Sosyal Medya

Beslenme

Gözünüz için Yeşil Sebzeleri Zeytinyağı ile Tüketin

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,
Gözünüz için zeytinyağı

Araştırmalar; luteinin, güneşin gözlerde sebep olduğu sarı nokta hastalığına iyi geldiğini gösteriyor. Sebzeleri zeytinyağı ile tüketmek, lutein etkisini artırıyor

Göz, tüm yaşama yakından etki eden en önemli organlardan biridir. Olması gerektiği gibi gören gözleriniz varsa, bu organın işleyişindeki mucizeleri fark etmeden yaşamaya devam edersiniz. Oysa göz, sahip olduğu sistemin mükemmelliği oranında hassastır da. Ona gereken özeni göstermeli ve onu beslemelisiniz. Gözünüz için yediğiniz gıdalardan, gözlük ve lens seçimine kadar sayısız faktöre dikkat etmeniz gerekir. Göz sağlığımızı etkileyen bir diğer faktör ise yüksek kolesterol, tiroit problemleri, diyabet, retinal migren ve göz kuruluğu gibi hastalıklardır.

DÜZENLİ MUAYENE ŞART

YÜKSEK KOLESTEROL

Bu hastalığı olan bireylerin sık şikayet ettiği konulardan biri de göze perde inmesidir. Halk arasında yarı görememe ya da bulanık görme gibi durumlar ile açıklanmaya çalışılan göz perdesi, ciddiye alınması gereken bir rahatsızlıktır. Yüksek kolesterol hastalığı, görme kaybına neden olabilir. Şiddetli göz ağrısı, parlak ışığa bakamama, gözlerde sarı lekelerin oluşumu gibi semptomlar, yine yüksek kolesterol hastalığı ile ilişkili olabilmektedir.

TİROİT PROBLEMLERİ

Tiroidiniz boynunuzda kelebek şeklinde bir organdır. Büyümenizi ve metabolizmanızı düzenleyen bazı hormonları kontrol eder. Tiroidin düzgün çalışmaması, göz kaslarınızın şişmesine neden olabilir. Tiroide bağlı göz rahatsızlıklarında göz, olduğundan daha şiş görünebilmektedir. Şişliğin devam etmesi halinde, göz kapakları geri çekilir ve kurumayla birlikte gözde ciddi rahatsızlıklar ortaya çıkabilir.

DİYABET

Herhangi bir göz rahatsızlığınız olmasa da, düzenli olarak göz muayenesi yaptırmak önemlidir. Özellikle şeker hastası ya da risk altındaysanız göz muayenesi şarttır. Diyabet hastalığı, gözün merkezi görüşünü kontrol eden retinayı etkileyerek makula bölgesinin şişmesine neden olabilir. Yapılan araştırmalar sonucu diyabetli kişilerde, yüzde 40 oranında göz tansiyonu, yüzde 60 oranında katarakt hastalığı gözlenmiştir. Diyabet, gözlerin ışığa duyarlı bölümünü etkileyen bir hastalıktır. Dolayısıyla diyabet hastaları diyabetik retinopati riskine karşı dikkatli olmalıdır.

RETİNAL MİGREN

Görüşünüzde geçici kör noktalar varsa göz migreni yaşıyor olabilirsiniz. Bu, baş ağrısı gibi bir migren değildir. Retinal migren, görüntüde scotomas adı verilen ‘boş noktalara’ neden olur. Bu durum birkaç dakika sürebilir ya da anlık meydana gelebilir. Bağ ağrısı, bulanık görme, göz dinlendirme ihtiyacı, diğer semptomlar arasındadır. Göz kontrolü ve daha detaylı muayene gerekebilir.

C VİTAMİNİ KATARAKTI ÖNLÜYOR

  • A vitaminin göz sağlığı açısından mucizevi etkileri vardır. Görme kalitesini artırır, korneayı korur, göz bebeği yüzeyini parlaklaştırır ve gece körlüğü, glokom, katarakt, yaşa bağlı makula dejenerasyonu gibi göz hastalıklarının etkilerini en aza indirir. Çocukluğumuzdan beri hepimizin duyduğu bir şey vardır ki o da havuç yemenin gözlerimize iyi geleceğidir. Evet, doğru! Havuç, içerdiği A vitamini oranı sebebiyle göz sağlığınızı korumaya yardımcı olabilir. A vitamini sadece havuçta mı var? Tabii ki hayır! Ispanak, dolmalık biber, tatlı patates ve yumurta da A vitamini açısından zengin gıdalar arasında yer alır.
  • C vitamininin göz sağlığı üzerindeki etkileri de azımsanmayacak ölçüde değerli. Araştırmalar; C vitaminin, katarakt oluşumu riskini azalttığını gösterdi. Bilindiği gibi katarakt yaşa bağlı gelişen bir göz hastalığıdır. Bu sebeple özellikle 40 yaşından sonra C vitamininden zengin beslenmek gerekir. C vitamini denildiğinde akla ilk portakal ve limon gelir. Bunların yanında yeşil biber, çilek ve yeşil yapraklı sebzeler de C vitamini yönünden zengindir.
  • İlerleyen yaş ve korunmasız halde maruz kalınan güneş ışınlarının sebep olduğu yaşa bağlı sarı nokta hastalığı, okuma güçlüğü ile başlayıp ilerlemesiyle birlikte nesneleri çarpık ve dalgalı görmeye kadar gidebilen bir göz hastalığıdır. Araştırmalar; bu hastalığın etkilerini azaltmanın mümkün olduğunu gösterdi. Bu aşamada devreye giren mucizenin adı, lutein. Luteinin etkisinin; A, C vitaminleri, çinko ve selenyum ile birlikte alındığında arttığı da biliniyor. Ispanak, brokoli gibi koyu yeşil sebzelerde bolca bulunan lutein, avokadoda da var. Öte yandan araştırmalar, koyu yeşil sebzeleri az miktarda zeytinyağı ile tüketmenin lutein etkisini artırdığını da gösteriyor.

KURULUĞA KARŞI HER GÜN EN AZ BEŞ SAAT UYUYUN

Kuru göz, gözün yeteri kadar gözyaşı üretememesi sonucu ortaya çıkan nem eksikliğinden meydana gelir. Ulusal Göz Enstitüsü’nün yaptığı araştırmalara göre; özellikle kadınlarda, menopozdan sonra göz kuruluğu ortaya çıkmaktadır. Yaşın ilerlemesiyle birlikte gözler daha az gözyaşı üretir. Göz nemliliği için uygun ortamın sağlanamaması gözde yanma, batma, kaşıntı, kızarıklık, çizilme ve yırtılma gibi rahatsızlıklara neden olur. Bilgisayar başında sık vakit geçirme, çevresel faktörlerin yanı sıra; kontakt lens kullanımı, göz ameliyatı, kalp, ülser, kemoterapi ilaçları da göz kuruluğuna neden olabilmektedir. İşte kuru göz tedavisinde yardımcı olacak öneriler;
Sıcak kompres: Gözlerinizin kuruması halinde, günde iki veya üç kez 5-10 dakika boyunca göz kapaklarınıza temiz, ılık ve nemli bir kompres yerleştirmeyi deneyin. Nemli ısı, kuru gözleri yatıştırır ve gözyaşını uyarıp iyileştirir.
Bilgisayar molası: Bütün gün bilgisayar başında olmak gözlerinizde problem yaratabilir. Bilgisayar başında geçirdiğiniz her saat, bir dakika bir ara verin.

OMEGA 3 DESTEĞİ

Klimadan kaçının: Gözlerinize sıcak veya soğuk havanın doğrudan teması, kuruluğa neden olabilir. Evde ve iş yerinde kullandığınız havalandırmanın gözünüze direkt temas etmesine önleyin.
Sigara kullanmayın: Sigara dumanı, gözdeki kan damarlarının daralmasına neden olur; bu da göz yüzeyini kurutur.
Balık tüketin: Balıkta bulunan Omega- 3 yağlarının, hafıza kaybını önleme, yaşlanmayı geciktirme, kalp ve kolesterol dostu olma gibi sağlığa pek çok faydası bulunur. Bu yağlar, vücuttaki iltihaplanmaları önler ve kuruluğu giderir.
Uykunuzu alın: Gözleriniz, her gece minimum beş saat dinlenmeli. Araştırmalar; az uyumanın, göz spazmlarının başlıca sebepleri arasında yer aldığını gösteriyor.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Beslenme

Metabolizma Hızı Arttırma ve Azaltma

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

metabolizma hızı

Metabolizma; yaşımıza, boyumuza ve genlerimize göre belirlenir. Ancak vücudun enerji kullanımını hızlandırmak için egzersiz yapmak ve doğru gıdalarla beslenmek gerekir.

Beslenme uzmanları, metabolizmamızın hızlı veya yavaş çalışmasının elimizde olmadığını söylüyor. Çünkü metabolizma; yaşımıza, boyumuza ve genlerimize göre belirlenir. Bununla birlikte, vücudun enerji kullanımını hızlandırmak için birkaç gizli yol vardır. Bunlardan biri egzersiz yapmak, diğeri de doğru gıdalarla beslenmektir. Metabolizma hızı arttırıcı ve azaltıcı besinleri sizler için derledim.

Biraz daha gayret gerekir

Henüz gençken ve vücudumuzda olup bitenler mükemmel bir düzen içinde işlerken daha kolay kilo veririz. Ancak yaşımız ilerlemeye başladığında bedenimizde olup biten birçok şey gibi metabolizmamız da yavaşlamaya başlar. Bu da çok daha zor kilo vereceğimiz anlamına gelir.Yani zayıflamak istiyorsak, eskisinden çok daha fazla çaba sarf etmemiz gerekir.Genç ve yaşlı bedenlerdeki metabolizma hızı ve işleyişini, bir labirentte gezen biri genç biri yaşlı iki kişiye benzetebiliriz.Genç bedenin dolaştığı labirent diğerine göre daha az kıvrımlı ve engelsizdir, kişi labirentin sonuna hızlıca ulaşabilir.Daha yaşlı olanın içinde bulunduğu labirent çok daha karmaşık ve engellerle doludur. Ancak şunu unutmamak gerekir; her iki kişi de labirentin sonuna ulaştığında aynı noktaya varmış olacaktır.Yani yaşınız ilerledi diye zayıflamanız imkansız hale gelmiş demek değildir.Sadece diğerlerine göre biraz daha gayret etmeniz, sizi o karışık girdaptan çıkartacak haritayı doğru okumanız gerekir.İşte metabolizmanızı hızlandıracak besinler:

Mercimek ve tatlı patates

Mercimek ve tatlı patates tüketmek metabolizmanızı hızlandırmaya yardımcı olacaktır. Lif açısından oldukça yoğun olan bu iki besinde, dirençli nişasta ince barsak tarafından sindirilemiyor. Bu da fermente olduğu geniş bağırsağın tamamına giriyor. Bu süreç, vücudun karbonhidrat yakma yeteneğini engelleyebilen yararlı yağ asitleri oluşturduğundan, depolanmış vücut yağını kullanıyor ve yakın zamanda yakıt olarak tüketiyor.
Beslenme ve Metabolizma Dergisi’nde yayınlanan bir araştırma, toplam karbonhidrat alımının sadece yüzde 5.4’ünün dirençli nişastayla değiştirilmesinin bir yemekten sonra yağ yakma oranını yüzde 20-30 oranında arttırdığını bulmuş.
Bu dirençli nişastalar, aynı zamanda besin açısından yoğun olan mercimek ve tatlı patateste fazlasıyla bulunur. Kas ve yağ hücreleriniz beslendiğinde, Ghrelin (açlık hormonu) bastırılır ve beyninize tatmin olmak için sinyal verir.

Keten tohumu ve chia tohumları

Gıdalara keten tohumu ve chia tohumları eklendiği zaman, enflamasyonu ve dengeyi azaltarak metabolizmayı hızlandırmaya yardımcı olan iyi bir omega-3 yağ asitleri kaynağı oluşturur.
İnflamasyon düşük olduğunda, kas ve eklem ağrımız azalır ve egzersiz yapma olasılığımız daha yükselir. Kan şekeri dengeli olduğunda, az istek ve yemek yeme eğiliminde oluruz. Omega-3 yağ asitleri dolgunluğa işaret eden leptin hormonuna karşı vücudumuzun direncini düşürebilir.

Hindistan cevizi yağı

Tüketici yağlar yağlı gibi görünse de, Hindistan cevizi yağının orta zincirli trigliseridleri (MCT’ler) diğer yağlardan farklı şekilde metabolize olurlar.
‘MCT’ler sindirim sisteminden karaciğere doğrudan gönderilir ve yağ olarak depolanmak yerine hemen enerji olarak kullanılır. Sabah çayına ve smoothie’ye iki çay kaşığı Hindistan cevizi yağı ekleyebilir, sebzeleri sote etmek için kullanabilir ve fırında pişmiş tatlı patatese fırça yardımıyla yağı sürebilirsiniz.

Ton balığı ve somon

Orkinos ya da somon balığı tüketerek bol miktarda protein alabilirsiniz. Yalnız protein, vücudun diğer besin maddelerinden parçalanması ve sindirilmesi daha zor olanıdır çünkü postmeal kalorili yanıkları yüzde 35 oranında artırabilir.
Protein ihtiyaçları kişiye göre farklılık gösterir, ancak günlük olarak vücut ağırlığının kilogramı başına 0.8-1 gram protein tüketilmesi kilo kaybını sağlamak için yeterlidir. Bu bağlamda, 1.5 kiloluk somon filetosu yaklaşık 40 gram protein içerir. Ton balığı ve somon metabolizmayı zenginleştiren omega-3’lerden de zengindir. Diğer büyük protein kaynakları tavsiyem ise yumurta, yoğurt, süzme peynir, fındık ve fasulye.

Akasya tozu

Akasya tozu, akasya ağacının kabuğunda bulunan bir toz. Yapılan araştırmalar, zayıflamanın en önemli yardımcılarından olduğunu gösteriyor. Akasya tozunu, baharatlar gibi yemeklerinizinüzerine serperek tüketebilirsiniz. Ancak bu tozu kullandığınız öğünlerde bol su tüketmeniz gerekiyor. Su, tozun etkisini artıran en önemli unsur.
Tükettiğiniz besinlerle metabolizmanızı hızlandırabileceğiniz gibi bazı besinleri tercih ederek bu hızı tam tersi yavaşlatabilirsiniz. İşte metabolizmayı yavaşlatan besinler…

Beyaz un

Beyaz un, buğday tohumlarının tümünün elyaf ve antioksidanlar gibi en iyi özelliklere sahip olduğu işlenmiş buğdaydır. Sonuç olarak, daha iyi bir tat ve dokuya sahip olabilir ancak besin değeri olarak inanılmaz düşüktür. Çünkü beyaz unun sindirimi yavaşlatan lifi yoktur.

Omega-6 yağ asitleri

Omega-6 yağ asitleri; tereyağı, tavuk, kurabiyeler gibi gıdalarda bulunur ve metabolizmayı yavaşlatmaktan sorumlu olabilir. Omega-6 yağ asitlerinin, insülin direncini artırdığı da görüldü.

Konvansiyonel elmalar

Elma giren eve doktor girmez diye bilinir. Doğrudur da. Yalnız Çevresel Sağlık Perspektifleri’nde yayınlanan bir araştırma, meyve ve sebzelerde kullanılan belirli bir fungisit çeşidinin farelerde kilo alımına neden olduğunu ve araştırmacılar, bunun insanlar için de geçerli olduğunu öne sürüyor. Dolayısıyla, sağlıklı bir meyve yediğinizi düşündüğünüzde, gerçek şu ki kilo kaybını azaltabilir. Yalnız organik olmayan konvansiyonel elmaları tüketirken dikkat edin ve bütün meyveleri ve sebzeleri tüketmeden önce iyice yıkadığınızdan emin olun. Hatta dış kabuğun daha parlak görünmesi için yapılan mumlama gibi bazı gıda hileleri durumlarında kabuğunu soymanızı bile tavsiye edebilirim.

Yüksek fruktozlu mısır şurubu

Yüksek fruktozlu mısır şurubunun uzak durmanız gereken bir bileşen olduğundan geçmiş yazılarımda bahsetmiştim. Bu şurubun bilerek veye bilmeyerek tüketilmesi aslında diyabet, kalp rahatsızlığı ve inme için bir dizi risk faktörü olan ‘metabolik sendrom’ olarak adlandırılan bir durumun oluşmasına neden olabilir. Birçok işlenmiş gıdada ve alkolsüz içeceklerde bulunan bu tatlandırıcı, ucuz ve sağlığınız için oldukça zararlıdır. Diğer şekerle aynı miktarda tüketilen fruktozun metabolizma üzerinde daha zararlı etkileri olduğu çalışmalarda görüldü. Amerikan Klinik Beslenme Dergisi’ndeki bir çalışmada yüksek fruktozlu mısır şurubunun, metabolizma üzerindeki olumsuz etkilerinin obeziteye yol açabileceği bulundu.

Devamını Oku...

Beslenme

Beyaz Lahananın Faydaları

Yayınlanma:

,

Lahananın Faydaları

Turşusunu kurun, dolmasını yapın bol bol faydalanın…

Tam bir vitamin deposu olan beyaz lahana, kış aylarında soframızdan eksik etmememiz gereken bir besin. İçeriğinde C, B ve E vitaminlerinin yanı sıra demir, potasyum ve magnezyum minarelleri içeren beyaz lahananın faydaları saymakla bitmiyor. Bağışıklık sistemini güçlendirmesinden kanserden korumaya hatta sağlıklı zayıflamaya dek birçok faydası var. Acıbadem International Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin Koçan, “Toksik maddelerin vücuttan atılması için muhteşem bir sebze olan beyaz lahanayı tam da mevsiminde turşusundan dolmasına her şekilde tüketerek faydalarından mahrum kalmayın” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin Koçan beyaz lahananın 10 faydasını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Güçlü antioksidan özelliğe sahip

Güçlü antioksidan özelliği sayesinde kış hastalıklarından kansere birçok faydası olan beyaz lahana serbest radikallere karşı güçlü bir savaşçı. Karaciğer yağlanması ve obeziteye karşı da fayda sağlayan beyaz lahana,zayıflama diyetlerine tok tutucu ve toksinleri arındırıcı özelliği ile destek oluyor. Bağırsak, mide ve akciğer kanserlerine karşı vücudu toksinlerden arındırarak koruyor. Son yıllarda yapılan çalışmalar prostat kanserine karşı koruyuculuğunu ortaya koyuyor. Haftada iki bün beyaz lahana tüketmeye özen gösterin.

C vitamini deposu

Çiğ olarak salatasını yapıp tüketmek ya da suyunu içmek özellikle idrar söktürücü, toksin atıcı özelliğinden faydalanmayı en üst düzeye çıkarıyor. Haftada iki gün yapraklarını sıcak suda haşlayarak suyunu içmek toksin atmada faydalı. Güçlü bir C vitamini kaynağı olan beyaz lahananın bu özelliğini kaybetmemesi için çok uzun süre pişirmeyin ve taze olarak tüketin.

Bağışıklığı güçlendiriyor, hazmı kolaylaştırıyor

Kükürt içeriği ile bağışıklık sistemini güçlendiriyor, hastalıklara karşı koruyor, iyileşme süresini hızlandırıyor. Yine içeriğindeki kükürt sayesinde gastrit ve ülsere karşı da koruyor, hazmı kolaylaştırıyor.

Bağırsak sağlığını koruyor

Zengin lif kaynağı olması sayesinde mide ve bağırsak hastalıklarına karşı koruyor, hem tok kalmayı hem de bağırsakların sağlıklı çalışmasını sağlıyor. Sağlıklı bir sindirim ve boşaltım sistemi için beyaz lahana gibi lif açısından zengin besinleri tüketmeye özen gösterin. Kabızlık şikayeti olanlar da mutlaka beslenme alışkanlıklarında yer vermeli. Çiğ tüketimi bağırsak hareketlerinde daha etkili oluyor.

Zayıflamaya yardımcı oluyor

Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin Koçan “100 gramında 25 kalori bulunan beyaz lahana düşük kalorili sebzelerden. Bu nedenle zayıflama diyetlerinde iyi bir tercih. Salata, zeytinyağlı sebze yemeği ve çorba olarak tüketilebilir. Özellikle lahana çorbası olarak tüketimi hem sıvı atımı sağlıyor hem tok tutuyor hem de düşük kalori içeriği ile beyaz lahanayı diyetlerin vazgeçilmez tercihi yapıyor” diyor.

Göz sağlığını güçlendiriyor

İçeriğindeki beta-karoten A vitaminine dönüşerek göz sağlığına fayda sağlıyor. A Vitamini gözleri güçlendirerek özellikle gece görme fonksiyonlarını artırıyor. Kısacası gözlerin yaşlanmasını engelliyor.

Akne oluşumunu engelliyor

Kükürt içeriği sayesinde egzama ,sedef gibi cilt hastalıklarında iyileşme sürecine fayda sağlayan beyaz lahana, akne tedavisine destek oluyor, akne oluşumunu engelliyor.

Toksinleri atıcı etkisiyle birlikte, vücutta biriken zehirli toksinlerin dışarı atılmasını sağlayarak cilt güzelleşmesine destek sağlıyor.

Kemikleri güçlendiriyor

Kalsiyum, potasyum ve magnezyum minerallerinden zengin olan beyaz lahana, kemik ve kas sağlığını güçlendiriyor. 30 yaşınıza kadar kemiklerde biriken kalsiyum ilerleyen yaşlarda kemik erimesi riskinizi azaltıyor. Yaşlılık döneminde de daha sağlıklı kemikler, ufak çarpma ve düşmelerde kemik kırılmalarının daha az olmasını sağlıyor. Lahana da içeriğindeki kalsiyum miktarıyla kemikleri güçlendiriyor.

Kalbi koruyor, kan basıncını düzenliyor

Potasyum içeriği sayesinde yüksek kan basıncına karşı da etkili olan beyaz lahana, yüksek tansiyonun zararlı etkilerine ve kalp damarlarının tıkanmasını engelleyerek kalp hastalıklarına karşı koruyor. Sahip olduğu mineralleri kaybetmemesi için pişirme suyunu dökmemeli, çorba olarak ya da suyunu içerek tüketmeli.

Toksinlerden arındırıyor

Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin Koçan “İdrar söktürücü özelliği sayesinde vücuttan toksinlerin atılmasını sağlayan beyaz lahananın selülit tedavinde bu rolü oldukça önemli. Düzenli olarak suyunu tüketmek ya da çiğ salata olarak tüketmeye önem vermek selülitlerin azalmasına yardımcı olur. Yine kadınların adet dönemlerindeki hormonal kaynaklı ödemlerinde de lahana suyu ya da çorbasının tüketimi ödemin atılmasına fayda sağlayıp bu dönemin daha rahat geçirilmesini sağlar” diyor.

Beyaz lahana turşusu kurmanın tam zamanı!

Bugünlerde çarşı pazarda bolca bulabildiğimiz, tam mevsimi olan beyaz lahanayı evde kendimiz turşu kurarak antioksidan özelliğinden de bolca faydalanabiliriz. Turşusunu kurarken tuz yerine sirke kullanın. Fermantasyon sırasında kazanacağı probiyotik özelliği ile kış aylarında hastalıklara karşı iyi bir koruyucu. Probiyotikler bağırsak florasını güçlendirerek bağışıklık sistemini kuvvetlendirip hastalıklara karşı korunmamızı sağlıyor. Eğer yemeğini ya da çiğ olarak tüketmeyi sevmiyorsanız lahana turşusu iyi bir tercih.

Pratik ve faydalı bir tarif

Beyaz lahana salatası

Akşam yemeğini hafif geçirmek isteyenler beyaz lahana salatasını diyet menüsünde rahatlıkla tüketebilir. İnce doğranmış küçük bir lahana içine 2 orta boy havuç rendesi, 1-2 diş sarımsak, maydanoz ve dereotu ile 2 su bardağı yoğurt ekleyerek lezzetli ve keyifli bir salata elde edebilirsiniz.

Devamını Oku...

Beslenme

Mısır Şurubu Tehlikeli mi?

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Mısır Şurubu Tehlikeli mi?

Yüksek fruktozlu mısır şurubu, en tehlikeli gıdalar arasındadır. Etiket okumayı ihmal ediyorsanız, farkına varmadan bu tehlikeli karbonhidratı yiyip içiyorsunuz demektir.

Şeker, özellikle rafine beyaz şeker; fruktoz ve mısır şurubu da dahil olmak üzere pek çok takma isimle karşımıza çıkıyor. Rafine beyaz şeker, hemen hemen her gıdada bulunan bir karbonhidrattır ve birçok tatlının da ana besin kaynağıdır. Bir de tabii yüksek fruktozlu mısır şurubu var… Son zamanlarda Amerika’da adı mısır şekeri olarak değiştirilip kötü ününden kurtulmaya çalışılsa da, bu pek mümkün değil. Biz doktorlar, yapılan araştırmaları değerlendirdiğimizde, yüksek fruktozlu mısır şurubunu, yüzyılın en kolay ulaşılabilir zehri olarak adlandırıyoruz.Bu isim değişikliği üzerine tartışmalar sürse de, kullanımının insan sağlığına olumsuz etkilerini saymakta fayda var.

Yüksek fruktozlu mısır şurubu, tüm gıdalar arasında en tehlikelilerinden birisidir.Eğer alışveriş sırasında etiket okumayı ihmal ediyor ve ne yediğiniz konusunda yeterli bilgiye sahip olamıyorsanız, büyük ihtimalle farkına bile varmadan birçok kez bu tehlikeli karbonhidratı yiyip içmişsiniz demektir. Özellikle her fırsatta tüketmekten kaçınmanızı önerdiğim hazır meyve sularında, tatlılarda, ekmeklerde tükettiğiniz yüksek fruktozlu mısır şurubu, sizi doyurmak yerine daha çok acıktırarak daha fazla yemek istemenizin başlıca nedenlerinden.

KETÇAPTA DA VAR

Şeker ve fruktoz şurubu… Her iki tatlandırıcının da insan sağlığı için faydalı olmadığı ortada olsa da; tatlı, salata sosu, ketçap, soda ve dondurma gibi pek çok işlenmiş gıda ve içecekde bulunan yüksek fruktozlu mısır şurubu, biraz daha tehlikeli bir seçenektir!

Tükettiğiniz gıdalarda herhangi bir şekerin fazla olması; kalp rahatsızlığı ve kanser gibi kronik hastalıklara katkıda bulunan insülin direncini, kilo verememeyi ve iltihabı teşvik edip sizi olumsuz etkiler. Sağlık açısından bakıldığında, bazı uzmanlar HFCS yani mısır nişastasından yapılan bir tatlandırıcı olan yüksek fruktozlu mısır şurubunun rafine şekerden farklı olmadığını söylüyor.
Ancak işlenmiş HFCS ve normal şeker arasında bir farklılık var: HFCS’nin içinde çok büyük oranda fruktoz (meyve şekeri) bulunur. Şeker pancarından elde edilen diğer tatlandırıcılarda yarı yarıya fruktoz ve glikoz içerir.Ayrıca normal şeker, size ekstra doygunluk hissi verir.

GÜNDE 6 ÇAY KAŞIĞI ŞEKER

Daha da önemlisi: Journal of Nutrition’da dişi fareler üzerine yapılan yeni bir araştırmada, HFCS’nin şekerden çok daha toksik olduğu, üreme sağlığına zarar verdiği ve ömrü kısalttığı bulundu. Diğer hayvan çalışmaları, yüksek HFCS alımlarının beynin işlevini yavaşlatabileceğini, hafızayı ve öğrenme kabiliyetini düşürdüğünü ileri sürmektedir.
Mısır şurubu, şekerden daha tatlı ama daha ucuz ve taşınması daha kolay olan seçenektir.Bu da bazı üreticiler tarafından daha düşük maliyet ve daha yüksek kar anlamına geldiği için maalesef tercih edilir.

HFCS, normal mısır şurubundan daha tatlıdır ve ürünlerin raf ömrünü uzatmaya yardımcı olduklarından dolayı, özellikle son zamanlarda Amerika’da yaygın olarak kullanılır.
Küçük dozlarda şeker tüketimi yemeğe keyif katabilir ancak bizler her zaman çok fazla tüketiriz. Amerikan Kalp Vakfı’nın verilerine göre, günde altı çay kaşığından fazla ilave şeker alınmaması gerekiyor. Fakat insanların çoğu, günde tepeleme 22 çay kaşığına yakın şeker tüketiyor. Şeker içeren işlenmiş gıdalar tüketmek yerine daha az şeker içeren veya hiç içermeyen sağlıklı, işlenmemiş gıda alternatiflerini deneyin.

ETİKETLERE DİKKAT!

Mutfağınıza alışveriş yaparken aşağıdaki isimlere karşı dikkatli olun:

Früktoz, maltoz, sorbitol, buharlaştırılmış şeker kamışı suyu, şuruplar, ksilitol, ‘ol’ veya ‘oz’ ile biten şekerler.Gazlı içecekleri içmeyin. Benim neredeyse hayatımdan tamamen çıkardığım gazlı içecekleri siz de mutlaka hayatınızdan çıkarın. Alışkanlıkların hemen değişmediğini biliyorum. Öncelikle günlük tüketim miktarınızı yarıya indirerek bu değişime hazırlanabilirsiniz. Hedefinizin, tüketimi tamamen durdurmak olduğunu unutmayın.Yapılan araştırmalara göre, asitli içecek tüketiminizi günde yalnızca bir kutuya düşürmek bile tansiyonunuzu düzene sokabilir.
Asitli içecekler, kafein ve yüksek fruktozlu mısır şurubu içermektedir. Bu da gayet sağlıksız bir durumdur. Kilo almanın yanı sıra diyabet, kemik zayıflığı ve diş çürümesi riskinizi artırır.

MISIR ŞURUBU VE DİYABET ARASINDA BAĞLANTI VAR MI?

Kabul edelim, çoğumuz her pazartesi diyete başlayıp şekeri sınırlandırmaya karar veriyoruz ve sonrasında sonuç maalesef bir tatlı ile diyeti bozmak oluyor. Ancak, tatlı tüketimimizi ciddi olarak tekrar gözden geçirmek için bir zaman varsa, o doğru zaman şimdi olurdu. Çünkü yeni araştırmalar, belirli bir tatlandırıcıyı, tip 2 diyabet riskinde artışla ilişkilendiriyor.
Önceki araştırmada söz edilen, obezite ve kalp hastalığına bağlı olarak ilişkilendirilen tatlandırıcı olan yüksek fruktoz mısır şurubudur (HFCS). Global Public Health Dergisi’nde yazan araştırmacılar, daha yüksek fruktozlu mısır şurubunun da daha fazla diyabet anlamına geldiği konusunda uyarıyorlar.
43 ülkeden gelen verileri analiz ettiler ve şurubu kullanan ülkelerde yüzde 20 daha fazla tip 2 diyabet bulduklarını ülkelerle karşılaştırdılar.
Araştırmacılar; Hindistan, İrlanda ve İsveç gibi HFCS kullanmayan ülkelerde tip 2 diyabetin ortalama yüzde 6.7 oranında ortaya çıktığını tespit ettiler.
HFCS’nin ABD, Macaristan ve Kanada gibi büyük tüketicileri, ortalama yüzde 8 oranlarına sahipti. Trend bir ülkenin, genel şeker alımının veya obezite düzeyinin bağımsız olarak varlığını sürdürdüğü görülüyor.

HFCS gerçekten diyabetle ilgili olabilir mi? HFCS, sukrozdan yüzde 10 daha fazla fruktoza sahip ve fruktoz neredeyse sadece karaciğer tarafından metabolize edilir. Yüksek fruktozlu mısır şurubu direkt olarak karaciğere gider ve karaciğerin bu maddeyi şeker olarak algılayıp yağa dönüştürmesine neden olur. Böylece kolestrolü yükseltir ve karın bölgesinde yağlanma oluşmasına neden olur.
HFCS ve şeker arasında birçok büyük fark vardır. Her ikisi de oldukça işlenmiş olmasına rağmen, şeker doğal bir kaynaktan arıtılmıştır. Yüksek fruktozlu mısır şurubu ise mısırdan işlenir. Ayrıca enzimatik olarak dönüştürülmüştür, bu yüzden şekerden çok daha sentetiktir.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.