Bizimle iletişime geçin

Bilinçli hasta

Daha Az Hastalanmak için Hareket Edin

Halit Yerebakan

Düzenleyen

on

daha az hastalanmak için

Yapılan araştırmalar, daha az hastalanmak için daha fazla fiziksel aktivite yapmamız gerektiğini gösteriyor. İşleyen demir nasıl pas tutmuyorsa, hareket eden beden de hastalık tutmuyor.

Havalar soğumaya başladı ve muhtemeldir ki daha da soğuyacak. Kış mevsimi, aynı zamanda kapalı alan mevsimidir yani havalar soğudukça alışveriş merkezleri ve benzer yerlerde çok daha fazla vakit geçirmeye başlayacağız. Ortamın ısı kaybediyor olması, yaz boyu açık olan pencere ve camların sıkı sıkı kapanmalarına sebep oluyor. Böylece hava sirkülasyonu gerçekleşemiyor ve ‘kirli’ hava solumak zorunda kalıyoruz. Şimdilerde herkes hasta. Sadece kendi çevreme baktığımda bile grip ve soğuk algınlığının ne denli yaygın olduğunu anlayabiliyorum. Grip ve soğuk algınlığı sıklıkla karıştırılan hastalıklardır. Soğuk algınlığının gripten en önemli farkı, daha hafif semptomlar gösteriyor olmasıdır. Yani grip olduğunuzda işinize dahi gidemezken, soğuk algınlığı yaşadığınızda hayatınıza devam edebilirsiniz. Bir diğer fark ise yüksek ateştir. Grip, yüksek ateşi de beraberinde getirir. Bu sebeple antibiyotik kullanımı grip vakalarında daha sık görülür. Ancak antibiyotik kullanımı söz konusu olduğunda en güvenilir merci, doktorunuz olmalıdır. Bulaşıcılığı sebebiyle girdiği ortamda bulunanları adeta sırayla etkisi altına alan gripten korunmanın yollarını bilmek ve okul gibi kontrolün zor olduğu ortamlarda kendilerini koruyabilmeleri için çocuklarınıza öğretmeniz gerekir.

GRİP AŞISI OLUN

Özellikle son yıllarda sıklıkla tartışılan bir konu olan grip aşısı, önerilerini araştırmalara dayandıran modern doktorlar tarafından tavsiye edilmeye devam ediyor. Grip aşıları virüsü taklit etme konusunda elbette her zaman kusursuz değil, ancak bu durumda bile hastalığı olması gerekenden çok daha hafif atlatmanıza yardımcı oluyor. Elbette kesinlikle herkesin aşı olması gerekir diyemeyiz. Hangi grupta olduğunuzu doktorunuza danışarak öğrenin ve aşı olmasında sakınca olmayan grupta iseniz mutlaka aşı yaptırın. Unutmayın, grip sebebiyle yaşanan ölümler; bunun son derece ciddi bir konu olduğunu ispatlar nitelik ve sayıda.

SPOR YAPIN

Havaların soğuması, spor yapmamak için öne sürülen bahanelerin başında geliyor. Oysa yapılan araştırmalar daha fazla fiziksel aktivite yapanların daha az hastalandıklarını gösteriyor. İşleyen demir nasıl pas tutmuyorsa, hareket eden beden de pas yani hastalık tutmuyor.

DÜZENLİ UYKU ÖNEMLİ

Yapılan araştırmalar, uyku esnasında bağışıklık sisteminin de güçlendiğini gösteriyor. Herkesin ihtiyacı olan uyku süresi, yaş ve benzer sebeplere göre değişiklik gösterir. Ancak kabul görmüş bir gerçek var ki; o da, sağlıklı her yetişkinin günde ortalama yedi saat uyuması gerektiğidir.

TIRNAKLARINIZI KESİN

Ellerinizi yıkamak yetmez… Temas ettiğiniz her yüzeye tırnaklarınız da değer ve ellerinizi yıkarken tırnaklarınızı -tam manasıyla- dezenfekte etmeniz neredeyse imkansızdır. Bu durumda, mikropların kolayca barınabileceği uzun tırnaklardansa, ellerinizi yıkarken dahi dezenfekte edebileceğiniz kısa tırnaklarınız olmalı.

STRES GRİBİ TETİKLER

Stres, çağımızın en büyük belalarından biri. Ne kaçıp kurtulmak mümkün, ne de o baskıyla yaşamaya devam edebilmek. Yapılan araştırmalar, sayısız hastalığın sebepleri arasında hatta ilk sıralarda stres olduğunu gösteriyor. Kronik ağrılardan depresyona hatta kansere kadar sayısız hastalığın sebebi ya da tetikleyicisi, stres. Grip gibi bağışıklık sistemine önemli görevlerin düştüğü hastalıklarla mücadelede stres, en kötü yol arkadaşıdır. Yapılan araştırmalar, stresin bağışıklık sistemini zayıflattığını gösterdi.

YÜZEYLERE DOKUNMAYIN

Uzmanlar, ortak kullanılan yüzeylerin çok kirli olduğunu, başkalarının elle dokunduğu yüzeylere dokunurken dikkat etmeniz gerektiğini söylüyorlar. Kapı açıp kapatırken kıyafetiniz veya kolunuzla ya da kağıt havluyla dokunun. Restoranlarda tepsi gibi servis gereçlerini tutarken peçete kullanın. Başkalarının dokunduğu yüzeylere dokunmaktan ne kadar uzak durursanız, hastalıklardan da o kadar uzak durursunuz.

ELLERİ SIK SIK YIKAMAK DEĞİL DOĞRU YIKAMAK DAHA ÖNEMLİ

Tüm bulaşıcı hastalıklardan korunmanın ilk ve altın kuralı ellerinizi temiz tutmaktan geçer. Bu konuda yapılan araştırmalar, kadınların ellerini erkeklerden daha fazla yıkadıklarını ancak her iki cinsin de aslında bu konuda yetersiz olduğunu gösteriyor. Buna göre, tuvaletten çıkan kadınların yaklaşık yüzde 78’i, erkeklerinse yüzde 50’si ellerini su ve sabunla yıkıyor. Bu, oldukça düşündürücü bir rakam. Ellerinizi yıkamak kadar, doğru yıkıyor olmak da önemli. Yapılan araştırmalar, ellerinizi yeterince dezenfekte etmenin yolunun en az 30 saniye yıkamaktan geçtiğini gösterdi. Ellerini yıkadıklarını söyleyenler üzerinde yapılan bir diğer araştırmada, su ve sabunun sadece parmak uçlarına temas ettiği gösterildi. Yani ellerimizi yıkamayı aslında bilmiyoruz! Bu araştırma esnasında en çok da baş parmağın yıkanmadığı ve mikrop yükünün en fazla bu parmakta olduğu tespit edildi.

YEDİKLERİNİZE KURUYEMİŞ EKLEYİN

Yedikleriniz, tüm vücut sağlığınızı korumak için son derece önemlidir. Doğru beslenmek, ihtiyaç duyulan vitamin ve mineralleri almak anlamına gelir. Bağışıklık sisteminizi yani hastalıklara karşı kullandığınız tek silahınızı, ihtiyacı olan vitamin ve minerallerle beslemeniz gerekir. Bunlar, en çok meyve ve sebzelerde bulunur. Konu beslenme olduğunda altın kural, çeşitliliktir. Tabağınızda farklı renkte sebzemeyve bulundurmaya çalışın ve bu karışıma biraz da çiğ kuruyemiş eklemeyi deneyin.

BOL SU İÇİN

Su içmek, hemen hemen tüm hastalıkların tedavisinde tavsiye edilen bir davranıştır. Bedenin tamamı incelendiğinde, cilt dışında tüm organların ıslak bir tabaka ile kaplı olduğu görülür. Bu ıslak tabaka, vücutta adeta bir kalkan vazifesi görür ve dışarıdan sızmaya çalışan her türlü istilacının içeri girmesini engellemeye yardımcıdır. Yapılan araştırmalar, yeterli miktarda su içmeyenlerin, enfeksiyonlara çok daha açık olduklarını gösterdi.

Hareket etmenin faydalarından bahsettiğimiz bir başka yazımız için buraya tıklayabilirsiniz.

www.sabah.com.tr’de orjinalini bulabileceğiniz bu yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bilinçli hasta

Mesane Kanserine Yol Açan Etkenler

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Mesane Kanserine Yol Açan Etkenler

Modern çağın korkulu rüyası kanser, her geçen gün daha fazla kişinin kapısını çalıyor. Onlardan biri de mesane kanseri. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Burak Özkanmesane kanserine erkeklerde kadınlara göre 3 kat daha fazla rastlandığını belirtirken, son yıllarda sigara tüketimine paralel olarak kadınlarda da görülme sıklığının arttığını söylüyor. Aile geçmişinde mesane kanseri öyküsünün bulunmasının ise eğer diğer risk faktörleri yoksa mesane kanseri riskini artırmadığını kaydeden Doç. Dr. Burak Özkan toplumda çok fazla bilinmeyen mesane kanserine yol açan etkenleri ve belirtilerini anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Kimi zaman fark ediliyor, kimi zaman ise gözle görülmeden sinsice sinyal veriyor. Dünyada kadın erkek her iki cinste görünürlüğüyle 11. sırada yer alan mesane kanseri, erkekleri tehdit eden 7. kanser türü. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Burak Özkan mesane kanserinin en çok idrarda kan görülmesi ile kendini belli ettiğini belirterek “Ağrısız olarak idrarda kan görülmesi (hem kişinin kendi gördüğü hem de gözle fark edilmeyen sadece idrar tahlilinde saptanan) en sık bulgudur. Başka yakınma olmadan sadece idrarda kan görülmesi veya idrar tahlilinde kan saptanması bu hastalığın en önemli belirtisi olup özellikle kişide risk faktörleri varsa mutlaka tam bir ürolojik değerlendirme yapılması gereklidir” diyor.

İdrar yolu enfeksiyonuyla karışabiliyor!

Hastaların diğer şikayetleri ise ani idrar isteği, idrar yaparken yanma ve sızlama, idrar sıklığında artış ve ilerlemiş hastalıkta böbreklerde ağrı ve böbrek fonksiyonlarında bozulma olabiliyor. Doç. Dr. Burak Özkan “Ani idrar isteği, idrar yaparken yanma ve sızlama ve idrar sıklığında artış aslında çok sık görülen ve genellikle idrar yolu enfeksiyonları veya prostat hastalıkları ile ilgili yakınmalar olup, bu durumların düşünülmediği durumlarda mesane tümörleri olasılığı da göz önünde bulundurulmalıdır” derken, mesane kanserinde ayırt edici en önemli özelliğin ağrısız kanama olduğunu vurguluyor. Bu hastalarda hem görüntüleme yöntemleri hem de sistoskopik değerlendirme yapılması gerekiyor.

Bu 3’lü mesane kanseri nedeni!

Tütün kullanımı

Mesane kanseri için en önemli risk faktörü sigara. Hatta tek başına bu kanserin yaklaşık yarısından sorumlu! Öyle ki sigara bırakılmış olsa bile hiç kullanmamış biriyle aynı risk seviyesine inmesi için 20 yıl geçmesi gerekiyor. Son yıllarda özellikle gençler arasında yaygınlaşan ve masum zannedilen nargile de kansere zemin hazırlıyor!

Kimyasal maddeler

Petrol, deri, metal, tekstil ve boya sanayii gibi kimyasal maddelerin yoğun olarak kullanıldığı yerlerde çalışmak da mesane kanseri riskini artırıyor. Hele bir de bu sektörlerde çalışan kişiler sigara içiyorsa risk çok daha fazla oluyor.

Fazla klor

İçme sularında fazla klor mesane kanserine zemin hazırlayan etkenlerden birisi. Fazla klorun yanı sıra, arsenik vb maddelerin de karsinojenik etkileri olduğu yapılan çalışmalarla ortaya konuluyor.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bilinçli hasta

Soğuk Hava Yüz Felci Riskini Artırabilir

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Soğuk Hava Yüz Felci Riskini Artırabilir

Soğuk havanın insan sağlığını hem olumsuz hem de olumlu etkileyen özellikleri var. Kış mevsiminin soğuk günlerinde; astım, KOAH, kalp hastalıkları ile solunum yolu enfeksiyonları ve yüz felciyle daha sık karşılaşılıyor. Bu nedenle işlerini yaparken soğuğa maruz kalan moto kuryeler ve taksi sürücüleri uyarılıyor. Bunun yanında soğuk havanın eklem ağrılarını azaltıcı, cildi sıkılaştırıcı, kilo vermeyi kolaylaştırıcı ve mutluluğu artırıcı yönlerinin de gözden kaçırılmaması gerekiyor.

Cildi Sıkılaştırıyor

Ödemi çözücü etkisinden dolayı gözenekler sıkılaşıyor ve cilt daha sağlıklı görünüyor. Uzun dönemde cilt kasları için egzersiz oluyor. Öte yandan, çok uzun süre soğuğa maruz kalınması cilt kuruluğuna neden olacağı için, bu şartlarda bulunan ya da çalışanların yüzlerini koruması ve yağ bazlı kremlerle nemlendirmeyi ihmal etmemesi gerekiyor.

Metabolizmayı Hızlandırıyor, Kilo Vermeyi Kolaylaştırıyor

Soğuk hava, metabolizmayı hızlandırdığı için yağ yakımını da hızlandırıyor. Dolayısıyla kış ayları kilo vermeyi kolaylaştırıyor. Ancak karbonhidrat ihtiyacı da artıyor. Kilo verebilmek için, dengenin korunması, karbonhidrat alımının kontrol edilmesi gerekiyor.

Serotonin Artıyor, Mutluluk Artıyor…

Soğuk havalarda özellikle sağlıklı kişilerin oksijeni bol bir bölgelerde hafif egzersiz yapması sonrasında, vücuda giren fazla oksijen serotonini de artırıyor. Bu da, insanlara, kendilerini mutlu ve enerjik hissettiriyor.

Soğuk Havaların Tetiklediği Hastalıklar Nelerdir?

Havalar soğumaya başladıkça özellikle soğuk algınlığı, grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarında artış gözleniyor. Soğuk havanın özellikle bazı hastalıklar açısından risk oluşturduğunu hatırlatan Yeditepe Üniversitesi Koşuyolu Hastanesi İç Hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Hakan Terekeci, istatistiklerin, soğuk havalarda kalp hastalıkları riskini 2-3 kat arttığını paylaşıyor. Özellikle, güvenlik görevlileri, polisler, askerler, inşaat işçileri, çiftçiler gibi açık havalarda çalışmak zorunda kalan mesleklere sahip kişilerin daha dikkatli olması gerekiyor.

Bununla birlikte soğukların her hastalık ve her yaş grubundaki kişileri farklı şekilde etkileyebildiğini de belirten Doç. Dr. Hakan Terekeci, soğukların tetiklediği hastalıkları şöyle sıralıyor…

KOAH-Astım

Soğuk hava özellikle, nefes darlığı, hırıltılı solunum gibi astım semptomlarının en önemli tetikleyicilerinden birini oluşturuyor. Kış ayları, artan hava kirliliğiyle birlikte, hem astım, hem de KOAH hastaları açısından risk oluşuyor. Dolayısıyla bu kişilerin çok soğuklarda dikkatli olması, ilaçlarını düzenli alınması ve KOAH’a kalp hastalığı eşlik ediyorsa dışarı çıkmaması alınabilecek önlemler arasında yer alıyor. Dışarı çıkılacaksa da burun ve ağzın uygun şekilde örtülmesi gerekiyor.

Solunum Yolu Enfeksiyonları

Özellikle zatürre, bronşit, sinüzit, tonsilit gibi enfeksiyon kaynaklı hastalıklar için soğuk hava bir risk oluşturuyor. Çünkü, soğukta, nezle girip gibi viral hastalıklar daha sık görüldüğünden, bağışıklık sistemi zayıf kişilerde, nezle ve gribin üzerine zatürre eklenebiliyor. Alınabilecek önlemlerin başında ise, özellikle bağışıklık sistemini güçlendirmek ve çok soğuk havalarda dışarı çıkmamak geliyor. Doç. Dr. Hakan Terekeci, korunmak adına D vitamini düzeylerine bakılmasını ve yetersizse de hekim kontrolünde takviye alınmasının yararlı olacağını belirterek, “Ayrıca dengeli beslenmeye de dikkat etmek, fazla karbonhidrat, şekerli ürünlerden uzak durmak, protein alımını artırmak da bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı oluyor” diyor.

Yüz Felci

Soğuk hava yüz sinirlerini etkileyerek, yüz felci riskini de artabiliyor.  Bu nedenle özellikle, taksi şoförleri, motokurye gibi araç kullanmak zorunda kalarak, uzun süre soğukla direk temas halinde olan kişilerin daha fazla dikkat etmesi, yolda giderken camların açılmaması, yüzün mutlaka korunması ve kapatılması gerekiyor.

Kalp Hastalıkları

Damarlardaki spazm ve büzülmeye bağlı olarak, özellikle kışın kalp krizlerinde artış görülüyor. Ayrıca, soğuk hava, kan basıncını arttırıp kalbe daha fazla baskı yapabiliyor; vücut ısısını korumak isteyen kalp daha fazla çalışıp yorulabiliyor. Dolayısıyla özellikle kalp hastaları soğuk havalarda mümkün olduğunca evlerinden çıkmaması ya da kendilerini sıcak tutacak giysilerle korunması önem taşıyor.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Bilinçli hasta

Burun Kuruluğuna Pratik Çözümler

Basın Bülteni

Düzenleyen

on

Burun Kuruluğuna Pratik Çözümler

Kışın gelmesiyle beraber kaloriferler yanmaya başladı ve çok açılan kaloriferler, kuru hava ile birlikte burun kuruluğu, burun tıkanıklığı hatta burun kanamalarına kadar gidebilen problemlere sebep olabiliyor. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Denizhan Dizdar, ‘Günde en az iki litre su için, nemlendiricilerden, spreylerden ve buhar tedavisinden faydalanın’ diyor.

“Burun içi kuruduğunda, rahatsız edici ve bazen ağrılı olabilir. Kuru bir burun için, buhar inhalasyonu, nemlendirici ve burun spreyleri veya burun yıkamaları kullanılabilir. Kuru bir burun genellikle zararsızdır. Bununla birlikte, tedavi edilmezse, kaşıntı, yanma, kabuklanma, burun kanaması, tıkanıklık gibi rahatsız edici semptomlara neden olabilir. Buna engel olabilmek için evinizde yapabileceğiniz pratik çözümler mevcut” diyen Altınbaş Üniversite Hastanesi Medical Park Bahçelievler Kulak Burun Boğaz Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Denizhan Dizdar, burun kuruluğunu engelleyebilmek için pratik yöntemleri anlattı…

Odanızı Nemlendirin

Nemlendiriciler, burun tıkanıklığını hafifletmeye yardımcı olabilir. Nemli ortam, burun tıkanıklığını hafifleten ve sinüslerin düzgün bir şekilde drenajını sağlayan nazal geçişi nemli tutmaya yardımcı olur. Nemlendiriciler, evlerde ve ofislerde klima ve merkezi ısıtma nedeniyle kaybedilen nemin yerini alabilir. İdeal olarak, bir kişi her ikisi de sağlığa zararlı olabilecek küf ve bakteri üremesini önlemek için nemlendiricilerini her gün temizlemelidir. İdeal nem oda sıcaklığına bağlı olarak yüzde 30-50 arasında değişmektedir. Daha yüksek nem seviyelerinin, belirtileri daha da kötüleştirebilecek toz akarlarının ve diğer alerjenlerin büyümesini destekleyebileceğini belirtmek önemlidir. Bağıl nemi ölçen bir cihaz olan bir higrometre, bir kişinin nemlendiricinin ne zaman ve ne zaman kullanılacağına karar vermesine yardımcı olabilir.

Buhar Soluyun

Nemlendiriciye erişimi olmayan insanlar, buharı; sıcak su torbası, sıcak duş, banyo veya saunadan sağlayabilirler. Bununla birlikte, buhar inhalasyonunun yararları geçicidir. Cildi yakmaktan kaçınmak için suyun kaynamadığından veya aşırı sıcak olmadığından emin olunmalı.

Bol Su İçin

Çok az su içmek, nazal pasajlar dahil olmak üzere vücudun dokularını kurutabilir. Burnun nemli kalması için en iyi yol, günde en az 2 litre su içmektir.

Tuzlu Burun Spreyleri İle Burnunuzu Yıkayın

Tuzlu burun spreyi, kuru bir burun için yardımcı olabilir. Tuzlu burun spreyleri burun pasajlarını nemlendirir. Bu, mukus akışını iyileştirmeye yardımcı olur ve iltihaba neden olmadan önce toz, kir ve polen gibi tahriş edici maddeleri temizler.

Tuzlu burun spreyleri eczanelerden alınabilir. Her zaman bu ürünlerin ambalajını dikkatle okuyun ve talimatları takip ettiğinizden emin olun. Alternatif olarak aşağıdakileri kullanarak evde tuzlu sprey yapabilirsiniz:

Malzemeler

  • Nazal pasajları tahriş edebilecek koruyucu içermeyen iyotsuz tuz
  • Karbonat
  • Bir bardak içme suyu
  • Küçük ince bir sprey şişesi veya 50 cc.’lik boş şırınga (iğnesiz)

Salin Solüsyonu Yapılışı (Yetişkinler için)

  1. Üç çay kaşığı tuzu bir çay kaşığı kabartma tozuyla karıştırın ve karışımı küçük hava geçirmez bir kapta saklayın.
  2. Bir çay karışımı suya ekleyin
  3. Çözeltiyi sprey şişesine veya şırıngaya dökün.

Kullanım Şekli

  • Başı öne doğru eğin, burun içinden yavaşça nefes alın ve solüsyonu her burun deliğine bir veya iki kez püskürtün.

Konuyla ilgili farklı bir yazıya burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Okumaya Devam Et

Öne Çıkanlar