Bizimle iletişime geçin

Kadın Sağlığı

Hamilelikte Kaçınılması Gereken 10 Hata

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Hamilelikte Kaçınılması Gereken 10 Hata

Hamilelik sürecinde yapılan hatalar hem bebeğin hem de annenin sağlığını olumsuz yönde etkileyebiliyor. Bu nedenle hamile kalmadan önce bazı alışkanlıklarımı değiştirmek gerekli. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Filiz Candan Topuz hamilelikte kaçınılması gereken 10 hata nedir anlattı, önemli önerilerde bulundu.

İki Kişilik Yemek Yemek

“İki canlısın, 2 kat fazla yemelisin” Bu cümleyi hemen her hamile kadın ailesinden veya eş dosttan mutlaka duymuştur. Ancak sanılanın aksine hamilelik döneminde 2 kişilik yemek bebeğe yarar sağlamadığı gibi, annenin de fazla kilo alıp doğum ve sonrasında problemler yaşamasına neden olabiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Filiz Candan Topuz hamilelik döneminde fazladan ortalama olarak sadece 300 kaloriye ihtiyaç duyulduğunun altını çizerek “Önemli olan fazla değil, dengeli beslenmek” diyor.

Az Su İçmek

Toplumdaki hatalı inanışlardan biri de, fazla su içilirse amnion sıvısının artacağı şeklinde. Amnion sıvısını bebeğin idrarı oluşturuyor. Dolayısıyla bu sıvının miktarını annenin içtiği su belirlemiyor. “Anne iyi beslenir ve son 3 ayda istirahat etmeye özen gösterirse, bebeğin suyu da normal olacaktır” diyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Filiz Candan Topuz sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu nedenle bebeğin suyunun azaldığı oligohidramnıos ile seyreden, örneğin anne karnında gelişme geriliği olan durumlarda annenin istirahati önemli. Sık kontroller ve istirahatle doğumun bebek için en iyi zamanda gerçekleşmesi sağlanabiliyor. Hamilelik döneminde en az 1,5-2 litre su içmeli. Böbreklerle ilgili bir problemi yoksa bol idrara çıkarak aslında idrar yolu enfeksiyonu oluşmaması için önlem de almış oluyor”

Suda Uzun Süre Kalmak

Hamilelikte deniz ve havuz suyu zarar vermese de, vücut ısısını düşürecek kadar uzun kalmayın. Suda en fazla 30 dakika kalmanız yeterli olacaktır. Suda fazla zaman geçirildiğinde ısı kaybı oluyor ve enfeksiyonlara, özellikle idrar yolu enfeksiyonlarına zemin hazırlanıyor. Ayrıca ideal banyo suyu sıcaklığı 37-38 derecedir. Su ısısının 40 santigrat dereceyi geçmemesine dikkat edin.

Kirli Suda Yüzmek

İshal, kusma, idrar yolu enfeksiyonu, “konjonktivit” denilen göz iltihaplanmaları, cilt enfeksiyonları, özellikle mantar enfeksiyonu gibi enfeksiyonlara neden olabileceği için temizliğinden emin olmadığınız suda yüzmeyin. Bunun aksine temiz suda yüzmek ise kasların hemen hemen tümünü çalıştırdığı için hamilelik döneminde önerilen egzersizler arasında yer alıyor.

Sert Yatakta Yatmak

Hamileliğin ikinci 3 ayı itibariyle, göbeğin büyümeye başlamasıyla birlikte vücudun ağırlık merkezi öne doğru kayıyor ve buna bağlı olarak bel ile sırt ağrıları başlıyor. Toplumda bel sağlığı için sert yatakta yatılması gerektiğine yönelik yanlış bir inanış var. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Filiz Candan Topuz sanılanın aksine sert yatakta yatmanın sırt ve bel ağrılarına yol açtığını vurgulayarak, “Hamilelik döneminde bu sorun daha da şiddetlenebiliyor. Bu nedenle yatıldığında vücudun şeklini alabilen ve bele destek veren yatakları tercih etmekte fayda var” diyor.

Yüksek Topuklu Ayakkabı Giymek

Vücudun ağırlık merkezini değiştirerek diz, kalça ve bel ağrılarına sebep olabileceği için yüksek topuklu ayakkabılardan kaçının. Dengeli yürüyüş ve dengeli adımlar için ortopedik ayakkabılar tercih edin.

Kaplıca Havuzuna ve Saunaya Girmek

Kaplıca suyu ile banyo yapmanın sakıncası yok, fakat kaplıca havuzu veya sauna hamilelere önerilmiyor. Bunun nedeni ise sadece sıcak suyun değil ortamın da ısısının yüksek olması nedeniyle vücut ısısında artış oluşması. Sıcağın damarlarda genişlemeye yol açması sonucu düşen kan basıncı da bayılmaya neden olabiliyor. Ayrıca vücut ısısının 38,9 C’ üzerine çıkması, özellikle ilk 3 ayda bebeğin zarar görmesine yol açabiliyor. Örneğin hamilelikte ilk 3 ayda ateş yükselmesine, yarık damak dudak gibi orta hat gelişim defektlerine, kalp anomalilerine, kol ve bacaklarda gelişim anomalilerine, baş ve kafa içi gelişim anomalilerine ve düşüklere sebep olabiliyor.

Kahve Keyfini Abartmak

Kafein fazla tüketilirse metabolizmayı hızlandırdığı için çarpıntı, uykusuzluk ve ilerleyen hamilelik haftalarında mide reflüsünü artırabiliyor. Günlük güvenli tüketim dozunun 200mg/dl olduğu ve bir fincan kahvede 95mg/dl olduğu düşünülürse, günde 1 fincandan fazla kahve içmek hamilelik döneminde bu şikayetlere neden olabiliyor. Kolalı içecekler de kafein içermeleri ve gereksiz kalori sağladıkları için önerilmiyor. Bu hiç içemeyeceğiniz anlamına gelmiyor, bir kutu kolada 50 mg kafein olduğunu düşünerek dikkatli tüketin.

Bitki Çaylarında İdeal Miktarı Aşmak

Aslında ilaçların büyük bir kısmının bitkilerden elde edildiğini düşünürsek, bitki çaylarının fazla tüketilmesinin ilaç etkisi yaratacağını düşünmek yanlış olmaz. Ancak yeterli bilimsel çalışma olmamakla birlikte, hamilelikte aynı çaydan 2 fincandan fazla tüketilmesi, örneğin melisa ve yasemin çaylarını içmek, aşırı uykuya eğilim yapabiliyor. Yeşil çay da yoğun kafein içerdiği için hamilelikte günde bir fincandan fazla önerilmiyor. Özellikle hamilelikte rahim kasılmasını artırıcı etkileri nedeniyle adaçayı, ahududu, sinameki ve fesleğen çaylarından da kaçınmak gerekiyor. Hamilelikte ıhlamur, kuşburnu, zencefil ve papatya çayları ise günde 1-2 fincan tüketilebilir.

Alkol ve Sigara Tüketmek

Araştırmalar günde 1-2 kadeh alkol tüketen kadınların bebeklerinde öğrenme, konuşma ve dikkat eksikliği ile hiperaktivite gibi bozuklukların daha sık rastlandığını ortaya koyuyor. Alkolün bebeğin sinir hücrelerinin gelişimi ve fonksiyonunu bozduğu, kemik ile kıkırdak hücrelerinde erken ölümlere sebep olduğu düşünülüyor. Bunun sonucunda da bebekte yüz anomalileri oluşabiliyor. Ayrıca alkol tüketiminin düşük doğum tartılı bebek doğurma ve erken doğum riskini artırdığı tespit edilmiş.

Amerikan Obstetrisyenler ve Jinekologlar Cemiyeti günde 2 kadehten fazla alkol tüketimini ağır alkol tüketimi olarak kabul edip, bu hamilelerin bebeklerinde fetal alkol sendromunun oluşma riskinin çok yüksek olduğunu belirtmişler. Bu nedenle hamilelikte özellikle ilk 3 ayda alkol tüketilmesi önerilmiyor. Hamilelikte sigara içmek de çok riskli! Öyle ki sigara içindeki kanserojen maddeler ile nikotinin bebeğe geçmesine yol açabiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Filiz Candan Topuz bunun sonucunda da erken doğum, ölü doğum ve bebekte gelişme geriliği gibi son derece ciddi tablolar gelişebildiği uyarısında bulunuyor.

Hamilelikle ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
1 Yorum

1 Yorum

  1. Pingback: Erken Doğum Hakkında Merak Edilenler - Dr. Yerebakan ile Hayatın Ritmi

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kadın Sağlığı

Gebelikte Tiroid Sorununa Dikkat Edin

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Gebelikte Tiroid Sorununa Dikkat

Acıbadem Adana Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Hale Erbaş, tiroid bezinin az çalışarak yeterli miktarda tiroid hormonu salgılamamasına hipotiroidi, aşırı çalışmasına ise hipertroidi adı verildiğini belirterek, “Anne adaylarının tiroid fonksiyonlarının takibi çok önemli. Gebelikte en sık görülen tiroid rahatsızlığı ise ‘hipotiroid’. Her 100 gebeden 3’ünde hipotiroidi görülüyor. Bunun binde 3 ila 5’ini ‘aşikar hipotiroidizm’, yüzde 2-2,5’luk kısmının ise ‘subklinik hipotiroidizm’ olarak tanımlanan iki farklı tür” dedi. Bu sebeple gebelikte tiroid sorununa dikkat edin.

Hipotiroidide en sık görülen belirti ve bulguların yorgunluk, kabızlık, soğuğa karşı hassasiyet, kas krampları ve kilo alımı, ciltte kuruluk ve saç dökülmesi olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Erbaş, “İyot eksikliği açısından riskli bölgelerde yaşayan hastalarda görülen hipotiroidi guatr hastalığını da beraberinde getiriyor. Hipotiroidinin bir diğer önemli nedeni olan Hashimoto hastalığı da guatra yol açabiliyor. Anne adayında hipotiroidi görülmesi; düşük, erken doğum, preeklampsi (gebelik zehirlenmesi), plesanta dekolmanı (halk arasında bebeğin eşinin henüz doğum başlamadan önce ayrılması) ve doğacak bebekte zihinsel fonksiyonlarda azalmaya neden olabiliyor” diye konuştu.

İyot Eksikliği Diyetle Desteklenmeli

Gebelikte görülen hipotiroidinin gebeliğin ilk 3 ayında 2.5 U/ml’nin altında diğer aylarda 3.5 altında olması gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Erbaş, şunları kaydetti: “İyotun tiroid hormonunun sentez ve salınımında çok önemli olduğunun altını çiziyor. Gebelik sırasında böbrekten iyot kaybının artması, tiroid hormonlarının ilki olan tiroksin ihtiyacının artmasını kompanse etmek ve fetüsün iyot gereksinimi nedeniyle gebelerde iyot ihtiyacı daha fazla oluyor. Ülkemiz gibi orta-ciddi derecede iyot eksikliği yaşayan bölgelerde, hamilelik ve emzirme dönemi boyunca diyetle iyot alımına ek olarak günlük 150 g iyot desteği yapılması gerekiyor. Gebelikte hipertiroidi ise hipotiroidiye göre çok daha az görülüyor. Hipertiroidi sonucu fetüste, neonatal (yenidoğan) hipertiroidisi, hipotiroidi, guatr, rahim içi gelişme geriliği, erken doğum, ölü doğum ve doğumsal anomaliler gibi komplikasyonlar ortaya çıkabiliyor. Anne adayında ise aynı paralelde düşük, erken doğum, plasenta ayrılması, gebelik zehirlenmesi, enfeksiyon, kalp yetmezliği, ağır sabah bulantısı sonucu ortaya çıkan kilo ve su kaybı (hiperemezis gravidarum) sorunları görülebiliyor.

Gebelik Döneminde Görülen Hipertiroid

Gebelik döneminde ortaya çıkan hipertiroidinin, tedavide kullanılan ilaçların hepsi plasentaya geçtiği için fetüsün tiroid dokusunu tahrip etme riski mevcut. Bunun için mümkün olan en düşük doz tedavinin uygulanması tavsiye ediliyor. Ek olarak karaciğer enzimleri ve tiroid fonksiyonları da yakından takip edilmeli.” Gebelik sırasında tiroid bezinde nodül görülmesi durumunda ultrasonografi ile nodül tespiti yapılarak nodülün özelliklerinin incelenmesi gerektiğini tiroid kanserlerinin yüzde 10’unun gebelik sırasında veya doğumdan sonraki 1 yıl içinde tanı aldığını söyleyen Uzm. Dr. Erbaş, boyutu 10 mm üzerinde olan ve ayrıca şüpheli görünen bir nodül mevcutsa gebelik haftasına bakılmadan ince iğne aspirasyon biyopsisi yapılmasının şart olduğunun altını çizdi. Uzm. Dr. Erbaş, nodülün büyümesi durumunda gebelik sırasında da olsa cerrahi müdahale yapılması ve operasyon sonrasında da LT4 tedavisi ile sürece devam edilmesi gerektiğini ifade etti.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Kadın Sağlığı

Gebelikte İdrar Yolu Enfeksiyonunu Önlemenin Yolları

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

gebelikte idrar yolu enfeksiyonunu önlemenin yolları

Gebelikle ortaya çıkan idrar yolu değişikliklerine bağlı olarak idrar yolu enfeksiyonlarında artış görülebiliyor. İdrar yolu enfeksiyonlarının tedavi edilmezse böbrek enfeksiyonlarına yol açabildiğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Meltem Çam, Gebelikte İdrar Yolu Enfeksiyonunu Önlemenin Yolları hakkında bilgi verdi. “Tedavi erken ve uygun şekilde yapılırsa bu enfeksiyonların bebeğe zararı olmaz” açıklamasında b.ulundu

Hamilelikte büyüyen rahmin idrar torbasının arkasında olduğunu, artan ağırlığı nedeniyle mesaneye baskı yapıp boşalmasını engellediğini ve mesanede uzun süre kalan idrarın enfeksiyonların artmasına neden olduğunu vurgulayan Dr. Meltem Çam, “Gebeliğin 6-24’üncü haftaları arasında idrar yolu enfeksiyonları açısından risk artar” dedi.

TEDAVİ BEBEĞE ZARAR VERMEYECEK ŞEKİLDE UYGULANIYOR

İdrar yaparken ağrı ve yanma, idrar yapma sıklığında artma, idrarda kan, karnın alt kısmında kramp ve ağrı, ateş, titreme, mesanede baskı hissi ve hassasiyet gibi şikayetlerde doktora başvurulması gerektiğinin altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Meltem Çam, “Tedavide antibiyotikler kullanılıyor. Kullanılan antibiyotikler bebeğe zarar vermeyecek şekilde seçiliyor” şeklinde konuştu. Dr. Meltem Çam hamilelere şu önerilerde bulundu:

  • Günde 6-8 bardak su içilmeli.
  • Yaban mersini ekstreleri kullanılabilir.
  • Kafein, alkol, rafine şeker ve hazır meyve suları tüketilmemeli.
  • C vitamini (günde 250-500 mg), beta karoten (günde 25,000-50,000 ünite) ve çinko (günde 30-50 mg) enfeksiyon riskini azaltır.
  • Sık idrar yapılmalı ve mesane tamamen boşaltılmalı.
  • İlişkiden önce ve sonra idrar yapılmalı.
  • İdrar yolu enfeksiyonu varsa cinsel ilişkiye ara verilmeli.
  • Cinsel bölge temizliği düzenli ve önden arkaya doğru yapılmalı. Sert sabunlar ve kimyasallar kullanılmamalı. Sık çamaşır değiştirmeli. Sıkı çamaşır ve kıyafetler giyilmemeli ve pamuklu çamaşır tercih edilmeli.
  • Banyoda 30 dakika üzerinde ıslak kalınmamalı.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Kadın Sağlığı

Gebelik Dönemi Multivitamini Brokoli

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Gebelik Dönemi Multivitamini Brokoli

Sağlıklı yaşam tarzını benimsemek hayatın her sürecinde gerekli bir durum. Fakat öyle bir dönem var ki sağlıklı yaşam tarzını benimsemek, bir yerine birden fazla hayatı olumlu yönde etkiliyor. Evet, hamilelik dönemi! Sağlıklı bir hamilelik dönemi için, birtakım alışkanlıklarınıza veda etmeli ve sağlıklı bir yaşam planı oluşturmalısınız. İşte size bu özel süreçte yardımcı olacak besinler listesi…

Portakal, Gebelik Dönemi Tansiyon Riskini Azaltır

Portakal içerdiği c vitamini ile meşhur, fakat üç farklı madde daha barındırıyor. Birincisi folik asit, ikincisi potasyum ve üçüncüsü ise hisperidin. Folik asit gebeliğin özellikle öncesi ve ilk iki ayındaki önemini birçok kaynaktan biliyoruz fakat potasyum ve hisperidin daha da önemli. Potasyum tansiyonu düşürücü etkiye sahip, tıpkı hisperidin gibi. Fakat hisperidin meyvenin suyunda değil etrafını çevreleyen beyaz süngerimsi dokuda mevcut, dolayısı ile bununla birlikte yenmesini tavsiye ediyoruz. Unutmayın gebeliğin en ciddi komplikasyonlarından birisi pre-eklampsidir yani tansiyona sebep olan plasental dolaşımla ilişkili durum. Gebelik dönemi tansiyon çok riskli olabilir, bu riski biraz olsun uzak tutmak için portakal bu süreçte tüketilmesi gereken meyvelerin başında geliyor.

Sindirim Sağlığı İçin Tatlı Patates Tüketin

Tatlı patates, vücudunuzda A vitaminine dönüşen bir bitki bileşiği olan beta-karoten bakımından oldukça zengindir. A Vitamini sağlıklı fetal gelişimi için çok önemlidir. Hamile kadınların genellikle A vitamini alımlarını % 10-40 oranında artırmaları önerilir. Ayrıca, tatlı patates, kan şekeri artışını azaltan ve sindirim sağlığını artıran lif içerir.

Yoğurt Süte Oranla Daha Fazla Kalsiyum İçer

Yoğurt iyi bir protein kaynağı hatta kalsiyum kaynağıdır. Unutmayın, yoğurt süte oranla daha fazla kalsiyum içermektedir. Diğer taraftan yoğurtların içerisindeki sağlıklı aktif kültürler (maya) sayesinde mantar enfeksiyonları önlenebilmektedir. Mantar enfeksiyonları gebelik döneminde sıkça karşılaşılan bir durumdur ve korunmak için yoğurdu ihmal etmemelisiniz. Unutmadan, laktoz entoleransı olan kişiler yoğurdu tolere edebilmektedirler, bu sayede bu kişiler süt ürünlerinden yoğurt sayesinde mahrum kalmamaktadır.

Gebelik Dönemi Multivitamini: Brokoli

Brokoli koyu yeşil yapraklı sebzelerden diyoruz, fakat yaprağını göremeseniz bile tomurcukların küçük yaprakçıklardan oluştuğunu unutmayın. Aslen lahana ailesinin bir mensubu olan brokolide kalsiyum var, evet kalsiyum! Diğer yandan c vitamini, folik asit ve B6 vitamini, yani kendi başına gebelik dönemi multivitamini gibidir.

Kabızlık Sorununu Mercimekle Giderin

Mercimek aynı fasulyeler gibidir, sadece gaz oluşumuna daha az sebep olur ve içerisindeki faydalı maddeler daha yoğun oranda bulunurlar. Mercimek folik asit, demir, protein ve lif için çok iyi bir kaynaktır. Başlı başına içerdiği lif sayesinde sindirim sisteminizin gebelik döneminde iyi çalışmasını sağlayarak bu dönemde oluşabilecek kabızlık ve hemoroidlerin önüne geçebilir.

İncir, Potasyum Zengini

İncir hepimizin bildiği gibi özel bir meyve, ister kuru ister taze. İncir neredeyse diğer tüm meyve ve sebzelerden daha fazla lif içerir, potasyum zenginliği ile meşhur muzdan daha çok potasyum içerdiği gibi. Ayrıca kalsiyum ve demir için de iyi bir kaynak olup hem kansızlığa hem de kemik erimesine karşı etkilidir.

Elma ile Çocuğunuzun Alerji Olma Riskini Düşürün

Hamilelik sırasında elma tüketerek lif bakımından zengin beslenebilirsiniz. Ayrıca yapılan bir araştırmada, hamilelik döneminde elma tüketen annelerin çocuklarının, çocukluk alerjisi olma olasılığının daha düşük olduğu ortaya çıkmıştır.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

web tasarım
diyetisyen