Bizimle iletişime geçin

Beslenme

Hünnapın Faydaları

Nazlı Sisik

Düzenleyen

on

hünnapın faydaları

Çok eski çağlardan beri Çin’de bitkisel ilaç olarak kullanılan hünnap (çiğde) ülkemizde son yıllarda popular oldu. C vitamini, fenol, flavonoid, triterpenic asit ve polisakkarit hünnap meyvesinin ana bileşenlerini oluşturuyor. Bu zengin içeriğiyle hünnapın faydaları ise say say bitmiyor!

• Birçok diyabetik hasta özellikle bacaklarda ve ayaklarda inflamasyon ve açık yara oluşumana kadar varan sinir hasarı denilen nöropatiden muzdarip. “Journal of Natural Medicines” tarafından yayınlanan bir çalışma hünnap meyvesinin bu yaraları iyileştirmede anti-inflamatuar olarak kullanılabileceğini söylüyor.

• Uykusuzluk ve anksiyetinin hafifletilmesinde kullanımı meyvenin içeriğindeki jujuboside A maddesinin beyindeki hipokampusu etkileyerek doğal uyku durumuna yardımcı olmasıyla açıklanıyor.

• Hünnabın antioksidan, anti-inflamatuar ve antikanser etkisi hem yaprağında (apigenin) hem meyvesinde(kateşin ve rutin) bolca bulunan fenolik bileşiklerden geliyor.

• Karaciğer koruyucu olarak kullanımında ise antioksidanı yanı sıra polisakkarid içeriği de etkili. Bu bilgi yaklaşık 40 dakika boyunca kan temininden mahrum bırakılan karaciğerin hünnap meyvesi yardımıyla iyileşme gösterdiği bir hayvan çalışmasında elde edilmiştir.

• Kabızlıkta bağırsak geçiş süresini azaltıyor ve dışkı nemini artırıyor.

• Bunların yanı sıra astım ve solunum sistemi rahatsızlıklarında, balgam söktürücü, öksürük giderici ve kanı temizleyici olarak da kullanılıyor.

Ham iken kahverengi kabuklu yeşil renkte olan bu meyve olgunlaştıkça kuru üzüme benzer buruşuk mor ve kahverengine dönük bir renk alır. Ülkemizde meyvenin her iki tüketimi de mevcutken reçel ve çay olarak kullanılmaktadır. Meyvenin sadece kendisi değil yaprakları da fenolik bileşiklerden zengin olduğu için yapraklarını da demleyip çay olarak kullanabilirsiniz.

Ham ve kurutulmuş hünnap’ın besin değerleri arasında fark ise göz atmaya değer!

Kurutulmuş hünnap taze olana kıyasla daha yüksek kalori glisemik yük ve potasyum oranına sahipken C vitaminin daha az olduğunu söylemek gerek.

• 1 porsiyon (60g) taze hünnap 44 kalori, 12 gram karbonhidrat, 40mg C vitamini,150mg potasyum ve 6 glisemik yük.

• 1 porsiyon (60g) kurutulmuş hünnap 160 kalori, 40 gram karbonhidrat, 6mg C vitamin, 318 mg potasyum ve 36 glisemik yük.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Oruç Tutmak Tüm Vücuda İyi Geliyor

Avatar

Düzenleyen

on

Oruç tutmak belli bir bölgeye ya da organa fayda sağlamıyor, tüm vücut üzerinde olumlu sonuçlar ortaya çıkarıyor.

Oruç tutmak, artık sağlık ve kilo kaybı konularında sıkça duyulan sözcükler olmaya başladı. Her ne kadar farklı yöntemlerle denense de aç kalmak üzerine kurulu bir sistem. Özellikle kilo vermek isteyenler arasında oldukça popüler. 2016 yılında Journal of Translational Tıp dergisinde yapılan bir araştırma 8 hafta boyunca aralıklı oruç tutanların, diğer kontrol grubuna göre daha fazla vücut yağı kaybettiğini ortaya koydu. Obesity dergisinin 2018’de yaptığı bir başka çalışmaya göre ise oruç tutmak, kalori kısıtlamaları olan düzenli bir diyete göre daha fazla kilo ve yağ kaybı sağlıyor. Ancak oruç tutmanın faydaları araştırıldıkça artık daha çok uzman tarafından sadece kilo kaybı için değil, sağlık için de önerilir hale geldi. Üstelik oruç tutmak belli bir bölgeye ya da organa fayda sağlamıyor, tüm vücut üzerinde olumlu sonuçlar ortaya çıkarıyor.


Cilt

Serbest radikallere maruz kalmak cilt hücrelerine zarar vererek kırışıklıklara, lekelere ve ince çizgilere neden olabilir. Oruç tutmak, hücreleri daha dayanıklı hale getirir, cildin daha pürüzsüz ve daha sıkı kalmasını sağlayan oksidatif stresin neden olduğu hasara dayanmalarına yardımcı olur.

Kaslar

Kilo verirken daima kasları ve yağ dokularını kaybedersiniz. Ancak oruç tutmak yağ yakımını arttırır. Bu nedenle diğer diyetlerden daha fazla ve daha az kas kütlesi kaybedersiniz. Daha yağsız kas kütlesi de metabolizmayı hızlandırır.

Beyin

Oruç bilişsel işlevi arttırır, yeni beyin hücrelerinin büyümesini teşvik eder hatta ruh halinizi daha olumlu hale getirebilir. Periyodik olarak kalori kısıtlaması beyne bağlantılarını güçlendiren koruyucu proteinler üretmesi için sinyal verir.

Kalp

Oruç tutmak kötü kolesterol seviyesini yüzde 32’ye, trigliseritleri yüzde 42’ye kadar düşürebilir ve kan basıncı üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir. Tüm bunlar bir araya geldiğinde kalp hastalığı riskiniz önemli ölçüde azalır.

Pankreas

Bir yemeğin ardından yiyeceklerden glikozu emmek ve enerji için kullanmak üzere pankreas insülin salgılar. Oruç tutmak vücudu insüline daha duyarlı hale getirir bu nedenle glikozu işlemek için daha az glikoza ihtiyaç duyulur. Bu da daha düzenli kan şekeri sevilerini teşvik eder ve tip 2 diyabete karşı korur.

Karaciğer

Yapılan bazı araştırmalar oruç tutmanın karaciğer yağlanmasıyla savaşabileceğini düşündürüyor. Oruç tutmak karaciğerin yağ asitlerini emmesini ve aşırı yağın orada depolanmasını önleyen proteinlerin üretimini teşvik eder.

Karın

12-14 saat arası oruç tutmak, inatçı karın yağları da dahil olmak üzere vücudun enerji için yağ yakmaya başlamasını sağlar. Bir çalışmaya göre bir gün 500 kalori ve diğer gün normal beslenme düzenini sürdürenler, yani aralıklı oruç tutanların, geleneksel diyet yapanlar kadar kilo verdiği görüldü.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Ramazanda Su Tüketimi Önemli

Avatar

Düzenleyen

on

Oruç tutmanın faydalarını, sağlık üzerindeki olumlu etkilerini artık biliyorsunuz. Peki ya oruç tutmanın ömrü uzattığını da biliyor musunuz?

İnsanın uzun yaşama arzusu hemen her alanda olduğu gibi aralıklı oruç çalışmalarında da kendini gösterdi. Aralıklı orucun sağlık üzerindeki olumlu etkilerinin yanında yaşlanma ve yaşam süresi üzerindeki etkileri de detaylı bir şekilde ele alındı. Yüz yıllık bir araştırmanın ardından ortaya çıkan genel sonuç, kısıtlı gıda tüketiminin yaşam süresini önemli ölçüde arttırdığı oldu.

Yapılan en eski çalışmaların birinde, genç yetişkin olduklarında alternatif-gün beslenme rejimi uygulanan sıçanların ortalama ömürlerinin yüzde 80’e kadar arttığı görüldü. 1934’ten 2012’ye kadar yapılan çalışmaların meta analizine göre sıçanlarda ortalama yaşam süresinin yüzde 45’e, farelerde ise yüzde 27’ye kadar arttığı belirlendi.

Aralıklı açlık kalori kısıtlamasından daha etkin

İnsanlar üzerinde yapılan çalışmalarda aralıklı orucun obezite, insülin direnci, dislipidemi, hipertansiyon ve iltihabı iyileştirdiği görüldü. Yapılan bir denemede 16 sağlıklı katılımcı 22 gün boyunca aralıklı açlık rejimine tabi tutuldu. Katılımcılar başlangıç ağırlıklarının yüzde 2.5’ini ve yağ kütlelerinin yüzde 4’ünü kaybetti. Bununla birlikte katılımcıların açlık insülin seviyelerinde yüzde 57’lik bir azalma oldu. Diğer bir çalışmada aşırı kilolu yaklaşık 200 kadın iki gruba ayrılarak incelendi. İlk gruba aralıklı açlık rejimi, ikinci gruba da yüzde 25’lik kalori alımı kısıtlaması uygulandı. 6 ay sonra her iki gruptaki kadınlar yaklaşık olarak aynı miktarlarda kilo verdiler ancak, aralıklı açlık rejimi uygulayan gruptaki kadınlarda insülin duyarlılığında daha fazla artış ve bel çevresinde daha fazla incelme olduğu görüldü.

İftar ve sahur arasında bol su tüketin

Vücudun yüzde 60’ı sudan oluşuyor ve düzgün çalışabilmesi için de suya ihtiyacı var. Bu nedenle gün boyunca bol su içmek oldukça önemli. Ramazan ayında ise su içmeden geçirilen 16 saati telafi etmek için iftar ve sahur arasında bol su içmek gerekiyor. Ancak kısıtlı zamanda günlük ihtiyacı karşılayacak kadar su içmek herkes için kolay değil. Bu sebeple işte size iftar ve sahur arasında su alımınızı arttırabilmeniz için birkaç öneri.

 

 

 

 

 

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Oruç Tutmanın Faydaları Yıllardır Kanıtlanıyor

Avatar

Düzenleyen

on

Yapılan çalışmalar düzenli ve sürekli bir şekilde aralıklı açlığın, obezite, diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, kanserler ve beyinsel hastalıklar dâhil birçok kronik rahatsızlık üzerinde olumlu etkileri olduğunu ortaya koydu.

Oruç tutmanın sağlık üzerinde olumlu etkileri olduğunu söyleyenler, bir kesim tarafından eleştiriliyor. Bu eleştirilere zaman zaman ben de maruz kalıyorum. ‘Bu iddia bilimsel mi?’ sorusunu çok sık duymaya başladım. Evet, oruç tutmanın sağlıklı olduğu iddiası bilimsel verilerle destekleniyor. Aralıklı oruç her ne kadar son yıllarda popüler olsa da bu konu hakkında yapılan araştırmalar çok eskilere dayanıyor. 1997 yılında Journal’da yayımlanan bir makalede ömür boyu sürdürülen gıda tüketimi kısıtlamasının hayvanlarda yaşlanma ve yaşam süresi üzerinde önemli etkilere sahip olduğuna yer verildi. Araştırmacılara göre kalori kısıtlamasının yararları, vücuttaki zararlı radikallerin azalmasından kaynaklanıyor.

O yıllarda yapılan çalışmalarda kullanılan kemirgenler günde bir kez besleniyor ve birkaç saat içinde verilen yiyecekleri tüketiyorlardı. Kemirgenler günün geri kalanını, yani yaklaşık 20 saati aç geçiriyordu. Bu konuyla ilgili ilk çalışmaların yapılmaya başlanmasından beri hayvanlar üzerinde yüzlerce çalışma yapıldı ve birçok veri toplandı. Toplanan veriler bir araya getirildiğinde ise, aralıklı açlığın yaşam süresini uzatması üzerindeki etkisinin büyüklüğü cinsiyet veya genetik faktörler gibi sebepler nedeniyle değişken olmasına rağmen, sağlık üzerinde tutarlı etkileri olduğu görüldü.

Aç kalmak vücutta enerji verimliliği sağlıyor

Aralıklı oruç ile ilgili araştırmalar derinleştikçe, kilo kaybı ya da azalmış serbest radikal üretimi gibi faydalarından fazlasını sağladığı görüldü. Üstelik bu çalışmalar sadece hayvanlar üzerinde değil, insanlar üzerinde de yapıldı. Görüldü ki oruç sırasında hücreler dış kaynaklı ya da metabolik strese karşı içsel savunmaları arttıran ve hasarlı molekülleri kaldıran veya onaran yolları harekete geçiriyor. Çoğu insan günde üç öğün ve aralarda atıştırmalık tüketir. Böyle bir beslenme düzeninde hücreler dokulara özgü bir şekilde büyür ve değişime girer. Yani hücreler oruç sırasında yaptıklarını, aktif beslenme düzeninde yapamaz.

Aç kalmanın hücreleri nasıl harekete geçirdiğini basitçe anlatmaya çalışayım. Hücrelerin enerji kaynağı glikoz ve yağ asitleridir. Yemeklerden sonra, alınan glikoz sindirim için gerekli enerjiyi sağlar. Yağlar da trigliserit olarak depolanır. Açlık sırasında vücudun ihtiyacı olan enerjiyi karşılayacak glikoz olmadığından, enerji yedek kaynaktan, yani trigliseritlerden sağlanır. Kısacası vücutta yağ yakımı başlar. Bu yağ yakımı sırasında vücuttaki birçok doku, özellikle de beyin için büyük bir enerji kaynağı olan ketonlar orta çıkar.

Aktif beslenme düzeninde kandaki keton seviyesi düşük olur. Keton oruç başladıktan sonra 8 ila 12 saat içinde yükselmeye başlar. Ayrıca yakıt kaynağı olarak glikozdan yağ asitleri ve keton kullanımına geçiş, solunum değişim oranının, yani üretilen karbondioksit oranının tüketilen oksijene oranla azalmasını sağlar ki bu da daha fazla metabolik esneklik ve enerji verimliliğini gösterir.

Aralıklı açlık ve oruç tutmak arasındaki fark sadece sıvı tüketimi olarak karşımıza çıkıyor, bunu daha önce de söylemiştim. Elbette az su tüketimi vücutta olumsuz sonuçlar ortaya çıkarır. Ancak iftar ve sahur arasında uygun miktarda su tüketmek, su içmeden geçirilen süreyi tolere edecektir.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar