Bizimle iletişime geçin

Bilinçli hasta

Diyabet Hastalarına Öneriler

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Diyabet Hastalarına Öneriler

Kış ayları diyabet hastaları için çok daha zor geçer. Artan enfeksiyon hastalıkları şeker yüksekliğine sebep olur ve hastalandığınız zaman kan şekerini yönetmek daha zorlaşır. Ne yapmanız gerektiğini önceden bilmeniz ise daha çabuk iyileşmenize yardımcı olur. Özellikle en çok karşılaşılan gribal enfeksiyonlar ve akciğer enfeksiyonları diyabetlilerde şeker yüksekliğine yol açabilir. Bu nedenle diyabet hastaları kış aylarında kendilerine daha çok dikkat etmeli. Prof. Dr. Yaşar Küçükardalı diyabet hastalarına öneriler veriyor.

Grip Aşısı olun!

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi İç hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Küçükardalı  “Öncelikle bu hastalıklardan korunmak için grip aşısı ve zatürre aşısı olmak gerekir. Tabi her yıl uygulanması gereken aşı değişkendir. Bu nedenle doğru aşı için mutlaka doktorunuza danışmalısınız” diyor.

Düzenli Ölçüm Yapın!

Kış aylarında diyabetli hastaların en sık düştüğü yanlışın, hastalanınca iştahsızlıktan dolayı az yemek yiyerek kan şekeri değerinin artmadığını düşünen hastaların kan şekerini düzenli ölçmemek ve ilaçları düzenli almamak olduğunu belirten Küçükardalı bu düşüncenin yanlış olduğunu söylüyor ve ekliyor “Enfeksiyondan kurtulmaya çalıştığı için herhangi bir hastalık, bünyede strese yol açar. Bu da belli hormonların yükselmesine böylece çok az yemek yeseniz bile kan şekeri değerlerinin artmasına neden olur. Üstelik hastalandığınızda özellikle de ateşiniz yükselirse kan şekerinizi kendinizi nasıl hissettiğinize bağlı olarak değerlendirmek zordur. “

Erken müdahale ve teşhis önemli!

Olası hastalık durumlarında erken teşhis ve tedavinin öneminin altını çizen Küçükardalı “Hastalık belirtileri başladığında erken dönemde tedavilerini yaptırmak gerekir. Kullanılan ilaçların katkı maddesi olarak şeker içermemesi gerekir. Özellikle öksürük şuruplarında şeker olabilir. Bazı grip ilaçlarında tansiyon yükseltici içerik olabilir buna dikkat etmek gerekir” diyor.

Kan şekerinizi farklı zaman dilimlerinde ölçün!

  • Sabah yemekten önce açlık şekeri:   Vücudumuzun kan şekerini gece ne kadar  iyi   düzenleyebildiğini  gösterir.
  • Yemekten iki saat sonraki kan şekeri:    Yemekteki besin ve porsiyon seçimlerinin kan şekerini nasıl etkilediğini gösterir.  Dolayısıyla ilacımızın yemek sonu şekeri kontrol etmeye uygun olup olmadığını gösterir.
  • Bir sonraki yemekten önce kan şekeri ölçümü:   Kan şekerinin yemekten sonra hedeflenen değere geri dönüp dönmediğini gösterir.
  • Fiziksel aktiviteden önce kan şekeri ölçümü: Fiziksel aktiviteye başlamak için bir atıştırmalığa ihtiyaç olup olmadığını gösterir.
  • Hasta hissettiğimizde kan şekeri ölçümü:   Hastalık veya stresin kan şekerini nasıl etkilediğini gösterir.

 Yediklerinizi daha fazla gözden geçirin!

Kış aylarında diyabet hastalarının yediklerine daha fazla özen göstermeleri gerektiğine değinen Küçükardalı konuyla ilgili olarak ‘’Özellikle karbonhidratlı yiyecekleri arttırdıysanız bunları kabul edilebilir düzeye indirmeniz gerekir. Şeker hastalarında günlük kalorinin  %50 si karbonhidrattan oluşmalıdır.  1600 kalori alınıyorsa 800 kalorisi KH olmalı bu da 800/4 200 gr KH demektir.  Bu karbonhidratında glisemik indeksi düşük olan yani şeker oranı düşük (%50 ve altında ) olanlar tercih edilmelidir ( yiyeceklerin glisemik indeksleri listesine online ulaşmak mümkündür) .  Rafine şeker, şeker ile yapılan tatlılar,   beyaz unla yapılan gıdalar, pilav, patates, börek, çörek vb tüketilmemelidir.  Günlük öğünlerin içermesi gereken 5 besin grubu vardır. Bunlar; tahıl ve nişasta, et ve alternatifleri, sebze, meyve, süt ve alternatifleridir. ¼ tabak meyve, ¼ tabak sebze, ¼ tabak protein, ¼ tabak tahıl ve bir bardak süttür’’ dedi.

Doktorunuzu arayın!

Hafif geçen hastalıklarda günde en az dört kez kan şekerinizi ölçmeniz gerektiğini belirten Küçükardalı ‘’  Daha ciddi durumlarda her üç saatte bir ölçülmeli. Ne yapabileceğiniz konusunda kuşkulanırsanız hemen uzman danışmanınızı arayın’’ diyor.

Okumaya Devam Et
Yorum bırakmak için tıklayın

Yanıt bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bilinçli hasta

Ağız Kokusunun Nedenini Saptayabilen Yeni Yöntem

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Ağız Kokusunun Nedenini Saptayabilen Yeni Yöntem

Ağız kokusunun öyle çok nedeni var ki, tüm nedenlerin tek tek tetkik edilerek gerçek soruna ulaşılması, neredeyse yılları alan uzun bir süreç yaşanması anlamına gelebiliyor. Acıbadem Taksim Hastanesi Kulak, Burun ve Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Aytuğ Altundağ’a göre, hasta açısından bazen bıktırıcı bazen de sonuçsuz kalan bu süreç, artık yeni ve akıllı bir teknoloji olan “smart chroma” ile 4 dakikaya indi. Sonuca ulaşmak için ağız kokusu olan kişinin, bir nefes vermesi yeterli oluyor. 4 dakika sonra çıkan test sonuçları adeta navigatör gibi; burundan akciğere, mideden sinüslere, dişlerden bademciklere gerçek neden hangi bölgeden kaynaklanıyorsa orayı işaret ediyor ya da hastalıkları tespit ediyor. Üstelik sadece tespit etmekle kalınmıyor, kokunun şiddet derecesi de bu yöntemle ölçülüyor. İşte ağız kokusunun nedenini saptayabilen yeni yöntem…

Japonya’da geliştirilen ve ülkemizde yeni kullanılmaya başlanan yeni nesil ve akıllı teknolojiye sahip “smart chroma” yöntemi sayesinde gerçek nedenin saptanabildiğini söyleyen Doç. Altundağ, bu yöntemin ayrıca çok ciddi hastalıkların da erken teşhis edilmesine yardımcı olduğunu belirtiyor. Altundağ, 3-4 Mayıs 2019 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilecek Koku ve Tat Zirvesi öncesinde hem yeni yöntemi anlattı, hem de bu zirveye katılacak olan davetlileri bu yeni yöntemle tanıştıracaklarını belirtti.

Ağız Kokusuna En Sık Yol Açan 3 Ayrı Kimyasal Bileşik Var

Kişinin doktor doktor gezerek nedenini bulmaya çalıştığı ağız kokusu sorununun gerçek kaynağını çok kısa süre içinde saptayan yöntemin bir başka avantajı ise çok ciddi hastalıkların da tespit edilip tedavi sonrası başarı oranını da ölçmesi.KBB Uzmanı, tedavinin başarısını ölçmek için kişinin tekrar smart chroma yöntemiyle ağız kokusunun değerlendirilerek ilk sonuçla karşılaştırıldığını ve böylece tam tedavi olup olmadığına dair bilgi edinildiğini belirtiyor. “Teknolojinin gelişmediği dönemlerde hekimler hastasının nefesini koklayarak tespit ediyordu” diyen Uzman, “Teknolojinin gelişmesiyle ağız kokusunu test eden cihazlar çıktı. Ancak nefesimizde 3 bin 481 tane nefes gazı var. Bu gazların üç tanesi en sık ağız kokusuna yol açan gazlar. Eski nesil cihazlar sadece tek bir gazı tespit edebiliyordu. Yeni nesil bir cihaz olan smart chroma ise bir aparat yardımıyla bu üç gazı analiz ederek ağız kokusunun gerçek nedenini saptıyor, böylece tedaviye başlanmasını sağlıyor” diyor.

Ağız Kokusunun Nedeni Mide Fıtığı Bile Çıkabilir!

Ağız kokusundan kurtulmak için en önemli basamak, şüphesiz nedenini doğru tespit etmek. Zira; ağız kokusu fizyolojik nedenlerden kaynaklanabildiği gibi; alerjiden geniz akıntısına, mide ve bağırsak hastalıklarından böbrek ve karaciğer sorunlarına dek pek çok hastalığın sonucu olarak da karşımıza çıkabiliyor.

Doç. Altundağ, yeni yöntem sayesinde, ağız kokusundan muzdarip bir hastanın mide kanseri olduğunun erken teşhis edilip tedavisine başlandığını söylüyor. Kendilerinin de ağız kokusu şikayetiyle gelen bir hastalarına 4 dakikalık test sonrasında mide fıtığı teşhisi, bir başka hastalarına ise reflü teşhisi koyduklarını ve gastroenterolojiye yönlendirdiklerini belirtiyor.

Ağzının Koktuğunu Sananlar Var

Kokuya neden olan bölgeye ve şiddetine göre 5 farklı ağız kokusu tipi olduğuna dikkat çeken KBB uzmanı, bu koku tipleri hakkında şu bilgileri veriyor:

 “Tip 1’de hastalar kendi ağız kokusunu fark eder. Nedeni ise genellikle ağız ve diş sağlığında oluşan sorunlardır. Tip 2’de ise kokuyu fark edenler, hastanın yakınları olur. Genellikle alerji, sinüzit, nazofarenjit ve tonsillit gibi hastalıklardan kaynaklanır. Tip 3’de koku belirgin olmadığından hasta ya da yakınlarının şüphesi ile tespit edilebilir. Genellikle reflüden kabızlığa kadar sindirim sistemindeki pek çok sorun bu kokuya yol açabilir. Tip 4 ise, aslında bir nefes kokusudur. Metabolik hastalıklar, bazı ilaçlar ve akciğerde kaynaklanan çeşitli hastalıklar yol açar. Tip 5’de ise neden tamamen psikolojikdir. Bu kişiler ağız kokusu sorunu olmadığı halde sanki böyle bir sorun varmış gibi hissediyorlar ve ikna edilmeleri güç oluyor hatta ikna edilemiyorlar. İşte bu yöntem sayesinde bu hastalara da ölçümlerle net bilgi veriyoruz ve ikna oluyorlar.”

Multiıdisipliner Tedavi Şart!

Ağız kokusu sorununu ortadan kaldırmada tanı ve tedavi için mutlaka multidisipliner bir merkez gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Aytuğ Altundağ “Yani bu sadece KBB’cinin ya da sadece diş hekiminin, gastroenteroloğun çözeceği bir hastalık değildir. Mutlaka multidisipliner bir yaklaşımla hekimler ortak hareket etmelidir. Yöntem, her yaştan kişiye, çocuklara hatta bebeklere de yapılabiliyor. Çocuklardaki ağız kokusu da çeşitli hastalıkların sinyali olabilir ve tanısı doğru konularak tedavi edilebilir” diyor.

‘Smart Chroma Yöntemi’ Ne Sağlıyor?

  1. 4 dakika gibi kısa bir sürede sonuç veriyor.
  2. Pek çok hastalığa tanı konmasına yol açıyor.
  3. Her yaşta, her hastalıkta, hamilelere dahi yapılabiliyor.
  4. Girişimsel bir yöntem değil. Anesteziye, iğneye gerek olmadan uygulama yapılabiliyor.

Testten Önce Bu Kurallara Uyun!

  1. Test yaptırmadan 3-4 saat önce sigara ve kahve içmeyi kesin.
  2. Yaklaşık 1 saat önce su içmeyi bırakın.
  3. Çok aç ya da çok tok karnına gitmeyin. 3-4 saat önce yemeyi kesin.
  4. Dişinizi 3 saat önce fırçalayın.
  5. 3-4 saat önce soğan, sarımsak, baharat gibi baskın tatlarla sütlü gıdalar (dondurma, sütlü tatlı dahil) tüketmeyin.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bilinçli hasta

Bahar Alerjisine Dikkat

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Bahar Alerjisine Dikkat

Bahar geldiğini habercilerinden biri de polenler. Ağırlıklı olarak bahar mevsiminde ortaya çıkan polenler, kimi zaman hayatı zorlaştırabiliyor. Liv Hospital Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferah Ece “Uygun şekilde tedavi edilmeyen alerjik hastalıklar kronikleşebilir ve tedavisi daha güç hale gelebilir. Çünkü alerjinin etkilediği doku yeniden ve farklı bir şekilde yapılanmaya gider. Bunun sonucunda astım, kronik bronşit, kronik ürtiker, sinüzit gibi hastalıklar görülebilir” diyor. Prof. Dr. Ferah Ece bahar alerjisine karşı önerilerde bulundu.

Alerjisi Olanlar Bunlara Dikkat Edin

  • Evde ve içinde bulunulan ortamda sigara içilmemeli.
  • Lavaboların altı, duş ve banyo küvetinin çevresi, pencere eşikleri ile nemli olabilecek tüm alanların araştırılarak rutubet ve küften korunmalı. Bodrumlarda nem alıcı cihazlar kullanılmalı.
  • Havalanmış, yıkanmış perdeler, çarşaflar, yatak örtüleri kullanılmalı ve odaların her yerinin tozlardan ve alerjenlerden arındırılmış olması sağlanmalı. Filtreli elektrik süpürgesi kullanılmalı
  • Klimaların kullanımdan önce toz filtreleri değiştirilmeli.
  • Yastık kılıfı, çarşaf ve nevresim takımları haftada en az bir kez değiştirilerek yüksek sıcaklıkta yıkanmalı ve alerjik olmayan plastik hurçlarda saklanmalı. Özellikle yatak odalarından halı kaldırılmalı, diğer odalardaki halı boyutları da küçültülmeli.
  • Hamam böcekleri kapalı ortamlarda alerjiye neden olabilen etkenlerdir. Bunlardan kurtulmak için yerlere dökülen yiyecek kırıntıları düzenli olarak temizlenmeli, çöpler çok biriktirilmeden sık sık atılmalı.
  • Polen alerjisi olan kişiler polenlerin gün içinde havada en yoğun olduğu sabah saatlerinde evini havalandırmamalı. Polenler çamaşırlara yapışabildiğinden yine bu vakitlerde çamaşırlar dışarıda kurutulmamalı, yatmadan önce, vücuda yapışan polenlerden kurtulmak için duş alınmalı.
  • Evin bir parçası olan evcil hayvanların evden uzaklaştırılması mümkün olmadığından, en azından yatak odası ve mutfağın dışında tutulmalı.
  • Deodorant, kokulu mumlar, oda spreyleri ve tütsülerden kaçınılmalı.
  • Genetik şifresiyle oynanmış gıdalar alerjik hastalıkları tetiklediğinden her gıda mevsiminde yenmeli, turfanda meyve sebzelerden uzak durulmalı. Katkı maddeleri içerdiğinden hazır ve işlenmiş gıdalardan kaçınılmalı.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bilinçli hasta

Hangi Hastalık Neyin Habercisi

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Hangi Hastalık Neyin Habercisi

Vücudumuzda küçük veya büyük her aksaklık bir sağlık sorununa işaret ediyor olabilir. Habertürk’ten Ceyda Erenoğlu’nun haberine göre; bu belirtilerin asla görmezden gelinmemesi gerektiğine dikkat çeken Yeditepe Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yaşar Küçükardalı, hayat kurtaran açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Küçükardalı, her bir şikayeti, olası hastalıklarla açıkladı. Bu şikayetler, illa hasta olduğunuz anlamına gelmiyor ancak belirtileri gözden kaçırmamak ve tıbbi destek almak hayati önem taşıyor.

BU BELİRTİLERE DİKKAT!

* Başın ön bölgesinde basınç hissi

Genellikle sinüziti akla getirir. Ancak göz tansiyonu, kafa içinde ön kısımda yer işgal eden lezyon, bazı migren çeşitlerinde de bu his olabilir.

* Ensede ağrı ve basınç

Öncelikle tansiyon yüksekliği, sonra boyun omurgalarında kireçlenme, sinir basıları, kas spazmları gibi patolojileri düşündürür.

* Şakaklarda ağrı ve basınç duygusu

Gerilim tipi baş ağrıları, çene ekleminde kireçlenme olması, kulak önündeki tükürük bezinin hastalıkları, şakak bölgesindeki damarın mikropsuz iltihaplanması en sık rastlanılan sebeplerdir.

* Başta basınç hissiyle beraber görmede bulanıklık

Göz tansiyonu, gözün arka tabakalarında kanama, yırtılma olması.

HANGİ KANSER HANGİ BELİRTİLERLE GELİYOR?

* Görmede bulanıklık

Katarakt, gözün optik sisteminde bozukluk (miyop, hipermetrop, astigma) olması, şeker ve tansiyon hastalığına bağlı göz damarlarında hasarlanma olması, göz sinirinin hastalıkları, gözün saydam tabakasının (kornea) hastalıkları, kafa içinde görme merkezinin hastalığı durumlarındaki yakınmadır.

* Göz kararması

Tansiyon düşmesi veya yükselmesi, kan şekerinin düşmesi veya yükselmesi, tuz dengesinin bozulması.

* Cisimleri bir perdenin ardında görüyormuş hissi

Katarakt, miyop, hipermetrop, astigma gibi optik sistem ile ilgili hastalıklar.

* Görüntüye odaklanamama

Mercek sisteminde olan bozukluklar, görme sinirinin hastalıkları.

* Baş dönmesi

Tansiyon yükselmesi veya düşmesi, iç kulaktaki denge organının hastalıkları, sıvı noksanlığı, kansızlık, tuz dengesi bozuklukları, vitamin noksanlıkları, kafa içinde basınç artışı olması, görme bozuklukları, beyin sapının hastalıkları gibi durumlarda olur.

* Burun kanaması

Pıhtılaşma sistemi hastalıkları, kandaki pulcukların (trombosit) sayısının ve fonksiyonunun az olması, tansiyon yüksekliği, kan sulandırıcı ilaçların yan etkisi, burun içinde kılcal damar yumağının olması, ileri dönem karaciğer ve böbrek hastalığı olması, burun içinde infeksiyon olması.

* Burun tıkanıklığı

Gribal infeksiyonlar, burun allerjisi olması, burunda deviasyon, polip olması.

* Baş dönmesiyle beraber görülen burun kanaması

İlk akla gelmesi gereken tansiyon yüksekliğidir.

* Ani işitme kaybı

Kulak zarında travma ya da infeksiyona bağlı delinme olması, işitme sinirine toksik etkisi olan ilaçların kullanılması (aminoglikozit grubu antibiyotikler, aspirinin yüksek dozda kullanılması), yüksek desibelde sese maruz kalma (ses travması), Multipl Skleroz (MS) denilen hastalığın işitme sinirine zarar vermesi, işitme sinirinin tümör ya da başka nedenlere bağlı basıya maruz kalması gibi durumlar düşünülmelidir.

* Kulak çınlaması

İç kulakta bulunan kemikçiklerin kireçlenmesi, kalbin hızlı veya düzensiz çalışması, tansiyon yüksekliği, menier hastalığı durumlarında olabilir. Bazen de bütün araştırmalara rağmen nedeni ortaya konamayabilir.

* Diş eti kanaması

Ağız hijyeninin kötü olması, diş eti infeksiyonları, diş taşları, vitamin noksanlıkları (özellikle C ve K vitamini), pıhtılaşma sistemi hastalıkları, pıhtılaşma hücrelerinin sayısının veya fonksiyonunun az olması, karaciğer ve böbrek hastalıkları, nadiren kan kanserine bağlı pıhtılaşma sisteminin bozulması, kan sulandırıcı ilaçların yan etkisi.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar

web tasarım
seo
diyetisyen