Sosyal Medya

Aile Sağlığı

Elinizi Yıkamak Ihmal Edilmemeli

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,
elinizi yıkamak

Çoğu insan ellerini yıkaması gerektiğini bilse de erkeklerin yüzde 50, kadınların yüzde 78’i sadece tuvaleti kullandıktan sonra ellerini yıkıyor. Suya daha çok dokunun.

Kışın soğuğunu bu sene tam olarak hissedemeden baharın sıcak ve güneşli günlerine kucak açtık. Bu geçiş dönemlerinde sıkça rastladığımız grip ve nezle rahatsızlıklarından çoğu kişi etkilenmekte. Bu dönemde hastalıklardan korunmak çok zor gibi görünse de elinizi yıkamak gibi basit çözümlerle önlemler alabilirsiniz.

HAVA SOĞUK DA OLSA SPOR YAPIN

Özellikle mevsim geçişlerinden oldukça etkilenen bağışıklık sistemimiz, ani sıcaklık değişiklikleri ile birlikte enfeksiyon ve hastalıklara karşı açık hale gelebilir. Bu durumu önlemek adına günlük rutininizde yapacağınız birkaç küçük değişiklikle bağışıklığınızı güçlendirip virüslerle savaşmada vücudunuza yardımcı olabilirsiniz.

İşleyen demir, pas tutmaz

Havalar soğuyunca dışarı çıkıp yürümek, bisiklete binmek, spor yapmak çok zor geliyor olabilir. Ancak yapılan birçok araştırma, fiziksel olarak daha fazla aktif olan insanların daha az hasta olduklarını gösteriyor. Havanın soğuk olmasını kafanıza takmayın. Soğuk hava hastalık yaymaz veya sizi hasta etmez.

Suya sabuna daha sık dokunun

Çoğu insan ellerini yıkaması gerektiğini bilse de yalnızca erkeklerin yüzde 50, kadınlarınsa yüzde 78’i tuvaleti kullandıktan sonra ellerini sabun ve su ile yıkıyor. Gün içinde düzenli olarak ellerinizi yıkayın. Kim ne derse desin bu, enfeksiyonu önlemek için bilinen en iyi yöntemdir.

 

ÇİĞ KURUYEMİŞ TÜKETİN

Grip aşısı olanlar şanslı

Grip aşısı hakkında çok fazla şey duymuş olabilirsiniz ama bu aşı gerçekten işe yarıyor. Her zaman kusursuz bir şekilde virüsü taklit etmese de çoğu zaman hastalığın etkisini yumuşatmayayardımcı olarak vücudun atağa geçip gribi normale göre çok daha hızlı bir şekilde uzaklaştırıyor. Bazı insanlar aşıya hafif bir reaksiyon gösterir ancak grip aşısından grip olmazsınız.

Sağlıklı beslenme altın kuraldır

Bağışıklık sisteminizin hastalıklarla savaşması için ihtiyacı olanı, meyve ve sebzelerden daha iyi başka bir şey veremez. Birçok kişi vitamin ve mineral alımını artırmak için multivitamin tercihetse de, vücudunuzun sağlığını koruması ve enfeksiyonlarla savaşması için ihtiyaç duyduğu besin maddelerini almasının en iyi ve doğal yolu taze sebzelerdir. Konu beslenme olduğunda altın kural, çeşitliliktir. Tabağınızda farklı renkte sebze-meyveler bulundurmaya çalışın ve bu karışıma biraz da çiğ kuruyemiş eklemeyi deneyin.

Kaliteli uykuya dikkat

Yetersiz uyku çoğu zaman hastalığa yol açar. Herkesin uyku ihtiyacı farklıdır ancak eğer yedi saatten az uyuyorsanız vücudunuzun hastalıklarla savaşmasını önleyerek hasta olma riskinizi artırıyor olabilirsiniz.

Sağlığınız için, su için

Cildiniz dışında vücudunuzun ana koruyucu yüzeyleri hep salgı üreten yerlerdir yani ıslaktır. Gözleriniz, ağzınız, burnunuz, akciğerleriniz, mide ve bağırsaklarınızın hepsi koruyucu bir tabaka üretmek için sulu bir çözelti kullanır. Bu tabaka, vücuda girmeye çalışan her tür istilacıyı kapana kıstırarak yok olmalarına veya dışarı atılmalarına katkıda bulunur. Eğer yeterli su içmiyorsanız araştırmalar, enfeksiyona daha fazla yatkın olabileceğinizi öne sürüyor.

 

Etrafınızı dezenfekte edin

Cep telefonu ekranı ve klavye gibi sık kullandığınız yüzeyler ile kapı kolu ve alet tutacakları gibi ortak temas edilen yerleri düzenli olarak dezenfekte etmeyi alışkanlık haline getirin.

TEPSİYİ PEÇETEYLE TUTUN !

Yüzeylere dokunmayın

Ortak kullanılan yüzeyler çok kirlidir. Başkalarının elle dokunduğu yüzeylere dikkat edin. Kapı açıp kapatırken kıyafetiniz veya kolunuzla ya da kağıt havluyla dokunun. Restoranlarda tepsi gibi servis gereçlerini tutarken peçete kullanın. Başkalarının dokunduğu yüzeylere dokunmaktan ne kadar uzak durursanız hastalıklardan da o kadar uzak durursunuz.

ENGİNAR VÜCUDU TOKSİNLERDEN ARINDIRIR

Bağışıklığınızı güçlendirmeniz için tüketmeniz gereken besinlere bir göz atalım…

 

 

Enginar

Enginarın, özellikle karaciğer sağlığı için son derece önemli olduğunu hepiniz duymuşsunuzdur. Enginar, sindirim sisteminin en iyi dostu olan liften de zengindir. Ayrıca vücudu toksinlerden arındırır, bağışıklığınızı güçlendirir.

Tavuk suyuna çorba

Pişirme sırasında tavuktan salınan aminoasit sisteinin, kimyasal açıdan bronşit ilacına benzer. Çorbanın tuzlu suyu, öksürük ilaçları gibi etki göstererek mukusun ince tutulmasını sağlar. Sarımsak, soğan ve baharat; çorbanın bağışıklık artırıcı gücünü daha da etkin hale getirebilir.

Et

Çinko eksikliği, vejetaryenler ve kırmızı et tüketmeyenlerde görülür. Oysa hafif çinko eksikliği bile enfeksiyon riskinizi artırabilir. Beslenme listenizdeki çinko; bakterileri, virüsleri tanıyan ve yok eden bağışıklık sistemi hücrelerinden olan beyaz kan hücrelerinin gelişimi için çok önemlidir.

Yoğurt

Probiyotikler veya yoğurtta bulunan canlı aktif kültürler, bağırsak yollarını hastalıklara neden olan mikroplardan uzak tutan sağlıklı bakterilerdir. Araştırmalar; günde 200 gram yoğurt tüketmenin, bağışıklığın artırılmasında etkili olduğunu bulmuştur.

Deniz ürünleri

Kabuklu deniz hayvanlarında bol miktarda bulunan beyaz kan hücreleri; grip virüslerini vücudun dışına çıkarmaya yardım eden proteinler olan sitokinlerin üretilmesine yardımcı olur. Somon, uskumru ve ringa balığı da enflamasyonu azaltan, hava akışını artıran ve ciğerleri soğuk algınlığı ve solunum yolu enfeksiyonlarından koruyan Omega-3 yağları bakımından zengindir.

Yulaf ve arpa

Norveç’te yapılan bir araştırmaya göre; bu minik taneler, antimikrobiyel ve antioksidan özelliklere sahip bir lif türü olan beta-glukan içeriyor. Bu tür gıdalar bağışıklığı artırır, yara iyileşmesini hızlandırır ve antibiyotiklerin daha iyi çalışmasına yardımcı olur.

Elma

Elma, içerdiği yoğun lif sebebiyle sindirim sistemine dost bir meyvedir. Ayrıca C vitamininden zengin oluşu sebebiyle mevsim geçişlerinde hastalıklardan uzak geçirmenize de yardımcı olur. Her gün bir elma yemek, sindirim sistemini düzene sokar, böylece kilo vermenize de yardımcı olur. Elma; ayrıca soğan, sarımsak, lahana, karpuz ve karnabaharda bulunan ve vücudun bağışıklık sistemini güçlendiren kuersetin bakımından da zengindir.

 

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Konuyla ilgili bir başka yazımızı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aile Sağlığı

Sıcak Çarpmasına Karşı 7 Önlem

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

sıcak çarpmasına karşı 7 önlem

Gün içinde yorgunluk, baş ağrısı, halsizlik gibi şikayetleriniz varsa bunun nedeni hava sıcaklığının artışı olabilir. Uzun süre güneşli ortamlarda kalmak ise bilinç kaybı ve vücutta kalıcı hasarlara kadar neden olabilen sıcak çarpması sorununu yaşatabilir. Memorial Bahçelievler Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Aytaç Karadağ, sıcak çarpmasına karşı 7 önlem hakkında bilgi verdi.

Açık ve sıcak alanlarda çalışanlar dikkat!

Sıcak çarpmasının en önemli nedeni, nemli havalarda yüksek sıcaklık altında uzun süre durmaktır. Sıcakla birlikte vücutta ısıyı dengeleyen sistem bozulmaktadır. Bu durumda vücut ısıyı atamamakta, sıcak çarpması durumu meydana gelmektedir. Sıcak çarpması en çok sıcak ortamda çalışmak zorunda olanları etkilemektedir. Açık alanda ve güneş altında çalışan inşaat işçileri, fırın çalışanları, cam işçileri, yoğun efor gerektiren bisiklet sürücüleri ve maraton koşucuları risk altındadır. Sıcak çarpmasında risk altındaki kişiler şöyle sıralanmaktadır:

* Yaşlılar ve 5 yaş altı çocuklar

* Kalp ve böbrek yetmezliği

* Şeker hastalığı

* Yüksek tansiyon

* Gebeler

* İdrar söktürücü, alerji, kalp, psikiyatrik ilaç kullananlar

* Alkol bağımlıları

* Obezite ve aşırı zayıflık

* Cilt hastalığı olan bireyler

Güneş yanığı vakaları artıyor

D vitamini için güneşlenmek tavsiye edilse de güneş ışınlarının dik geldiği 10.00- 16.00 arasında güneşten koruyucu, şapka, şemsiye kullanmayanlarda güneş yanıkları, sıcak çarpması ve sıcak bitkinliği vakalarında artış görülmektedir.

Ciltte morarma ve baş ağrısına dikkat!

Sıcağa maruz kalmış bir bireyde bu belirtilerden birkaçı varsa sıcak çarpmasından şüphelenilmelidir:

* Sıcak, kuru ve soluk-morumsu cilt

* Halsizlik, bitkinlik

* Terlemede azalma

* Çarpıntı ve hızlı nefes alma

* Bulantı, kusma, ishal gibi sindirim sistemi yakınmaları

* Yüksek vücut sıcaklığı

* Baş ağrısı

* Kas krampları

* Uyuklama, anlamsız konuşma, çevreyi tanıyamama, sersemlik hali

* Kasılma

* Bayılma ve baygınlık

* Bilinç kaybı, koma

Soğuk uygulama şart

Sıcak çarpması durumunda erken müdahale, geri dönüşü olmayan böbrek ve kalp yetmezliğine ilerleyişi engellemektedir. Bunun için sıcak çarpmasında hasta serin bir ortama alınmalı ve soyularak soğuk duş yaptırılmalıdır. Ayrıca ıslak havlu ile soğuk kompres uygulanmalıdır. Hastanın bilinci açıksa şekerli ve tuzlu su içirilmeli; bilinci kapalıysa ağızdan sıvı ya da katı gıda verilmemelidir. Hastanın solunum yolu her zaman açık tutulmalı ve ayakları yukarı kaldırılmalıdır. Krampları engellemek ve hayati organların etkilenmemesi için hastaya masaj yapılmalıdır. Hastanın şikayetler devam ediyorsa ve ateş yüksekliği 40 dereceyi aşmışsa acilen hastaneye başvurulmalıdır.

Sıcak çarpmasından korunmanın 7 yolu

1.Risk grubundakiler 10.00-16.00 arası güneş altında yüksek sıcağa maruz kalmamalıdır.

2.Sıcak havalarda açık renkli, sentetik olmayan, ince yazlık kıyafetler tercih edilmelidir.

3.Güneş altında şapka, şemsiye ve güneş gözlüğü kullanılmalıdır.

4.Sıcak havalarda su tüketimi artırılmalıdır.

5.Daha sık ılık duş alınmalıdır.

6.Yorucu fiziksel aktivitelerden uzak durulmalıdır.

7.Hava sıcaklığının yüksek olduğu saatlerde özellikle alkollü içecekler ve ağır yemeklerden uzak durulmalıdır.

Sıcak havalarda karşılaşılan hastalıklarla ilgili bir diğer yazıma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Aile Sağlığı

Göz Sağlığınız İçin Havuz Gözlüğü Kullanın

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Göz Sağlığınız İçin Havuz Gözlüğü Kullanın

 

Havuzlar, yazın serinlemek isteyenlerin ortak noktası. Fakat sıcaklardan kurtulmak isteyenler havuzlardan bulaşan göz hastalıklarına özellikle dikkat etmeli. Öncelikle göz sağlığınız için havuz gözlüğü kullanın. Yapılması gerekli diğer önerileri ise Okan Üniversitesi Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Başak Bostancı verdi.

Toplu kullanılan havuzlar eğer iyi temizlenemez, dezenfeksiyonu doğru yapılamaz ise bakteri, virüs ve parazit gibi mikroplar için rahatça çoğalabilecek ortamlara dönüşürler. Eğer bir de havuz kullanıcıları, duş almadan, üzerilerinde günün teri ve kiri, her türlü makyaj malzemesi, parfüm vb. kimyasal maddeler ile bu havuza giriyorlarsa bu suyun temizliğinden bahsetmek mümkün olmaz.

Kontakt Lens Kullananlar Dikkat Etmeli!

Okan Üniversitesi Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Başak Bostancı, ‘’Çoğalan bu mikroplar, göz dokuları üzerine yerleşerek gözde konjonktivit ve keratit gibi iltihaplara yol açabilirler. Özellikle kontakt lens kullanıcıları, kornea düzensizliği olan kişiler ile yara iyileşme problemi olanlar daha fazla risk altındadır. Bu sebeple girdiğiniz havuzun temizliğinin düzenli yapılıp yapılmadığını kontrol etmeniz, havuza girmeden duş almaya özen göstermeniz ve havuz suyu içinde havuz gözlüğü kullanmanız göz sağlığınızın korunması açısından önemlidir’’ dedi.

Havuz Gözlüğü Kullanın!

Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr Üyesi Başak Bostancı, ‘’Bol kimyasal madde ile temizliği yapılmış bir havuz göz sağlığı açısından tehlikesizdir, diyebilir miyiz? Maalesef değil. Havuz temizliğinde kullanılan dezenfektanlar bir taraftan havuzdaki mikropları öldürürken bir taraftan da göz dokuları için kimyasal özellikleri sebebi ile toksik etkiler taşımaktadır. Havuz içinde gözlerini açma alışkanlığı geliştirmiş, havuz gözlüğü kullanmayan kişilerin gözü bu kimyasalların devamlı etkisine maruz kalır. Hem güneşin direkt etkisine hem de havuz içindeki irritan kimyasallara gün boyunca maruz kalan gözler akşama doğru kıpkırmızı olurlar. Bu gibi kimyasal maddelere maruziyet sonucu oluşan konjonktivit türüne kimyasal konjonktivit denir ve kişide gözde ciddi yanma, kızarıklık, sulanma, çapaklanma, ışığa hassasiyet ve ağrı gibi belirtilere sebep olur.

Gözün bu irritan kimyasal maddeden uzak tutulması, bol suni gözyaşı ile rahatlatılması ve kimi zaman da anti inflamatuar özellikte damlaların kullanımı gerekir. Kısacası, hem tatil burnunuzdan gelir hem de çok ciddi tahribatlara yol açarak uzun süre tedavi almanıza yol açabilir. Kimyasal konjonktivitlerden korunmanın ilk şartı bu kimyasalların göze direk temasından mümkün oldukça uzak durmaktır’’ açıklamasında bulundu.

Alerjisi Olanlar Dikkat!

“Alerjik bir bünyeye sahip kişilerde havuz kullanımı sonrası alerjik konjonktivitler de görülebilir. Bu kişilerdeki kızarıklık ve kaşıntı gibi semptomlar ortamda bulunan kimyasalların ve direk güneş maruziyetinin etkisiyle daha da artar. Gözün devamlı olarak ovulması durumu daha da kötüleştirir” diyen Bostancı. “Havuz içinde yüzücü gözlüğü, havuz kenarında güneş gözlüğü ve şapka kullanımına ilave olarak ve göz doktorunuzun muayene sonrası reçete ettiği alerji ve suni göz yaşı damlalarının kullanımı şikayetleri azaltmada yararlı olacaktır’’ şeklinde konuştu.

Neler Yapmalıyız?

Havuz kullanımı esnasında diğer kişilerin sağlığını tehlikeye atmamak için, gözlerimizde enfeksiyon olduğu dönemde havuza kesinlikle girilmemelidir. Havuz suyuna ter ve vücuda uygulanan kimyasalların karışmaması için havuz kullanımı öncesinde mutlaka duş alınmalıdır. Sağlıklı gözler ile güzel bir yaz geçirmeniz açısından havuz kullanımı sonrası gelişen göz kızarıklığı, çapaklanma ve ağrı gibi şikayetlerin ihmal edilmemesi ve mutlaka bir göz hastalıkları uzmanınca değerlendirilmesini önermekteyiz.

Yaz aylarından göz sağlığı ile ilgili farklı bir yazıma buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Aile Sağlığı

Ergenlik Döneminde Beslenmenin 10 Kuralı

Basın Bülteni

Yayınlanma:

,

Ergenlik Döneminde Beslenmenin 10 Kuralı

Sağlıklı bir hayat sürebilmek için ergenlik döneminde beslenmeye dikkat edilmesi gerekiyor. Kızlarda 10-12, erkeklerde ise 11-14 yaşlarında başlayıp, 18 yaşına kadar devam eden ergenlik dönemindeki alışkanlıklar yetişkinlik döneminde de devam ediyor. Ergenlik döneminde beslenmenin 10 kuralı nedir bilmeli ve dikkat edilmeli…

Çocukluktan çıkılmasıyla birlikte beslenme alışkanlıklarında arkadaş ortamlarında tüketilen besinlere doğru yönelme gözleniyor. Aynı zamanda büyüme de hızlandığı için enerji ihtiyacı da artıyor. Bu ihtiyaç kızlarda 1800-2200 kal. arası iken, erkeklerde 2200-2800 kal. arasında değişebiliyor. Ancak kalori ihtiyaçlarına göre beslenme planı oluştururken günlük fiziksel aktivitenin de göz önünde bulundurulması gerekiyor.

Ne yazık ki son yıllarda yeterli fiziksel aktivitenin olmayışının çocuklarda ve gençlerde obezite ve buna bağlı hastalıkların artmasına neden olduğunu hatırlatan Acıbadem International Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin Koçan, “Çocukluk çağında alınan kiloları göz ardı etmek, en büyük ebeveyn hatalarından biridir. Kilo fazlalığı kız çocuklarında erken ergenliğe, erkek çocuklarında ise gecikmiş ergenliğe neden olabiliyor. Bununla birlikte bu dönemde artan yağ hücre sayısı, yetişkinlik döneminde de şişmanlığa davetiye çıkarılmış oluyor” diye konuşuyor. Ergenlik dönemindeki çocuk ve gençlerimizin beslenmesinde dikkat edilmesi gereken noktaları ise şöyle sıralıyor…

Enerji İhtiyacını Karşılarken Karbonhidrat Tüketimine Dikkat Edilmeli

Bu dönemde büyüme hızlandığı için protein ihtiyacı önem kazanıyor. Bununla birlikte, enerji ihtiyacını karşılamak için yağ ve karbonhidrat tüketimine de dikkat edilmesi gerekiyor. Günlük alınan enerjinin yüzde 20’si proteinlerden, yüzde 30’u yağlardan ve yüzde 50’sinin de karbonhidratlardan alınması önem taşıyor. Ancak gencin fiziksel aktivite ve büyüme gelişme hızı da bu oranlarda küçük farklılar yaratabiliyor. Hem kaliteli protein hem de Omega 3 kaynağı olan balık haftanın iki günü, kırmızı et haftanın en az iki günü yine haftanın bir iki günü de bitkisel protein kaynağı olarak baklagiller mutlaka tüketilmeli. Yine haftanın en az 4 günü kahvaltıda mutlaka yumurta olmalı. Ayrıca sebze yemeklerine de kıyma eklenerek protein alımı sağlanabilir.

Kızlarda Demirden Zengin Gıda Tüketimi Artırılmalı

Ergenlik döneminde kız ve erkek çocuklarda vitamin ve mineral ihtiyacı açısından farklılıklar gözleniyor. Kızlarda adet döneminin başlamasıyla birlikte demir gereksinimi de önem kazanıyor. Bu nedenle demirden zengin et, yumurta, baklagiller gibi besinlerin tüketilmesi gerekiyor. Yine her iki cinsiyet için de kalsiyum ihtiyacının karşılanması için süt ve süt ürünlerinin beslenme düzeninde yer alması da önem taşıyor. Bunun için, günde en ez iki su bardağı süt ya da yoğurt tüketilmeli, kahvaltıda peynir eksik edilmemeli.

Mutlaka Kahvaltı Yapılmalı

Kahvaltı çocuklarda ve gençlerde hem fiziksel büyüme ve gelişim, hem de mental gelişim açısından önem taşıyor. Dolayısıyla okul başarısını dahi etkiliyor. Bu nedenle çocuk ve gençlere mutlaka kahvaltı alışkanlığının kazandırılması gerekiyor. Hatta mümkünse kahvaltının aile üyeleriyle birlikte yapılması ve hafta sonları da tüm aile bireylerinin katıldığı sabah kahvaltılarının organize edilmesi alışkanlığın kazandırılmasında yarar sağlıyor. Sağlıklı bir kahvaltının içeriğinde mutlaka peynir, yumurta, süt gibi protein kaynaklarına yer vermek gerekiyor. Ayrıca, lif kaynağı olarak taze sebze, meyve, kaliteli yağ kaynağı olarak zeytin ve ceviz de tercih edilecek ürünler arasında yer alıyor. Kahvaltı sevmeyen çocuklar için, tost, süt-müsli-meyve-kuruyemiş şeklinde alternatif öğünler de çözüm olabiliyor.

Ara Öğünler Atlanmamalı

Enerji ihtiyacının artması nedeniyle ergenlik döneminde çocuklarda iştahın da arttığı gözleniyor. Bu ihtiyacı karşılamak için gün içinde küçük ara öğünlerle destek vermek yarar sağlıyor. Ara öğünlerde kuruyemiş, meyve, süt ya da ev yapımı küçük sağlıklı sandviçler gibi sağlıklı alternatiflerin tercih edilmesi hem tokluk hissi yaratıyor, hem de sağlıksız besinlere olan eğilimi azaltıyor.

Evde De Sağlıklı Ürünler Tüketilmeli

Çocukların, anne babanın beslenme alışkanlıklarını örnek aldığını ve bu nedenle evdeki beslenme tarzının da önem taşıdığını hatırlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin Koçan, “Evde mutlaka düzenli olarak üç öğün yemek alışkanlığı olmasına özen gösterilmeli. Ailece masaya oturmak ve yemek saatlerinin planlanması da ilk adım olabilir. Ayrıca, fast food beslenme tarzından kaçınmak, abur-cubur gibi sağlıksız gıda alımının kısıtlanması da önem taşıyor. Çocuklar sağlıklı besin tüketimine örnek olunarak özendirilmeli” diye konuşuyor.

Antrenman Öncesi ve Sonrası Öğünler İyi Planlanmalı

Ergenlik döneminde düzenli spor yapan gençlerde enerji açığı arttığı için beslenme düzeninde de mutlaka bu ihtiyacın göz önünde bulundurulması gerekiyor. Antrenman öncesi ve sonrası öğünler de bu doğrultuda planlanmalı. Yapılan sporun türüne göre özellikle protein alımına dikkat edilerek, öğünlerde mutlaka et ve balığa yer verilmesi ve sağlıklı kemik gelişimi için süt ve süt ürünlerinin ara ve ana öğünlerde bulundurulması da öneriler arasında yer alıyor. Yeterli besin tüketimi olmayan ya da yemek seçen çocuklarda ve özellikle spor yapan kız çocuklarında yoğun adet kanamalarının eşlik ettiği durumlarda doktor kontrolünde olmak kaydıyla vitamin ya da mineral desteğine başvurulabiliyor.

Sağlıklı Kilo Korunmalı

Ne yazık yeterli fiziksel aktivitenin olmayışı çocuklarda ve gençlerde obezitenin ve buna bağlı hastalıkların artmasına neden oluyor. Dolayısıyla gelişim sürecinde sağlıklı kiloyu korumak için dengeli beslenmenin yanında, mutlaka fiziksel aktiviteye de zaman ayrılması gerekiyor. Ailelerin, ergenlikten önce çocuklarını bir spor branşına yönlendirmesi, hem kilo kontrolüne hem de çocukları kötü alışkanlıklardan korumaya yardımcı oluyor.

Şekerli İçeceklerden Uzak Durulmalı, Mutlaka Su İçilmeli

Kola, gazoz, meyve suyu gibi şekerli içeceklerin tüketiminin obezitenin artışında büyük etkisi olduğunu söyleyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin Koçan, “Özellikle fast-food gıdalarla birlikte şekerli içecekler gençler tarafından çok fazla tercih ediliyor. Ancak, yüksek oranda kalorisi bulunan bu içecekler sağlıksız kilo artışındaki en önemli etkenlerden birini oluşturuyor. Dolayısıyla bu ürünler yerine ayran, süt, şekersiz ev yapımı limonata ve komposto gibi sağlıklı içecekler tercih edilmeli. Ayrıca günde en az 2 litre su içmeye özen gösterilmesi gerekiyor” diyor.

Okullardaki Menüler Mutlaka Yaş Gruplarına Uygun Olmalı

Okulda tüketilen yemekler de çocuğun kilo kontrolünde önem taşıyor. Doygunluk sağlamak ve enerji açığını gidermek için oluşturulan okul menülerinde eğitimcilere görev düşüyor. Menülerin tüm besin ögelerini yeterli ve dengeli bir şekilde içermesi, tek tip pilav-makarna-mantı-pizza gibi karbonhidrat yönünden zengin olmamasına özen göstermek gerekiyor. Ayrıca mutlaka yaş gurubuna yönelik ihtiyaç ve gereksinimler göz önünde bulundurularak menülerin bir diyetisyen işbirliği ile planlanması gerekiyor.

Sınav Dönemlerinde Daha Fazla Dikkat Edilmeli

Sınav dönemlerinde beslenme alışkanlıklarının daha da önem kazandığını hatırlatan Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin Koçan, “Bu dönemde mutlaka kahvaltı yapılmalı, öğün atlanılmamalı, ara öğünlerde çabuk enerji vermesi için kuru meyveler, kuruyemişler tercih edilmeli” diyor.

Ergenlikle ilgili bir başka yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.