Sosyal Medya

Diyet ve Kilo Verme

Doğru Sandığımız Diyet Efsaneleri

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Kilo problemi yaşayan kişilerin sayısındaki artış, şok diyet listelerini gündeme getiriyor. Bazen ölümcül olabilen diyet hatalarına kanmamak için kulaktan dolma bilgilere inanmayın.

Yapılan diyetlerin başarısız olmasının en önemli sebebi, diyete başlamaktır.Diyete başlanmaz, diyet bir yaşam şeklidir ve hayata adapte edildiğinde kilo probleminizin olamayacağı anlamına gelir. Sağlık beslenmeyi öğrenir ve hayat tarzınız haline getirirseniz, size kilo aldıran pek çok şeyden uzak kalmış olursunuz.
Kilo problemi yaşayan insanların sayısındaki feci artış, şok diyet listelerinin gündemde kalmasına sebep oluyor. Doğru sandığımız diyet listeleri ne kadar doğru?

Özellikle bilgi kirliliğinin had safhada olduğu internet ortamı, büyük bölümü bilimsel temele dayanmayan listelerle dolu. Uzun süre bir yemek listesine devam edemeyeceğini düşünenler, temel noktalara temas ettiğine inandıkları davranışları benimsiyor. Bin 500 kişi üzerinde yapılan araştırma, toplumda diyet efsanelerine inancın son derece yüksek, kilo verme ve sağlıklı beslenme ile ilgili hatalı bilgilerin de yaygın olduğunu ortaya koydu.

Yağlı yemek kilo aldırır mı?

Son yıllarda yapılan araştırmalar, bunun doğru olmadığını gösteriyor. Az miktarda yağ tüketmek, aslında tokluk sinyallerini harekete geçirerek daha çabuk tok hissetmenize yardımcı olur ve böylece daha az yemenize neden olur. Ayrıca doğru yağları tüketmek, sağlıklı vitaminlerin emilimine yardımcı olur. Diyetinize dahil edeceğiniz yağın özellikleri de önemli. Tercihiniz, çoklu doymamış yağlardan yana olmalı. Kanola, aspir yağı bu yağlara iyi birer örnektir. Ayrıca balık, kril, deniz ürünleri, su yosunları, keten tohumu ve/veya ceviz ve hem tekli doymamış yağ, hem de omega-3 yağ asitleri içeren zeytinyağı gibi omega-3 kaynağı yağlar sağlıklı seçimlerdir.

Akşam 7’den sonra yemek yememek mi gerekir?

Yedikleriniz kol saati kullanmaz! Yemeği durdurmanın vakti, yatış zamanınıza göre planlanmalıdır. Yatağa girmeden iki saat önce yemek yemeyi kesmek yeterlidir. Tabii akşam yemeklerinin mutlaka hafif geçirilmesi gerektiğini de unutmayın.

Az ve sık yemek kilo verdirir mi?

En sık duyulan diyet hurafelerinden biri de budur. Son yıllarda yapılan araştırmalar, az ve sık yemenin metabolizmayı yavaşlattığını gösterdi.
Ayrıca bu tip beslenmede gün sonunda alınan toplam kalori miktarı, üç ana öğünle alınandan daha fazladır.

Kilo vermek kadınlar için daha zordur

Erkekler daha fazla kas kütlesine sahiptir ve daha az hormonal değişime uğrarlar. Bu da,ilk birkaç kiloyu vermeyi kolaylaştırır. Ancak, araştırmalara göre; zaman içinde kilo verme, sağlıklı bir diyet ve egzersiz rutinine sadık kaldıkça kadınerkek arasındaki oran eşitlenir.

KURUYEMİŞİ TERCİH EDİN

Kalori, her gıdada aynı değerde midir?

Herhangi bir yemeğin kalorisinden bahsederken, diğer alternatiflerinde bulunanla aynı şeyden bahsettiğimizi düşünürüz. Oysa her kalori aynı değildir. Bazı kaloriler daha hızlı doymanıza neden olur ve böylece iştahınız birden gider. Diğer kaloriler daha az doyurucudur ve iştahınız devam eder.
İlk türdeki kalorileri almak istiyorsanız, tereyağı ve yağlı etlerde bulunan az doyurucu doymuş yağları, avokado ve kuruyemişlerde bulunan doyurucu çoklu doymamış yağlarla değiştirin.

Zayıflama hapları hızlı kilo verdirir mi?

Son yıllarda ortaya çıkan en tehlikeli diyet trendi bu tür haplardır. Birçoğuna internet üzerinden kolayca ulaşmak mümkün. Ancak bunun gerçek olması için mucize gerekir.
Şöyle düşünün, obezite son yılların en büyük belası. Böyle bir hap ya da içerik doğru olsaydı, piyasa avcıları tarafından ele alınır ve bir süre sonra reçete edilir hale gelirdi. Oysa bu tip haplar genelde kulaktan dolma ‘kullanıcı’ tavsiyeleri ile gündeme geliyor.

ÖĞÜN ATLAMAK EN BÜYÜK HATA

Az yersem zayıflarım

Öğün atlamak, diyetteyken yapacağınız en önemli hatalardan biridir. Bu, metabolizmanızın yavaşlamasına sebep olur ve bedeniniz, açlık tehlikesiyle karşı karşıyaolduğunu düşündüğünden alarm durumuna geçerek kendini korumaya alır. İnsanbedeninin üç-beş haftalık kıtlığa dayanmasının mümkün olduğunu unutmayın.

Light ürünler tercih edilmeli mi?

Son yıllarda yapılan araştırmalara göre, yağı tamamen alınan süt ve süt ürünlerinde şeker oranı artıyor. Light ürünler yerine az ya da yarım yağlı olanlarını tercih edin.

BOL SU İÇMEK ZAYIFLATIR

Evet, bol miktarda su içmek zayıflamaya yardımcıdır, hatta faydalıdır. Ancak tek başına yeterli değildir. Su ile ilgili duyulan bir başka yanlış ise sabah kalkar kalkmaz ılık su içmekle ilgidir. Sıcak su zayıflamanızı kolaylaştırmaz! Aksine soğuk ya da serin su içmelisiniz. Soğuk ya da serin su içtiğinizde bedeniniz onu kendi ısısına çıkarmak için enerji sarf eder. Bu, hem metabolizmanızı hızlandırır, hem de ekstra kalori harcamanızı sağlar.

EGZERSİZİ AÇ KARNINA MI YAPMAK GEREKİR?

Son yıllarda yapılan karşılaştırmalı bir araştırma, aynı egzersizi aç veya tokken yapmak arasında yakılan kalori miktarı bakımından bir fark olmadığını gösterdi. Bu çalışma, aynı kaloriyi yakıyor olmanın yanında açken egzersiz yapmanın, kas kaybetmeye sebep olabildiğini de göstererek sonlandı. Yani aç karnına egzersiz yaptığınızda, kas kaybetmeye daha yatkın oluyorsunuz. Oysa tok karnına egzersiz yaptığınızda kas değil yağ yakarsınız. Egzersiz yapmadan 30 dakika önce, tercihen yoğurt veya protein karışımı tüketerek vücudunuzun besin öğelerini egzersiziniz için hazır hale getirmesini sağlayabilirsiniz.

Yanlış diyet uygulamasının sağlığımıza olumsuz etkilerinden bahsettiğimiz bir başka yazımızı buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Beslenme

Ramazanda Su Tüketimi

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Ramazanda Su Tüketimi

Ramazanda su alabileceğiniz zaman kısıtlı olsa da tüketilen toplam sıvının zamana yayılması gerekir. Ayrıca uzun boylu ve aşırı kiloluysanız, normale oranla daha da çok su tüketmelisiniz.

Zararlı toksinlerden bedeni arındırmak için yapılan detoks uygulamaları yüzyıllardır çeşitli sebeplerle tavsiye edilmektedir. Hipokrat, daha sağlıklı olmak için, bugüne kadar gelmiş birçok din de ruhu temizlemek için oruç tutmayı önermiştir. Daha çok dini değerler ile ilişkili olmakla beraber günümüzde dini sebeplerden bağımsız olarak da oruç tutanların sayısı giderek artmaktadır. Şeker, yani glikoz, bedenimizin temel yakıtıdır. Aynızamanda beyin fonksiyonları açısından da gereklidir. Dört-sekiz saat süreyle bedenimiz için gerekli yakıtı alamadığımız oruç hallerinde vücudumuz, karaciğerde glikojen olarak depolanmış glikozu tüketmeye başlar. Glikojenin kullanılabilir yakıt haline dönüşmesine glikogenoliz adı verilir. Glikogenoliz sırasında gıdalarla alınan proteinin de bir miktarı kullanılır. Bu şekilde elde edilen yakıt 12 saat boyunca yeterli olur. Dolayısıyla sahur esnasında yediğimiz basit ve kompleks karbonhidratlar, ilk sekiz saat tok kalmanızı sağlayabilirler. Sekizinci saatin ardından sahurda alınan protein; karaciğer depolarıyla beraber uzun etkili yakıta dönüşerek 12 saat süren ilave destek sağlar. Dolayısıyla düzgün bir sahur öğünü ile sağlıklı bireyler, 18 saat süreyle herhangi bir sağlık sorunu yaşamadan oruç tutabilirler.

SON ANDA 1 LİTRE SU İÇMEYİN

Oruç tutarken su alabileceğiniz zaman kısıtlı olsa da tüketilen toplam sıvının zamana yayılması gerekmektedir. Dolayısıyla son anda ‘1 litre su içeyim, bana yeter’ demek sakıncalı olacaktır. Bu şekilde tüketilen sıvı hemen idrara dönüştürülür ve gün boyunca ihtiyacınız olacak sıvı rezervini tehlikeye sokar. Dikkat etmeniz gereken bir diğer detay ise; ne kadar uzun boylu veya kilolu iseniz, o kadar fazla oranda su içmeniz gerektiğidir.

İFTARDA 45 DAKİKA ARA VERİN

Karbonhidratlar yani nişastalı tüm gıdalar hızlı tokluğa ve erken açlığa sebep olurlar. Ramazan ayında dengeyi iyi korumak kaydı ile uzun dönem tokluk hissi oluşturan proteinden zengin beslenmek çok önemli. Süt ve süt ürünleri başta olmak üzere, et ve diğer proteinli gıdaları tüketin. İftarı; bir kase yoğurt, bir kase çorba, belki biraz süt ile geçiştirip en az 30-45 dakika ara verdikten sonra normal yemek ihtiyacınızı karşılayın. Fazla tuzlu ve baharatlı gıdalardan (reflüsü olanlar başta olmak üzere), kızartma ürünlerinden uzak durmak gerekir. Bu gıdalar, aşırı derecede susamanıza sebep olacaktır. Süt ürünleri sindirim sisteminizi rahatlatır, tok tutar ve daha az susatır. İftarda ve sahurda birer kase olmak üzere iki porsiyon yoğurt yemenizi şiddetle öneririm. Bedeninizi oruca göre programlar, ayrıca susuzluğu önler ve bağırsaklarınızın daha sağlıklı olmasını sağlar. Uzun süreli açlık; bağırsak sisteminde duraksama veya yavaşlamaya sebep olur, içindeki dışkı akımı azalan bağırsaklarda bakteri yükü artar ve bu bakteriler hastalıklara sebep olabilir. Bunu da en iyi dengeleyen gıda yoğurttur. Ramazan ayında yediğiniz tatlılar, zaten oruç tutmanız sebebiyle dengede durmakta zorlanan sistemde ani kan şekeri yükselmeleri ile hormon dengenizin de bozulmasına sebep olur. Tatlı, Ramazan ayında kilo almanıza sebep olmanın dışında bir de yorgunluk kaynağıdır.

RAMAZAN AYINI RAHAT GEÇİREBİLMEK İÇİN ÖNERİLER

Su ihtiyacının daha da arttığı bu dönemlerde halsizlik, baş dönmesi, dikkat dağınıklığı gibi etkileri önleyebilmek için iftarla sahur arasında kişiden kişiye değişen fakat ortalama 2-2.5 litre olan su ihtiyacını mutlaka karşılamak gerekir. Hafif beslenerek geçirdiğiniz iftarla sahur arasına iki ara öğün ekleyerek rahatsız olmadan oruç tutmak mümkün. Böylece normal günlerde alıştığınız dört öğün beslenme düzenini de yakalamış olursunuz. Bu durum, yavaşlayan metabolizmayı biraz daha hızlandırmanıza yardımcı olacaktır. 18 saat gibi uzun süreli bir açlık sonrası kan şekeri düşeceğinden iftar saatinde karbonhidrat ağırlıklı besinlere yönelim ve tüketilen miktarlar normalden fazla olacaktır.

İftarda bir çorbayla orucu açıp 30-45 dakika bekledikten sonra ana öğüne geçmek hem tokluk hissetmek, hem de fazla tüketimi engellemek açısından faydalı olacaktır. Sahurda tuzlu, yağlı ve unlu gıdalardan uzak durmak gün içindeki su isteğinizi azaltacaktır. Bu beslenme şekli, normal zamanlarda da uymanız gereken bir sistemi ifade eder. Sahuru kahvaltı gibi düşünebilirsiniz. Besin kalitesi yüksek yumurta, peynir, kepekli ekmek tüketmek; midede sindirimleri geç olduğundan açlık hissinizi azaltacaktır. Bu gruba bir porsiyon ölçüsünde yağlı tohumlar (fındık, ceviz, badem vb.) da ekleyebilirsiniz. Bu besinlerde tok kalmanıza yardımcı olacaktır. Özellikle sahurda bir kase yoğurt yemenizi de şiddetle tavsiye ediyorum. Yoğurt adeta mucizevi bir besindir ve faydaları hakkında kaleme aldığım yazıma arşivden ulaşabilirsiniz. Besin tüketiminin azalmasına bağlı olarak karşılaşılan kabızlık sorununu önlemek adına sahurda ve iftarla sahur arasında yapacağınız ara öğünlerde kuru meyve ya da meyve tercih edebilirsiniz. Su da bu süreçte önemli besin öğelerinden bir tanesidir. Liften zengin beslenmek, bağırsak sisteminin düzenli çalışması için son derece önemlidir. Bu sebeple sahur ve iftar öğünlerine liften zengin gıdaları eklemelisiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Beslenme

Metabolizma Hızı Arttırma ve Azaltma

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

metabolizma hızı

Metabolizma; yaşımıza, boyumuza ve genlerimize göre belirlenir. Ancak vücudun enerji kullanımını hızlandırmak için egzersiz yapmak ve doğru gıdalarla beslenmek gerekir.

Beslenme uzmanları, metabolizmamızın hızlı veya yavaş çalışmasının elimizde olmadığını söylüyor. Çünkü metabolizma; yaşımıza, boyumuza ve genlerimize göre belirlenir. Bununla birlikte, vücudun enerji kullanımını hızlandırmak için birkaç gizli yol vardır. Bunlardan biri egzersiz yapmak, diğeri de doğru gıdalarla beslenmektir. Metabolizma hızı arttırıcı ve azaltıcı besinleri sizler için derledim.

Biraz daha gayret gerekir

Henüz gençken ve vücudumuzda olup bitenler mükemmel bir düzen içinde işlerken daha kolay kilo veririz. Ancak yaşımız ilerlemeye başladığında bedenimizde olup biten birçok şey gibi metabolizmamız da yavaşlamaya başlar. Bu da çok daha zor kilo vereceğimiz anlamına gelir.Yani zayıflamak istiyorsak, eskisinden çok daha fazla çaba sarf etmemiz gerekir.Genç ve yaşlı bedenlerdeki metabolizma hızı ve işleyişini, bir labirentte gezen biri genç biri yaşlı iki kişiye benzetebiliriz.Genç bedenin dolaştığı labirent diğerine göre daha az kıvrımlı ve engelsizdir, kişi labirentin sonuna hızlıca ulaşabilir.Daha yaşlı olanın içinde bulunduğu labirent çok daha karmaşık ve engellerle doludur. Ancak şunu unutmamak gerekir; her iki kişi de labirentin sonuna ulaştığında aynı noktaya varmış olacaktır.Yani yaşınız ilerledi diye zayıflamanız imkansız hale gelmiş demek değildir.Sadece diğerlerine göre biraz daha gayret etmeniz, sizi o karışık girdaptan çıkartacak haritayı doğru okumanız gerekir.İşte metabolizmanızı hızlandıracak besinler:

Mercimek ve tatlı patates

Mercimek ve tatlı patates tüketmek metabolizmanızı hızlandırmaya yardımcı olacaktır. Lif açısından oldukça yoğun olan bu iki besinde, dirençli nişasta ince barsak tarafından sindirilemiyor. Bu da fermente olduğu geniş bağırsağın tamamına giriyor. Bu süreç, vücudun karbonhidrat yakma yeteneğini engelleyebilen yararlı yağ asitleri oluşturduğundan, depolanmış vücut yağını kullanıyor ve yakın zamanda yakıt olarak tüketiyor.
Beslenme ve Metabolizma Dergisi’nde yayınlanan bir araştırma, toplam karbonhidrat alımının sadece yüzde 5.4’ünün dirençli nişastayla değiştirilmesinin bir yemekten sonra yağ yakma oranını yüzde 20-30 oranında arttırdığını bulmuş.
Bu dirençli nişastalar, aynı zamanda besin açısından yoğun olan mercimek ve tatlı patateste fazlasıyla bulunur. Kas ve yağ hücreleriniz beslendiğinde, Ghrelin (açlık hormonu) bastırılır ve beyninize tatmin olmak için sinyal verir.

Keten tohumu ve chia tohumları

Gıdalara keten tohumu ve chia tohumları eklendiği zaman, enflamasyonu ve dengeyi azaltarak metabolizmayı hızlandırmaya yardımcı olan iyi bir omega-3 yağ asitleri kaynağı oluşturur.
İnflamasyon düşük olduğunda, kas ve eklem ağrımız azalır ve egzersiz yapma olasılığımız daha yükselir. Kan şekeri dengeli olduğunda, az istek ve yemek yeme eğiliminde oluruz. Omega-3 yağ asitleri dolgunluğa işaret eden leptin hormonuna karşı vücudumuzun direncini düşürebilir.

Hindistan cevizi yağı

Tüketici yağlar yağlı gibi görünse de, Hindistan cevizi yağının orta zincirli trigliseridleri (MCT’ler) diğer yağlardan farklı şekilde metabolize olurlar.
‘MCT’ler sindirim sisteminden karaciğere doğrudan gönderilir ve yağ olarak depolanmak yerine hemen enerji olarak kullanılır. Sabah çayına ve smoothie’ye iki çay kaşığı Hindistan cevizi yağı ekleyebilir, sebzeleri sote etmek için kullanabilir ve fırında pişmiş tatlı patatese fırça yardımıyla yağı sürebilirsiniz.

Ton balığı ve somon

Orkinos ya da somon balığı tüketerek bol miktarda protein alabilirsiniz. Yalnız protein, vücudun diğer besin maddelerinden parçalanması ve sindirilmesi daha zor olanıdır çünkü postmeal kalorili yanıkları yüzde 35 oranında artırabilir.
Protein ihtiyaçları kişiye göre farklılık gösterir, ancak günlük olarak vücut ağırlığının kilogramı başına 0.8-1 gram protein tüketilmesi kilo kaybını sağlamak için yeterlidir. Bu bağlamda, 1.5 kiloluk somon filetosu yaklaşık 40 gram protein içerir. Ton balığı ve somon metabolizmayı zenginleştiren omega-3’lerden de zengindir. Diğer büyük protein kaynakları tavsiyem ise yumurta, yoğurt, süzme peynir, fındık ve fasulye.

Akasya tozu

Akasya tozu, akasya ağacının kabuğunda bulunan bir toz. Yapılan araştırmalar, zayıflamanın en önemli yardımcılarından olduğunu gösteriyor. Akasya tozunu, baharatlar gibi yemeklerinizinüzerine serperek tüketebilirsiniz. Ancak bu tozu kullandığınız öğünlerde bol su tüketmeniz gerekiyor. Su, tozun etkisini artıran en önemli unsur.
Tükettiğiniz besinlerle metabolizmanızı hızlandırabileceğiniz gibi bazı besinleri tercih ederek bu hızı tam tersi yavaşlatabilirsiniz. İşte metabolizmayı yavaşlatan besinler…

Beyaz un

Beyaz un, buğday tohumlarının tümünün elyaf ve antioksidanlar gibi en iyi özelliklere sahip olduğu işlenmiş buğdaydır. Sonuç olarak, daha iyi bir tat ve dokuya sahip olabilir ancak besin değeri olarak inanılmaz düşüktür. Çünkü beyaz unun sindirimi yavaşlatan lifi yoktur.

Omega-6 yağ asitleri

Omega-6 yağ asitleri; tereyağı, tavuk, kurabiyeler gibi gıdalarda bulunur ve metabolizmayı yavaşlatmaktan sorumlu olabilir. Omega-6 yağ asitlerinin, insülin direncini artırdığı da görüldü.

Konvansiyonel elmalar

Elma giren eve doktor girmez diye bilinir. Doğrudur da. Yalnız Çevresel Sağlık Perspektifleri’nde yayınlanan bir araştırma, meyve ve sebzelerde kullanılan belirli bir fungisit çeşidinin farelerde kilo alımına neden olduğunu ve araştırmacılar, bunun insanlar için de geçerli olduğunu öne sürüyor. Dolayısıyla, sağlıklı bir meyve yediğinizi düşündüğünüzde, gerçek şu ki kilo kaybını azaltabilir. Yalnız organik olmayan konvansiyonel elmaları tüketirken dikkat edin ve bütün meyveleri ve sebzeleri tüketmeden önce iyice yıkadığınızdan emin olun. Hatta dış kabuğun daha parlak görünmesi için yapılan mumlama gibi bazı gıda hileleri durumlarında kabuğunu soymanızı bile tavsiye edebilirim.

Yüksek fruktozlu mısır şurubu

Yüksek fruktozlu mısır şurubunun uzak durmanız gereken bir bileşen olduğundan geçmiş yazılarımda bahsetmiştim. Bu şurubun bilerek veye bilmeyerek tüketilmesi aslında diyabet, kalp rahatsızlığı ve inme için bir dizi risk faktörü olan ‘metabolik sendrom’ olarak adlandırılan bir durumun oluşmasına neden olabilir. Birçok işlenmiş gıdada ve alkolsüz içeceklerde bulunan bu tatlandırıcı, ucuz ve sağlığınız için oldukça zararlıdır. Diğer şekerle aynı miktarda tüketilen fruktozun metabolizma üzerinde daha zararlı etkileri olduğu çalışmalarda görüldü. Amerikan Klinik Beslenme Dergisi’ndeki bir çalışmada yüksek fruktozlu mısır şurubunun, metabolizma üzerindeki olumsuz etkilerinin obeziteye yol açabileceği bulundu.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku...

Bağımlılık

Şeker Bağımlılığına Karşı Meyve Tüketin

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Abur cuburlara eklenen şeker ve tuz; onları lezzetli yaparken, sizin sağlığınızı olumsuz etkiliyor.

Şeker bağımlılığına karşı şekerli ve asitli içecekler yerine taze meyve tüketmeyi alışkanlık haline getirin!

Yapılan araştırmalar, tuz, şeker ve yağın bağımlılık yaptığı tezini doğruluyor.Her geçen gün artan obezite probleminin temel kaynağının da bu bağımlılık olduğu düşünülüyor. Bir türlü başlanamayan ya da ertesi gün terk edilen diyetler için artık bir bahanemiz daha var. Özellikle abur cubur ve fast food tabir edilen yiyecek gruplarına duyulan bağımlılık düzeyindeki arzunun sebebinin, bu tip gıdaların işlenmiş ve bitkisel yağ bazlı olduğu biliniyor.
Amerika’nın önde gelen gazetelerinden olan New York Times’da yayınlanan bir araştırma sonucuna göre; bu tip gıdalarda bağımlılık oluşturan maddeler, tuz, şeker ve yağ! Abur cuburlara eklenen tuzun, ucuz tat verici olması, raf ömrünü uzatması ve kraker gibi gıdaları çıtır çıtır yapması onu vazgeçilmez kılan en önemli özelliği.
Üstelik tuzun tadını artırmak için üreticiler normal sofra tuzu yerine geniş yüzeyli, büyük taneli kosher tuzu kullanıyor.
Çünkü kosher tuzu dilinizde daha çabuk çözülerek ağzınızda bir aroma patlamasına neden oluyor. Yüksek tansiyon ve benzer birçok hastalığın temelinde gereğinden fazla tuz tüketmek olduğunu düşündüğünüzde, abur cuburların dolaylı yoldan ömrünüzü kısalttığını söyleyebiliriz.

BEDENİNİZİ ALTÜST EDİYOR!

Şeker, son yıllarda insan sağlığının en büyük düşmanı olarak ilan edilen yegane gıda maddesi. Hakkında yapılan araştırmaların sayısı arttıkça şekerin nasıl bir katil olduğu gerçeği gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. İnsanoğlunun yaradılışında tanımlanmamış olan şeker, bedenimizin sahip olduğu tüm sistemi altüst ediyor.
Fakat bunu bile bile tatlı tattan vazgeçemiyoruz.
New York Times’ın haberinin devamında ‘bliss point’ yani haz noktasından bahsediliyor. Bu eşik, tüketicilerin yerken en mutlu olacakları şeker miktarını tanımlıyor.
Oldukça yüklü şeker miktarı anlamına gelen bu noktaya ulaşmak, dolayısıyla daha fazla ürün satmak; üreticileri daha fazla şeker kullanmaya itiyor.
Şeker yediğimizde beynimiz haz duymamıza neden olan dopamin adlı hormonu salgılar. Bunun neticesinde daha çok şeker yemek isteriz. Yapılan araştırmalar, eroin, morfin ve şekerin insan beyninde aynı reseptörleri harekete geçirdiğini gösteriyor.
Şeker tüketmenin tek zararı kilo almak değildir.
Yapılan son araştırmalar şekerin; böbrek hasarı, kalp hastalığı ve hatta kanser riskinizi artırarak en çok korktuğunuz hastalıklarla bağlantılı olduğunu gösterdi.
Şeker bağımlılığından kurtulmak için neler yapabilirsiniz?

KROM POLİNİKOTİNAT

Krom polinikotinat, niasine bağlı kromdur (Vitamin B3). Krom, insülinin kandaki glukozu düzenlemesinde önemli bir rol oynar ve enerji üretiminde görev alır.
Krom polinikotinat, kan şekeri fırlamasını ve birden düşmesini önler. Günde bir kere herhangi bir öğünden önce 200 mikrogram alarak tatlı krizlerini önleyebilirsiniz.

VAZGEÇEMİYORSANIZ AZALTIN

Meyve şekerinden faydalanın derken kast ettiğim, meyvenin kendisidir, meyve suyu değil. Bir bardak meyve suyu elde etmek için en az üç-dört meyve kullanmak gerekir oysa dilimleyerek yediğinizde, en fazla iki adet yiyebilirsiniz. Aynı tatmine ulaşır ancak daha az meyve şekeri alırsınız. Son yıllarda özellikle hazır meyve sularının insan sağlığı açısından ne gibi zararları olduğunu anlatan araştırmalar yayınlanmaya başlandı. Eğer meyve sularından vazgeçemiyorsanız tüketiminizi yarılayın ve kalan kısma maden suyu eklemeyi deneyin. Tükettiğiniz şekerli içecek miktarını azaltmaya devam ettiğinizde onları özlemeyeceğinizi göreceksiniz.

TARİFLERİNİZDEN ŞEKERİ ÇIKARIN

Çok sevdiğiniz bazı tarifler vardır ki vazgeçemezsiniz. Bu gibi durumlarda tarifte kullandığınız malzemeleri alternatifleriyle değiştirmeyi deneyin. Şeker yerine, sağlığa faydaları saymakla bitmeyen hurma şurubu (doğal hurma şurubunu hazır halde bulabilirsiniz) ve bal, tariflerinizden çıkardığınız şekere alternatiftir.

TAZE MEYVE TÜKETİN

Meyvede doğal şeker bulunur. Kurutulmuş ya da taze meyve tüketerek tat alıcılarınızı tatlı yediğinize ikna edebilir, daha doğrusu kandırabilirsiniz. Canınız şeker istediğinde pasta ya da şekerlemedense meyve yemeye çalışın. Şeker ilave etmeden hazırlayabileceğiniz marmelat ya da meyve suları da tatlı krizlerinde imdadınıza yetişebilir.
Tehlikeli üçlünün sonuncusu olan yağ, birbirinden farklı birçok çeşide sahiptir.
Yağ insan bedenine girdiğinden şekere oranla iki kat fazla enerji sağlar. İlave edildiği gıdanın raf ömrünü uzatır; ki bu durum üreticiler için daha fazla kazanç anlamına gelir. Günümüz şartlarında üreticiler için önceliğin insan sağlığından çok kar hanesindeki sıfır adedi olduğunu düşünecek olursak, hazır gıdalarda maksimum yağ ilavesi olduğunu fark edebiliriz.

EN FAZLA KİLOYU CİPS ALDIRIYOR!

En çok kilo aldıran atıştırmalık hangisidir diye sorsak bir çoğunuz patates cipsi diyecektir ki doğru cevap da budur. Peki neden? Çünkü patates cipsinde bağımlılık oluşturmaya yetecek miktarda tuz, şeker ve yağ vardır. Dahası, bu tip cipslerin kızartma işlemine maruz bırakılması. Sahip olduğu kalorinin büyük bölümü bu esnada yükleniyor.
Siz cipsi yer yemez patatesteki basit karbonhidratlar vücutta anında şekere dönüştürülüyor ve bahsettiğimiz karşı konulamaz haz noktasına ulaşılıyor. Sonra şeker hızla kana karışıyor ve bu da kan şekerinizin fırlamasına neden oluyor.
Adeta hipnoz altındaymışçasına yaptığımız alışverişlerin tek sorumlusu nefsimiz değil. Üreticiler, bizi almaya zorlayacak tetikleyicilerin de son derece farkındalar ve adeta beynimizle oynuyorlar.
Yapılan araştırmalar, beyaz pudranın kokain bağımlılarını tetiklediğini söylüyor.
Tüketim tercihlerinde tetiklenme yaşanabildiğini fark eden üreticiler, reklam koku ve yiyecek görsellerini bilinçli bir şekilde kullanarak bizi almaya yönlendiriyor.
Amerikalı bilim adamları, bilinçaltımızla oynanan bu oyunu: yağ ve şeker oranı yüksek yiyecekler tüketmenin vücutta morfin gibi etki gösteren opioid kimyasalı salınımını artırmasıyla ve beynin eroin-morfin bağımlılığı reseptörlerini bloke eden ilaçların, şeker ve yüksek yağ içeren gıdalara karşı koyamama durumunu da bloke etmesiyle izah ediyor.

ETİKETLERİ OKUYUN

Yani bir kokain bağımlısına kokain çeken birinin videosunu izletmekle, karnı aç birine hamburger görseli izletmek aynı etkiye sahip.
Sizi bağımlı hale getiren dış güçlere karşı tek silahınız, aklınız. Market raflarının arasında dolaşırken, eliniz ve market arabanızın arasına aklınızı koyun.
Böylece aldığınız birçok ürünü aynen geri bırakacaksınız. Etiket okumayı öğrenmek de mutlaka yapmanız gerekenler arasında yer alıyor. Sürekli olarak, daha düşük sodyum, daha az şeker ve daha az yağ içeren ürünlere yönelin. Doğal, bitkisel yiyecekler seçmeye özen gösterin.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.