Sosyal Medya

Beslenme

Günde 10 Zeytin ve 4 Yemek Kaşığı Zeytinyağı Tüketin

Yayınlanma:

,

Kanserden kalp-damar hastalıklarına, cilt bakımından kozmetiğe kadar her alanda kullanılan zeytin ve zeytinyağını abartmadan tüketmeniz sağlığınız için çok önemli

En eski zeytin ağaçlarının Türkiye’de olduğunu biliyor muydunuz? Benim edindiğim bilgi bu yönde. Akdeniz medeniyetlerindeki zeytin ağacı etkisi, 4 bin yıldan fazla süredir devam ediyor. Bunca yıl boyunca insanlar, zeytini gıda olarak tüketmenin dışında tedavi amaçlı ve krem içeriği olarak da kullanmışlar.
Elbette zeytin sadece Türkiye’de yetiştirilmiyor, Akdeniz kıyıları zeytin ağaçlarıyla kaplı desek yanılmış olmayız. Suriye’den Tunus’a, Yunanistan’dan İtalya’ya, Girit’ten İspanya’ya kadar pek çok yerde 4 bin yıldan fazla süredir zeytin yetiştiriliyor.

ZEYTİN AĞAÇLARININ MUCİZESİ
Tutankamon’un mezarında zeytin ağacı yapraklarının bulunduğunu öğrendiğimde oldukça şaşırdım. Antik Yunan’da Hipokrat zeytinyağını ‘büyük terapötik’ olarak tanımlamış. Aynı dönemlerde zeytinyağı, kadınlar tarafından kozmetik nedenlerle de kullanılıyormuş. Antik Yunan kadınları, zeytin yağını banyodan sonra cilt ve saçlarına uygulayarak kalıcı ve hoş bir koku elde ediyorlarmış. Ayrıca zeytinyağını, sönmüş köz ile karıştırarak göz farı da elde ediyorlarmış.
Tarih boyunca zeytin ağacı ya da yaprağı Akdeniz insanı için barış, zafer ve dayanıklılık simgesi olarak görülmüş. Bu simge; birlik, yaşama (dayanma) gücü ve sağlık duygularını uyandırıyor. Dinler tarihine bakıldığında zeytin ağacı dal ve yapraklarının iman ve arınma anlamında güçlü figürler olarak kullanıldığını da görürüz. Dahası dini ritüellerde zeytin dalının tanrıya sunulduğunu gösteren arşiv bilgilerine rastlamak da mümkün.
Zeytin ağaçlarında bir mucize olduğu kesin. Antik Yunan’da zeytinyağı, kral ve atletlere masaj yapmak için kullanılan oldukça pahalı bir yağ imiş. Yunanlılar kurutulmuş dalları, olimpiyat oyunlarının sembolü haline gelen, ‘ebedi alev’ olarak da bilinen tapınakların kutsal lambalarında yakmak için kullanmışlar.

AKDENİZ DİYETİNİN SIRRI
Günümüzde dünya topraklarının yaklaşık 10 milyon hektarında zeytin ağacı dikili; buna benim bahçemdekiler de dahil. Zeytin ağacı Türkiye orijinli olmasına rağmen, İspanya her yıl 6 milyon tondan fazla zeytin üreterek dünyanın en büyük üreticisidir. İkincilik, yılda 3.5 milyon tonla İtalya’ya, üçüncülük ise yılda 2.5 milyon tonla Yunanistan’a ait.
1950’li yıllarda Minnesota Üniversitesi’nde görev yapan Angels Keys, Akdeniz coğrafyasında özel bir şeyler olduğunu fark etti ve Yunan adaları, İtalya, Yugoslavya, Hollanda, Finlandiya, Japonya ve ABD’de yaşayan 12 milyon erkeğin beslenme alışkanlıkları ve bu ülkelerde görülen kardiyovasküler hastalıklar arasındaki korelasyonu 20 yıl boyunca inceleyerek elde ettiği verilerden bir araştırma yayınladı. Sonuçlar, Yunan adalarında ikamet eden kişilerin yüksek miktarda yağ tüketmesine rağmen koroner kalp hastalığına yakalanmadığını ve yaşam beklentilerinin daha uzun olduğunu gösterdi. Keys, sağlığı bölgesel yeme alışkanlığıyla ilişkilendiren ilk araştırmacıydı ve ‘Akdeniz diyeti’ ifadesini ilk o kullandı.
Akdeniz bölgesinde benzer yeme alışkanlıklarına sahip 15 farklı ülke mevcut. Peki, Akdeniz diyetinin temel unsuru nedir? Akdeniz diyeti denildiğinde ısrarla söylenmesi gereken bir şey varsa o da ‘zeytinyağı’dır’. Akdeniz diyetinin yağsız bir beslenme şekli olmadığını söylemekte fayda var. Bu diyet, sağlıklı yağ olarak bilinen ve oleik asitten zengin bir yağ olan zeytinyağını bolca içerir.
Yapılan bazı çalışmalar, zeytinyağının kalp hastalıklarından korunmaya yardımcı olduğunu söylüyor. Mesela, trigliseritlerin, enflomasyona yardımcı olduğu ve kan pıhtılaşmasını önleyerek toplar damarların fonksiyonlarını iyileştirdiği gösterilmiştir. Natürel sızma zeytinyağının iyi huylu kolesterol seviyesini yükselttiği de kanıtlanmıştır. Bizler, soğuk pres yöntemiyle sıkılmış natürel sızma zeytinyağını tavsiye ediyoruz.

KANIN PIHTILAŞMASINI ENGELLİYOR
Zeytinin kendisinin ve soğuk pres natürel sızma zeytinyağının potansiyel sağlık üzerine olumlu etkileri de araştırılmıştır. Her ikisi de hem antioksidan, hem antienflamatuar etki göstermiştir. Daha da ileri gidecek olursak; hem zeytinin, hem de zeytinyağının kan inceltici etkileri sebebiyle, uygun olmayan kan pıhtılaşmalarının önüne geçerek embolik olayları ve hatta kalp krizini önlemeye yardımcı olabildiği kanıtlanmıştır. Zeytin ve zeytinyağının içinde bulunan antioksidan fenollerin, hidroksitrezol antimikrobik etki, kan inceltme ve damar genişletme etkisi var.
Gıdaların antienflamatuar etkileri şimdilerde araştırmacılar açısından oldukça popüler. Yakın geçmişte zeytinyağında oleocant-hal isminde yeni bir fenol bileşiği bulundu. Araştırmalarda, oleocanthalın nan-steroit antienflomatuar ilaçlarla bilimsel olarak karşılaştırılabilir seviyede antienflomatuar etki gösterdiği tespit edilmiştir. Eğer zeytinyağınızın acımsı bir tadı varsa, içerisindeki oleocanthal seviyesi yüksek demektir ve bu da zeytinyağınızın kaliteli olduğu anlamına gelir. Geleneksek Akdeniz diyetine göre, günde 8-10 zeytin ve iki-dört yemek kaşığı zeytinyağı yemeniz yeterlidir.

MEME KANSERİNE KARŞI ZEYTİNYAĞI TÜKETİN!
araştırmalar, zeytinyağının kanser önleyici etkilerinin de olabildiğini vurgulamaktadır. Bir fenol olmamakla birlikte anti-kanser etki gösteren madde tekli doymamış yağ asidi olan oleik asittir. Oleik asidin ‘her -2’ adında bir geni baskıladığı gösterilmiş. Bu genin açık adı insan epidermal büyüme faktör reseptörü -2’dir. Bu gen, agresif meme kanserlerinde fazla miktarda bulunmaktadır. Bilim adamları, ilerleyen yıllarda ‘her -2’ geninin pozitif olarak bulunduğu meme kanseri hastalarında, zeytinyağını gıda takviyesi olarak kullanabileceklerine inanmaktadırlar.

KALAMATA ZEYTİNİ DNA HASARINI ÖNLEYEBİLİYOR

  • Tadı ve koyu yeşilimsi rengiyle popüler olan kalamata zeytinleri, aynı zamanda yüksek fenol içerirler.
  • Kalamata zeytinleri oleocantale ilave olarak hidroksitirozol de içerirler. Bu da DNA hasarını önleyebileceği anlamına gelir.
  • Ayrıca zeytinlerin kabuğunda maslinik asit adı verilen bir madde olduğu tespit edilmiştir. Bazı araştırmalar, maslenik aisidin kolon kanserlerinde programlanmış hücre ölümünün artmasına destek olarak tümör büyüklüğünü kontrol altında tutmaya yardımcı olabildiğini göstermiştir.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Beslenme

Makarna Yiyerek Sağlıklı Kilo Alın

Yayınlanma:

,

100 gram salatada sadece 25 kilokalori, 100 gram makarnada ise 380 kilokalori bulunur. Sağlıklı şekilde kilo almak istiyorsanız; karbonhidrat, süt ürünleri ve meyveden zengin beslenin

Kilo vermek kadar kilo alımı da en çok tartışılan konulardan biridir. Egzersiz, sağlıklı uyku, düzenli beslenme; kilo vermenin başta gelen unsurları içerisinde yer alır. Ancak tüm bu maddeler sadece kilo verme değil, alma konusunda da adeta bir rehber niteliği taşır. Örneğin çok yemek yemeniz kilo alacağınız anlamına gelmeyebilir. Akabinde birkaç adımı daha uygulamanız, düzenli bir rutin haline getirmeniz gerekir.
Kilo değişiklikleri, metabolizma hızıyla yakından ilişkilidir. Gün içerisinde aktif kaldığınız zamanlarda vücut metabolizmanız kalori yakar. Metabolizma hızı ise yaş, cinsiyet, uyku, adet dönemi ve gebelik, endokrin bezleri ve kas kütlesine göre kişiden kişiye değişir. Örneğin, erkeklerin metabolizma hızı kadınlardan daha fazladır. Tüm bu etkenler, kilo alma ve verme sürecinizde etkin rol oynar.

AÇ OLDUĞUMUZU NASIL ANLARIZ?
Vücudunuzun hayati faaliyetleri gerçekleştirmesi için, bir çeşit yakıta ihtiyacı bulunur. Hayati faaliyetler sürekli olarak işlem gerçekleştirdiğinden, vücudunuz belirli aralıklarla enerjiye yani yakıta ihtiyaç duyar ve açlık hissine kapılırsınız. Bu his, yiyecek tüketimiyle birlikte yerini rahatlama ve doygunluk hissine bırakır. Sindirim sisteminizde besinlerin bulunuyor olması, açlık hissini nötralize eder; bu da fiziksel ve duygusal olarak sakinleşmenize yardımcı olur. Vücudunuz herhangi bir gıdayı metabolize ettiğinde, hayatta kalmak ve ihtiyaç duyduğu işlevleri yerine getirmek için onu kullandığında, yine açlık hissi ortaya çıkar. Bu döngü, hayati faaliyetler aktif olduğu sürece devam eder. Açlık ve iştah olgusu birbiriyle karıştırılmamalıdır. Açlık, bireyin fizyolojik durumu ile ilgiliyken; iştah, tamamen psikolojik bir olgudur. Birbirine karıştırılmaması gereken diğer bir konu ise tokluk ve doygunluk hissidir. Doygunluk, gıda alımı ile birlikte sonlanırken; tokluk hissi, bir sonraki açlığa kadar geçen süreyi ifade eder.

DOYGUNLUĞA ULAŞMAK
Midemizin açlık döngüsü kısaca, ghrelin adı verilen bir hormondan başlar. Vücudumuz midemizdeki yiyecekleri yaktığında kan şekeri ve insülin seviyelerimiz düşmeye başlarken; ghrelin, beyindeki hipotalamus ile iletişim kurar. Hipotalamus en kısa tanımıyla beyindeki ana kumandadır. Beyin boşluğumuzun derin orta bölümünde bulunan hipotalamus, susuzluk, uyku ve cinsel dürtüler gibi temel vücut fonksiyonlarımızın da düzenlenmesinde etkin rol oynar. Grelin tarafından ‘Bir şeyler yemelisin’ mesajını alan hipotalamus bizi uyarır. Yani her ne kadar mideniz guruldasa da, açlık hissi beyinden gelir.
Grelin aynı zamanda büyüme hormonunun salgılanmasında etkin rol oynar. Grelin hormonu arttığında yeme ihtiyacınız artar. Dolayısıyla kilo alımı ve vücudun gelişmesi grelin hormonu ile yakından ilişkilidir. Mideniz her yarım saatte bir grelin hormonu salgılayarak beyninize çeşitli mesajlar gönderir. ‘Canım sürekli bir şeyler istiyor, ne yesek, ne içsek?’ gibi soruların nedeni genellikle bu mesajlardır. Bir diyet programına başladığınızda bu mesajlar daha hızlı gelmeye başlar. Sürekli olarak yeme hissine kapılmanızın ya da yiyecek düşünmenizin sebebi budur. Vücudunuz bir süre sonra bu mesajlara karşı koyamaz ve irade gücünü kaybeder. Diyet programları bu nedenle başarısızlıkla sonuçlanabilmektedir.

SAĞLIKLI KİLO ALIMI İÇİN
Daha sık yiyin: Vücudunuzun yaktığı orandan daha fazla kalori tüketin. Kilonuz, metabolizma ve aktivite düzeylerinizle yakından ilişkilidir. Ancak, kilo almıyorsanız, yeterince yemek yemiyorsunuzdur. Kilo almak için kaç kalori gerektiğini öğrenin. Daha sonra sürekli olarak daha fazla kalori tüketin. Günde en az üç ana öğün, üç ara öğün ya da atıştırmalık tüketin.

Besin açısından zengin gıdaları seçin: Sağlıklı kilo alma programınıza tahıl ekmeği, makarna ve baklagilleri ekleyin. Bunun yanı sıra proteinden zengin beslenin. Kas oluşumu ve kas iyileşmesi için vücut ağırlığınızın başına 1 gram protein yiyin. Örneğin 55 kilodaysanız, günde 55 gramlık protein tüketmeniz gerekir. Kilo alma konusunda en iyi protein kaynakları şunlardır:
 Biftek, yer fıstığı
 Tavuk göğsü
 Ton balığı, somon, uskumru, sardalya
 Yoğurt, süzme peynir, süt
 Bütün yumurta

Karbonhidrattan zengin beslenin: Sebzeler sağlıklıdır ama çok fazla kalori içermez. Örneğin 100 gram salatada sadece 25 kcal, 100 gram makarnada 380 kcal bulunur. Salatayı tek başına tüketmek yerine içerisine ton balığı, peynir vb. ekleyebilirsiniz. Her porsiyonda daha fazla kalori içeren gıdaları tüketirseniz ağırlık kazanmanız daha kolay olur. Kilo almak için en iyi gıdalar karbonhidratlar ve yağlardır. Ancak yağ tüketiminde sağlıklı yağları tercih etmeniz gerekir. Sağlıksız yağlar; obezite, kalp, şeker gibi hastalıkları beraberinde getirebilir. Karbonhidrat ve yağ bakımından zengin gıdalar şunlardır:

Kuruyemişler: Ceviz, badem, fıstık ezmesi, fındık

Kurutulmuş meyveler: Kuru üzüm, hurma, kuru erik, kayısı

Süt: Tam yağlı süt, tam yağlı yoğurt, süzme peynir

Tahıllar: Makarna, pirinç, yulaf, ekmek, sandviç

Patates: Tatlı patates, fıstık

Yağlar: Zeytinyağı, Hindistancevizi, avokado

Et: Tavuk, sığır eti, yağlı balık

Ayrıca bunlara da dikkat edin:
 Yemeklerden önce su içmeyin. Bu, midenizi doldurabilir ve yeterli kaloriyi elde etmeyi zorlaştırabilir.
 Süt için. Susuzluğunuzu gidermek için süt içmek, daha kaliteli protein ve kalori elde etmenin basit bir yoludur.
 Daha büyük tabaklar kullanın. Kilo almaya çalışıyorsanız kesinlikle daha büyük tabak kullanın, çünkü daha küçük tabak otomatik olarak daha az yemek yenmesine neden oluyor.
 Kaliteli bir uyku çekin. Kas büyümesi için düzgün bir uyku çok önemlidir.
 Sigara içmeyin. Sigara içenler sigara içmeyenlerden daha hafiftir ve sigarayı bırakmak kilo almanıza yardımcı olur.
 Bol bol meyve tüketin. Meyveler şeker içerdiğinden, kilo alma sürecinde size katkı sağlayabilir. Meyve tüketiminde muz gibi çok fazla çiğneme gerektirmeyen meyveler tüketmeyi tercih edebilirsiniz.
 Yemekten hemen sonra aktivite yapmayın. Yapılan araştırmalara göre, yemek sonrası yapılan egzersizler alınan kalorileri yaktığından kilo alımının önüne geçiyor.
 Abur cubur tüketmeyin. Kilo alımında en önemli husus sağlıklı bir kilo alımı sağlamaktır. Abur cuburlar kilo aldırabilir ancak son derece sağlıksızdır.
 Kahvaltıyı atlamayın. Güne iyi ve doyurucu bir kahvaltı ile başlamanız kilo almanız açısından çok önemlidir.

AĞIRLIK KALDIRIN
Ağırlık kaldırma, kas kütlesi oluşturmak için vücudunuzu tetikler. Vücudunuz, kaslarınızı kurtarmak ve yenilerini oluşturmak için yediğiniz yiyecekleri kullanır. Ağırlık kaldırma ayrıca iştahınızı artırır, bu da daha fazla yemenizi sağlar. Ağırlık kaldırmazsanız veya kaldırma işlemini doğru yapmazsanız, yediğiniz aşırı besinlerin tamamı yağa depolanır. Yaktıklarından daha fazla kalori tüketen insanlarda genellikle böyle olur. Vücutları ekstra enerjiyi, yağ olarak göbeklerinde saklar. Bu nedenle ağırlık çalışmanız gerekir. Ayrıca düzenli egzersiz yapımı kilo alma konusunda size yardımcı olur. Egzersiz, iştahınızın açılmasını sağlar.

Devamını Oku...

Beslenme

10 Mucize Besin ile Ömrünüzü Uzatın

Yayınlanma:

,

Sağlıklı beslenme, bağışıklık sisteminizi güçlendirir ve size enerji verir. Sizi hastalıklardan koruyacak mucizevi besinleri sofranızdan eksik etmeyin

Sağlıklı bir yaşamın en temel gerekliliklerinden birisinin egzersiz olduğundan ve özellikle kalp sağlığınız için harekete geçmeniz gerektiğinden daha önceki yazılarımda bahsetmiştim. Egzersize başlamanın belki de en zor yanı, harekete geçmektir. Birçoğumuz, ‘Yoğun çalışma temposunda hiç zamanım yok’ bahanesine sığınırız. Araştırmalar, düzenli egzersiz yapmamanın en büyük nedeninin yorgunluk ve dehidrasyon olduğunu gösteriyor. Spor yapan kişilerin, normal kişilere oranla daha fazla enerjiye ihtiyacı olduğu için beslenmelerine dikkat etmeleri gerekir. Düzenli beslenme, bağışıklık sistemini güçlendirerek enerji seviyenizi yüksek tutar. İşte size enerji verecek ve egzersize alışmanıza yardımcı olacak 10 mucizevi besin…

SOĞAN VE SARIMSAK
Soğan ve sarımsak için ilaç deposu demek mümkün. Özellikle kırmızı soğan; koroner arter hastalığının inflamatuar etkilerini azaltan antioksidanlar olan polifenoller bakımından zengin olduğundan, kalp hastalığı riskinizi azaltır. Soğan ve sarımsakta bulunan kuersetin bileşeni, alerjiyle savaşmaya yardım eden bir başka gizli silahtır. Özellikle sarımsağın doğal bir antibiyotik oluşu, vücut direncini artırıp saman nezlesine karşı savunma sağlar. Sarımsakta bulunan yüksek seviyedeki allisinin, kan basıncını önemli ölçüde düşürdüğü gösterilmiştir. Yine bazı çalışmalara göre sarımsak; kanser hücrelerini önler, kan dolaşımındaki lipidler ile kötü kolesterol düzeylerini ve kalp hastalığı riskinizi düşürür.

PEYNİR
Yapılan raştırmalara göre, eski kaşar peyniri (ve benzer yapıdaki peynirler) K2 vitamini açısından çok zengin. K2 vitamininin ispatlanan en belirgin özelliği ise kanser hücrelerinin bölünüp çoğalmasına olan yavaşlatıcı etkisidir. Elbette fazlasından zarar gelmez ama her gün iki ince dilim eski kaşar peyniri yemeniz, kansere karşı mücadelede en iyi yardımcılarınızdan biri olacaktır.

BEZELYE
Yapılan araştırmalar; bezelyenin, potasyum yününden oldukça zengin olduğunu ve içerdiği potasyum sayesinde kalp sağlığını korumada önemli rol oynadığını gösterdi. Türk mutfağında sıklıkla tercih edilen bezelyenin, metabolizmayı hızlandırıcı etkisi de son yıllarda ortaya çıkan faydalı gerçekler arasında yer alıyor.

KARNABAHAR
Amerikan Kanser Derneği’nin yaptığı araştırmada; karnabaharın kalın bağırsak ve mesane kanseriyle mücadelede son derece etkili olduğu belirtilmiştir. Geleneksel karnabahar pişirme yöntemimize bakıldığında, sebzenin yapraklarını kullanmadığımız görülüyor. Oysa kanserle mücadelede ihtiyacımız olan alfa-tokoferol (E vitamini), caffeic asit, kaempfreol, phytic asit ve rutin adlı maddelerin; karnabaharın yeşil yapraklarında daha yoğun bulunduğu araştırmacılar tarafından gösterildi.

NOHUT
Vitamin ve mineral zengini olan nohut, en çok folik asit ve B vitamini barındırıyor. Kalp sağlığı ve sinir sistemi üzerindeki önleyici ve tedavi edici etkileri ortaya çıkan nohudun bazı kanser türleri için de son derece faydalı olduğu tespit edildi. Bilim adamları, nohutun metabolizmayı hızlandırarak zayıflamaya yardımcı olduğunu da tespit etti.

MERCİMEK
Yapılan araştırmalar, mercimeğin protein yönünden en zengin bakliyat olduğunu söylüyor. (Yarım bardak mercimekte 9 gram protein bulunur.) Mercimek, magnezyum ve folik asit yönünden de oldukça zengindir. Kalp sağlığından kemik sağlığına kadar tüm vücuda sayısız faydası tespit edilen mercimeğin kas ağrı ve kramplarına iyi geldiği de söyleniyor. Yüksek protein içeren tüm gıdalar gibi mercimek de uzun süre tokluk hissi verdiğinden zayıflamanıza yardımcı olur.

ELMA
Liften zengin beslenmek, sindirim siteminizin sağlığı için altın değerindedir. Normal beslenen bir kişi, günde ortalama 15 gram lif tüketebiliyor. Oysa uzmanlar, günlük lif tüketimimizin 30 gram olması gerektiğini söylüyor. Aradaki bu farkı kapatmak için lif zengini gıdaları tercih etmek gerekiyor. Bunun için ihtiyaç duyduğumuz besinlerin başında da elma geliyor. Lif, ayrıca dışkıda su tutulmasını sağlayarak kabızlık problemini ortadan kaldırır. Elma hem lif açısından oldukça zengindir, hem de ağız ve diş sağlığını koruyucu etkisi bulunur.

BADEM
Gün geçmiyor ki bademin insan sağlığına olan sayısız faydasına bir yenisi eklenmesin. Yapılan araştırmalar, bademin; kalp dostu yağlar ile protein ve lif zengini olduğunu gösteriyor. İçeriğindeki yoğun lif, bademi bağırsak dostu gıdalar listesinde üst sıraya taşıyan sebeplerin başında geliyor. Ancak bağırsakları harekete geçiren asıl şey, bademde yüksek oranda bulunan magnezyumdur. Magnezyum, mide asidini dengeler ve dışkının bağırsaktaki hareketini kolaylaştırır.

FASULYE VE ÇEŞİTLERİ
Fasulye , Türk mutfağında sıklıkla kullanılan ve her çeşidi pişirilen bir bakliyat türüdür. Çorbalarda, ana yemeklerde, hatta salatalarda bile kullanılır. Renkleri ile birbirinden ayrılan çeşitleri olan fasulye, bilimsel araştırmalara da konu olmaya başladı. Sadece yarım bardak siyah fasulye tüketmek, günlük demir ihtiyacınızın yüzde 15’ini karşılamaya yeter. Yapılan araştırmalara göre, genellikle salatalarda kullandığımız kırmızı fasulye tam bir antioksidan kaynağı. Antioksidan içeren sebze ve meyveler genelde kırmızı renktedirler ve kırmızının tonu koyulaştıkça içerdiği antioksidan miktarı da artar. Ana yemek olarak kullandığımız beyaz fasulyenin glisemik indeksinin düşük olduğu da tespit edildi. Metabolizmayı hızlandırma etkisi incelendiğinde, tüm fasulye çeşitlerinin metabolizmayı hızlandırıcı etkisi olduğu tespit edildi. Zayıflamak istiyorsanız, fasulyeden yapılan tarifleri araştırmaya başlayabilirsiniz.

YOĞURT
Sağlıklı bir sindirim sistemi için yağlı yiyeceklerden kesinlikle uzak durmalısınız. Fazla yağ, sindirimi zorlaştırır ve yavaşlatır. Margarin ve benzer katı yağlardan uzaklaşarak zeytinyağını tercih etmeniz, yapmanız gerekenler arasında yer alıyor. Probiyotikler, insan bağırsağında doğal olarak bulunan faydalı mikroorganizmalardır. Faydalı bakteri olarak da tanımlayabileceğimiz probiyotikler; kötü beslenme, antibiyotik kullanımı ve zararlı bakterilerin etkilerine karşı vücudu korumakla görevlidir. Bağırsaklarda bulunan faydalı diğer bakterileri de kontrol eden probiyotikler, günlük diyetinize mutlaka eklemeniz gereken bir kaynaktır. Peki en doğru probiyotik kaynağı nedir? Tabii ki yoğurt…

Devamını Oku...

Beslenme

Süper Güçlü Gıdalar ile Yaşam Kalitenizi Arttırın

Yayınlanma:

,

Sağlıksız beslenme beraberinde pek çok hastalığı getiriyor. Portakal, ıspanak, balık ve kinoa ise bağışıklık sistemini güçlendirip bizleri hastalıklardan koruyor

Obezite, kalp, karaciğer, diyabet ve bunun gibi pek çok hastalık, çağımızın maalesef en yaygın hastalık türlerinin başında geliyor. Bu hastalıkların temelinde ise çoğunlukla zararlı alışkanlıklar, sağlıksız beslenme ve hareketsizlik yer alıyor. Özellikle sağlıksız beslenme, başka hastalıkların ortaya çıkmasına ve yaşamın aksamasına sebebiyet veriyor. Sıkı bir diyet takipçisi olamıyor ya da diyet programlarını uygulamakta zorlanıyorsanız, birazdan bahsedeceğim gıdalar tam size göre. Kanserden bağışıklık sistemine pek çok alanda faydası bulunan bu süper gıdalarla yaşam kalitenizi artırmanız mümkün.

SONBAHARDA C VİTAMİNİ ÖNEMLİ 
Özellikle mevsim geçişlerinde bağışıklık sisteminin zayıflaması pek çok hastalığı beraberinde getiriyor. Tam bu noktada ise sonbaharın eşsiz meyvelerinden olan narenciyeler, enfeksiyonlarakarşı savunma görevi üstleniyor. Eminim birçoğunuz turuncu renkteki bu meyveleri, yüksek C vitamini kaynağı olmaları sebebiyle kış ayları boyunca grip ve benzer hastalıklardan korunmakiçin tüketiyorsunuz. Oysa narenciyelerin; kanserden korumak, kalp hastalıkları riskini azaltmak ve tansiyonu düşürmek gibi bilinenin dışında faydaları da var. Portakal, limon, greyfurt ve mandalina gibi narenciye sınıfına giren meyveler, ilk olarak Güney-Güneydoğu Asya veAvustralya’da yetiştirilmeye başlanmış.
Şimdilerde hem faydalı, hem de lezzetli oluşları sebebiyle tüm dünya genelinde (Türkiye de dahil) üretiliyor. En çok tüketilen narenciyelerden biri de portakal.
Dünya genelinde sadece bir yılda ortalama 70 milyon ton portakal üretiliyor.
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki narenciyeler, içerdikleri flovonoid ve fitokimyasallar sayesinde kanser oluşumunu önleyici etkiye sahipler. (Fitokimyasallar; meyve ve sebzelerde bulunan bioaktif kimyasal maddelere verilen ortak addır.) Araştırmalar, bu kimyasallar arasında yer alan hesperetin ve naringenin adlı maddelerin; antioksidan etkileri sebebiyle, tansiyonu düşürücü etki gösterdiklerini ve kötü kolesterol olarak bilinen LDL oranında düşüşe sebep olduklarını gösterdi.

PORTAKAL KOLESTEROLÜ DÜŞÜRÜR 
Portakalın kolesterol düşürücü etkisi, diğer faydalarının yanında en çok dikkat çekeni. Amerikalı ve Kanadalı bilim adamları konu hakkında ortak bir çalışma yapmışlar.
Journal of Agricultural and Food Chemistry adlı dergide yayınlanan araştırma sonuçlarına göre, portakalın kabuğunun hemen altında ve meyve yüzeyinde yer alan beyaz kısmın içerdiği vitamin ve mineraller, kötü kolesterolü düşürmede ilaçlar kadar etkili! Bahsedilen araştırmada; seçilen hayvanlar, belirlenen bir süre dahilinde narenciyeden zengin beslenmişler ve VLDL ve LDL (iki tip kötü kolesterol) seviyelerinde ciddi oranda düşüş gözlemlenmiş. Portakalın genellikle çöpe attığımız beyaz kısmının sahip olduğu mucizevi etkiler, hem ilaçlara harcadığınız paranın cebinizde kalmasına, hem de doğal yollarla şifa bulmanıza yardımcı olacaktır. Son yıllarda keşfedilen bu beyaz mucize hakkındaki araştırmaların artarak devam edeceğinden hiç şüphem yok.

KİNOA YÜKSEK MİKTARDA LİF İÇERİR
Son yıllarda, daha önce adını duymadığımız ancak şimdilerde faydaları saymakla bitmeyen gıda maddeleri duyar olduk.
Kinoa da bunlardan biri. Üstelik sayısız tarife eklenerek lüks restoran ve kafelerin mönülerine girmeyi dahi başardı. Kinoa;
Güney Amerika’nın And dağlarında yetişen, ıspanak ve pancar gibi bitkilerin alt familyasında kendisine yer bulan tahılımsı bir bitki tohumudur. Bundan yüzyıllar önce bazı kabilelerin ana besin kaynağı olan kinoa, şimdilerde saymakla bitmeyen faydalarıyla yeniden tercih edilmeye başlandı.
Kinoanın diğer bilinmeyen faydaları ise şunlardır:
 Kinoa egzersiz programınızı olumlu etkiler: Pişmiş kinoa, USDA besin veri tabanına göre, fincan başına yaklaşık 8 gram protein içeriyor. Ayrıca vejetaryenler için eksiksiz birkaç proteinden biridir.
Yani vücudunuzun ihtiyaç duyduğu dokuz temel amino asiti içerir. Bu nedenle size ağırlık kaldırma ve uzun toplantılar için enerji verecektir.

SAĞLIKLI KİLO VERMEYE YARDIMCIDIR
 Sağlıklı sindirimi destekler: Bir fincan kinoa, 5 gram lif içerir. Diyetinizde yeterli lif seviyeleri; daha iyi sindirime, düşük kolesterol düzeylerine, kan şekerini kontrol etmeye ve sağlıklı kilo vermenize yardımcı olur.
 Doğanın çoklu vitaminidir: Kinoa; demir, magnezyum, kalsiyum, potasyum, folat (bir B vitamini) ve benzerleri için inanılmaz bir kaynaktır.
Vitamin takviyelerinizi tamamen ortadan kaldırmayabilirsiniz ancak kesinlikle birkaç kutuyu hayatınızdan çıkartmaya yardımcı olacaktır.
 Kinoa iyi bir karbonhidrattır: Kinoanın yüksek protein ve lif seviyeleri nedeniyle vücudunuzdaki şekere daha hızlı dönüştüren diğer tanelerden daha iyidir. Ayrıca doğal olarak düşük kalorilidir.
 Çok yönlü ve lezzetlidir: Kinoanın genellikle salatalar için daha iyi olduğunu düşünebilirsiniz. Ama aslında birçok yemeğe lezzet katar. Kinoayı; vejetaryen burger haline getirin veya kahvaltı için püresini yoğurtla birlikte deneyin, çorbalarınıza katın. Kinoa birçok ünlü şefin tariflerinde baş köşede yer alıyor. Şimdilerde lüks restoran ve kafelerin mönülerinde de yer almaya başladı bile.

HAFTADA BİR ISPANAK TÜKETİN
Demir; kırmızı kan hücrelerinin vücudunuz boyunca oksijen taşımasına yardımcı olurken, bağışıklık sisteminin işlevlerini yerine getirmede önemli rol oynar. Ulusal Sağlık Enstitüleri’ne göre yetişkin bir bireyin günde ortalama 5-10 mg. et tüketmesi gerekir. Herhangi bir diyet programı uyguluyorsanız, günlük demir tüketim miktarınız 8-27 mg. arasında olmalıdır. Koyu yapraklı yeşillikler, özellikle de ıspanak, adeta demir deposudur. Üç bardak ıspanak yaklaşık 18 mg. demir içerir. Ispanak ve yeşillikten zengin bir salatayla günlük demir ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Dolayısı ile haftada bir mutlaka ıspanak tüketmelisiniz.

BALIKSIZ ASLA!
Araştırmalar, haftada iki öğün balık yemenin kalın bağırsak kanserine yakalanma olasılığını düşürdüğünü ortaya koyuyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar göstermiştir ki; haftada beş kez ve daha fazla balık tüketenlerin kolon kanserine yakalanma riski, bir ve daha az öğünde balık yemeyi tercih edenlere göre yüzde 63 daha azdır. Daha az zararlı madde içereceği için küçük balıkları tercih etmenizde de yarar var. Yapılan araştırmalar sonucunda; dioksin adı verilen ve insan sağlığına son derece zararlı olduğu bilinen toksit maddenin kültür balıklarında 11 kat daha fazla bulunduğu da ortaya çıktı. Bir başka araştırma ise antioksidanların, egzersizin vücudunuza koyduğu iltihabı ve stresin azalmasına yardımcı olabileceğini gösteriyor. Gücünüzü tamamen artırabilmek için, yediğiniz balığın yeterince iyi yağ içerdiğinden emin olun. Somon, ton balığı, uskumru ve sardalya gibi omega-3 yönünden zengin balıkları tüketin.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.