Bizimle iletişime geçin

Sağlıklı Yaşam

El ve Ayak Parmaklarının Uç kısımlarına Dikkat

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

El ve Ayak Parmaklarının Uç kısımlarına Dikkat

Kış mevsiminin gelmesiyle birlikte soğuk havaya maruz kalındığı zamanlar ortaya çıkan Reyno Fenomeni, mavi, mor renk değişikliğine yol açıyor. Bu sebeple el ve ayak parmaklarının uç kısımlarına dikkat!

Reyno Fenomeni, esas olarak atardamar sistemi ile ilgili bir hastalık olarak öne çıkıyor. Hastalıkta organik bir sorun olmamakla birlikte fonksiyonel sorunlar mevcutken fizyolojik tepkilerin aşırı halde görülmesi söz konusu.

Normalde soğuk havalarda el ve ayak parmak uçlarındaki damarlar, düşük ısının etkisi ile büzüşüyor ve bu durum fizyolojik olarak damarlardaki kan akımını azaltıyor.

Kişiler bu durumu, ellerde ve ayaklarda üşüme olarak hissediyor

Acıbadem Fulya Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Cem Arıtürkhastalığın belirtisi ile ilgili şunların altını çiziyor: “Reyno Fenomeninde görülen el ve ayak üşümesi normalden uzun ve şiddetlidir. Bu da el ve ayak parmaklarına oksijenlenmiş kanın uzun süre ulaşmamasına ve parmak uçlarında üşüme ile birlikte morarma meydana gelmesine neden olur. Hastalık, el ve ayak parmak uçları haricinde de kendini belli edebilir ve kulak kepçesi, burun, yüz, diz, meme uçları da etkilenebilir. Nadiren tüm kol ve bacakta da bulgular görülebilir. Parmaklarda renk değişiminin yanı sıra iğnelenme, uyuşma, ağrı olabilir. Eğer damarların daralma dönemi uzun sürerse dokular için tehlikeli bir süreç ortaya çıkabilir. Stres durumlarında da tetiklenebilen bu hastalığın en belirgin nedeni soğuk hava olduğu için hastaların şikayetleri ve doktora başvuruları kış aylarında belirginleşmektedir.”

Reyno Fenomeni Kadınlarda Daha Sık Görülüyor

Reyno Fenomeninin en sık genç kadınlarda görüldüğünü belirten Dr. Cem Arıtürk, “Başka bir hastalığa bağlı olmadan görülebilmekle birlikte (Primer Reyno) diğer hastalıklara ikincil olarak da ortaya çıkabilmektedir (Sekonder Reyno). Primer Reyno fenomeninde genetik geçiş ve ailesel faktörler önemlidir. Sekonder Reyno Fenomeninde ise pek çok hastalık altta yatan faktör olarak karşımıza çıkabilmektedir. Reyno Fenomeni bazı romatolojik hastalıklara eşlik etme potansiyeli çok olan bir hastalık olduğu için mutlaka Sjogren Sendromu, skleroderme, SLE, antifosfolipid sendromu gibi sistemik romatolojik hastalıklar açısından uyanık olmak ve gerekli muayene ve tetkik yöntemleri ile tarama yapmak gerekmektedir” dedi.

Sağlıklı yaşamla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Sağlıklı Yaşam

Fibromiyalji Riskini Arttıran Faktörler

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Fibromiyalji Riskini Arttıran Faktörler

Geceleri yeterince uyumanıza rağmen sabah kalktığınızda hissedilen yorgunluk, kaslarda bir türlü dinmeyen ağrı, halsizlik. Bu belirtiler hayatınızı kabusa çeviren bir hastalığın, fibromiyaljinin belirtileri olabilir. Kronik ağrı ve yorgunluk sendromu olarak bilinen fibromiyaljiyi en çok tetikleyen şey ise stres…

25- 55 yaşları arasında ve daha çok kadınlarda görülen bu hastalığın en acı veren yanı ise hissedilen ağrılar. Yapılan araştırmalara göre fibromiyalji belirtileri yaşayan kişilerin yüzde 71’i yerleri süpürmek gibi basit ve günlük aktiviteleri bile yapamayacak hale geliyor. Toplumun yüzde üçü bu çekilmez ağrılarla yaşamaya çalışıyor, hastaların yaşam kalitesini de olumsuz etkileniyor.

Ülkemizde yaklaşık 1.3 milyon fibromiyalji hastası var. Belirtilerinin başka hastalıklarla karıştırıldığını düşünürsek bu sayı belki de daha da fazla… Kimi hastalar ağrılar ve yaşadıkları nedeniyle psikolojik sorunlarla bile karşı karşıya kalabiliyor.

Bugünkü köşe yazımda fibromiyaljiyle ilgili merak ettiklerinizi kaleme aldım…

Fibromiyalji Nedir?

Fibromiyalji, kronik kas ve eklem ağrısı ve yorgunlukla kendini gösteren bir hastalıktır. Fibromiyalji hastalığı, bilim adamları tarafından ilk olarak 1800’lü yılların ortalarında tanımlanmıştır. Fiziksel muayene esnasında vücudun belli bölgelerinde ağrı ve hassasiyet dışında bulgular elde edilememesi, hastalığın tanımlanmasında tartışmalara sebep olsa da fibromiyalji hastalığı, tıp literatürüne bu yıllarda girmiştir. Fibromiyalji, günümüzde milyonlarca insanın ortak problemi haline gelen kompleks ağrılar dizisidir. Hastalık, genelde 25-55 yaş arası kadınlarda görülür. Yaşın ilerlemesiyle birlikte görülme sıklığında artış gözlenir. Teşhisi zor bir hastalıktır ve kişinin günlük rutinlerini dahi yerine getirmesini zorlaştırarak hayat kalitesini ciddi oranda düşürür. Fibromiyalji, aileden geçen bir hastalıktır, yani genetik faktörler rol alıyor olabilir.

Fibromiyalji Belirtileri

Fibromiyaljinin en sık görülen belirtisi ağrıdır. Ağrılar daha çok vücudun boyun ve bel bölgesine görülür. Hastaların büyük bir kısmında gerilim tipi baş ağrısı da görülür.

Yaygın olarak görülen bir diğer belirtisi de yorgunluktur. Fibromiyalji hastaları, uzun süre uyumalarına rağmen, sıklıkla yorgun olarak uyandıklarını iletirler. Bunun en büyük nedeni ise uykularının sık sık ağrıyla bozulmasıdır. Ayrıca fibromiyalji hastaları, huzursuz bacak sendromu ve uyku apnesi gibi başka uyku bozukluklarına sahip olabilirler.

Fibromiyaljinin diğer belirtileri ise; kabızlık, mide ağrısı, çabuk sinirlenme ve nefes almada zorlanma olarak görülür.

Obeziteye Dikkat!

Yapılan araştırmalar, fibromiyalji ve obezite arasında bir bağlantı buldu. Obezite hem fibromiyalji riskini artırıyor, hem de hastalığın semptomlarını ağırlaştırıyor. Araştırma, hastalarda kilo artışı oldukça, belirtilerin şiddetinin arttığını ve araştırmaya katılan çoğu obezite hastasının diğer katılanlara oranla daha çok ağrı hissettiklerini ortaya koydu. Bu sebeple, kilo vermenin, fibromiyalji tedavisinde dikkate alınması gerektiği sonucuna varıldı. Yayılmış ağrının yanı sıra fibromiyalji hastalarının, basınç uygulandığında, özellikle hassas oldukları noktalar veya bölgeler vardır. Hassas bölgeler (18 tane bulunur) sırt, omuzlar, boyun, göğüs ve kalçalardadır. Semptomlar sebebiyle birçok farklı hastalıkla karıştırılan fibromiyaljinin teşhisi için geliştirilen, birbiriyle bağlantılı yorumlanan iki yöntem kullanılıyor. Belirti ve şikayetlerin rakamsal olarak değerlendirildiği bu yöntemler, hekimlerin de işini kolaylaştırıyor.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Sağlıklı Yaşam

Yüksek Topuklu Ayakkabı Kalıcı Hasara Neden Olabilir

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Yüksek Topuklu Ayakkabı Kalıcı Hasara Neden Olabilir

Kadınlara göre “kadın olmak zordur”. Sürekli bakımlı görünmek için kuaföre gitmek, makyaj yapmak, yüksek topuklu ayakkabı giymek genelde ‘toplumsal beklentilerin’ bu yönde olmasıyla açıklanıyor. Elbette bunun doğru tarafları da var. Ancak güzel görüneceğim diye vücudumuzun bütün ağırlığını taşıyan ayaklarımızın sağlığını ihmal etmemek gerek. Özellikle yüksek topuklu ayakkabı kalıcı hasara neden olabilir.

Acıbadem Altunizade Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr.Öğr.Ü. Kerem Ülkü, ayakları zorlayacak nitelikte yanlış ayakkabı seçiminin ve çok uzun süreler ayakta durmanın ayakta bulunan ‘sesamoid’ kemiklerinde kalıcı hasarlara yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

‘Metatarsal Sesamoidler’: Ayağımızdaki Amortisörler

Erkekler için arabalardan ve motor çekiş gücü, amortisör gibi araba parçalarından konuşmanın çok doğal olduğunu hepimiz biliriz. İşte ayaklarımızda da tıpkı arabalardaki amortisörlere benzer bir işlev gören kemikçikler bulunuyor. Ayak birinci tarak kemiğinin parmakla oluşturduğu eklemin hemen altında yer alan ve “metatarsal sesamoid” adı verilen fasulye tanesi büyüklüğündeki bu iki küçük kemikçik, yürümenin ittirme aşamasında ayak baş parmağının itme kuvvetini artırma görevi üstleniyor.

Peki “metatarsal sesamoid”lerin varlığından ne zaman haberdar oluruz? Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr.Öğr.Ü. Kerem Ülkü, uzun süre ayakta durduğumuzda ya da yürürken yürümenin ittirme aşamalarında ayaklarımızda hafif bir şişlik eşliğinde ortaya çıkan ağrıların bu kemikçiklerde sorun olduğunun habercisi olduğuna dikkat çekiyor. Bu ağrılar genelde birinci tarak kemiğinin parmakla eklem yaptığı bölgenin altında görülüyor. Parmakta geriye doğru olan hareket kısıtlılığı da hastanın ağrıdan dolayı bu eklemi daha az hareket ettirme isteği nedeniyle yaşanıyor.

Yüksek Topuklu Ve Sivri Burunluysa Dikkat

Sesamoid ağrısı özellikle kadınlarda uygun olmayan ayakkabı seçimleri nedeniyle ortaya çıkıyor. Bunun yanı sıra uzun sürelerle ayakta kalma, genç yaşlarda spor aktiviteleri sırasında yaşanan ani travmalar ya da orta yaşlarda tekrarlayan küçük travmalar gibi nedenler de sesamoid ağrılarına sebep oluyor. Fiziksel olarak yüksek kavisli (çukur tabanlı) bir ayak yapısına sahip olan kişilerde ise 1. tarak kemiğinin eğik yapısı nedeniyle daha sık sesamoid ağrısına rastlanıyor.

Korunmanın En Önemli Yolu, Doğru Ayakkabıyı Seçmek

Sesamoid problemlerinden korunmanın ilk yolu uygun ayakkabı tercihi. Topuklu ve sivri burunlu ayakkabıların sadece özel durumlarda ve kısıtlı sürelerde tercih edilmesi gerektiğini belirten Dr.Öğr.Ü. Kerem Ülkü, uzun süre aynı ayakkabıyı kullanmanın da ayakkabının taban özelliklerini olumsuz etkileyerek sesamoid bölgesindeki baskıyı artırdığının altını çiziyor. Ayak tabanı yeterli yumuşaklıkta olan ve yürüme eforunu kolaylaştıran yuvarlak tabanlı ayakkabılar kişiyi sesamoid problemlerinden koruyabiliyor. Özellikle yüksek kavisli ayak yapısına sahip ve kilo problemi yaşayan kişilerin bu önerilere daha fazla dikkat etmeleri gerekiyor.

Cerrahi Yöntemlere İhtiyaç Duyulabiliyor

Sesamoid ağrıları, sesamoid kapsülündeki reaksiyonlar (Sesamoidit) nedeniyle ortaya çıkabildiği gibi zaman zaman kemik ödemi ve sesamoid kırıkları sonucu da oluşabiliyor. Sesamoidit adı verilen sesamoid bölgesindeki reaksiyonlara bağlı ağrıları olan kişilerde tedavinin ilk üç basamağını kilo vermek, doğru ayakkabı kullanımının sağlandığından emin olmak ve günlük ayakta kalma süresini geçici olarak kısıtlamak oluşturuyor. Bazı hastalarda bunların yanı sıra, ayakkabı içine sesamoidlerin yastıklanmasını arttıran silikon destekler de konulabildiğini belirten Dr.Öğr.Ü. Kerem Ülkü, reaksiyonun şiddetli olduğu durumlarda hastaya ödem baskılayıcı ilaç tedavileri verilebildiğini de sözlerine ekliyor. Bu tedavilerden yeterince fayda sağlanamaması halinde ağrının görüldüğü bölgeye uygulanan enjeksiyonlar, reaksiyonun büyük ölçüde baskılanmasını sağlıyor. Daha ileri vakalarda ise açık veya endoskopik cerrahi yöntemlerle reaksiyonun temizlenmesi veya problem yaratan kemiğin bölgeden çıkarılması seçeneği gündeme gelebiliyor.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Sağlıklı Yaşam

Ağrıları Önlemenin 11 Yolu

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Ağrıları Önlemenin 11 Yolu

Bilgisayar kullanımının artmasıyla birlikte masa başında geçirilen süreler de uzadı. Bu durumun, günlük aktivitelerin veya hareketlerin azalmasına, doğru oturma pozisyonunun bozulmasına neden olduğunu belirten Şişli Memorial Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Engin Çakar, gün içinde uzun süre bilgisayar kullanan kişilerde oluşan sırt ve bel ağrılarını önlemenin yolları hakkında bilgi verdi.

Ergonomik ve sağlıklı bir çalışma ortamı oluşturmadan uzun süreli çalışmanın, omurganın fizyolojik eğriliklerinin korunmasına engel olduğunu ifade eden Dr. Çakar, “Kambur oturuş ve yalancı dik oturuş olarak adlandırılan geriye doğru oturma pozisyonu sık gözlemlenmektedir. Yanlış duruş, zaman içerisinde sırt-bel bölgesindeki kasların esnekliğini kaybetmesine, güçsüzleşmesine, omurganın fizyolojik eğriliklerinin kaybına ve omurlar arasında bulunan disklere yüklenen basıncın artmasına yol açmaktadır. Bunun sonucunda da sırt ve bel ağrıları oluşmakta, boyun fıtığı ile bel fıtığı görülebilmektedir” diyerek bel ve sırt ağrılarından korunmada etkili önerilerini şöyle aktardı:

Ağrıları Önlemenin 11 Yolu

“Sağlıklı ve ergonomik çalışma koşulları, yapılan işin verimini artırmakta, çalışan kişinin daha az yorulmasını sağlayarak doğabilecek sağlık sorunlarına karşı önlem niteliği taşımaktadır. Bilgisayar kullanımı ve masa başı çalışma sırasında uygulanabilecek 11 basit öneriyle sırt ve bel ağrıları önlenebilmektedir.

  1. Başınızı dik tutun: Başınızı doğal pozisyonundan uzaklaştırarak öne veya arkaya konumlandırmaktan kaçının.
  2. Klavye ve fare kullanım mesafesini kısa tutun: İdeal olarak bu iki ekipman yan yana yerleştirilmelidir. Dirsekler 90 derecelik açıyla durmalıdır. Doğru bir el ve fare yerleşimi için klavye ile fare aynı düzeyde olmalıdır.
  3. Harici klavye ve fare kullanın: Uzun süreli dizüstü bilgisayar kullanımı omurganızdaki fizyolojik eğriliğin bozulmasına yol açar. Dizüstü bilgisayar kullanımı sırasında, ideal duruşunuzu korumak için gerektiğinde harici klavye ve fare kullanmak bu durumu önleyebilir.
  4. Bilgisayar kullanımı için ideal uzaklığınızı belirleyin: Monitörün gövdenizin bir kol uzaklığında ve monitör üst hizasının göz seviyenizde olması idealdir.
  5. Sandalye seçimine dikkat edin: Sandalye veya koltuk bilgisayar başı çalışmanın sağlıklı olabilmesi için en önemli unsurlardandır. Sandalye seçimi yapılırken sırt desteği olmasına, oturma yeri ile ayarlanabilir sırt desteği arasında 95–105 derecelik bir açı bulunmasına dikkat edilmelidir. Gerek oturma yeri gerekse sırt bölgesi oturma pozisyonunuzu destekleyecek şekilde olmalıdır. Koltuğun kol destekleri olmalı, bunlar gerekirse çıkarıp takılabilir ve yüksekliği ayarlanabilir biçimde seçilmelidir. Oturma yerinin yumuşak minderli olmasına özen gösterilmelidir. Ayrıca oturma yeri ileri-geri ayarlanabilir ve kendi ekseninde dönebilir olmalıdır.
  6. Ayaklarınızı destekleyin: Dizleriniz ve ayak bileğinizde oluşan gerginliği azaltmak için, ayaklarınızı omuz genişliğinde açık ve engebesi az veya düz bir zeminde konumlandırın

Doğru açıyı bulun

  1. Bacağınızın alt kısmı dizden 90–110 derecelik açıyla yerleştirilmiş olmalıdır. Diğer bir önemli konu olan sandalye yüksekliği ise ayarlanabilir tercih edilmelidir.
  2. Uzun süre bacak bacak üstüne atmayın: Uzun süre bacak bacak üstüne atarak oturduğunuzda dizin arkasında bulunan ve bacakların alt kısmı ile ayaklarda hissi sağlayan bacak siniri olan peroneal sinir üzerine baskı uygulanabilir, kan dolaşımı olumsuz etkilenebilir. Ayrıca, bu oturma pozisyonu, kambur duruşa sebep olur.
  3. Molalar verin: Çalışma esnasında her 45 dakikada en az bir kez yerinizden kalkın ve hareket edin, bir kaç germe ve omurga, kol bacak esnetme hareketi yapın. Böylece omurga üzerindeki baskıyı azaltmış ve dolaşımı hızlandırmış olacaksınız.
  4. Vücudunuzu esnetin: Çalışma esnasında belirli aralıklarla, önünüzdeki dosya ve işleri bir kenara bırakıp vücudunuzu esnetin. Böylece doğru duruşunuzu koruyarak günün geri kalanını daha sağlıklı geçirirsiniz.
  5. Telefonu doğru kullanın: Aynı anda birçok işi birden yaparken, telefonu omuz ve kulak arasında tutmak içgüdüsel bir harekettir. Bu davranış omurga sağlığını olumsuz etkiler. Boyun sırt ağrısı sebebi olabilir. Konuşmalarınız için bir kulaklık veya hoparlör kullanın.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

web tasarım
seo
diyetisyen