Portakal ve limon gibi meyveler, ev temizliğinden cilt lekelerine kadar pek çok alanda etkili. Bir limonun suyunu lekeye sürüp 15 dakika bekleyin, farkı göreceksiniz

Portakal, limon, greyfurt ve mandalina gibi narenciye sınıfına giren meyveler, ilk olarak Güney-Güneydoğu Asya ve Avustralya’da yetiştirilmeye başlanmış.
Şimdilerde hem faydalı, hem de lezzetli oluşları sebebiyle tüm dünya genelinde (Türkiye’de dahil) üretiliyor. En çok tüketilenlerden biri de portakal. Dünya genelinde sadece bir yılda ortalama 70 milyon ton portakal üretiliyor.
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki narenciyeler, içerdikleri flovonoid ve fitokimyasallar sayesinde kanser oluşumunda önleyici etkiye sahipler. (Fitokimyasallar; meyve ve sebzelerde bulunan bioaktif kimyasal maddelere verilen ortak addır.) Fitokimyasallar, meyve ve sebzelerde doğal olarak bulunan ve biyolojik olarak aktif bileşiklerdir. Bulunduğu meyve ve sebzelere renk, aroma ve tat verirler. Bugüne kadar yaklaşık 4 bin fitokimyasal keşfedilmiştir.
Tek bir çeşit meyve veya sebzede 100’den fazla fitokimyasal bulunabilir.
Örneğin konumuz olan portakalın tek bir adedinde, 170 fitokimyasal ve 60’dan fazla flovonoid bulunur.

PORTAKAL, YAĞ İÇERMEZ
Portakal oldukça düşük kaloriye sahiptir ve sıfır yağ içerir. Bu özellikleri sebebiyle diyet yapanların korkmadan tüketebilecekleri meyveler arasında yer alır.
Her gün tüketeceğiniz bir portakal; içerdiği lif, antioksidanlar ve faydalı vitaminleri almanızın yanında, günlük C vitamini ihtiyacınızın neredeyse tamamına yakınını karşılamanızı sağlar. Portakal; tiamin, riboflavin, niasin, B6, folik asit ve aksorbik asit gibi B-kompleks vitaminler yönünden de oldukça zengindir. Bu faydalı vitaminlerin yanı sıra portakalda önemli ölçüde, fosfor, bakır, magnezyum, selenyum, manganez ve potasyum da bulunur.
Son yıllarda yapılan araştırmalar, portakal ve benzer narenciyelerin; içerdikleri fitokimyasallar sayesinde bazı hastalıklar için daha önce hiç duymadığımız faydalar sağladığını gösterdi. Narenciyelerde bulunan hesperetin, naringenin, antosiyanin ve hidroksisinnamik asit gibi flovonoidler, faydası keşfedilen fitokimyasallardan bazılarıdır. Araştırmalar, saydığımız bu kimyasallar arasında yer alan hesperetin ve naringenin adlı maddelerin antioksidan etkileri sebebiyle, tansiyonu düşürücü etki gösterdiklerini ve kötü kolesterol olarak bilinen LDL oranında da düşüşe sebep olduklarını gösterdi.
Araştırmacı raporlarına göre, portakalın kabuğunun altını ve meyvesini kaplayan beyaz kısımlar, yukarıda saydığım faydalı vitamin ve minarelerin en yoğun olduğu kısım!
Özellikle portakal suyuyla kıyaslandığında, meyvenin kendisini yemenin, çok daha faydalı olduğu yapılan araştırmalar sonunda bulunmuş.

KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ ETKİSİ VAR
Portakalın kolesterol düşürücü etkisi, diğer faydalarının yanında en çok dikkat çekeni. Amerikalı ve Kanadalı bilim adamları konu hakkında ortak bir çalışma yapmışlar.
Journal of Agricultural and Food Chemistry adlı dergide yayınlanan araştırma sonuçlarına göre, portakalın kabuğunun hemen altında ve meyve yüzeyinde yer alan beyaz kısmın içerdiği vitamin ve mineraller, kötü kolesterolü düşürmede ilaçlar kadar etkili. Genellikle çöpe attığımız portakalın beyaz kısmının sahip olduğu mucizevi etkiler, hem ilaçlara harcadığınız paranın cebinizde kalmasına, hem de doğal yollarla şifa bulmanıza yardımcı olacak.
İtalyan bilim adamları tarafından yapılan ve British Journal of Nutrition’da yayınlanan bir araştırmanın sonucuna göre, bir bardak portakal suyundaki C vitamini oranı, C vitamini tabletlerinin içerdiğinden daha yüksek. Piyasada satılan C vitamini tabletlerindense portakalın kendisini yemek yahut suyunu içmek, çok daha masrafsız ve sağlıklı bir alternatif.

SABUN ARTIĞINA LİMON SUYU SÜRÜN
Limon, C vitamini yönünden son derce zengin bir diğer narenciye çeşididir. Bu yazımda limonun sağlığınız üzerindeki etkilerininin dışında günlük yaşamınızda limondan faydalanabileceğiniz alternatifleri sıralamak istiyorum:

1- Ev temizliğinde limon: Bir sprey kabında eşit miktarda su ve limon suyunu karıştırarak, cam ve aynalarınızda lekesiz temizliğe kavuşabilirsiniz. Banyo muslukları ve duş kabinlerinde oluşan sabun artıklarından kurtulmak içinse söz konusu yüzeye direkt limon sıkın ve hafifçe ovun, lekelerin kaybolduğunu göreceksiniz. Yapılan araştırmalar, halı ve döşemelerde oluşan lekelerden kurtulmak için de limona başvurabileceğinizi gösteriyor.
Leke oluşur oluşmaz biraz limon suyunu tuzla karıştırmanız ve ovmanız yeterli.

2- Cilt lekelerine karşı limon: Çeşitli sebeplerle cildinizde oluşan lekeler sizi rahatsız ediyorsa limon suyu, onlarla mücadelede en iyi yardımcınız olabilir. Yapmanız gereken son derece basit. Her gün bir adet limonun suyunu sıkın ve lekenin üzerinde 10-15 dakika bekletin. Birkaç hafta sonra leke renginin açılmaya başlayarak doğal cilt rengine yaklaştığını göreceksiniz.

3- Bembeyaz dişler için limon-soda: Ufak bir kasede bir miktar limon suyu ve sodayı karıştırın. Kulak pamuğunu bu sıvıda ıslatın ve öncesinde suyla çalkalayarak temizlediğiniz dişlerinize sürün. Sadece bir dakika bekleyin ve ardından yumuşak bir şekilde dişlerinizi fırçalayın. Ancak burada verilen komutlara uymak önemli. Karışımın içerdiği sitrik asit, diş minesini aşındırarak istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Bu sebeple karışımı dişleriniz üzerinde beklettiğiniz süre kesinlikle bir dakikayı geçmemeli.

4- Boğaz kızarıklığına karşı limon: Boğazınızda kızarıklıklar oluştuysa; bir limonun suyuyla gargara yapmak veya sıcak çayınıza bir dilim limon eklemek rahatlamanıza yetecek. Kızarıklığın geçmesine fayda sağladığı gibi anti-bakteriyel özelliği sayesinde boğaz bölgesinde yerleşen mikroplarla da mücadele ederek farklı hastalıkları engellemede de size yardımcı olacaktır.

PAYLAŞ