Bizimle iletişime geçin

Cilt Bakımı

Gözeneklerimiz Neden Tıkanır ?

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Hormonal değişiklikler, regl dönemi ve hamilelik; sebumun fazla salgılanmasına neden olur. Bu da gözeneklerin tıkanması demektir. Cildinizi temizleyin ve sık sık dokunmayın

Cilt, vücudumuzu kaplayan en büyük organdır ve üzerinde minik açıklıklar bulunur. Bu açıklıklar sayesinde sebase adı verilen bezlerden cildimizin yüzeyine sebum (yağ) gelir. Gözenekler, derimizin epidermis yüzeyinin altındaki birkaç katına doğru uzanır. Peki gözeneklerimiz neden tıkanır? Bu açıklıklar sebumun çok fazla salgılanması, yüzeyin çok sayıda kuru veya ölü hücrelerle kaplanmasından dolayı tıkanabilir. Ancak gözenek tıkanmasının çevresel nedenleri de vardır. Gözenekler her gün kirli havaya maruz kalır ve toz, tüy, partikül gibi pislikler ile de tıkanabilir.
Cilt gözeneklerinin tıkanması için sabit bir yaş aralığı yoktur. Bununla birlikte çoğu erkek ve kadında cilt tıkanmaları en fazla ergenlik döneminde meydana gelmektedir. Ergenlik döneminde, vücudunuzda çeşitli hormonların salgılanması artar ve bu, sebumun daha fazla salgılanmasına neden olur. Hormonal değişiklikler, adet döngüsü ve gebelik sırasında da ortaya çıkabilir. Bu tetikleyiciler de gözeneklerin tıkanmasına sebep olabilir.
Gözenek tıkanmalarını bu etkenlerle sınırlı tutmak mümkün değildir. Bazı kişisel alışkanlıklar tıkanma sebepleri arasında sayılabilmektedir.
İşte o alışkanlıklardan bazıları:

YÜZÜNÜZE SIK SIK DOKUNMAYIN

Bir dakikanızı ayırın ve elinizle parmaklarınızın gün boyunca dokundukları şeyleri düşünün; masalar, lavabo kulpları, kredi kartınız, bilgisayar klavyesi, kumanda, direksiyon, telefon ve pek çok cisim.
Ellerinizi kullandığınız fiziksel aktivitelerden sonra eliniz ile yüzünüze dokunmanız petrol, bakteri, virüs, allerjenler ve diğer yabancı maddelerin cildinize aktarılmasına ve gözenekleri tıkamasına neden olabilir. Psikologlara göre bu alışkanlık, bireyin daha anne karnındayken meydana gelebilir. Uyku sırasında yüz teması, parmak emme ve elin üzerine uyuma gibi alışkanlıklar çocukken de edinilebilir.
Yetişkinliğe doğru zamanla azalan alışkanlıklar özellikle aile ve arkadaş çevresi içerisinde sevgi göstergesi olarak ifade edilebilir. Ancak her temas öncesinde ellerin temiz olması gerektiğine dikkat edilmelidir.
Yeteri kadar temiz olmayan eller; akne, sivilce ve pek çok cilt hastalığını beraberinde getirebilir.

AKNELERİNİZİ ELLEMEYİN

Sivilce veya aknenizin boyutu ne olursa olsun dokunmaktan kaçınmak gerekir.
Özellikle sivilcelerin patlatılması iz oluşumuna neden olabileceği gibi, çok daha kötü bir hal almasına da sebebiyet verebilir.
Cildinizi sıktığınızda ve gerginleştirdiğinizde ince çizgiler, iltihaplanma ve tahriş oluşumuna ortam hazırlar. Bu hareket aynı zamanda bir süre sonra aknelerin boyutunda büyümelere sebep olabilir. Ayrıca eliniz yeteri kadar steril olmadığından uygulayacağınız basınç, elinizdeki mikrop, bakteri ve enfeksiyonlarınız, tıkanmayı daha kötü bir hale getirebilir.

UYUMADAN CİLDİNİZİ TEMİZLEYİN

Cildiniz gün içerisinde pek çok çevresel etkenlere maruz kalır. Özellikle makyaj malzemelerinin ciltte birkaç saat veya daha uzun kalması gözeneklerin tıkanmasına sebep olur. Makyaj ürünleri bütün gün yağ ve çevresel kirleticilerin cildinize yerleşmesine ortam hazırlar. Özellikle makyaj ile uyumak cilt gözeneklerinin gelişmesine, akne ve sivilcelerin artmasına ve cildin hızla yaşlanmasına yol açar. Cilt temizleyicilerini kimyasal buluyorsanız gül suyunu kullanmayı deneyebilirsiniz. Gül suyu, cildi yatıştırır ve kirden arındırır.

GÜNE SU İÇEREK BAŞLAYIN

Cildinizin neme en çok ihtiyaç duyduğu saatler, uzun bir gecenin ardından gelen günün ilk saatleridir. Yapılan araştırmalar, sabah uyandığınızda bir bardak soğuk su içmenin, cildin ihtiyaç duyduğu nemi almasına yardımcı olduğunu gösteriyor.

ILIK DUŞ ALIN

Sabah uyandığınızda ılık su ile duş alın, sıcak su ile değil. Siz uyurken cildiniz uyumaz ve ertesi gün ihtiyaç duyacağı nemi elde etmek için yağlı bir tabaka üretir. Özellikle sıcak havalarda ılık duş sayısını ikiye çıkarabilirsiniz.
Aşırı sıcak hava, sürekli terlemenize sebep olur. Ter ise vücudun su kaybetmesi anlamına gelir ki, ne kadar sıcak, o kadar su kaybı demektir.
Sıcak yaz ayarında sağlıklı görünen bir cildiniz olsun istiyorsanız iki şeye dikkat etmeniz gerekir; bol su içmek ve her gün koruma faktörlü nemlendirici kullanmak.

SU BAZLI ÜRÜNLER KULLANIN

Cildinizdeki lekeleri veya renk farklılıklarını kapatmak için kullanacağınız ürünlerin yağ içermediğine, su bazlı olduğuna dikkat edin. Akne ve sivilcelerin kötü görünümünü ortadan kaldırmak üzere kullanılan kapatıcı ürünler, sorunlu bölgenin daha fazla yağlanmasına ve iltihaplanmasına neden olabilir.

HAFTADA BİR DOĞAL MASKE UYGULAYIN

Cildiniz için haftada bir kil maskesini deneyin. Kil maskeleri, gözenekleri tıkayan maddelerin temizlenmesine yardımcı olur. Piyasada pek çok kil maskesi bulabilirsiniz. Ancak evde kendi kil maskenizi hazırlamanız da mümkün. Gerekli malzemeler;
 1 çorba kaşığı bentonit kil (aktarlarda bulunur)
 1 çorba kaşığı su
 1 çorba kaşığı yulaf ezmesi Tüm malzemeleri karıştırıp temiz yüzünüze uygulayın, gözeneklerinizin tıkandığı tüm alanları kapladığından emin olun. Maskeyi yüzünüzde 10 dakika bekletin. Yüzünüzü su ile yıkayın, yumuşak bir havlu ile kurutun ve nemlendirici uygulayın.

YAĞLI CİLTLER İÇİN DOMATES KULLANIN

Yağlı ciltler genelde parlak görüntüleri sebebiyle sahiplerini huzursuz eder. Bu durumdan kurtulmanın yolu, doğal malzemelerle mümkün. Siyah nokta, genelde burun bölgesinde birikse de tüm yüze yayılabilen can sıkıcı bir durumdur. Siyah noktalarından bir türlü kurtulamayanlar, dayanamayıp onları sıkarak kalıcı lekelere, hatta apselere sebep olabiliyorlar. Evinizde kolayca hazırlayabileceğiniz doğal maske tarifi:
 1 adet domates
 1 tatlı kaşığı gliserin
 1-2 damla asilbent tentürü Bu malzemeleri karıştırarak haftada bir cildinize uygulayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cilt Bakımı

Kışın Sıcak Suyla Banyo Yapmayın

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Kışın Sıcak Suyla Banyo Yapmayın

Cilt kuruluğu özellikler kış aylarında sık rastladığımız sorunlardır. Çevresel nem oranının azalması, aşırı güneşte kalma, sık banyo yapma, uzun süreli su teması ve soğuk hava ciltte nem kaybına neden olarak kuruluk sorununa sebep olabilir. Kışın sıcak suyla banyo yapmayın! İşte soğuk havaya karşı cildimizi korumak için dikkat etmemiz gereken unsurlar.

En sık karşılaşılan sorunlardan birisi olan cilt kuruluğuna özellikle kış aylarında daha çok rastlanıyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Coşkun Acay, kış mevsiminde cilt bakımında dikkat edilmesi gerekenlere dair bilgiler verdi.

Yaş ilerledikçe derinin su tutma kapasitesi azaldığından, kuruluk yakınması sıklaşır. Kuruluğun en sık kol ve bacaklarda görülmekle beraber vücudun her yerinde oluşabilir. Kış aylarında şiddetin artması sıklıkla kuruluğa eşlik eden başka problemleri de beraberinde getirir. Aşırı kuruluk; deri yoluyla bulaşan enfeksiyonların ve egzama oluşumuna neden olabilir.

Kış mevsiminde kuruluğu önlemek için kış ayları yaklaşırken temel cilt bakımında dikkat edilmesi gerekenler şöyle;

  • Sıcak su cilt kuruluğunu arttıran en önemli faktörlerden biridir. Çok sıcak su ile yıkanmayın.
  • Yıkanırken kurutmayan sabunlar, yağ içeren şampuanlar kullanın.
  • Her banyo sonrası özellikle vücudunuza nemlendirici krem uygulayın.
  • Yaşadığınız ortamlarda nem oranını arttıracak önlemler alın.
  • Bol su için.
  • Biotin, çinko, folik asit, omega -3 yağ asitlerinden zengin beslenin.
  • Güneşe çıkmadan önce güneş koruyucu krem kullanın.

Cilt sağlığıyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Cilt Bakımı

Cilt Lekelerine Dikkat

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Cilt Lekelerine Dikkat

Güneşin sağlığa faydalarını artık neredeyse hepimiz biliyoruz. Özellikle yaz mevsiminde neredeyse güneşe maruz kalmamız imkansız. Güneşin sağlığa olan faydalarının yanında yaz aylarının bitiminde bıraktığı sağlık sorunlarından birisi de güneş lekeleri oluyor. Derinin üst kısmında ortaya çıkan çil, solar lentigo ya da melazma olarak tanımlanan farklı çeşitlerde güneş lekeleri oluşabiliyor. Cilt lekelerine dikkat edip, gerekli önlemleri almalıyız.

Bazen yeni ortaya çıkan bu sorunlar bazı kişilerde de var olan lekelerin yoğunlaşması şeklinde kendini gösteriyor. Altta yatan ne olursa olsun güneş koruyucu kremlerin çok yoğun sürülmesi ve sık sık tekrarlanması gerektiğinin altını çizen Acıbadem International Hastanesi Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Sağlam, yüzde 100 korumanın sağlanamamasından dolayı da güneşlenmemek, şapka ve giysiler gibi fiziksel olarak korunmak gerektiğine dikkat çekiyor. Yaz aylarında görülme sıklığında artış görülen cilt lekelerinden korunma ve tedavi yöntemlerini anlattı.

Melazma

Melazma, güneşe maruz kalan bölgelerde, özellikle yüzde ortaya çıkan ve deride renk koyulaşmasıyla seyreden bir cilt sorunu. Güneşten gelen ultraviyole ışınları veya kuvvetli lambalardan yayılan ışık, deride renk pigmentlerini üreten “melanositleri” uyarıyor ve melanin sentezini artırarak rengin koyulaşmasına neden olabiliyor. Koyu tenli kişilerde melanositler daha aktif olduğundan etkisi de daha fazla oluyor. Bazı ilaçlar ya da hamilelik gibi hormonal değişimlerin yaşandığı dönemlerde de melanositler normal seviyenin üzerinde pigment ürettiği için ciltte koyu lekeler ortaya çıkabiliyor.

Etkili sonuçlar için erken müdahale gerekiyor

Yeni başlayan lekelerde daha iyi yanıt alınabildiği gibi lekenin oluşma süresi uzadıkça tedavi de o ölçüde zorlaşıyor. Tedavinin sonucuna etki eden bir diğer unsur ise lekenin derinliği oluyor. Yüzeysel lekeler tedavilerle kolayca yok olurken derin lekeler ısrarla kalabiliyor. Bununla birlikte cildin tipi de tedavi açısından zorlayıcı olabildiği için ten rengi çok koyu, cildi hassas veya kızarık yapıda olanlarda dikkatli olunması gerekiyor. Melazma tedavisinde, leke açıcı kremler, Karbonpeeling (Q-Switched ND-YAG Lazer), Thulium Lazer, Fraksiyonel Lazer, Dermapen, kimyasal peelingler ve mezoterapi gibi farklı uygulamalardan hasta için uygun olan belirlenerek kullanılabiliyor.

Güneş lekesi (Lentigo)

Lentigo olarak tanımlanan bu tür güneş lekesinin daha çok çillerle karışan bir hiperpigmentasyon hastalığı olduğunu söyleyen Dr. Hülya Sağlam, genel olarak 40 yaş sonrası görülen bu tür güneş lekelerinin bazen 20’li yaşlardan sonra da ortaya çıkabileceğini söylüyor. Hem daha koyu renkli hem de boyutlarının daha büyük olması, güneş lekesini çilden ayıran özellikler olarak sıralanıyor. Lentigolar, her mevsim derine kalıcı olmakla birlikte güneşe maruziyet nedeniyle yaz aylarında renginde koyulaşma gözleniyor.

Lekelerin özellikle açık tenli kişilerde güneşe maruz kalan el sırtı, yüz, omuz, sırt ve göğüs ön yüzü gibi cilt bölgelerinde ortaya çıktığını belirten Dr. Hülya Sağlam, şu bilgileri veriyor: “Değişik boyutlarda olabilen bu kahverengi lekelerin net sınırları bulunur. Özellikle akut güneş yanıklarından sonra, sırt, omuz ve gövdede derinin soyulmasını takiben yaygın bir şekilde beliriyor. El sırtında ve yüzde ortaya çıkan ve yaşlılık güneş lekeleri olarak da tanımlanan lekeler genellikle 40 yaş sonrası görülür.”

Aniden büyüyen lekeleri ciddiye alın!

Güneş lekelerinin kansere dönüşme riski bulunmuyor ve tedaviler de bu nedenle estetik amaçla yapılıyor. Ancak bazı güneş lekeleri, lentigo maligna olarak adlandırılan deri kanseri ile karışabileceği için aniden büyüyen lekelerde bilgisayarlı dermaskopik inceleme yapılması önem taşıyor. Lentigoların tedavisinde kimyasal peeling ve lazer tedavileri kullanılıyor.

Çiller

Güneş nedeniyle ortaya çıkan bir başka cilt lekesini ise çiller oluşturuyor. Erken çocukluk döneminden itibaren ortaya çıkan çiller genellikle net sınırlı ve kahverengi küçük lekeler olarak görülüyor. Cildin güneş ışığına aşırı renk üreterek tepki vermesi sonucu ortaya çıkan yüz çilleri en çok alın, yanak, burun üzerinde görülüyor. Ancak bazı kişilerde tüm yüzü kaplayacak derecede şiddetli olabiliyor. En çok sarışın, kızıl ve açık tenli kişilerde görülmekle beraber koyu tenlilerde ortaya çıkabiliyor. Açık ya da koyu kahverengi olan çillerin güneş temasından sonra koyulaştığı ve güneşlenilmediği zaman da renginin solduğu görülüyor.

Çillerin de kansere dönüşme riski olmasa da bu kişilerin güneş ışığına daha duyarlı oldukları da biliniyor. Lazer tedavileri ve kimyasal peeling uygulamaları çillerin tedavisinde kullanılan yöntemler arasında yer alıyor.

Güneş lekelerinde kullanılabilen yöntemler

Güneş lekelerinde ciltteki melanin pigmentlerinin yerleşimine göre de farklı planlamalar gerektiğinin altını çizen Acıbadem International Hastanesi Deri Hastalıkları Uzmanı Dr. Hülya Sağlam, kullanılan yöntemleri şöyle sıralıyor…

1 -Leke açıcı kremler

Leke giderici kremlerin çoğu renk hücresinde renk maddesi yapımını engelleyerek etkili oluyor. Ancak tedaviden istenilen sonuca ulaşabilmek için kremleri düzenli ve uzun süre kullanmak gerekiyor.

2-Karbon peeling

Renk hücrelerine etki eden lazer, nanosaniye gibi çok kısa bir sürede yüksek enerji verdiği için renk maddesi ve hücrelerini parçalayabiliyor. Bu nedenle güneş lekesi tedavisinde ve dövme silmede tercih edilebiliyor. Karbon peeling yöntemi ile kollajen doku canlanıyor ve cilt tazeleniyor. Dolayısıyla yaz boyunca güneşin zararlı etkilerine maruz kalan cildin ışık kazanması ve lekelerden kurtulmak için bu tedavi kullanılabiliyor.

3- Thulium Lazer

Leke tedavisi ve cilt yenileme alanlarında kullanılan etkili olan bu sistemde lazer ışınları ile deride 100 mikron çapında mikro-kanallar açılarak C vitamini, kök hücre içeren nano partiküküllü ürünler kişinin sorununa göre seçilerek cilde yediriliyor. Tedavi süresinin kısalığı, ağrısız bir yöntem olması ve kişinin günlük yaşamına hemen dönebilmesitedavinin avantajları arasında sıralanıyor.

4-Fraksiyonel Lazer

Genellikle açık ten rengi olan kişilerde tercih edilen bir yöntem. Ancak kılcal damarı fazla, hassas cildi olanlarda ve esmerlerde fraksiyonel lazer leke tedavisinde kullanılmaması gerekiyor. En çok akne izleri, yara, yanık izleri ve cilt yenilemede yararlanılabiliyor.

5- Dermapen

İnce çelik iğnelerden oluşan Dermapen ile deride çok sayıda gözle görülmeyen delikçikler açılıyor. Hem cildin kendi onarım mekanizmasının tetiklenmesi hem de işlem esnasında kullanılan serum ve maskeler ciltte toparlanma sıkılaşmanın yanı sıra lekelerde de önemli bir azalmaya neden oluyor.

6- Kimyasal peelingler

Üst derinin yenilenmesini hızlandırarak lekenin üst deriden atılmasını sağlayan kimyasal peelingler, leke tedavisinde de kullanılabiliyor. Ancak koyu tenlilerde, kızarık ve hassas ciltlerde kimyasal peeling aşırı soyulma yaparsa lekelenmeyi tetikleyebileceği için uygulanmaması gerekiyor.

7-Enzimatik peeling

Birden fazla kimyasal ve bitkisel peeling yapan ürünlerin bir araya getirilerek maske şeklinde 8-10 saat bekletilerek yapılan bir işlem.

8-PRP

Bu yönteminde, pıhtı hücreleri tarafından salınan, tüm yara iyileşmesi ve doku yenilenmesi süreçlerini başlatan büyüme faktörlerini elde edilmesi amaçlanıyor. Hastanın tamamı kendisine ait pıhtı hücreleri ve büyüme faktörleri içeren serumuyla cilt yenilemesi sağlanabiliyor. PRP yöntemiyle elde edilen serum cilt altına veya cilt içine minik enjeksiyonlarla veriliyor.

9- Mezoterapi

Burada leke giderici maddeler lekenin içine direk verilerek etkinlikleri arttırılıyor. Ayrıca cilt yenileyen maddeler hasarlı olan leke bölgesini yenileyerek lekenin açılmasını sağlıyor. Leke tedavisinde lazer ve diğer yöntemlerle bir arada mezoterapi uygulamak leke tedavisinin etkinliğinin de artmasını sağlıyor. Yüz mezoterapisi, başlangıçta 1-2 hafta aralıklarla ortalama 4-6 seans uygulanıyor.

Cilt lekeleriyle ilgili farklı bir yazıyı okumak için burayı tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Cilt Bakımı

Yazın Artan Cilt Lekeleri

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

yazın artan cilt lekeleri

Yaz mevsiminde güneş ışınlarının etkisiyle en fazla artış gösteren cilt problemlerinden birisi de cilt lekeleridir. Yazın artan cilt lekelerinin nasıl tedavi edilmesi gerektiğiyle ilgili bilgi veren Dermatolog Dr. Yelda Bice; konuyla ilgili önemli uyarılarda bulundu.

Yaz aylarında sıcak hava ve güneş ışınlarından dolayı ciltteki lekelerin arttığını söyleyen Dermatolog Dr. Yelda Bice, medikal tedavi ile lekelerin silinebileceğini söyledi. Leke tedavilerinde planlamada lekenin tipinin, oluşma şeklinin, derinliğinin önemli olduğunun altını çizen Bice, “Lekeye yaklaşımımızda ağırlıklı olarak lazerli tedaviler özellikle de q anahtarlı lazerler hala dünyada da bizde de ağırlıklı olarak kullanılmakta. Bu tedavileri PRP, leke mezoterapileri bazen yüzeysel lekeler için soyucu tedaviler ile de destekleyebiliyoruz” dedi. Bu tedavilerin kişinin genetik olarak lekeye yatkınlığını ortadan kaldırmadığını söyleyen Dermatolog, güneşten koruyucu önlemlerin alınmasının büyük önemi olduğunu belirtti.

Cilt düşmanı güneş ışınları

Güneşin cilt üzerinde birçok hasara sebep olduğunu söyleyen Dermatolog Dr. Yelda Bice,“Genetik faktörlerinde yeri tabi ki tartışmasız ancak dış etkenlerden en çok bilimsel olarak da kanıtlı ‘’foto yaşlanma” ya neden olan güneş hasarı ilk sıraya oturuyor diyebiliriz. Ciltte oluşturduğu lekelerden, nem kaybına, yapıtaşlarının hasarının artmasına, hatta prekanseröz yani kanser öncülü lezyonların oluşmasına kadar ciltte birçok hasara sebebiyet verebilmektedir. Bu yüzden birçok tedavinin seyrinde ya da günlük yaşantıda güneşten korunmanın önemi üzerinde biz dermatologlar bu kadar durmaktayız” dedi.

“Cilt için en önemli şey; düzenli ve dengeli beslenmek”

Cildimizin sağlıklı olması ve her türlü hastalıktan bizi koruyabilmesi için tavsiye veren Dermatolog Dr. Yelda Bice “Ana kurallar koymak gerekirse düzenli ve dengeli beslenmek, zararlı alışkanlıklardan uzak durmak, gün içinde yeterli sıvı tüketimine önem göstermek, uyku düzenimize dikkat etmek, stresten uzak durmak kişinin yaşam kuralları arasında olmalı” dedi. Bice, sağlıklı bir cilde sahip olmak için; cildi temizlemek, cilde uygun ürün kullanmak ve zararlı ışınlardan düzenli korumanın önemine dikkat çekti.

Cilt bakımı ile ilgili bir başka yazıma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar