Bizimle iletişime geçin

Bilinçli hasta

Diz Problemleri ve Nedenleri

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

diz problemleri

Zayıflamak isterken merdiven basamaklarını tercih etmek, hareket etmenize sebep olur. Ancak diz eklemlerinize ciddi anlamda yük bindirir ve yorar.

Diz problemleri genelde ilerleyen yaşlarda şikayeti artan hastalıklar arasında yer alır. Daha genç yaştaki kişilerde ani sakatlıklar, kazalar ya da zorlamalar neticesinde ve geçici ağrılarla seyreden diz problemlerine rastlanır. Elbette istisnai durumlar söz konusudur.
Diz; uyluk ve kaval kemiği arasında yer alan, menteşe biçiminde bir yapıdır. Sağlıklı iken hareketini neredeyse hiç fark etmeyiz ancak en ufak bir problemde ciddi ağrılar hissettiren ve hayatı önemli ölçüde etkileyen bir yapıdır.

AŞINMALAR MEYDANA GELİR

İki uzun kemik ve diz kapağından meydana gelen diz eklemi, toplamda üç kemik ve iki eklemden oluşur. Kemiklerin, dizin hareketi esnasında birbirini aşındırmasını engellemek için kemikler arasında kıkırdak dokusu bulunur. Bu doku yaklaşık 2-3 mm kalınlığında ve oldukça kaygandır. Bir insan hayatı boyunca doğduğu anda sahip olduğu kıkırdak dokusunu kullanır. Bu sebeple ilerleyen yaşlarda, kıkırdak yapısında aşınma ve bozulmalar meydana gelebilir. Kıkırdak yapıdaki bu bozulmalar, kemiklerin sürtünmeye başlaması anlamına gelir ki ağrıların (çoğu zaman) temel sebebi, genelde bu durumdur.
Kıkırdak dokudan bahsetmişken, en sık karşılaşılan diz problemlerinden biri olan menüsküsü anmadan geçmemek gerekir. Menüsküs, kıkırdaktan oluşan bir tür eklem yapısıdır ve içinde kan dolaşımı vardır.

SÜRTÜNMEYİ ÖNLER

Menüsküs aslında hastalığın değil, yapının adıdır. Doku; dizde, üstte ve altta yer alan iki ana bacak kemiğinin birleştiği yerde bulunmaktadır. Temel görevi bu birleşme noktasındaki sürtünmeyi engellemektir. Menüsküsteki yırtıklar genelde ani ve sert hareketler neticesinde meydana gelir. Diz üstü düşmeler, ayak yerde sabitken dizin bir sebeple dönmesi ve trafik kazaları, menüsküs yırtığının en bilinen nedenleri arasında yer alır. İlk belirtisi şiddetli ağrıdır. Şişlik, eklem hareketinde azalma ya da daralma, diz içinde sıvı birikmesi ve kilitlenme diğer belirtiler arasında sayılabilir. Bu eklemin 1/3’lük kısmında kan dolaşımı vardır, dolayısıyla bu kısımda meydana gelen yırtıklar, cerrahi müdahaleye gerek kalmadan diğer yöntemlerle iyileşme gösterebilir. Ancak kalan 2/3’lük kısımda oluşan yırtıklarda ağrının ısrarla devam etmesi cerrahi müdahale gerektiği anlamına gelebilir.

İnsan bedeninde bulunan eklemler çoğu zaman beden yükünü taşımak zorunda kalırlar ve bu durum onların yıpranmasında önde gelen sebepler arasına yer alır. Örneğin diz eklemi, beden yüküne maruz kalan eklemlerin başında gelir.
Bundan yıllar önce zayıflamak isteyen kişilerin, yürüyen merdivenlerdense basamakları tercih ettiğine şahit olmuşsunuzdur.
Evet, yürüyen merdivenlerdense basamakları tercih etmek, hareket etmenize sebep olur ancak diz eklemlerinizi ciddi anlamda yorar.
Yapılan araştırmalar, ayakta sabit durduğumuzda diz eklemimize yük binmediğini, yürürken beden ağırlığımızın 1/4’ünü taşıdığını, merdiven çıkarken ise beden ağırlığımızın üç-dört misli yük taşıdığını gösterdi. Zayıf ya da şişman hiç fark etmez, beden ağırlığının üç-dört misli, diz eklemi için oldukça yüksek bir değerdir. Bu sebeple gerekmedikçe merdiven kullanmamak diz ekleminizi korumanız için çok önemlidir. Araştırmanın devamı, zıplama esnasında diz kapağına binen yükü incelemiş. Sonuca göre zıplama esnasında dize binen yük beden ağırlığımızın 8-10 katı!

DURUŞ BOZUKLUĞUNA SEBEP OLUR

Dizde kemik ve kıkırdağın dışında tendonlar, bağ ve kas dokusu da bulunur. Bağlar, diz eklemini sabitleyen ana yapılardır. Her iki ucu kemiğe yapışık vaziyettedir ve dolayısıyla sabittirler. (Ancak harekete müsaade edecek ölçüde esneklikleri vardır.) Yan bağlar, dizin iç ve dış yanlarında bulunarak dizin iki yana açılmasını engeller. Ön çapraz bağlar, ACLtibia ve femuru tam ortadan birbirine bağlar. Dizin dönme ve öne hareketini kısıtlar. Arka çapraz bağlar ise PCL-tabianın arkaya hareketini kısıtlar. Diz yapısında bulunan bağlar, dizin gereken dışında hareket etmesini engellemek için son derece hayati önem taşırlar. Bu sebeple bağlarda meydana gelen yırtıklar hem ciddi ağrı duyulmasına, hem de duruş ve fonksiyon bozukluklarına sebep olur.
Tendonlar ise bir uçları kemiğe yapışan, diğer uçları adaleyle devam eden, adalenin hareketini kemiğe ileten yapılardır.
Diz karmaşık gibi görünse de muhteşem bir düzen içinde çalışan bir yapıdır. Tüm bu anatomik yapı boyunca kaslar uzanır. Kaslar, içeride neler olup bittiğini göremeyen bizler için en belirgin diz fonksiyonu olan yürüme ve koşma gibi hareketleri yapmasını sağlar.

DİZ PROBLEMLERİ VE NEDENLERİ

Diz ağrılarının genelde benzer belirtiler gösteren pek çok sebebi olabilir. Toplum genelinde en sık karşılaşılan diz problemlerinin en bilinenleri, eklem iltihaplanmasıyla gelişen artrit, aşırı yük ve sürekli baskı sebebiyle gelişen bürsit, tendon iltihaplanmasının neden olduğu tendinit (bu hastalık tendon yırtılması riskini de artırır), bağ kopması ya da zedelenmesi, menüsküs yırtığı, kas burkulması ve sıvı birikmesinin neden olduğu baker kistidir.

Biriken sıvı alınabilir

Dizde sıvı birikmesi, en sık duyulan diz problemlerinden biridir. Özellikle ileri yaşlarda biriken sıvı enjeksiyon yöntemiyle alınarak şişliğin sebep olduğu gerilme neticesinde oluşan ağrılarda hafifleme, hatta ağrının ortadan kaldırılması mümkün olabilir.
Elbette dizden sıvı alımı kararı için konunun uzmanı bir hekimin muayenesi ve teşhisi gerekmektedir. Vücutta bulunan her eklemde kan damarı yoktur ve bu tip eklemler, eklem sıvısı ile beslenir.
Eklem sıvısı ayrıca eklemlerin kayganlığın sağlanabilmesinde görev alır. Böylece sürtünme tahriş edici olmaktan çıkar. Farklı sebeplerle bu sıvının üretiminde meydana gelen artış, birikime sebep olur ve sıvı birikmesi; hareket kısıtlılığı, ağrı ve gerginliğe neden olur. Bu sıvının çekilmesi tedavi yöntemlerinden biridir ve uzman kişiler tarafından yapıldığında hastayı rahatlatabilir. Kıkırdak yırtılması, enfeksiyon, artrit, gut ve kırıklar sıvı birikmesinin nedenleri arasında yer alır.
Her bir hastalığın benzer ancak farklı tedavileri vardır. Uzman hekimler, cerrahi müdahaleden önce yapılabilecek her şeyi denerler. Bunların başında doğru egzersiz ve fizik tedavi yöntemleri gelir.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilinçli hasta

Aort Damar Yırtılması

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Aort Damar Yırtılması

Aort damarı, vücudumuzda yer alan en önemli ana damardır. Direkt olarak kalpten çıkan bu damar hattımız, kanın tüm vücuda yayılmasını sağlar. Aort damarı yapı olarak üç katmandan meydana gelmektedir. İlk katman kanın asıl olarak aktığı kısımdır. Damarın en dış kısmı ile bu ilk katman arasında bir ikinci katman bulunmaktadır. Aort damar yırtılması ise çok nadir bir durum olsa da ölümcül bir durumudur.

Hayati tehlike oluşturan aort yırtılması; kanın akmakta olduğu ilk katmandan kendisine farklı bir yol bulması ve ikinci katmana akması durumudur. Bu akış ile birlikte aort damarında yer alan katmanlar birbirinden ayrılır. Kanın kendisine bulduğu bu yolda hızlı bir şekilde akması ise damar yırtılır. Aort damarının en dış katmanında patlamanın meydana gelmesi durumunda ise hastanın hayatını kaybetme ihtimali oldukça fazladır. Bu durumun görüldüğü vakaların yarısı ilk 48 saat içerisinde yaşamlarını kaybetmektedir.

Aort Damar Yırtılması Nedenleri Nelerdir?

Aort damar yırtılması, erkeklerde kadınlara oranla iki kat daha fazla görülmektedir. Özellikle 60 ile 80 yaş arası bireylerde görülen bu durum, pek çok nedene bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Bunların başında yüksek tansiyon gelmektedir. Yüksek tansiyona bağlı damar içi basıncı artar ve aort yırtığı meydana gelebilir. Bunun yanında damar sertliği ve ani gelişen travmatik durumlar da aort damarının yırtılmasına neden olabilir.

Ayrıca aort damarının belli bir kısmının yeterince gelişmemiş olması, damar yapısındaki farklılıklar ve aort damarını da etkileyen bir ameliyat geçirilmiş olması da aort yırtığına neden olabilmektedir.

Aort Yırtığı Belirtileri ve Tedavisi

Aort yırtığı belirtileri arasında en önemlisi aniden gelişen göğüs ağrısıdır. Bu ağrı öyle şiddetlidir ki hasta iç organlarının yırtıldığı hissine kapılabilir. Ağrı göğüste başlayıp sırt, boyun ve çeneye yayılabilir. Yaşanan bu ağrının şiddeti giderek artar ve kişilerde felç, körlük ve baygınlık hali meydana gelebilir.

Aort diseksiyonunda teşhisin bir an önce konulması hayati önem taşımaktadır. Çünkü aort yırtığı belirtileri, diğer birçok hastalığın belirtileri ile benzerlik göstermektedir. Aort yırtığı tedavisi için hasta acil olarak ameliyata alınır ve yırtılan damarın yapay bir damar ile değiştirilmesi sağlanır. Ancak bazı vakalarda cerrahi müdahaleye gerek kalmadan ilaç tedavisi de uygulanabilir.

Aort damarıyla ilgili farklı bir yazıma burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Güncel tedavi yöntemleri ile hastalığınızdan kurtulmak için hemen randevu alın.  +90 551 379 72 56

Okumaya Devam Et

Bilinçli hasta

Şah Damarı ve İnme

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

Şah Damarı ve İnme

Şah damarı (karotis), boynumuzun her iki yanında bulunan ve beynimize kan taşınmasını sağlayan atardamarlardır. Beynimizin ihtiyacı olan kanın çok büyük bir kısmını taşıyan şah damarın tıkanması ya da daralmasının en önemli sebebi, damar sertliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Damar sertliği ise sadece şah damarımızı değil, vücudumuzda yer alan diğer damarları etkileyen bir durumdur.

Şah damarının duvarı esnektir ve iç yüzeyi ise pürüzsüz bir yapıdadır. Ancak yüksek kan kolesterol seviyesi ve sigara kullanımı nedeniyle şah damarının duvarında yağ, kireç ve kolesterol gibi maddeler birikmeye başlar. Bu maddelerin birikmesi de şah damarının duvarında kalın bir kireç tabakasının oluşmasına neden olur. Damarın sertleşmesine neden olan kireç tabakası kan akımının da azalmasına neden olabilir. Şah damarındaki kan akımının kritik düzey altına düşmesi ise, beynin beslenememesine ve beraberinde inme gibi durumlara neden olabilmektedir.

Şah Damarı Darlığı-Tıkanması Sonucu İnme Belirtileri

Şah damarı daralması inmeye neden olabilecek ciddi bir durumdur. Bunun ilk nedeni damarın kireç tabakası nedeniyle tam olarak tıkanması ve beyne giden kan akımının durmasıdır. Yine şah damarında meydana gelen bu kireç tabakası üzerinde pıhtılar oluşabilir ve bu da beyne giden kan akımını engelleyebilir. Ayrıca kireçlenme tabakasından küçük kireç parçalarının kopması, bu parçaların kan akımı ile ince beyin damarının içine kaçması ile ani tıkanmalar ve inme meydana gelebilir.

Şah damarı tıkanıklığı, damar çapının ciddi oranda daralmasına kadar belirti vermeyebilir. Bu daralmanın kritik düzeye gelmesi sonucunda beynin ihtiyacı olan kan karşılanamaz ve “geçici iskemik atak” yani inme yaşanabilir. Geçici iskemik atak belirtileri ise şunlardır:

  • Kolda, bacakta ve yüzde uyuşma
  • Kolda, bacakta ya da vücutta kuvvet kaybı
  • Yüz yarısında felç,
  • Görme kaybı ya da bulanık görme
  • Konuşma güçlüğü,
  • Konuşulanları anlayamama,
  • Baş dönmesi,
  • Bilinç kaybı,

Bu geçici inme hali uyarıcı niteliğindedir. Hastayı, yaklaşan daha kalıcı bir inme durumuna karşı uyarır niteliktedir. Bu duruma neden olan karotis damar darlığı doğru şekilde tedavi edilemez ise hastanın kalıcı iskemi yani inme/felç durumu ile karşılaşması olağandır.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Güncel tedavi yöntemleri ile hastalığınızdan kurtulmak için hemen randevu alın.  +90 551 379 72 56

Okumaya Devam Et

Bilinçli hasta

Obezite Cerrahisi Hakkında Bilinmeyenler

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Obezite Cerrahisi Hakkında Bilinmeyenler

Çağımızın hastalıklarından birisi olan obezite, vücuttaki yağ oranının aşırı artmasına denir. Tedavi edilmediği takdirde kalp rahatsızlıkları, yüksek kolesterol, şeker hastalığı, yüksek tansiyon gibi birçok rahatsızlığa yol açan bu hastalık, aynı zamanda hastaların hareket özgürlüklerini de kısıtlamaktadır. Okan Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Abdulcabbar Kartal, obezite cerrahisi hakkında bilinmeyenler hakkında bilgi verdi.

Şişmanlık Cerrahisi Nedir?

Beden kitle indeksi ya da vücuttaki yağ oranı ölçülerek şişman oldukları belirlenen hastaların kilo vermelerine yardımcı olmak amacıyla sindirim sistemine cerrahi müdahalede bulunulmasına “obezite cerrahisi” ya da “bariatrik cerrahi” denmektedir.

En Uygun Adaylar Kimlerdir?

Öncelikle kişinin en az üç yıldır devam eden obezite şikayetinin bulunması, kronik alkol ve ilaç bağımlılığının bulunmaması ve kabul edilebilir ameliyat riski sınırları içinde olması gerekir. Obezite cerrahisi yapılacak bir hastanın aktif bir psikiyatrik hastalığı olmamalıdır. Yaş sınırlaması olmamakla beraber 20-60 yaşları arasında daha güvenle ameliyat yapılabilir. Cerrahi, kilo vermede son çare olarak düşünülmelidir. Obezite cerrahisi, hormonal rahatsızlığı olmadığı halde kilo veremeyen, diğer tedavi yöntemlerinde başarı sağlayamayan ya da tekrar kilo almış kişilerin, sağlık durumları bozulmaya başladığında yapılmalıdır.

Şişmanlık Cerrahisi Ameliyatı Nasıl Etkili Oluyor?

Obezite tedavisinde cerrahi yöntemleri temelde gıda alımını azaltan, besinlerin emilimini kısıtlayan ya da her ikisini birden sağlayan yöntemler olarak sınıflandırılabiliriz. Kısıtlayıcı ameliyatlarda, midenin hacmi küçültülür; mideye giren gıdaların miktarı ve kişinin yediği gıda miktarı azaltılır. Emilimi azaltan ameliyatlarda, besin emilimini azaltmak için bağırsakların bir kısmı bypass edilir. Ameliyat olan hastanın yapılan ameliyat tipine bağlı olarak aldığı günlük gıda miktarı ve alınan gıdanın bağırsaklarda emilim oranı azalır. Böylece hasta hızlıca kilo verir. Fakat obezite cerrahisinin kilo verme konusunda kesin ve kalıcı bir etki sağlaması için kişinin önemli bir operasyon geçirdiğinin bilincinde olması, ameliyat sonrasında beslenmesine ve egzersizlerine devam etmesi gerekir.

En Sık Hangi Ameliyat Yapılıyor?

Günümüzde obezite cerrahisinde en sık yapılan iki ameliyat gastrik bypass (mide baypası) ve sleeve gastrektomi (tüp mide) ameliyatlarıdır. Bu ameliyatlar laparoskopik olarak, küçük deliklerden yapılabiliyor. Bu yöntem ile daha küçük kesiler ile daha az ağrılı ve güvenli bir şekilde ameliyat gerçekleştirilebiliyor. Gastrik bypass ameliyatında ilk olarak mide hacmi küçültülerek hastanın alabileceği yiyecek miktarı azaltılmaktadır. Buna ilave olarak ince bağırsakların bir kısmı bypass edilmektedir. İnce bağırsakta gıdaların kat ettiği yol kısaldığı için besinlerin emilimi azalmaktadır. Bu ameliyat tekniği yüksek kalorili diyet ile beslenme alışkanlığı olan hastalarda daha fazla tercih edilmelidir. Çünkü bu tip hastalar, az miktarda ama yüksek kalorili gıdalarla beslenme alışkanlığına sahiptirler.

Tüp Mide Ameliyatında Ne Yapılıyor?

Sadece gıda alımını azaltan ameliyatlar ile yeterli kilo kaybına ulaşmak mümkün olmayabilir. Sleeve Gastrektomi (Tüp Mide) ameliyatında ise midenin büyük kenarı kesilip çıkartılarak bir mide tüpü oluşturulur. Bu teknik ile hem midenin hacmi azaldığı için alınan gıda miktarı azalır hem de çıkartılan mide bölümünden salgılanan ve açlık hormonu olarak tanımlanan ‘Ghrelin’ hormon seviyesinde düşme sağlandığı için tokluk hissi oluşumu gerçekleşmektedir. Böylece hastaların normal sindirim sistemi bütünlüğü korunarak hızlıca kilo verebilmeleri sağlanabilir.

Dünyada En Çok Gastrik Bypass Ameliyatı mı Uygulanıyor?

Gastrik bypass ameliyatı yakın zamana kadar Amerika Birleşik Devletleri’nde en sık uygulanan ameliyat tekniğiydi. Fakat tüp mide ameliyatı hem daha kolay olması hem de bypass ameliyatına benzer sonuçlar elde edilmeye başlanması nedeniyle hem dünyada hem de ülkemizde en sık uygulanmaya başlanan ameliyat olmuştur.

Ameliyat Uzun Sürüyor mu?

Ameliyat süresi yapılan ameliyatın tipine, hastanın şişmanlık derecesine ve cerrahi ekibin deneyim ve tecrübesine göre farklılık gösterebilir. Tüp mide ameliyatları genellikle 60-90 dk kadar sürmektedir. Ayrıca hastanın ameliyata hazırlanması ve uyutulması 20-25 dk ve hastanın ameliyattan sonra uyandırılması da 20-25 dk kadar sürmektedir. Gastrik bypass ameliyatında bu süre bir miktar daha uzun olabilmektedir.

Obezite Cerrahisi Sonrası Ne Kadar Sürede Ne Kadar Kilo Verilir?

Laparoskopikgastrik bypass ameliyatlarında iki yıl sonunda beklenen kilo kaybı yaklaşık yüzde 70, sleeve gastrektomi ameliyatında yaklaşık yüzde 60 civarında olup verilen toplam kiloda hastanın ameliyat sonrasındaki uyumu çok önemlidir. Kilo vermedeki başarı hastanın ameliyat sonrası diyet ve egzersiz programına uyması ile doğru orantılıdır.

Ameliyat Sonrası Ne Zaman İşe Dönmek Mümkün?

Obezite ameliyatlarından sonra genellikle hastalarımıza 15 gün ev istirahati önermekteyiz. Hasta masa başı çalışıyor ise 15 gün sonra işine dönebilmektedir. Yoğun fiziksel aktivite gerektiren işler için ve spora başlamak için yaklaşık 30 gün beklenmesi tavsiye edilir.

Tekrar Kilo Alma Riski Var mı?

Obezite ameliyatlarından sonra kilo verme yaklaşık 1,5-2 sene kadar devam etmektedir. Bazı durumlarda hastalar fazla kilolarını bu süreç tamamlanmadan bir yıl gibi kısa bir sürede verebilmektedir. Ameliyat sonrasında sağlıklı kilo verme ve ideal kilonun korunması için en önemli faktörler dengeli beslenme ve egzersizdir. Bununla beraber uzun dönemde asıl başarı size önerilen tüm kurallara ne kadar uyduğunuza da bağlıdır. Eski beslenme alışkanlıklarını değiştirip, sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlığı edinmek, düzenli egzersiz yapmak, ameliyat sonrası kontrollerini aksatmamak, motivasyonunu bozmamak ve gerekirse psikolojik destek almak verilen kiloların geri alınmaması için önemlidir.

Bu Ameliyatların Riski Nedir?

Obezite cerrahisi tüm diğer ciddi cerrahi müdahaleler gibi belirli riskler taşır. Standart risk faktörleri hastanın genel sağlık durumu, hastanenin teknik imkanları ve cerrahi ekibin deneyimidir. Obezite ameliyatlarının en sık görülen riskleri kanama, anastomoz kaçakları (zımba hattında kaçak), demir, kalsiyum, vitamin D ve B12 eksiklikleri, beslenme bozuklukları ve safra kesesi taşı oluşumudur. Tüm laparoskopik obezite ameliyatlarından sonra açık cerrahiye dönme ve vücudun belli yerlerinde sarkmalar görülmesi mümkündür.

Obezite cerrahisiyle ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar