Bizimle iletişime geçin

Kadın Sağlığı

Gebelikte Tiroid Sorununa Dikkat Edin

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Gebelikte Tiroid Sorununa Dikkat

Acıbadem Adana Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Hale Erbaş, tiroid bezinin az çalışarak yeterli miktarda tiroid hormonu salgılamamasına hipotiroidi, aşırı çalışmasına ise hipertroidi adı verildiğini belirterek, “Anne adaylarının tiroid fonksiyonlarının takibi çok önemli. Gebelikte en sık görülen tiroid rahatsızlığı ise ‘hipotiroid’. Her 100 gebeden 3’ünde hipotiroidi görülüyor. Bunun binde 3 ila 5’ini ‘aşikar hipotiroidizm’, yüzde 2-2,5’luk kısmının ise ‘subklinik hipotiroidizm’ olarak tanımlanan iki farklı tür” dedi. Bu sebeple gebelikte tiroid sorununa dikkat edin.

Hipotiroidide en sık görülen belirti ve bulguların yorgunluk, kabızlık, soğuğa karşı hassasiyet, kas krampları ve kilo alımı, ciltte kuruluk ve saç dökülmesi olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Erbaş, “İyot eksikliği açısından riskli bölgelerde yaşayan hastalarda görülen hipotiroidi guatr hastalığını da beraberinde getiriyor. Hipotiroidinin bir diğer önemli nedeni olan Hashimoto hastalığı da guatra yol açabiliyor. Anne adayında hipotiroidi görülmesi; düşük, erken doğum, preeklampsi (gebelik zehirlenmesi), plesanta dekolmanı (halk arasında bebeğin eşinin henüz doğum başlamadan önce ayrılması) ve doğacak bebekte zihinsel fonksiyonlarda azalmaya neden olabiliyor” diye konuştu.

İyot Eksikliği Diyetle Desteklenmeli

Gebelikte görülen hipotiroidinin gebeliğin ilk 3 ayında 2.5 U/ml’nin altında diğer aylarda 3.5 altında olması gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Erbaş, şunları kaydetti: “İyotun tiroid hormonunun sentez ve salınımında çok önemli olduğunun altını çiziyor. Gebelik sırasında böbrekten iyot kaybının artması, tiroid hormonlarının ilki olan tiroksin ihtiyacının artmasını kompanse etmek ve fetüsün iyot gereksinimi nedeniyle gebelerde iyot ihtiyacı daha fazla oluyor. Ülkemiz gibi orta-ciddi derecede iyot eksikliği yaşayan bölgelerde, hamilelik ve emzirme dönemi boyunca diyetle iyot alımına ek olarak günlük 150 g iyot desteği yapılması gerekiyor. Gebelikte hipertiroidi ise hipotiroidiye göre çok daha az görülüyor. Hipertiroidi sonucu fetüste, neonatal (yenidoğan) hipertiroidisi, hipotiroidi, guatr, rahim içi gelişme geriliği, erken doğum, ölü doğum ve doğumsal anomaliler gibi komplikasyonlar ortaya çıkabiliyor. Anne adayında ise aynı paralelde düşük, erken doğum, plasenta ayrılması, gebelik zehirlenmesi, enfeksiyon, kalp yetmezliği, ağır sabah bulantısı sonucu ortaya çıkan kilo ve su kaybı (hiperemezis gravidarum) sorunları görülebiliyor.

Gebelik Döneminde Görülen Hipertiroid

Gebelik döneminde ortaya çıkan hipertiroidinin, tedavide kullanılan ilaçların hepsi plasentaya geçtiği için fetüsün tiroid dokusunu tahrip etme riski mevcut. Bunun için mümkün olan en düşük doz tedavinin uygulanması tavsiye ediliyor. Ek olarak karaciğer enzimleri ve tiroid fonksiyonları da yakından takip edilmeli.” Gebelik sırasında tiroid bezinde nodül görülmesi durumunda ultrasonografi ile nodül tespiti yapılarak nodülün özelliklerinin incelenmesi gerektiğini tiroid kanserlerinin yüzde 10’unun gebelik sırasında veya doğumdan sonraki 1 yıl içinde tanı aldığını söyleyen Uzm. Dr. Erbaş, boyutu 10 mm üzerinde olan ve ayrıca şüpheli görünen bir nodül mevcutsa gebelik haftasına bakılmadan ince iğne aspirasyon biyopsisi yapılmasının şart olduğunun altını çizdi. Uzm. Dr. Erbaş, nodülün büyümesi durumunda gebelik sırasında da olsa cerrahi müdahale yapılması ve operasyon sonrasında da LT4 tedavisi ile sürece devam edilmesi gerektiğini ifade etti.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aile Sağlığı

COVID-19 Hamilelikte Ne Kadar Etkili?

Avatar

Düzenleyen

on

COVID-19 yayılmaya başladığı andan itibaren tüm dünyaya korku saldı. Özellikle hamile ve yeni doğum yapan kadınlar bu konuda iki kat daha endişeli. Peki COVID-19 fetüs ve yeni doğanlar üzerinde ne kadar etkili?

COVID-19’un bir anda ortaya çıktığı bu süreç özellikle hamile, yeni doğum yapmış ve bebek sahibi olmayı düşünenlerin bebekleri ve kendi sağlıkları ile ilgili soru işaretlerini beraberinde getirdi. İnsan sağlığını tehdit eden bu coronavirüsün yeni ve yakın zamanda ortaya çıkmış olması maalesef bu konuda kesin sonuçlar elde edilebilmesi için yeterli değil. Ancak yine de yürütülen çalışmalardan bazı sonuçlar elde edilmeye başlandı.

Anne adayları COVID-19’dan etkilenebiliyor

Belki birkaç ay öncesine kadar huzurlu bir hamilelik süreci geçiriyordunuz ya da yeni coronavirüsün yayılmasından hemen önce hamile kaldığınızı öğrendiniz. Küresel anlamdaki böyle bir salgının hem bebeğinizin sağlığı hem de kendi sağlığınız için endişe uyandırması son derece doğal.

Tekrar hatırlatmak istiyorum ki bu yeni bir virüs ve hamile kadınlar üzerindeki etkisi hakkında çok az şey biliniyor. Bu konu hakkında araştırma yapan uzmanların ilk tezleri, hamile kadınların COVID-19 ile enfekte olmaları durumunda, hastalık belirtisi göstermelerinin daha muhtemel olduğu yönünde. Mevcut bilgiler ışığında uzmanlar, aynı yaş grubundaki kadınlar ve erkeklerde olduğu gibi hamile olan kadınların da belirtilerinin hafif ila orta şiddette olabileceğini düşünüyor.

Erken doğum riski araştırılıyor

Bu süreçte anne adaylarının en büyük korkusu düşük yapma ya da gebelik sürecinde herhangi bir komplikasyon yaşama riski oluyor. Amerikan Hastalık Kontrol Merkezi verilerine göre, yeni coronavirüs ile enfekte olan hamile kadınlarda düşük ya da komplikasyon riski henüz görülmedi.

Amerikalı uzmanların SARS ve MERS gibi diğer coronavirüslerden elde ettiği verilere dayanılarak COVID-19’a maruz kalan hamile kadınların erken doğum gibi bazı komplikasyonlara karşı yüksek risk altında olabileceği düşünülüyor. Ancak son derece sınırlı veriler bu tezi doğrulayabilmiş değil. Yani enfekte olmak erken doğumun doğrudan nedeni olmayabilir.

UNUTMAMAKTA FAYDA VAR!

COVID-19’un nasıl yayıldığını bilmeyen artık yoktur sanırım. Öksürük veya hapşırık yoluyla havaya karışan damlacıklar ya da yüzeylerden kolaylıkla yayılıyor.

Korunmak için neler yapılması gerektiğini de bildiğinizi düşünüyorum. Ancak yine de kısa bir hatırlatma;

-Ellerinizi sık sık sabunla yıkayın

-Yüzünüzün herhangi bir yerine dokunmayın

-Sosyal mesafenizi koruyun

-Hasta hissediyorsanız mutlaka kendinizi izole edin

-Bağışıklığınızı güçlendirmek için sağlıklı bir beslenme planı uygulayın

Virüs fetüse bulaşmıyor

Annelerin ve anne adaylarının soru işaretlerinden biri de, enfekte olmaları durumunda virüsün bebeğe ya da fetüse bulaşma riski. Bu konuda şu ana kadar, COVID-19 ile enfekte olan ve belirtiler gösteren dokuz hamile kadın incelendi. Doğan bebeklerin hiçbirinde virüse rastlanmadı. Ayrıca yeni coronavirüs amniyotik sıvıda, yenidoğanın boğazında veya anne sütünde görülmedi. Yani elde edilen verilere göre virüsün fetüse bulaşması, fetüs üzerinde herhangi bir komplikasyona neden olması oldukça düşük bir ihtimal olarak görülüyor.

Emziren annelere gelirsek, dediğim gibi, anne sütünde COVID-19 virüsü olduğuna dair bir kanıt yok. Virüsün yayılma şekli düşünüldüğünde koruyucu önlem olarak, annelerin bebeklerine yaklaşmadan önce ellerini yıkamalarını ve maske kullanmalarını önerebilirim.

Şunu da eklemek isterim ki adetlerimizde yeri olan kırk uçurma ya da bebek görmesi gibi ziyaretlerden ve aile toplantılarından kaçınmanız önemli.

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Aile Sağlığı

Kadınlarda sıcak basması neyin habercisi?

Avatar

Düzenleyen

on

Sıcak basması kadınlarda genellikle menopozla ilişkilendirilen bir durum. Ancak bundan daha fazlası olabilir. Sık sık ve kalıcı olarak bu durumu yaşayan kadınlar kalp krizi ve inme riskiyle karşı karşıya kalabilir.

Sıcak bastığını söyleyen orta yaş bir kadına sorulan ilk soru menopozda olup olmadığıdır. Bu semptom menopozun en yaygın belirtisi olduğu için akla başka bir rahatsızlık olabileceği gelmez. Son zamanlarda araştırmacılar kadınlara özgü kardiyovasküler risk faktörlerini daha yakından incelemeye başladılar ve kadınların yüzde 85’ini etkileyen bir durum üzerine yoğunlaştılar, sıcak basması.

Amerika’da Eylül 2019’da açıklanan ‘Kadın Sağlığı Çalışması’nın sonuçlarına göre, iki haftalık bir sürede 6 günden fazla veya gün içinde 4 saatten fazla sıcak basması yaşayan kadınların inme, kalp krizi ya da diğer kardiyovasküler problemlerle karşılaşma riski, sıcak basması yaşamayanlara oranla iki kat daha yüksek olabilir.

Araştırmacıların kalıcı olarak tanımladığı, yani günde 4 saatten fazla sıcak basması yaşayan kadınların, gelecek 20 yıl içinde sıcak basması olmayan kadınlara göre kalp hastalıkları geçirme olasılığının yüzde 80 daha fazla olduğu da bu çalışmada yer alan bilgiler arasında.

Sıcak basması anormal değil, ama dikkate alınmalı

Uzmanlara göre kadınların birçoğu sıcak basması problemini yaşıyor. Üstelik bu durum çok da anormal karşılanan bir belirti değil. Ancak sıcak basmaları kalıcı olmaya başladığında bazı kardiyovasküler risklerin artmaya başladığına işaret ediyor olabilir. Bu tabi ki sıcak basması yaşayan tüm kadınların kalp hastalığı olduğu ya da ileride böyle bir problem yaşayacağı anlamına gelmiyor.

‘İki kat daha yüksek risk’ dendiğinde bu kulağa korkutucu geliyor. Araştırma sonuçları daha iyi yorumlandığında, kadınlarda sıcak basmasıyla ilişkili genel kalp hastalıkları riski artışının düşük kaldığı söylenebilir.

Uzmanlar, sıcak basması durumunun daha iyi incelenmesinin ardından kadınlara özgü kardiyovasküler risk faktörleri arasına girebileceği görüşünde.

Tedavi edilmeli mi?

Sıcak basmalarının kardiyovasküler hastalık riskini arttırdığına dair bazı kanıtlar olsa da, sıcak basmalarını tedavi etmenin bu durumu ortadan kaldıracağına dair bir kanıt yok. Bu durumun tedavisi sadece sizi daha iyi hissettirebilir. Tedavi içinse doktorunuzun yazacağı bazı hormon ilaçları kullanmanız gerekebilir.

Neden sıcak basması yaşanır?

Vücudun aşırı ısındığı bir zaman dilimi sıcak basmalarının nedeni olarak açıklanabilir. Birkaç saniye veya dakikalarca sürebilir. Önce terlemeye başlar, ardından üşüme hissi yaşayabilirsiniz.

Genellikle menopozdan sonraki aylarda ortaya çıkan sıcak basmalarına neyin neden olduğu kesinlik kazanmamışsa da bazı uzmanlara göre sebep östrojen hormonundaki düşüş. Bu düşüşlerin beyindeki hipotalamusu etkilediğine inanılıyor. Hipotalamus, vücut çok sıcak olduğunda bunu algılar ve soğutma hareketlerini tetikler. Devamında ise kan damarları fazla ısıdan kurtulmak için genişler.

Tabi akla “Sıcak basmaları yaşayan kadınların kan damarları nasıl tepki veriyor?” sorusu geliyor. Bu sorunun cevabı 2017 yılında menopoz konusunda yapılan bir çalışmada verilmiş aslında. Bu çalışmaya göre sıcak basması yaşayan 40 ve 53 yaş arasındaki kadınların kan damarı yanıtlarında kardiyovasküler hastalıklarla da bağlantılı olduğu bilinen bazı özellikler ortaya çıktı.

Sıcak basmaları ve kardiyovasküler rahatsızlıklar arasında bir bağlantı olduğuna dair bazı kanıtlar var. Ancak hala bu konuda kanıtlanması gereken onlarca olgu var. Bu bağlantının doğruluğu ne zaman kesinleşir bilemem ama size önerim, kardiyovasküler hastalıklardan çekiniyorsanız, kolesterol, tansiyon ve diyabet gibi risk faktörlerine odaklanmanız olur.

 

 

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

 

 

Okumaya Devam Et

Kadın Sağlığı

Erken Doğum Hakkında Merak Edilenler

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Erken Doğum Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

Bebek bekleyen annelerin en büyük endişeleri, erken doğum. Gelişiminin tamamlanmadan doğumun başlaması, bebek doğduktan sonra bazı sorunlarla karşılaşılması anlamına da gelebiliyor. Acıbadem International Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı – Perinatoloji (Riskli Gebelik) Uzmanı Doç. Dr. Hülya Dede, erken doğum ile ilgili toplumda pek çok yanlış bilginin yaygınlığına dikkat çekerek erken doğum hakkında merak edilenler hakkında bilgi verdi.

Bir bebek bekleyen çiftlerin ağzından ilk dökülen cümle “sağlıkla doğsun!” olur. Gerçekten de bebeğin sağlıklı bir şekilde dünyaya gelmesi ilk ve en önemli istektir. Ancak nur topu gibi bir bebek olması için her şeyden önce anne karnında 9 aylık bir sürecin tamamlanması gerekiyor. Acıbadem International Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı – Perinatoloji (Riskli Gebelik) Uzmanı Doç. Dr. Hülya Dede, hamileliğin 20. haftadan sonra ve 37. haftadan önce sonlanmasını erken doğum olarak tanımladıklarını belirterek şu bilgileri veriyor: “Erken doğum önemli bir durum. Günümüzde yaklaşık her yüz doğumdan 13’ü erken doğum oluyor. Anne karnındaki ve doğum sonrası ilk 28 gündeki bebek kayıplarının yüzde 80’inin nedeni, erken doğum oluyor. Günümüzde tüp bebek yönteminin kullanılması ve çoğul gebeliklerin artması erken doğum oranlarının artmasına neden oldu. Bu nedenle anne adaylarının erken doğum riskleri konusunda bilinçli olması çok önemli. Zira dünyada her yıl 13 milyon prematüre bebek doğuyor ve bu erken doğumlar bebeğin sağlığını riske atacak solunum, beyin içi kanamaları, görme kaybı, zeka ve motor fonksiyon bozuklukları, bağırsak problemleri gibi birçok faktörü de beraberinde getiriyor.” Peki, risklerini de beraberinde getiren erken doğum hakkında toplumda yaygın olarak bilinen yanlışlar neler? İşte Doç. Dr. Hülya Dede’nin bu konuda verdiği bilgilerle doğrular ve yanlışlar…

Doğrular ve Yanlışlar

1.YANLIŞ: Vaginal ultrason düşüğe ve erken doğuma neden olur

Vaginal ultrason, hamilelik hakkında daha detaylı ve aydınlatıcı bilgiler veren bu amaçla kullanılan bir yöntem. Özellikle erken doğum tanısında rahim ağzı uzunluğunun ve açıklığının ölçülmesinde çok yararlı oluyor. Ancak probe denilen ultrason cihazının uç kısmı, vajene yerleştiriliyor dolayısıyla çocuğun yerleştiği yer olan rahimle hiç ilgisi bulunmuyor. Sonuçta; düşüğe neden olmadığı gibi düşüğün ve erken doğumun tanısında kullanılan en önemli ve güvenilir yöntemdir.

  1. YANLIŞ: Sürekli yatmak doğumu önler

Erken doğum tehdidi durumunda hastanın fiziksel aktivasyonunu azaltmasını öneriliyor, ancak bu durum sürekli yatakta kalmak, hiç kalkmamak ve devamlı yatmak anlamına gelmiyor. Tam tersine sürekli hareketsizlik, pıhtılaşma problemlerine neden olabilir. Ayrıca tüm bilimsel kuruluşların da kabul ettiği gibi devamlı yatak istirahatinin erken doğumu önlemedeki etkisi son derece tartışmalı. Yapılması gereken bu dönemde spor yapmaktan, ağır iş ve fiziksel aktivasyondan kaçınmak daha sakin bir yaşam sürmek…

  1. YANLIŞ: Rahim ağzı dikişi erken doğumun kesin tedavisidir

Rahim ağzına konulan dikişler sadece rahim ağzı yetmezliği veya rahim ağzında anatomik bir problemi olan kişilerdeki erken doğumu önlemede faydalı oluyor. Erken doğumun çok farklı sebepleri var ve rahim ağzına konulan dikişler hepsinde etkin değil.

  1. YANLIŞ: Diş çekimi erken doğuma neden olur

Hamilelikte gelişen diş ve diş eti problemleri eğer tedavi edilmezlerse erken doğuma neden olabilir. Bu nedenle en ideali, hamile kalmayı planlayan anne adaylarının hamilelik öncesinde genel kontrollerin yanı sıra mutlaka diş hekimine de kontrol olmaları. Hamilelik esnasında gelişen diş problemleri de doktorunuzun kontrolünde olmak kaydı ile en uygun şekilde hemen tedavi edilmeli.

5.YANLIŞ: Antibiyotik kullanımı erken doğuma neden olur

İlaçlar yerinde ve uygun kullanıldıklarında faydalı kimyasallardır. Hamilelikte antibiyotik kullanımı gerek halinde, uygun doz ve zamanda kullanıldığında pek çok fayda sağlıyor. Mesela hamilelik sırasında oluşan genital ve idrar yolu enfeksiyonları uygun antibiyotik ve ilaçlarla tedavi edilmezlerse erken doğum nedeni olabiliyor. Bu yüzden gebelikte kullanılacak tüm ilaçlar doktorunuzun kontrolünde kullanmalısınız.

  1. YANLIŞ: Erken doğum ağrı ile başlar

Doğum eyleminin başladığını gösteren bazı belirteçler vardır ve ağrı bunlardan en önemlisi ve sık karşılaşılsa da her doğum, ağrı ile başlamıyor. Bebeğin suyunun gelmesi de bir doğum başlangıç belirtisi ve ağrısız oluyor. Ayrıca kanama olabiliyor ve bu da eylemin başladığını gösterse de, bu duruma ağrı eşlik etmeyebiliyor. Rahim ağzı yetmezliklerinde ise erken doğum ağrısız oluyor ve sadece bası hissi oluşuyor.

  1. YANLIŞ: Erken doğumu önlemek için kullanılan iğneler haplardan daha etkindir

Erken doğum eylemini durdurmak için eylemin sebebine ve hamileliğin haftasına göre kullanılan ilaçlar farklı olabiliyor. Kullanılan ilaçların formu etkinliklerini değiştirmiyor veya birbirine üstün değiller. Duruma göre farklı formda da olsalar doğum eylemini durdurmada aynı etkiye sahipler.

  1. YANLIŞ: Yiyecek ve içeceklerin erken doğum ile bağlantısı yoktur

Hamilelikte beslenme hem anne hem de bebeğin sağlıklı olması açısından önemli. Bununla beraber hamileliğin sağlıkla devamı açısından da önem taşıyor. Sigara, çay ve kahvenin içinde olan kafein direk olarak rahim kasında kasılmaya neden olabiliyor. Ayrıca çok faydalı olan bitki çaylarından bazıları mesela; ada çayı, ökse otu, pelin otu, rezene, aloe vera, fesleğen, ginseng, kekik, meyan kökü gibi bitkiler ve hurma fazla ve devamlı alındıklarında aynı etkiyi yapabiliyor.

Bazı yiyecekler de içinde taşıyabilecekleri bazı mikroplar nedeni ile barsaklarda hareketlenmeye, ishale veya uterin kasılmalara neden olarak erken doğum etkeni olabiliyor. Mesela az pişmiş et ve yumurta, sakatatlar, kabuklu deniz ürünleri, pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri gibi. Bu nedenle gebelik süresince alınan gıdalar ve içecekler konusunda doktorunuzun önerilerine uymanız büyük önem taşıyor.

  1. YANLIŞ: Gebelikte cinsel ilişki erken doğuma neden olur

Normal hamilelik süresince anne adayı kendini rahat hissettiği ve hamilelikte bir sorun olmadığı sürece cinsel ilişkinin bir mahsuru bulunmuyor. Sadece gebelikte bir risk ortaya çıkarsa, gerekli hallerde doktorunuz cinsel ilişkiye kısıtlama getirebiliyor. Bunun dışında cinsel ilişki erken doğum nedeni değil, erken doğum riski varsa diğer fiziksel aktivitelerin belirli bir süre kısıtlanması gibi cinsel ilişki de kısıtlanabiliyor.

  1. YANLIŞ: Yolculuk erken doğuma neden olur

Hamilelikte normal toplu taşıma araçları ile yolculuk yapılabiliyor. Hamileliğin ilerleyen haftalarına kadar yolculuk bir problem yaratmıyor. 34. haftadan sonra olası doğum ihtimalinin yüksek olması nedeni ile beklenmeyen bir zaman ve ortamda doğumun başlama ihtimali göz önüne alınarak uzun seyahatler önerilmiyor. Bunun dışında eğer erken doğum belirteçleri varsa doktorunuz yolculuk yapmanıza kısıtlama getirebiliyor. Bu kısıtlama, risk olduğunda yapılan ve fiziksel aktivasyonu azaltmak amacı ile yapılan bir uygulama. Önemli bir kaza veya yaralanma olmadığı müddetçe yolculuk, tek başına erken doğum sebebi olarak kabul edilmiyor.

Risk Faktörlerine Dikkat!

Erken doğum için en büyük risk taşıyan anneler daha önce erken doğum öyküsü olanlar, çoğul gebeler, bebeğin suyu fazla olanlardır. Diğer faktörleri ise şöyle;

  • Anne adayının kronik hastalıkları (özellikle yüksek tansiyon)
  • Genital sistem enfeksiyonları
  • İdrar yolu enfeksiyonları
  • Diş hastalıkları ve enfeksiyonları
  • Sigara, alkol, uyuşturucu kullanımı, aşırı kafein alımı
  • Rahim şekil bozuklukları
  • Rahim ağzı yetersizlikleri
  • Yetersiz/sağlıksız beslenme vs.

Erken doğumu önlemenin yolu ise hamileliğin ilk günlerinden itibaren doktor kontrollerini ihmal etmemekten geçiyor. Bu dönemde hayat tarzınızdan, beslenmenize, kullanılan ilaçlardan seyahatlerinize kadar doktorunuzla işbirliği içinde olmak bu durumun önlenmesi ve tedavisinde çok önemli.

Hamilelikle ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar