Sosyal Medya

Göz Sağlığı

Gözlerinizi Soğuktan Koruyun

Yayınlanma:

,
gözlerinizi soğuktan koruyun

Havaların soğuması ile beraber gözlerinizde kuruluk, batma hissi, yorgunluk, sulanma veya bulanık görme gibi sorunlar mı oluşuyor? O halde bu haber tam size göre; Gözleriniz için bakım zamanı geldi!

Kış aylarında soğuk havanın olumsuz etkilerinden biri de gözlerimizde oluşturduğu hasardır. Gerek rüzgâr, gerek kapalı alanlarda fazla geçirilen süreler gerekse artan üst solunum yolu enfeksiyonları göz sağlığı için ciddi tehditler oluşturur. Bu aylar içerisinde gözlerimizde en sık göz kuruluğu ve göz nezlesi görülür. Soğuk havalarda rüzgârın da etkisi ile gözyaşı, göz yüzeyinden daha hızlı buharlaşır ve göz kuruluğu ortaya çıkar. Bunun neticesinde gözde kızarıklık, yanma, batma, yabancı cisim hissi, yorgunluk, kızarıklık, sulanma ve görme bulanıklığı yaşayabilirsiniz. Rüzgârın yanı sıra kış aylarında kapalı ortamlarda geçirilen sürenin artması da göz sağlığınız için olumsuz etkilere yol açar. Kalorifer, klima vb., havalandırma sistemleri nedeniyle ortamdaki havanın daha az nemli olması ve bilgisayar ekranlarında çalışırken göz kırpma sayısının azalması da göz kuruluğuna neden olabilir. Bütün bu rahatsızlıklara yakalanmamak için gözlerinizi soğuktan koruyun.

Yeditepe Üniversitesi Göz Hastalıkları Araştırma Ve Uygulama Merkezi Başhekimi Prof.Dr Sinan Tatlıpınar, kış aylarında gözünüze “gözünüz gibi” bakmanız için oldukça pratik öneriler veriyor;

Ellerinizi sık sık yıkayın!

Havalar soğudukça artan üst solunum yolu enfeksiyonları gözü de etkileyebilir. Kızarıklık, çapaklanma, batma, göz kapağında şişlikle seyredebilen konjonktivit tablosu üst solunum yolu enfeksiyonları ile ilişkili olarak ortaya çıkabilir. Bu gibi durumlardan korunmak amacı ile elleri sık sık yıkamak ve elin göz ile temasını en aza indirmek gerekir.

Makyaj malzemelerinizi iyi temizleyin, kimseyle ortak kullanmayın!

Özellikle göz ile temas eden makyaj malzemelerinin temizliğine önem verin ve kimse ile ortak malzeme kullanmayın. Rimelinizi, göz kaleminizi kimseyle paylaşmayın!

Gözünüzdeki kızarıklıkları önemseyin!

Gözlerinizde meydana gelen kuruluk, batma hissi vb belirtileri mutlaka önemseyin. Bu gibi belirtiler önemsenmezse gözün en önde yer alan saydam tabakası olan kornea etkilenir ve buna bağlı olarak görmede bulanıklık problemi yaşanır.

Güneş gözlüğünüzü yanınızdan ayırmayın!

Yaz bitti diye güneş gözlüklerinizi raflara kaldırmayın. Gözlerinizin güneşten korunmaya olan ihtiyacı hala devam ediyor. Özellikle kar, gelen ultraviyole ışınlarının %80’ini yansıtır. Bunun için özellikle karlı havalarda ultraviyole filtreli güneş gözlükleri takmak gerekir. Daha çok yaz mevsiminde takılması gerekli gibi düşünülen güneş gözlüğü; katarakt, sarı nokta hastalığı ve pterjiyum gibi hastalıklara karşı da gözü korur.

Beslenmenize özen gösterin!

Göz sağlığınız için beslenme de oldukça önemlidir.  Yeşil yapraklı sebze, meyve, balık, vitamin, omega-3 ve  lutein içeren besinler tüketilmesi gözü sarı nokta hastalığına karşı korur.

Bunun yanı sıra sigara kullanmamak çok önemli. Sigara, katarakt ve sarı nokta hastalığı başta olmak üzere birçok hastalığa neden olabilir, bu nedenle dikkat edilecek önemli noktalardan birisi de sigara içmemektir.

Tüm bunların yanı sıra gözleri ovuşturmamak ve bilgisayar başında geçirilen sürenin azaltılması da göz sağlığı açısından faydalı olur.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Sağlığı

Göz Sağlığını Bozan Hatalar

Yayınlanma:

,

göz sağlığını bozan hatalar

Gözlerimiz kuşkusuz en önemli organlarımızdan biri. Günlük yaşantımızın vazgeçilmezleri haline gelen bilgisayar, akıllı telefonlar, tabletler, hatta sosyal medya bile göz sağlığımız için birer tehdit. Uzun süre telefon, bilgisayar, tablet gibi cihazların ekranlarına bakmak göz sağlığının bozulmasına neden olabiliyor. Bu yazımızdaki konumuz, göz sağlığını bozan hatalar …

Acıbadem Bakırköy Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Evren Baca “Ofis ortamı, akıllı binalar, klimalı ortamlar yani yüksek teknoloji hayatımızı kolaylaştırırken göz sağlığımıza ise önemli zararlar verebiliyor. Gün sonunda kızaran gözler ve yorgun bakışlar, bilgisayar başında geçirilen zamanın uzamasıyla ve ekrana bakarken farkında olmadan yapılan yanlışlar nedeniyle daha sık karşımıza çıkıyor. Hastalarımızdan gözlerde yanma, batma, acıma, kızarıklık, bulanık görme ve göz kuruluğu şikayetlerini sıkça duyar olduk. Oysa körlüğe kadar gidebilecek ciddi sorunların önüne geçmek için hatalı davranışları düzeltmek, tüm önlemlere rağmen şikayetler sürüyorsa hemen bir uzmana görünmek gerekir” diyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Evren Baca ekrana bakarken kaçınmamız gereken 6 hatayı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Ekran ışığını doğru ayarlamamak

Gerek gündüz gerekse gece bilgisayar, cep telefonu ve tabletlerde ekran ışığını doğru ayarlamaya dikkat edin. Çünkü pek çok kişi için önemsiz gibi görünen bu ayrıntı, göz sağlığınızı olumsuz etkiliyor. Ekran ışığının çok parlak olmaması veya okumayı güçleştirecek kadar kısık olmaması gerekiyor. Ekran çözünürlüğü düştükçe de göz yorgunluğu artıyor.

Göz kırpmayı unutmak

Ekrana bakarken göz kırpma sayımızın yüzde 75 oranında azaldığını biliyor muydunuz? Gözlerimizi bilgisayar ekranına kilitlediğimizde kısa vadede göz kuruluğu, gözlerde yanma, batma, kızarıklık ve bulanık görme olarak karşımıza çıkan sorunlar, önlem alınmadığı ve bu hatadan dönülmediği taktirde uzun vadede çok daha ciddi göz sorunlarına neden olabiliyor. Gözün açık kalma süresi uzadıkça zarar da artıyor. Bu nedenle ekran başında çalışırken veya ekrana bakarken gözlerinizin dinlenmesi için göz kırpma sayınızı mutlaka artırın ve 20 dakikada bir 20 saniye gözünüzü ekrandan uzaklaştırın.

Kışın su içmeyi ihmal etmek

Vücudumuzun yaklaşık yüzde 60’ı sudan oluşuyor. Su oranı azaldıkça gözyaşı üretiminde de azalma meydana geliyor. Ancak hele de kış aylarında susama ihtiyacının azalmasıyla, pek çoğumuz yeterince su içmiyoruz. Günde iki litre su içmek böbreklerimizden kalbimize dek sağlık açısından büyük önem taşıdığı gibi, gözlerimizi de doğrudan etkiliyor. Az su tüketilmesinin yanı sıra sıvı ihtiyacının çay ve kahve ile giderilmesi de göz kuruluğuna yol açıyor. Su içmek için susamayı beklemeyin, aşırı çay ve kahve tüketiminden kaçının.

Isı ve neme dikkat etmemek

Çalışma ortamındaki nem oranı göz sağlığı için çok önemli. Klima ve kalorifer ortamın havasının nem oranını düşürdüğü için başta göz kuruluğu olmak üzere sorunları artırıyor. Rezidans tipi binalarda bu problem daha fazla yaşanıyor. Bu durumda klima sisteminin nem düzenleyici tipte olmasına veya ortamın ayrıca nemini artırmaya dikkat edin. İdeal ofis ortamında nem oranının yüzde 55 civarında olması gerekiyor.

Seviyeye dikkat etmemek

Ofiste saatlerce bilgisayar başında çalışan pek çok kişi, bilgisayarının doğru bir seviyede olup olmadığını bilmiyor. Hatta böyle bir yükseklik ayarı yapılması gerektiği bile bilinmediğinden, göz şikayetleri ister istemez artıyor. Oysa bilgisayar kullanımında, bilgisayar ekranının göz hizasının altında olmasına, ayrıca ekranın 50 cm mesafede bulunmasına dikkat etmek gerekiyor. Yukarı seviyede duran ekran, göz kapak aralığının daha geniş olmasına ve buharlaşma yüzeyinin artmasına neden olurken, bu da kişinin yaşam kalitesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen göz kuruluğu başta olmak üzere birçok soruna yol açabiliyor.

Gözlerimize iyi bakmamak!

Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Evren Baca “Göz muayenesinin düzenli yaptırılması çok önemli. Oysa göz ile ilgili şikayetler çoğunlukla günlük hayatın yoğunluğuna bağlanıyor, hekime görünmek ihmal edilebiliyor.  Gözünüzle ilgili şikayetiniz olmasa bile yılda bir kez mutlaka göz kontrolü yaptırmayı ihmal etmeyin. Göz kuruluğunuz olduğunda suni gözyaşı ile gözün nemi takviye edilebilir. Ancak göz kuruluğu tipine göre ihtiyaç duyulan gözyaşı damlasının içeriği değişkenlik gösterdiğinden, öncelikle göz hekiminize danışarak suni gözyaşı damlası temin etmekte fayda var. İçinde koruyucu madde olmayan formları tercih etmek gerekiyor” diyor.

Göz sağlığı ile ilgili değerli bilgilerin bulunduğu yazımız için buraya tıklayabilirsiniz. Göz sağlığı hakkında doğru bilinen yanlışlar hakkında yazdığımız yazımız için ise buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Göz Sağlığı

Göz Tansiyonu Kör Edebiliyor!

Yayınlanma:

,

göz tansiyonu

Halk arasında göz tansiyonu olarak da bilinen glokom hastalığı ciddi sorunlara yol açabiliyor. Sinsi bir hastalık olan göz tansiyonu, kişiyi kör etmeye kadar ileri gidebiliyor.

Fark edilmesi oldukça zor olan ve körlüğe kadar varabilecek ciddi sonuçlara yol açabilen glokom, gözde en sık gözlemlenen sinsi hastalıklar arasında bulunuyor. Özellikle orta yaş döneminde her hastada görülebileceği ve tedavisinde geç kalınması halinde görme alanında daralmalar ile başlayarak, körlüğe kadar varabilecek ciddi sonuçlar oluşturma ihtimali bulunduğunu belirten Dünyagöz Etiler’den Prof. Dr. Ümit Aykan, 11-17 Mart Dünya Glokom Haftası’nda, bu sinsi hastalığa dair önemli bilgiler paylaşıyor.

Belirtiler gözden kaçabilir

Türkiye’de 40 yaş üzerindeki yaklaşık her 100 kişiden birinde görülen ve toplam körlüklerin %30’unun sorumlusu olan göz tansiyonu hastalarından sadece beşte biri bu ciddi durumun farkında. Dünyagöz Etiler’den Prof Dr. Ümit Aykan glokom rahatsızlığının her yaşı etkileyebileceğini söylüyor. Prof. Dr. Aykan, “Gözlerde aniden ortaya çıkan şiddetli ağrılar, kanlanma, ani görme kaybı ve ışık etrafında hareler görme gibi belirtiler görüldüğünde, hastaların hiç zaman kaybetmeden bir göz hastalıkları uzmanına gitmeleri çok büyük önem taşıyor. Sinsi bir hastalık olan glokomun oluşumunda göz içi basıncı yavaş bir şekilde artar ve görmeyi etkileyen sinir hasarı da bununla birlikte yavaşça ilerler. Hastalar bu sebepten ciddi ağrılar hissetmeyebilirler. Erken teşhis ve tedaviye başlanmasının önemi, bu rahatsızlık sebebiyle oluşabilecek olan görme kayıplarının ne yazık ki geri döndürülme şansı olmamasından dolayı kaynaklanıyor” şeklinde konuşuyor.

Genetik faktörler büyük rol oynuyor

Glokomda genetik yatkınlığın en önemli risk faktörleri arasında olduğunu belirten Prof. Dr. Aykan, “Anne, baba, kardeş gibi birinci derecedeki akrabalarda göz tansiyonu rahatsızlığı bulunan kişilerde, hastalığın görülme şansı 10 kata kadar daha fazla olabiliyor. Bu sebepten genetik faktör ve aile geçmişinde glokom bulunması, en önemli etkenlerden biri diyebiliriz. Genetik yatkınlığın yanı sıra, ilerleyen yaş, diyabet hastalığı, şiddetli kansızlık, tansiyon, migren, kortizon tedavisi ve göz yaralanmaları gibi pek çok faktör, glokoma yakalanma riskini yükseltiyor. Bu gibi rahatsızlıklardan şikayetçi olan hastaların erken tespit amacıyla düzenli göz muayenelerini gerçekleştirmeleri, görme yetilerini kaybetmemeleri ve glokomun zamanlı teşhisi açısından çok büyük önem taşıyor” diyor.

Teşhis için detaylı bir göz muayenesi şart

Glokomun açık açılı ve dar açılı olmak üzere iki türü olduğunu belirten Prof. Dr. Aykan, “Her iki türü de erken teşhis ve tedavi uygulamaları yapılmadıkça körlüğe kadar gidebilecek ciddi görme kayıplarına yol açabilir. Görme alanında glokoma bağlı ciddi bir kayıp olmadıkça, hasta bu kayıpların farkına varmaz ve bu sebepten dolayı düzenli göz muayenelerinin gerçekleştirilmesi gereklidir. Tanı aşamasına göz içi basınç, kornea kalınlığı, bilgisayarlı görme alanı ve optik sinir başı ve lifi ölçümleri gerçekleştirilir. Detaylı bir göz muayenesinde gerçekleştirilen bu ölçümler sayesinde, erken tanı koyularak ileri dönemlerde yaşanabilecek ciddi görme kayıplarının önüne geçilmesi mümkün. Glokom tedavisinde ise üç yol mevcuttur. İlaç kullanımı bu yöntemlerin ilkidir. Göz sıvısının üretimini kısıtlayan veya çıkışını arttırarak düşüren bu ilaçlar, belli aralıklarla alınır ve hayat boyu kullanılır. Ancak ilaç ile göz tansiyonu düşmeyen hastalara, cerrahi veya lazer tedavi yöntemleri uygulanır. Her iki tedavi yöntemiyle de başarılı sonuçlar elde etmek mümkün” diyerek sözlerini tamamlıyor.

Göz sağlığınız için tüketmeniz gereken besinlerden bahsettiğimiz yazımızı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Göz Sağlığı

Baharda Göz Nezlesi Tehlikesi

Yayınlanma:

,

Göz Nezlesi

Baharda Göz Nezlesine Dikkat

Bahar ılık yüzünü hissettirmeye, doğa yenilenmeye ve canlanmaya başladı. Yeşil doğa, sıcak hava, güneşli günler ve elbette uçuşan polenler… Baharla birlikte ortaya çıkan polenler, alerjik faktör gösteren kişilerde bağışıklık sistemini harekete geçirerek, burun ve gözde iltihaplanmaya neden olabiliyor. Peki, polen alerjilerine karşı göz sağlığımızı nasıl koruyacağız? Seiko Optik Göz Sağlığı Danışmanı Op. Dr. Özgür Gözpınar, baharla birlikte ortaya çıkan polen alerjisi ve göz nezlesi hakkında bilgi verdi ve tavsiyelerde bulundu.

Polenler Göz Düşmanı Olabilir

Havaların ısınmasıyla birlikte açık havada ve doğada vakit geçirme süresi artıyor. Bir yandan meslek icabı (çiftçiler, balıkçılar vb) doğada olanlar, bir yandan da hobi amaçlı (trekking, tenis, yüzme, outdoor sporlar) doğayla temas edenler, bahar aylarında kendini gösteren yeni hastalıklardan şikayetçi olabiliyor. Bahar aylarında en sık rastlanan şikayetlerin başında polen alerjisi geliyor. Alerjik yatkınlığı olan kişilerde bağışıklık sistemini harekete geçiren polenler, solunum yollarını etkileyerek, burun ve gözde iltihaplanmaya neden oluyor. Vücut polene karşı tepki olarak hapşırma, gözlerde kaşıntı, burun ve gözlerde akıntı gibi savunma yöntemleri geliştirebiliyor. Seiko Optik Göz Sağlığı Danışmanı Op. Dr. Özgür Gözpınar ‘’Polenlere bağlı alerjik göz nezlesi çocuk yaşlarda ortaya çıkıp, mevsim döngülerinde yıllarca tekrarlayabiliyor. Erken yaşta doğru göz koruması çok önemli… Polen alerjisiyle birlikte gözlerde oluşan kızarıklık, kaşıntı ve sulanma gibi şikayetler, erken teşhis edilmediğinde görme kaybına kadar uzanan ciddi sorunlara neden olabiliyor.’’ diyor. Göze el teması konusunda çok dikkatli olunması gerektiğini belirten Gözpınar, gözde sulanma, kızarıklık, kaşıntı, ışık ve güneşe karşı aşırı hassasiyet gibi göz nezlesi belirtilerinin geç teşhis edildiğine korneada yaralar, göz kapaklarında düşme ve şekil bozuklukları gibi kalıcı göz bozukluklarına neden olabileceğini konusunda uyarıyor.

Göz Nezlesinden Korunma Yolları

Gözler, açık havada rüzgarda uçuşan tozlara ve polenlere karşı en savunmasız organdır. Gözlerde beliren kaşınma ve ovma hissi, kişilerin gündelik hayatını da olumsuz yönde etkileyebilir. Göz alerjilerinden korunmak ve göz sağlığını korumak için yapılması gerekenleri belirten Seiko Optik Göz Sağlığı Danışmanı Op. Dr. Özgür Gözpınar, ‘’Polen alerjisi olan kişiler, polenlerin yoğun hareket halinde olduğu sabah ve akşam saatlerinde açık havada bulunmamalı ve tozlu ortamlara girmemeli. Kasketli şapka ve gözlük kullanımı polenlerin göze ulaşmasını engelleyebilir. Göze el temasından mümkün olduğunca kaçınmalı. Kaşıntı hissini hafifletmek için gün içinde sık sık yüzünü yıkamalı. Ayrıca soğuk kompres uygulaması da gözü rahatlatan uygulamalardandır.’’ diyor.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.