Sosyal Medya

Çocuk Sağlığı

Hamilelikte Evcil Hayvan Beslemek

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,
hamilelikte evcil hayvan

Evcil hayvanlarınız hamilelik haberini alır almaz vedalaştığınız şeylerin başında geliyor. Peki, bu gerekli mi? Dikkat ettiğiniz sürece değil!

Hamilelik hemen her şeye dikkat ettiğiniz ve değiştirmeye başladığınız bir dönem. Bebeğinizin hayatı için de böyle olması gerekli zaten. Ancak bazı konular var ki, üzerinde hiç düşünmeden hayatınıza sokuyor ya da çıkarıyorsunuz.Belki de uzun yıllardır beslediğiniz, hatta ailenizden biri haline gelen evcil hayvanlarınız da hamilelik haberini alır almaz vedalaştığınız şeylerin başında geliyor. Peki bu ne kadar gerekli? Aslında çok da gerekli değil. Sadece neyi nasıl yapmanız gerektiğini bilmek, var olan tehlikelerden korunmayı öğrenmek; vedaların önüne geçebilir. Evcil hayvanlardan geçmesi muhtemel hastalıklar, onlarla yakın temas kurma oranınıza ve şekline göre tehlike oluştururlar. Bu yazımızda hamilelikte evcil hayvan beslerken dikkat etmeniz gerekenlerden bahsedeceğiz.

Tüyleri, ağız ve göz salgıları; temas halinde size bulaşabilecek tehlikeler arasında yer alıyor.Hayvanların ağızlarında pasteurella adında bir mikroorganizma bulunur.İnsanlar için yabancı bir mikroorganizmadır ve ciddi hastalıklara sebep olabilir.Açık yaralardan kolayca bulaşabilir.Hali hazırda bir açık yaranız varsa (derin bir çizik bile olabilir) ya da bu mikroorganizmayı taşıyan bir hayvan tarafından ısırıldıysanız ve bu ısırık neticesinde yara açıldıysa, kolaylıkla size bulaşabilir.Bu sebeple özellikle evinizde beslediğiniz evcil dostlarınızın aşılarını mutlaka zamanında yaptırmanız gerekir.Şunu da unutmamak gerekir ki; sadece kuru mama yiyen ve sokağa çıkmayan hayvanlarda hastalıkların büyük bölümü görülmez. Bu hastalıklardan ilki; hamilelik döneminde bulaşması halinde düşük, erken doğum ya da hastalıklı bebek doğumlarına sebep olduğu söylenen toksoplazmadır. Toksoplazma, gondii adı verilen virüsün sebep olduğu bir hastalıktır.

PARAZİT İKİ HAFTADA ÇOĞALIR

Özellikle kedilerin dışkılarında rastlanır ve diğer canlılara üç yolla bulaşır:

Enfekte bir kedinin dışkısı ile temas sonrası elleri ağıza götürmek, enfekte bir hayvanın etini iyi pişirmeden yemek ve parazit bulunduran bir besini iyice yıkamadan yemek. Genelde kedilerde görülen bu parazit, hali hazırda paraziti taşıyan bir hayvanı çiğ olarak yediklerinde bünyelerine girer. Bağırsak sitemlerine yerleşen bu parazitin çoğalma süresi iki haftadır.Bu süre boyunca ve takip eden zamanda kedinin dışkısıyla beraber dışarı atılır. Bu parazit hemen bulaşmaz. Dış dünyada 24 saat geçirmesi gerekir, ki bu durum tehlikenin uzun sürdüğü anlamına gelir. Enfekte bir kedi iki-üç hafta boyunca dışkısı yoluyla bu paraziti bulunduğu ortama yaymaya devam eder. Ancak durum, kedilerde de tıpkı insanlardaki gibidir. Yani bir enfeksiyon vücuda bir kez girdikten sonra ikinci için bağışıklık kazanılır. Bu enfeksiyonu geçiren bir kedi aynı paraziti tekrar aldığında artık bulaştıramaz.

Sokak kedileri bu enfeksiyonu büyük olasılıkla taşırlar ancak ilkini çok yüksek ihtimalle erken evrede kaparlar. Yani büyük sokak kedileri, bu parazit açısından tehlike oluşturmazlar.Fark ettiyseniz, toksoplazma tehlikesi, çiğ et ile beslenen hayvanlar için çok daha büyük bir olasılıktır. Bu sebeple devamlı evde tutulan ve kuru mamayla beslenen kedilerde görülme ihtimali neredeyse sıfırdır.

Toksoplazma tehlikesi sadece kedilerden kaynaklanmaz. Özellikle hamilelik döneminde et ve çeşitlerini iyi pişirme gerekliliği buradan gelir. Bir sokak kedisinin dışkısı, etrafa parazit yayar, söz konusu bölgeden ot ve benzeri şeyler yiyen büyük baş hayvanlar da artık enfektedir.Bu sebeple özellikle hamilelik döneminde tüm etler iyi pişirilmeli ve soğuk tüketilen salam, sosis gibi şarküteri ürünlerinden uzak durulmalıdır.

AŞILARINI DÜZENLİ YAPTIRIN

Sadece temas ve yeme yoluyla değil, hastalık taşıyan bir hayvanla aynı havayı solumak da sizi hasta edebilir. Muhabbet kuşlarından geçen psittakoz hastalığı, bu şekilde hayvandan insana geçen hastalıkların başında gelir. Bundan korunmanın tek yolu, evcil hayvanlarınızı düzenli kontrole götürmek ve uygun hastalıklar için aşılarını yaptırmaktır.
Evcil hayvanlardan gelebilecek hastalıklardan korunmanın altın kuralı, onları düzenli muayeneye götürmek ve kontrollerini yaptırmaktır. Hamilelik döneminde yapılması gereken en önemli şey, hayvanın dışkısından kesinlikle uzak durmaktır.Açık yaralara, hatta çiziklere dikkat etmek, temas sonrası mutlaka elleri iyice yıkamak gerekir. Evcil dostlarınız beslenme esnasında acele ettiklerinden ya da verdiğinizi yetersiz bulduklarından hırçınlaşabilirler ve sizi tırmalama ihtimalleri yüksektir.
Hamilelik döneminde dışkı temizliği ve beslenmeden başkaları sorumlu olmalıdır.

EVCİL DOSTLARINIZI ÇİĞ ETLE BESLEMEK NE KADAR DOĞRU BİR TERCİH?

Ne evcil hayvanları, ne de sokak hayvanlarını çiğ etle beslememek gerekir. Bu, oldukça önemli bir konudur. Evcil hayvanlar için kuru mamalar ilk tercihiniz olmalı.Çiğ et ciddi anlamda bakteri bulundurur.Onlara vereceğiniz eti en az 70 derecede pişirmiş olmanız gerekir. Bu ısı, mevcut bakteri ya da parazitlerin ölmesi için yeterlidir.Çiğ et ile beslemek sadece sizin için değil evcil dostlarınız için de tehlike oluşturur. Söz konusu parazit ve bakteriler; onların karaciğerlerine, akciğerlerine ve bağırsaklarına yerleşerek önce onları, sonra sizi hasta eder.

KÖPEK TÜYÜ KİSTE SEBEP OLMAZ

En çok endişe edilen bir diğer konu ise özellikle kedi ve köpek tüylerinin sonucunda oluştuğu düşünülen kistler. Kedi ve köpek tüyleri herhangi bir kist oluşumuna sebep olmaz. Daha doğrusu, oluşan kistin sebebi tüyler değil dışkı yoluyla tüylere bulaşmış olan parazitle temas etmektir.Düzenli parazit kontrolü yapılan bir evcil hayvanda bu risk yok denecek kadar azdır.
Bahsettiğim tüm bu hastalıklar, bulaşma yolları ve getirmesi muhtemel tehlikelerin tamamı tek bir noktaya bağlanıyor.

Evet, evcil hayvan beslemek hastalık bulaşması açısından tehlike arz ediyor.Ancak hayatın her anında ve alanında vücudunuza yabancı ve sizi ciddi hasta edebilecek mikroorganizmalarla karşılaşmanız mümkün. Sağlıklı kalabilmeniz, kendinizi ne kadar ve nasıl koruduğunuzla yakın ilişkili. Evcil hayvan besliyorsanız, her durumda dışkısıyla temastan kaçınmalı, tuvalet ihtiyaçlarını gördükleri yerleri sıklıkla temizlemeli (kedilerinizin kumunu sık sık değiştirmelisiniz) ve her temas sonrası mutlaka ellerinizi iyice yıkamalısınız. Beslenmelerine azami dikkat etmeli, çiğ et vermemelisiniz. En önemlisi de onların da birer canlı olduklarını unutmamalı, düzenli kontrollerini yaptırmalı ve aşılarını kesinlikle atlamamalısınız. 5 yaşın altındaki çocuklarınıza evcil dostunuzla geçirdikleri vakit boyunca refakat etmelisiniz.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Beslenme

Tencere Yemeği Kabızlık Karşıtı!

Yayınlanma:

,

Tencere Yemeği Kabızlık Karşıtı!

Çocuklarda en sık görülme nedeni hatalı beslenme

Kabızlık yaşa göre dışkı yapma sıklığının azalması ya da sert dışkılama olarak tanımlanıyor. Çocuklarda sık görülen kabızlığa hatalı tuvalet alışkanlıklarından bazı ilaçlara, hipotiroidi gibi çeşitli hastalıklardan vücudun yapısal sorunlarına kadar birçok etken yol açabiliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Latif Abbasoğlu, ebeveynlerin gerek akşam saatlerinde zamanlarının kısıtlı olması, gerekse çocukların isteklerini kıramamaları nedeniyle makarna ve köfte gibi yemekleri sıkça yapmalarının kabızlığı tetiklediğine dikkat çekerek, “Dolayısıyla kabızlığı önlemek için alınması gereken önlemlerin başında fast food alışkanlığından vazgeçmek, Anadolu’da “tencere yemeği” olarak tabir edilen posalı ve sulu yemekler ile sızma zeytinyağıyla pişirilmiş yemekleri tercih etmek geliyor” diyor.

Fast food alışkanlığından tuvalet eğitimine…

Özellikle bebeklerde anne sütünden inek sütüne geçişlerde aşırı inek sütüyle beslenmek, katı gıdalara geçişler ve mama konsantrasyonunun değiştirilmesi sıkça görülen etkenler arasında yer alıyor. Kabızlığı tetikleyen bir diğer durum ise okul öncesi dönemindeki çocukların oyuna ya da çizgi filme dalmaları ya da herhangi bir şeyle oyalanmaları nedeniyle, okul çağındaki çocukların da okulda tuvalete gitmemek için dışkı yapmayı ertelemeleri. Ayrıca çocukların kullandıkları bazı ilaçlar ve hipotiroidi gibi tıbbi tedavi gerektirecek durumlar da kabızlık oluşturabiliyor.

Fizyolojik etkenler de kabızlık yapabiliyor

Prof. Dr. Latif Abbasoğlu kabızlık sorunu olan çocuklarda kalın bağırsağın son kısmındaki sinir sisteminin iyi gelişmemesinin de kabızlık nedeni olduğunu belirtiyor. Kabız olan çocuğun muayenesinde “anal fissür” denilen çatlakların varlığının da mutlaka araştırılması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Latif Abbasoğlu, ”Bazen anüs olması gerekenden biraz daha önde yerleşiyor ve kabızlığı tetikliyor. Bunun yanı sıra kabızlığın bir başka nedeni de makat darlığıdır ki bunun da mutlaka tedavi edilmesi gerekiyor, aksi takdirde kronik kabızlık sürecine davetiye çıkaran bir durum oluyor” diyor.

Makatta çatlaklara dikkat!

Çocuk Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Latif Abbasoğlu çocuklarda kabızlığın en sık yol açtığı komplikasyonun makatta çatlaklar olduğuna dikkat çekerek sözlerine şöyle devam ediyor: “Makat çatlaklarına bağlı olarak çocuk ağrılı dışkı yaptığı için dışkı yapmaya reddediyor. Bunu reddettikçe kalın bağırsağın son kısmında kalan dışkının içindeki su daha fazla emiliyor ve dışkı daha da sertleşiyor, hatta taş gibi bir hal alıyor. Aslında çatlakların mı kabızlığa, kabızlığın mı çatlaklara neden olduğu hala net değil ama bu sorunu yaşayan her çocukta özellikle anal fissür denilen çatlakların varlığının araştırılması ve varsa ona yönelik tedavi yapılması çok önemli, aksi halde süreç kronikleşebiliyor ve çocuğun yaşam kalitesi olumsuz etkileniyor” diyor.

Sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu gelişebiliyor

Kabızlığın yol açtığı bir başka önemli sorun da idrar yollarının etkilenmesi. Dolayısıyla dışkı ve idrarın zamanında yapılması büyük önem taşıyor. Eğer yapılmazsa her iki sorun birbirini tetikleyerek sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarına neden olabiliyor. Bazı çocuklarda makattaki taşlaşmış olan dışkının boşaltılamaması nedeniyle yeni gelen ve nispeten daha yumuşak olan dışkının alta kaçırılması da kabızlık sonucu gelişen bir başka problem. Tıpta ‘enkomprezis’ denilen bu durumda bazen çocuk ve aile inatlaşması sonucu bu süreç uzuyor ve iyice kronikleşiyor, tedavisi güçleşiyor. Aile, hekim ile çocuk işbirliğiyle durum tedavi edilebiliyor ve sorun ortadan kalkıyor.

Ameliyat ne zaman gündeme geliyor?

Kabızlık sorununda altta yatan nedene göre başvurulan beslenme alışkanlıklarının düzeltilmesi, tuvalet eğitimi ve bazı ilaçlar sorunun ortadan kalkmasını sağlıyor. Kabızlığın tedavisinin aile-hekim ile çocuk iş birliği içerisinde yürütülmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Latif Abbasoğlu, “Kabızlık uzun vadeli, sık sık tedaviye cevabın kontrol edildiği bir süreç gerektiriyor. Dolayısıyla sabır ve düzenli bir tedavi önem taşıyor” diyor.

Çocuk Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Latif Abbasoğlu cerrahi tedaviye sadece kalın bağırsağın son kısmındaki sinirlerin iyi gelişmemesine bağlı olan hastalığın varlığı söz konusu olduğunda başvurulduğunu belirterek şu bilgileri veriyor: “Kabızlık sorununda makat darlığı, makatta çatlak gibi durumları ortaya koymak ve varsa onların tedavisine yönelmek gerekiyor. Kalın bağırsağın son kısmındaki sinirlerin iyi gelişmediğine yönelik şüphelerde de biyopsiye kadar giden süreçle sinir hücrelerinin mutlaka iyi gelişip gelişmediği ortaya konuluyor. Sinirler iyi gelişmemişse bu durumda tek çözüm cerrahi tedavi oluyor.”

Devamını Oku...

Çocuk Sağlığı

Çocuklarda Kalp Hastalıklarının 6 Sinyali

Yayınlanma:

,

Bu belirtiler varsa zaman kaybetmeyin, çocuğunuzda kalp hastalığı olabilir!

Doğumsal kalp hastalıkları canlı doğan her bin çocuktan 5-8’inde görülüyor. Çocuklarda kalp hastalıkları yüzde 20 oranında yenidoğan döneminde ağır tablolarla ortaya çıkıyor ve acil tedavi gerektiriyor. Çocuk hekimleri rutin muayenelerinde kalpte ek ses “üfürüm” ile kasık nabzı eksikliği gibi durumları saptayabiliyor ve kalp uzmanının kontrolünü istiyor. Ancak çocukların bir kısmında hastalık bulgu vermiyor ve sessiz sedasız seyir edebiliyor. Bu nedenle kalp tarama testlerinin yapılması yaşamsal önem taşıyor. Kalp hastalıklarının erken müdahalesinde bir başka önemli nokta daha var, o da bazı belirtilerde zaman kaybetmeden doktora başvurmak. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Arda Saygılı çocuklarda en sık görülen kalp hastalıkları belirtilerini sıraladı, yaşamsal öneme sahip önerilerde bulundu.

Çocuklarda kalp hastalıklarının sinyalleri

Morarma

Özellikle yenidoğan döneminde kalp hastalığı şüphesi uyandıracak en önemli bulgu, morarmadır. Morarma çocuklarda özellikle eforla, yenidoğanda ise ağlama ve beslenme anlarında artıyorsa, bu durum kalp anomalisinde çok önemli bir belirtiyi oluşturuyor. Bu nedenle morarması olan her yenidoğanda ve çocukta mutlaka kardiyolojik muayene ve bunu tamamlayan oksijen satürasyonlarının ölçümü, ekokardiyografi, EKG (elektrokardiyografi) gibi kalp testlerin yapılması gerekiyor.

Büyüme ve gelişme geriliği

Kalbin metabolizmanın ihtiyacını karşılayamadığı durumlarda çocukta büyüme gelişme tablosu normal ilerlemeyebiliyor. Ancak çocuklarda kalp yetmezliği bulguları net bulgu vermeyebiliyor. Bu nedenle büyüme ve gelişme sorunu olan çocuklarda özellikle kalp kası hastalığı olup olmadığının saptanması hayati önem taşıyor. Çünkü kalp kası hastalıkları ani yaşamsal sorunlar yaratabiliyor.

Göğüs ağrısı

Göğüs ağrısının en sık nedenini kalp hastalıkları oluşturmasa da, tarama testi niteliğinde kardiyolojik kontrol yapılması gerekiyor. Çocukta özellikle spor yaparken eforla birlikte göğüs ağrısı varsa mutlaka kardiyolojik testler yapılmalı, kalp kası hastalığı, doğuştan koroner arter anomalisi olup olmadığı kanıta dayalı olarak netleştirilmeli.

Bayılma

Bayılma, nörolojik ve metabolik nedenler dışında kalp kası hastalıkları ve ritim anormallikleri nedenleriyle de oluşabiliyor. Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Arda Saygılı bu durumda kalbin yapısının ekokardiyografi, ritim düzeninin de EKG (elektrokardiyografi) ile incelenmesinin büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor.

Çarpıntı

Kalpte gerek dinlenme anında gerekse efor sonrasında oluşan çarpıntılar çok önemli. EKG ile kalp ritim anormalliği olup olmadığı kalp doktoru tarafından araştırılmalı. Çok yavaş veya çok hızlı kalp atımları mutlaka EKG ile kontrol edilmeli.

Aşırı terleme, çabuk yorulma

Metabolizmanın artmış iş gücünü karşılayamayan kalpte zamanla kalp yetmezliği gelişebiliyor. Hipertiroidi, anemi, demir eksikliği gibi durumlar kontrol edildiğinde açıklanamayan terleme veya çabuk yorulma mutlaka kalp kontrolünü gerektiriyor. Çocuklarda kalp yetmezliği kendisini aşırı terleme ve çabuk yorulma olarak da ifade ediyor. Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Arda Saygılı özellikle uykuda yastığı bile ıslatan terlemelere dikkat edilmesi ve zaman kaybetmeden doktora başvurulması gerektiği uyarısında bulunuyor.

 

Erken müdahale hayat kurtarıyor!

  • Hamilelikte doğumsal kalp hastalıklarının tanısı da mümkün oluyor ve erken müdahale hayat kurtarıyor. Bu nedenle hamilelikte düzenli muayenenin asla atlanmaması gerekiyor.
  • Doğumsal kalp hastalıkları her zaman bulgu vermediği için hayatı aniden tehdit eden durumlar oluşturabiliyor. Dolayısıyla her çocukta mutlaka bir kez de olsa kardiyolojik testler yapılmalı, kanıta dayalı olarak doğumsal hastalık olmadığı netleştirilmeli.
  • Sportif aktivite çağına gelen her çocukta, EKG ve Ekokardiyografi gibi kalp testleri mutlaka yapılmalı.
  • Erişkin yaşta oluşabilecek kalp ve damar hastalıkları çocukluk çağında başlıyor. Çocuğunuzu kalp hastalıklarına karşı korumak için erken yaşta spor yapmasına teşvik edin ve doğal gıdalarla beslenmesine dikkat edin. Unutulmayın ki “spor kalbin dostu, şeker ise düşmanı”dır.

Kalp sağlığı ile ilgili tüm yazılarıma ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Çocuk Sağlığı

“Neden Çocuğum Çok Ağlıyor?” mu Diyorsunuz?

Yayınlanma:

,

Çocuğum çok ağlıyor” diyorsanız dikkat!

“Çocuğum çok ağlıyor” diyenlerdenseniz çocuğunuzda demir eksikliği olma ihtimali var.Demir eksikliği; son yıllarda hemen hemen herkesin dilinde olan bir konu. İlk bakışta çok ciddiye alınmasa da aslında sonuçları son derece hayati olan önemli bir sağlık sorunu. Özellikle kadınlarda oldukça yüksek oranda görülen demir eksikliği, çocuklar için de önemli bir tehdit oluşturuyor. İştahsızlıktan büyüme geriliğine, çarpıntıdan öğrenme güçlüğüne kadar birçok sağlık sorunun altından demir eksikliği çıkıyor. Hatta ve hatta çocukların huysuzlaşıp, ağlama krizlerine bile girmesine neden olabiliyor. Bu nedenle de anne babaların demir eksikliği belirtilerini erken evrede fark edip, mutlaka doktor kontrolüne girmeleri ve gerekli önlemleri almaları şart. Acıbadem Taksim Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özlem Eroğlu Kayacık, demir eksikliğinin belirtileri ve alınması gereken önlemleri şu şekilde sıralıyor.

Yaşıtlarına göre daha küçük duruyorsa

Çocuklarda çok sık rastlanan bir sorun olan demir eksikliği önemsiz gibi görülse de aslında oldukça önemli bir sağlık problemi. Öyle ki çocuğun tüm vücut mekanizması demir eksikliğinden etkileniyor. Demir eksikliği yaşayan çocuğun büyümesi yavaşlıyor, hareketsizleşiyor, yorgunluk ve halsizlik gibi şikayetleri her geçen gün artıyor.

Cilt rengi soluklaşıp, tırnaklarında şekil değişikliği oluşuyorsa

Çocuklarda demir eksikliğinin gözle görülür ilk belirtilerinden biri renklerinin soluklaşması. Ağız kenarındaki çatlaklar, tırnaklarda şekil değişiklikleri ve kırılma, gözün beyaz kısmında mavi renk değişiklikleri de çocuğun yaşadığı bu sorunun dışarıdan anlaşılmasını sağlayan göstergeler olabiliyor.

İştahsızlıktan nefes alma bozukluklarına sağlık sorunları varsa

Demir eksikliğinin neden olduğu sorunlar bunlarla da bitmiyor. Baş dönmesi, kulak çınlaması, dil yapı bozuklukları, ağrılı yutma, iştahsızlık, kabızlık, çarpıntı ve nefes almada güçlük çocukların yaşayabileceği diğer önemli sorunlar arasında yer alıyor.

Öğrenme güçlüğü yaşıyorsa

Demir eksikliği bazı çocukların öğrenmelerinde de sıkıntılara neden olabiliyor. Oturma, yürüme, konuşma gibi gelişim basamakları gecikebiliyor, öğrenme güçlüğü yaşanabiliyor. Özellikle okul dönemindeki çocuklarda dikkat dağınıklığı olup dil ve matematik derslerinde başarı oranı düşüyor.

Durduk yere huysuzlaşıp, ağlama krizlerine giriyorsa

Demir eksikliği birçok yapısal etkinin yanında huy ve davranış değişiklikleri de yapabiliyor. Çocuklar özellikle anneye daha bağımlı, çekingen veya tam tersi huzursuz ve hırçın olup anlamsız ağlama krizlerine girebiliyorlar. Bu durumun nedeni tam olarak ortaya koyulmamakla birlikte, vücut eksikliğini hissettiği şeylerde bu şekilde farklı tepkiler verebiliyor.

Yemek olmayan maddeleri ağzına götürüyorsa

Çocuklar zaman zaman toprak, kireç, kalem ucu, duvar boyası buz gibi şeyleri yemeye çalışabiliyor. Bu durum, gıda olmayan maddeleri ağza götürme alışkanlığının yaşandığı pika sendromu. Pika sendromunun nedeni kesin olarak bilinmemekle birlikte demir, kalsiyum, çinko, B1 ve B6 vitamin eksiklikleri ile psikososyal gelişim bozuklukları sonucu yaşanabiliyor. Ancak bu noktada kesin olmayan bir detay var. O da çocuk demir eksikliği nedeniyle mi toprak yiyor, yoksa toprak yediği için mi demir eksikliği görülüyor.

Demir Eksikliğinin Önüne Geçebilmek İçin Bilgiler

Sebzenin yanında c vitaminli içecek içirin

Bazı çalışmalarda kalsiyumdan zengin besinlerin özellikle hem olmayan demirin emilimini azaltabileceği belirtilse de bazı çalışmalar da etkilemediği yönünde. Yani et, yumurta gibi hayvansal ürünler süt ürünleri ile alındığında demir emilimi çok etkilenmiyor. Örneğin et ve yoğurt birlikte tüketilebiliyor. Ama yeşil sebzeler ile yoğurt beraber alındığında emilimi azaltabiliyor. Bu yüzden dengelemek için yoğurt ve sebze birlikte tüketildiğinde yanında C vitamini içeren içecekler içilmeli veya domates yenmeli.

Ispanak yüksek demir içerir” lafı bir efsanedir

Okzalat içeren gıdalar özellikle hem olmayan demir alımını azaltıyor. Ispanakta yüksek oranda okzalat olup içeriğindeki demirin emilimini engelliyor. “Yoğurtla karıştırıldığında ıspanağın demiri düşer.” Diye bir düşünce oldukça yanlıştır. Çünkü zaten ıspanak çok iyi bir demir kaynağı değildir.

Ek gıdaya başlamakta geç kalmayın

Demir eksikliğinin önüne geçebilmek için bebeğinize ek gıda vermeye 6 aylıkken başlamalısınız. Beslenme düzeninde anne sütünün yanı sıra mutlaka demir içeriği yüksek gıdalar olmalı. Büyümenin hızlandığı dönemde demir alımı da artırılmalı. Ek gıdalara meyve, yoğurt ile başlayıp sonrasında sebze çorbalarına geçebilirsiniz. Sebze çeşitlerini artırdıktan sonra çorbalara demir deposu olan inek veya koyun eti ekleyebilirsiniz. Demir oranı yüksek olan ciğeri haftada bir çocuğunuza pişirebilirsiniz. Beslenmeye dokuz aydan sonra kuru baklagilleri katabilir ve yeşil mercimeğe öncelik verebilirsiniz.

Demir eksikliğiyle mücadele edebilmek için gerekli bilgiye buradan ulaştınız. Demir eksikliği kadar fazlasının da zararlı olduğunu anlatan bir başka yazıma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.