Sosyal Medya

Aile Sağlığı

Hamilelikte Doğru Beslenme

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Anne olmaya karar verdiyseniz ya da hamileyseniz, beslenmenize çok dikkat etmeniz gerekir. Sizin ve bebeğinizin ihtiyacı olan gıdaları tüketin, folik asit içeren gıda takviyeleri alın.

Hamile kalmayı düşünüyorsanız ya da anne olmak için gün sayıyorsanız, muhtemelen kendiniz ve bebeğiniz ile ilgili temel bilgileri biliyorsunuzdur.Sigara içmemek, alkolden uzak durmak, hamilelikte doğru beslenme gibi belli başlı gerekliliklerin yanı sıra; sağlıklı bir hamilelik süreci için birkaç ipucunu unutmamak gerek.
Yapılan araştırmalar, gebeliklerin yaklaşık yüzde 50’sinin plansız gerçekleştiğini gösteriyor. Hiç beklemediği bir anda hamile kaldığını öğrenen biri için bu dönemi sağlıklı geçirmek; planlı gebelik yaşayan birine göre çok daha zor. Uzmanlar, tedbirli davranmaktan yana. Doğurganlık yaşınızdaysanız ve güvenli bir doğum kontrol yöntemi kullanmıyorsanız, her an hamile kalabilirsiniz demektir. Bu gruptaki kadınlar, hem kendileri, hem de bebekleri için sağlıklı bir yaşam planı oluşturmalı ve buna uymalıdır. Sağlıklı yaşam planı, sandığınız gibi diyet listelerine uymak ya da düzenli egzersiz yapmak demek değildir. Sağlıklı yaşam planı, çevresel etkilerin zararlarından kurtulmak üzere oluşturulmalıdır.

FOLİK ASİT ALIN

Anne olmaya karar verdiyseniz yapmanız gereken ilk şey, folik asit kullanımı olacaktır. Folik asitler, gebelikten yaklaşık üç ay önce kullanılmaya başlanmalı ve gebeliğin ilk aylarına kadar kullanılmaya devam edilmelidir. New York’taki Albert Einstein Tıp Fakültesi ve Montefiore Tıp Merkezi’nde hamile bireyler üzerinde yapılan çalışmalar; gebelik sırasında, bebeğin gelişimi için folik asit kullanımının oldukça önemli bir yeri olduğunu göstermiştir.
Dolayısıyla listenizin en başında; en az 400 mikrogram folik asit içeren günlük bir multivitamin kullanmaya başlamak yer almalıdır. Bebeğinizin beyin ve omurilik sistemi gebeliğin ilk ayında gelişir; bu nedenle folik asit, kalsiyum ve demir gibi temel besin maddelerini en baştan almanız önemlidir. Folik asit almak, bebeğinizin spina bifida gibi nöral tüp defekti geliştirme riskini azaltır.

D VİTAMİNİ TAKVİYESİ ÖNEMLİ

Gebelik süresinde ayrıca günlük 10 mcg. D vitamini takviyesine ihtiyacınız vardır. D vitamini, bebeğinizin iskeletinin gelişimi ve gelecekteki kemik sağlığı için önemlidir. İyi yemek yemediğinizden endişeleniyor ya da sağlıklı beslenemediğinizi düşünüyorsanız, folik asit ve D vitaminini çoklu bir vitaminle almayı deneyebilirsiniz.
Hamilelik dönemi, anne açısından -gelecekte- kemik erimesi riskini de beraberinde getirir. Bu sebeple, gebelik döneminde D vitamini takviyesi de önemlidir.
Ancak bu tür takviyeleri, muhakkak gebeliğinizi takip eden doktorunuza danışarak almalısınız. Gebelik döneminde hekimler tarafından Omega 3’ten zengin beslenilmesi gerektiği ısrarla tavsiye edilir. Omega 3’ün hem bebek, hem de anne için önemli faydaları vardır. Bebeğin zeka gelişimi için kritik rol oynayan Omega 3, annenin doğum sonrası depresyonuna yakalanmasının da önüne geçer. Bu ve benzer takviyeleri, gıdalardan almak en doğru ve doğal olanıdır. Folik asidin koyu yeşil sebzelerde, kalsiyum ve proteinin süt ürünlerinde, D vitamininin doğal kaynağı güneşin yanı sıra yumurta, süt ve balıkta, Omega 3’ün ise somon gibi yağlı balıklar, ceviz ve bademde bulunduğu uzmanlar tarafından belirtiliyor.

KARBONHİDRATTAN UZAK DURUN

Gebelik dönemi, iştahın son derece açık ve kontrolünün zor olduğu bir dönemdir.
Bu yan etkiye bir de anne yedikçe bebeğin de iyi beslendiği inancı eklenince, anneler için durum oldukça zor bir hal alır. Şekerden zengin ve karbonhidrat ağırlıklı beslenme, annenin gereksiz kilo almasına sebep olur. Bu tip beslenmektense, bebeğe faydası kesin olan ihtiyaçları tamamlamak çok daha elzemdir. Anne adayları, temel kurallar ışığında kendi bedenindeki eksiklere göre beslenmeli ve ihtiyacını tamamlamalıdır.
Bu sebeple; gebelik döneminin başında yapılan kan testleri, rezerv kontrolü için çok önemlidir.
Hamilelik dönemi, annenin sıvı ihtiyacının da arttığı bir dönemdir. Özellikle su, bol miktarda içilmelidir. Asitli gazlı içeceklerden, diyet içeceklerden uzak durulmalıdır.
Annelik, ömür boyu devam eden bir serüvendir. Bebeğinizin ihtiyaçlarını bedeninizden ayrıldıktan sonra da karşılamaya devam etmeniz gerekir. İlk zamanlar bunun en iyi yolu anne sütü vermektir.
Bebeğinizin ihtiyacına göre değişen bu harikulade sıvı, bilim adamları tarafından çeşitli yöntemlerle araştırılmış ve her defasında hayranlık uyandıran sonuçlara varılmış.
Hayata gözlerini açtığı andan itibaren savunmasız durumda olan bebekler için ilk altı ay (en az) anne sütü almak, hayatta kalmak için gereken en önemli kaynaktır.

AZ PİŞMİŞ ET YEMEYİN

Az pişmiş et ve soğuk şarküteri ürünleri, toksoplazma taşıyıcılığı açısından yüksek risk grubuna giren gıda maddeleridir. Uzmanlar, hiçbir et ve et ürününe yüzde 100 güvenemeyeceğimizi söylüyor. Yapılan araştırmalar; az pişmiş bir dana etindeki toksoplazma barındırma ihtimalinin, pişmiş dana etine oranla 5.5 kat, az pişmiş bir kuzu etinin toksoplazma barındırma ihtimalininse pişmiş kuzu etine oranla üç kat fazla olduğunu belirtiyorlar. Toksoplazma hastalığından korunmanın tek yolu, yediğiniz ete dikkat etmekten ibaret değildir. Son derece kötü sonuçlar doğurabilen bu hastalık, iyi yıkanmamış sebze ve meyveden, evcil hayvan kumundan ve bahçe toprağından da bulaşabilir. Toksoplazma hastalığının en yüksek seviyelerde görüldüğü Fransa’da yapılan bir araştırma, evcil hayvan (genelde kedi) beslemenin hastalığa yakalanma riskini 4.5 kat artırdığını gösterdi. Uzmanlar; iyi yıkanmamış çiğ sebze yemenin de, tıpkı az pişmiş kuzu etindeki gibi hastalığa yakalanma riskini üç kat artırdığını söylüyor.

EV HAYVANLARINA DİKKAT!

Banyo temizleme veya evde beslenen hayvanları temizleme gibi günlük görevler bile hamile kaldığınızda riskli olabilir. Toksik kimyasallara maruz kalma, ağır nesneler kaldırma veya bakterilerle temasa girme size ve bebeğinize zarar verebilir. Sağlıklı bir hamilelik geçirmek için şu önerilere dikkat edin:
 Ağır kaldırmayın.
 Ev temizliğinde sert kimyasalları kullanmayın. Bunların yerine organik temizleyiciler deneyebilirsiniz.
 Uzun süre ayakta durmayın.
 Evcil dostunuza veda etmeyin ancak bazı noktalara dikkat edin. Evcil hayvanlardan geçmesi muhtemel hastalıklar, onlarla yakın temas kurma oranınıza ve şekline göre tehlike oluşturur. Hayvanların ağızlarında pasteurella adında bir mikroorganizma bulunur. Bu mikroorganizma, insanlar için yabancıdır ve ciddi hastalıklara sebep olabilir. Hali hazırda bir açık yaranız varsa (derin bir çizik bile olabilir) ya da bu mikroorganizmayı taşıyan bir hayvan tarafından ısırıldıysanız ve bu ısırık neticesinde yara açıldıysa, kolaylıkla size bulaşabilir. Bu sebeple, özellikle evinizde beslediğiniz evcil dostlarınızın aşılarını mutlaka zamanında yaptırmanız gerekir. Şunu da unutmamak gerekir ki; sadece kuru mama yiyen ve sokağa çıkmayan hayvanlarda hastalıkların büyük bölümü görülmez.

 

Konuyla ilgili bir başka yazımız için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aile Sağlığı

Sıcak Çarpmasına Karşı 7 Önlem

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

sıcak çarpmasına karşı 7 önlem

Gün içinde yorgunluk, baş ağrısı, halsizlik gibi şikayetleriniz varsa bunun nedeni hava sıcaklığının artışı olabilir. Uzun süre güneşli ortamlarda kalmak ise bilinç kaybı ve vücutta kalıcı hasarlara kadar neden olabilen sıcak çarpması sorununu yaşatabilir. Memorial Bahçelievler Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Aytaç Karadağ, sıcak çarpmasına karşı 7 önlem hakkında bilgi verdi.

Açık ve sıcak alanlarda çalışanlar dikkat!

Sıcak çarpmasının en önemli nedeni, nemli havalarda yüksek sıcaklık altında uzun süre durmaktır. Sıcakla birlikte vücutta ısıyı dengeleyen sistem bozulmaktadır. Bu durumda vücut ısıyı atamamakta, sıcak çarpması durumu meydana gelmektedir. Sıcak çarpması en çok sıcak ortamda çalışmak zorunda olanları etkilemektedir. Açık alanda ve güneş altında çalışan inşaat işçileri, fırın çalışanları, cam işçileri, yoğun efor gerektiren bisiklet sürücüleri ve maraton koşucuları risk altındadır. Sıcak çarpmasında risk altındaki kişiler şöyle sıralanmaktadır:

* Yaşlılar ve 5 yaş altı çocuklar

* Kalp ve böbrek yetmezliği

* Şeker hastalığı

* Yüksek tansiyon

* Gebeler

* İdrar söktürücü, alerji, kalp, psikiyatrik ilaç kullananlar

* Alkol bağımlıları

* Obezite ve aşırı zayıflık

* Cilt hastalığı olan bireyler

Güneş yanığı vakaları artıyor

D vitamini için güneşlenmek tavsiye edilse de güneş ışınlarının dik geldiği 10.00- 16.00 arasında güneşten koruyucu, şapka, şemsiye kullanmayanlarda güneş yanıkları, sıcak çarpması ve sıcak bitkinliği vakalarında artış görülmektedir.

Ciltte morarma ve baş ağrısına dikkat!

Sıcağa maruz kalmış bir bireyde bu belirtilerden birkaçı varsa sıcak çarpmasından şüphelenilmelidir:

* Sıcak, kuru ve soluk-morumsu cilt

* Halsizlik, bitkinlik

* Terlemede azalma

* Çarpıntı ve hızlı nefes alma

* Bulantı, kusma, ishal gibi sindirim sistemi yakınmaları

* Yüksek vücut sıcaklığı

* Baş ağrısı

* Kas krampları

* Uyuklama, anlamsız konuşma, çevreyi tanıyamama, sersemlik hali

* Kasılma

* Bayılma ve baygınlık

* Bilinç kaybı, koma

Soğuk uygulama şart

Sıcak çarpması durumunda erken müdahale, geri dönüşü olmayan böbrek ve kalp yetmezliğine ilerleyişi engellemektedir. Bunun için sıcak çarpmasında hasta serin bir ortama alınmalı ve soyularak soğuk duş yaptırılmalıdır. Ayrıca ıslak havlu ile soğuk kompres uygulanmalıdır. Hastanın bilinci açıksa şekerli ve tuzlu su içirilmeli; bilinci kapalıysa ağızdan sıvı ya da katı gıda verilmemelidir. Hastanın solunum yolu her zaman açık tutulmalı ve ayakları yukarı kaldırılmalıdır. Krampları engellemek ve hayati organların etkilenmemesi için hastaya masaj yapılmalıdır. Hastanın şikayetler devam ediyorsa ve ateş yüksekliği 40 dereceyi aşmışsa acilen hastaneye başvurulmalıdır.

Sıcak çarpmasından korunmanın 7 yolu

1.Risk grubundakiler 10.00-16.00 arası güneş altında yüksek sıcağa maruz kalmamalıdır.

2.Sıcak havalarda açık renkli, sentetik olmayan, ince yazlık kıyafetler tercih edilmelidir.

3.Güneş altında şapka, şemsiye ve güneş gözlüğü kullanılmalıdır.

4.Sıcak havalarda su tüketimi artırılmalıdır.

5.Daha sık ılık duş alınmalıdır.

6.Yorucu fiziksel aktivitelerden uzak durulmalıdır.

7.Hava sıcaklığının yüksek olduğu saatlerde özellikle alkollü içecekler ve ağır yemeklerden uzak durulmalıdır.

Sıcak havalarda karşılaşılan hastalıklarla ilgili bir diğer yazıma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Aile Sağlığı

Göz Sağlığınız İçin Havuz Gözlüğü Kullanın

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Göz Sağlığınız İçin Havuz Gözlüğü Kullanın

 

Havuzlar, yazın serinlemek isteyenlerin ortak noktası. Fakat sıcaklardan kurtulmak isteyenler havuzlardan bulaşan göz hastalıklarına özellikle dikkat etmeli. Öncelikle göz sağlığınız için havuz gözlüğü kullanın. Yapılması gerekli diğer önerileri ise Okan Üniversitesi Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Başak Bostancı verdi.

Toplu kullanılan havuzlar eğer iyi temizlenemez, dezenfeksiyonu doğru yapılamaz ise bakteri, virüs ve parazit gibi mikroplar için rahatça çoğalabilecek ortamlara dönüşürler. Eğer bir de havuz kullanıcıları, duş almadan, üzerilerinde günün teri ve kiri, her türlü makyaj malzemesi, parfüm vb. kimyasal maddeler ile bu havuza giriyorlarsa bu suyun temizliğinden bahsetmek mümkün olmaz.

Kontakt Lens Kullananlar Dikkat Etmeli!

Okan Üniversitesi Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Başak Bostancı, ‘’Çoğalan bu mikroplar, göz dokuları üzerine yerleşerek gözde konjonktivit ve keratit gibi iltihaplara yol açabilirler. Özellikle kontakt lens kullanıcıları, kornea düzensizliği olan kişiler ile yara iyileşme problemi olanlar daha fazla risk altındadır. Bu sebeple girdiğiniz havuzun temizliğinin düzenli yapılıp yapılmadığını kontrol etmeniz, havuza girmeden duş almaya özen göstermeniz ve havuz suyu içinde havuz gözlüğü kullanmanız göz sağlığınızın korunması açısından önemlidir’’ dedi.

Havuz Gözlüğü Kullanın!

Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr Üyesi Başak Bostancı, ‘’Bol kimyasal madde ile temizliği yapılmış bir havuz göz sağlığı açısından tehlikesizdir, diyebilir miyiz? Maalesef değil. Havuz temizliğinde kullanılan dezenfektanlar bir taraftan havuzdaki mikropları öldürürken bir taraftan da göz dokuları için kimyasal özellikleri sebebi ile toksik etkiler taşımaktadır. Havuz içinde gözlerini açma alışkanlığı geliştirmiş, havuz gözlüğü kullanmayan kişilerin gözü bu kimyasalların devamlı etkisine maruz kalır. Hem güneşin direkt etkisine hem de havuz içindeki irritan kimyasallara gün boyunca maruz kalan gözler akşama doğru kıpkırmızı olurlar. Bu gibi kimyasal maddelere maruziyet sonucu oluşan konjonktivit türüne kimyasal konjonktivit denir ve kişide gözde ciddi yanma, kızarıklık, sulanma, çapaklanma, ışığa hassasiyet ve ağrı gibi belirtilere sebep olur.

Gözün bu irritan kimyasal maddeden uzak tutulması, bol suni gözyaşı ile rahatlatılması ve kimi zaman da anti inflamatuar özellikte damlaların kullanımı gerekir. Kısacası, hem tatil burnunuzdan gelir hem de çok ciddi tahribatlara yol açarak uzun süre tedavi almanıza yol açabilir. Kimyasal konjonktivitlerden korunmanın ilk şartı bu kimyasalların göze direk temasından mümkün oldukça uzak durmaktır’’ açıklamasında bulundu.

Alerjisi Olanlar Dikkat!

“Alerjik bir bünyeye sahip kişilerde havuz kullanımı sonrası alerjik konjonktivitler de görülebilir. Bu kişilerdeki kızarıklık ve kaşıntı gibi semptomlar ortamda bulunan kimyasalların ve direk güneş maruziyetinin etkisiyle daha da artar. Gözün devamlı olarak ovulması durumu daha da kötüleştirir” diyen Bostancı. “Havuz içinde yüzücü gözlüğü, havuz kenarında güneş gözlüğü ve şapka kullanımına ilave olarak ve göz doktorunuzun muayene sonrası reçete ettiği alerji ve suni göz yaşı damlalarının kullanımı şikayetleri azaltmada yararlı olacaktır’’ şeklinde konuştu.

Neler Yapmalıyız?

Havuz kullanımı esnasında diğer kişilerin sağlığını tehlikeye atmamak için, gözlerimizde enfeksiyon olduğu dönemde havuza kesinlikle girilmemelidir. Havuz suyuna ter ve vücuda uygulanan kimyasalların karışmaması için havuz kullanımı öncesinde mutlaka duş alınmalıdır. Sağlıklı gözler ile güzel bir yaz geçirmeniz açısından havuz kullanımı sonrası gelişen göz kızarıklığı, çapaklanma ve ağrı gibi şikayetlerin ihmal edilmemesi ve mutlaka bir göz hastalıkları uzmanınca değerlendirilmesini önermekteyiz.

Yaz aylarından göz sağlığı ile ilgili farklı bir yazıma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Aile Sağlığı

Ergenlik Döneminde Beslenmenin 10 Kuralı

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Ergenlik Döneminde Beslenmenin 10 Kuralı

Sağlıklı bir hayat sürebilmek için ergenlik döneminde beslenmeye dikkat edilmesi gerekiyor. Kızlarda 10-12, erkeklerde ise 11-14 yaşlarında başlayıp, 18 yaşına kadar devam eden ergenlik dönemindeki alışkanlıklar yetişkinlik döneminde de devam ediyor. Ergenlik döneminde beslenmenin 10 kuralı nedir bilmeli ve dikkat edilmeli…

Çocukluktan çıkılmasıyla birlikte beslenme alışkanlıklarında arkadaş ortamlarında tüketilen besinlere doğru yönelme gözleniyor. Aynı zamanda büyüme de hızlandığı için enerji ihtiyacı da artıyor. Bu ihtiyaç kızlarda 1800-2200 kal. arası iken, erkeklerde 2200-2800 kal. arasında değişebiliyor. Ancak kalori ihtiyaçlarına göre beslenme planı oluştururken günlük fiziksel aktivitenin de göz önünde bulundurulması gerekiyor.

Ne yazık ki son yıllarda yeterli fiziksel aktivitenin olmayışının çocuklarda ve gençlerde obezite ve buna bağlı hastalıkların artmasına neden olduğunu hatırlatan Acıbadem International Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin Koçan, “Çocukluk çağında alınan kiloları göz ardı etmek, en büyük ebeveyn hatalarından biridir. Kilo fazlalığı kız çocuklarında erken ergenliğe, erkek çocuklarında ise gecikmiş ergenliğe neden olabiliyor. Bununla birlikte bu dönemde artan yağ hücre sayısı, yetişkinlik döneminde de şişmanlığa davetiye çıkarılmış oluyor” diye konuşuyor. Ergenlik dönemindeki çocuk ve gençlerimizin beslenmesinde dikkat edilmesi gereken noktaları ise şöyle sıralıyor…

Enerji İhtiyacını Karşılarken Karbonhidrat Tüketimine Dikkat Edilmeli

Bu dönemde büyüme hızlandığı için protein ihtiyacı önem kazanıyor. Bununla birlikte, enerji ihtiyacını karşılamak için yağ ve karbonhidrat tüketimine de dikkat edilmesi gerekiyor. Günlük alınan enerjinin yüzde 20’si proteinlerden, yüzde 30’u yağlardan ve yüzde 50’sinin de karbonhidratlardan alınması önem taşıyor. Ancak gencin fiziksel aktivite ve büyüme gelişme hızı da bu oranlarda küçük farklılar yaratabiliyor. Hem kaliteli protein hem de Omega 3 kaynağı olan balık haftanın iki günü, kırmızı et haftanın en az iki günü yine haftanın bir iki günü de bitkisel protein kaynağı olarak baklagiller mutlaka tüketilmeli. Yine haftanın en az 4 günü kahvaltıda mutlaka yumurta olmalı. Ayrıca sebze yemeklerine de kıyma eklenerek protein alımı sağlanabilir.

Kızlarda Demirden Zengin Gıda Tüketimi Artırılmalı

Ergenlik döneminde kız ve erkek çocuklarda vitamin ve mineral ihtiyacı açısından farklılıklar gözleniyor. Kızlarda adet döneminin başlamasıyla birlikte demir gereksinimi de önem kazanıyor. Bu nedenle demirden zengin et, yumurta, baklagiller gibi besinlerin tüketilmesi gerekiyor. Yine her iki cinsiyet için de kalsiyum ihtiyacının karşılanması için süt ve süt ürünlerinin beslenme düzeninde yer alması da önem taşıyor. Bunun için, günde en ez iki su bardağı süt ya da yoğurt tüketilmeli, kahvaltıda peynir eksik edilmemeli.

Mutlaka Kahvaltı Yapılmalı

Kahvaltı çocuklarda ve gençlerde hem fiziksel büyüme ve gelişim, hem de mental gelişim açısından önem taşıyor. Dolayısıyla okul başarısını dahi etkiliyor. Bu nedenle çocuk ve gençlere mutlaka kahvaltı alışkanlığının kazandırılması gerekiyor. Hatta mümkünse kahvaltının aile üyeleriyle birlikte yapılması ve hafta sonları da tüm aile bireylerinin katıldığı sabah kahvaltılarının organize edilmesi alışkanlığın kazandırılmasında yarar sağlıyor. Sağlıklı bir kahvaltının içeriğinde mutlaka peynir, yumurta, süt gibi protein kaynaklarına yer vermek gerekiyor. Ayrıca, lif kaynağı olarak taze sebze, meyve, kaliteli yağ kaynağı olarak zeytin ve ceviz de tercih edilecek ürünler arasında yer alıyor. Kahvaltı sevmeyen çocuklar için, tost, süt-müsli-meyve-kuruyemiş şeklinde alternatif öğünler de çözüm olabiliyor.

Ara Öğünler Atlanmamalı

Enerji ihtiyacının artması nedeniyle ergenlik döneminde çocuklarda iştahın da arttığı gözleniyor. Bu ihtiyacı karşılamak için gün içinde küçük ara öğünlerle destek vermek yarar sağlıyor. Ara öğünlerde kuruyemiş, meyve, süt ya da ev yapımı küçük sağlıklı sandviçler gibi sağlıklı alternatiflerin tercih edilmesi hem tokluk hissi yaratıyor, hem de sağlıksız besinlere olan eğilimi azaltıyor.

Evde De Sağlıklı Ürünler Tüketilmeli

Çocukların, anne babanın beslenme alışkanlıklarını örnek aldığını ve bu nedenle evdeki beslenme tarzının da önem taşıdığını hatırlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin Koçan, “Evde mutlaka düzenli olarak üç öğün yemek alışkanlığı olmasına özen gösterilmeli. Ailece masaya oturmak ve yemek saatlerinin planlanması da ilk adım olabilir. Ayrıca, fast food beslenme tarzından kaçınmak, abur-cubur gibi sağlıksız gıda alımının kısıtlanması da önem taşıyor. Çocuklar sağlıklı besin tüketimine örnek olunarak özendirilmeli” diye konuşuyor.

Antrenman Öncesi ve Sonrası Öğünler İyi Planlanmalı

Ergenlik döneminde düzenli spor yapan gençlerde enerji açığı arttığı için beslenme düzeninde de mutlaka bu ihtiyacın göz önünde bulundurulması gerekiyor. Antrenman öncesi ve sonrası öğünler de bu doğrultuda planlanmalı. Yapılan sporun türüne göre özellikle protein alımına dikkat edilerek, öğünlerde mutlaka et ve balığa yer verilmesi ve sağlıklı kemik gelişimi için süt ve süt ürünlerinin ara ve ana öğünlerde bulundurulması da öneriler arasında yer alıyor. Yeterli besin tüketimi olmayan ya da yemek seçen çocuklarda ve özellikle spor yapan kız çocuklarında yoğun adet kanamalarının eşlik ettiği durumlarda doktor kontrolünde olmak kaydıyla vitamin ya da mineral desteğine başvurulabiliyor.

Sağlıklı Kilo Korunmalı

Ne yazık yeterli fiziksel aktivitenin olmayışı çocuklarda ve gençlerde obezitenin ve buna bağlı hastalıkların artmasına neden oluyor. Dolayısıyla gelişim sürecinde sağlıklı kiloyu korumak için dengeli beslenmenin yanında, mutlaka fiziksel aktiviteye de zaman ayrılması gerekiyor. Ailelerin, ergenlikten önce çocuklarını bir spor branşına yönlendirmesi, hem kilo kontrolüne hem de çocukları kötü alışkanlıklardan korumaya yardımcı oluyor.

Şekerli İçeceklerden Uzak Durulmalı, Mutlaka Su İçilmeli

Kola, gazoz, meyve suyu gibi şekerli içeceklerin tüketiminin obezitenin artışında büyük etkisi olduğunu söyleyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin Koçan, “Özellikle fast-food gıdalarla birlikte şekerli içecekler gençler tarafından çok fazla tercih ediliyor. Ancak, yüksek oranda kalorisi bulunan bu içecekler sağlıksız kilo artışındaki en önemli etkenlerden birini oluşturuyor. Dolayısıyla bu ürünler yerine ayran, süt, şekersiz ev yapımı limonata ve komposto gibi sağlıklı içecekler tercih edilmeli. Ayrıca günde en az 2 litre su içmeye özen gösterilmesi gerekiyor” diyor.

Okullardaki Menüler Mutlaka Yaş Gruplarına Uygun Olmalı

Okulda tüketilen yemekler de çocuğun kilo kontrolünde önem taşıyor. Doygunluk sağlamak ve enerji açığını gidermek için oluşturulan okul menülerinde eğitimcilere görev düşüyor. Menülerin tüm besin ögelerini yeterli ve dengeli bir şekilde içermesi, tek tip pilav-makarna-mantı-pizza gibi karbonhidrat yönünden zengin olmamasına özen göstermek gerekiyor. Ayrıca mutlaka yaş gurubuna yönelik ihtiyaç ve gereksinimler göz önünde bulundurularak menülerin bir diyetisyen işbirliği ile planlanması gerekiyor.

Sınav Dönemlerinde Daha Fazla Dikkat Edilmeli

Sınav dönemlerinde beslenme alışkanlıklarının daha da önem kazandığını hatırlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin Koçan, “Bu dönemde mutlaka kahvaltı yapılmalı, öğün atlanılmamalı, ara öğünlerde çabuk enerji vermesi için kuru meyveler, kuruyemişler tercih edilmeli” diyor.

Ergenlikle ilgili bir başka yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.