Bizimle iletişime geçin

Yaşlılığa Karşı

Genç Kalmanın Formülü Vücudu Desteklemek

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Genç Kalmanın Formülü

Yaşınız 40’a dayanınca ne iş bitmiş oluyor ne yolun yarısına gelmiş oluyorsunuz. Olan tek şey yapılacaklar listesinde tik atılmayan daha çok şeyin olması…

Kendinizi henüz 18 yaşındaymış gibi hissetseniz bile vücudunuz zamanın geçtiğinin farkında! “Yapacağım daha çok şey var” diyorsanız bugünden sonra vücudunuzu desteklemeye başlayın. Bugüne kadar sağlıklı beslenmeyi önemsemediyseniz vücudunuz verdiği işaretlerle sizi uyarmış ya da uyaracak olabilir. Yaş ilerledikçe kas kütlesi bozulmaya başlar, kilo alma olasılığı yükselir, menopoz başlayabilir, kanser, kalp rahatsızlığı ve diyabet gibi kronik hastalıkların riski artmaya başlar. İşaretleri önemseyin ve önlem alın! Genç kalmanın formülü vitamin takviyeleri ve yazımızın ilerleyen kısmında bahsedeceğimiz bazı gıdalar! Sağlıklı yiyecekler tüketmek her yaşta önemlidir ama kıymetini 40’lı yaşlara geldiğinizde, kurallar değişmeye başladığında daha iyi anlarsınız. Bu yüzden erken yaşta önlem almak oldukça önemlidir. Vitamin takviyesi alırken dikkat edilmesi gereken en önemli şey doktorunuza danışmaktır. Sizin için en doğru tavsiyeyi verecektir.

Her yaş için önemli ama 40’lı yaşlardan sonra önemi daha da artan vitaminleri şöyle sıralayabiliriz.

Potasyum

Yaşa bakılmaksızın, kan basıncını kontrol altında tutmada potasyumun önemli bir rol oynar. Post menapozal kadınlar üzerinde yapılan araştırmada, gıdalardan alınan yüksek potasyum sonucu inme riskinde azalma gözlemlendi.  Araştırmada yüksek potasyum alımı yaklaşık 3.1 g olarak kabul edildi.

Potasyum eksikliğinizi nasıl fark edeceğinizi daha önceki yazılarımda sizlerle paylaşmıştım. Kısaca değinecek olursak günün her saati kendini yorgun ve zayıf hissediyorsan, yüksek tansiyon problemin varsa, zaman zaman bacaklarında kas spazmları oluyorsa ve kalp çarpıntısı yaşıyorsan potasyum eksikliğin olabilir. Daha fazla potasyum almak için en iyi yol gün boyunca çok çeşitli meyve ve sebze yemektir. Potasyum deyince akıllara gelen ilk meyve muz olsa da muzdan daha çok potasyum içeren gıdalarda vardır.

Bol potasyum içeren gıdaları şu şekilde sıralayabiliriz;

  • Patates (orta boy) 941mg
  • Yer elması (orta boy) 542mg
  • Domates sos (1 bardak) 728mg
  • Kavun 641mg
  • Ispanak (1 kap) 540mg
  • Pancar (1 kap) 518mg
  • Fasulye (1 kap) 1189mg
  • Somon (1 konserve büyüklüğünde) 489mg
  • Kabak (bir bardak) 582mg
  • Pazı (bir fincan pişmiş pazı) 961mg
  • Yoğurt (bir kap) 573mg

Günlük tüketeceğiniz gıdalardan tehlikeli seviyede potasyum almanız çok olası değildir. Potasyum kesinlikle doktorunuza danışıp yeterli seviyede almak isteyeceğiniz bir takviye, çok fazla potasyum mide-bağırsak sistemine ve kalbe zarar verip aynı zamanda hayatı tehdit eden kalp aritmilerine neden olabilir. Doktorunuz takviyeleri reçete ediyorsa, sizi nasıl etkilediğini gözlemlemelidir.

B12 Vitamini

40 yaşına geldikten sonra B12 vitamini normal bir kan ve beyin fonksiyonu için kesinlikle listenizde olmalı. Çocuklar ve gençler B12 vitaminini balık, tavuk, et ve hayvansal gıdalar, süt ve süt ürünleri, yumurta gibi yiyeceklerden alıyorlar. Ama vücut yaşlandıkça bu vitamini gıdalardan almakta zorlanıyor. Bu da 50 yaş civarında ortaya çıkıyor çünkü midenin asit oranı düşmeye başlıyor.

40-50 yaş arası B12’yi gıda takviyesi olarak veya multi vitaminlerden almaya başlamak için iyi bir zamandır. Günde 2.4 mg B12 ihtiyacımızı karşılayacaktır. Fazla tüketmek konusunda endişelenmeyin. Suda çözünen bir vitamin olduğu için ihtiyacınız olan oranda vitamin içerecektir.

Kalsiyum

Kalsiyum konusunda hala araştırmalar devam etmekte. Yakın zamanda kalsiyumun erkekler ve 50 yaş üzerindeki kadınlar için kırıkların önlenmesinde oynadığı rolü anlamak için yapılan 59 araştırmada, gıdalardan veya takviyelerden alınan kalsiyumun, kırık riskini azaltma olasılığının düşük olduğu ortaya çıkmıştır.

Kemiklerimiz yaşamın erken dönemlerinde (30 yaşından önce) ihtiyaç duydukları kalsiyumun çoğunu alsalar da, besinler daha sonradan kemik sağlığının korunmasında büyük rol oynuyor. Besin değeri yüksek gıdalar, kas kasılması, sinir ve kalp işleyişi, diğer biyokimyasal reaksiyonlar gibi temel vücut işlevleri için gereklidir. Günlük besin listenizde yeterli miktarda kalsiyum almıyorsanız, vücudunuz kemiklerinizin arasından kalsiyumu çıkarır ve vücudunuz zayıflar. Bu durumdan anlıyoruz ki, 40 yaş ve daha sonrasında kalsiyum ihtiyacınız vardır ancak en son bulgular daha fazla kalsiyumun mutlaka daha fazla fayda anlamına gelmediğini ve hatta kalp sağlığına zararlı olabileceğini söylüyor.

Süt, brokoli, badem, ıspanak, soya peyniri ve sardalya gibi kalsiyum bakımından zengin gıdalarla çok yönlü bir yemek listesi yaptığınızda vücudunuzun ihtiyacı olan (40-50 yaş arasındaki kadınlar için günde 1.000 mg ve 50 yaşından büyük kadınlar için 1.200 mg) kalsiyumu almış olursunuz.

D vitamini

Özellikle 40 yaşından sonra D vitamini çok önemlidir. Çünkü diyabet, kalp rahatsızlığı, MS hastalığı, göğüs ve bağırsak kanserleri gibi hastalıkların D vitamini eksikliğiyle bağlantılı olduğu ortaya çıkmıştır. Bunların yanında D vitamini vücuttaki kalsiyumun emilmesi içinde gereklidir.

D vitamini kaynakları arasında balık, tahıl ve tahıl ürünleri bulunur, ancak yiyeceklerden elde ettiğiniz D vitamini vücudumuz tarafından az emilir. Güneş, vitaminin en iyi kaynağıdır, ancak herkes ekvatora ihtiyacımız olan D vitamini miktarını karşılayabilecek kadar yakın yaşamıyor olabilir. Bazı araştırmacılar D3 takviyesini önerir çünkü D3, güneşten alacağınıza en yakın D vitamini tipidir. Ulusal Sağlık Enstitü, günde en az 600 IU (50 yaşından sonra günde 800 IU) D vitamini alınması gerektiğini bildirmiştir. Vücuda zarar vermeyecek üst sınırı ise günde en fazla 4.000 IU olarak belirlemiştir.

Magnezyum

Magnezyumun en önemli fonksiyonlarında biri, özellikle yaşlanmaya bağlı yüksek tansiyon riski altında olan 40 yaş üstü kadınlar için kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olmaktır. Araştırmalar kalp hastalığı, diyabet ve iltihap gibi hastalıkların magnezyum eksiklikleri ile bağlantılı olduğunu ortaya çıkartıyor. Bunların yanında magnezyum vücuda kalsiyumu emme görevinde yardımcı olur ve kan şekeri kontrolü, kas, sinir ve kalp işlevinde vücutta olumlu rol oynar.

Magnezyum seviyenizin eksik olabileceğini düşünüyorsanız doktorunuz magnezyum seviyenizi test edebilir. Sağlıklı ve dengeli besleniyorsanız, ihtiyacınız olan tüm magnezyumu koyu yapraklı yeşillikler, fasulye, soya, fındık ve avokadodan alabilirisiniz. Çok fazla magnezyum büyük riskler oluşturmaz ancak ishal, mide bulantısı veya kramplara neden olabilir.

Omega-3

Omega-3 teknik olarak bir vitamin olmasa da vücuda olan faydaları nedeniyle bu listede yer almayı hak ediyor. Yaşlanmaya bağlı olumsuz değişikliklerin bazılarına, kalp hastalığı riskinde artışa ve bilişsel düşüşe karşı koymaya yardımcı oluyor. Araştırmalar, omega-3’lerin kan basıncını düşürmeye ve LDL (kötü kolesterol)  düzeylerinde iyileşmeye neden olduğunu, kalp rahatsızlığı riskini azalttığını ve hafızayı korumada rol oynadığını göstermiştir.

Yakın zamanda yapılan bir araştırma, kanında omega-3 yağ asidi seviyesi yüksek olan kişilerin daha büyük beyinleri olduğunu ve hafıza testlerinde planlama faaliyetleri, soyut düşünme gibi alanlarda düşük seviyedeki bireylerle karşılaştırıldığında daha iyi performans gösterdiği ortaya çıkarıldı. Bu durum, omega-3 yağ asidinin diğer bilinen faydalarının yanında beyin sağlığının korunmasında rol oynadığını göstermiştir.

Balık, ceviz, keten tohumları ve yapraklı sebzeler gibi gıdalardan omega 3 alabilirsiniz. Takviye almanız yeterli seviyede omega-3 aldığınıza emin olmanızı sağlar. Her iki durumda da, eğer sağlıklıysanız 500 mg, kalp rahatsızlığınız varsa 800 ila 1000 mg arası ve yüksek trigliserid seviyelerine sahipseniz 2000 ila 4000 mg’ı hedefleyin. Pıhtılaşma önleyici ilaçlar kullanıyorsanız dozu doktorunuza mutlaka danışın.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilinçli hasta

Alzheimer Hastalığı ile Sosyalleşerek Savaşın

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Alzheimer Hastalığı ile Sosyalleşerek Savaşın

Araştırmalar, beta amiloid ve tau adı verilen zehirli proteinlerin beyinde birikmesinin Alzheimer’a yol açtığını gösterdi. Genetik ve sağlıksız beslenme alışkanlıklarının haricinde uykuya, arkadaşlığa ve şeker hastalığına da dikkat edilmeli!

Zaman zaman hepimiz arabamızı nerede park ettiğimizi veya neden bir odaya girdiğimizi unutuyoruz. Özellikle meşgul olduğunuzda veya aklınızda birden çok şey varsa, bir miktar unutkanlık normaldir. Fakat unutkanlığınız bu bahsettiğim belirtilerden çok daha fazla ise Alzheimer hastalığına karşı dikkatli olmanız gerekir. Hastalığı yaşayan kişi kadar yakın çevre ve ailesinin de hayatını zorlaştıran Alzheimer hastalığı, son yıllarda sıkça karşılaştığımız bir rahatsızlık. Kısaca tanımlamak gerekirse Alzheimer; hafıza, düşünme ve davranış yetilerinde ortaya çıkan bir demans (bunama) türüdür. Genelde semptomlar, yavaş ve hafif şiddette görülmeye başlar ancak zamanla günlük rutinleri dahi etkileyebilecek kadar şiddetlenir. Yıllardır süren araştırmalar, beta amiloid ve tau adı verilen zehirli proteinlerin beyinde birikmesinin Alzheimer’e yol açtığını gösterdi. Alzheimer hastalığının nedenlerinin genetik ve sağlıksız beslenme alışkanlıkların ötesine geçtiğini ortaya koyan bazı yeni çalışmalar bu süreci açıklamaya başladı. Bu çalışmaların neler olduğuna gelirsek…

ÜÇ AYDAN UZUNSA HIZLANDIRIR

Anti-anksiyete ilaçları kullanıyorsanız dikkat!

Popüler ilaçlardan lorazepam, alprazolam ve klonazepam içeren benzodiazepinler denilen bir ilaç sınıfı, sıklıkla kaygı ve uykusuzluğun tedavisinde kullanılır. Bu ilaçların güvenilirliğini ve etkinliğini değerlendiren çalışmalar sadece kısa vadeli kullanımı değerlendirdiyse de (genellikle üç ay kadar), birçok kişi onları uzun vadeye götürür. British Medical Journal’da yayınlanan bir araştırma, Alzheimer hastalığı olan bin 796 Kanadalı ve altı yıl süreyle 7 bin 184 sağlıklı kontrol izledi ve benzodiazepinlerin üç aydan daha uzun süreyle alınmasının Alzheimer hastalığında yüzde 51’e kadar bir artış ile ilişkili olduğunu buldu.

Kafa travmasına dikkat!

Pittsburgh Üniversitesi Beyin ve Omurga Yaralanması Programı’ndan elde edilen verilere göre, her yıl yaklaşık 300 bin Amerikalı, sporla ilgili bir beyin sarsıntısı yaşıyor ve birçoğunun kafa travmasına eşlik edebilecek sorunları oluyor. Çoğu kişi sıkıntı çekmeden iyileşiyor ancak diğerleri için, zarar gören beyin dokusunun iyileşmesine yardımcı olan iltihaplanma kronikleşiyor. Southern Florida Üniversitesi’nden bir psikiyatra göre, Alzheimer hastalığı potansiyel bağlantıların bulunduğu yerdir. Daha önce kafa travması geçirerek bilincinizi kaybettiyseniz, ileri yaşlarda Alzheimer’a yakalanma riskiniz ciddi oranda artmış demektir. Kafatasına alınan şiddetli darbeler, sağlıklı beyin hücrelerini kötü etkiler. Bu sebeple hayatınız boyunca, özellikle riskli aktiviteler yaparken başınıza darbe almamaya özen gösterin.

KRONİK UYKUSUZLUK HIZLANDIRIR

Uykusuzluğa dikkat!

Uykusuzluk, Alzheimer hastalığına yol açan zararlı süreçleri hızlandırır. Philadelphia’daki Temple Üniversitesi’ndeki uzmanlara göre, uyku sorunları Alzheimer hastalığı olan insanlarda yaygındır, ancak bunun neden ya da sonuç olup olmadığı net değildir. Alzheimer hastalığını fare modelinde inceleyen bilim adamları, bu farelerin günde dört saat uyumalarını beyinlerinin tau miktarını artırdığını buldular. Aynı zamanda öğrenme ve hafızayı değiştirdiler, ayrıca nöronların birbirleriyle ne kadar iyi iletişim kurabildiklerini de değiştirdiler. Uzmanlar, kronik uykusuzluğun yoksun bırakılmasının, beyni ve bedeni (bu nedenle çok yorgun olmanızı sağlar) vurguluyor ve Alzheimer hastalığına yol açan zararlı süreçleri hızlandıracağını iletiyor.

Yalnızlığa dikkat!

Arkadaşlarımızla ve daha geniş bir toplulukla meşgul olmak, iyi ve sosyal bir hayata yaşamamıza olanak sağlar. Bu da iyi bir ilaçtır. Nöroloji, Nöroşirürji ve Psikiyatri Dergisi’nde yayınlanan bir çalışmada, yalnızlık ile bunamanın ilerleyişi arasındaki bağlantılar belirlendi. Araştırmacılar, yaşlı insanlarda yalnızlık duygularının, çalışmanın üç yılı boyunca onlarda 1.63 kat daha fazla demans geliştirme ihtimali verdiğini buldu. Bilim adamları hâlâ bu ilişkiyi yönlendiren şeyin ne olduğunu bilmiyor ancak sonuçları çok açık: sosyalleşmek sağlığınız için daha iyi.

HERHANGİ BİR ORGAN ETKİLENİR

Şeker hastalığınız varsa dikkat!

Uzmanlara göre Alzheimer hastalığı gerçekten beyni etkileyen metabolik bir hastalıktır. Bağlar o kadar yakın ki, Tip 3 diyabet olarak Alzheimer hastalığına atıf yapmaya başladı. Beyin hücreleri, glikozu yakıt olarak kullanır ve insülin, bu hücrelere kandaki glikozu bulaştırır. Araştırmalar; beyindeki hücrelerin, vücudun diğer hücreleri gibi insülin direnci geliştirebileceğini söylüyor. Herhangi bir organ insülin direncinden etkilenebilir. Son birkaç yıldır yaptığı araştırmalar bunun, beyin için toksik bir ortam yarattığını, Alzheimer’da görülen proteinlerin ve nöron ölümünün zararlı birikmesine yol açtığını ortaya koydu.

YUMURTA SARISI VE YABAN MERSİNİ BEYİN SAĞLIĞINIZI KORUR

Roka

A Rush Universitesi çalışmalarında, günlük bir ya da iki porsiyon yeşillik yiyen kişilerin günlük olarak hiçbir şey yemeyen insanlara göre 11 yaşındaki birinin bilişsel kabiliyetine sahip olduğu bulundu. Yeşillikler arasından roka, nutrisyonel bir üstünlüğe sahip.

Yaban mersini

Tüm meyveler yararlı olmasına rağmen, yaban mersinindeki flavonoidler, beyni oksidatif stresten korumayı ve beynin hücre iletişimini güçlendirir, antioksidanlar açısından zengindir.

Yumurta sarısı

Kolin, B kompleks bir vitamindir. Kolin, hafızanızı koruyan ve beyin hücrelerinin daha etkili bir şekilde iletişim kurmasını sağlayan bir aselilkolime dönüştürülür. Araştırmalar, kolin alımının artmasının hafıza da dahil olmak üzere iyileşmiş bilişsel işlevle bağlantılı olduğunu gösteriyor. Yumurta sarısında bahsettiğim bu madde bulunmaktadır.

Zeytinyağı

2017 yılında yapılan bir araştırmada, sızma zeytinyağının tüketilmesinin bellek ve öğrenme yeteneğini koruyabileceğini ve iki Alzheimer işaretleyicisinin (amiloid-beta plakaları ve nevrofibriller yumrular) oluşumunu azaltabileceğini keşfetti. Tam mekanizma belirsiz olsa da, yağda bulunan antioksidan oleokanital rol oynayabilir.

Somon

Bu deniz mahsulü, beyin sağlığı için gerekli olan DH A ve EPA, omega-3 yağ asitleri bakımından zengindir. Omega-3, beynin Alzheimer hastalığının gelişiminde rol oynayabilecek iltihaplanmayı ve oksidatif stresi azaltmaya yardımcı olur. DH A özellikle yaşla ilgili beyin küçülmesini sınırlandırmaya yardımcıdır.

Kuruyemişler

Fındık, ceviz ve badem gibi kuruyemişler beyin sağlığı açısından oldukça faydalıdır. Beklenen faydayı elde etmek için haftada beş kez tüketmeniz yeterli.

Alzheimer riskini düşürmek üzerine konuştuğumuz bir başka yazımıza buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz!

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Yaşlılığa Karşı

Sağlıklı Yaşlanmak İçin Gençken Önleminizi Alın

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Sağlıklı Yaşlanmak İçin Gençken Önleminizi Alın

Ülkemizde en yaygın ölüm nedenlerinden biri olan kalp ve damar hastalıklarının önüne geçmek ve sağlıklı yaşlanmak için gençken önleminizi alın.

Uzun yıllar sağlam bir kalp ile mutlu yaşamanın yolu, genç yaşlardan itibaren düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı ve dengeli beslenmek, kontrolsüz kilo almaktan kaçınmak ve stresten uzak durmaktan geçer. Ayrıca sigara ve alkol gibi alışkanlıklardan uzak durmalı, bu tür bir bağımlılığınız var ise gerekirse kurtulmak için yardım alınmalıdır.

Ancak yüksek tansiyon ve kolesterol, genetik kalp rahatsızlığı ve şeker hastalığı olan kişilerin kendilerine daha çok dikkat etmeleri gerektiğinin altını da çizmemiz gerekir. Kalp ve damar hastalığının 40’lı yaşlarda oluştuğu düşüncesi toplumda yaygın olmasına rağmen, günümüz yaşam koşullarında kişilerin iş ve ev arasında mekik dokuyan yaşamları, giderek asosyal olma, spordan uzak bir hayat; özellikle gençlerin bilgisayar başında gereğinden fazla vakit geçirmesi ve sağlıksız beslenmeleri obezite ve bazı metabolik hastalıklara neden olmaktadır. Yüksek kolesterol ve şeker hastalığı gibi kalp sağlığı yönünden riskli durumların görülme oranı gençlerde de artmaktadır.

Stresten Uzak Durun

Yoga ve müzik dinlemenin endorfin arttırıcı etkisinin olduğunu biliyor muydunuz?

Modern toplumun hastalığı olarak tanımlanan stres aslında hayatın gerçeklerinden biri ve bizim stresten maalesef kaçışımız oldukça zor. Ancak madem stresten kaçamıyoruz, o halde stresle başa çıkabilmeyi öğrenmemiz gerekli. Stres altındaki kişilerde genelde kan basıncında artış, kalp atışında hızlanma ve damarlarda sertleşme görülür. Yalnızca kalp rahatsızlıkları değil, hemen hemen bütün hastalıkların temelinde yatan sebeplerinden biri olan stresin yanında sigara ve alkol tüketimi de mevcut durumun daha kötü bir hal almasını sağlar.

Kalbinizle Dost Olun ve Sağlıklı Beslenin

Bunun için hazır gıdalardan, trans yağ ve yüksek şeker tüketiminden uzak durup, doğru yağları tercih etmekle başlayabilirsiniz.  Kalp ve damar hastalıkları sağlıklı beslenme ile birlikte, yaşam tarzındaki değişiklikler ve doktorunuz tarafından belirlenen tedavi ile önlenebilir. Kalbiniz için daha çok sebze ve meyve tercih edin, posa tüketiminizi arttırın, proteini dozunda ve kaliteli alın, kolesterole sınır belirleyin. Beyaz ekmek yerine, tam tahıllı besinleri gönül rahatlığıyla tercih edebilirsiniz.

 Trans Yağdan Uzak Durun

 Margarin ve kızartmalarda bulunan trans yağlar iyi kolesterolünüzü düşürürken, kötü kolesterolünüzü yükseltir. Bu da kalp rahatsızlıklarına davetiye çıkartır. Zeytinyağı, fındık yağı gibi sağlıklı yağlardan yana tercihlerinizi yaparken, market alışverişlerinizde mutlaka ürün ambalajlarını trans yağ içerip içermediği konusunda kontrol edin.

Kahkaha Atın 

Gülmek, aslında yapılabilecek en basit egzersizdir. Ayrıca yapılan araştırmalar, 10-15 dakika boyunca gülerek 50 kalori yakılabileceğini gösterdi. Gülmenin faydalarını araştıran benzer araştırmalar; gülme esnasında stres hormonu seviyesinin düştüğünü, iyi kolesterol (HDL) seviyesinin arttığını gösterdi.

 Düzenli Spor Yapın

Beslenme uzmanlarının tavsiye ettiği düşük kalorili Akdeniz diyeti içerisinde yer alan gıdalara destek olarak kalbiniz için en iyi olanı tercih edin ve haftada en az 3 gün spor yapın ya da günde 30 dakikalık yürüyüşlerle kalp sağlığınıza olumlu yönde fayda sağlayın.

Bilinen bir gerçek var ki, metabolizmanız 40 yaşından sonra yavaşlamaya başlar ve bu da kilo artışlarını, özellikle bel çevrenizdeki yağlanmayı beraberinde getirir. Çok geç olmadan siz de gençken önleminizi alın ve sağlıklı beslenmenin yanında düzenli egzersiz programı ile kilo artışlarına savaş açın. Ancak unutulmamalıdır ki, diyet ve egzersiz programı öncesi uzman görüşü almak, vücudunuzu çok iyi tanımak, aslında nelere ihtiyacı olduğunu bilmek çok önemlidir. Ancak belli bir yaştan sonra yapılan aşırı yoğun egzersizler kalbi yorabilir ve hatta bu ağır egzersizler kalp rahatsızlıklarının altında yatan sorunları tetikleyebileceğinden kalp sorunlarını ortaya çıkarabilir.

Hayatı Yavaşlatın

 Uzun ömürlü olmak için kalbinizi fazla yormamanız, yoğun stres ve koşuşturmadan uzak kalmanız lazım. Yaşam temponuzu olduğundan birkaç ölçü kadar yavaşlatmanız gerekiyor. Nabız atışını hızlandıracak etkilerden uzak durun. En önemlisi de doğru nefes alın! Doğru nefes kalbinizi yormaz, dinlendirir. Bu noktada kendinize vereceğiniz en önemli hediye yogaya başlamak olabilir.

Sigaraya Hayır

Sigara içenlerde kalbi besleyen damarlarda daralma görülür, kandaki akışkanlığı azaltarak, pıhtılaşmanın oluşumunu arttırır. Ayrıca kan damarlarının esnekliğini kaybetmesi sonucu kan basıncı dengelenemez ve hipertansyon (yüksek tansiyon) ile yüzleşirsiniz. Unutmayın sigarayı bırakmak şüphesiz kalbinizi korumak adına atabileceğiniz en önemli adım. Sigaradan uzak durun ve sigaradan ne kadar erken vazgeçebilirseniz yaşam kalitenizi o kadar arttıracağınızı unutmayın.

Sosyalleşin

Araştırmalar gösteriyor ki, yalnız kalmak, asosyal olmak kalp sağlığı açısından olumsuz etkiler yaratıyor. Ruh ve beden sağlığınızı koruyarak kalbinizin de sağlıklı atmasını sağlarsınız.     

Sağlıklı Bir Kalp İçin Aşık Olun! 

Aşık olmak mutluluk hormonu endorfin salgılanmasını sağlar ve kalbinize iyi gelir. Aşık olduğumuzda beynimiz kalp atışımızı hızlandıran ve bize oldukça keyiflendiren “phenylethylamin”i üretir.  

Cinsel İlişkinin Kalp Sağlığına Faydaları

Bazıları için yeni ve şaşırtıcı bir bilgi olsa da yapılan araştırmalar gösteriyor ki kaliteli bir cinsel yaşam sadece partnerinizle aranızda güçlü bir bağ kuran keyifli bir yol olmakla beraber, aynı zamanda kalp sağlığınızı da iyileştirir.

Siz De Cinsel İlişkinin Sağlığa Olan Faydalarını Merak Ediyor Musunuz?

  • Kaliteli bir cinsel aktivite, kendinizi iyi hissetmenizi sağlayan ve stresi azaltan endorfin hormonu başta olmak üzere pek çok kimyasalın üretimini arttırıyor. Bu da kişinin rahatlamasını, vücut fonksiyonlarının düzenli çalışması sağlıyor ve kişinin kardiyovasküler sağlığı için oldukça faydalı oluyor.
  • Düzenli bir cinsel hayat ile bağışıklığınızı koruyan bazı maddeler daha fazla salgılanıyor. Daha uzun ve kaliteli bir yaşam sürmenize yardımcı olmakla birlikte, yapılan araştırmalar gösteriyor ki cinsel hayatları düzenli çiftler oldukça dinç ve daha genç gösteriyor. Karşılıklı beğeni ile de psikolojik yönden özgüveninizin artmasını sağlıyor.
  • Cinsel ilişki, oldukça etkili bir kardiyo egzersizi olarak kabul edilir ve 20 dakika yaklaşık 1 km yürüyüşe eşit sayılır. Kapalı spor saatlerinde saatlerce vakit geçirmek sizin için sıkıcı ise, partnerinizle baş başa biraz vakit geçirebilirsiniz. Çünkü cinsel ilişki, diğer egzersizler gibi kan basıncınızı düşürmeye, diyabet riskinizi azaltmaya ve kalbinizi güçlendirmeye yardımcı olur.
  • Düzenli ve sağlıklı bir cinsel hayat kalp krizini azaltıyor. Yapılan bir çalışmada orta yaştaki erkeklerin uzun dönemdeki cinsel aktiviteleri takip edilmiş ve haftada iki veya daha fazla cinsel ilişkiye girenlerin kalp krizi geçirme riskinin ayda bir ya da daha az girenlere oranla daha düşük olduğu belirlenmiştir.
  • Cinsellik ile salgılanan ve kendinizi iyi hissettiren kimyasallar zihninizle birlikte vücudunuzu da rahatlatır ve kaliteli, güzel bir gece uykusu çekmenizi sağlar. Avustralya’da yapılan bir çalışmaya göre, partnerlerin yüzde 64’ünün orgazmdan sonra daha huzurlu uyudukları belirlenmiştir.
  • Düzensiz uyku, obezite, kalp hastalıkları ve yüksek tansiyon ile yakından bağlantılıdır.
  • Yalnızlık, kalp rahatsızlığında bilinen bir risk faktörüdür. Partnerler arasındaki yakınlaşma ile bağlılık hormonu salgılanır ve bağlanma hissi kalbinize iyi gelir.

Sağlıklı yaşamla ilgili farklı bir yazıma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Haberler

Alzheimerı Sanatla Yeniyor!

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

alzheimerı sanatla

Alzheimer, Türkiye’nin en önemli sağlık sorunlarından biri… Hastaları olduğu kadar hasta yakınlarını da olumsuz ekleyen bir sağlık sorunu. Türkiye’de bu rahatsızlıklardan muzdarip 400 bin hastadan biri olan 77 yaşındaki Mahir A.’nın 3 yıl boyunca verdiği mücadelede en büyük destekçisi tüm zorluklara katlanan 70 yaşındaki eşi Hidayet A. Oldu. Hidayet A., 45 yıllık eşini bakımevine bırakmayı hiç düşünmedi. Kendi evini bakım merkezi haline getirmesinin yanı sıra eşinin en sevdiği resimleri yaparak ve Ud eşliğinde onunla şarkılar söyleyerek Alzheimerı sanatla yenmenin mücadelesini veriyor.

Türkiye’de 65 ve üstü 400 binin üzerinde yaşlı, Alzheimer hastalığının pençesinde. Yaklaşık 800 binin üstünde aile ise bu hastalılıkla mücadele ediyor. Hastalar kadar hasta yakınları üzerinde de çeşitli psikolojik izler ve etkiler bırakan bu hastalığın kesin bir tedavisi bulunmuyor. Bıraktığı kalıcı izleri silmekse hiç kolay değil. Alzheimerı ilk kez 45 yıllık eşi bu hastalığa yakaladığında tanıyan 70 yaşındaki Hidayet A (Hanım) da, 77 yaşındaki eşi Hidayet A’da hafıza kaybına neden olan, sosyal hayattan ve aile hayatından bir anda koparan hastalıkla 3 yıl önce mücadele etmeye başladı. Hayatındaki her şeyden vazgeçti, yaşadığı çaresizliğe ve tükenmişliğe rağmen eşini bir hastaneye veya bakımevine vermeyi hiç düşünmedi. Profesyonel bir destek aldığı evde bakım modeli sayesinde evini eşi için bir bakımevine çevirdi. Bu sayede normal hayatına da geri dönen ve aynı zamanda sanatsal çalışmalar yapan Hidayet Hanım, en büyük ilacı moral olan hastalıkla mücadele etmek için eşinin en sevdiği resimleri yaptı, Ud çalarak sevdiği şarkıları ona yeniden hatırlattı. Hastalıkla baş etme gücünü sanattan aldı. Alzheimer’a 74 yaşında yakalanan ve hastalık nedeniyle artık eşini tanıyamayan Mahir A ise eşinin verdiği destek sayesinde 77 yaşında onu yeniden hatırlamaya başladı.

Alzheimerlı eşi için yaptığı resimleri sergi salonunda sergileyecek

Eşinin hastalığıyla sevgi ve sabırla mücadele ettiğini belirtken Hidayet A, yaşadığı süreci şöyle anlattı: “Eşim çok neşeli, eğlenceli biriydi. Bu hastalığa yakalandığında ise biranda değişti. Hafıza kaybı yaşamaya başladı, beni tanıyamaz hale geldi. Alışkanlıkları değişti, dışarıya çıkmıyordu, hijyene önem veren biri olmasına rağmen suya dokunmuyor ve yıkanmıyordu. Kısa süreli bir şok yaşadım. Doktora gittiğimde eşimin Alzheimer olduğunu öğrendim. İlaç tedavisini denedim ancak eşim normal hayatından, eski neşesinden çok uzaktaydı. Ardından sosyal hayatın ve aile hayatının bu hastalığın yavaşlatılmasında önemli olduğunu öğrendim. Eşimi kimseye emanet etmeden evde bakmaya karar verdim. En büyük ihtiyacım bana yardım edecek ve destek olacak birilerinin yanımda olmasıydı. Bu esnada çevremdekilerin de önerisiyle evde bakım hizmeti almaya başladım. Evde bakım hekimi Dr. Tayyar Vardar ve ekibindeki hemşirelerin desteğiyle eşim 2-3 yıllık bir aradan sonra normal hayatına dönmeye başladı. Artık yemek yiyor, yıkanıyor hatta iki yıldır hiç adım atmadığı dışarıya da çıkabiliyordu. Ben de kendisi için sevdiği resimleri yaparak zihinsel ve ruhsal anlamda destek olup hastalıkla mücadele etmeye devam etti. Birlikte şarkılar da söylüyorduk. Bu sayede beni unutmuyordu. Şimdi ise eşim için yaptığım tüm resimleri bir sergi salonunda sergilemeye hazırlanıyorum.”

Alzheimer hastalığını evde bakım uygulaması yavaşlatıyor

Alzheimer’ın geniş bir kitleyi ilgilendiren önemli bir sağlık sorunu olduğunu belirten Medical Center Evde Bakım Hekimi Dr. Tayyar Vardar, Alzheimer hastalığının ilerleyen dönemleriyle ailelerin baş edemediğini, depresyonla beraber tükenmişlik yaşadıklarını ve bu nedenle profesyonel desteğe ve gözleme ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Tayyar Vardar şöyle konuştu: “Alzheimer hasta yakınlarının %60’ında tükenme ve depresyon mevcuttur. Hastalığının ilerleyen dönemlerinde aile yakınları hastalıkla mücadele etmekte zorluklar yaşıyorlar ve bu yüzden hasta için sürekli olarak bir bakıma ihtiyaç duyuyorlar. Bu anlamda evde uygulanan evde sağlık modeli Alzheimer hasta yakınlarının umudu haline geldi. Hasta yakınları hastalarının bir bakımevine bırakmaktansa kendi evlerinde profesyonel destek alıp süreci takip edebiliyor ve sürece dahil olabiliyorlar.  Evde bakım modeli ile Alzheimerlı hastanın ihtiyaç duyduğu bakımı yerine getirilirken aile yakınlarına hastanın müzik veya resim gibi eski hobilerini tekrar hatırlatıp, ilgi ve sevgilerini göstererek moral ve huzurlu bir ortam sağlamaları kalıyor.

Bu nedenle evde sağlık hizmeti Alzheimer hastalarının hastalığı hem yavaşlatılıyor hem de hastanın yaşam koşulları iyileştiriliyor. Hasta yakınlarının ise bu süreçten en az etkilenmesini sağlanıyor. Biz de Medical Center Evde Bakım ve Sağlık Hizmetleri olarak hastanın gereksinimleri doğrultusunda hazırladığımız bakım planı sayesinde hastayı kendi evinde kontrol altında tutarak hayatına devam edebilmesini sağlarken, hastalığın hasta yakınları üzerinde yarattığı olumsuz etkileri yüzde 20’lere düşürebiliyoruz.”

Alzheimer ile savaşmanın farklı yöntemlerinden bahsettiğimiz yazımızı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar