Sosyal Medya

Bilinçli hasta

Hamilelikte Grip Ciddiye Alınmalı

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,
hamilelikte grip

Hamilelik döneminde, hastalığa yakalanmamak, nasıl tedavi edilmesi gerektiğinden çok daha önemlidir. Kış aylarının kapıya dayanmasıyla her yıl sıfırdan tartışılan bir tereddüt yeniden can buldu: Hamilelikte grip aşısı olmalı mı? Evet, hamileler mutlaka grip aşısı olmalıdır!

Hamilelik, azami dikkat gerektiren bir süreçtir. Anne adayları kendilerini uzun zamandır hazırlıyor olsalar bile hamile olduklarını öğrendikleri andan itibaren her şey değişmeye başlar. Artık bedenleri sadece kendilerine ait değildir ve en basit kararda bile iki kişilik düşünmek zorundadırlar. Zor ve zaman zaman yıpratıcı geçen bu süreçte doktorlarıyla devamlı temas halinde olmak, anne adayını rahatlatacak en önemli adımlardan biridir. Günümüzde sonsuz bir bilgi arşivi olma özelliği taşıyan internetin varlığı ve kullanım sıklığı, doğru kaynakların incelenmesiyle bulunmaz bir nimet halini alırken, bilgi kirliliğinin yoğunluğu sebebiyle geri dönüşümü zor hatalar yapmaya da sebep olabiliyor. Sadece hamilelik döneminde değil, tüm hastalıkların teşhis ve tedavi sürecinde meraklı hastaların incelediği forum siteleri, kişisel tecrübelerin paylaşılması sebebiyle hastaları yanlış davranışlara itebiliyor. Öyle ki tamamen kişisel tecrübeler doğrultusunda ilaç tavsiyesi dahi yapılan bu ortamlardan mümkün olduğu kadar uzak durmak, en sağlıklı tercih olacaktır. Özellikle hamilelik gibi tamamen bireysel bir doğrultuda ilerleyen bu dönemde en doğru bilgi kaynağı, anne adayını en iyi tanıyan uzman yani sizi takip eden doktorunuz olmalıdır.

GRİP AŞISI CANLI VİRÜS İÇERMEZ

Kış aylarının kapıya dayanmasıyla her yıl sıfırdan tartışılan bir soru yeniden can buldu: Hamileler grip aşısı olmalı mı? Bu, son derece önemli ve hassas bir soru. Dolayısıyla bilgi ve tecrübesine inandığınız bir uzmana danışmalı ve kendi kararınızı vermelisiniz. Bu anlamda çok güvendiğim bir hekim olan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Gazi Yıldırım, hamilelerin ilaç kullanımından -özellikle- kaçılması gereken ilk üç aylık dönemin ardından grip aşısı yaptırabileceğini söylüyor. Grip aşısı, canlı virüs içermeyen ve kas içi enjeksiyon yöntemiyle uygulanan bir aşıdır. Dolayısıyla gebelik döneminde kullanılmasında bir sakınca yoktur. Hamilelik döneminde ilaç kullanımı hassasiyeti, emzirme döneminde de devam eder. Bu sebeple emzirme dönemindeki annelerin grip aşısı yaptırmak ya da yaptırmamak arasında kararsız kaldıkları da bilinen bir gerçek.

Doç. Dr. Gazi Yıldırım, emzirme dönemindeki annelerin de grip aşısı yaptırabileceklerini söylüyor. Hamilelik döneminde; hastalığa yakalanmamak, nasıl tedavi edilmesi gerektiğinden çok daha önemli ve önceliklidir. Bu sebeple, sadece hamileler değil herkes kış aylarında grip gibi salgın hastalıklardan korunmanın yollarını bilmeli ve benimsemelidir. Hastalıklardan korunmanın ilk ve altın kuralı elleri sık yıkamaktan geçer. Ellerimiz, ortamdaki mikroplarla en sık temas kuran organımızdır ve mikropların bedenimize giriş yapabileceği her noktaya sıklıkla temas eder. Özellikle hamile kadınların kapalı ortamlardan uzak durmaları gerekir. Eğer bu ortamlarda bulunmaya mecburlarsa, maske takmaları tavsiye edilir. Geleneklerimiz gereği sıklıkla tokalaşıp öpüşürüz. Karşımızdakini kırmadan bu alışkanlığımızdan vazgeçmek, bizi hastalıklardan koruyacak diğer bir yoldur. Bedeniniz ne kadar güçlü ise karşılaştığı tehlikelere karşı o kadar dayanıklı demektir. Bağışıklık sisteminizi zayıflatarak kolay hastalanmanıza sebep olan uykusuzluk ve stres gibi olgulardan da uzak durmanız gerekir.

ANTİBİYOTİK KULLANILMAMALI

Grip ve nezle gibi bulaşıcı hastalıklar viral özellik taşırlar ve etkenleri virüs adı verilen mikroplardır. Halk arasında sıklıkla yapılan hatalardan biri de grip olunduğunda hemen antibiyotik kullanmaktır. Oysa antibiyotikler, bakteri sebepli hastalıklarda ve yalnızca uzman doktor tavsiye ettiğinde kullanılmalıdır. Ancak zatürre gibi bakteriyel bir enfeksiyonla komplike hale gelmiş gribal tablolarda antibiyotik kullanımı tavsiye edilebilir. Özellikle hamileler, antibiyotik kullanımında mutlaka doktorlarına başvurmalıdırlar. Grip ile mücadele ederken mümkünse yatak istirahati yapılmalıdır. Yatarken başınızı yukarıda tutmak, geniz akıntısını kontrol edeceğinden kişiyi rahatlatmakta yardımcı olur. Bulunduğunuz ortamı havalandırmak ve bunu sıklıkla yapmak, iyileşme sürecini kısaltmakta önemli ve gereklidir. İstirahat edilen ortamdaki havanın kurumasına müsaade edilmemelidir. Amerikalılar, ‘Ne yersen osun’ diyorlar. Yani yedikleriniz, sağlığınız ve yaşam kaliteniz üzerinde sandığınızdan çok daha etkili. Özellikle ‘içeriden’ desteğe çok ihtiyacınız olduğu hastalık dönemlerinde, beslenmenize çok daha fazla dikkat etmeniz gerekir. Bol sıvı almak, taze meyve ve sebze tüketmek; iyileşme sürecinizi kısaltmaya yardımcı olur.

A, C VE E VİTAMİNİNDEN ZENGİN BESLENİN

A Vitamini, sizi enfeksiyondan korumaya yardımcı olur. Bu sebeple A vitamininden zengin yumurta, süt, balık, ıspanak, portakal, havuç, kayısı gibi besinler tüketebilirsiniz. C vitamini de koruyucu vitaminler arasında sayılabilir. Portakal, yeşil biber, mandalina, greyfurt, nar, kivi, dereotu, roka ve karnabahar gibi C vitamini yönünden zengin gıdalarla beslenmeniz sizi gripten korumaya yardımcı olur. Yapılan araştırmalar, E vitamini ve çinko zengini gıdalarla beslenmenin de gripten korunmak için yapılabilecekler arasında olduğunu gösteriyor. Bu sebeple diyetinize; kuru baklagiller, zeytinyağı, ceviz, badem ve fındık gibi gıdalar ekleyebilirsiniz. Grip virüsünün ilerlemesini engelleyen gıdalar üzerine yapılan araştırmalar; süt, yoğurt, enginar, kereviz, pırasa, kuşkonmaz, muz, nar ve kivi gibi gıda maddelerinin, florayı düzenleyerek hastalığın ilerlemesini engellediklerini gösterdi. Son yıllarda bitkisel tedavi yöntemleri, sıklıkla başvurulan çareler arasında yer alıyor. Bilimsel araştırmalara konu olmuş ve faydası ispatlanmış bitkiler, modern hekimlerin de desteklediği alternatif tedaviler arasında yerlerini aldılar. Hamilelik dönemindekiler içinse, bitkisel alternatifler değerlendirilirken dikkatli olunması gerekir.

DOKTORA BAŞVURULMASI GEREKEN DURUMLAR

Ateş 38.5 derecenin üzerine çıkarsa ve birkaç gün içinde düşmezse
Soluk alıp vermede güçlük varsa
Göğüs ağrısı ortaya çıkarsa
Şiddetli kulak ağrısı, kulaktan akıntı ve kanama olursa
Döküntü ve kızarıklık ortaya çıkarsa
Ense sertliği ortaya çıkarsa
Birkaç gün içinde düzelememe ve ciddi derecede hastalık durumu varsa

 

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bilinçli hasta

Geçmeyen Omuz Ağrıları

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Geçmeyen Omuz Ağrıları

Özellikle masa başı çalışanlarda sıkça görülen ve bazı durumlarda hayatı çekilemez hale getiren geçmeyen omuz ağrıları bizlere büyük sorunlar yaşatabiliyor. Omuz ağrıları sonucu hareket kabiliyeti azalarak giyinme, kişisel bakım gibi günlük işlerimi dahi yapamaz hale gelebiliyoruz. Ayrıca ortaya çıkan ağrı nedeniyle hayat kalitemiz maalesef düşebiliyor.

Acıbadem Altunizade Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Arel Gereli özellikle masa başı çalışanlarının omuzda kas yaralanmaları açısından risk altında olduklarına işaret ederek, “Bu durum uzun saatler boyunca omzu öne doğru açılandırarak çalışmaktan kaynaklanıyor. Bu nedenle masa başı çalışanları omuzlarını mutlaka geriye almalı ve dik duracak şekilde oturmalılar. Saat başı 5-10 dakika çalışmayı bırakmalı ve hareket etmeliler.” diyor.

Gece İstirahat Halindeyken Ağrıyorsa…

Omuz kasları kolun ve elin istenilen noktaya hareket etmelerini sağlayan ana kaslarımızı oluşturuyor. Bu kaslar aynı zamanda omuz eklemini yerinde tutmakla görevliler. Böylesine önemli bir fonksiyonu olan omuz kaslarımız günlük kullanımda maruz kalınan zorlamalarla zaman içinde yıpranarak kemiğe yapışma yerinden kopabiliyor. Bunun sonucunda da omuzda kas yaralanmaları sorunu gelişiyor. Omuz bölgesi kas yırtıklarının en tipik belirtisi ise omuzda gelişen ağrı. Ağrı omuz çevresine ve kola doğru yayılabiliyor. Başlangıçta kullanım ağrısıyla kendini gösteriyor, ancak tablo ilerledikçe ağrı gece istirahat halindeyken de başlıyor. Doç. Dr. Arel Gereli değişik derecelerde hareket kaybının da tabloya mutlaka eşlik ettiğini belirtiyor.

Hareket Kaybı Geri Kazanılıyor

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Arel Gereli omuzdaki kas yaralanmalarında tedavi şeklinin yırtığın büyüklüğüne bağlı olarak değiştiğine işaret ediyor. Küçük ve kısmi yırtıklarda omuz içi enjeksiyonlarla ağrıyı, ardından yapılan fizik tedaviyle de yırtığı kontrol altına almak mümkün olabiliyor. “Tabii ki hastanın da hareketlerine dikkat etmesi gerekiyor” diyen  Doç. Dr. Arel Gereli sözlerine şöyle devam ediyor: “Eğer yırtık büyük ya da tam kat ise yırtılan bölgenin cerrahi yöntemlerle onarılması gerekiyor. Onarım sonrasında yırtık kapatıldığı için hastanın ağrısı geçiyor. İyileşme ilerledikçe fizik tedaviyle hareket kaybı geri kazanılabiliyor. Ancak onarım işleminin belki de en büyük getirisi, sorunun kötüleşmesini önlemek. Çünkü omuz bölgesi kas yırtıkları başladıktan sonra genelde ilerleyerek tamir edilemeyecek safhaya ulaşabiliyor.”

Kapalı Yöntemle Onarılabiliyor

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Arel Gereli omuz bölgesindeki kas yırtıklarının büyük çoğunluğunun kapalı yöntemle onarılabildiğini belirtiyor. Bu yöntemin hastanın ameliyat sonrasında günlük hayatına daha erken dönmesini sağladığını söyleyen Doç. Dr. Arel Gereli şu bilgileri veriyor: “Ameliyattan sonra bir ya da iki gece hastanede kalmak ağrı kontrolünde yarar sağlıyor. Hasta ameliyattan bir hafta sonra masa başı işlere başlayabiliyor, ameliyat edilen kolunu günlük aktivitelerde yardımcı olarak kullanılabiliyor. Yırtığın büyüklüğüne bağlı olarak 6-8 haftada tam kullanım mümkün oluyor.”

Omuzlarınızı Mutlaka Geriye Atın

  • Ağır cisimleri tek elle yükseğe kaldırmak omuz kaslarında çok yük oluşturuyor. Nesneleri mümkün olduğunca çift el ile ve gövdenize yaklaştırarak kaldırmaya özen gösterin.
  • Spor amaçlı ağırlık çalışmasını hazırlıksız ve plansız bir şekilde yapmayın.
  • Uzun mesafe yüzüyorsanız omuzları yormamak için kısa molalar verin.
  • Sigara içiyorsanız bu zararlı alışkanlığınızdan vazgeçin. Sigara içenlerde iyileşme kabiliyeti bozulduğu için kas yırtıkları ilerler.

Duruş bozuklukları kas uyumunu bozarak yırtığa sebep olabiliyor. Bu nedenle masa başında uzun saatler çalışıyorsanız, kürek kemiklerini öne açılandırarak durmaktan kaçının. Omuzlarınızı mutlaka geriye alın ve dik duracak şekilde oturun. Bunu sağlamak için bilgisayar ekranını olabildiğince yükseltmeniz gerekiyor. Ayrıca oturduğunuz yerden ağır çanta, dosya kaldırmaya çalışmayın.

Hayatı çekilemez hale getiren bir diğer ağrı olan boyun ağrıları ile ilgili yazıyı buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Bilinçli hasta

Yaz Aylarında Artış Gösteren Varisler

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Yaz Aylarında Artış Gösteren Varisler

Varis, cildin yüzeyinde daha çok bacaklarda görülen mavi – yeşil şişen, genişlemiş damarlardır. Vücudun herhangi bir bölgesindeki damarda varis olabilir, ancak en çok etkilenen damarlar bacaklarınızdaki ve ayaklarınızdakilerdir. Varisli damarlar, genellikle ağrılı değilken de rahatsızlık verebilir. Varisin kesin nedeni bilinmemekle birlikte, kısaca toplardamarlardaki kapak yetmezliği sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır diyebiliriz. Bacaklarda çıplak gözle görülebilen bu kabarık mavi-yeşil damarlar, kişide varis hastalığı olduğunun en belirgin göstergesidir. En önemli oluşum nedeni olan ayakta ve dik durmak, alt bedeninizin damarlarındaki basıncı arttırır. Bu durumda varis oluşumuna neden olur.

Yaz aylarında artış gösteren varisler, genellikle bir estetik problem olarak görülürken tedavi edilmediği takdirde önemli bir sağlık sorununa dönüşebilir. Özellikle varisli damarlar ağrıya neden olabilir. Bazen varisli damarlar daha ciddi problemlere yol açar.

Neyse ki, varisi nasıl önleyeceğinizi, onlarla nasıl yaşayabileceğini ve hatta onlardan kurtulmayı öğrenebilirsiniz. İşte varis hakkında bilmeniz gerekenler.

  1. Genetik en büyük risk faktörüdür.

Varisli damarlara sahip olma riskinizi arttıran birçok faktör varken, genetik faktör bu nedenlerin başında gelir. Kısacası aile öyküsünde varisli damarlara sahip bireyler varsa, sizde de varis çıkma riski artar. Varisli damarların % 70 ile 80’inden fazlasıyla genetik bir problemdir. Diğer risk faktörleri obezite, yaşlanma ve hamileliktir.

  1. Eğer bir tane varisiniz varsa, sayısı artabilir.

Kötü haber verdiğim için üzgünüm. Ancak vücudunuzun bir yerinde varisli bir damarınızın bulunması,  başka bir yerde venöz hastalığın geliştirme riskini arttırıyor.

  1. Obez kişilerde varis oluşma riski daha yüksektir.

Yapılan araştırmalara göre, aşırı kilolu ya da obez kişilerde varis oluşması riskinin daha yüksek olduğunu gösteriliyor. Bu riskin nedeni henüz tam olarak bilinmese de, nedenlerden birinin kan dolaşımını etkileyen venöz yetersizlik olduğu bilinir. Varisler, genellikle bacaktaki damarların zayıflayıp genişlediğinde ve damarların içindeki küçük kapakçıklar fonksiyonlarını kaybettiğinde meydana gelir. Sonuç olarak kan, damarlar boyunca etkili bir biçimde pompalanamaz ve birikmeye başlayarak cilt yüzeyinin hemen altında görünen şişkin damarlara yol açar.

Bahsettiğim fazla kilo veya obezite ise bacak ve ayaklarda aşırı şişmeye neden olarak kan dolaşımını olumsuz etkileyebilir ve bu durum kan dolaşımını yavaşlatabilir. Ayrıca kan dolaşımı, çoğunlukla beraberinde aşırı kilo ve obeziteyi getiren hareketsiz yaşam tarzından da olumsuz olarak etkilenebilir. Yani çift taraflı birbirini tetikleyen bir durum olarak değerlendirebiliriz.

  1. Hamile kadınlarda daha sık varis görülür.

Varis, hayati bir tehlike yaratan bir hastalık olmasa dahi, özellikle dış görüşünüzü negatif etkileyerek yaşam kalitenizi olumsuz etkileyen bir durumdur. Kadınlarda daha sık görülen varisin araştırmalara göre, genellikle hamile kadınlarda, hamile kalmayanlara oranla daha sık görüldüğü gözlemlenmiştir. Bazı kadınların hamilelik öncesi dönemde varisi bulunmasa da, hamilelik ve sonrasında varis şikâyetlerinde artış olduğu da bir diğer araştırma sonucudur. Varisler sıklıkla kalıtsaldır.

Hamilelikte varis;

  • Hormonların, damar düz kasları üzerinde genişletici etkileri sonucu,
  • Özellikle gebeliğin son aylarında, anne rahminin bacaktan gelen toplardamarlar üzerine baskısının ve basıncının artması sonucu toplardamarlar üzerindeki negatif etkisi,
  • Gebelikte kadınlarda artan kan miktarının, bacaklarda toplanması sonucunda varis oluşur.
  1. Kilo vererek, varisi engellemek mümkün.

Fazla kilolar, birçok hastalık gibi varis ve örümcek varisin de tetikleyicileri arasında yer alır. Ayaklarınıza taşıttığınız fazla kiloların her biri basıncın artmasına ve kan dolaşımının zorlanmasına sebep olur. Zayıflayarak bu basıncı azaltmalısınız.

  1. Hareketsizlik olumsuz etkiler.

Uzun süre oturmak, kan dolaşımını olumsuz etkiler. Eğer sürekli oturmanızı gerektiren bir iş yapıyorsanız her yarım saatte bir kalkın ve ufak yürüyüşler yaparak kan dolaşımınıza destek olun.

  1. Varisli damarlar sadece bacaklarınızda görülmez.

Vücut ağırlığı ve yer çekiminin doğal basıncı nedeniyle varisli damarların en sık bacaklarda görülmesine rağmen, vücudun diğer kısımlarında farklı şekillerde varis damarları görülebilir. Yüz ve boyunda kılcal damarların genişlemesi daha yaygındır. Örümcek damarları ise vücudun çeşitli kısımlarında bulunabilir. Hemoroidler, anüs çevresindeki genişlemiş damarlar da bir çeşit varisli damardır.

  1. Yaşam tarzı değişiklikleri riskinizi azaltabilir.

Kontrol edemediğimiz birçok risk faktörü vardır, ancak sağlıklı bir yaşam tarzını benimseyip, kilonuzu kontrol edip, uzun süre ayakta durmadan veya oturmaktan kaçınarak varis oluşma riskinizi azaltabilirsiniz. Ayrıca belinizde veya üst baldırlarınızda sıkıntı hissi uyandıran uzun süre yüksek topuklu ayakkabı giymekten de kaçınmalısınız.

  1. Varisli damarlar, zayıf kapaklardan kaynaklanır.

Öncelikle, damarlar ve kılcal damarlar, kalbinizden oksijeni geri döndüren kanı vücudunuzun geri kalanına verirken, damarlar kanı kalbe geri döndürür. Bacaklarınızdaki damarlar, yerçekimine karşı kanı pompaladıkları için bunu yapmak adına daha fazla çalışmak zorundadır. Damarlardaki valfler (kapakçıklar) sadece tek yönlü olacak şekildedir, ancak eğer valfler zayıfsa veya hasar görmüşse, kan akışının geri akışını ve damarlarınızda birikmesini sağlayarak, varisli damarlarda gördüğünüz görüntüyü oluştururlar.

  1. Varisli damarlar kozmetik bir sorun, sağlık sorunu veya her ikisi de olabilir.

Bazıları sadece varisli damarların görünümü tarafından rahatsız olsa da, bazı kişiler rahatsızlık hissedebilir. Varisin başlıca semptomları; ağrı, yorgunluk, şişlik ve genellikle kaşıntı, yanma, uyuşma, kramp ve huzursuz bacaklardır. Tüm varisli damarlar tedavi gerektirmez, ancak damarlarınız şişmiş ve yumuşamış, cildinizde yaralar oluşturmuş ve günlük aktivitelerinize müdahale ediyorsa mutlaka bir doktora görünmelisiniz. Tedavi edilmez ve zamanla göz ardı edilirse, bacaklarda belirgin cilt değişikliklerine ve ülser veya yaralara ve hatta kan pıhtılarına yol açabilir.

Birçok Tedavi Seçeneğiniz Bulunuyor!

Varisinizin derecesi, varis tedavi şeklini belirlemede en önemli etkendir. Bunu anlamanın en basit yolu ise dopler çektirmektir. İki tip varis için de hem cerrahi, hem de cerrahi olmayan tedavi yöntemleri mevcuttur. Cerrahi müdahale gerektirmeyen aşamada iseniz; basit egzersizler, bacakları yüksekte tutmak ve varis çorapları ilk tavsiye edilenler arasında yer alır. Cerrahi müdahaleler arasında; damar çekme, ultrason eşliğinde köpük tedavisi ve günümüzde en sık kullanılan damar içi radyo frekans ve lazer ile damar kapama yöntemleri sayılabilir.

Genel veya lokal anestezi altında yapılan varisli damarların cerrahi olarak çıkarılması işlemi ile tedavinin yanı sıra yeni cerrahi olmayan tedaviler de günümüzde popüler hale geldi. Teknikler arasında bazı farklılıklar var, ancak genel olarak sorunlara neden olan anormal, hastalıklı damarları kalıcı olarak kapatmak için hepsi etkilidir. En yaygın teknikler, zamanla vücudunuza eriyen damarın kapatılması ve yok edilmesi için radyo frekans enerjisinin veya lazer enerjisinin kullanıldığı ısı bazlı tedavilerdir.

Varisle ilgili bir diğer konuya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Bilinçli hasta

Varis Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

varis hakkında bilmeniz gerekenler

Varis, estetik görünümün yanı sıra ayaklarda yanma, derinden hissedilen bacak ağrıları, zonklama, karıncalanma ve kramplara sebep olan genellikle kadınlarda daha sık görülen bir hastalıktır. Türkiye’de 20 ile 70 yaş arasındaki insanların en az yüzde 50’sinde görülen varis hakkında bilmeniz gerekenler bugünkü yazımda…

Varisli damarlar zayıf valflerden kaynaklanır.

Arterler ve kılcal damarlar kalbe oksijen bakımından zengin bir kan verirken damarlar kanınızı kalbinize geri döndürür. Yerçekimine karşı pompalandığı için bacaklarındaki damarlar daha fazla çalışmak zorundalar. Valfler yalnızca tek yönlü olarak tasarlanmıştır, ancak valfler zayıfsa veya hasar görürse, kan akımı geriye doğru akar ve kanı damarlarınıza toplarlar, böylece varis damarlarında gördüğünüz şişlik oluşur.

Kalıtım en büyük risk faktörüdür.

Varis hakkında bilmeniz gerekenler: varisli damara sahip olma ihtimalinizi artırabilecek birçok faktör olsa da en önemli neden genetiktir. Diğer risk faktörleri arasında obezite, yaşlanma ve gebelik bulunur. Çünkü hamile ilken vücut bebeği desteklemek için % 50’ye kadar daha fazla kan üretmektedir.

Varisli damarlar sadece bacaklarında ortaya çıkmaz.

Varisli damarlar, vücut ağırlığının ve yerçekiminin doğal basıncı nedeniyle en sık bacaklarda görülürken, vücudun diğer bölümlerinde farklı biçimleri görülebilir. Yüz ve boyunda telenjiektaziler ve venöz göller yaygındır; örümcek damarları ise çeşitli vücut bölümlerinde ortaya çıkabilir. Hemoroid-anüs çevresindeki genişleyen damarlar bile variköz damar türüdür.

Yaşam tarzı değişiklikleri varis riskini azaltabilir.

Kontrolünüz dışında gelişebilecek pek çok risk faktörü vardır, ancak sağlıklı bir kilo vermek, veya uzun süre ayakta durmamak varisli damarlara sahip olma şansınızı azaltabilir. Uzmanlar, beli veya üst bacağı sıkı saran kıyafetlerden ve uzun süre yüksek topuklu ayakkabılardan uzak durmamızı öneriyor. Her ikisi de kan dolaşımını etkileyebiliyor.

Varisli damarlar hem görünüş olarak hem de sağlık açısından rahatsız edici olabilir.

Bazıları sadece varisli damarlarının görünümünden rahatsız olsa da, bazen damarlar insanı rahatsız hissettirebilir.  Başlıca belirtiler ağrı, yorgunluk hissi, şişme, kaşıntı, yanma, uyuşma, kramp ve huzursuz bacaklardır. Her varisli damar tedavi gerektirmez, ancak damarlarınız şişmiş ve derinizde yaralar oluşmuşsa, günlük faaliyetlerinizi etkiliyorsa veya kanama başladıysa kesinlikle bir doktora görünmelisiniz.

Bir çok tedavi seçeneğiniz var.

Genel veya lokal anestezi altında yapılan varisli damarların cerrahi olarak çıkarılması işlemi artık son teknoloji aletlerle başarılı bir şekilde gerçekleşiyor. En yaygın teknikler, ısıya dayalı tedavilerdir; burada, radyo frekans enerjisi veya lazer enerjisi ile damarı kapatmak ve zamanla vücuda karışan damarı yok etmek için kullanılır.

Varisle ilgili farklı bir yazıma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.