Sosyal Medya

Beslenme

Hamilelik Döneminde Beslenme

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,
Hamilelik Döneminde Beslenme

İnsanlar hazır meyve suyu tüketerek sağlıklı beslendiğini düşünüyor. Fakat bunlar kan şekerini aniden yükseltebildiğinden hamilelikte tüketilmemeli.

Sağlıklı yaşam tarzını benimsemek hayatın her sürecinde gerekli bir durum. Fakat öyle bir dönem var ki sağlıklı yaşam tarzını benimsemek, bir yerine birden fazla hayatı olumlu yönde etkiliyor. Evet, hamilelik dönemi! Sağlıklı bir hamilelik dönemi için, birtakım alışkanlıklarınıza veda etmeli ve sağlıklı bir yaşam planı oluşturmalısınız. Hamilelik, kadın vücudunun pek çok farklı hormona ve değişikliklere adaptasyon gösterdiği fizyolojik bir süreç. Bu değişikliklere rağmen aslında vücudun temel ihtiyaçları ve çevresel değişikliklere verdiği yanıt ise pek değişken değil. Bugünkü yazımda bu döneme adapte olabilmek adına hamilelik döneminde beslenme hakkında konuşacağım…

SAĞLIKLI YAŞAM PLANI OLUŞTURUN

Yapılan araştırmalar, gebeliklerin yaklaşık yüzde 50’sinin plansız gerçekleştiğini gösteriyor. Hiç beklemediği bir anda hamile kaldığını öğrenen biri için bu dönemi sağlıklı geçirmek, planlı gebelik yaşayan birine göre çok daha zor. Uzmanlar, tedbirli davranmaktan yana. Doğurganlık yaşınızdaysanız ve güvenli bir doğum kontrol yöntemi kullanmıyorsanız, her an hamile kalabilirsiniz demektir. Bu gruptaki kadınlar, sağlıklı bir yaşam planı oluşturmalı ve buna uymalıdır. Böylece plansız bir hamilelikle karşılaşıldığında bu dönemi sağlıklı geçirmek hem anne, hem de bebek için mümkün olabilir. Sağlıklı yaşam planı, sandığınız gibi diyet listelerine uymak ya da düzenli egzersiz yapmak demek değildir.
Sağlıklı yaşam planı, çevresel etkilerin zararlarından kurtulmak üzere oluşturulacak bir yaşam planıdır.

GEBELİKTE SİGARA KULLANIMI RİSKLİ Mİ?

Bir gebe asla sigara içmemeli. Hem kendisi, hem de bebeği için…
Yapılan araştırmalar, sigara içicisi olan annelerin daha sık erken doğum yaptığını göstermiştir.
Yani sigara içen bir anne, belki çok daha önce doğum yapacak ve henüz dünyaya adapte olmamış bir bebek doğuracaktır.
Erken doğan bu bebeğin solunum sıkıntısı, beslenme ve daha pek çok problemi olacaktır. Bu yüzden anne adayından sigara içiyorsa bırakması, bırakamıyorsa en azından sigara adedini azaltması ve pasif olarak sigara dumanına maruziyetini dahi önlemesi beklenmektedir. Yani ilk yapmanız gereken, varsa zararlı alışkanlıklarınızı terk etmektir.
Sigara ve alkol kullanımı bunların başında gelirken, kullandığınız ilaçların bir kısmına da veda etmeniz gerekir. Sigara kullanımı, bireysel tüketiminiz dışında da size zarar verebilir. Eminim hepiniz, sigara dumanında yüzlerce zararlı kimyasal bulunduğunu ve bu kimyasalların kansere sebep olduğunu biliyorsunuz. Bu sebeple sadece sigara içmemeniz yetmez; içilen ortamlardan da uzaklaşmanız gerekir.
Özellikle plansız gebe kalan kadınlar, hamilelik döneminde bebeklerini gerçek anlamda hissedemediklerinden korunmak için gerekli gayreti sarf etmekte yetersiz kalıyorlar. Oysa yüzlerce toksik madde barındıran sigara dumanı, solunduğunda kana karışır. Böylece kan yoluyla beslenen bebek, sigara dumanının zararlı etkilerine maruz kalır.

YORULMAK VE STRES TEHLİKELİ Mİ?

Stres, gebelikte ayrı ele alınması gereken bir durumdur. Gebelik fizyolojisi içerisinde artan hormon düzeylerine adaptasyon; anne adayının daha hassas olduğu, modunun daha değişkenlik gösterdiği bir dönemdir. Anne adayı kolay sinirlenebilir çünkü gebeliği ile ilgili gelecek kaygıları vardır. Tetkiklerinde basit bir problemin yaşanması bile hem kendisinin, hem de onun yanındakilerin moralini olumsuz etkileyebilir. Kolay kırılganlaşabilir, ağlayabilir, sebebini bilemediği bir kaygısı olabilir.
Bu, desteğe en fazla ihtiyacının olduğu dönemdir.
Stres; annenin kendi bakımını azaltmasına, tedavisini aksatmasına, olumsuz koşullarda gereksiz yere kendini suçlamasına sebep olabilir. Bütün bu sebepler nedeniyle aslında kendisi ve ailesi için zevk duyacağı bir dönemde tatsızlıklar nedeniyle anne olabilmenin mutluluğunu hissedemeyebilir.

KONSERVEDEN UZAK DURUN

Hazır gıdalar tüketilebilir mi?
Sağlıklı beslenmede doğru bilinen aslında birçok hata var. İnsanlar hazır meyve suyu tüketerek sağlıklı beslendiğini düşünüyor. Fakat meyve suyunun vücuda etkisi hakkında bir fikriniz olsa, bu düşüncenizi gözden geçirmek isteyebilirsiniz.
Hazır meyve suları, içerdikleri farklı kimyasallar ve şeker ile kan şekerini aniden yükseltebiliyor. Özellikle gebelik döneminde hazır meyve suları tüketmemekte fayda var. Yine gebelerin dikkat etmesi gereken bir diğer konu, hazır ve dondurulmuş gıdalardır. Bu maddeler örneğin konserveler, hazır yiyecekler ve diğer kutu konserveler tazeliklerini korumak için bazı koruyucu maddeler içermektedirler.
Bu maddelerin aşırı tüketimi gebelik üzerine olumsuz etki gösterecektir.

HIZLI VEYA UZUN SÜRELİ YÜRÜYÜŞ YAPILABİLİR Mİ?

Yürüyüş yapmak, yüzmek, merdiven çıkmak gibi aktiviteler yapılırken tempolu olmamasına dikkat edilmelidir. Anne adayları yorgunluk hissetmemelidir. Yorgunluk hissettirecek hızda tempolu aktiviteler, rahime giden kan akımının azalmasına sebep olur. Bunun sebebi, annenin yoğun egzersiz sırasında artan oksijen ihtiyacıdır. Kan bu durumda annenin yaşamsal diğer organlarına doğru gidecek ve rahime yani bebeğe giden kan miktarını azaltacaktır. Bu durumda bebeğe giden kan akımı ve oksijen miktarı azalır. Ayrıca gebeliğin ilk üç ayında ve son üç ayında üç kattan daha yüksek binalara merdiven ile çıkmak risk yaratabilir. Eğer düşük riski yoksa, çoğul gebelik değilse, erken doğum ihtimali yoksa; merdiven çıkıp inmenin ciddi bir yan tesiri olmaz.

HAMİLELİK ÖNCESİ HANGİ VİTAMİNLER KULLANILMALI?

Gebelik oluşmadan önce folik asit mutlaka kullanılmalıdır. Bu vitaminin eksikliği nöral tüp defekti dediğimiz bebeğin beyin dokusunun gelişimi ile alakalı oluşan bozukluklara neden olur. Bu nedenle gebe kalmadan önce en az üç ay folik asit alımı önerilmektedir.

İLAÇ KULLANIMINDA NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

Gebeliğin herhangi bir döneminde, herhangi bir nedenle ilaç kullanmadan önce mutlaka doktorunuzun görüşü alınmalı ve onun onayı olmadan ilaç kullanılmamalıdır. Gebelikte tıbbi durum ya da yakınmalar için gerektirmedikçe ilaç kullanmamak ve kullanılacak ilaçları mutlaka doktor önerisiyle kullanmak gerekir. Hemen her tıbbi durum için gebelikte kullanıma uygun bir ilaç vardır. Gebelikte fark edilmeden ilaç kullanıldığında ya da ilaç kullanımı gerektiğinde mutlaka hekim ile temasa geçilmeli, ilacın içeriği saptandıktan sonra bu kategorilere göre sınıflanmış kitaplardan uygunluğu tespit edilmelidir.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Konuyla ilgili bir başka yazımızı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Beslenme

Oruç Tutmanın Sağlıklı Yolları

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

oruç tutmanın sağlıklı yolları

Bu yazımızda bedeni ve kalbi yormadan oruç tutmanın sağlıklı yolları hakkında konuşuyoruz. Nasıl ki günün en önemli öğünü kahvaltı ise orucun önemli öğünü ise sahurdur. Sahur öğününü düzgün bir şekilde yaptığımız takdirde herhangi bir sağlık sorunu yaşamadan oruç tutmak mümkün.

11 ayın sultanı Ramazan sonunda geldi çattı. İçinde bulunduğumuz uzun ve sıcak yaz günlerinde oruç tutmak elbette zor. Fakat doğru beslenerek, imsak ile iftar arasındaki yaklaşık 17 saatlik süreyi kolaylıkla geçirmek mümkün. Bilim adamları tarafından oruç tutmanın sağlığa faydaları detaylı bir şekilde araştırılmakta. Bu araştırmalar sonucunda ise orucun sayısız faydalarıyla karşılaşıyoruz. Oruç tutarken beslenme düzenimizin değiştiği ise yadsınamaz bir gerçek. Özelliklerinde bu yaz günlerinde oruç tutuyorsak, sadece iki öğün ile sınırlı soframızı doğru gıdalar ile doldurmamız gerekiyor. Bu bilinç ile donatılan sofralar sayesinde hem orucun faydalarından maksimum ölçüde faydalanabilirsiniz, hem de acıkmadan oruç tutabilirsiniz.

İFTARDA VE SAHURDA YOĞURT YİYİN

1- Oruç tutarken ne kadar kiloluysanız o kadar su tüketin:

Su ihtiyacının daha da arttığı bu dönemde halsizlik, baş dönmesi, dikkat dağınıklığı gibi etkileri önleyebilmek için iftarla sahur arasında kişiden kişiye değişen, fakat ortalama 2-2.5 litre olan su ihtiyacını mutlaka karşılamak gerekir.
Ayrıca uzun boylu ve aşırı kiloluysanız, normale oranla daha da çok su tüketmelisiniz.

2- Son anda 1 litre su içmeyin:

Oruç tutarken su alabileceğiniz zaman kısıtlı olsa da, tüketilen toplam sıvının zamana yayılması gerekir.
Dolayısıyla son anda ‘1 litre su içeyim, bana yeter’ demek sakıncalı olacaktır. Bu şekilde tüketilen sıvı hemen idrara dönüştürülür ve gün boyunca ihtiyacınız olacak sıvı rezervini tehlikeye sokar.

3- Düzgün bir sahur ile 18 saat süreyle oruç tutabilirsiniz:

Tuzlu, yağlı ve unlu gıdalardan uzak durmak, gün içindeki su isteğinizi azaltacaktır.
Bu beslenme şekli, normal zamanlarda da uymanız gereken bir sistemi ifade eder. Sahuru, kahvaltı gibi düşünebilirsiniz.
Besin kalitesi yüksek yumurta, peynir, kepekli ekmek tüketmek; midede sindirimleri geç olduğundan açlık hissinizi azaltacaktır. Bu gruba bir porsiyon ölçüsünde yağlı tohumlar (fındık, ceviz, badem vb.) da ekleyebilirsiniz. Bu besinler de tok kalmanıza yardımcı olacaktır.
Özellikle sahurda bir kase yoğurt yemenizi de şiddetle tavsiye ediyorum.
Yoğurt, adeta mucizevi bir besindir ve faydaları hakkında kaleme aldığım yazıma arşivden ulaşabilirsiniz.

4- İftarda 45 dakika ara verin ve tatlıyı iftar mönünüzden çıkarın, pide tüketimine dikkat edin:

Karbonhidratlar yani nişastalı tüm gıdalar, hızlı tokluğa ve erken açlığa sebep olur. Ramazan ayında dengeyi iyi korumak kaydı ile uzun dönem tokluk hissi oluşturan proteinden zengin beslenmek çok önemli. Süt ve süt ürünleri başta olmak üzere, et ve diğer proteinli gıdaları tüketin. İftarı; bir kase yoğurt, bir kase çorba, belki biraz süt ile geçiştirip en az 30-45 dakika ara verdikten sonra normal yemek ihtiyacınızı karşılayın.
Fazla tuzlu ve baharatlı gıdalardan, kızartmadan uzak durun. Bu gıdalar, aşırı derecede susamanıza sebep olacaktır. Süt ürünleri sindirim sisteminizi rahatlatır, tok tutar ve daha az susatır.

İftarda ve sahurda birer kase olmak üzere iki porsiyon yoğurt yemenizi şiddetle öneririm. Bu; bedeninizi oruca göre programlar, ayrıca susuzluğu önler ve bağırsaklarınızın daha sağlıklı olmasını sağlar. Uzun süreli açlık, bağırsak sisteminde duraksama veya yavaşlamaya sebep olur, içindeki dışkı akımı azalan bağırsaklarda bakteri yükü artar ve bu bakteriler, hastalıklara sebep olabilir.
Bunu da en iyi dengeleyen gıda yoğurttur.
Ramazan ayında yediğiniz tatlılar, zaten oruç tutmanız sebebiyle dengede durmakta zorlanan sistemde ani kan şekeri yükselmeleri ile hormon dengenizin de bozulmasına sebep olur. Tatlı, Ramazan ayında kilo almanıza sebep olmanın dışında bir de yorgunluk kaynağıdır.

5- Kuru meyve tüketin:

Besin tüketiminin azalmasına bağlı olarak karşılaşılan kabızlık sorununu önlemek adına sahurda ve iftarla sahur arasında yapacağınız ara öğünlerde kuru meyve ya da meyve tercih edebilirsiniz.
Su da bu süreçte önemli besin öğelerinden biridir. Liften zengin beslenmek, bağırsak sisteminin düzenli çalışması için son derece önemlidir. Bu sebeple sahur ve iftar öğünlerine liften zengin gıdaları eklemelisiniz.

HASTALAR DİKKAT! 

 Tip 1 diyabeti, hamilelik diyabeti ve akut hastalığı olan diyabet hastaları oruç tutamaz. 
 İleri düzeyde kalp, böbrek ve karaciğer yetmezliği olan ve bu organların fonksiyonlarını idame ettirmek için tanımlanmış bir diyet ve ilaç kullanmak zorunda olan hastalar oruç tutamaz. 
 Uzun süren açlıkta kan şekerini normal sınırlarda tutmak için vücuttaki enerji kaynaklarındanglukoz dönüşümünü sağlayan sistemlerin çalışmadığı ya da yetersiz çalışması nedeniyle hipoglisemi gelişen hastalığı olanlar oruç tutamaz. 
 Ateşli enfeksiyon hastalığı olanlar ve hastalığı/ateşi kontrol etmek için günde iki defadan fazla ilaç kullanmak durumunda olan hastalar oruç tutamaz. 
 Ameliyat veya ilaç tedavileri ile şifa sağlanmış olan kanser hastaları, doktorlarının uygun görmesi ile oruç tutabilir ancak tedavi süreci devam eden ve ilerlemiş kanser hastaları oruç tutmamalı. 
 Yüksek ateşli hastalık geçirenler, ateş kontrol altına alınana kadar oruç tutmamalı. 
 Tansiyon düşüklüğüne bağlı baş dönmesi, denge bozukluğu, düşme riski olan hastaların tansiyonları normalleşene kadar oruç tutmaması gerekir. 
 İleri derece KOAH hastalarının günde iki defadan fazla nefes rahatlatıcı ilaç kullanıyorlarsa oruç tutmamaları gerekir.

REFLÜ VE ÜLSER HASTALARI ORUÇ TUTABİLİR Mİ?

MIDE hastalığı olanlar, oruç tutarken mutlaka bir hekimden görüş almalı. Özellikle reflü gibi hayat kalitesini düşüren bir rahatsızlığınız varsa, iki kez dikkatli olmalısınız. Reflü hastalığının dört farklı evresi vardır. Yemek borusunun alt ucunda aside bağlı hasarlanma olup olmadığı ve bu hasarın derecesi, hastalığın aşamasını belirlemede en önemli faktördür. Reflünün en ağır evresi, D evresidir. A evresi ise en hafif aşamadır ve bu tip reflüsü olanlar, kolaylıkla oruç tutabilirler. Reflü hastalarının az miktarda ve sık beslenmeleri tavsiye edilir. Oysa Ramazan orucunda, öğün sayısı sadece ikiye düşüyor ve her ikisinde de çok fazla yemek yeniyor. Aşaması oruç tutmasına engel olmayan reflü hastaları, sahurun ardından hemen uykuya geçmemeli; hafif reflüsü olanlar en az iki, ağır reflüsü olanlar ise en az üç saat beklemeliler. Ülser şikayeti olanların, Ramazan ayından önce mutlaka hekime başvurmalarını öneriyoruz. Ülser hastaları, günde en az bir kez mide koruyucu ilaç kullanmak zorunda. Aksi taktirde ülser hastalığı ilerleyebilir ve ciddi problemlere neden olabilir. Ancak bu durum oruç tutmaya engel değildir. İlaç alım saatlerinin düzenlenmesi (sahur ve iftarda almak gibi), oruç tutmayı mümkün kılabilir.

KİMLER ORUÇ TUTAMAZ?

 Şeker hastaları (diyabetliler)
 Kalp yetmezliği olanlar
 Kemoterapi alan hastalar
 Ağır kansızlığı olanlar
 Ağır karaciğer hastaları
 Böbrek yetmezliği olanlar
 Pankreatiti olanlar
 Aktif mide veya oniki parmak ülseri olanlar
 Midesi ameliyatla küçültülen hastalar
 İshali olanlar

www.sabah.com.tr’de yazımızın orjinal halini bulabilirsiniz. Okumak için tıklayın.

Devamını Oku...

Beslenme

Lif Zengini Besinler

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

lif zengini besinler

Bağırsaklarınızda biriken faydasız artıklardan kurtulmanın yolu, lif zengini besinler ile beslenmekten geçer. Bir bardak avokado, 10.1 gram lif içeriği ile kalp sağlığını korumaya yardımcıdır.

Sağlığımızı korumak ve daha iyi hale getirmek için öncelikle markette yaptığımız alışverişlerde satın aldığımız besinlere dikkat etmemiz gerekir. Çünkü sağlıklı yaşamın olmazsa olmazlarından biri doğru beslenmektir. Bu yazımda sağlıklı yaşam için bir alışveriş listesi hazırladım. Bilimsel araştırmalara dayanan bu listemize bir göz atalım…

ATIKLARDAN KURTULURSUNUZ

Festivalde de söyleşi konularından birisi olan sağlıklı beslenmeye her daim dikkat etmeniz gerekli. Sağlıklı beslenmek istiyorsanız her fırsatta söylediğim bir şey var ki oda liften zengin beslenmeniz. Yüksek lifli besinler tüketmek sizi daha uzun süre tok tutar, sindiriminizi düzenler, kolon sağlığınızı artırır. Bu faydalarının yanı sıra yüksek lifli gıdalar tüketilmesi; kanserden kalp hastalığına, kabızlıktan bağırsak sağlığına, karaciğer yağlanmasından obeziteye, kalp sağlığından şeker dengesinin sağlanmasına kadar birçok konuda size yardımcı olacaktır. Bu nedenle yüksek lifli gıdalarla dolu bir beslenme programına sahip olmanız oldukça önemli.

Çoğu kişi lifin bağırsak sağlığında önemli rol oynadığını bilir. Bağırsaklarınızda biriken faydasız artıklardan kurtulmanın yolu, lif ağırlıklı beslenmekten geçer. Lif; sistemde adeta su vazifesi görerek, bağırsaklarınızın olması gerektiği şekilde boşalmasına yardımcı olur. Liften zengin beslenmek, sindirim sisteminizin sağlığı için altın değerindedir. Lif, midemizin açlık hormonu olarak bilinen ghrelini bastırır. Daha fazla lif tüketmeniz öğünler arasında daha uzun süre tok kalacağınız anlamına gelir. Lif, aynı zamanda kan şekerinizi sabit tutar, böylece yağ depolama hormonu olan insülin kontrolden çıkmaz. Eğer yüksek lifli gıdalardan oluşan bir akşam yemeği yerseniz; sadece yemeğinizden daha az yağ depolamanızı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda bir saat sonra ortaya çıkacak olan şeker alma isteğinizi de düşürürsünüz. Bu önerime bir de düşük karbonhidratlı gıdaları tüketmenizi ekleyebilirim. İşte önerilerim:

TAVUK

Tavuk, yağsız protein için iyi bir besindir. Ayrıca, B vitaminleri ve selenyum ile doludur. Kemiksiz, derisiz tavuk göğsünün yarısı sıfır gram karbonhidrat içerir.

AVOKADO

Lif zengini besinler denince akla gelen isimlerden biri avokado.Bardak başına 10.1 gram lif içerir. Avokadoların lif içeriği, türüne bağlı olarak değişir. Parlak yeşil, pürüzsüz yüzeyli avokadolar (Florida avokadosu) ile daha küçük ve daha koyu olan (California avokadosu) arasında lif içeriği açısından farklılık vardır. Florida avokadosu, California avokadosundan önemli ölçüde daha çözünmez bir life sahiptir. Lifin yanı sıra avokado, kolesterolü düşürmeye ve kalp rahatsızlığı riskini azaltmaya yardımcı olan sağlıklı yağlarla doludur. Aynı zamanda avokadonun bir porsiyonunda günlük folat değerinizin yüzde 10’unu, günlük B5 vitamini değerinizin yüzde 15’ini bulabilirsiniz. Ayrıca avokado tüketerek sadece yüzde 3.9 gram karbonhidrat almış olursunuz.

KINOA

Bir fincan kinoa, 5 gram lif içerir. Kinoa; demir, B6 vitamini, potasyum ve magnezyum gibi diğer gerekli besin maddeleri açısından da yüksektir.

HİNDİSTAN CEVİZİ

Hındıstan cevizinin adını her geçen gün daha fazla duyar olduk. Bir bardak Hindistan cevizinin toplam lif oranı 7.2 gramdır. Hindistan cevizinde düşük glisemik indeks vardır ve diyetinize dahil edilmesi oldukça kolaydır.

BRÜKSEL LAHANASI

Topraksız sebzelerden biri olan Brüksel lahanası, yüksek lifli gıdalardan biridir. Bir bardakta toplam lif oranı 4 gramdır. Antioksidanlar ve anti-inflamatuar özellikleri açısından zengin olan Brüksel lahanası, sağlıklı detoksları destekler ve bazı kanser türlerinin riskini azaltabilir.

SOMON

Somon; yağsız protein, omega-3 yağ asitleri ve B vitaminlerinin kaynağıdır. Araştırmalara göre, bir porsiyon somonda sıfır karbonhidrat vardır.

ENGİNAR

Orta boy enginarda toplam lif oranı 10.3 gramdır. Enginar, Amerikan Tarım Bakanlığı’nın antioksidan zengini yiyecekler listesinde yedi numarada yer alıyor. Enginar ayrıca karaciğerdeki öd salgısı akışını artırarak yüksek yağ oranına sahip öğünlerinizi sindirmeye ve kolesterolü düşürmeye yardımcı olur. Enginar, içerdiği yüksek lif oranıyla kadınlar için önerilen günlük lif alımının neredeyse yarısını, erkeklerde ise üçte birini içerir.

YAĞSIZ PROTEIN KAYNAKLARIDIR İNCIR

Bir kap incir 14 gram lif içerir. İncir, zengin bir antioksidan kaynağıdır ve eskiden kabızlık sorununu gidermek için önerilirdi. Kurutulmuş incir ve taze incir iyi bir lif kaynağıdır. Lifin faydalarına ek olarak daha düşük kan basıncı sağlar ve sarı nokta hastalığına karşı da korur.

KARPUZ

Toplumda bilinenin aksine, karpuz çok fazla şekerli bir meyve değildir. A ve C vitaminleri, potasyum ve magnezyum için iyi bir kaynaktır. Bir bardak doğranmış karpuz, 11.5 gram karbonhidrat ve 0.6 gram lif içerir.

YUMURTA

Yumurtalar yüksek kaliteli proteinin en iyi ve ucuz kaynağıdır. B vitaminleri, D vitamini, selenyum ve çinko açısından zengindir. Büyük bir bütün yumurta, yaklaşık 0.36 gram karbonhidrat içerir.

Konuyla ilgili bir başka yazımızı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Beslenme

Organik Beslenme Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Organik beslenme

Ailemize yüksek kalitede ve sağlıklı yiyecekler sunmamızın en önemli yolu organik gıdaları tercih etmekten geçiyor.

Organik beslenme, sağlıklı yaşam söz konusu olunca akla gelen ilk şeylerden biri. Peki sağlıklı yaşam ile ilişkilendirilen bu popüler beslenme biçiminin gerçekten sağlıklı yaşam ile ilgisi var mı? Bu haftaki yazım bana da her fırsatta sorulan konulardan birisi olan organik beslenme ile ilgili…

PARLAK OLMALARI İYİ DEĞİL!

Festivalde de söyleşi konularından birisi olan sağlıklı beslenmeye her daim dikkat etmeniz gerekli. Üstelik gün geçtikçe artan hastalıklar, çevre kirliliği ve bazı gıda maddelerinin zararlarıyla ilgili duyduğumuz ve okuduğumuz birçok haber kafamızı karıştırıyor. Durum tam da böyleyken organik gıda konusu her daim gündemden düşmüyor. Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, günümüzde ailemize yüksek kalitede yiyecekler sunmamızın en önemli yolu organik gıdaları tercih etmekten geçiyor.

Organik olmayan ürünleri hiç tercih etmemeli miyiz?

Bu konu hakkındaki araştırmalar uzun yıllardır sürüyor. Araştırmalar bir kenara dursun, net olan bir şey varsa o da doğru meyve ve sebzeleri organik seçiyorsanız, vücut sağlığınız için büyük bir adım atmışsınız demektir. Herhangi bir markette meyve sebze bölümünü gezdiğinizde ne görüyorsunuz? Durun, ben söyleyeyim; parlak, pürüzsüz, rengarenk meyve ve sebzeler. Raflarda muhteşem göründüklerinin farkındayım ama olması gereken bu değil. Çünkü bitkiler de insanlar gibi, doğal kusurlara sahiptir. Bitki dünyasında, bizlerin kullandığı güzellik ürünlerine eşdeğer olan şey; çiftçilerin böcekleri, yabani otları, mantar saldırılarını ve çürümeyi önlemek için kullandığı onlarca kimyasal maddedir. Saldırılara karşı savunmasız olan bitkiler daha fazla kimyasal ilaca ihtiyaç duyarlar. Bazılarıysa doğuştan şanslıdır. Onlar kimyasallardan etkilenmez.

DAHA AZ KİMYASAL İÇERİRLER

İngiliz Beslenme Dergisi’ndeki son meta analizine göre, organik meyve ve sebzeler genel sağlığınızı önemli ölçüde olumlu etkiler. Çünkü organik besinler daha fazla antioksidan, daha az kimyasal madde içerir. Organik beslenmek gibi akıllı yaşam tarzı seçimleri, modern yaşamın ve günümüz hayatının tüm stres ve gerginliğiyle baş etmenin en iyi yoludur.

Neden organik gıdayı tercih edelim?

Organik gıdalar beslenme tarzımızda yeni bir eğilim oluşturmuştur. Organik gıdalar, sorumlu birer tüketici olan bizlerin tüketilen gıdaların içeriği konusunda bilinçlenmesine katkıda bulunur. Organik meyve ve sebzeler çok sıkı denetimlerden geçerek üretilmektedir. Bu durum da bizi organik gıda tüketimine iten en önemli nedenlerden biri olmuştur. Organik et satmak amacıyla beslenen hayvanların bulunduğu otlaklarda zirai ilaçlar ve diğer kimyasal spreyler kullanılmaz. Organik yem ve yiyeceklerle beslenen hayvanların etleri de sağlıklı olur.

ALIŞVERİŞ LİSTESİ HAZIRLAYIN

Doğru alışveriş yapmanın ilk ve altın kuralı, ihtiyaç listesi hazırlamaktır. Markete gittiğiniz andan itibaren listenize odaklanmanız, ihtiyacınız olmayan şeyleri almanızın önüne geçer. Eğer sadece yiyecek alışverişi yapacaksanız, hazırlayacağınız listede besin piramidine dikkat edin. Meyveler, sebzeler, tam tahıllılar, süt, et, balık ve baklagiller listenizde muhakkak yer almalıdır. Sağlıksız atıştırmalıklara ve benzer ürünlere kesinlikle listenizde yer vermeyin. Daha önce, tüm marketlerin giriş kapılarının sağda olduğunu ve marketi dolaşırken saat yönünün tersine hareket ettiğinizi fark ettiniz mi? Alışveriş yaparken saat yönünün tersine hareket etmenin etkilerini araştıran bilim adamları, son derece ilginç bir neticeye varmışlar. Araştırmanın sonucuna göre; saat yönünü takip ederek alışveriş yaptığınızda, sadece ihtiyacınız olan şeyleri alıyorsunuz! Saat yönünün tersine hareket ettiğinizdeyse, orta koridorlara dizilmiş ve birçoğu sağlıksız yiyeceklerle dolu sepetlere karşı koyamıyorsunuz. Düzeni tersine çevirmek, odaklanmanızı güçleştirerek ihtiyaç dışında ve dikkatsiz alışveriş yapmanıza sebep oluyor. Market ziyaretinde, sağ kapıdan girmiş olsanız da alışverişe soldan başlayın.

AÇ KARNINA ALIŞVERİŞE ÇIKMAYIN

Bir diğer altın kural ise, aç karnına alışverişe çıkmamaktır. Eğer açsanız, midenizin arzuları, beyninizin emirlerinin önüne geçer. Bu gibi durumlarda da sağlıklı yiyecekler, sebze ve meyveler; almayı isteyeceğiniz son şeyler olacaktır. Bu nedenle karnınızı doyurup markete gidin ve listenize sadık kalarak alışveriş yapın.

MEYVE-SEBZE ALIRKEN DİKKAT!

Markete girer girmez sizi ilk karşılayan reyon; meyve, sebzelerin dizildiği raflardır. Bu reyonların bazıları içeride, bazıları hemen kapının önünde yani sokakta yer alırlar. Sokakta olanlardan mutlaka uzak durun. Eminim sokak tozu, egzoz dumanı ve benzer kirlere bulanan bu gıda maddelerini evinize götürmek istemezsiniz. Siz, marketin içine kurulan manav reyonlarından alışveriş yapın. Manav alışverişinizi yaparken, tezgahtara danışmayı kesinlikle ihmal etmeyin. Unutmayın onlar, tüm reyona hakim tek kişidirler. Sebze ve meyvelerinizi pazardan almaktansa marketten alıyor olmak, alacaklarınızı dokunarak seçme imkanını verdiğinden, en doğru alışverişi yapmanızı sağlar. İhtiyaç listenizi hazırlarken, sebze ve meyvelerin isimlerinin yanında mutlaka adet de yazın. Böylece ihtiyacınızdan fazlasını almamış olursunuz.

Orjinalini www.sabah.com.tr’den bulabileceğiniz yazımı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.