Bizimle iletişime geçin

Beslenme

Ev Turşusu Yapmanın Püf Noktaları

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

ev turşusu

Kış aylarının bittiği, soğuk havaların son günlerini yaşadığımız bu günlerde özellikle kırmızı pancar, lahana ve karnabahar gibi kış sebzeleri tezgahlardan göz kırpıyor. Kalp sağlığından bağışıklık sistemini güçlendirmeye, metabolizmayı hızlandırmadan soğuk algınlığını önlemeye, kanserden korunmadan kan şekerini dengelemeye kadar pek çok faydası olan ev turşusu, içerisindeki meyve ve sebzelerin kalorisini yüzde 30’a varan oranlarda azaltıyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan “Turşu bir besinin yapısındaki karbonhidratın fermantasyon yani mayalanma ile yararlı bakteriler tarafından laktik aside çevrilerek dayanıklılığının artırılması yöntemidir. Evde turşu hazırlarken yararlı bakterilerin mayalanma sürecini başlatması ve zararlı bakterilerin turşuda bulunmaması için dikkat edilmesi gereken bazı  noktalar vardır. Aksi halde hem tat ve lezzet açısından başarılı bir turşu yapılamaz hem de zararlı bakteriler veya onların toksinleri besin zehirlenmelerine neden olabilir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan, kabından tuzuna ev turşusu yaparken dikkat edilmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Plastik yerine cam kavanoz kullanın

Turşu hazırlamak için kullanılacak kaplar; cam kavanoz veya Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan onaylı tek kullanımlık plastik kaplar olmalı. Diğer kaplarda hazırlandığında turşunun içerisine kabın yapımında kullanılan ve insan vücudu için kanserojen olabilen maddelerin geçişi olabilir. Ayrıca kullanılan kabın temizliğine ve hava almamasına dikkat edilmeli. Turşusu yapılacak sebze/meyvelerin de kapta tamamen salamura içinde kalması, üst yüzeyde hava ile temas etmemesi sağlanmalı. Hava ile temas eden sebzeler bozulur ve kesinlikle tüketilmemesi gerekir.

Kabı ve besinleri çok iyi temizleyin

Turşu yapılırken kullanılan tüm malzemeler (kap, sebze-meyveler, kaşık, kepçe vs) çok iyi temizlenmiş ve başka herhangi bir şeyle temas etmemiş olmalı. Ayrıca kimyasal temizlik maddesi kalıntısı da bulunmamalı. Aksi  halde fermantasyonun/ mayalanmanın sağlıklı oluşmasını engeller.

Tuzuna dikkat edin  

Tuzun turşu yapımında yeterli miktarda eklenmesi hem yararlı bakterilerin oluşup zararlı bakterilerin oluşmaması için hem de turşusu yapılan besinlerin sertliklerinin uygun olması için önemli. Tuzu az eklenen turşu; yumuşar, esner, suyu bulanıklaşır ve kararır. Tuzu fazla olan turşuların ise olgunlaşma süresi uzar, tadı fazla tuzludur ve özellikle salatalık gibi sebzelerin turşularının içinde fazla su birikmesine neden olur.

Kaya tuzu ile hazırlayın

Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan “Turşu hazırlarken sofra tuzu yerine kaya tuzu kullanın. Çünkü normal sofra tuzu ile yapılan turşularda kısa sürede yumuşama gözleniyor. Yüzde 8 tuzlu su hazırlamak için 1 litre suya 80 gram tuz eklemek gerekir” diyor.

Limon tuzu ve sirke koyun

Turşu hazırlanırken asitlik oranı düşük olan sebzelere (özellikle taze fasulye, bamya vb) limon tuzu eklemek, tuz miktarını çok artırmadan turşu oluşumunu sağlamaya yardımcı olur. Aynı zamanda turşunun rengini korur. Sirke de doğal bir koruyucu olması ve turşu fermente olurken istenmeyen bakterilerin oluşmamasını sağlaması bakımından turşuya eklenmesinde fayda var.

Ezik besinlerden kaçının

Turşusunu kuracağınız sebze ve meyvelerin diri, zedelenmemiş, taze ve kaliteli olmasına dikkat edin. Ezilmiş, herhangi bir yerinden çürümeye başlamış meyve/sebzeler turşu yapımında kullanılmamalı. Çünkü bu tür sebze/meyvelerde zararlı bakteriler bulunabilir, turşunun oluşması esnasında yararlı bakterilerin oluşmasını /çalışmasını engelleyebilir ve/veya gıda zehirlenmelerine neden olabilecek zararlı bakterilerin veya onların toksinlerinin besinden uzaklaştırılmasına engel olur.

İçme suyu kullanın

Turşusu hazırlanacak besinler iyice temizlendikten sonra tuz ile karıştırılarak hazırlanan salamura suyun çok temiz olması gerekir. Beklemiş, güvenli olmayan kaynaktan alınmış su olmamalı. Temiz olmayan bir su ile hazırlanan turşuda zararlı bakteriler üreyebileceği gibi gıda zehirlenmelerine neden olabilir. Bu nedenle turşu hazırlarken kullandığınız suyu içme suyundan ya da kaynatıp soğuttuğunuz sudan kullanın.

Beyaz tabakayı hemen alın

Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan “Turşu oluşumu sırasında turşunun üst yüzeyinde beyaz bir tabaka oluşur ise hemen alınması gerekir çünkü küf oluşmasına ve turşunun bozulmasına neden olur. Ara ara kontrol edilerek yine oluşursa yine hemen alınmalı. Bu beyaz tabaka turşuya uygun oranlarda tuz eklenmediyse ve turşu uygun sıcaklıkta bekletilmediyse oluşuyor” diyor.

Karanlıkta bekletin, süresine dikkat edin

Turşu oluşması için hazırlanan sebze ve meyveler karanlık ve serin bir ortamda, 18-20 derece ısıda bekletilmeli. Isının 20 dereceden fazla olması zararlı bakterilerin sayısının turşuda hızla artmasına neden olurken, düşük olması ise iyi bir turşunun oluşmasını engeller. Zararlı bakteri sayısı artan bir turşu sağlık açısından zararlı bir hale gelir. Gıda zehirlenmelerine neden olabilir. Bekletilme süresi genellikle 4-6 hafta arasında olmalı.

Turşu tüketirken dikkat!

Beslenme ve Diyet Uzmanı İpek Ertan “Turşu tüketirken unutulmaması gereken en önemli nokta turşunun tuz, yani sodyum içeriğidir. Salatalıkta normalde en fazla 6 gram sodyum bulunurken salatalığın turşusunda ise bu miktar 1300 grama kadar çıkar. Diğer sebze ve meyveler için de bu durum çok farklı değildir. Bu nedenle hipertansiyonu, kronik böbrek yetmezliği, kalp hastalığı, mide rahatsızlığı olan ve ödem problemleri yaşayanların çok fazla tüketmemesi gerekir. Aksi halde fayda yerine zarar verecektir” diyor.

 

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Beslenme

Tuz Tüketimine Dikkat Edin

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Tuz Tüketimine Dikkat Edin

Sofraların vazgeçilmezlerinden tuz, vücudun normal işlevini gerçekleştirebilmesi için hayati öneme sahip. Tuzun, asit-baz dengesinin sağladığını, kan basıncı kontrol ettiğini ve sinir-kas sistemi için gerekli bir mineral olduğunu belirten Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Arzu Yalçın, ‘Dünya Tuza Dikkat Haftası’ dolayısıyla önemli açıklamalarda bulundu.

İKİ KATI TUZ TÜKETİLİYOR

Tuzun ‘azı karar, çoğu zarar’ yaklaşımıyla tüketilmesi gerektiğinin altını çizen İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Arzu Yalçın, “Yüksek düzeyde kullanımı hipertansiyona neden olduğu gibi böbrekler, göz ve kemik sağlığı üzerinde de olumsuz etki yaratıyor. Sağlıklı bir bireyin günlük tuz tüketiminin 5 gram yani yaklaşık bir çay kaşığının altında olmalı. Dünyada bu rakam 9-12 gram iken, Türkiye’de ise 18 grama kadar çıkıyor. Tuz olarak kastedilen mineral sodyum klorür. Kişisel olarak yediklerimize eklediğimiz tuzun dışında, hazır yiyecek, lezzetlendirici madde, bisküvi, meşrubat ve sodada bol miktarda bulunuyor. Dolayısıyla gün içinde vücudumuza ihtiyacımızdan fazla sodyum klorür almış oluyoruz” diye konuştu.

SODYUM DÜŞÜKLÜĞÜ DE HASTALIĞA YOL AÇABİLİR

Tansiyon hastalığı nedeniyle bazı yaşlı insanların hiç tuz tüketmediklerine dikkat çeken Uzm. Dr. Arzu Yalçın, “Bu hastalar, çoğunlukla kullandıkları tansiyon ilaçlarının idrar söktürücü etkisi nedeniyle de çok fazla tuz kaybediyor. Özellikle 70 yaş ve üstündeki kişilerde bu durum çok sık görülür. Hatta bilinç kaybıyla hastaneye başvurup sodyum düşüklüğü tanısı konmuş hastaların sayısı da oldukça fazladır. Sodyum düşüklüğü çeşitli hormonal nedenler, beyin tümörü, böbrek hastalıklarına bağlı olarak da yaşlılarda ortaya çıkabilmektedir. Ne kadar tuz tüketilmesi gerektiği konusunda, hastalar mutlaka hekmlerinden bilgi almalıdır” tavsiyesinde bulundu.

” ‘SUNİ TUZ ZARAR VERMEZ’ ALGISI YANLIŞ”

İnsanların yanlış bildiği bilgilerin başında suni tuz kullanımı geldiğini ifade eden Uzm. Dr. Yalçın, “Suni tuz preparatlarının içinde sodyum yerine potasyum bulunuyor. Zararsız olduğu düşünülerek yüksek dozda kullanılan bu preparatlar, potasyum yüksekliği yaparak, kalpte ritim bozukluğu, ani kalp durması, kas spazm ve krampları, böbrek üstü bezinde bozukluklar gibi ciddi durumları yaratma riski bulunuyor. Dolayısıyla tüketirken dikkatli olunması gerekiyor” uyarısında bulundu.

“SANILDIĞI GİBİ YARARLI DEĞİLLER”

Son yıllarda adı sıklıkla duyulan ve sağlıklı olduğu belirtilen Himalaya ve kaya tuzunun da sanıldığı gibi sofra tuzundan daha yararlı olmadığına dikkat çeken İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Arzu Yalçın, “Özellikle Himalaya tuzlarında sodyum klorür dışında başka mineraller de bulunur. Bir kısmında radyoaktif etki olduğu için bu tuzlar, kanserojen olabilmektedir. Ayrıca bu tuzlardaki iyot miktarı yetersiz olduğu için tiroid kanseri riskini de artırmaktadır” dedi.

NE ZAMAN İYOTLU, NE ZAMAN İYOTSUZ TUZ KULLANILMALI?

Tuz konusunda en çok merak edilen sorulardan birinin de ‘iyotlu mu, iyotsuz mu kullanılmalı’ sorusu olduğunu söyleyen Dr. Arzu Yalçın, bu konuyla ilgili ise vatandaşlara şu tavsiyelerde bulundu:

“Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) iyotsuz tuzun tiroid kanseri riskini arttırdığı konusunda uyarısı nedeniyle, bir dönem ülkemizde iyotsuz tuz pek bulunmuyordu. Ancak iyot fazlalığında da guatr yani tiroid bezi büyüme riski arttığından, guatrı olan ve tiroid bezi çok çalışan hastalarda iyotsuz tuz tercih etmesi gerekiyor. Sonuç olarak tiroid bezinde hiçbir problemi olmayan, ailede tiroid kanseri öyküsü olanlarda veya tiroid bezi az çalışanlarda iyotlu tuz, tiroid bezi oldukça büyük ve tiroid hormonları fazla olanlarda ise iyotsuz tuz kullanılmalıdır.”

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Pırasanın Sağlığa Olan Faydaları

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Pırasanın Sağlığa Olan Faydaları

Soğana ve sarımsağa benzeyen yapısı ile çoğu kişi tarafından sıklıkla tüketilmeyen pırasa, aslında birbirinden farklı ve çok önemli özelliklere sahiptir. Pırasa yılın her mevsiminde yetişebilen allium familyasına ait genellikle yaprakları için üretilen ancak sapı da kullanılan bir bitkidir. Bazı ülkelerde tipik olarak yemek yanında çiğ olarak yaprakları yense de Çin dahil olmak üzere bazı ülkelerde de pişirilerek yenilmektedir ve yaprağı kadar sapı da değerlidir. Pırasanın ilk çıktığı zamanlar kısa bir sapı vardır, ancak çiçek açtığında genişler ve dallanır. Pırasa sarımsak ve soğan ile yakın akraba olmasından dolayı hafif bir soğan tadı mevcuttur. Her ne kadar insanlar için faydaları yüzünden tercih edilse de tüketim grafiği çok yüksek ve dünya üzerine en önemli besinler arasındaki yerini almıştır. Pırasa son derece ucuz olan, kolaylıkla yetişen ve son derece faydalı bir sebzedir ve insan sağlığı açısından oldukça faydalıdır. Bunun yanında kozmetik endüstrisinde de kullanılan pırasa ilaç yapımında da etkili bir rolü vardır ve bu sektörlerde de yerini almıştır. Peki pırasanın faydaları nelerdir? Hangi hastalıklara şifa olur? İşte pırasanın bilinmeyen özellikleri…

PIRASANIN FAYDALARI NELERDİR?

– Antioksidan özelliği sayesinde kansere ve kronik rahatsızlıklara karşı koruyucudur. Özellikle prostat kanseri ve kolon kanseri gibi türlerinde fayda sağlar.

– Kolesterolü düşürür.

– İçerdiği K vitamini sayesinde kemik sağlığını korumada yardımcı olur.

– Damar sertliğini engeller, damar hastalıkları riskini azaltır. Kan dolaşımını düzenler.

– Lifli olduğundan bağırsak için faydalıdır. Kabızlık problemini önler.

– Etkili bir idrar söktürücüdür.

– Zengin demir içeriği sayesinde saç dökülmelerini engeller ve demir eksikliğine bağlı oluşan anemi gibi rahatsızlıklarda yardımcı olur.

– Solunum sistemi için de faydalıdır.

– Böbrekler ve karaciğer için de büyük fayda sağlar.

– Soğuk algınlığı, öksürük, grip, nezle, bronşit ve balgam gibi rahatsızlıkların önlenmesine, bu hastalıklardan korunmaya yardım eder.

– Kan dolaşımını düzenler.

– Kolesterolün dengelenmesine yardım eder.

– İştahın açılmasına yardım eder. Özellikle taze pırasa tüketirseniz, iştahınız açılır ve daha fazla yemek yeme isteği duyarsınız.

– İdrar söktürür.

– Sinüzit gibi rahatsızlıkların tedavisine yardımcı olur.

– Gut hastalığına karşı da faydalıdır.

– Bol miktarda omega 3 içermektedir. Bu sayede kolesterol, kalp – damar rahatsızlıklarını ve tansiyon sorunları dışında depresyon gibi rahatsızlıklara karşı da yardımcı olur.

– Solunum sistemi için yararlıdır. Grip, nezle, bronşit gibi solunum sistemi rahatsızlıklarında ve öksürük ve balgam gibi problemlerin önlenmesinde yardım eder.

– Hamile kadınların beslenme sürecinde önemli bir rol oynayan folik asit (B9 vitamini) bakımından zengindir.

– Kandaki şeker seviyesini düzenlemeye yardım eder.

Sağlıklı yaşamla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Kestanenin Sağlığa Yararları

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Kestanenin Sağlığa Yararları

Kestanenin sağlığa yararları arasında kemik sağlığına olan katkısı, bağırsak rahatsızlıklarının hafifletilmesi, serbest radikallerin ve toksinlerin vücuttan temizlenmesi ve hastalıkları önlenmesi sayılabilir. Ayrıca solunum yolu hastalıklarını hafifletir, sağlıklı tiroid fonksiyonunu destekler ve enerji sağlar.

Özellikle kış aylarının vazgeçilmez atıştırmalığı olan kestane vitamin, mineral ve lif açısından oldukça zengin bir besin kaynağıdır. 28 gramında 70’den biraz daha düşük kalori içeren ve düşük yağ oranına sahip (yalnızca 1 gram) tek kuruyemiştir. Narenciye grubunda rastlamaya alışık olduğumuz C vitamini, kestanede de bulunur. Bu özelliğiyle dahil olduğu besin grubunda tektir. Kestane aynı zamanda kandaki kolesterol seviyesini düşürmeye yardımcı diyet lif bakımından zengindir. Faydalarını maksimum düzeye çıkarmak için günde yaklaşık 85 gram kestane tüketmelisiniz.

Kemik Erimesini Önler

Kestanede bulunan C vitamini ve diğer antioksidan bileşikler bağışıklık sisteminizin daha güçlü hale gelmesine katkıda bulunur. Aynı zamanda kestane mineral açısından da zengin bir gıdadır. İçeriğinde bulunan minerallerden biri olan bakır, kırmızı kan hücresi oluşumunu destekler. Böylece bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etki görülür. Günlük yeterli miktarda C vitamini tüketimi, soğuk havalarda ortaya çıkan vücut yorgunluğunu azaltır.

Kestanenin içeriğindeki antioksidanlar kronik hastalıklarla mücadele konusunda yardımcıdır. Kronik hastalıklar, hücresel solunumun doğal yan ürünü olan serbest radikallerin salınmasından kaynaklanır. Bunlar, kanserin, oksidatif stresin ve bazı kronik hastalıkların ortaya çıkmasına neden olarak sağlıklı hücrelerde mutasyona neden olabilir. Yapılan araştırmalar, kestane çiçeği özünün antioksidan özellikleri sayesinde cilt kanserine karşı savaşmaya yardımcı olabildiğini göstermiştir.

Bakır ve magnezyum, kemik büyümesi ve gelişimi için çok önemlidir. Magnezyum, kemik mineral yoğunluğunu arttırmaya yardımcı olur. Kestanede bulunan bu oldukça değerli minerallerle, osteoporoz gibi yaşla ilgili birçok hastalığın başlaması önlenebilir.

Diyabetliler Dikkat!

Çoğu kişi lifin bağırsak sağlığında önemli rol oynadığını bilir. Bağırsaklarınızda biriken faydasız artıklardan kurtulmanın yolu, lif ağırlıklı beslenmekten geçer. Lif; sistemde adeta su vazifesi görerek, bağırsaklarınızın olması gerektiği şekilde boşalmasına yardımcı olur. Liften zengin beslenmek, sindirim sisteminizin sağlığı için altın değerindedir. Ayrıca lif, diyabetin düzenlenmesi, önlenmesi ve yönetiminde de etkin bir role sahiptir. Kestane gibi, lif yönünden zengin olan gıdalar, düşük glisemik gıda olarak da kabul edilir, bu da kan şekerinin yüksek glisemik gıdalara kıyasla yavaşça yükselmesine neden oldukları anlamına gelir. Ancak diyabet hastaları kestane tüketirken porsiyonuna dikkat etmelidir.

Hamilelikte Bulantıyı Azaltır

Hamilelik sırasında kestane tüketimi de vücut için gerekli besinleri sağladığı için önemlidir. Yeterli miktarda vitamin ve kalsiyum, elektrolitler arasındaki dengeyi sağlar ve annenin vücudunda istenmeyen bir durumun oluşmasını önler. Ayrıca hamilelerin kestane tüketmesi, tüm kronik hastalıklardan uzak tutarak fetüsün sağlıklı gelişiminin desteklenmesine yardımcı olur. Aynı zamanda bulantıdan kaynaklanan stres ve kasılmayı da azaltır.

Gluten içermeyen kestane, ince bağırsağa zarar veren bir hastalık olan çölyak hastalığına sahip hastalar için de oldukça faydalıdır.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

web tasarım beyaz eşya servisi endüstriyel mutfak