Bizimle iletişime geçin

Kadın Sağlığı

Gebelikte Tiroid Sorununa Dikkat Edin

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Gebelikte Tiroid Sorununa Dikkat

Acıbadem Adana Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Hale Erbaş, tiroid bezinin az çalışarak yeterli miktarda tiroid hormonu salgılamamasına hipotiroidi, aşırı çalışmasına ise hipertroidi adı verildiğini belirterek, “Anne adaylarının tiroid fonksiyonlarının takibi çok önemli. Gebelikte en sık görülen tiroid rahatsızlığı ise ‘hipotiroid’. Her 100 gebeden 3’ünde hipotiroidi görülüyor. Bunun binde 3 ila 5’ini ‘aşikar hipotiroidizm’, yüzde 2-2,5’luk kısmının ise ‘subklinik hipotiroidizm’ olarak tanımlanan iki farklı tür” dedi. Bu sebeple gebelikte tiroid sorununa dikkat edin.

Hipotiroidide en sık görülen belirti ve bulguların yorgunluk, kabızlık, soğuğa karşı hassasiyet, kas krampları ve kilo alımı, ciltte kuruluk ve saç dökülmesi olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Erbaş, “İyot eksikliği açısından riskli bölgelerde yaşayan hastalarda görülen hipotiroidi guatr hastalığını da beraberinde getiriyor. Hipotiroidinin bir diğer önemli nedeni olan Hashimoto hastalığı da guatra yol açabiliyor. Anne adayında hipotiroidi görülmesi; düşük, erken doğum, preeklampsi (gebelik zehirlenmesi), plesanta dekolmanı (halk arasında bebeğin eşinin henüz doğum başlamadan önce ayrılması) ve doğacak bebekte zihinsel fonksiyonlarda azalmaya neden olabiliyor” diye konuştu.

İyot Eksikliği Diyetle Desteklenmeli

Gebelikte görülen hipotiroidinin gebeliğin ilk 3 ayında 2.5 U/ml’nin altında diğer aylarda 3.5 altında olması gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Erbaş, şunları kaydetti: “İyotun tiroid hormonunun sentez ve salınımında çok önemli olduğunun altını çiziyor. Gebelik sırasında böbrekten iyot kaybının artması, tiroid hormonlarının ilki olan tiroksin ihtiyacının artmasını kompanse etmek ve fetüsün iyot gereksinimi nedeniyle gebelerde iyot ihtiyacı daha fazla oluyor. Ülkemiz gibi orta-ciddi derecede iyot eksikliği yaşayan bölgelerde, hamilelik ve emzirme dönemi boyunca diyetle iyot alımına ek olarak günlük 150 g iyot desteği yapılması gerekiyor. Gebelikte hipertiroidi ise hipotiroidiye göre çok daha az görülüyor. Hipertiroidi sonucu fetüste, neonatal (yenidoğan) hipertiroidisi, hipotiroidi, guatr, rahim içi gelişme geriliği, erken doğum, ölü doğum ve doğumsal anomaliler gibi komplikasyonlar ortaya çıkabiliyor. Anne adayında ise aynı paralelde düşük, erken doğum, plasenta ayrılması, gebelik zehirlenmesi, enfeksiyon, kalp yetmezliği, ağır sabah bulantısı sonucu ortaya çıkan kilo ve su kaybı (hiperemezis gravidarum) sorunları görülebiliyor.

Gebelik Döneminde Görülen Hipertiroid

Gebelik döneminde ortaya çıkan hipertiroidinin, tedavide kullanılan ilaçların hepsi plasentaya geçtiği için fetüsün tiroid dokusunu tahrip etme riski mevcut. Bunun için mümkün olan en düşük doz tedavinin uygulanması tavsiye ediliyor. Ek olarak karaciğer enzimleri ve tiroid fonksiyonları da yakından takip edilmeli.” Gebelik sırasında tiroid bezinde nodül görülmesi durumunda ultrasonografi ile nodül tespiti yapılarak nodülün özelliklerinin incelenmesi gerektiğini tiroid kanserlerinin yüzde 10’unun gebelik sırasında veya doğumdan sonraki 1 yıl içinde tanı aldığını söyleyen Uzm. Dr. Erbaş, boyutu 10 mm üzerinde olan ve ayrıca şüpheli görünen bir nodül mevcutsa gebelik haftasına bakılmadan ince iğne aspirasyon biyopsisi yapılmasının şart olduğunun altını çizdi. Uzm. Dr. Erbaş, nodülün büyümesi durumunda gebelik sırasında da olsa cerrahi müdahale yapılması ve operasyon sonrasında da LT4 tedavisi ile sürece devam edilmesi gerektiğini ifade etti.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kadın Sağlığı

Gebelikte İdrar Yolu Enfeksiyonunu Önlemenin Yolları

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

gebelikte idrar yolu enfeksiyonunu önlemenin yolları

Gebelikle ortaya çıkan idrar yolu değişikliklerine bağlı olarak idrar yolu enfeksiyonlarında artış görülebiliyor. İdrar yolu enfeksiyonlarının tedavi edilmezse böbrek enfeksiyonlarına yol açabildiğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Meltem Çam, Gebelikte İdrar Yolu Enfeksiyonunu Önlemenin Yolları hakkında bilgi verdi. “Tedavi erken ve uygun şekilde yapılırsa bu enfeksiyonların bebeğe zararı olmaz” açıklamasında b.ulundu

Hamilelikte büyüyen rahmin idrar torbasının arkasında olduğunu, artan ağırlığı nedeniyle mesaneye baskı yapıp boşalmasını engellediğini ve mesanede uzun süre kalan idrarın enfeksiyonların artmasına neden olduğunu vurgulayan Dr. Meltem Çam, “Gebeliğin 6-24’üncü haftaları arasında idrar yolu enfeksiyonları açısından risk artar” dedi.

TEDAVİ BEBEĞE ZARAR VERMEYECEK ŞEKİLDE UYGULANIYOR

İdrar yaparken ağrı ve yanma, idrar yapma sıklığında artma, idrarda kan, karnın alt kısmında kramp ve ağrı, ateş, titreme, mesanede baskı hissi ve hassasiyet gibi şikayetlerde doktora başvurulması gerektiğinin altını çizen Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Meltem Çam, “Tedavide antibiyotikler kullanılıyor. Kullanılan antibiyotikler bebeğe zarar vermeyecek şekilde seçiliyor” şeklinde konuştu. Dr. Meltem Çam hamilelere şu önerilerde bulundu:

  • Günde 6-8 bardak su içilmeli.
  • Yaban mersini ekstreleri kullanılabilir.
  • Kafein, alkol, rafine şeker ve hazır meyve suları tüketilmemeli.
  • C vitamini (günde 250-500 mg), beta karoten (günde 25,000-50,000 ünite) ve çinko (günde 30-50 mg) enfeksiyon riskini azaltır.
  • Sık idrar yapılmalı ve mesane tamamen boşaltılmalı.
  • İlişkiden önce ve sonra idrar yapılmalı.
  • İdrar yolu enfeksiyonu varsa cinsel ilişkiye ara verilmeli.
  • Cinsel bölge temizliği düzenli ve önden arkaya doğru yapılmalı. Sert sabunlar ve kimyasallar kullanılmamalı. Sık çamaşır değiştirmeli. Sıkı çamaşır ve kıyafetler giyilmemeli ve pamuklu çamaşır tercih edilmeli.
  • Banyoda 30 dakika üzerinde ıslak kalınmamalı.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Kadın Sağlığı

Gebelik Dönemi Multivitamini Brokoli

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Gebelik Dönemi Multivitamini Brokoli

Sağlıklı yaşam tarzını benimsemek hayatın her sürecinde gerekli bir durum. Fakat öyle bir dönem var ki sağlıklı yaşam tarzını benimsemek, bir yerine birden fazla hayatı olumlu yönde etkiliyor. Evet, hamilelik dönemi! Sağlıklı bir hamilelik dönemi için, birtakım alışkanlıklarınıza veda etmeli ve sağlıklı bir yaşam planı oluşturmalısınız. İşte size bu özel süreçte yardımcı olacak besinler listesi…

Portakal, Gebelik Dönemi Tansiyon Riskini Azaltır

Portakal içerdiği c vitamini ile meşhur, fakat üç farklı madde daha barındırıyor. Birincisi folik asit, ikincisi potasyum ve üçüncüsü ise hisperidin. Folik asit gebeliğin özellikle öncesi ve ilk iki ayındaki önemini birçok kaynaktan biliyoruz fakat potasyum ve hisperidin daha da önemli. Potasyum tansiyonu düşürücü etkiye sahip, tıpkı hisperidin gibi. Fakat hisperidin meyvenin suyunda değil etrafını çevreleyen beyaz süngerimsi dokuda mevcut, dolayısı ile bununla birlikte yenmesini tavsiye ediyoruz. Unutmayın gebeliğin en ciddi komplikasyonlarından birisi pre-eklampsidir yani tansiyona sebep olan plasental dolaşımla ilişkili durum. Gebelik dönemi tansiyon çok riskli olabilir, bu riski biraz olsun uzak tutmak için portakal bu süreçte tüketilmesi gereken meyvelerin başında geliyor.

Sindirim Sağlığı İçin Tatlı Patates Tüketin

Tatlı patates, vücudunuzda A vitaminine dönüşen bir bitki bileşiği olan beta-karoten bakımından oldukça zengindir. A Vitamini sağlıklı fetal gelişimi için çok önemlidir. Hamile kadınların genellikle A vitamini alımlarını % 10-40 oranında artırmaları önerilir. Ayrıca, tatlı patates, kan şekeri artışını azaltan ve sindirim sağlığını artıran lif içerir.

Yoğurt Süte Oranla Daha Fazla Kalsiyum İçer

Yoğurt iyi bir protein kaynağı hatta kalsiyum kaynağıdır. Unutmayın, yoğurt süte oranla daha fazla kalsiyum içermektedir. Diğer taraftan yoğurtların içerisindeki sağlıklı aktif kültürler (maya) sayesinde mantar enfeksiyonları önlenebilmektedir. Mantar enfeksiyonları gebelik döneminde sıkça karşılaşılan bir durumdur ve korunmak için yoğurdu ihmal etmemelisiniz. Unutmadan, laktoz entoleransı olan kişiler yoğurdu tolere edebilmektedirler, bu sayede bu kişiler süt ürünlerinden yoğurt sayesinde mahrum kalmamaktadır.

Gebelik Dönemi Multivitamini: Brokoli

Brokoli koyu yeşil yapraklı sebzelerden diyoruz, fakat yaprağını göremeseniz bile tomurcukların küçük yaprakçıklardan oluştuğunu unutmayın. Aslen lahana ailesinin bir mensubu olan brokolide kalsiyum var, evet kalsiyum! Diğer yandan c vitamini, folik asit ve B6 vitamini, yani kendi başına gebelik dönemi multivitamini gibidir.

Kabızlık Sorununu Mercimekle Giderin

Mercimek aynı fasulyeler gibidir, sadece gaz oluşumuna daha az sebep olur ve içerisindeki faydalı maddeler daha yoğun oranda bulunurlar. Mercimek folik asit, demir, protein ve lif için çok iyi bir kaynaktır. Başlı başına içerdiği lif sayesinde sindirim sisteminizin gebelik döneminde iyi çalışmasını sağlayarak bu dönemde oluşabilecek kabızlık ve hemoroidlerin önüne geçebilir.

İncir, Potasyum Zengini

İncir hepimizin bildiği gibi özel bir meyve, ister kuru ister taze. İncir neredeyse diğer tüm meyve ve sebzelerden daha fazla lif içerir, potasyum zenginliği ile meşhur muzdan daha çok potasyum içerdiği gibi. Ayrıca kalsiyum ve demir için de iyi bir kaynak olup hem kansızlığa hem de kemik erimesine karşı etkilidir.

Elma ile Çocuğunuzun Alerji Olma Riskini Düşürün

Hamilelik sırasında elma tüketerek lif bakımından zengin beslenebilirsiniz. Ayrıca yapılan bir araştırmada, hamilelik döneminde elma tüketen annelerin çocuklarının, çocukluk alerjisi olma olasılığının daha düşük olduğu ortaya çıkmıştır.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Kadın Sağlığı

Miyomun 8 Sinyali

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Miyomun 8 Sinyali

Rahmin kas dokusundan kaynaklanan iyi huylu tümörler olarak tanımlanan miyomlar oldukça sık görülüyor. Öyle ki ülkemizde yaklaşık her 4 kadından birinde miyom tespit ediliyor. En sık üreme çağında olan 25-45 yaş grubundaki kadınlarda rastlanıyor. Bunun nedeni ise üreme çağında salgılanan östrojen hormonu. Menopozla birlikte östrojenin vücuttan çekilmesiyle birlikte miyomun büyümesi duruyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Fuat Demirci toplumdaki yaygın inanışın aksine her miyomun ameliyat gerektirmediğine ve düzenli takibin yeterli geldiğine dikkat çekerek, “Eğer miyom sadece adet kanamasında artış ve ağrı gibi sorunlara yol açıyorsa bunlara yönelik tedavi yeterli oluyor. Ancak bazı durumlar var ki miyomların mutlaka ameliyatla alınmaları büyük önem taşıyor, çünkü geç kalındığında ameliyatın şekli değişiyor, rahim alınmak zorunda kalınabiliyor” diyor. Peki, miyomlarda cerrahi tedavi ne zaman gündeme geliyor? Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Fuat Demirci miyomların ne zaman alınmaları gerektiğini anlattı, önemli uyarılarda bulundu!

Tehlike Çanları Ne Zaman Çalıyor?

Günümüzde yapılan çalışmalar miyomların oluşum nedenlerini henüz açıklayamıyor. Ancak durağan yaşayan ve şişman kadınlarda daha çok görülmesine karşın atletik kadınlarda daha seyrek ortaya çıkması, miyomlardan korunmada kas aktivitesinin önemli olduğunu düşündürüyor. Her 100 kadından yaklaşık 25’inde çapı ufak veya büyük, az sayıda ya da çok sayıda miyomlara rastlanıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Fuat Demirci miyomların büyüklük ve büyüme hızları olarak her kadında farklılık gösterdiğine işaret ederek “Öyle ki miyomlar 1-2 cm’den tüm rahmi kaplayan ve karnı dolduran boyutlara ulaşabiliyor. Tek parça halinde rahmi de büyütebiliyor, birden çok yumrular halinde de görülebiliyor. Miyomların yılda 1-2 cm büyümeleri normal kabul ediliyor, ancak yılda 1.5-2 kat büyürlerse, bu durum kanser (sarkom) gibi önemli bir sorunun habercisi olabiliyor.” diyor.

Her Miyom Ameliyat Gerektirmiyor

“Miyomun varlığı bir ameliyat nedeni değildir. Çünkü miyomun kansere dönüşmesi yüzde 1-1.5 gibi oldukça düşük bir olasılıktır” diyen Prof. Dr. Fuat Demirci, “Ayrıca üreme çağındaki kadınlarda cerrahi operasyonla çıkarılan miyomların menopoz dönemine dek tekrar gelişme riski oluyor. Bu nedenle herhangi bir rahatsızlık vermiyorlarsa ya da başka olumsuzluklara yol açmıyorlarsa, özellikle üreme çağındaki kadınlarda ameliyatla miyomları almak tercih edilmiyor” diyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Fuat Demirci hemen ameliyat yerine miyomu düzenli olarak takip etmenin ve kanama, adet düzensizliği gibi sorunlar oluşturduysa bunları ilaç ya da diğer yöntemlerle ortadan kaldırmanın daha doğru bir tercih olduğunu söylüyor.

Miyomlar Ne Zaman Alınmalı?

Miyomun varlığı tedavi nedeni olmuyor. Miyomlar ancak bazı durumlarda ameliyatla alınıyor. Bunlar;

Hamileliği önlüyorsa: Herhangi bir başka neden olmamasına karşın miyom varsa ve hasta hamile kalamıyorsa ameliyat kararı alınıyor.

Düşüğe yol açıyorsa: Hasta hamile kaldığı halde düşük ya da düşükler oluşuyorsa alınması gerekiyor.

Hızla büyüyorsa: Miyom yılda 1.5 -2 kat gibi bir hızla büyüyorsa kansere (sarkom) dönüşme riski yüksek oluyor. Bu nedenle bu risk düşünülerek ameliyat kararı alınıyor.

Adet kanamalarında ciddi artışa neden oluyorsa: Adet kanmalarını, yaşam kalitesini düşürecek ya da kansızlık oluşturacak şekilde bozuyorsa, hastanın ameliyat edilmesi gerekiyor.

Çevre organlara bası yapıyorsa: Miyom büyüklüğüne ve bölgesine göre çevresindeki organlara bası yaparak bulgu veriyor. İdrar torbasına baskı oluşturması nedeniyle sık idrara çıkmaya, üretraya bası yaparak idrar torbasını boşaltamamaya, kalın bağırsağa bası yaparak kabızlığa, etraftaki sinirlere bası yaparak ağrıya neden oluyor. Bu durumlarda da ameliyat kararı alınıyor.

Miyomun 8 Sinyali

Miyomlar genellikle belirti vermiyor, çoğu kez jinekolojik muayeneler sırasında rastlantı sonucu tespit ediliyorlar. Ancak büyümeye paralel olarak çeşitli belirtiler de oluşturabiliyorlar. Bunlar;

  • Adet kanamalarında artış,
  • Adet arası dönemde ara kanama,
  • Cinsel ilişki sonrasında kanama,
  • Sık idrara çıkma ya da idrar yapmada zorluk,
  • Karında büyüme veya şişlik,
  • Adet dönemlerinde ya da cinsel ilişki sırasında kuyruk sokumuna doğru ağrı,
  • Adet döneminde kanamalardaki artışa bağlı olarak kansızlık,
  • Kalın bağırsağın son kısmına bası yapması nedeniyle kabızlık.

Miyom Ameliyatında Rahmin Alınması Şart Değil!

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Fuat Demirci miyom eğer çok büyük değilse ameliyatın laparoskopi ile kapalı olarak yapılması gerektiğini vurgulayarak, “Bunun nedeni ise laparoskopinin hastaya avantajlar sağlaması. Ciltte büyük kesi olmaması, daha az ağrı, daha az kanama ve enfeksiyon riskinin daha az olmasının yanı sıra hastanın hastaneden erken taburcu olup işine erken başlaması laparoskopinin avantajlarını oluşturuyor. Ayrıca laparoskopide yapışıklık az olduğu için hamile kalmayı etkilemiyor” diyor. Prof. Dr. Fuat Demirci miyom ameliyatlarında rahmin alınmasına gerek olmadığına da dikkat çekerek, “Günümüzde artık hasta olmayan organı kesinlikle almıyoruz. Örneğin meme kanserinde eskiden olduğu gibi tüm meme değil yalnızca kanserli bölge alınıyor. Bu bağlamda hastanın yaşından bağımsız olarak rahminin değil sadece miyomlarının alınması yeterli geliyor” diyor.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

web tasarım
seo
diyetisyen