Sosyal Medya

Beslenme

Doğru Beslenme Planı

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,
doğru beslenme planı

Kaloriler, sindirim sisteminizde kol saatiyle gezmezler. ‘Akşam 8’den sonra yemeyin’ gibi hurafelere kanmayın. Yatmadan iki saat önce dikkat edin. Doğru beslenme planı ile daha sağlıklı yaşayın.

Obezite, batı toplumlarında görülen bir hastalık iken artık tüm dünyada, özellikle sosyo-ekonomik gelişme gösteren ülkelerde de alarm verecek boyuta ulaşmaya başladı. Her zaman söylediğimiz bir şey var; ‘Bel ne kadar kalın, ömür o kadar kısa’. Bel kalınlığının ömrü kısaltmasındaki sebep, yol açtığı kalp ve şeker hastalığıdır. Günümüzde yapılan önemli bilimsel araştırmalara göre; aldığımız kalori ne kadar önemliyse kalorinin kaynağı ve muhteviyatı da o kadar önemli sayılmaktadır. Sonuç olarak diyet yapma arzusu içinde olanların en başta sağlıklı gıdaları beslenme planına koymalarını, daha sonra bu gıdaların içinden seçtiklerini belirli bir kalori nispetinde yemelerini tavsiye ediyoruz.

ESMER ŞEKERİN KALORİSİ YÜKSEK

  • Ambalajlanmış hazır gıdalardan uzak durulmalı, yemekler evde hazırlanmalı, porsiyon miktarına dikkat edilmeli ve gün içerisinde yeterli sıvı tüketilmelidir. Kilo vermemizi engelleyen yegane sistem; midemiz, yağ hücrelerimiz, pankreasımız ve beynimizin arasındaki iletişimi sağlayan hormonal sistemin bozulmasıdır. Bunun suçlusu ne tereyağıdır, ne hayvansal yağdır, ne de suçlanan diğer gıdalardır. Günümüz araştırmaları bunun tek suçlusunun, hazır koruyucu ve kimyasal maddeler içeren gıdalar olduğunu kanıtlamıştır. İnanın ki sadece buna ve beraberinde porsiyon miktarına dikkat edilse, insanlar adeta kilo verme makinası haline gelirler.
  • Kimyasal olarak fark olsa da basit çerçevede şeker ile beyaz ekmeğin arasında fark yoktur. Günümüzde Stevia ve Agave şurubu şekere bir alternatif olarak gösterilen bitkisel çözümlerdir. Zararlı ya da zararsız oldukları henüz yüzde 100 ispatlanmamıştır. Bunlar her ne kadar gündelik hayatımıza yeni girmiş olsa da, tarihi geçmişleri göz önünde bulundurularak şeker alternatifi olarak kullanılabileceklerini belirtmek isterim. Esmer şeker, aslında tabir edildiği gibi az işlenmiş şeker değildir. Esmer şeker, şeker pekmezi ile boyanmış beyaz şekerdir. Dolayısıyla hem faydası yoktur, hem de kalorisi yüksektir.

PEKMEZ=ŞEKERSİZ REÇEL

  • Pekmez, meyve suyunun üçüncü kaynama evresinden sonra açığa çıkan bir maddedir. Meyvelerdeki faydalı maddeleri her ne kadar konsantre halde almamıza vesile olsa da benim pekmeze karşı bakış açım, şeker katılmamış reçelden ibarettir. Meyve üçüncü kaynama evresine kadar zaten birçok faydalı özelliğini maalesef kaybeder. Sadece demir, magnezyum ve potasyum gibi elementler kalır. Pekmez, bu maddelere ihtiyaç duyulduğu durumlarda faydalıdır.
  • Hayvansal yağların bitkisel yağlara göre kalp hastalıkları ve kanserden koruduğu bilimsel bir gerçektir. Tereyağı veya katı hayvansal yağ sınıfındaki doymuş yağların elbette sağlıklı bir diyette yer alması gerekir. Fakat beslenme planınız içerisindeki yağların yüzde 15-20’sini geçmemesine özen gösterilmelidir. Her şeyin azı karar çoğu zarar olduğu gibi burada da ‘Kebap sofraları kurdurup bunları yiyin, bunlar sizi kalp hastalıklarından koruyacak’ demek, edindiğimiz bilimsel kanıtlara aykırıdır.
  • Beslenme tipi açısından karbonhidrata dokunmadan protein alımını artırmanın zayıflatacağı söylense de geçtiğimiz yıl yayınlanan kapsamlı araştırma, protein miktarı arttıkça alınan kilonun da arttığını bize gösterdi.
  • ‘Akşam 8’den sonra kilo almamak için yemeyin’ hurafesi günümüz biliminde de ne yazık ki halen alıcı buluyor. Açık ve net bir şekilde ifade etmeliyim ki, kaloriler sindirim sisteminizde kol saatiyle gezmezler. Önemli olan gece uyumadan iki saat önce hormonal sisteminizi rahatsız edecek boyutta şekerli gıdalardan kaçmanızdır.
  • ‘Az ve sık beslenmek metabolizmanızı hızlandırır’ demek de yanlıştır. Bu sadece hipoglisemi riskini önlemek adına şeker hastalarına tavsiye edilir. Bu sebeple, metabolizmamı hızlandıracağım diye az ve sık beslenenler günün sonunda daha fazla kalori almış olurlar.
  • Diyete başlamak da zayıflayacağınız garantisi vermez. Zayıflamak için yapılacak şey, tümden yaşam tarzı alışkanlıklarını modifiye etmektir. Kaloriyi ne kadar kısarsanız, yakın vadede o kadar fazla kilo verebilirsiniz. Fakat sadece kalori hesabıyla kilo verenlerin üç ile beş yıl arasında verdikleri kiloların tamamını geri aldıkları da bilimsel bir gerçektir.

TAZE SEBZE VE MEYVE TÜKETİN

  • Her gün yenmesini tavsiye edeceğim başlıca sebzeler; ıspanak, taze fasulye, bamya, enginar ve brokolidir. Ispanakta alfalipoik asit vardır ve bu sayede trigliseritleri yüzde 60 oranında düşürür. Taze fasulye; lif, protein ve mineralden oldukça zengindir. Kilo vermeye yardımcı olmaktan kolesterol düşürmeye kadar birçok alanda etkilidir. Enginar, adeta karaciğer yenileyici bir hap etkisi gösterecek kadar faydalıdır. Bamya ise karbonhidratların emilimini azaltır. Kolesterolü yüzde 10 oranında düşürür. B vitaminleri ve antioksidanlar içerir ve bir tabağı sadece 33 kaloridir.
    Brokoli; beta-karoten, C vitamini ve folik asit içeriği sayesinde mide, bağırsak ve akciğer kanserine karşı koruyucu olduğu bilinen bir sebzedir.
  • Yaban mersini, antioksidanlardan en zengin ve bu özellikte en kolay ulaşılabilecek meyvedir. Kansere, göz dibi hastalıklarına ve idrar yolu enfeksiyonlarına karşı etkilidir. Kivi, C vitamini ve potasyumdan zenginidir. Sabahları yenilen bir adet kivi, adeta bir antidepresan etkisi yapabilir ve gözünüzü kataraktan koruyabilir. Elma, lif oranı yüksek olması sebebiyle hem kilo vermeye, hem de kolesterol düşürmeye yardımcı olur. Kara üzümün, kalp hastalığından kansere kadar birçok hastalık için koruyucu olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bir avuç üzüm, bir kadeh şarap kadar rezveratrol adındaki antioksidan maddeyi içerir. Dolayısıyla diğer özelliklerinden de faydalanmak için üzümün kendisi dışında başka bir alternatife yönelmeye gerek yoktur.

Devamını Oku
Yorum Yaz

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Beslenme

Mutfak Temizliği Nasıl Yapılmalı

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

Mutfaktaki su, nem ve ısı değişiklikleri mikroorganizma üremesi için kusursuz bir ortam yaratır. Mutfağınızın devamlı düzenli olması ve tezgahların her daim siliniyor olması, ortamın temiz olduğu anlamına gelmez.

Mutfak ve banyolar, bakteri üremesi için en elverişli alanlardır. Evin diğer odalarında rastlanabilecek birçok bakteri, buralardan yayılır. Su, nem ve ısı değişiklikleri, mikroorganizma üremesi için kusursuz bir ortam yaratır. Bu yüzden mutfak temizliği, önemli bir konudur. Mutfağınızın devamlı düzenli olması ve tezgahların her daim siliniyor olması, ortamın temiz olduğu anlamına gelmez. Mikroorganizmalar gözle görülemezler. Bu sebeple onları besleyen davranışları bilmek ve önlemek, yapılabilecek en iyi şeydir. Yiyeceklerin saklanma koşulları, yemek için hazırlanma aşamaları, pişirilme tekniği ve pişmiş gıdayı saklama usulleri mutfak hijyeni için son derece önemlidir. Her bir gıda maddesi, birbirinden farklıdır ve farklı şekillerde muhafaza edilmesi gerekir. Yeşillikler, sebze, meyve, yumurta, et ve süt ürünleri; dış ortamda bulunan mikroorganizmaları üzerlerine toplarlar ve hızla üremelerine sebep olurlar.

MUTFAKTAN YAYILAN HASTALIKLAR

Mutfaktan doğan en önemli ve bilinen hastalık, besin zehirlenmesidir. Besin zehirlenmesinin en önemli sebepleri; son kullanma tarihi geçmiş gıdaları, oda sıcaklığında bekletilen yiyecekleri ve pişmiş halde üç-dört gün bekletilen yemekleri yemektir. Bu şartlarda muhafaza edilen gıda maddelerinde, E.coli ekolo ve stafilokok benzeri birçok toksin oluşur. Bu zararlılar, bağırsak sistemine ulaştıklarında enfeksiyona sebep olurlar. İshal, kusma ve tansiyon düşüklüğü en önemli belirtilerdir. Şüphelenildiğinde hiç vakit kaybetmeden hastaneye gidilmelidir. Tifo ve salmonella enfeksiyonları da gıda temellidir. Ateş ve ishal gibi etkiler gösteren bu hastalıklar genelde tavuk ve yumurtadan bulaşır. Mantar enfeksiyonları da mutfağınızdan yayılabilirler. İyi derecede havalandırılmayan mutfaklarda ve uygunsuz buzdolabı koşullarında gelişirler. Zatürreye kadar uzanabilecek hastalıklara sebep olurlar. Hepatit A çeşme suları, şişe suları, iyi yıkanmamış kirli sebze ve meyveler aracılığıyla bulaşabilir. Hepatit A, ağır karaciğer hastalıklarına sebep olabilir.

Sebzeler yıkanmadan saklanmalıdır. Eğer yıkandıktan sonra saklanıyorsa, mutlaka iyice kurutulmalıdır. Nemli halde saklanmaları halinde, nemi çok seven mikroorganizmalar, üremek için şahane bir ortam bulmuş olurlar. Süt ürünleri mutlaka buzdolabında muhafaza edilmeliler. Et ürünleri ise hemen tüketilmeyecekse dondurulmalılar. Dondurulmuş et ürünlerinin çözülme koşulları da son derece önemlidir. Kırmızı ya da beyaz et hiç fark etmez, dondurucudan çıkarıldıktan sonra asla tezgah üzerinde bekletilmemeliler. Bir gece önceden dondurucudan çıkarılarak buzdolabına alınmalı ve çözülene kadar burada tutulmalıdırlar. Gıda maddelerinin büyük çoğunluğunun saklandığı buzdolaplarının kullanma koşulları da son derece önemli. Buzdolabının gerektiği gibi çalışabilmesi için içerisinde hava akımının gerçekleşiyor olması gerekir. Bu sebeple hava akımını kesecek büyük kaplardan uzak durulması gerekir. Bir düzen içinde olmalı, sık sık temizlenmeli ve bozulmaya başlayan ne varsa diğerlerini etkilemeden çıkarılmalıdır. Örneğin, küflenmeye başlamış bir sebzenin sadece dolaptan çıkarılması yetmez, ardından tüm buzdolabının dezenfekte edilmesi gerekir. Aksi taktirde ortamda mikroorganizma artığı kalır ve yeni yerleştirilen sebzenin üzerine geçerek üremeye devam eder.

RAFLARDA BOŞLUKLAR BIRAKIN

Özellikle yaz aylarında tıka basa doldurulan dolaplar, hava akımını engelleyerek gerekli ısı derecesine ulaşılmasının önüne geçer. Bu sebeple raflarınızda mutlaka koridorlar bırakın. Pişmiş gıdalar saklanırken, mutlaka hava ile teması kesilmeli ve ağzı kapalı kaplarda muhafaza edilmelidir. Pişmiş gıdaların saklanma süresi uygun koşullar sağlansa bile iki gündür. Bu iki gün içinde de en fazla bir kez ısıtılmalıdır. Peynir ve benzer ürünler, sadece vakumlu paketlerde ise stoklanmalı, aksi taktirde az miktarda alınarak hızlı tüketilmesi sağlanmalıdır. Salça ve peynir çeşitlerinin bir kısmı hızlı küflenerek mantar oluştururlar. Bu gibi durumlarda, küflü kısım temizlenerek kalanını muhafaza etmemeli, tamamı atılmalıdır. Derin dondurucular, gıda saklamak için son derece uygun ortamlardır. Ancak, burada muhafaza edilen gıdalar da sıklıkla kontrol edilmelidirler. Son kullanma tarihi geçmiş olanlar, ilk günden beri derin dondurucuda muhafaza edilmiş olsalar bile tüketilmemelidir.

SEBZELERİ KULLANMADAN ÖNCE YARIM SAAT SİRKELİ SUDA BEKLETİN

Yiyeceklerinizi doğru koşullarda saklamış olsanız bile pişirme aşamasında hata yapıyorsanız, bakterilerden kurtulamazsınız. Sebzeler bol su ile yıkanmalıdır. Özellikle yapraklı olanlar kullanılmadan önce yarım saat sirkeli suda bekletilirlerse, bakterilerden arınmış olurlar. Sebze yıkadığınız lavabo ve kaplar da işlemin ardından dezenfekte edilmelidir. Et, sebze ve ekmek için kullandığınız kesme tahtaları mümkünse farklı olmalıdır. Özellikle et kestiğiniz tahtaların işlemin ardından iyi derecede dezenfekte edilmesi gerekir. Eti pişirme teknikleri önemlidir. Ne yağı yanacak kadar çok ne de çiğ kalacak kadar az pişirilmemelidir. Kırmızı etin orta kısmının az pişmiş olmasında bir sakınca yok ancak tavuk eti tam pişirilmelidir.

MUTFAĞINIZIN KURALLARI OLSUN

  • Evin en serin yeri, mutfak olmalı; 22 dereceyi asla geçmemeli.
  • Nemlenmemesi için tuza pirinç, pirince tuz karıştırılmalı.
  • Bakliyatlar, naylon kap ya da torbalarda değil, bez keselerde saklanmalı.
  • Reçeller, kapakları açıldıktan sonra buzdolabında muhafaza edilmeli.
  • Ocaklar her pişirme sonrası, aspiratör filtreleri, ayda bir temizlenmeli.
  • Tezgahlar daima kuru kalmalı.
  • Her mutfakta olan ‘sarı mutfak bezleri’ en fazla bir hafta kullanılmalı ve atılmalılar. Bir haftalık bu süre zarfında, devamlı dezenfekte edilmeli, katlanmış olarak bekletilmemeli mutlaka açık halde serilerek kurutulmalıdır.
  • Çamaşır suyu da insan sağlığına zararlıdır. Elbette kullanılmalı ancak bir ölçüsü var! Kullandığınız çamaşır suyu, miktarının 10 katı kadar sulandırılmış olmalı.
  • Kullanımı pratik püskürtmeli dezenfektanlardan uzak durun! Püskürtme işlemini kontrol edemezsiniz. Siz tezgahlarınızı temizlediğinizi zannederken, yakın mesafede duran gıda maddelerini kirletebilirsiniz!

Konuyla ilgili hazırladığımız videomuzu buraya tıklayarak izleyebilirsiniz. Videomuzu izledikten sonra YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!

Devamını Oku...

Beslenme

Metabolizma Hızı Arttırma ve Azaltma

Halit Yerebakan

Yayınlanma:

,

metabolizma hızı

Metabolizma; yaşımıza, boyumuza ve genlerimize göre belirlenir. Ancak vücudun enerji kullanımını hızlandırmak için egzersiz yapmak ve doğru gıdalarla beslenmek gerekir.

Beslenme uzmanları, metabolizmamızın hızlı veya yavaş çalışmasının elimizde olmadığını söylüyor. Çünkü metabolizma; yaşımıza, boyumuza ve genlerimize göre belirlenir. Bununla birlikte, vücudun enerji kullanımını hızlandırmak için birkaç gizli yol vardır. Bunlardan biri egzersiz yapmak, diğeri de doğru gıdalarla beslenmektir. Metabolizma hızı arttırıcı ve azaltıcı besinleri sizler için derledim.

Biraz daha gayret gerekir

Henüz gençken ve vücudumuzda olup bitenler mükemmel bir düzen içinde işlerken daha kolay kilo veririz. Ancak yaşımız ilerlemeye başladığında bedenimizde olup biten birçok şey gibi metabolizmamız da yavaşlamaya başlar. Bu da çok daha zor kilo vereceğimiz anlamına gelir.Yani zayıflamak istiyorsak, eskisinden çok daha fazla çaba sarf etmemiz gerekir.Genç ve yaşlı bedenlerdeki metabolizma hızı ve işleyişini, bir labirentte gezen biri genç biri yaşlı iki kişiye benzetebiliriz.Genç bedenin dolaştığı labirent diğerine göre daha az kıvrımlı ve engelsizdir, kişi labirentin sonuna hızlıca ulaşabilir.Daha yaşlı olanın içinde bulunduğu labirent çok daha karmaşık ve engellerle doludur. Ancak şunu unutmamak gerekir; her iki kişi de labirentin sonuna ulaştığında aynı noktaya varmış olacaktır.Yani yaşınız ilerledi diye zayıflamanız imkansız hale gelmiş demek değildir.Sadece diğerlerine göre biraz daha gayret etmeniz, sizi o karışık girdaptan çıkartacak haritayı doğru okumanız gerekir.İşte metabolizmanızı hızlandıracak besinler:

Mercimek ve tatlı patates

Mercimek ve tatlı patates tüketmek metabolizmanızı hızlandırmaya yardımcı olacaktır. Lif açısından oldukça yoğun olan bu iki besinde, dirençli nişasta ince barsak tarafından sindirilemiyor. Bu da fermente olduğu geniş bağırsağın tamamına giriyor. Bu süreç, vücudun karbonhidrat yakma yeteneğini engelleyebilen yararlı yağ asitleri oluşturduğundan, depolanmış vücut yağını kullanıyor ve yakın zamanda yakıt olarak tüketiyor.
Beslenme ve Metabolizma Dergisi’nde yayınlanan bir araştırma, toplam karbonhidrat alımının sadece yüzde 5.4’ünün dirençli nişastayla değiştirilmesinin bir yemekten sonra yağ yakma oranını yüzde 20-30 oranında arttırdığını bulmuş.
Bu dirençli nişastalar, aynı zamanda besin açısından yoğun olan mercimek ve tatlı patateste fazlasıyla bulunur. Kas ve yağ hücreleriniz beslendiğinde, Ghrelin (açlık hormonu) bastırılır ve beyninize tatmin olmak için sinyal verir.

Keten tohumu ve chia tohumları

Gıdalara keten tohumu ve chia tohumları eklendiği zaman, enflamasyonu ve dengeyi azaltarak metabolizmayı hızlandırmaya yardımcı olan iyi bir omega-3 yağ asitleri kaynağı oluşturur.
İnflamasyon düşük olduğunda, kas ve eklem ağrımız azalır ve egzersiz yapma olasılığımız daha yükselir. Kan şekeri dengeli olduğunda, az istek ve yemek yeme eğiliminde oluruz. Omega-3 yağ asitleri dolgunluğa işaret eden leptin hormonuna karşı vücudumuzun direncini düşürebilir.

Hindistan cevizi yağı

Tüketici yağlar yağlı gibi görünse de, Hindistan cevizi yağının orta zincirli trigliseridleri (MCT’ler) diğer yağlardan farklı şekilde metabolize olurlar.
‘MCT’ler sindirim sisteminden karaciğere doğrudan gönderilir ve yağ olarak depolanmak yerine hemen enerji olarak kullanılır. Sabah çayına ve smoothie’ye iki çay kaşığı Hindistan cevizi yağı ekleyebilir, sebzeleri sote etmek için kullanabilir ve fırında pişmiş tatlı patatese fırça yardımıyla yağı sürebilirsiniz.

Ton balığı ve somon

Orkinos ya da somon balığı tüketerek bol miktarda protein alabilirsiniz. Yalnız protein, vücudun diğer besin maddelerinden parçalanması ve sindirilmesi daha zor olanıdır çünkü postmeal kalorili yanıkları yüzde 35 oranında artırabilir.
Protein ihtiyaçları kişiye göre farklılık gösterir, ancak günlük olarak vücut ağırlığının kilogramı başına 0.8-1 gram protein tüketilmesi kilo kaybını sağlamak için yeterlidir. Bu bağlamda, 1.5 kiloluk somon filetosu yaklaşık 40 gram protein içerir. Ton balığı ve somon metabolizmayı zenginleştiren omega-3’lerden de zengindir. Diğer büyük protein kaynakları tavsiyem ise yumurta, yoğurt, süzme peynir, fındık ve fasulye.

Akasya tozu

Akasya tozu, akasya ağacının kabuğunda bulunan bir toz. Yapılan araştırmalar, zayıflamanın en önemli yardımcılarından olduğunu gösteriyor. Akasya tozunu, baharatlar gibi yemeklerinizinüzerine serperek tüketebilirsiniz. Ancak bu tozu kullandığınız öğünlerde bol su tüketmeniz gerekiyor. Su, tozun etkisini artıran en önemli unsur.
Tükettiğiniz besinlerle metabolizmanızı hızlandırabileceğiniz gibi bazı besinleri tercih ederek bu hızı tam tersi yavaşlatabilirsiniz. İşte metabolizmayı yavaşlatan besinler…

Beyaz un

Beyaz un, buğday tohumlarının tümünün elyaf ve antioksidanlar gibi en iyi özelliklere sahip olduğu işlenmiş buğdaydır. Sonuç olarak, daha iyi bir tat ve dokuya sahip olabilir ancak besin değeri olarak inanılmaz düşüktür. Çünkü beyaz unun sindirimi yavaşlatan lifi yoktur.

Omega-6 yağ asitleri

Omega-6 yağ asitleri; tereyağı, tavuk, kurabiyeler gibi gıdalarda bulunur ve metabolizmayı yavaşlatmaktan sorumlu olabilir. Omega-6 yağ asitlerinin, insülin direncini artırdığı da görüldü.

Konvansiyonel elmalar

Elma giren eve doktor girmez diye bilinir. Doğrudur da. Yalnız Çevresel Sağlık Perspektifleri’nde yayınlanan bir araştırma, meyve ve sebzelerde kullanılan belirli bir fungisit çeşidinin farelerde kilo alımına neden olduğunu ve araştırmacılar, bunun insanlar için de geçerli olduğunu öne sürüyor. Dolayısıyla, sağlıklı bir meyve yediğinizi düşündüğünüzde, gerçek şu ki kilo kaybını azaltabilir. Yalnız organik olmayan konvansiyonel elmaları tüketirken dikkat edin ve bütün meyveleri ve sebzeleri tüketmeden önce iyice yıkadığınızdan emin olun. Hatta dış kabuğun daha parlak görünmesi için yapılan mumlama gibi bazı gıda hileleri durumlarında kabuğunu soymanızı bile tavsiye edebilirim.

Yüksek fruktozlu mısır şurubu

Yüksek fruktozlu mısır şurubunun uzak durmanız gereken bir bileşen olduğundan geçmiş yazılarımda bahsetmiştim. Bu şurubun bilerek veye bilmeyerek tüketilmesi aslında diyabet, kalp rahatsızlığı ve inme için bir dizi risk faktörü olan ‘metabolik sendrom’ olarak adlandırılan bir durumun oluşmasına neden olabilir. Birçok işlenmiş gıdada ve alkolsüz içeceklerde bulunan bu tatlandırıcı, ucuz ve sağlığınız için oldukça zararlıdır. Diğer şekerle aynı miktarda tüketilen fruktozun metabolizma üzerinde daha zararlı etkileri olduğu çalışmalarda görüldü. Amerikan Klinik Beslenme Dergisi’ndeki bir çalışmada yüksek fruktozlu mısır şurubunun, metabolizma üzerindeki olumsuz etkilerinin obeziteye yol açabileceği bulundu.

Devamını Oku...

Beslenme

Beyaz Lahananın Faydaları

Yayınlanma:

,

Lahananın Faydaları

Turşusunu kurun, dolmasını yapın bol bol faydalanın…

Tam bir vitamin deposu olan beyaz lahana, kış aylarında soframızdan eksik etmememiz gereken bir besin. İçeriğinde C, B ve E vitaminlerinin yanı sıra demir, potasyum ve magnezyum minarelleri içeren beyaz lahananın faydaları saymakla bitmiyor. Bağışıklık sistemini güçlendirmesinden kanserden korumaya hatta sağlıklı zayıflamaya dek birçok faydası var. Acıbadem International Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin Koçan, “Toksik maddelerin vücuttan atılması için muhteşem bir sebze olan beyaz lahanayı tam da mevsiminde turşusundan dolmasına her şekilde tüketerek faydalarından mahrum kalmayın” diyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin Koçan beyaz lahananın 10 faydasını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Güçlü antioksidan özelliğe sahip

Güçlü antioksidan özelliği sayesinde kış hastalıklarından kansere birçok faydası olan beyaz lahana serbest radikallere karşı güçlü bir savaşçı. Karaciğer yağlanması ve obeziteye karşı da fayda sağlayan beyaz lahana,zayıflama diyetlerine tok tutucu ve toksinleri arındırıcı özelliği ile destek oluyor. Bağırsak, mide ve akciğer kanserlerine karşı vücudu toksinlerden arındırarak koruyor. Son yıllarda yapılan çalışmalar prostat kanserine karşı koruyuculuğunu ortaya koyuyor. Haftada iki bün beyaz lahana tüketmeye özen gösterin.

C vitamini deposu

Çiğ olarak salatasını yapıp tüketmek ya da suyunu içmek özellikle idrar söktürücü, toksin atıcı özelliğinden faydalanmayı en üst düzeye çıkarıyor. Haftada iki gün yapraklarını sıcak suda haşlayarak suyunu içmek toksin atmada faydalı. Güçlü bir C vitamini kaynağı olan beyaz lahananın bu özelliğini kaybetmemesi için çok uzun süre pişirmeyin ve taze olarak tüketin.

Bağışıklığı güçlendiriyor, hazmı kolaylaştırıyor

Kükürt içeriği ile bağışıklık sistemini güçlendiriyor, hastalıklara karşı koruyor, iyileşme süresini hızlandırıyor. Yine içeriğindeki kükürt sayesinde gastrit ve ülsere karşı da koruyor, hazmı kolaylaştırıyor.

Bağırsak sağlığını koruyor

Zengin lif kaynağı olması sayesinde mide ve bağırsak hastalıklarına karşı koruyor, hem tok kalmayı hem de bağırsakların sağlıklı çalışmasını sağlıyor. Sağlıklı bir sindirim ve boşaltım sistemi için beyaz lahana gibi lif açısından zengin besinleri tüketmeye özen gösterin. Kabızlık şikayeti olanlar da mutlaka beslenme alışkanlıklarında yer vermeli. Çiğ tüketimi bağırsak hareketlerinde daha etkili oluyor.

Zayıflamaya yardımcı oluyor

Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin Koçan “100 gramında 25 kalori bulunan beyaz lahana düşük kalorili sebzelerden. Bu nedenle zayıflama diyetlerinde iyi bir tercih. Salata, zeytinyağlı sebze yemeği ve çorba olarak tüketilebilir. Özellikle lahana çorbası olarak tüketimi hem sıvı atımı sağlıyor hem tok tutuyor hem de düşük kalori içeriği ile beyaz lahanayı diyetlerin vazgeçilmez tercihi yapıyor” diyor.

Göz sağlığını güçlendiriyor

İçeriğindeki beta-karoten A vitaminine dönüşerek göz sağlığına fayda sağlıyor. A Vitamini gözleri güçlendirerek özellikle gece görme fonksiyonlarını artırıyor. Kısacası gözlerin yaşlanmasını engelliyor.

Akne oluşumunu engelliyor

Kükürt içeriği sayesinde egzama ,sedef gibi cilt hastalıklarında iyileşme sürecine fayda sağlayan beyaz lahana, akne tedavisine destek oluyor, akne oluşumunu engelliyor.

Toksinleri atıcı etkisiyle birlikte, vücutta biriken zehirli toksinlerin dışarı atılmasını sağlayarak cilt güzelleşmesine destek sağlıyor.

Kemikleri güçlendiriyor

Kalsiyum, potasyum ve magnezyum minerallerinden zengin olan beyaz lahana, kemik ve kas sağlığını güçlendiriyor. 30 yaşınıza kadar kemiklerde biriken kalsiyum ilerleyen yaşlarda kemik erimesi riskinizi azaltıyor. Yaşlılık döneminde de daha sağlıklı kemikler, ufak çarpma ve düşmelerde kemik kırılmalarının daha az olmasını sağlıyor. Lahana da içeriğindeki kalsiyum miktarıyla kemikleri güçlendiriyor.

Kalbi koruyor, kan basıncını düzenliyor

Potasyum içeriği sayesinde yüksek kan basıncına karşı da etkili olan beyaz lahana, yüksek tansiyonun zararlı etkilerine ve kalp damarlarının tıkanmasını engelleyerek kalp hastalıklarına karşı koruyor. Sahip olduğu mineralleri kaybetmemesi için pişirme suyunu dökmemeli, çorba olarak ya da suyunu içerek tüketmeli.

Toksinlerden arındırıyor

Beslenme ve Diyet Uzmanı Dilem İrkin Koçan “İdrar söktürücü özelliği sayesinde vücuttan toksinlerin atılmasını sağlayan beyaz lahananın selülit tedavinde bu rolü oldukça önemli. Düzenli olarak suyunu tüketmek ya da çiğ salata olarak tüketmeye önem vermek selülitlerin azalmasına yardımcı olur. Yine kadınların adet dönemlerindeki hormonal kaynaklı ödemlerinde de lahana suyu ya da çorbasının tüketimi ödemin atılmasına fayda sağlayıp bu dönemin daha rahat geçirilmesini sağlar” diyor.

Beyaz lahana turşusu kurmanın tam zamanı!

Bugünlerde çarşı pazarda bolca bulabildiğimiz, tam mevsimi olan beyaz lahanayı evde kendimiz turşu kurarak antioksidan özelliğinden de bolca faydalanabiliriz. Turşusunu kurarken tuz yerine sirke kullanın. Fermantasyon sırasında kazanacağı probiyotik özelliği ile kış aylarında hastalıklara karşı iyi bir koruyucu. Probiyotikler bağırsak florasını güçlendirerek bağışıklık sistemini kuvvetlendirip hastalıklara karşı korunmamızı sağlıyor. Eğer yemeğini ya da çiğ olarak tüketmeyi sevmiyorsanız lahana turşusu iyi bir tercih.

Pratik ve faydalı bir tarif

Beyaz lahana salatası

Akşam yemeğini hafif geçirmek isteyenler beyaz lahana salatasını diyet menüsünde rahatlıkla tüketebilir. İnce doğranmış küçük bir lahana içine 2 orta boy havuç rendesi, 1-2 diş sarımsak, maydanoz ve dereotu ile 2 su bardağı yoğurt ekleyerek lezzetli ve keyifli bir salata elde edebilirsiniz.

Devamını Oku...

Öne Çıkanlar

www.dryerebakan.com Sadece bilgilendirme ve tıbbi tavsiye amaçlıdır, teşhis veya tedavi için bir alternatifi değildir. Doktorunuz yerine geçmeyi yada Doktorunuzun size uyguladığı tedavi yerine geçmeyi hedeflememektedir. Web sitesi içeriğinden dolaşan tüm kullanıcılar, Kullanım Koşulları ve Gizlilik Kurallarını otomatik olarak kabul etmiş sayılır.

İletişim: info@dryerebakan.com

Copyright © 2017 DrYerebakan.com.