Sosyal Medya

Göze Çarpanlar

Doğru Bildiğimiz Sağlık Hurafeleri

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,
sağlık hurafeleri

Yıllardır sağlık hakkında kulaktan kulağa dolaşan “Islak saçlarla dışarı çıkma, hasta olursun.” veya “Yemek yedikten hemen sonra yüzmek boğulmaya sebep olur” gibi bilgiler var. Bunlar ne kadar doğru? Bu yazımızın konusu, doğru bildiğimiz sağlık hurafeleri.

Sağlığı internet üzerinden araştırmanın kafa karıştırıcı olabildiğinden geçtiğimiz günlerde bahsetmiştik. Bir de yaşadığımız toplumda yaygın olan geçmişten gelen kulaktan dolma yanlış bilgilerle gerçek sağlık bilgisine ulaşmak her zamankinden daha da zorlaşıyor. Bu bilgilerin kökeni her ne olursa olsun, sizin zaman ve enerji kaybetmenize neden olup gerçekten edinmeniz gereken sağlık alışkanlıklarından uzaklaştırabilir. Günlük hayatta hem kendimiz, hem de sevdiklerimizin sağlığı için başvurduğumuz ama aslında yanlış olan, hatta bazen de zarar veren davranışları maalesef zaman zaman hepimiz uyguluyoruz. Kulaktan kulağa yayılan yanlış bilgilere inanmamanız için bilimsel gerçekleri sizler için derledim…

 Islak saçlarla dışarı çıkmak hasta olmamıza neden olur mu?

Islak saçla dışarı çıkmanız, grip veya nezle gibi hastalıklara yakalanmanıza doğrudan neden değildir. Sadece, ıslak saçla dışarı çıkarsanız üşütme riskinizi artırmış olursunuz. Gribin asıl nedeni sık sık söylediğimiz gibi; virüstür. Yani ıslak saçla dışarı çıkmak sanıldığının aksine hastalığa neden olmaz. Yalnız çalışmalar, saçlarınızın ıslak ve nemli olmasının burnunuzu çekmenize neden olabileceğini gösteriyor. Dikkatli olmakta fayda var.

BOĞULMAYA NEDEN OLMAZ

 Yemekten sonra yüzmek zararlı mı?

Dolu bir mideyle yüzmenin, kramplara ve daha sonra kişinin boğulmasına neden olabileceği fikri, aslında tam olarak bir sağlık efsanesidir. Yüzmeden kısa bir süre önce yemek yemek, fizyolojik olarak herhangi bir sağlık sorununa yol açmayacaktır ve bu ikisi arasındaki bağlantıyı gösteren herhangi bir rapor ya da çalışma yapılmamıştır.

 Aç karnına egzersiz yapmak daha fazla yağ yakmamızı sağlar mı?

Bu durum kısmen doğru ama ekstra bir yağ yakma mucizesi de beklememek gerekir. Egzersiz yaparken vücudunuz hem kalori, hem de karbonhidrat yakar. Çalışmalar, aç karnına egzersiz yapmanın, daha fazla karbonhidrat kalorisi olmaması nedeniyle sadece birkaç kalori yakabileceğini ancak genel olarak kalorinin yakıldığı oranın aynı olduğunu gösteriyor.

 Gebelikte saç boyatılmaz mı?

2005 yılında yapılan bir araştırma, nevroblast tümör (hamilelikte saç boyatmanın sebep olduğu düşünülen kanser türü) ile doğan bebeklerin anneleri üzerinde yapılmış. Anneleri psikolojik etki altında bırakmamak için gebelikleri boyunca saçlarını boyatıp boyatmadıkları sorusu, onlarca farklı sorunun arasına yerleştirilerek sorulmuş. Aynı sorular nevroblast tümör taşımayan bebeklerin annelerine de yönlendirilmiş ve sonuçlar değerlendirilmiş. Her iki grupta da hamileyken saçlarını boyattığını söyleyen annelerin sayısı birbirine çok yakın bulunmuş. Bu durum, hamileyken saç boyatmanın nevroblast tümör ile doğrudan bir bağının olmadığını ispatlar nitelikte görülmüş ve yapılan bu çalışma referans alınmaya başlanmış. Hamileliğinizde saçlarınızı boyatacak olursanız, doktorunuza muhakkak danışmalısınız.

 

 Rujlar, kansere neden olabilecek kurşun içerir mi?

Araştırmalara göre, 10 farklı ruj markasının FDA analizinde çok düşük kurşun düzeyleri tespit edildi. Dolayısıyla halk arasında yaygın olan bu söylentinin de aslında gerçeği çok yansıtmadığını görüyoruz.

 

 Kadınlar erkeklere göre daha mı zor kilo verir?

Erkekler daha fazla kas kütlesine sahiptir ve daha az hormonal değişime uğrarlar. Bu da, ilk birkaç kiloyu vermeyi kolaylaştırır. Ancak, araştırmalara göre; sağlıklı bir diyet ve egzersiz rutinine sadık kaldıkça kadın-erkek arasındaki kilo verme oranı zaman içinde eşitlenir.

HER GÜN 1 YUMURTA YİYEBİLİRSİNİZ

 Yumurtada çok fazla kolesterol bulunur mu?

Bir adet yumurtada 200 mg. kolesterol bulunur. Her gün bir adet yumurta tüketebilirsiniz. Yumurtanın içindeki kolesterol gıda ağırlıklı olduğu için günde iki tanesi zararlı değildir.

 Zayıflama hapları hızlı kilo verdirir mi?

Son yıllarda ortaya çıkan en tehlikeli diyet trendi, bu tür haplardır. Birçoğuna internet üzerinden kolayca ulaşmak mümkün. Ancak bunun gerçek olması için mucize gerekir. Şöyle düşünün, obezite son yılların en büyük belası. Böyle bir hap ya da içerik doğru olsaydı, piyasa avcıları tarafından ele alınır ve bir süre sonra reçete edilir hale gelirdi. Oysa bu tip haplar genelde kulaktan dolma ‘kullanıcı’ tavsiyeleri ile gündeme geliyor.

 

GÖZLERİNİ ŞAŞI YAPARSAN ÖYLE KALIR MI?

Yaramazlık yapmayı seven çocuklar, birbirlerini korkutmak için gözlerini şaşı yapıp yüzlerini şekilden şekle sokarlar. Bu esnada civarda bulunan anneler, buna gerçekten inandıklarından mı, yoksa korkarak ağlayan diğer çocuğu kurtarmaya çalıştıklarından mı bilinmez, gözlerini şaşı yapmış olan çocuğa bunu yapmaya devam ederse öyle kalacağını söylerler. Şaşılık, sık rastlanan bir rahatsızlıktır. Dünya genelinde, insanların yüzde 2-4’ünde şaşılık olduğu tespit edilmiş. Doğuştan şaşı olunabileceği gibi ilerleyen yaşlarda kapılan bir enfeksiyon ya da beynin ilgili alanında gelişen bir çeşit tümörün de şaşılık oluşumunun sebepleri arasında olduğu gösterilmiş. Gözlerdeki şaşılık ve oluşma sebepleri hakkında araştırmalar yapan bilim adamları, bilinçli olarak gözleri şaşı yapmanın kalıcı şaşılığa sebep olduğuna dair hiçbir kanıta rastlamamışlar. Ancak araştırmalar sonunda, gözleri uzun süre bu halde tutmanın, ilgili kasları germesi sebebiyle ağrı ve bulanık görmeye sebep olduğu da ispatlanmış. Görme yeteneğinin verildiği bu organ, birbiriyle uyum içinde çalışan üç çift kas tarafından kontrol edilir. Bu kaslardan biri gözü sağa ve sola, ikincisi yukarı ve aşağı, üçüncüsü ise çapraz konuma getirme görevi görür. Gözleri şaşı yapmanın öyle kalacağına sebep olmasına inanmak, kolumuzu kaslarımız yardımıyla herhangi bir konuma getirdiğimizde öyle kalacağına inanmak kadar abestir.

KARANLIKTA KİTAP OKUMAK GÖZLERİ BOZAR MI?

Loş ortamlarda bir şeyler okumanın göz üzerindeki etkilerini araştıran bilim adamları, çeşitli sonuçlar elde etmişler. Bu araştırmalar neticesinde, karanlık sayılabilecek ortamlarda bir şeyler okumanın; daha fazla odaklanmaya, doğal olarak tekrarladığımız göz kırpma hareketinde fark edilir bir azalmaya, gözlerde kuruluk hissine ve uzun süre gözleri kısmaya sebep olduğu tespit edilmiş. Bu etkilerin kalıcı hale gelmesi yaşam kalitesinde düşmeye sebep olabilir. Bu etkilerin devamlılığını araştıran bilim adamları, tekrar ışıklı bir ortama geçildiğinde bu şikayetlerin ortadan kalktığını tespit etmiş.

Saç bakımı ile ilgili hurafeleri yazdığımız yazıyı okumak için buraya tıklayabilirsiniz. Göz sağlığı ile ilgili hurafeler için ise buraya tıklayabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilinçli hasta

Su içmemenin Zararları

Yayınlanma:

,

su içmemenin zararları

Bazen çalışma temposundan, bazen susuzluk hissetmemekten, bazen ise çeşitli farklı sebeplerden dolayı günü bir bardak su bile içmeden tamamladığımız olabiliyor. Suyun hayati öneminin farkında olmamıza rağmen, susamadığımız sürece su içmiyoruz. Peki bu ne kadar doğru? Yeterli miktarda su tüketmemek, sağlığımıza kendi ellerimizle zarar vermek demektir. Bu yüzden su içmek için susamayı beklememek lazım. Bu yazımızda su içmenin önemi ve su içmemenin zararları hakkında konuşacağız.

Acıbadem Bakırköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayça Güleryüz, vücudumuzun yaklaşık yüzde 60’ının sudan oluştuğunu, tüm hücrelerin ve organların düzgün çalışabilmeleri için suya ihtiyaç duyduklarını belirterek “Her gün vücut, terlemeyle, idrarla ve hatta nefes alırken bile su kaybeder. Yaşamsal faaliyetlerin devam edebilmesi için kaybedilen suyun yerine konması gerekir. Vücudun su ihtiyacı kişinin kilosuna, aktivite durumuna göre değişiklik gösterirken, kilo başına su tüketiminin 30-40 ml olması gerekir. Hiç tüketilmemesi ise ölümcül sonuçlar doğurabilir” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayça Güleryüz, ihtiyacımızdan az su içtiğimizde sağlığımızı bekleyen tehlikeleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Tansiyonu yükseltiyor

Kanın yüzde 90’ı sudan oluşuyor. Kan hacmi ve kan basıncı su tüketiminden doğrudan etkilendiğinden, yeterli su tüketimi olmaması durumunda kan basıncı dengesi ayarlanamıyor, tansiyonda yükselişe neden olabiliyor.

Konsantrasyonu azaltıyor

Beynin yüzde 75’i sudan oluşuyor. Hafif seviyelerde susuzluk duygu durum ve bilişsel işlevlerde bozulmalara neden olabiliyor. Susuzluk sonucu konsantrasyon azalırken, kısa süreli hafıza gibi bilişsel işlevin performansı önemli ölçüde düşüyor. El-göz motor koordinasyonu bozulabildiğinden, hassas veya detaylı işlerin yapılması zorlaşıyor, güvenlik zafiyeti oluşabiliyor.

Mide- bağırsağı bozuyor

Bağırsağın düzgün çalışması için suya ihtiyacı var. Az su tüketimi olursa, sindirim sorunları ve kabızlık bir sorun haline gelebilir. Su tüketiminin yetersiz olması mide ekşimesini daha yaygın hale getiren ve mide ülserlerinin gelişimini teşvik edebilecek aşırı derecede asidik bir mideye neden olabiliyor.

Kas kramplarına yol açıyor

Terleme, vücut için önemli bir soğutma mekanizması. Cildin soğumasına yardımcı oluyor. Öte yandan ter attıkça tuz ve bazı mineralleri de kaybediyoruz. Ter kayıpları sıvı alımıyla telafi edilmezse, vücut ısısının düzenlenmesi sağlanamıyor, ayrıca kaslara giden kan basıncı azalıp, kas krampları ve kas kasılmaları gözlemlenebiliyor.

Astım ve alerjiyi tetikliyor

Su tüketimi azaldığında, hava yolları su kaybını en aza indirgemek için vücut tarafından kısıtlanıyor, böylece potansiyel olarak astım ve alerjiler daha da kötüleşebiliyor. Vücudumuzdaki mikropların kısa sürede dışarı atılabilmesi için de yeterli su tüketimi önemli. Özellikle yüksek ateş ve ishal gibi durumlarda su tüketimi hayati öneme sahip.

Baş ağrısına yol açabiliyor

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayça Güleryüz “Susuzluk baş ağrısına da yol açabilirken, bazı gözlemsel çalışmalar susuzluğun migren sürelerini uzatabileceğini söylüyor. Birçoğumuz gün içerisine baş ağrısı yaşarız. Bunun nedenini stres, yorgunluk, uykusuzluk veya hastalık gibi nedenlere bağlarız. Ancak gün içerisinde sıklıkla baş ağrısı çekiyorsanız ve dinmeyen baş ağrıları migrene dönüşüyorsa bunun en temel nedeni su içmemeniz olabilir” diyor.

Böbrek yetmezliğine götürebiliyor

Böbrekler atıkların kan dolaşımından filtrasyonu ve idrar yolu ile atılım için suya ihtiyaç duyuyor. Böbrekler vücudumuzda her gün oluşan zararlı atık maddeleri (üre, kreatinin, ürik asit gibi) su ile seyreltip atıyorlar. Günlük ihtiyacından daha az sıvı alan insanlarda idrar akımı yavaşlayacağı için kolayca idrar yolu iltihapları ve taşları oluşabiliyor. Yetersiz su tüketimi uzun vadede böbrek yetmezliğine de yol açabiliyor.

Ciltte kırışıklıklara sebep oluyor

Cildimizin yaklaşık yüzde 30’u sudan oluşuyor. Su, cilt nemini korumak ve cilt hücrelerine gerekli besin maddelerini vermek için gerekli. Cilt dokusunu yeniliyor, esnekliğini artırıyor. Bu da, kırışıklıklar ve ince çizgiler gibi yaşlanmanın belirtilerinin görünümünü geciktirmeye yardımcı oluyor. Az su tüketildiğinde ise; cilt bozuklukları ve kırışıklıklarla daha erken karşılaşılıyor.

Eklem ağrılarına yol açıyor

Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayça Güleryüz “Eklemlerde ve omurganın disklerinde bulunan kıkırdak, yaklaşık yüzde 80 oranında su içerir. Su tüketimi yeterli olduğunda kıkırdaklar daha iyi iş görür ve iyi yağlanmış omurga daha kolay hareket edebilir. Daha pürüzsüz omurgada sürtünme daha az etkilenir. Susuzluk arttığında, dejenerasyon ve hasara neden olabilir, şiddetli ağrıya yol açabilir” diyor.

Su tüketiminin öneminden bahsettiğimiz videomuzu izlemek için buraya tıklayabilirsiniz.

Devamını Oku...

Bağışıklık

Bahar Rahatsızlıkları

Yayınlanma:

,

bahar rahatsızlıkları

BAHAR HASTALIKLARINA KARŞI ETKİLİ ÖNERİLER!

Kış bitti, bahar aylarının güzel günleri önümüzde… Kış mevsiminde kendimizi kapalı mekanlara kapamamızın sonucu olarak, bahar mevsimine giriş yapmamızla beraber hepimizde kendimizi dışarı atma isteği doğdu. Baharla birlikte güneşin yeniden göz kırpması, baharın enerjisinden faydalanma isteğimizi de arttırdı. Tüm bu olumlu durumlara rağmen bahar mevsiminin bir geçiş dönemi olduğunu unutmamak lazım. Bu değişikliklere ayak uyduramadığımız zaman, bahar rahatsızlıkları olarak da tanımlayabileceğimiz mevsime özgü hastalıklar da kendini gösterebiliyor.

Acıbadem Taksim Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja “Bir geçiş dönemi olan bu zamanda değişikliklere ayak uyduramadığımızda birçok bedensel ve ruhsal problemler yaşıyoruz. Bu nedenle bahar aylarının tetiklediği hastalıklara karşı baştan önlem alarak korunmak gerekir. Dikkat edilmesine rağmen bu şikayetler devam ederse altta yatabilen nedenlere yönelik tetkik etmeyi ihmal etmemek gerekir” diyor. Dr. Edvin Murrja baharın tetiklediği 5 hastalığı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

 

BAHAR ALERJİSİ/ ALERJİK RİNİT

Bahar alerjisi yaşam kalitesini etkileyen bir hastalık. Ateş olmadan sürekli gözlerde yanma, sulanma, kaşıntı gibi şikayetler bahar alerjisini düşündürmeli. Bu şikayetler çocukların okul başarısını veya erişkinlerin gün içi performansını etkileyebiliyor. Bu durum da üst solunum yollarının fonksiyonunu etkilediğinden alerjik bünyeli kişiler diğer kişilere göre daha sık sinüzit ve kulak enfeksiyonları ile karşılaşıyor.

Korunma yolları: Bahar alerjisi olanlar için ağaç ve çiçeklerin yoğun olduğu yerlerden uzak durmak önemli. Evde halı, kilim gibi toz tutan eşyaları kaldırmak ve sık temizlik yaptırmak faydalı olabilir. Tedavi olarak alerji ilaçları veya uygun hastalarda aşı uygulanıyor. Tedaviyi ihmal etmemek, hastalığın astıma çevrilmemesi açısından çok önemli.

Bahar alerjisi karşıtı olan besinlerden bahsettiğimiz yazımızı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

BAHAR YORGUNLUĞU

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Edvin Murrja “Bahar ile birlikte halsizlik, yorgunluk, uyku hali, eklem ağrıları gibi şikayetlere sık rastlanmakta. Hormonal sistemler ve metabolizmadaki değişikliklerle birlikte kişinin ruhsal yapısı da etkilenmekte. Işık, ısı, renk gibi doğadaki değişiklikler pozitif yönde etki etmesi beklenir ancak uyum sağlanamadığında negatif etkisi kaçınılmazdır. Ancak alacağınız bazı önlemlerle bahar yorgunluğuna karşı koyabilirsiniz. Bu tedbirlere rağmen geçmez ise altta başka bir neden yatabileceği için uzmana görünmekte fayda var” diyor.

Korunma yolları: Bahar yorgunluğunu önlemek için özellikle 2-3 litre su tüketimi, yeterli vitamin, mineral ve antioksidan içeren dengeli beslenme önemli. Bu dönemde yürüyüş, koşu, yüzme gibi düzenli egzersiz yapmalı, yeterli uyku, çalışma/dinlenme aralıkları ve ısı değişimlerine dikkat edilmeli. Sigara, kafein ve alkolden kaçınmalı

ASTIM

Baharla birlikte polenler alerjik yapıdaki kişilerde hapşırık, burun akıntısı, nezle, nefes darlığı gibi şikayetlere yol açıyor.

Korunma yolları: Astımlı hastalar bahar aylarında sık atak geçirme riskiyle karşı karşıya kaldığından bu hastalarda ilaç tedavisinin yeniden düzenlenmesi gerekebiliyor. Önlem olarak sabah saatlerinde dışarıya çıkmamaya dikkat edilmeli, pencereler kapalı tutulmalı, evin havalandırılması polenlerin azaldığı geç saatlere bırakılmalı. Akşam eve dönüldüğünde kıyafetlerin değiştirilmesi ve duş alınması gerektiği unutulmamalı.

ENFEKSİYONLAR

 Kış aylarında başta grip ve soğuk algınlığı olmak üzere birçok hastalığa maruz kaldık. Baharın gelişiyle tam ‘kış griplerinden kurtulduk’ derken bu kez de havaların değişkenliği nedeniyle bağışıklık sisteminin zayıflaması sonucu diğer virüslerin yaptığı üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarına maruz kalıyoruz.

Korunma yolları: Enfeksiyonlardan korunmak için ilk yapmamız gereken sağlıklı ve dengeli beslenmek, hasta kişilerle teması önlemek. Enfeksiyonların çoğu el ve ağız yoluyla bulaştığından ellerinizi gerektiği sıklıkta sabunla yıkayın. Bulunduğunuz ortamı düzenli havalandırın. Spor ve güneş ışınlarından yararlanmak hastalıklardan korunmak için önemli unsurlar olduğundan, en azından haftada 3 gün yarım saat tempolu yürüyün. Bağışıklık sistemini en çok güçlendirenler C ve D vitamini olduğu için, C vitamin kaynağı olarak taze meyve ve sebzelerden faydalanırken D vitaminini güneş ışınları ile artırmayı ihmal etmeyin.

MİDE BAĞIRSAK HASTALIKLARI

Mide-bağırsak sistemine ait hastalıklardan özellikle gastrit ve reflü şikayetleri bahar mevsimiyle birlikte artış gösteriyor. Bu dönemde bazı virüslere bağlı ishal vakalarına da sık rastlanıyor. Stres ve beslenme değişiklikleri ile birlikte bağırsak düzensizlikleri de ortaya çıkabiliyor.

Korunma yolları: Dikkatli bir diyetle bir yandan kışın aldığınız fazla kiloları verirken, diğer yandan mide bağırsak şikayetlerini de azaltabilirsiniz. Bol su içmek, sebze meyveleri bol suyla yıkamak ve dışarıda iyi temizlendiğinden emin olmadığınız yerlerde yeşillik ve çiğ sebze tüketmemeniz önemli.

 

Devamını Oku...

Göze Çarpanlar

Tuzu Azaltmak için 9 Önemli Neden

Yayınlanma:

,

tuzu azaltmak

Tuz, hiç kuşkusuz içerdiği minareller ile yaşamsal fonksiyonlarımızı devam ettirebilmek adına önemli bir besin. Evet, tuzun fazlası zarar fakat hiç kullanmadan da olmuyor.Dünya Sağlık Örgütü’ne göre; günde ortalama 5 gram tuz (bir silme çay kaşığı) almamız vücudumuz için yeterli geliyor. Ancak yapılan araştırmalar gösteriyor ki Türkiye’de tuz tüketimi maalesef 16-18 gramı buluyor. Son  yıllarda yapılan kısıtlamalarla bu miktarın 14,8 grama düşürüldüğü belirtiliyor. Ve ihtiyaç duyulandan fazla tuz tüketimi ise sağlığımız için tehlikeler oluşturuyor. Bu yüzden tuzu azaltmak, ihtiyacımız kadarını alma seviyesine indirmek önemli.

Acıbadem Altunizade Hastanesi Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Sevgi Şahin  düşük miktarda alındığında hayatımızda önemli fonksiyonu olan tuzun, bunun tam aksine ideal miktarın üzerinde tüketildiğinde ise zehirden farksız olduğu uyarısında bulunarak, “Tuzun başta böbreklerde hasar oluşturmaktan kan basıncını yükseltmeye kadar pek zor zararı oluyor. Bu nedenle günlük tuz tüketimini kısıtlamak yaşamsal öneme sahip” diyor.

Yaygın inanışın aksine tüketilen tuzun büyük bir kısmı mutfak masasında yemeklere eklenen tuzdan değil, işlem görmüş besinlerden geliyor. Öyle ki işlenmiş besinler sodyum alımının genelde yüzde 75 gibi yüksek bir oranını oluşturuyor. Bu nedenle tuz alımını azaltmak için sofradan tuzu kaldırmanın yanı sıra işlenmiş besinlerden kaçınmak da çok önemli. Peki, pek çoğumuzun yemeklere hiç düşünmeden bolca serptiği tuz sağlığımızı nasıl etkiliyor? Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Sevgi Şahin  ideal miktarın üzerinde alınan tuzun hangi hastalıklara yol açabildiğini anlattı, önemli bilgiler verdi.

Kan basıncını yükseltiyor

Diyetteki tuz artışı kan basıncını yükseltiyor. Tuz tüketimi arttığında aynı zamanda kan basıncını düşürmek için alınması gereken tansiyon düşürücü ilacın dozu ve sıklığı da artıyor. Bunun nedeni ise tuzun tansiyon ilaçlarının etkisini azaltması. Özellikle de ACE inhibitörü ve ARB grubu tansiyon ilaçlarının etkisine direnç gelişmesine yol açıyor. Tuzla hipertansiyon arasında doza bağlı ve doğrudan bir ilişki mevcut. Tuz alımının azaltılması uzun dönemde kalp damar hastalıkları ve inme riskini azaltıyor. Örneğin, diyetle alınan tuzun 10 gramdan 5 grama düşürülmesiyle inme riski yüzde 23 ve kalp damar hastalıklarının riski de yüzde 17 oranında azalabiliyor.

Böbreklerde kalıcı hasar oluşturabiliyor

Tuzlu beslenme, sadece sistemik kan basıncını yükseltmekle kalmıyor, böbrek hücreleri içindeki basıncı da arttırıyor. Glomeruller adı verilen hücrelerin içindeki basınç artışı, böbreğin süzme membranını proteinlere daha geçirgen hale getiriyor. Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Sevgi Şahin idrarla protein atılımının artmasının da uzun dönemde böbrekte kalıcı hasar oluşturabildiğine dikkat çekiyor.

İnsülin direncini arttırabiliyor

Yüksek sodyum içeren diyet, kanda leptin düzeyini yükseltiyor. Bu hormonun artışı  karın bölgesindeki yağ hücrelerini çoğaltıyor. Karın bölgesinde yağlanma da bel çevresinin genişlemesiyle sonuçlanıyor. Bunun sonucunda insülin direnci artıyor. Düşük sodyumlu beslenme tarzı ise glukozu dokulara taşıyan transporterlerin miktarını ve yağ hücrelerinin içindeki insülin reseptörlerini düzenliyor ve insülin direnci azalıyor. Özellikle tuza duyarlı kişilerde diyette tuz kısıtlandığında, insülin direnci düşüyor.

Mide kanseri riskini yükseltiyor

Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Sevgi Şahin yüksek sodyum içeren beslenme tarzının mide mukozasında hasar oluşturduğunu belirterek sözlerine şöyle devam ediyor: “ Hasarlanan mukoza kanserojen maddelere daha hassas hale geliyor, helicobacter pylori adlı bakterinin midede daha uzun süreli olarak yerleşmesine ve hasar yapmasına yatkınlık yaratıyor. Hasarlanan mide mukozasında da kanser gelişebiliyor. Bu nedenle tuzlu gıdalar, tütsülenmiş ve salamura gıdalardan uzak durmak gerekiyor”

Kemik erimesini tetikleyebiliyor

50 yaş üstündeki her 2 kadından ve her 5 erkekten 1’i osteoporoz olarak adlandırılan kemik yoğunluğu azalması nedeniyle kemik kırıkları problemleri yaşıyor. Yüksek tuz içeren beslenme tarzı, kemiklerden kalsiyumun serbestleşmesine ve idrarla vücuttan atılmasına yol açıyor. Sonuçta kemikler zayıflıyor ve kolay kırılabilir hale geliyor. Menopoz dönemindeki kadın hastalar ve yaşlılar özellikle yüksek risk altında oluyor.

Böbrek taşına yol açabiliyor

Tuzlu beslenme idrarla kalsiyum atılımını arttırıyor. İdrarda bulunması gerekenden fazla kalsiyum atılması da böbrek taşı oluşumuna yol açabiliyor. Böbrek taşları enfeksiyon odağı oluşturarak veya idrar yolunda tıkanmaya yol açarak böbreklerde hasar gelişmesine neden olabiliyor.

Bağışıklık sistemini de etkiliyor

Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda fazla tuz alımının bakteriler ve yabancı maddelere karşı savaşan koruyucular olan ‘makrofajların’ fonksiyonunu azalttığını ortaya koyuyor. Bunun sonucunda da bağışıklık sistemimiz bakteri ve virüslere karşı zayıflıyor.

Damar hastalığına bağlı demansı hızlandırabiliyor

Damar hastalığına bağlı demans, bunamanın en sık görülen türü. Zihinsel fonksiyonların tümünü etkileyen bu tablo, beyin kan dolaşımının damar sertliği nedeniyle bozulması sonucunda gelişiyor. Tuz tüketiminin fazla olması, damar yapısını bozarak ve kan basıncını yükselterek damar hastalığına bağlı demansı hızlandırıyor.

Meniere hastalığına neden olabiliyor

Denge bozukluğu, şiddetli baş dönmesi, bulantı ve kusma ile karakterize meniere hastalığı, iç kulağın hasarlanmasıyla ilgili bir sorun. Yüksek miktarda tuz alımı vücutta su tutulmasına neden olduğu için iç kulak basıncını arttırıyor, hastalığın belirti ve bulgularını şiddetlendiriyor. Meniere hastalığının tedavisinde tuzsuz diyet son derece etkili oluyor

Tuz alımını makul sınırlara düşürebilmek için…

  • Yemek masasına tuzluk koyma alışkanlığından vazgeçin
  • Yiyecekleri baharatlarla tatlandırma alışkanlığı edinin
  • Market alışverişleri sırasında  ürünlerin sodyum içeriğine bakmayı ihmal etmeyin
  • Gıdaların üzerinde sodyum miktarı verildiyse bu rakamı 2.5 ile çarparak tuz miktarını hesaplayabilirsiniz. Örneğin ürünün 100 gramında 1.5 gram tuz veya 0.6 gram sodyum varsa “yüksek tuzlu ürün”, 0.6 gram tuz ya da 0.1 gram sodyum varsa “düşük tuzlu ürün” grubuna giriyor.
  • Turşu, ketçap, hardal, zeytin, soya sosu vb. yiyeceklerin tuz içeriği çok fazladır. Bu besinleri mümkün olduğunca az tüketin. Örneğin 1 çay kaşığı soya sosu 335mg sodyum (837.5 mg tuz), bir çay kaşığı kabartma tozu 530 mg sodyum (1.32 gram tuz) içerir içeriyor. Bu miktar günlük tuz alımının neredeyse 5’te 1‘ini oluşturuyor.
  • Tuz içeriğinin yüksek olabileceği hiç aklımıza gelmeyen enginar, ıspanak ve kerevizin 100 gramında sırasıyla 86/71/100mg sodyum bulunuyor. Bu besinleri pişirirken ekleyeceğiniz tuz miktarını azaltmayı unutmayın.
  • Salamura besinler de (zeytin, turşu, peynir gibi) sodyum alımına önemli oranda katkıda bulunuyorlar. Bu besinlerden de mümkün olduğunca kaçının.

Konuyla ilgili bir başka yazımız için aşağıdaki linke tıklatabilirsiniz.

Fazla Tuz Tüketmek Hastalık Sebebi

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve sağlık bilgilerinin eğlenceli olarak aktarılmasını amaçlamaktadır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.