Sosyal Medya

Kadın Sağlığı

Hamilelik Sonrası Depresif mi Hissediyorsunuz ?

Gamze Şenbursa

Yayınlanma:

,

Hamilelik Sonrası Depresif mi Hissediyorsunuz?

Bütün anneler doğum sonrası yaşadıkları mutluktan bahseder . Toplum baskısı mı gelenekçilik mi bilinmez anne olmaktan sızlanan bir anne gördünüz mü? Anneler için doğumla birlikte gelen mutluluğun arkasında a’dan z’ye değişen hatta birazcık da karmaşık hale gelen yeni bir hayat başlar aslında. Hamilelik sonrası gelen bu yeni hayat, bebekle birlikte gelen yeni sorumlulukları, hayatı yeniden gözden geçirme güdüsünü, yetememe korkusunu da  beraberinde getirir. Buda annelerde bir takım duygusal travmalara yol açar.

2016 yılında Journal of Affective Disorders ‘da yayınlanan bir çalışmada tıbbi olarak Postpartum depresyon olarak adlandırılan doğum sonrası depresyon doğum ile ilişkili en yaygın duygu durum bozukluğu olarak tanımlanıyor.  Yine aynı dergide 2015 yılında yayınlanan başka bir çalışmada ise doğum sonrası depresyon görülme oranının , doğum sonrası ilk 12 ayda % 0.5 ile% 60.8 arasında olduğu bulunmuştur. Bununla birlikte postpartum depresyon oranı,  gelişmekte olan ülkelerde% 1.9’dan-  % 82.1’e , gelişmiş ülkelerde ise % 5.2’den % 74.0 gibi geniş bir aralıkta değişmektedir. Bu çalışmada doğum sonrası depresyon nedenleri ise doğum öncesi depresyon ve kaygı düzeyi , önceki psikiyatrik hastalık öyküsü , kötü evlilik , stresli yaşam , gebeliğe karşı olumsuz tutum ve sosyal desteğin olmaması ile ilişkilendirilmiştir.

2017 yılında American İndian and Alaska Native Mental Health Research ‘de yayınlanan çalışmada Amerikan Hintli /Alaskalı yerli annelerde 3-24 ay içinde stresli yaşam olayları ve doğum sonrası depresif belirtiler araştırılmış; Partnere bağlı ve travmatik stresli yaşam olayları ile postpartum depresif belirtiler riskindeki artış arasında anlamlı şekilde ilişki bulunmuştur.

2016 yılında yapılan Journal of Central South University ‘de yayınlanan çalışma ise oldukça ilginç; Bu çalışma özellikle çoklu doymamış yağ asitleri, D vitamini ve homosistein dahil birkaç besin maddesinin anormal konsantrasyonunun postpartum popülasyonda, depresyon ile ilişkili olduğuna yönelik kanıtlar gösterilmiştir.

Hormonlar da etkiler

Hormonlar da doğum sonrası depresyon üzerinde önemli rol oynamaktadır. Tüm gebelik süreci boyunca vücuttaki hormon salınımlarında değişiklikler olur. Kiminin salınımı artarken kiminin azaldığı farklı bir dönem gebelik. Bu dönemde her zamankinden daha aktif çalışan hipofiz bezi ise son dönemde artık iflas bayrağını çekebilir. Hatta bazen doğum sancılarını başlatacak kadar bile enerjisi kalmaz. Bunun yanı sıra süt bezlerini de aktive edemez ve süt ya bebeğe yetmeyecek kadar az üretilir ya da hiç olmaz. Bununla birlikte uykusuzluk, cinsel isteksizlik, yorgunluk ve hatta bulantı-kusmalar, soğuğa dayanıksızlık oluşur ve doğum sonrası depresyonun bulguları ortaya çıkar.

Nedeni ne olursa olsun doğum sonrası depresyon mutlaka tedavi edilmelidir. Bu durum hem anneyi hem bebeği hem de aile hayatını olumsuz etkileyen bir süreç yaratır. Ve birçok anne bu sürecin aslında bir depresyon olduğunu ve tedavi edilebileceğini bile bilmez. Peki tedavide neler yapılabilir?

Egzersiz yapın!

En basit yöntem 2017 yılında Birth’da yayınlanan bir çalışmada gösteriliyor aslında. Bu çalışma daha iyi psikolojik düzey ve doğum sonrası depresif belirtileri azaltmak için hamilelik döneminde ve doğum sonrasında yapılan  EGZERSİZİN güvenli bir strateji olduğundan bahsediyor. 2017 yılında Journal of Exercise Rehabilitation’da  yayınlanan başka bir çalışmada  ise  koşu bandında yapılan egzersizin  SEROTONİN seviyesini arttırarak doğum sonrası depresyonu  çok etkili bir şekilde iyileştirdiği yönünde.

Bununla birlikte birkaç küçük dokunuşla doğum sonrası depresyonu tamamen ortadan kaldırmak  da mümkün. Bu dokunuşun adı ise  REFLEKS TERAPİ. Hem kendinizi kuş gibi hissetmenizi sağlayan hem de doğal yollarla doğum sonrası depresyonu  tedavi eden bir yöntem. Bu yöntem ile doğum sonrası depresyon tedavi edilir. Hipofiz bezi tekrar uyarılarak hormon salgısının rejenerasyonu hatta sütü kesilmiş annelerin yeniden sütünün gelmesi bile sağlanabiliyor.

Hayat mucizelerle dolu, ne getireceği hiç belli olmaz. Belki de doğum sonrası hem kendinize hem bebeğinize hem de ailenize yapacağınız en büyük iyilik Refleks Terapi ile tanışmaktır.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kadın Sağlığı

Yaz Hamileliği İçin Öneriler

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Yaz Hamileliği İçin Öneriler

Yazın, güneşin yakıcı etkisi ve havanın çok sıcak olması hamilelik sürecini zorlaştırıyor. Sıcak hava ayrıca terlemeyi arttırarak vücutta su kaybına neden oluyor. Sıcağın yanı sıra havadaki nem hamilelerin nefes alıp vermesini güçleştiriyor. Peki yaz hamileliği için öneriler neler?

Bu dönemde kilo alımı ve gittikçe büyüyen bebek, diyaframın alttan yukarı doğru bir basınç yaratmasına yol açıyor ve bu nedenle akciğer hacmi de azalıyor. Tüm bunların etkisiyle yaz mevsiminde hamilelik sıkıntılı bir süreç gibi görünse de, sanılanın aksine avantajları daha fazla. Kışın hava koşulları yüzünden eve kapanarak geçirilen hamilelik sürecine kıyasla yazın açık havada geçirilen saatler, bol sulu gıdalar ve hamilelikte en faydalı spor olan yürüme ve yüzme alternatifleri bebeğinizi konforlu bir şekilde beklemenizi sağlayabiliyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Funda Öztürk yaz aylarında sağlıklı bir hamilelik geçirmeniz için dikkat etmeniz gereken noktaları anlattı, önemli önerilerde bulundu.

Tatil Öncesinde Mutlaka Doktora Gidin

Hamilelik döneminde tatilden mahrum kalmak zorunda değilsiniz, doğru planlamalar yaparak rahat bir tatil geçirebilirsiniz. Ancak tatil öncesinde hekiminize mutlaka muayene olun ve bir sakınca olup olmadığını öğrenin. Tatilinizi mümkün olduğunca 32. hafta öncesinde planlayın, gideceğiniz yerdeki sağlık imkanlarını da araştırın. Sağlık kuruluşlarına rahatlıkla ulaşamayacağınız yerleri tercih etmeyin. Gıdalar ve hijyeni önemseyin, yanınıza ilaçlarınızı almayı da unutmayın.

Su Tüketimini Artırın

Hamilelik döneminde yeteri kadar sıvı alınamaması durumunda “dehidratasyon” denilen önemli bir sorun gelişiyor. Anne adayının kan basıncı düşüyor, kandaki şeker ve tuz düzeyleri bozuluyor, nabız hızlanıyor ve ilerleyen dönemde bilinç bozulmaya başlıyor. Sıvının yerine konulmaması durumunda da şok tablosuna kadar giden değişimler söz konusu oluyor. Tabi ki bebek de bu durumdan etkileniyor; bebeği saran amniyon sıvısı azalıyor, bebeğin gelişimi yavaşlıyor, hatta durabiliyor. Bu nedenle yaşamsal önem taşıyan su tüketimini hamilelik döneminde 2.5-3 litreye çıkarmayı asla ihmal etmeyin.

Bu Saatlerde Güneşe Çıkmayın

Hamilelikte kandaki düzeyi yükselen östrojen hormonları, cildi güneş ışıklarına karşı daha da hassaslaştırıyor ve bunun sonucunda ciltte lekelenmeler ortaya çıkıyor. Çok daha önemlisi hem annenin hem bebeğin hayatını tehdit edebilen güneş çarpması gelişebiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Funda Öztürk bu nedenle güneş ışınlarının yeryüzüne dik geldiği 11.00 – 17.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarıya çıkmamanız gerektiği uyarısında bulunarak şu önerilerde bulunuyor. “Mutlaka çıkmanız gerekiyorsa cildinize 30 dakika öncesinden yüksek koruma faktörlü güneş koruyucu kremler kullanmalı, güneş altında da uzun süre kalmamalısınız. Geniş kenarlı şapka ve açık renkli, pamuklu keten kumaştan rahat giysiler gibi koruyucu kıyafetleri de ihmal etmeyin. Taze sıkılmış meyve suyu, limonata ve soda gibi bol mineral ile elektrolit içeren içecekler tüketmenizde de fayda var.”

Günde 1 Şişe Soda İçin

Yaz hamileleri beslenme konusunda yine şanslılar. Çünkü doğal ve sağlıklı sebze ile meyveye ulaşmak daha kolay oluyor. Ancak ev dışında geçirdiğimiz zaman fazla olduğu için dışarda daha fazla yemek yiyoruz. Haliyle ishal ve besin zehirlenmeleri gibi tablolar da çok görülüyor. Bu tür sorunlarla karşılaşmamak için dışarıda yediğiniz gıdaların temiz, etlerin de iyi pişmiş olmasına dikkat edin. Balık mevsimi olmadığı için deniz ürünlerinin taze olduğundan emin olun. Su ihtiyacının artmasıyla birlikte mineral ve tuz ihtiyacı da buna paralel olarak artıyor. Bu nedenle hamilelikte tuz alımını kısıtlasanız da, tümüyle kesmeyin. Daha fazla tüketmemek kaydıyla günde 1 şişe soda içmenizde de fayda var.

Bol Bol Yüzün, Yürüyün

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Funda Öztürk yaz mevsiminde bol bol yüzmeyi alışkanlık haline getirmenizi öneriyor. Suyun kaldırma gücü, suda rahat hareket etmenizi sağlayarak bacak ve sırt kaslarınızın güçlenmesine yardımcı oluyor. Ancak yüzerken dikkat etmeniz gereken kurallar var; aşırı efor harcamamak, temiz bir ortamda yüzmek, öğlen saatlerinde değil güneşin daha az etkili olduğu saatleri seçmek ve güneş koruyucu kremler kullanmak gibi.Eğer düzenli yüzme imkanınız yoksa ”yürüyüş” de iyi bir tercih olacaktır. Güneşin etkisinin azaldığı akşam saatlerinde 45 dakika -1 saat boyunca, sizi çok yormayan bir tempoda yürüyüş yapmak sırt ve bacak kaslarını güçlendiriyor, sırt ağrılarını azaltıyor ve bacak damarlarında dolaşıma yardımcı olarak ödem gelişimini azaltmaya yardımcı oluyor.

Uçak Yolculuğunu Tercih Edin

Hamilelik döneminde kısa seyahatler tercih sebebiniz olmalı. Çünkü uzun seyahatlerde çeşitli sağlık sorunları ortaya çıkabiliyor. Uzun seyahatlerde gelişebilecek en önemli problem ise dolaşım bozukluğu ve damar içi pıhtılaşma. Bu nedenle uçak yolculuğunu tercih etmenizde fayda var. Ayrıca uzun seyahatlerde varis çorabı kullanmalı ve imkan varsa sık molalar vermeli, her 2 saatte bir kalkıp dolaşmalısınız.

Klimadan Yararlanın, Ancak…

Hamilelik döneminde klima kullanırken bazı tedbirleri almak çok önemli. Klimaların periyodik bakımları düzenli yapılmalı, bakteri filtreleri kullanılmalı, ortam sıcaklığı aşırı düşük olmamalı ve klimanın kullanıldığı ortamlara belirli aralıklarla temiz hava girmesi sağlanmalı. Solunum yolu enfeksiyonu olan veya astım hastaları anne adayları ise klima kullanımından kaçınmalılar.

Ayaklara Ekstra Özen Gösterin

Hamileliğin 5. ayından itibaren bebeğin anne karnında büyümesi ve kasık bölgesindeki damarlara bası etkisiyle bacak damarlarında dolaşım azalıyor. Bunlar yaz aylarında artan ısının etkisiyle birleşince çoğunlukla ayak, bilek ve bacaklarda ödem gelişebiliyor. Bunu önlemek için rahat ayakkabılar tercih etmeli, bol su içmeli, yürüyüş yapmalı, uzun süre oturmanız gerekiyorsa ayaklarınızı uzatmalı, uyurken ayaklarınızı bir yastıkla yükseltmelisiniz. Ayrıca ayak ve bacaklara masaj uygulaması da fayda sağlıyor.

Hamilelikle ilgili farklı bir yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Kadın Sağlığı

Lohusalık Dönemini Kolaylaştıran Öneriler

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Lohusalık Dönemini Kolaylaştıran Öneriler

Doğanın kadınlara sunduğu muhteşem bir deneyim olan hamileliğin her aşaması son derece önemli. Bu süreç yalnız hamilelikle de kalmıyor, doğum ve doğumdan sonraki 6 haftalık lohusalık dönemini de kapsıyor. Lohusalık dönemini kolaylaştıran öneriler sayesinde bu sürecin kolaylıkla üstesinden gelebilirsiniz.

Bu süre, annenin vücudunun toparlanması, plasentanın çıktığı rahim içindeki yerin iyileşmesi, kanamanın giderek azalarak bitmesi ve annenin hamilelik öncesi haline daha çok yaklaşması anlamına geliyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Emine Özel Taşhan, hamilelik ve doğumun ne kadar olağan ve doğal durumlar olsa da dikkat edilmezse annenin bazı sorunlar yaşayabileceğini belirtiyor. Peki bu döneme neden ayrı bir önem verilmeli? Çünkü hem doğum, hem de doğum sonrasında anne, akciğerine pıhtı gitmesinden ciddi enfeksiyonlara karşı birçok riske karşı açık oluyor. Üstelik, doğum sonrasında sütün tam olarak boşaltılamamasına bağlı sorunlar ya da emzirme hatalarına bağlı, meme ucunda yaralar ortaya çıkabiliyor. Bununla birlikte annenin enerjisinin bebek için de yeterli olması gerektiği gerçeği nedeniyle lohusalık döneminin üstesinden gelmek her zaman çok kolay olmayabiliyor.

Halk arasında da “40’ının çıkması’ denilen bu 6 haftalık dönem içinde dikkat edilmesi gerekenleri Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Emine Özel Taşhan, şöyle sıralıyor…

Her Fırsatta Dinlenin

Günlük işler ve bebeğin bakımı sırasında kendinize dinlenme fırsatları yaratmaya çalışın. Bu dönemde aile büyükleri ya da yakınlarınızdan yardım isteyin. Bebeğiniz uyuduğunda siz de uyumaya çalışın.

Sağlıklı Beslenmeye Dikkat Edin

Beslenmenin hem siz hem bebek için büyük önem taşıdığını unutmayın. Kalorisi yüksek besinler yerine sağlıklı ürünleri tercih edin. Yeterli protein aldığınızdan de emin olun. Ara öğünlerde sağlıklı atıştırmalıkları tüketin. Tam aksine gebelikten kalan fazla kilolardan kurtulmak için acele etmeyin ve bu nedenle eksik beslenmeyin.

Mümkün Olduğunca Egzersiz Yapın

Hareket etmenin kilo kontrolünden depresyondan korunmaya kadar birçok faydası bulunuyor. Ancak ağır kaldırmak, uzun süre ayakta durmak gibi zarar verecek hareketlerden ziyade, bebekle yürüyüşe çıkmak gibi hem bedeninize hem de ruhunuza iyi gelecek egzersizleri tercih edebilirsiniz.

Sütünüzün Yetmeyeceğinden Endişe Etmeyin

Lohusalık döneminde çevrenin baskısıyla şerbetli kalorisi yüksek ürünlerle sütün artırılmaya çalışılmasının hala yapılan en yanlış uygulamalardan birini oluşturduğunu söyleyen Dr. Emine Özel Taşhan, “Doğumun hemen sonrasında hem annenin deneyimsizliği hem de bebeğin tam olarak emme işlemini gerçekleştirememesi nedeniyle daha az süt gelebiliyor. Ancak zaman içinde üretim artıyor. Aslında sütün artırılması suyla ve yeterli protein alımıyla ilgili, özellikle çok kalorili beslenmenin faydası bulunmuyor. Bu nedenle süt üretimi için aşırı miktarda kalori almak gerekmiyor. Günlük olarak önceki dönemlerdeki beslenme düzenine göre 500 kalorilik bir artış hem sizin hem de bebeğin sağlıklı kalmasında yeterli olur. Ayrıca bol miktarda sıvı tüketilmelidir” diyor.

Sıcak Oturma Banyosu Yapın

Normal doğum sonrası perine bölgesinin bakımı, oturma banyoları, hemoroid ve kabızlık gibi sık görülen problemlerin tedavisinin sağlanması ve ağrı kesici ihtiyacının ihmal edilmemesi de önem taşıyor. Bu nedenle antiseptikli oturma banyolarıyla enfeksiyonlardan korunabileceğiniz gibi rahatlama da sağlayabilirsiniz.

Emzirme Eğitimi Alın

Emzirmenin hem bebek hem de anne için vazgeçilmez olduğunu unutmayın. Ancak doğru emzirme için mutlaka gerekli eğitimi alın. Bu sayede meme başı yaraları ya da yanlış oturmaya bağlı postür bozukluklarının da önüne geçebilirsiniz.

Süt ateşine karşı önlem alın: Süt kanallarında genişleme ve ilk haftalarda fazla miktarda süt üretimine bağlı bazen süt ateşi görülebiliyor. Bu durumda gerekirse süt pompası ile göğüsler boşaltılarak rahatlamaya çalışın.

Süt Kanallarını Boşaltın

Bebeğin sık emzirilmesine karşın bu dönem içinde hem süt miktarının fazla olması, hem de bebeğin tamamını boşaltamaması nedeniyle memede sertlikler olabiliyor. Bu duruma karşı önlem alınmazsa enfeksiyon gelişme riski bulunduğu için sütü elle veya pompa yardımı ile boşaltarak depolayabilir, emzirme ya da göğüsleri boşaltma öncesinde ılık duş alabilirsiniz.

Vajinal Akıntı Ve Kanamaya Dikkat Edin

Doğum sonrası 6-8 hafta kadar kanama devam edebiliyor ve bu süre boyunca vajinal ilaçların kullanımı ve cinsel ilişkiden kaçınmak gerekiyor. Ancak kanamanın aşırı olması ya da kokulu bir akıntı enfeksiyona işaret edebileceği için mutlaka hekime bilgi vermek gerekiyor.

Doğum sonrası depresyonunu (baby blues) gözden kaçırmayın: Aşırı yorgunluk ve tükenmeye bağlı ya da yaşanan hormonal değişime paralel olarak doğum sonrası depresyon yaşanabiliyor. İstatistiklere göre bu dönemde annelerin yüzde 70-80’inde lohusalık üzüntüsü denilen durum, yüzde 10-13’ünde ise lohusalık depresyonu görülüyor. Bu durumda annelerin kendilerini çaresiz hissedebildiğini söyleyen Dr. Emine Özel Taşhan, “Sorunun daha da ilerlemesinin ve depresyonun önüne geçmek için sosyal destek çok önem taşıyor. Özellikle bebeğin bakımı sırasında size destek olabilecek birilerinden yardım alın ve mutlaka uzman bir hekimle birlikte çözmeye çalışın” diyor.

Hamilelik sonrası süreçle ilgili bir başka yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Kadın Sağlığı

Hamilelik Öncesi Egzersizin Önemi

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

hamilelik öncesi egzersizin önemi

Hamilelikte en sık görülen şikayetlerden birisi bel ve sırt ağrılarıdır. İşte tam da bu noktada hamilelik öncesi egzersizin önemi ortaya çıkıyor. Gebeliğin yaklaşık 40 hafta olması ve bebeğin büyüdükçe anne adayının ağırlık merkezinin değişmesi bu ağrıların en önemli nedeni. Oysaki hamile kalmadan önce ve hamilelik sırasında yapılacak egzersizler ile bu ağrıların önüne geçmek mümkün. Memorial Wellness Manuel Tıp Uzmanı Dr. Metin Mutlu hamilelikte görülen bel ve sırt ağrılarının manuel terapi ile tedavisi hakkında bilgi verdi, hamilelik öncesi egzersizin önemi konusunu anlattı.

Hamilelikten En Az 6 Ay Önce Egzersizlere Başlanmalı

Hamilelik döneminde bel ve sırt ağrıları % 60 – %80 oranında görülmektedir. Bunun ana sebeplerinden biri fizyolojik ve hormonal olarak kadınların bel ve pelvis bölgesinde meydana gelen hormonal değişikliklerdir. Bel ve pelviste bulunan bağlarda hormonal olarak gevşeme oluşmaktadır. Burada yapılacak ilk iş anne adayına postür duruşunu düzeltmesi hakkında bilgi vermektir. Veya hamile kalacak anne adayının en az 6 ay önceden düzenli olarak fiziksel aktivite yapmaya başlaması ve karın kaslarını ayrıca sırt bölgesinde yer alan ve sırtı kalçaya bağlayan kaslarını kuvvetlendirmesi gerekmektedir. Böylece hamilelik dönemini daha rahat ve ağrısız geçirebilmektedirler.

  1. Aydan 7. Aya Kadar Manuel Terapi Uygulanabiliyor

Hamilelerde manuel terapi uygulaması 3. aydan sonra 4 ile 7. ay arasında yapılabiliyor. Burada “paravertebral” kas bölgesine yumuşak doku manipülasyonu denilen tedavi uygulanmaktadır. O bölgedeki kasları rahatlatmak için kısmi mobilizasyon denilen yöntemle, omur arasındaki eklemler ve kalça kaslarını tutan bağlar rahatlatılmaktadır. Anne adayları bu şekilde ağrılardan kurtularak konforlu bir duruşa sahip olmaktadırlar. Bunun yanında doğru nefes alabilmekte çok önemlidir. Ağrısı olan kişilerin nefes alış-verişleri de bozulur ve iyi nefes alamazlar. Bu ağrılar geçince nefes alabilmek kolaylaşmaktadır. Ayrıca diyafram kasını da çalıştırmak için mutlaka nefes egzersizleri de yapmaları gerekmektedir. Anne adaylarının hamilelik dönemi boyunca dikkat etmeleri gereken durumlar şunlardır;

  • Dimdik ayakta durulmalı, göğüs yüksekte, diyafram kası yukarda olmalıdır.
  • Omuzlar rahat tutulmalıdır.
  • Dizler kesinlikle kilitlenmemelidir.
  • Hamile kadınlara bacak bacak üstüne atması önerilmemektedir.
  • Ayakta dururken ayaklar omuzların açısında açık tutularak durulmalıdır.

Hamile olunca karın kaslarını sıkamayacaklardır, bu da ağırlık dengesini bozmaktadır. Anne adayının ağırlık dengesi bozulduğu için sırttaki kaslar esner ve öne doğru kambur bir duruş görülmektedir. Bu durumu engellemek için duruş eğitimleri verilmektedir.

Yerden çok hafif bir şey bile eğilip kaldırması gerekiyorsa mutlaka dizlerini kırarak çökmesi gerekmektedir.

Nefes Egzersizi De Fiziksel Egzersiz Kadar Gerekli

Eğer anne adayının dayanamayacağı kadar çok ağrısı olursa bel bölgesine kendisini yakmayacak şekilde sıcak su uygulaması yapabilir. Yine anne adayı gece uyurken yatağın yan tarafına yaklaşarak bacakların arasına yastıkla destek vererek yatabilir. Her gün düzenli olarak nefes egzersizi ve fiziksel egzersiz yaparak gebelik dönemini daha rahat ve konforlu şekilde geçirebilmek mümkündür. Burada tabi ki anne adayının fizik tedavi uzmanından ya da jinekoloğunun önerdiği profesyonel bir medikal fitnes uzmanından mutlaka destek alması gerekmektedir.

Hamilelikle ilgili bir başka yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.