Sosyal Medya

Bağımlılık

Elektronik Sigara Bağımlılığı Arttırabilir!

Yayınlanma:

,

Sigarayı bırakırken “el alışkanlığını” da bırakın!

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi’nden Hülya Akan e-sigaraya karşı önemli uyarılarda bulunuyor. Sigarayı bırakmak için tercih edilen bu e-sigaraların pek çok tehlikesi var, üstelik “el alışkanlığı” nı da bitirmediği için sigaranın unutulmasına izin vermiyor. Bu yüzden elektronik sigara bağımlılığı arttırabilir.

Halk arasında yaygınlığı artan ve son dönemlerde patlayarak kullanıcılara fiziki zararlar da veren elektronik sigaralar hakkında açıklama yapan toplumda bilinenin aksine sigarayı bırakmak için doğru bir yöntem olmadığının bilgisini veriyor.

Elektronik sigaralar, sigaraya birebir benzer. Kişi nikotin bağımlılığı ile başa çıkmaya çalışırken, sigara içme ile bütünleştirdiği davranışlarını değiştirmek yerine tam tersine daha da pekiştirmektedir ve sonuçta sigaraya tekrar başlama oranları artmaktadır diyen Hülya Akan, “Yapılan çalışmalardan e-sigara kullananların önemli bir kısmının aynı zamanda sigara içmeye de devam ettiğini biliyoruz.” diyor.

Sigaranın içerdiği nikotin en güçlü bağımlılık yapan maddelerden bir tanesidir. Direkt olarak beynimizin haz merkezini etkiler ve bizim yalancı haz dediğimiz bir durum oluşturur. Kişi gittikçe daha fazla nikotine bağımlı hale gelir ve zamanla içilen sigara sayısı artar. Diğer yandan sosyal davranışlarımızla bu bağımlılık pekişir. Örneğin yemek üzerine bir sigara yakmak, kahve içerken bir sigara yakmak. Zaman için de bu davranışlar perçinleşir ve birbirini bütünler hale gelir.

Elektronik sigara bağımlılığı arttırabilir!

 Sigara bırakma da nikotin bağımlılığını nikotin yerine koyma, bazı ilaçlarla tedavi ederken bir yandan da sigara içme davranışını pekiştiren davranış kalıplarını değiştirmek gerekir. Bu değişim sağlanamadığı takdirde çoğu zaman sigaraya tekrar başlanmaktadır. İşte tam da bu nokta da elektronik sigara halk arasındaki tabirle “el alışkanlığını” değiştirmeye olumsuz etki etmektedir.

Nikotin yerine koyma tedavilerin de bant, sakız gibi nikotin içeren araçlar kullanılır ve doz kontrollü olarak azaltılır. Böylece nikotin yoksunluğu yaşamadan nikotin bağımlılığı ile başa çıkılmaya çalışılır. E-sigaralar da bu şekilde bir kontrol mekanizması yoktur, genellikle alınan nikotin miktarı bilinmez ve kişi tam tersine bağımlılık düzeyinden daha fazla nikotin alabilir.

E-sigara zararsız değildir!

 E- sigara kullanmanın en sık nedeni sigarayı bırakmak veya azaltmak. Diğer yandan algı da önemli.  E-sigara zararsız gibi algılanıyor. Kişiler, en azından sigaranın içerdiği diğer kimyasal maddeleri almayarak sigaranın olumsuz etkilerini azaltabileceğini düşünüyorlar. Bir yandan da, sigara ile pekişmiş sosyal davranışlardan vaz geçmek zorunda olmamak konfor sağlıyor. Farklı ifade edersek yemek üzerine bir sigara yakmak yerine bir e-sigara yakarak hem sigaranın zararından korunduğunu hem de sigara içme keyfinden vazgeçmek zorunda olmamanın keyfini çıkarabileceğini düşünüyor. Kapalı alanlarda e-sigara içilebilmesi de e-sigaraya olan talebi artırıyor. Maliyetinin daha düşük olması, kıyafetlere sigara kokusunun sinmemesi de e-sigaraya yönelten diğer nedenler arasında.

Elektronik sigaranın için de sıvı nikotin ve bazı aromatik kimyasallar bulunur. Dünya da toplam 466 farklı marka var. Sigara da sayısız kimyasal madde vardır. E-sigara da bu maddeler olmadığı için görece daha zararsız olduğu öne sürülmektedir. Teorik olarak böyle olsa da uzun vadede sağlık üzerindeki olumsuz etkilerini tam olarak bilmiyoruz.

Kalp-damar sağlığını olumsuz etkiler

Nikotin içeren e-sigaralar da nikotin bağımlılığı yapacak kadar nikotin bulunur: Nikotin aynı zamanda kalp-damar sağlığını da olumsuz etkilemektedir ki e-sigara içenler de içmeyenlere göre kalp-damar sağlığını olumsuz etkilediğini gösteren çalışmalar vardır.

Kansere neden olabilir

Bazı e-sigaralar da, klasik sigaradan daha fazla formaldehid bulunduğu gösterilmiştir. İçin de bulunan propilen glikol, gliserin, aromatik kokular, kanserojen maddeler, ağır metaller ve kimyasallar genellikle güvenli aralıkta olmasına rağmen bazı ürünler de kansere neden olabilecek miktarlar da bulunduğu gösterilmiştir.

Bunların dumanına maruz kalan yeni doğan ve küçük çocuklardaki etkisi ise bilinmemektedir. Sonuç olarak e-sigaraların tamamen masum olduğunu söyleyemeyiz.

Uyuşturucu madde kullanımına olanak sağlar

Kartuşları değiştirilebilir olanların uyuşturucu niteliğindeki farklı maddelerin kullanımına olanak sağladığı da bilinmektedir.

Patlayabilir, yangın çıkartabilir

Yine üretim hatasından kaynaklanan bazı sorunlar nedeni ile e-sigaralar patlayabilir ve yanıklara neden olabilir; buharlaştırıcı mekanizmasındaki sorunlar nedeni ile yangına neden olabilir.

Gençler arasında sigara kullanımını özendirir

Bir diğer önemli nokta gençler arasında ki yaygın kullanım. Hiç sigara içememiş olanlar arasında e-sigara içme oranları düşük olsa da gençler arasında bu oranın arttığını görüyoruz. Gençler arasında e-sigara bağımlılığından bahsedilmeye başlandı. Sosyal açıdan daha fazla kabul edilebilir olduğu için ergen yaş gruplarında sigara içme oranlarını azalttığı bilinmekle beraber, bu gençlerin ileri hayatlarında sigara bağımlısı olma riskleri hiç içmeyenlere göre daha yüksektir.

Eğer sigarayı gerçekten bırakmak istiyorsanız e-sigara ilk tercihiniz olmamalıdır.

 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü’ne dikkat çekmek için ve bugüne katkıda bulunmak isteyen Yeditepe Üniversitesi Hastanesi …….Hülya Akan, sigarayı bırakmak isteyenler için sağlıklı ve etkili önerilerde de bulunuyor;

-Öncelikle karar vermek gerekir. Sigarayı bırakmanın birinci koşulu karalılıktır.

-Denemekten vaz geçmemek gerekir. Sigara bağımlılığı çok güçlüdür. Ama çalışmalar kararlılıkla denemeye devam eden kişilerin eninde sonunda başardığını göstermektedir.

-Kendinize her gün sigara içerek sevdiklerinize özelikle çocuklarınıza zarar verdiğinizi hatırlatın; sevdiklerinizi korumak önemli bir motivasyondur.

-Profesyonel destek almaktan kaçınmayın; sonuçta bu ciddi bir bağımlılık, irade ve karalılık önemli olsa da tek başına yeterli olmayabilir.

-Nikotin yerine koyma ve ilaç tedavilerinden korkmayın; doktorunuzla beraber size yardımcı olacak en uygun yöntemi tartışmaktan kaçınmayın.

-Sigarayı hatırlatan şeylerin bir listesini yapın ve listenizdeki şeyleri evinizden, iş yerinizden ve arabanızdan uzaklaştırın.

-Aile ve arkadaşlarınıza sigarayı bırakmaya karar verdiğinizi söyleyin ve desteklerini isteyin.

-Spor yapın, bol bol yürüyün. Spor yapmak sigara içme isteğini azaltır.

-Sağlığınız için önemli bir adım attınız; sigarayı bırakmaya karar verdiniz; bir adım daha atın ve sağlıklı besinler tüketmeye özen gösterin. Vücudunuz sigaranın yıllar boyunca yaptığı tahribatı daha kolay onaracaktır.

-Sigarayı daha fazla içtiğiniz ortamlardan en azından ilk aylar da kaçınmaya çalışın. Sosyal yaşantınız izin vermiyorsa, önce sigarayı bırakmaya çalıştığınızı ve yanınızda içilmemesini ve sigara ikram edilmemesini talep edin.

-Sigara içmek istediğiniz de derin bir nefes alın, sizi oyalayacak bir şeyle meşgul olun veya kısa bir yürüyüşe çıkın. Sigar içme isteğinizin kaybolduğunu göreceksiniz.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bağımlılık

KOAH Nedir? Belirtileri Nelerdir?

Yayınlanma:

,

KOAH nedir

Sigara içenler dikkat!

KOAH Nedir ? Belirtileri nelerdir? Büyük oranda tütün maruziyetine bağlı ortaya çıkan KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı), kişiye yansıması daha geç olduğu için ilk başta fark edilmiyor. Aslında öksürük, balgam gibi belirtileri olan KOAH, ancak hareket etmeyi engelleyecek kadar nefes darlığı hissedildiğinde önemseniyor. Oysa akciğerlerin en büyük hasarı ilk 5 yıl içerisinde aldığını belirten Acıbadem Taksim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Öner Dikensoy, “Bu yüzden sigaraya hiç başlamamak ya da ilk başlanıldığı sıralarda bırakmak, KOAH’ın önlenmesinde çok önemli” diye konuşuyor.

Ülkemizde yetişkin nüfusun yüzde 15-20’sini etkileyen KOAH, kronik hastalıklar içerisinde en çok hastaneye yatış sebebi. Şu anda dünyada en sık görülen 4. ölüm sebebi olan KOAH’ın 2020 yılında 3’üncü sıraya yükselmesi bekleniyor. Öte yandan tedavi edilen ve önlenebilir bir hastalık olan KOAH’ın göz ardı edilen en önemli özelliği; henüz sigaraya başlanan ilk yıllarda akciğerlerde büyük hasarlar meydana getirmesi. Ancak kişiye yansımasının daha geç olduğunu söyleyen Prof. Dr. Öner Dikensoy, 40’lı yaşlardan sonra şikayetlerin arttığından bahsediyor. O yaşa kadar kişinin öksürük, balgam gibi belirtileri olsa da önemsemediğini belirten Prof. Dr. Öner Dikensoy, “Sigara içen kişi, uzun bir süre 40-45 yaşına kadar bir sıkıntı yaşamadığı için hiç yaşamayacağını düşünerek bırakmak istemiyor” şeklinde konuşuyor. Prof. Dr. Öner Dikensoy, KOAH’ta erken tanının önemine dikkat çekerek, “40 yaşın üzerinde sigara içen herkesin muhakkak solunum fonksiyon testi yaptırması lazım” uyarısında da bulunuyor.

İlk adım sigarayı bırakmak

KOAH’ta hastalık hangi evrede olursa olsun, tedavide ilk yapılması gereken şey sigarayı bırakmak. Çünkü yapılan bütün çalışmalar gösteriyor ki kişi hangi tedaviyi alırsa alsın, sigara içmeye devam ettikçe akciğer fonksiyonlarındaki azalma bütün hızıyla devam ediyor. Oysa KOAH geçmişi olan kişi, sigarayı bıraktığı andan itibaren akciğer fonksiyonlarındaki düşüş hızı yarı yarıya iniyor. KOAH’lı bir kişide 50-100 ml gibi bir akciğer kapasitesinin bile son derece önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Öner Dikensoy, sigarayı bırakmanın KOAH’lı hastalarda yaşam kalitesini yükseltecek en önemli etken olduğunu söylüyor. Sigarayı bırakmanın bir diğer faydası ise; hava yolu darlığı olan KOAH’lı hastalarda sigaranın yaptığı bazı etkilere karşı… Örneğin aşırı balgam dediğimiz mukus salgılaması, sigarayı bırakan kişilerde bir süre sonra azalıyor. Azalma olduğu için akciğerdeki o mukusa bağlı tıkanıklık da böylece azalmış oluyor.

Düzenli grip aşısı şart

KOAH’lı hastaların yaşam kalitesini artırmada aşılama çok önemli. Prof. Dr. Öner Dikensoy, KOAH hastalarının, özellikle kış dönemlerinde viral enfeksiyonlar sebebiyle sık sık hastaneye yatmak zorunda kaldıklarını belirterek, “KOAH’lı hastalarda basit bir viral enfeksiyon bile tablonun ağırlaşmasına, bazen hastanın yoğun bakımlık olmasına sebep olabiliyor” diyor. KOAH hastalarını özellikle gribe karşı uyaran Prof. Dr. Öner Dikensoy, gripten korunmak için düzenli olarak aşı yaptırmanın önemli olduğunu dile getiriyor. Zamanlaması konusunda “Ekimin ilk haftasından önce yaptırılmalı. Fakat grip salgınının Nisan ayına kadar devam ettiği düşünülürse hala vakit var” diyen Prof. Dr. Öner Dikensoy, düzenli olarak her yıl yaptırılan aşının koruyucu etkisinin daha fazla olduğunun altını çiziyor.

Bu tedavi yaşam kalitesini artırıyor

Özellikle orta ve ileri derecedeki KOAH’lı hastalarda, nefes darlığından dolayı daha az hareket etme ve evde kalma isteği görülebiliyor. Bu davranışın nefes darlığı hissini ve kaslarda zayıflamayı artıracağını belirten Prof. Dr. Öner Dikensoy, bu tür hastalarda ‘pulmoner rehabilitasyon’ denen bir tedavi şekli uygulanabileceğinden bahsediyor: “Pulmoner rehabilitasyon, kişinin solunum kalitesini artırmaya yönelik bir tedavi programı. Kişiye doğru nefes alışkanlıkları kazandırılarak, daha iyi nefes alıp vermeleri amaçlanıyor. Ayrıca yürüyüş, aerobik, ağırlık kaldırma gibi egzersizlerle zayıflayan kaslar güçlendiriliyor.”

Pulmoner rehabilitasyonun bir diğer ayağı ise; doğru beslenme. KOAH’lı hastaların beslenmesinin düzenlenmesi gerektiğini de söyleyen Prof. Dr. Öner Dikensoy, bunun nasıl yapılabileceğini ise şöyle anlatıyor: “Günde 5-6 öğünden oluşan, 2 bin kalorilik bir beslenme planı oluşturulmalı. Kişi sık ve az beslenmeli. Alacağı kaloriyi de karbonhidrattan değil protein ve yağdan karşılamalı.”

Sigarayı bırakmak için bu sebepler yetmedi mi? Sigarayı bırakmanız için sebepleri sıraladığımız bir başka yazımız için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Bağımlılık

Sigarayı Bırakmak İçin 10 Önemli Neden

Yayınlanma:

,

Sigaranın zararlarını öğrendiğinizde hemen bırakacaksınız

Dünyada 5 milyon ülkemizde 100.000’e yakın kişi doğrudan sigara nedeniyle hayatını kaybediyor. Bunun nedeni ise sigaranın içinde kanın oksijen taşıma kapasitesini azaltıp hücre yaşlanmasına yol açan karbonmonoksit ve doğrudan zehir olan arsenik ile DDT gibi vücudumuz için zararlı olan 4000’den fazla madde bulundurması. Dolayısıyla sağlıklı ve uzun bir yaşam için sigarayı bırakmak şart. Üstelik bu hatalı alışkanlık bırakıldıktan sadece 20 dakika sonra bile vücudumuzda olumlu değişimler başlıyor. Acıbadem Maslak Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu sigaranın yol açtığı zararları anlattı, önemli bilgiler verdi.

Kanser

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu sigaranın tüm kanserlere yakalanma riskini artırdığına dikkat çekerek “Örneğin sigara içenlerde akciğer kanseri 15 kat, gırtlak kanseri 16 kat,  rahim kanseri 16 kat, ağız kanserleri 10 kat, mesane ve prostat kanseri 2 kat artış gösteriyor” diyor. Sigara içinde hücrenin genetik yapısını bozan hidrokarbonlar, radon ve kadmiyum gibi kanser yapıcılar mevcut. Bunlar hücre DNA’sını bozunca hücreler hızlı ve yanlış olarak çoğalmaya başlıyor. Bu da ‘kanser’ anlamına geliyor. Üstelik sigara içindeki bu maddeler kan yoluyla her yere dağıldığı için tüm organlarda kansere neden olabiliyor.

Kalp ve damar hastalıkları

Sigara bacak damarlarının tıkanmasını 2 kat, kalp krizi riskini de 4 kat arttırıyor. Akciğerden kana karışan nikotin ve zehirli maddeler tüm bedene damarlar yoluyla taşınıyor. Bu maddeler damar duvarlarını bozuyor. Özellikle kolesterol yüksekliği olanlarda tablo daha da ağır oluyor. Damar duvarındaki hasar hem kanın pıhtılaşmasını hem de damar çeperinde yağ birikimini artırıyor. Bu durum damarlarda plaklar oluşmasına yol açıyor. Koroner damarlarda daralma olduğunda kalp kası yeterince beslenemiyor ve göğüs ağrısına yol açıyor. Bir aşamada damar tam tıkanıyor ve enfarktüs, yani kalp krizi gelişiyor.

KOAH, Bronşit, Astım

Tütün ve sigara kağıdı yandığında ortaya çıkan hidrokarbonlar (katran içinde bol bulunuyor), arsenik, sülfür ve irritanlar (tahriş ediciler) gibi zehirli maddeler hava yolunun ana koruma mekanizmalarından olan mukozaya (iç zar) hasar veriyor. Hava yolunu nemli tutmaya yarayan salgı bezlerinin salgı karakteri bozulunca, balgam artıyor. Artan balgam havayolunda birikiyor. Bu birikimin ve kolaylaştırdığı enfeksiyonların hasarı daha da artırdığını belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Çağlar Çuhadaroğlu bunun sonucunda kronik bronşit geliştiğine dikkat çekerek sözlerine şöyle devam ediyor: “Hasar bir süre sonra hava keselerine yansıyor. Hava keselerinin duvarı yıkılmaya başlıyor ve amfizem (akciğerde meydana gelen dokusal bir hastalık) ortaya çıkıyor. Amfizem ve kronik bronşit oluşumu da vücudun oksijen almasını bozuyor ve nefes darlığına neden oluyor. Bu durum da artık KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) oluşmuş anlamına geliyor. Sigara KOAH gelişme riskini 15 kat arttırıyor. Ayrıca astım krizlerinin de en önemli nedenini oluşturuyor.    

Felç

Sigara beyinde hem kansere hem de damar tıkanıklıkları nedeniyle felce yol açabiliyor. Sigara nedeniyle bozulan damarda ortaya çıkan pıhtılaşma ve oksijeni az olan kan, felcin ana nedeni.  Bunun dışında bağımlılığın temeli beyindir. Beyni esir alan nikotin olmadığında beynin dikkat,  düşünme ve sorun çözme gibi yetenekleri kayboluyor. Bunlar kaybolmasın ya da azalmasın diye kişi sürekli sigara yani nikotin istiyor ve bu maddenin esiri oluyor.

 Güçsüz bir bağışıklık sistemi

Derimiz, ağzımız ve burnumuzun içinde yer alan zarlar mekanik, kandaki akyuvarlar da hücresel bağışıklık sistemimizi oluşturuyor. Bunlar bizi mikroplara karşı savunuyor. Sigara hem mekanik hem hücresel savunmada hasar oluşturuyor. Dolayısıyla aynı mikropla karşılaşan 2 kişiden sigara içenin hastalığa yakalanma riski 5 kat fazla oluyor. Eğer altta yatan başka bir hastalık varsa bu risk kat kat artıyor.

İnfertilite

Sigara infertilite, bir başka deyişle üreme yeteneğinin azalmasının ana nedenlerinden biri. Kadında infertiliteyi 10 kat artırıyor, erkekte de bu rakama yakın bir risk oluşuyor. Sigara nedeniyle kandaki oksijeninin az olması erkeklerde sperm, kadınlarda da yumurta kalitesini düşürüyor. Bunun sonucunda da hamile kalma şansını azaltıyor. Hamile kalınsa bile embriyo kalitesi bozuk olacağı için düşük riski artıyor.

Cinsel işlev bozukluğu

Özellikle erkekte üreme organının damarları ince oluyor. Damarlarda ortaya çıkan bozukluklar öncelikle bu damarları etkiliyor. Sertleşme ve sertleşmenin süresinde sorunlar başlıyor. Buna impotans, yani cinsel işlev bozukluğu deniyor. Sigara içen erkekte bu risk 10 kat fazla oluyor. Benzeri durum daha hafif olarak kadında da gelişebiliyor.

Ciltte erken yaşlanma

Sigaranın içindeki birçok madde cildin üst tabakasında kuruma yapıyor. Bu durum da cildin erken yaşlanmasına ve kırışıklıkların ortaya çıkmasına yol açıyor. Kanın oksijeninin az olması ve daralmış olan damarlar cildin kendini yenilemesini bozuyor, bunun sonucunda da en ufak yaralar bile geç ve iz bırakarak iyileşiyor. Sigara saç sağlığını da bozuyor, örneğin dökülme ve kırılma sorununu artırıyor. Bunların yanı sıra cilt germe denilen estetik operasyonların sigara içenlerde daha az başarılı olduğu da yapılan birçok çalışmada kanıtlanmış.

Kemik erimesi

Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu sigara içmenin kemik erimesine de neden olabileceği uyarısında bulunarak,  “Kore’de yapılan bir araştırmada, kemik erimesi az olan erkeklerde bile sigaranın riskli olduğu gösterildi. Öyle ki, araştırmaya göre 1 paket sigara içen erkeklerde kemik erime riski içmeyene oranla 10 kat artıyor.”

Diş-Dişeti sorunları

Sigaranın içindeki maddeler ve yanarken ortaya çıkan ısı diş eti kanseri riskini 30 kat artırıyor. Bu kanser sigara içmeyen kişilerde nerdeyse hiç yokken sigara içenlerde sık görülüyor. Diş çürükleri ve diş eti iltihapları da sigara içenlerde fazla görülüyor. Dişte renk değişimi ise kaçınılmaz oluyor.

 

Sigarayı bırakmak için daha fazla neden arıyorsanız, sigaranın zararlarından bahsettiğimiz bir başka yazıyı okumanızı öneriyorum.

Devamını Oku...

Bağımlılık

Şeker Bağımlılığına Karşı Meyve Tüketin

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Abur cuburlara eklenen şeker ve tuz; onları lezzetli yaparken, sizin sağlığınızı olumsuz etkiliyor.

Şeker bağımlılığına karşı şekerli ve asitli içecekler yerine taze meyve tüketmeyi alışkanlık haline getirin!

Yapılan araştırmalar, tuz, şeker ve yağın bağımlılık yaptığı tezini doğruluyor.Her geçen gün artan obezite probleminin temel kaynağının da bu bağımlılık olduğu düşünülüyor. Bir türlü başlanamayan ya da ertesi gün terk edilen diyetler için artık bir bahanemiz daha var. Özellikle abur cubur ve fast food tabir edilen yiyecek gruplarına duyulan bağımlılık düzeyindeki arzunun sebebinin, bu tip gıdaların işlenmiş ve bitkisel yağ bazlı olduğu biliniyor.
Amerika’nın önde gelen gazetelerinden olan New York Times’da yayınlanan bir araştırma sonucuna göre; bu tip gıdalarda bağımlılık oluşturan maddeler, tuz, şeker ve yağ! Abur cuburlara eklenen tuzun, ucuz tat verici olması, raf ömrünü uzatması ve kraker gibi gıdaları çıtır çıtır yapması onu vazgeçilmez kılan en önemli özelliği.
Üstelik tuzun tadını artırmak için üreticiler normal sofra tuzu yerine geniş yüzeyli, büyük taneli kosher tuzu kullanıyor.
Çünkü kosher tuzu dilinizde daha çabuk çözülerek ağzınızda bir aroma patlamasına neden oluyor. Yüksek tansiyon ve benzer birçok hastalığın temelinde gereğinden fazla tuz tüketmek olduğunu düşündüğünüzde, abur cuburların dolaylı yoldan ömrünüzü kısalttığını söyleyebiliriz.

BEDENİNİZİ ALTÜST EDİYOR!

Şeker, son yıllarda insan sağlığının en büyük düşmanı olarak ilan edilen yegane gıda maddesi. Hakkında yapılan araştırmaların sayısı arttıkça şekerin nasıl bir katil olduğu gerçeği gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. İnsanoğlunun yaradılışında tanımlanmamış olan şeker, bedenimizin sahip olduğu tüm sistemi altüst ediyor.
Fakat bunu bile bile tatlı tattan vazgeçemiyoruz.
New York Times’ın haberinin devamında ‘bliss point’ yani haz noktasından bahsediliyor. Bu eşik, tüketicilerin yerken en mutlu olacakları şeker miktarını tanımlıyor.
Oldukça yüklü şeker miktarı anlamına gelen bu noktaya ulaşmak, dolayısıyla daha fazla ürün satmak; üreticileri daha fazla şeker kullanmaya itiyor.
Şeker yediğimizde beynimiz haz duymamıza neden olan dopamin adlı hormonu salgılar. Bunun neticesinde daha çok şeker yemek isteriz. Yapılan araştırmalar, eroin, morfin ve şekerin insan beyninde aynı reseptörleri harekete geçirdiğini gösteriyor.
Şeker tüketmenin tek zararı kilo almak değildir.
Yapılan son araştırmalar şekerin; böbrek hasarı, kalp hastalığı ve hatta kanser riskinizi artırarak en çok korktuğunuz hastalıklarla bağlantılı olduğunu gösterdi.
Şeker bağımlılığından kurtulmak için neler yapabilirsiniz?

KROM POLİNİKOTİNAT

Krom polinikotinat, niasine bağlı kromdur (Vitamin B3). Krom, insülinin kandaki glukozu düzenlemesinde önemli bir rol oynar ve enerji üretiminde görev alır.
Krom polinikotinat, kan şekeri fırlamasını ve birden düşmesini önler. Günde bir kere herhangi bir öğünden önce 200 mikrogram alarak tatlı krizlerini önleyebilirsiniz.

VAZGEÇEMİYORSANIZ AZALTIN

Meyve şekerinden faydalanın derken kast ettiğim, meyvenin kendisidir, meyve suyu değil. Bir bardak meyve suyu elde etmek için en az üç-dört meyve kullanmak gerekir oysa dilimleyerek yediğinizde, en fazla iki adet yiyebilirsiniz. Aynı tatmine ulaşır ancak daha az meyve şekeri alırsınız. Son yıllarda özellikle hazır meyve sularının insan sağlığı açısından ne gibi zararları olduğunu anlatan araştırmalar yayınlanmaya başlandı. Eğer meyve sularından vazgeçemiyorsanız tüketiminizi yarılayın ve kalan kısma maden suyu eklemeyi deneyin. Tükettiğiniz şekerli içecek miktarını azaltmaya devam ettiğinizde onları özlemeyeceğinizi göreceksiniz.

TARİFLERİNİZDEN ŞEKERİ ÇIKARIN

Çok sevdiğiniz bazı tarifler vardır ki vazgeçemezsiniz. Bu gibi durumlarda tarifte kullandığınız malzemeleri alternatifleriyle değiştirmeyi deneyin. Şeker yerine, sağlığa faydaları saymakla bitmeyen hurma şurubu (doğal hurma şurubunu hazır halde bulabilirsiniz) ve bal, tariflerinizden çıkardığınız şekere alternatiftir.

TAZE MEYVE TÜKETİN

Meyvede doğal şeker bulunur. Kurutulmuş ya da taze meyve tüketerek tat alıcılarınızı tatlı yediğinize ikna edebilir, daha doğrusu kandırabilirsiniz. Canınız şeker istediğinde pasta ya da şekerlemedense meyve yemeye çalışın. Şeker ilave etmeden hazırlayabileceğiniz marmelat ya da meyve suları da tatlı krizlerinde imdadınıza yetişebilir.
Tehlikeli üçlünün sonuncusu olan yağ, birbirinden farklı birçok çeşide sahiptir.
Yağ insan bedenine girdiğinden şekere oranla iki kat fazla enerji sağlar. İlave edildiği gıdanın raf ömrünü uzatır; ki bu durum üreticiler için daha fazla kazanç anlamına gelir. Günümüz şartlarında üreticiler için önceliğin insan sağlığından çok kar hanesindeki sıfır adedi olduğunu düşünecek olursak, hazır gıdalarda maksimum yağ ilavesi olduğunu fark edebiliriz.

EN FAZLA KİLOYU CİPS ALDIRIYOR!

En çok kilo aldıran atıştırmalık hangisidir diye sorsak bir çoğunuz patates cipsi diyecektir ki doğru cevap da budur. Peki neden? Çünkü patates cipsinde bağımlılık oluşturmaya yetecek miktarda tuz, şeker ve yağ vardır. Dahası, bu tip cipslerin kızartma işlemine maruz bırakılması. Sahip olduğu kalorinin büyük bölümü bu esnada yükleniyor.
Siz cipsi yer yemez patatesteki basit karbonhidratlar vücutta anında şekere dönüştürülüyor ve bahsettiğimiz karşı konulamaz haz noktasına ulaşılıyor. Sonra şeker hızla kana karışıyor ve bu da kan şekerinizin fırlamasına neden oluyor.
Adeta hipnoz altındaymışçasına yaptığımız alışverişlerin tek sorumlusu nefsimiz değil. Üreticiler, bizi almaya zorlayacak tetikleyicilerin de son derece farkındalar ve adeta beynimizle oynuyorlar.
Yapılan araştırmalar, beyaz pudranın kokain bağımlılarını tetiklediğini söylüyor.
Tüketim tercihlerinde tetiklenme yaşanabildiğini fark eden üreticiler, reklam koku ve yiyecek görsellerini bilinçli bir şekilde kullanarak bizi almaya yönlendiriyor.
Amerikalı bilim adamları, bilinçaltımızla oynanan bu oyunu: yağ ve şeker oranı yüksek yiyecekler tüketmenin vücutta morfin gibi etki gösteren opioid kimyasalı salınımını artırmasıyla ve beynin eroin-morfin bağımlılığı reseptörlerini bloke eden ilaçların, şeker ve yüksek yağ içeren gıdalara karşı koyamama durumunu da bloke etmesiyle izah ediyor.

ETİKETLERİ OKUYUN

Yani bir kokain bağımlısına kokain çeken birinin videosunu izletmekle, karnı aç birine hamburger görseli izletmek aynı etkiye sahip.
Sizi bağımlı hale getiren dış güçlere karşı tek silahınız, aklınız. Market raflarının arasında dolaşırken, eliniz ve market arabanızın arasına aklınızı koyun.
Böylece aldığınız birçok ürünü aynen geri bırakacaksınız. Etiket okumayı öğrenmek de mutlaka yapmanız gerekenler arasında yer alıyor. Sürekli olarak, daha düşük sodyum, daha az şeker ve daha az yağ içeren ürünlere yönelin. Doğal, bitkisel yiyecekler seçmeye özen gösterin.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.