Bizimle iletişime geçin

Sağlıklı Yaşam

Fibromiyalji Riskini Arttıran Faktörler

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Fibromiyalji Riskini Arttıran Faktörler

Geceleri yeterince uyumanıza rağmen sabah kalktığınızda hissedilen yorgunluk, kaslarda bir türlü dinmeyen ağrı, halsizlik. Bu belirtiler hayatınızı kabusa çeviren bir hastalığın, fibromiyaljinin belirtileri olabilir. Kronik ağrı ve yorgunluk sendromu olarak bilinen fibromiyaljiyi en çok tetikleyen şey ise stres…

25- 55 yaşları arasında ve daha çok kadınlarda görülen bu hastalığın en acı veren yanı ise hissedilen ağrılar. Yapılan araştırmalara göre fibromiyalji belirtileri yaşayan kişilerin yüzde 71’i yerleri süpürmek gibi basit ve günlük aktiviteleri bile yapamayacak hale geliyor. Toplumun yüzde üçü bu çekilmez ağrılarla yaşamaya çalışıyor, hastaların yaşam kalitesini de olumsuz etkileniyor.

Ülkemizde yaklaşık 1.3 milyon fibromiyalji hastası var. Belirtilerinin başka hastalıklarla karıştırıldığını düşünürsek bu sayı belki de daha da fazla… Kimi hastalar ağrılar ve yaşadıkları nedeniyle psikolojik sorunlarla bile karşı karşıya kalabiliyor.

Bugünkü köşe yazımda fibromiyaljiyle ilgili merak ettiklerinizi kaleme aldım…

Fibromiyalji Nedir?

Fibromiyalji, kronik kas ve eklem ağrısı ve yorgunlukla kendini gösteren bir hastalıktır. Fibromiyalji hastalığı, bilim adamları tarafından ilk olarak 1800’lü yılların ortalarında tanımlanmıştır. Fiziksel muayene esnasında vücudun belli bölgelerinde ağrı ve hassasiyet dışında bulgular elde edilememesi, hastalığın tanımlanmasında tartışmalara sebep olsa da fibromiyalji hastalığı, tıp literatürüne bu yıllarda girmiştir. Fibromiyalji, günümüzde milyonlarca insanın ortak problemi haline gelen kompleks ağrılar dizisidir. Hastalık, genelde 25-55 yaş arası kadınlarda görülür. Yaşın ilerlemesiyle birlikte görülme sıklığında artış gözlenir. Teşhisi zor bir hastalıktır ve kişinin günlük rutinlerini dahi yerine getirmesini zorlaştırarak hayat kalitesini ciddi oranda düşürür. Fibromiyalji, aileden geçen bir hastalıktır, yani genetik faktörler rol alıyor olabilir.

Fibromiyalji Belirtileri

Fibromiyaljinin en sık görülen belirtisi ağrıdır. Ağrılar daha çok vücudun boyun ve bel bölgesine görülür. Hastaların büyük bir kısmında gerilim tipi baş ağrısı da görülür.

Yaygın olarak görülen bir diğer belirtisi de yorgunluktur. Fibromiyalji hastaları, uzun süre uyumalarına rağmen, sıklıkla yorgun olarak uyandıklarını iletirler. Bunun en büyük nedeni ise uykularının sık sık ağrıyla bozulmasıdır. Ayrıca fibromiyalji hastaları, huzursuz bacak sendromu ve uyku apnesi gibi başka uyku bozukluklarına sahip olabilirler.

Fibromiyaljinin diğer belirtileri ise; kabızlık, mide ağrısı, çabuk sinirlenme ve nefes almada zorlanma olarak görülür.

Obeziteye Dikkat!

Yapılan araştırmalar, fibromiyalji ve obezite arasında bir bağlantı buldu. Obezite hem fibromiyalji riskini artırıyor, hem de hastalığın semptomlarını ağırlaştırıyor. Araştırma, hastalarda kilo artışı oldukça, belirtilerin şiddetinin arttığını ve araştırmaya katılan çoğu obezite hastasının diğer katılanlara oranla daha çok ağrı hissettiklerini ortaya koydu. Bu sebeple, kilo vermenin, fibromiyalji tedavisinde dikkate alınması gerektiği sonucuna varıldı. Yayılmış ağrının yanı sıra fibromiyalji hastalarının, basınç uygulandığında, özellikle hassas oldukları noktalar veya bölgeler vardır. Hassas bölgeler (18 tane bulunur) sırt, omuzlar, boyun, göğüs ve kalçalardadır. Semptomlar sebebiyle birçok farklı hastalıkla karıştırılan fibromiyaljinin teşhisi için geliştirilen, birbiriyle bağlantılı yorumlanan iki yöntem kullanılıyor. Belirti ve şikayetlerin rakamsal olarak değerlendirildiği bu yöntemler, hekimlerin de işini kolaylaştırıyor.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilinçli hasta

Bahar Yorgunluğu Karşısında Ne Yapılmalı?

Ayşenur Servet

Düzenleyen

on

bahar yorgunluğu

BAHAR YORGUNLUĞUNA KARŞI ÖNERİLER

Kış bitince yükselen güneş, canlanan doğa ve renklenen yaşam alanları… Bahar ayları ruhumuza iyi gelirken diğer yandan ise bahar yorgunluğuna neden olabiliyor. Yaz tatilinin özlemle beklenmesi ile birlikte kış aylarının yorgunluğu daha fazla hissediliyor. Hatta dalgınlık, huysuzluk, yorgunluk, asabi olma hali, uyuma isteği, hatta hipertansiyon, kalp damar rahatsızlıkları, saçların dökülmesi, ciltlerde kuruluk gibi belirtiler görülebilir. Bu da iş ve gündelik yaşamda yapılması gerekenlerin aksamasına, iş planlarının ertelenmesine neden oluyor. Sıkı bir diyete bir türlü başlanamıyor hatta geçen aydan kalan spor programına adapte olunamıyor. Peki bahar yorgunluğu karşısında neler yapılmalı? Yazımızda detaylı olarak bahsediyor olacağız.

UYKU KALİTENİZİ DÜŞÜRMEYİN

Uyku esnasında vücut için tamir ve şarj sistemleri devreye girer. İnsanı yeni güne hazırlayan uygu kalitesi; yatak, yastık seçimi, ortamın havalandırılması, ışıklandırılması gibi durumlara bağlıdır. Uyku yedi saatten az olmamalı, gerçekten çok yoğun olan insanlar için minimum altı saat uyku vücudun dinlenmesi açısından büyük önem taşır.

SPOR VAZGEÇİLMEZİNİZ OLSUN

Spor fiziksel enerjinizi yükselten bir diğer faktördür. Spor kan dolaşımını artırır ve vücudun her hücresine kanın gitmesine yardımcı olur. İnsanın aldığı besinler kana karışır ve kan aracılığı ile hücrelere ulaştırılır. Bu iletim sonunda insan gün içerisinde enerji elde eder. Spor yapmak, hem bu ulaşımda etkili, hem de insanın endorfin salgılamasına yardımcı olur. Spor yapmak enerjik olmak için en verimli yöntemlerden birisidir. Abartılmadan, doğru şekilde yapılan spor, insanı yormaz aksine enerjisini yükseltir.

SAĞLIKLI VE DENGELİ BESLENİN

Sağlıklı ve dengeli beslenme insanın enerjisi için önemli olduğu bilinen bir gerçek. Meyve ve sebze ağırlıklı beslenmenin proteinler ile desteklenmesi insana enerji sağlar. Fastfood türünde kalitesiz karbonhidrat ve şeker içeren besinlerden uzak durun. Fiziksel enerjiyi yükseltmek için de vitaminler ve takviyeler almak da faydalıdır. Özellikle bu dönemlerde C ve B vitaminleri çok önemli. Bol bol su içmeyi de ihmal etmeyin. Ayrıca sigara ve alkol gibi zararlı maddelerden de uzak durmak gerekir. Metabolizmayı zayıflatır, vücudun enerjisini düşürür, kalitesiz yaşam, yorgunluklar, ağrı ve mutsuzluk hali yaratır. Zararlı alışkanlıklardan uzak durmak, açık havada dolaşmak, kapalı alanları havalandırmak insanın enerjik olmasına yardımcı olur

KÜÇÜK MOLALAR VERİN

Düşük enerjiden yakınanlar için gün içerisinde verilen küçük molalar, siesta da oldukça verimli bir uygulama olabilir. Ofiste çalışan ve enerjisi düşenler için 10-15 dakikalık bir siesta güne enerjik bir şekilde devam etmeyi sağlar. Kısa sürede yüksek etkili bir siesta yapmanın yöntemi uzanıp ayakların altına bir minder koyarak doksan derecelik pozisyonda uzanmaktır. Ayakların bu duruşu sayesinde beyne kan gitmesi sağlanır. Bu pozisyonda 10 ila 30 dakika arasında dinlenmek enerji sağlar. Beynin birkaç saniyeliğine bile kapanıp açılması insana 5-6 saatlik bir uykudan yeni uyanmış enerjisi verir.

Okumaya Devam Et

Cilt Bakımı

Mükemmel Görünümlü Bir Vücut İçin Öneriler

Murat Palabıyık

Düzenleyen

on

mükemmel görünümlü bir vücut

Yaza Sıkı Hazırlanın

Beslenmemize dikkat etsek de, diyet yapsak da, spor yapsak da, vücudumuzun bazı bölgelerindeki fazlalıklardan ve kötü görünümdeki çatlak izlerinden, portakal kabuğu görünümden bir türlü kurtulamayız. Yaza girerken Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahu Birol Kocaalp, çatlak izlerinden ve selülitlerden kurtulmak, fit görünmek, mükemmel görünümlü bir vücut ve bölgesel yağlanmada etkili mezoterapi yöntemi hakkında bilgi verdi.

Bölgesel zayıflama uygulamalarında, selülitleri gidermede, hamilelikte oluşan çatlakların onarımında, gıdının toparlanmasında ve yüz gençleştirme işlemlerinde daha çok mezoterapinin tercih edildiğini söyleyen Dermatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ahu Birol Kocaalp, “Bu yöntemde amaç sorunlu bölgeye küçük dozlarda ilaç enjekte ederek yağ hücrelerini azaltmaktır. Cilt altına enjekte edilen ilaç sayesinde, dolaşımda düzelme ve lenfatik sistemde canlanma artıyor, hücre içi yağ metabolizması hızlanıyor. Böylece cilt altı yağ dokusunda yağ hücre sayısı azalarak serbest kalmış yağ asitleri dolaşımla vücuttan atılıyor” dedi.

Doç. Dr. Ahu Birol Kocaalp: “Derinin alt tabakasındaki yağ dokusunun, bağ dokuları arasında sıkışmasıyla ortaya yağların, özellikle kalça ve üst bacak bölgesinde düzensiz ve biçimsiz toplanmasına neden olan ve ortaya görmek istemediğiniz kötü görüntüler çıkan tıp dilinde ‘hidrolipodistrofi’ denilen selülit, genç-yaşlı tüm kadınların korkulu rüyasıdır. Selülite zemin hazırlayan genetik yatkınlık, hormonların etkisi, dolaşım bozukluğu, beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam gibi pek çok faktör var.

Selülitlerden Kurtulun

Selülitlerinden kurtulmak ve pürüzsüz bir vücuda sahip olmak isteyenler için Revitacare CelluCare’in içeriğinde yer alan kafein ve mikro besinler yardımı ile enzimlerin aktivasyonunu maksimize ederek selülitsiz bir görünüm sağlamaya yardımcı oluyor. İçeriğindeki lipolitik etken maddelerle yağları enerjiyeçeviriyor. Mikro dolaşımı ve lenf drenajını destekliyor, kutanöz dokunun dış görünümünü iyileştirmeye ve depolanan yağları azaltmaya yardımcı oluyor. Özel formülüyle portakal kabuğu görünümünden sorumlu tutulan kümeler halindeki adipositleri (yağ hücresi) hapsederek, Hyaluronik Asit içeriğiyle hücre zarlarını hidrolize ediyor. Revitacare CelluCare, içeriğindeki hyaluronik asidin nemlendirici özelliğiyle cilde daha yumuşak ve pürüzsüz bir görünüm kazandırıyor. Yoğun kadifemsi hissi yaratarak ‘Portakal kabuğu’ görünümünün yok olmasına yardımcı oluyor” diye belirtti.

Siluetin dış hatlarının yeniden belirlenmesini sağlanmasının da önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Ahu Birol Kocaalp, “İçeriğinde yer alan hyaluronik asit, DMAE, mikrobesinler ve vitamin B5 ile çatlak izlerinin görünümlerinin düzelmesine yardımcı oluyor. Cilt dokularına ton kazandıran, cildin elastikiyetini artıran, cilde genç ve taze bir görünüm sağlayan Revitacare StretchCare; nemlendirme ve yeniden yapılandırma özelliğiyle hyaluronik asit, cildi destekleyen sıkılaştırıcı etkiye sahip DMAE, cildin doğal savunma mekanizmalarının serbest radikallere karşı güçlenmesine katkı sağlayarak, cilde daha genç ve berrak bir görünüm kazandıran mikrobesinler ve vitamin B5 içeriği ile mükemmel görünüm sağlıyor” dedi.

Gıdı, bacaklar, karın ve mide bölgesi, yanlar, sırt, kollar, alt bacak olacak şekilde bölgesel yağlanma olan yerlere uygulandığını belirten Doç. Dr. Ahu Birol Kocaalp “Hekim tarafından yapılan uygulamalar hastanın durumuna göre farklı seans sıklıklarında gerçekleştiriliyor. Revitacare CelluCare, iki hafta süreyle haftada iki seans ve daha sonra bir ay süreyle haftada bir seans uygulama ile gözle görülür bir etki sağlıyor. Vücudun toparlanmasına ve ince bir görünüme kavuşmasına yardımcı oluyor. Yüz ve vücutta yer alan tüm çatlak izleri ve elastikiyet kaybı için uygulanan Revitacare StretchCare ise duruma göre sekiz ya da 10 gün aralıklarla dört-altı seans olmak üzere uygulanıyor ve gözle görülür bir etki sağlıyor. Uygulama sonrasında hasta normal günlük hayatına devam edebilir. Sadece mezoterapi tedavisi süresince güneş banyosu ve solaryumdan kaçınılmalıdır. Bakım ve onarım kürü sonunda ciltteki hassasiyet geçtikten sonra hastanın güneşlenmesinde bir sakınca yoktur” dedi.

Okumaya Devam Et

Diyet ve Kilo Verme

Yaz Öncesi Kilo Verme

Murat Palabıyık

Düzenleyen

on

yaz öncesi kilo verme
Öncesi1 of 4
Klavye ok tuşlarını kullanabilirsiniz. ( ← | → )

YÜRÜYÜŞTEN FAYDA SAĞLAMANIN 3 PÜF NOKTASI

Düzenli ve tempolu yürüyüş başta olmak üzere egzersizin kalpten kemik sağlığına dek sayısız faydası olduğu kesin. Bu faydalardan biri de fazla kilolardan kurtulmaya yardımcı olması. Bugünlerde pek çok kişi tam da yaz öncesi kilo verme çabasında. Bu amaçla günlük hayatın koşuşturmacası arasında kimi spor salonlarının yolunu tutuyor, kimi kendini açık havada yürüyüşe vuruyor, kimi de evde koşu bandında çare arıyor. Ancak yürüyüşten fayda sağlamak için de dikkat edilmesi gereken kurallar var. Onların başında aynen ilaç gibi yeterli sayıda, şiddette ve çeşitlilikte yapılması geliyor. Acıbadem Fulya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı, Acıbadem Sports Spor Hekimi Prof. Dr. Tolga Aydoğ, 10 Mayıs Dünya Sağlık İçin Hareket Et Günü kapsamında yaptığı açıklamada, doğru bir yürüyüşün püf noktalarıyla ilgili çarpıcı bilgiler verdi, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

web tasarım
diyetisyen