkündür.

GECE GELEN KRİZLER OLABİLİR

Gece astımı tipi, genellikle gece 02.00- 04.00 saatleri arasında gelen krizlerle kendini gösterir. İnsan vücudu, astıma karşı korunmak için adrenalin ve kortikosteroid adlı maddeleri üretir. Uyku esnasında bu maddelerin salınımının yavaşlaması, bu tip astıma sahip kişilerin nöbet geçirmelerinin başlıca sebebidir. Gece astımı tetikleyicileri arasında, sinüs enfeksiyonları, toz ve hayvan dışkısı sayılabilir.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.