Bizimle iletişime geçin

Beslenme

Enginarın Sağlığa 7 Faydası

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Enginarın Sağlığa 8 Faydası

Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Gözde Gence, enginarın insan vücuduna çok sayıda yararının olduğunu söyledi. İşte enginarın sağlığa 8 faydası…

Yaprağından kalbine tam bir şifa deposu olan enginarın birçok hastalıkta sağladığı yararın araştırmalarla da gösterildiğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Gözde Gence, mineral ve vitamin deposu olmasının yanında zengin bir lif kaynağı olan enginara gereken saygıyı göstermenin nedenleri ise şöyle sıraladı;

 “Güçlü Bir Antioksidan”

Enginarın bağışıklık sistemini kuvvetlendirmeden kalp ve kanser hastalıklarından korunmaya kadar birçok konuda faydası olduğunu belirten Gence, “Enginarda bulunan phytonutrientler antioksidan özellik sağlıyor. Yapılan çalışmalar, enginarın bilinen en güçlü antioksidan kaynaklarından olan yaban mersini, kızılcık, üzüm, kivi, brokoli ve bitter çikolata gibi besinlerle yarışacak kadar iyi bir kaynak olduğunu gösteriyor. Antioksidanlar, vücudumuzun serbest radikallerle mücadele etmesinde ve özellikle yaşlılıkta ortaya çıkan hastalıklara karşı savaşmada önemli bir yardımcı. Dolayısıyla bağışıklık sistemini kuvvetlendirmeden kalp ve kanser hastalıklarından korunmaya kadar birçok konuda enginar fayda sağlıyor” diye belirtti.

“Lif Kaynağı”

Enginarın güçlü lif kaynağı olduğunu vurgulayan Gözde Gence, “Sindirim sistemimizin sağlığı ve işlevi açısından en yararlı besinlerden biri olarak gösterilen enginar güçlü bir lif kaynağı. Mide bağırsak sistemi sorunları ve kalın bağırsak kanserinden korunmak için liften zengin ürünlerle beslenmeye ağırlık vermek gerekiyor. 120 gr enginar yaklaşık 10-11 gr posa içeriyor. Düzenli tüketildiğinde de sindirim sağlığımızı geliştirmeye yardımcı oluyor. Kilo vermek isteyenler için de güzel bir alternatif. Bir orta boy haşlanmış enginar yaklaşık 64 kalori. Aynı zamanda zengin lif içeriği nedeniyle de diyet listelerine güvenle eklenilebilecek bir ürün” ifadelerini kullandı.

“Sindirim Sistemine Yardımcı”

Enginarın kullanımının az olması durumunda; bitkinin bazı işlemlerle bitki özlerine ulaşılması ile enginar yaprağı ekstresi oluşturuluyor. Enginar yaprağı ekstresinin hazımsızlık ve mideyi rahatlatıcı etkisi bulunduğunu söyleyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Gözde Gence şunları aktardı;

“Yapılan bir çalışmada, enginar yaprağı ekstresi takviyesi kullanımından sonra gaz ve şişkinlik şikayetlerinde tatmin edici oranda iyileşmeler görülmüş. Enginarda bulunan liflerin başlıca kaynaklarından biri olan inulin, insan vücudunda kalın bağırsaklarda fermente ediliyor ve bağırsaktaki iyi bakteri sayısının artmasına yardımcı oluyor.”

“Kolesterol Düşürücü”

Gence, kanserle mücadeledeki etkisinin yanı sıra enginarın kalp sağlığını koruyucu diyette de faydalı olduğu düşünülüyor. Enginar yapraklarının, kardiyovasküler hastalıklar ve hipertansiyon açısından önemli olan kolesterolü düşürücü etkisi bulunuyor. Bu konuda yapılan bir çalışmada da enginarın kötü kolesterolü (LDL) yüzde 20 ve toplam kolesterolü yüzde 18 düşürdüğü net bir şekilde gösterilmiş olduğunu kaydetti.

“Beyin Dostu”

“Enginar K vitamini yönünden zengin bir besin” diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Gözde Gence, “Alzheimer ve demansa neden olan beyin sinirleri hasarına karşı koruyucu olduğu bilinen K vitaminin yaşlı kişilerin beslenmesinde de yer almasının yarar sağlıyor. K vitamini açısından zengin beslenme, yaşlılarda bilişsel fonksiyonları ve insan ilişkilerinde olumlu etki sağlıyor. Dikkat edilmesi gereken husus ise kan sulandırıcı kullananların K vitamini kaynaklarından olabildiğince uzak durmaları gerektiği. Diğer K vitamini kaynakları besinlerden uzak durmaları durumunda birbirine uzak günler olmak koşulu ile haftada 1 2 kez tüketilebilir” şeklinde konuştu.

“Karaciğeri Koruyor”

Enginarın yaprağının ve köklerinin karaciğer sağlığı için sıkça kullanıldığını dile getiren Gence, “Geçmişten bugüne, enginarın hem yaprağı hem de köklerinden gelen özleri karaciğer sağlığı için sıkça kullanılmış. Enginardaki en güçlü antioksidanlar arasında, cynarin ve siliminin karaciğer üzerinde güçlü olumlu etkileri bulunuyor. Devam eden araştırmalar, enginarın karaciğeri koruduğu gibi kan yağlarını azaltmada da yardımcı olduğunu gösteriyor” diye belirtti.

“Kanserle Savaşta Güçlü Bir Yardımcı”

Hücrelerin yapısını bozarak, vücudun hastalıktan ve diğer toksinlerden korunma yeteneğine zarar veren serbest radikallerle savaşmada da enginar güçlü bir yardımcı. Beslenme ve Diyet Uzmanı Gözde Gence, “Enginarın serbest radikallerden koruması ve antioksidan bileşikler içeriği sayesinde kanser hücrelerinin çoğalmasına önlemeye yardımcı olduğu gibi, hücre sağlığının korunmasında da yardımcı oluyor” diyor.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Beslenme

Kolon Kanserini Akdeniz Diyetiyle Önleyin

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Kolon Kanserini Akdeniz Diyetiyle Önleyin

Kolon kanserini akdeniz diyetiyle önleyin; sebze ve meyvenin bol tüketildiği, kırmızı etin oldukça azaltıldığı, balık ve zeytinyağına ağırlık verildiği “Akdeniz Diyeti”nin başta kolon kanseri olmak üzere birçok kanser türünün gelişimini önlediği bilimsel çalışmalarla kanıtlanıyor. Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Meltem Ergün, ABD, İngiltere ve İspanya’da yapılan uzun takipli araştırmaların sonucunda kolon kanseri gelişimini önleyen diyet tipinin Akdeniz tipi beslenme olduğunun saptandığını vurguladı.

Bol sebze ve meyvenin antioksidan yapısıyla kanser gelişimini azaltmaya yardımcı olduğunun altını çizen Doç. Dr. Meltem Ergün şu bilgileri verdi: “Akdeniz mutfağında tereyağı ve margarin kullanılmaz, zeytinyağı oldukça fazla tüketilir; tuz yerine de baharat kullanılır. Her gün bol miktarda çiğ ve pişirilmiş sebze ile meyveler yenir. Haftada 5-6 porsiyon balık ve tavuk tüketilir. Kırmızı et ise ayda birkaç kez tüketilir.”

 TARAMAYA 45 YAŞINDAN İTİBAREN BAŞLANMALI

Yeni bilimsel yayınların kolonoskopi taramalarının 45 yaştan itibaren yapılmasını önerdiğini söyleyen Doç. Dr. Meltem Ergün, şu bilgileri aktardı: “Kalın barsak kanserinden korunmanın diğer bir yolu da düzenli kontrollerimizi yaptırmaktır. Hiçbir şikayeti olmayan bireylerde 45 yaşında tarama başlamalı. Ailesinde kalın barsak kanseri olanlarda ise hastalık ortaya çıkış yaşından 10 yıl önce tarama başlamalıdır. Örneğin hastanın babasında kalın barsak kanseri tanısı 50 yaşında konmuşsa, oğluna 40 yaşında kolonoskopi yapılmalıdır. Ayrıca dışkıda karışık kan bulunması, tuvalet alışkanlığında değişme, istemsiz kilo kaybı ve sebebi bilinmeyen kansızlık alarm belirtileridir ve hemen kolonoskopi yapılmasını gerektirir.”

Tarama amaçlı kolonoskopi, kolonda kanser öncülü olarak bulunan poliplerin (et benleri) saptanması ve bunların çıkarılması amacıyla yapılıyor. Zira bu poliplerin çıkarılmadığı takdirde 5-10 yıl içinde kalın barsak kanserine dönüşme ihtimalinin bulunduğunu hatırlatan Doç. Dr. Meltem Ergün, “Polipler çıkarılınca risk sıfırlanmış olur. Polip saptanmazsa 10 yıl tekrar kolonoskopi yapılması gerekmez. Ancak polip saptanan hastalar yeni polip çıkma ihtimaline karşın 2-3 yılda bir kolonoskopik takibe devam etmelidir” diye konuştu.

Kolon kanserinden korunmak için…

  • Akdeniz tipi beslenme uygulayın
  • Fiziksel aktivitenizi artırın (günde yarım saat hafifçe terleten spor)
  • Bol su için (günde 2-3 litre)
  • Sigaradan ve alkolden uzak durun
  • 45 yaşından itibaren düzenli tarama yaptırın (kolonoskopi)

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Beslenme

Açken Sinirli Misiniz ?

Ayşenur Servet

Düzenleyen

on

acken sinirli misiniz

AÇKEN SİNİRLİ MİSİNİZ?

Siz de açken sinirli misiniz? Sürekli tatlı yeme ihtiyacı, açlık halinde konsantrasyon güçlüğü, sinirlilik, yemekten 3 -4 saat sonra anormal acıkma ve tatlı isteği gibi şikayetler “Reaktif Hipoglisemi” tehdidi altında olduğunuzun habercisi olabilir. Hatta fazla kilolarınızın sorumlusu da sürekli bir şeyler atıştırmanızdır zaten çoğu zaman. Bunun için insülin ve kan şekeri dengesine ait biraz detay bilgiye ihtiyacınız var.

İnsülin Nedir?

İnsülin, pankreasın beta hücrelerinde üretilen ve kan şekerini düşürmeye yarayan bir hormondur. Yemek ile almış olduğumuz karbonhidratlar, sindirim sistemi tarafından en küçük parçaları olan glukoza (şekere)parçalanırlar. Glukoz, hücrelerin en önemli enerji kaynağıdır. Sindirilerek kana karışan glukoz tarafından uyarılan pankreas, glukozun hücre içine (kas, karaciğer, yağ dokusu) girmesini sağlayan insülin adlı hormonu üretmeye başlar.

Sindirim sonrası insülin ve glukoz damarlarda dolaşmaya başlar. Hücre çeperinde bulunan insülin glukozun hücre içine girmesini sağlar. Bu şekilde glukoz enerji kaynağı olarak kullanılabilir hale gelir. Hücre içine giremediği durumda ise kanda yükselmesi kan şekerinde artış( hiperglisemi) olarak adlandırılır. Kan şekerinde düşme ise bunun tam tersidir.

Hipoglisemi, yani kan şekerinin düşük olması ( hipoglisemi) ı durumu yemek yedikten 2- 5 saat sonra kan şekerinin düşmesi ile kendini gösterir. İki öğün arasında kan şekeri 60- 110 mg/ dl‘ de sabit kalır. Kan şekeri düzeyinin 40 mg/ dl’ nin altına düşmesi hipoglisemi için bir uyarıdır. Kan şekeri normal düzeyin altına düştüğü zaman, enerji üreten hücreler için hemen yeterli miktarda glikoz bulunmaz. Bu durum terleme, hızlı kalp atışı, terleme ve açlık gibi çeşitli durumlara yol açar.

Nadiren bazı insanlarda, reaktif hipoglisemi ortaya çıkar. Miktarca çok yoğun bir öğün tükettikten sonra, bu duruma tepki olarak vücudumuz çok fazla insülin salgılar. Bunun sonucu olarak kan şekeri normalin altına düşer. Bazı otoritelere göre bu durum diyabetin erken belirtisidir. Amaç her ne nedenle olursa olsun kan şekerimizi dengede tutmak olmalıdır. Bu durum mutlaka endokrinoloji uzmanı bir hekime başvurmayı gerektirir. Beslenme yönünden dikkat edilmesi gerekenler ise şöyle özetlenebilir.

Ara öğünlerin düzenli tüketilmesi:

Ana öğünlerde ki besin tüketimini azaltıp ara öğünlere eklenmelidir. Böylece azar azar ve sık beslenilerek kan şekerinin dengede olması sağlanabilir. Ana ve ara öğünler arası en fazla 3 saat olmalıdır. Aksi takdirde, uzun süren açlık durumlarında kan şekeri düşer.

Basit karbonhidrattan komplekse:

Basit karbonhidratlar kan şekerinin daha çabuk yükselip, çok ani düşmesine de neden olacaktır. Komplex karbonhidratlar ise kana daha yavaş geçerek, kan şekerini daha yavaş yükseltip, uzun süre aynı seviyede kalmasını sağlar. Bu nedenlerden dolayı iyi seçim; kompleks karbonhidratlardır. Komplex karbonhidratlara en iyi örnek, bulgur, kepekli ekmek, kuru baklagillerdir.

Posa:

Posa veya diyet lifinin pek çok faydası olduğu bilinmektedir. Reaktif hipoglisemi durumlarında da oldukça faydalıdır. Posa, mide boşalmasını geciktirerek, daha uzun süre tok kalmamızı ve kana şekerin daha uzun sürede geçmesini sağlayarak, kan şekerinin ani pikler yapmasını engelleyerek ve uzun süre aynı seviyede tutar.

Glisemik İndex:

Glisemik index (Gİ), besinlerin kan şekerini yükseltebilme değerini gösterir. Glisemik indeksi düşük besinlerin tüketilmesi bir yaşam tarzı haline getirilmelidir. Böylece kan şekeri düzeni sağlanabilmiş olur. Aşağıda bazı besinlerin glisemik indeks değerleri verilmiştir. Sağlığınız için dengeli ve düzenli beslenmeye çalışırken, glisemik indeksi düşük ve orta seviyedeki besinleri seçmeniz iyi olacaktır.

Bazı besinlerin GI değerleri

Beyaz ekmek                100               Bulgur                          65

Makarna                      66                   Pirinç                           83

Mısır                             87                   Süt ürünleri                   46- 52

Kuru baklagiller          20- 60            Portakal                        59

Yağsız süt                     46                   Tam süt                       43

Yoğurt                          52                   Elma                           53

Dondurma                     52                 Bal                              126

Muz                              84                   Portakal suyu               64

Frukoz                         30                    Glukoz                        138

Okumaya Devam Et

Beslenme

Hindistan Cevizi Yağının 5 Faydası

Ayşenur Servet

Düzenleyen

on

hindistan cevizi yağının 5 faydası
Öncesi1 of 6
Klavye ok tuşlarını kullanabilirsiniz. ( ← | → )

HİNDİSTAN CEVİZİ YAĞININ 5  FAYDASI:

Hindistan cevizi yağı , son yılların mucize besini olarak adlandırılan besinlerden birisi. İçeriğindeki yağ asitleri bileşimleri ile sağlık üzerinde olumlu etkilerinden bahsediliyor. Yapılan araştırmalardan derlediğimiz hindistan cevizi yağının 5 faydası nelermiş bir göz atalım.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

web tasarım
diyetisyen